Ara
16
2007
|
Kuraklık |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Pazar, 16 Aralık 2007 |
Okunma: 655 kez
Kuraklık, canlıların yaşamı üzerinde çok büyük olumsuz etkileri olan, insanların çeşitli etkinliklerini sınırlayan önemli ekolojik sorunların yaşanmasına neden olan ve her an afete dönüşebilen bir klimatolojik-meteorolojik doğal tehlikedir.
Çok yavaş gelişerek belirli bir süreçte oluşan bu doğal olayın, devam süresi uzadıkça sonuçları da çok tehlikeli boyutlara ulaşmaktadır.
( www.genbilim.com )
Esas olarak yağış yetersizliğine bağlı olarak su azlığıyla ortaya çıkan
kuraklık, üretim düşmeye, yetersiz beslenmeye, sonuçta kıtlık, açlık ve
ölümlere neden olabildiğinden çok önemli sosyal ve ekonomik sorunların
yaşanmasına neden olmaktadır.
Özellikle son yıllarda, yaygın ve
şiddetli bir biçimde dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi, ülkemizin
de bazı yerlerinde etkili olan kuraklığın, bugüne kadar her yerde
geçerli olabilecek bir tanımı yapılamamıştır. Hâlbuki kuraklıkla
ilgili yapılacak çalışmalar için kesin ve yansız bir tanıma ihtiyaç
vardır.
Ancak bütün tanımlarda, iklim dalgalanmalarına bağlı
yağış yetersizliği bu olayın temel nedeni olarak gösterilmektedir.
Bunun için genellikle yağış yetersizliği nedeniyle, doğal su
varlığının (yeraltı ve yerüstü suları) belli bir süreçte, bölgesel
boyutta ve önemli ölçüde ortalama değerlerin altına düşmesiyle oluşan
su açığı şeklindeki kuraklık tanımı, bugün için en yaygın ve en geçerli
olanıdır.
Burada belirli bir süre içinde ölçülen yağış
değerleriyle, uzun yıllar boyunca saptanan yağış değerlerinin
ortalaması arasındaki sapma, yağış yetersizliğini belirlemekte ve bir
ölçü olarak alınmaktadır. Ancak yalnızca yağış miktarında görülebilecek
bir azalmanın, doğrudan su yetersizliğine, dolayısıyla kuraklığa neden
olabileceğini söylemek de doğru değildir. Yani her yağış azlığı, her
yerde kuraklığa neden olmayabilir. Kuraklığa karar verebilmek için o
yerdeki sıcaklık, yağış miktarı ve yağış rejimi ile zemin özelliğine
bağlı buharlaşma koşulları, birlikte dikkate alınmalıdır.
Havanın
herhangi bir andaki bulundurduğu nemin ifadesi olan havanın nemlilik
derecesi ile, yağış miktarı, buharlaşma + terleme (evapotranspirasyon)
sonucu kaybedilen su miktarı arasındaki ilişkiye bağlı olarak ortaya
çıkan zeminin nemlilik derecesi, kuraklığın belirlenmesinde iki önemli
etkendir. Genellikle bunların arasındaki ilişki çeşitli kuraklık indisi
ya da yağış etkinliği formülleri ile belirlenerek; nemli, yan-nemli,
yan kurak, kurak ve çöl bölgeleri'nin iklim koşulları tespit edilmekte,
ancak ondan sonra bir yerde kuraklığın yaşanıp yaşanmadığı ortaya
konabilmektedir Bu yolla dünyanın kurak ve yarı kurak bölgeleri
belirlenmiştir.
Kuraklık konusunun anlaşılabilmesi için, ilk
olarak birbirine karıştırılan, kuraklık (drought), kuraklaşma (aridity)
ve çölleşme (desertification) kavramlarının ne ifade ettiğinin çok iyi
bilinmesi gerekir.
Kuraklık; yağış azlığına ve diğer görülemeyen
bazı nedenlere bağlı olarak belirli bir süreçde gelişmekte ve geçici
bir süre devam etmektedir. Bu süreç birkaç ay, hattâ birkaç yıl
sürebilen su açığı periyodudur. Ayrıca dünyanın kurak ve yarı kurak
bölgelerinde görülebildiği gibi, nemli bölgelerinde de
görülebilmektedir. Kısaca kuraklık veya su yetersizliği, belirli bir
süreçte sıcaklık ve rüzgârın kurutucu etkisiyle ortaya çıkan
buharlaşma ve terleme (evapotranspirasyon) nedeniyle zeminde su
açığının ortaya çıkması ve bu açığı karşılayacak yağışın
gerçekleşememesidir.
Kuraklaşma; genellikle ortalama yağıştaki
azalma ya da, kullanılabilir suyun yetersizliğine neden olan ve
süreklilik gösteren iklim koşullarının ifadesidir. Yani kuraklaşmada,
daha kesin bir anlam ve bir devamlılık vardır. Bu koşul lar genellikle
çöl bölgelerinde görülmektedir.
Çölleşme; Çölleşme, insanların
yaşadıkları yerlerde, çeşitli doğal beşerî etkenlerle ortaya çıkan ve
yağış azalmasına bağlı olarak beliren kuraklığın ileri boyutlara
ulaşması olarak kabul edildiği için, bu kitaptaki "çöl" kavramından
sıcak çöller, çölleşme kavramından da bunların oluşum süreci
kastedilmiştir. Çölleşme, sürekli bir yaşamın bulunmadığı ve özellikle
yağış yetersizliği nedeniyle bolluk ve bereketten yoksun bir bölgenin
(çöllerin) oluşumu için geçen süreçtir. Çölleşme, daha çok yıllık
ortalama yağışın 250 mm'den daha az olduğu, çöllere komşu, kurak ve
yarı kurak kenar bölgelerde, çok uzun bir süre devam eden kuraklık
sonucunda oluşmaktadır.
Suyun bulunduğu vahalar dışında çöl
bölgeleri, insanların yaygın olarak yaşadığı yerler değildir. Çünkü
buralardaki nem eksikliğinin ve yüksek sıcaklığın; toprak yapısında,
biyolojik varlıklar üzerinde, arazi yapı ve şekli üzerinde yarattığı
olumsuzluklardan dolayı insanların hayatî etkinliklerini sürdürmeleri
mümkün değildir.
Çölleşme kavramıyla kuraklık kavramı genellikle
birbirine karıştırılmaktadır. Kuraklık kısa süreli bir sorun olarak
değerlendirilebilir. Çölleşme ise daha knoriktir ve uzun sürelidir.
Ancak kuraklık uzun süreli değilse, doğrudan çölleşmenin tek nedeni
değildir. Çünkü belirli bir kuraklığın yaşandığı dönemden sonra yeterli
yağışlar görülmeye başladığında, kuraklık sona ermekte, biyolojik
çeşitlilik eski durumuna dönebilmektedir.
Şüphesiz en önemli
ekolojik sorunların başında çölleşme gelmektedir. Bu konuyla ilgili
olarak üretilen dünyasal boyuttaki haritalarda, çok geniş alanların,
değişik derecelerde çölleşme riski altında bulunduğu görülmektedir.
Bu
konudaki çalışmalardan Dünya'da, çölleşmeden 65 milyon hektarlık
birinci sınıf tarım arazisinin etkilendiği, bundan da 1 Milyar
civarındaki nüfusun risk altında olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır.
Sık
sık kıtlıkla çölleşme arasında da bir bağ kurulmaya çalışılmaktadır.
Kıtlık, doğrudan ve sadece kurak koşulların sonucu değildir. Şüphesiz
besin azlığı diğer bazı nedenlerin yanında büyük ölçüde kuraklık ve
çölleşmeden de kaynaklanabilir. Ama bunun daha birçok nedenleri vardır.
Dünyadaki çöller genel olarak beş geniş alanda yer almaktadır.
Büyük Sahra ile doğuya doğru yayılan Arabistan ve Orta Asya Gobi, Faklamakan çölleri
Namib Çölü, Karroo, Kalahari (Güney Afrika) çölleri
Atakama, Patagonya (Güney Amerika) çölleri
Mojave, Sonoran (Meksika ve Güney Batı ABD) çölleri
Avustralya'nın iç kesimlerindeki çöller
Bütün
çöller çok sıcak ve güneşli değildir. Bazı kıyı çölleri kabul
edilebilir bir bulutluluğa sahiptir ve özellikle de buralarda alçak
bulut ve sis görülür. Ancak yine de bu kıyı çölleri dünyanın en kurak
yerleridir. Çünkü bu çöller soğuk su akıntılarının etkili olduğu
bölgelerde bulunmaktadır. Bunun için bu tip çöller, soğuk çöller
olarak anılır.
Örneğin; Atakama (Şili-Peru), Kıyı Sahra
(Kuzeybatı Afrika) Namib Çölü (Kuzeybatı Afrika) ve Sonaran Çölü
(Kaliforniya) bu tip çöllere örnektir.
Atakama Çölünün bazı
bölgelerinde bugüne kadar hiç yağış ölçülmemiş-tir. Son yüzyılda
ölçülemeyecek derecede az yağış görülen yerler ise, Afrika ve Şili'deki
çöllerin bazı kısımlarıdır. Buralarda yıllık yağış, toplamı 8 mm
civarındadır.

Etiketler:
Bilimler
Jeoloji
Kuraklık
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|
İlgili Makaleler
İlgili makale bulunamadı... |
|