Okunma: 2409 kez
Tüm canlı birimler -canlı olup olmadıkları konusunda ortak bir görüş bulunmayan virüsler de dâhil olmak üzere- programlarının, yani bir nevi kaderlerinin yazılı olduğu bilgiyi kendi içlerinde, 50’li yıllarda çift sarmal yapıda olduğu bulunarak moleküler biyoloji ve genetik çağının başlamasına neden olan DNA molekülü aracılığı ile saklamaktadırlar.
( www.genbilim.com )
Son
çeyrek yüzyılda bu alanda ışık hızına yakın bir hızla meydana gelen gelişimler
artık toplum tarafından izlenemeyecek, takip edilemeyecek bir düzeye gelmiştir.
İzleyebilenlerin sahip oldukları doğru bilgiler de ne yazık ki basın yayın
organlarının tiraj kaygısı ile yaptıkları sansasyonel, saptırıcı haberler ile
birlikte karman çorman edilmekte ve böylece bilimsel bilginin popülerleşmesi,
topluma indirgenmesi de zorlaşmaktadır. Katıksız bilimsel bilgi birikimin
toplum tarafından anlaşılacak düzeyde aktarılmasını sağlayacak kurumların,
dergi-kitapların, bireylerin sayısının artması daha sistematik, sorgulayıcı,
mantıklı-bilimsel düşünebilen, gelişkin, ilerlemeci bir halkın oluşmasına neden
olacaktır. Ve bu da örneğin genetik kopya koyun Dolly’nin 6 yaşındaki ikizinden
şıp diye 6 yaşında olarak meydana getirildiğini zanneden kişilerin sayısında
azalma meydana getirecektir.
Yazımız,
odak noktamız, göz bebeğimiz, bizi biz yapan, kendimizi keşfetme yolculuğumuzda
en büyük dönüm noktalarından biri olan DNA molekülü hakkında olacak. DNA’nın
ne, nerede olduğundan ziyade onun evde, kendi olanaklarımızla nasıl elde
edilebileceğini, sırasıyla aşamalarını, neyin hangi amaçla yapıldığını
sorgulayarak göreceğiz.
Peki,
DNA’yı neden çıkarılır? DNA ile ne yapılabilir?
DNA
molekülü birçok nedenden dolayı hücre çekirdeklerinden çıkartılır. Saf DNA çıkarımı
örneğin yeni doğmuş bir bebeğin genetik hastalığı olup olmadığını test etme,
adli vakalar için analiz yapma veya herhangi bir hastalıkla ilgili genler
hakkında çalışmalar yapılabilmesi gibi aklınıza gelebilen birçok amaç için
yapılması gereken ilk adımdır.
Evde
kendi DNA’mızı çıkarabilmek için ilk önce DNA’ya sahip bir şeylere ihtiyacımız
olacak. Ispanak, et, çilek, bezelye vs gibi... Genetiğin babası Mendel’e atfen
biraz bezelye bulalım ve deney tarifimize başlayalım.
Aşama–1: Bezelye hücrelerini birbirinden ayırabilmek için
ilk önce bir karıştırıcı (mixer/blender) buluyoruz ve yarım fincan bezelye (100
ml), bir fincan kadar soğuk su (200 ml) ve 1/8 çay kaşığı sofra tuzunu 15–20
sn. kadar mikserde bezelye-hücre çorbası
haline gelene kadar karıştırıyoruz.
—Yüksek
hızda karıştırmamızın amacı hem bezelye hücrelerini mikserin sağladığı fiziksel
kuvvet etkisi ile birbirinden ayırmak hem de bezelye hücrelerinin duvarlarını
parçalamaktır.
—Tuz
eklemekteki amacımız ise deneyin ileri aşamasında ekleyeceğimiz etil alkol ile
DNA’nın katılaşıp görünür olması ve çökelti haline getirmektir.
—Soğuk
su ise DNA’nın çıkartımı süresince enzimatik reaksiyonlarla zarar görmesini
azaltacaktır. Çünkü deterjan ekleme aşaması ile çekirdek zarı parçalandığında
DNA, sitoplazmada DNA’ya zarar veren enzimler ile karşı karşıya kalacaktır.
Aşama–2: Hücre çorbamızı elde ettikten sonra çorbamızı bir
süzgeç aracılığı ile yeni bir kaba boşaltalım. Boşalttıktan sonra 2 servis
kaşığı (30 ml) sıvı deterjanı kaba ekleyip iyice karıştıralım sonra da 5–10 dakika
reaksiyonun gerçekleşmesi için bekleyelim. Daha sonra da temiz tüp veya
bardaklarımıza 1/3’ü dolu olacak şekilde karışımımızı dökelim.
Gerçekleşen reaksiyonla birlikte hücre ve çekirdek
zarları parçalanır
Çekirdek içerisindeki DNA’ya
ulaşabilmek için deterjan kullandık. Peki, deterjan bu işlemi nasıl
gerçekleştiriyor?
Kirli, yağlı ellerimizi
yıkadığımız sabunları düşünelim. Sabun molekülleri ne yapmaktadır da yağ
moleküllerini uzaklaştırmaktadır?
Yağ ve sabun (deterjan)
molekülleri suyu seven (hidrofilik) ve sevmeyen (hidrofobik) iki kısımdan
oluşmaktadır.

Suya atılan yağ veya sabun
molekülleri kendilerini küreler (hidrofilik olan baş kısımları dışarı,
hidrofobik olan kuyruk kısımları içe doğru ) oluşturacak şekilde düzenlerler.
Ayrıca bir sabun molekülü yağ molekülüne yaklaştığında benzer yapıda
olmalarından dolayı birleşebilirler.
Bir
hücre zarı içerisine proteinlerin gömülü olduğu iki katlı yağ moleküllerinden
oluşur.
Bir
deterjan molekülü hücreye yaklaştığında zardaki yağ ve protein moleküllerini
yakalar ve onlarla birleşir. Bu da zarın parçalanmasına neden olur.
Aşama–3: Bu aşamada hücresel çorbamızda bulunan proteinleri ve DNA’yı koruyan,
saran proteinleri (Histonlar) parçalamak için tüp(ler)deki karışımımıza
proteinleri parçalayıcı enzim (proteazlar) ekleyeceğiz. Enzim olarak ne
kullanmamız gerekir diye sorulacak olursa ananas suyu veya lens silme
çözeltilerini kullanabiliriz. Birkaç damla enzim koyduktan sonra yumuşak bir
şekilde tüpümüzü karıştırıyoruz. Yavaş bir şekilde karıştırmaya özen
göstermeliyiz. Aksi takdirde DNA’mızı kırabiliriz.
Aşama–4: Enzimimizi de tüpümüze
ekledikten sonra %70’lik etil alkolden (70 ml saf etil alkolün 100 ml’ye saf
suyla tamamlanması ile de elde edilebilir.) tüpümüze tüp içerisindeki hacim
kadar dökelim. Alkol yoğunluk olarak daha hafif olduğundan hücresel çorbamızın
üzerinde bir katman oluşturacaktır.
Bu aşamada hücresel
çorbada bulunan DNA molekülleri yukarıya, alkol tabakasına yükselecek; protein
ve yağ molekülleri ise dibe doğru, sulu kısma doğru hareket edecektir. DNA’nın
üst katmanda kümeleşmeye başladığını göreceksiniz.
DNA molekülleri alkolde çözünmediğinden bir araya
gelerek kümeleşir.
Ve işte DNA’mız..
Alp Eren Halim KILIÇ
Yararlanılan Kaynak: How to Extract DNA from Anything Living, The University
of Utah, Genetic Science Learning Center, 2007, http://gslc.genetics.utah.edu/units/activities/extraction/

Etiketler:
Bilimler
Genetik
Kendi DNAnı Kendin Çıkar
|
| 1 | Süper! 
Blue Spirit 2008-01-09 12:53:38 Bilim uğruna yapmayacağım şey yok.Çok hoşuma gidiyo hemen deneyeceğim.Tebrikler Başarılarınızın devamını dilerim.Yazılarınızı takibe devam. Saygılarımla...
|
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |