Okunma: 310 kez
Birkaç gündelik sözcükten yola çıkıyorum. Hepimizin, hemen her zaman kullandığımız türden sözcükler seçiyorum. Sözcüklere yüklediğimiz kavramları irdeliyorum. Amacım bu karşıt kavramların sınırlarını çizmek, onları siyah beyaz bir düzeye indirgemek.
‘Siyah’ ve ‘Beyaz’ ile başlayalım.
Fiziksel tanımlamada bunların her ikisi de renk değil. Evet, siyah da,
beyaz da renk değil. İlki renksizliği; geriye, göze yansıyan bir ışığın
olmayışını, diğeri ise tüm renk spektrumun karışımını simgeliyor.
Siyahla beyaz arasında ise, bilgisayar teknolojisine göre, sayısal
olarak 16 milyon renk var. Hoş, gözümüz bu kadar çok rengi,
aralarındaki ayrımı algılayamıyor ama olsun. O kadar çok renk var, bu
kesin.
İnsan düşüncesinde siyah ile beyaz birbirinin tam tersi olan iki ‘Karşıt kavram’a
uyuyor. Üstelik bu iki karşıt kavram yerli yerine o denli oturmuş ki...
Kimse mecaz kullanımına girmediğinde siyahı ya da beyazı sorgulamıyor.
Keşke tüm sözcüklerin yüklendikleri kavramlar/anlamlar bu kadar açık
seçik olabilseydi!
Düşün gücümüzü harekete geçirmek için dilerseniz üç örnek vereyim: Biri ‘Güzel’ ikincisi ‘Hasta’ sonuncusu ‘Normal’ olsun.
Dilimizde ‘Güzel’ karşıtı ‘Çirkin’, ‘Hasta’ karşıtı ‘Sağlıklı’ ve yabancı kökenli olan ‘Normal’ karşıtı ise ‘Anormal’. Verdiğim örnekler günlük yaşamımızdaki sıradan, üzerinde pek de durmadan kullanageldiğimiz sözcüklerdir.
“Güzel bir şiir okudum.”
“Amma çirkin kız!”
“Davranışlarından hasta olduğunu anladım.”
“Görünüşü bana sağlıklı olmadığı izlenimini verdi.”
“Yoncanın üç yapraklı oluşu normaldir.”
“Şizofreni anormal bir ruhsal durumdur.”
Bu
örneklemelerden sonra, bir an düşünmeye çağırıyorum sizleri:
Güzel-çirkin, sağlıklı-hasta, normal-anormal sözcükleri ile günlük
yaşamınızda kullandığınız tümceleri anımsamaya çalışın. Sonra bu
sözcüklerin siyah beyaz kavramsal tanımlarını yapmayı deneyin. Sanırım
grinin her tonu içinde değişen bir spektrumda bulacaksınız kendinizi.
Çünkü bu kavramlar görecedir. Bir hareket noktanız, bir varsayımınız
olması gerekir bu kavramları kendiniz için ya da usunuzda
tanımlayabilmek için.
Neye göre güzel? Hangi kriterlere göre
çirkin? Neden hasta? Sayrının bittiği yer neresidir ki orada sağlık
başlar? Neye göre normal ya da anormal?
Anormal olanı
tanımlayabilmek için normali tanımlamanız gerekiyor. Sağlıklı olmayı
tanımlamalısınız ki hasta tanımı belirginleşsin. Çirkini
tanımlamalısınız ki güzel bulunsun. Sonra bir de bu kavramları, içine
bulunduğumuz zamandan çıkarıp, insan ve düşün tarihi içinde ele almakta
yarar var. Öyle ya, bu kavramlar siyah beyaz değil, değişken ve akışkan
bir nitelikteler. Bugünün güzel’i bakalım 3-4 yüzyıl önce de güzel
sınıfında mıydı? Şimdi normal olan, yüzyıl önce de normal miydi?
Göreceliğin yadsınamayan bir de zamansal boyutu var, kısacası.
Doğa
bilimlerinde kullanılan tanımlar daha açık seçik, matematiksel
formüllere indirgenebilecek bir doğruluk ya da siyah beyaz bir
gerçeklik içeriyorlar. Fiziksel tanımlarda tüm değişmezler (sabiteler;
konstantlar) ve varsayılan temel koşullar öncelikle ortaya konuluyor.
Örneğin: Su, deniz düzeyinde, 1013 mbar hava basıncında, ısıtıldığında
buharlaşma noktası 100 Santigrad, soğutulduğunda donma noktası 0
Santigrad’tır deniyor.
Gelin şimdi, uygulayın bakalım böyle bir yöntemi güzel, hasta, normal. Önünüze çıkacak ilk düşün aşamasında kendinize soracağınız soruyu duyar gibi oluyorum: Neye göre güzel, ya da daha güzel?
boyutunu Daha pek çok elle tutamadığımız, kaygan, değişken kavramlar var. Dilediğiniz kadar çoğaltabilirsiniz bunları. x, y, z boyutuna t‘Zaman’ı
da katarak dört boyutlu bir düşün ortamı yaratmak koşuluyla kavramları
irdelemek felsefeyle içiçe bir uğraş olsa gerek. Estetiği, tüm bilim
dallarını, yazın ve sanat ekinini felsefenin penceresinden görmek bize
daha eleştirel olmanın, daha güzeli, en doğruyu, gerçeği bulmanın
yolunu açacaktır.
Bakın işte şu anda bile göreceli bir sözcük çıkmış kalemimden: en doğruyu bulmak. Sizce ‘Doğru’ ‘Daha doğru’ ve ‘En doğru’ nedir? Deneyin lütfen; kendiniz için Yanlış’ı ya da Doğru’yu
tanımlayın. Sonra merak edip sorun; bu iki karşıt ve görece kavram için
ortaya koyacağınız tanımları kaç kişi benimseyecek ya da sizinkinden
daha iyi bir tanım öne sürecek.
Daha iyi... Daha güzel... Daha... En iyisi bu yazıyı burada sonlamak, yoksa karşıt ve görece kavramlar peşimi bırakmayacaklar.
M. Halit UMAR

Etiketler:
Bilimler
Felsefe
Karşıt Kavramlar ve Görecelik
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |