GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Felsefe arrow Hangi Kader Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Ara 15 2007
Hangi Kader Yazdır E-posta
(0 Oy)



Erol ERDOĞMUŞ   
Cumartesi, 15 Aralık 2007
Okunma: 264 kez

“Kader yok, her şey tesadüf…” “Kader var: Kimin/neyin –özne’nin-, ne zaman, nerede, nasıl, niçin, ne yapacağı, ne ile karşılaşacağı önceden belli. Çünkü, Tanrının bilgisi dışında değil. Tanrının bilgisi dışında olmadığına göre, kesin ve önceden belli” “Kader dedüktiftir –tümdengelimlidir-. En üstün güçten –Tanrı’dan- gelir, değiştirilemez. İnsanın kaderini değiştirmeye çalışması, Tanrıya karşı çıkmaktır”
“Kader indüktiftir –tümevarımlıdır-. İstenen –kişi, olay, nesne, kavram-tüm’e; genel’e onaylatılarak benimsetilirse değiştirilebilir. Birey insanın borcu, kaderini değiştirerek kendini geliştirmektir”

Bu dört kader’den hangisini, hangi duygu ve düşüncelerle seçer; benimseriz?

KADER YOK, HER ŞEY TESADÜF

Rasgelelik –kaos- kavramına uygun bir tesadüf egemen mi evrende? Eğer; taştan topraktan, her tür metalden senin ve benim bedenlerimiz büyüklüğünde heykellerimiz mekanik işlemlerle tornadan çıkarılabilseydi –ki yapılabilir-; hangisi senin ve benim bedenlerimizin olağanüstü yapısında ve işleyişinde olabilirdi? Hiç biri… Olamazdı! Tesadüften söz edilebilir mi hiç?

KADER DEDÜKTİFTİR, DEĞİŞTİRİLEMEZ

Kader; Tanrının canının istediğine, canının istediğini vermesi, lutfetmesidir. Kimin akıllı, kimin akılsız; kimin güzel, kimin çirkin; kimin zengin, kimin yoksul olması gerektiğini keyfine göre belirlemesidir. Kader Tanrısal keyfiliktir.

KADER İNDÜKTİFTİR, DEĞİŞTİRİLEBİLİR

Mağara devri insanı kaderin değiştirelemeyeceğini, düşünmekte haklıydı. Binlerce yıl sonraki torunları rolünde bulunan bizler; evrenin organik/ inorganik, bilinçli/mekanik enerjiden oluştuğunu; maddenin ve enerjinin yoktan var edilemediğini, yok da edilemeyeceğini biliyoruz.

Ne’yi, ne zaman, nerede, nasıl, niçin yapması gerektiğini düşe kalka; deneye yanıla öğrenip beceri kazanan ve becerisini bilinçaltı potansiyeline DNA olarak katan ve kuşaktan kuşağa aktaran organik maddenin bilinçli enerjisi GEN; hem maddenin canlı bir organizma oluşturmasını mümkün kılan işlevsel süreçlerin belirleyicisi, hem de aynı zamanda bu süreçlerin vücut bulduğu madde ortamının kendisidir.

Seni ve beni oluşturan organik maddenin ve bilinçli enerjinin, sonsuz yıl önceki ve sonraki durumu ne idi, ne olacak? Yok olmadığı ve olmayacağı kesin. Sonsuz büyük evrenin, sonsuz küçük parçaları olan sen ve ben; Darwin’in hakkını yemeyelim; düşe kalka, deneye yanıla ve böylece gelişe gelişe nerelerden bugünlere geldik? Daha sonraları nerelerde nasıl olacağız? Bir parçacığı olduğumuz evrenin yasalarına –yani kendimize- uyarak; en basit önekleriyle kaderimizi –sınırlarımızı- değiştirebildiğimizi, kanıtlamadık mı? Emeklememiz yetmedi, yürüme; yürümemiz yetmedi koşma; koşmamız yetmedi, at binme; at binmemiz yetmedi, otomobili; otomobil yetmeyince uçağı keşfetme becerisini göstermedik mi?

Bugünkü teknolojimizle kendi mekanik robotlarımızı özgürleştirmeye çalışıyorken, evrenin sonsuz yüce gücü bizden yeteneksiz mi ki; ancak ve ancak organik robotu –kulu- olabilsin de, kendini geliştirerek kaderini değiştirebilen, evrende kendi eliyle kendi göbeğini kesebilen özgür bireyleri olamasın!?

Kader; olması gereken değil, fiilen olan’dır; gerçekleşendir. DNA alfabesinin sadece 4 harfi vardır ama, bunlarla yazılacak farklı ifadelerin –kurulacak denklemlerin- sayısı sonsuzdur. Sonsuz sayıdaki kader denklemi içinde hangisinin çözümünün ortama uygun olacağının –hangisinin gerçekleşe- ceğinin; evrenin sonsuz zekasınca bilinmesi, kaderi belirlemez. Kaderi belirleyen; ortama uygun olabilen ya da olamayan insan duygusu ve düşüncesinden kaynaklanan, insan davranışıdır.

Varlık Bilançomuzun pasifinde –borcunda- biz varız. Aktifinde –alacağında- kazancımız vardır, kaderimiz vardır. Kader muhasebesinin kriteri, kazanılan beceri ile, borcu alacağı denkleştirmektir. Varlığın amacı; gelişerek değerlenmektir.

Bilgeler “Uyku küçük ölümdür” demişler. Her 24 saatlik gün içinde uyuyor –ölüyoruz-, uyanıyor diriliyoruz. Ortalama insan ömrünü 24 saatlik 1 gün sayarsak; her ömrün sabahı çocukluk, öğleni gençlik, akşamı orta yaşlılık, gecesi yaşlılık –uyku/ölüm- olacaktır. Günleri günler izlerken, niçin ömürleri ömürler izlemesin. Bugünün yanlışını doğrultmak, eksiğini tamamlamak için yarınlar varken; bu ömrün akılsızlığı, antipatikliği, yoksulluğu bir önceki ömrün zararı olarak niçin devredilmiş olmasın ve bu ya da sonraki ömürlerde doğrultulmasın, tamamlanmasın?

1400 yıl önce ölüp 25 - 30 yıllık ömrün hesabını vermek için kıyamet gününü beklemek, binlerce yıl gelişimden yoksun kalmak değil mi?


Erol ERDOĞMUŞ


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

GenBilim Editor

Yazar Hakkında:
"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık." Nicholas Murray
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Terim Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim