Okunma: 572 kez
Madenlerden tel ekme tekniğini bulmakla yetinmeyen insan, bu icadından çeşitli sanat ve sanayi dalları yarattı. Kafes ve kümes telinden, gelin ve telgraf teline uzanan tel türlerinden birisi de dikenli teldir. Kadayıf telinden çok devedikenine benzeyen dikenli tele "teldikeni" de denebilirmiş ama, adı konmuş bir kere, değişmesi zor. Bozkırda sığır güden kovboylar için üretilen dikenli tel, savaşlarda toplama kamplarında kullanılmış.
( www.genbilim.com )
Kimi ülkeler telin üretimini, kimi ticaretini yasaklamış; ötekiler de tüketimi.
Ülkemizde dikenli telle ilgili yasal kısıtlamalar olup olmadığı kesin
bilinmiyor. Ancak nerede "yasak" levhası varsa onun yakınında dikenli tel örgü
bulunması yabancı konuklarımızın hemen dikkatini çeiyor. Çünkü, yasak ya da
tehlikeli bölge simgesi olan dikenli telin tüketim düzeyi, ülkenin kültür düzeyi
ile yapısal ve açısal sorunlarını gösteriyor. Filtreli sigara ve Calcium(kuvvet)
iğnesi türünden Frenk icatlarına fazlaca düşkün olan milletlerin dikenli tel
tüketme eğiliminin giderek yükseldiği saptanmış. Yakın geleceğin üst düzey
devlet yöneticiliğine aday olan sevgili evlatlarımıza karşı dikenli telin
saldırganca kullanıldığı da anlaşılmış. Üstelik, eskiçağlarda "dikendutu" olarak
bilinen böğürtlen çitleri yerine, günümüzde dikenli telörgüler kullanılması da
çocuklarımızı hiç mutlu etmiyormuş. Nüfusunun yüzde elli oranında şehirli, yüzde
yetmiş oranında okuryazar olmasıyla övünen Türkiye'deki dikenli tel tüketimi,
plancılarla iktisatçıların tüylerini diken diken eden bir artış hızına ulaşmış.
Kesin olmayan ilk hesaplamalara göre yıllık yüzde yüzyirmisekiz dolayındaki
tüketim artışı, resmi enflasyon rakamlarını üçe katlayabilen tek tüketim
kalemidir.
Bu yazıda, dikenli telin şehir halkı ile topluma etkileri
üzerinde durulmakta, güncelleşen milli soruna medeni bir çözüm yolu
aranmaktadır.
Dikenli telin güvenilir tarihçesi ne yazık ki hala
yazılmamış. Tüm bildiklerimiz, yabancı dllerdeki ünlü ansiklopedilerden
aktarılıyor. İlk üretim patenti 1874 yılında alınmış. Amerikalı mucit, madeni
tele diken takmanın teknik kolayını (aletini) bulmuş. Erkeksi görüntüsünü
vurgulamak için, bu yeni icada "sakallı tel" adı verilmiş. Çoğu sakallı olan
yiğitlerimiz, Birinci Dünya Savaşı sırasında Mısır'da tanıştıkları yeni silaha
"dikenli tel" adını koymuşlar. Sakalın traş çaresi var da dikeninki yok. Dikenli
tel örgüler, o gün bugündür, düşmanlara, kaçakçılara, hırsızlara, savaş
esirlerine tutuklulara, gözaltına alınanlara karşı bir güvenlik önlemi (aracı)
olarak, inşaat şantiyelerinde, Hazine'den tahsisli resmi konutlarda, spor-eğitim
ve turizm tesislerinde, yasak ve hassas bölgelerde, saray, köşk, müze ve çocuk
bahçelerinde kullanılıyor. Kendi ülkelerinde dikenli teli belki hiç görmemiş
olan kimi diplomatlar, bizdeki yaygın kullanıma özenerek, Kançılarya ve
Rezidansların bahçe duvarlarını dikenli tellerle takviye etmeye başlamışlar.
Bilinen çoğu örnek olaylar, dikenli tel çitlerin, aslında etkili olmadığını ve
sadece "yasak" anlamında kullanıldığını ortaya koyuyormuş.
Genellikle
güvenilir kaynaklardan alınan derlenen doğrulanmamış bilgilere göre, 1890'da
2000 ton olan dünya dikenli tel üretimi, 1930'da yaklaşık 200.000 tona, 1980'de
22.888.900 metrik tona ulaşmış. Avrupa, Akdeniz ve İslam ülkeleri arasındaki
tüketim hızı artışında Türkiye yıllardır ilk sıraları koruyormuş. BM
istatistikleri, sanayi ülkelerinde üretilen üstün kaliteli dikenli tellerin daha
çok gelişmekte olan ülkelerde tüketildiğini gösteriyormuş. Sivil amaçlı
projelerde, DT-7-ASA 9000 TSE standardına uygun (galvanizli çelikten yapılmış)
piyasada "Kirpi" mal diye bilinen ithal mallar ihracatında adı geçen ülkeler,
dikenli tel kullanılmasını tümden yasaklamışlar. Hatta, et ve süt paketleri
üzerinde "Dikenli telsiz çiftliklerde üretilmiştir" damgası vuruluyormuş. Afrika
İnsan Hakları Derneği'nin 1986 tarihli araştırması da, dikenli telin
hayvanlardan çok yurttaşlara ve şehirlilere karşı kullanıldığı gerçeğini ortaya
koymuş.
İlk "Dikenli Tel Yasası" 1894'te İngiltere'de yürürlüğe girmiş.
Yasa, dikenli telin insanlara ve hayvanlara zarar verecek şekilde kullanılmasını
yasaklamış. Meskûn yerlerde ve yol kenarında kurulu tel örgüler kaldırılmış,
yasaya uymayan kişi ve kurumlara ağır cezalar kesilmiş. Yasa başarılı olmuş.
Medeni ülkelere sokulmayan dikenli teller, günümüzde artık medeniyet merkezi
sayılan şehirlerde görülüyor. "Gülü seven dikenine katlanır" sözü uyarınca,
dikenl tel, en çok da, anıt ve sanat yapıları, okullar, luna-parklar ile çocuk
bahçelerinde "yasak" (girilmez/geçilmez/dokunulmaz) anlamında kullanılıyor. Kime
karşı, neden yasak ? Malı mı koruduğu yoksa canı mı sakındığı ? belirsiz olan
yasağın kendisi, tehlikesinden büyük bir simge ! "Dikkat Köpek Var !" ihbarı
gibi, "Dikkat Dikenli Tel" diye uyarmak gerekir hemşerileri.
Dikenli
telden korunmak için neler yapılabilir ? Telin dikenlerini traşlayan
elektriklitraş makine patenti 1974'te alınmışsa da, yapılan pazar araştırmaları
sonunda, talep azlığı nedeniyle üretime geçilememiş. Uluslararası Hayvanları
Koruma Derneği'nin dergisine göre, en basit ve ucuzundan bir tel makası ve iki
kalifiye işçi ile yaklaşık 200.000 metrelik tel örgünün üç günde kesilip
kaldırılacağı; diken-traş makinelerine hiç ihtiyaç bulunmadığı anlaşılmış. Bu
yüzden diken traşlama makinesi yerine, çim-biçme makineleri alınması tavsiye
ediliyor.
En kolay ve etkili çözümü Türk çocukları bulmuş. Dikenli
telleri, birer yay teli gibi gerip birbirine bağlayarak tel örgülerde 40-50
santimetrelik pencereler açmayı öğrenmişler. Çok büyük değil ama geçmeye
yetiyor. Gönüller şen olsun ! Büyüklerce tasarlanan tel engellerin çocuklara
karşı etkili olmadığı görülüyor. Uzun sözün kısası, dikenli tel, öyle aşılmaz,
geçilmez, sağlam ya da dayanıklı bir engel değildir. Tırmalar, yaralar, belki
sakatlar ama kararlı kişileri durduramaz. Hele bizim mahalle çocuklarını asla
!
Dikenli telle yıllardır içli-dışlı yaşamaya alışmış bir toplumdaki
dikenli tel alışkanlığı nasıl giderilebilir ? Günlük hayatımızın parçası olan
tellerden vazgeçilebilir mi ? Şili, Peru ve Uruguay'daki ilk denemeler, yasağın
karaborsaya yol açtığı ve milli standarda uymayan malların piyasaya sürüldüğünü
göstermiş. Halın taklitlerden sakınması güçleşmiş. Ayrca, "Dikenli tel kullanmak
yasaktır" levhalarının dikenli telle çevrilmesi de -resmi tüketimin artmasına
yol açarken- muhalefet basınında çıkan karikatürlere konu olmuş.
Dikenli
telin sakıncası yalnızca ele-göze batmasından, gelip geçen vatandaşların elbise
ve eteklerini yırtmasından, her ay yüzler ve binlerce çocuğa yok yere tetanoz
serumu yapılmasından ibaret değildir. Asıl üzerinde durulması gereken sorun,
dikenli telin gelişigüzel kullanımından doğan duygusal tepki ve manevi
yıkıntılardır. AT ülkeleri, Belediyeler Biriği Genel Kurulu, dikenli telle
korunmuş kent mekânlarının, hemşeriye hakaret, çocuklara saldırı, milli onura
saygısızlık, kamu yararına "muzır" olduğuna karar vermiş.
Güney
Amerika'da 1985'te yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre, dikenli telli
şehirlerde yetişen çocukların, küçüklerini sevmediği, büyüklerini saymadığı,
vatandaşlık görevlerini yerine getirmediği görülmüş. Yakın Doğu'nun Sincan özerk
yöresinde at koşturan soydaşlarımızla geçen yaz yapılan bilimsel söyleşide,
Uygurlar'ın dikenli tel örgüleri hiç bilmedikleri anlaşılmış. New York
Belediyesi de, Batı Yakası'nın Öyküsü filminden sonra okul bahçeleri
çevresindeki tel örgüleri tümden kaldırmaya karar vermiş. Çünkü bu okullarda
yetişmiş çocukların 2-3 katlı binalara merdivensiz tırmandıkları
görülmüş.
Dikenli telden yapılmış en ünlü engel, Birinci Savaş'ta
Avusturya (Alp) Cephesi'nde savaşan ve zafer kazanan İtalyan piyadelerinin
"Konçertino" (Küçük Konçerto) adını verdikleri istihkam (savaş) aracıdır.
Akordiyon körüğü gibi açılıp kapanabilen, rüzgarlı kış gecelerinde, memleket
ezgilerini anımsatan özlem dolu sesler çıkaran dikenli kangallar bir dönem
Napoliten serenadlar kadar ün kazanmış. İtalyan savaşçılarn kara mizahı,
medeniyet yolunda ilerleyen insanlık onuru için görkemli bir esin kaynağı
olabilir mi ? diye düşünüyorum.
Fantastik çözüm yolları geliyor
insanların aklına. Önce, dikenli tel örgülerin önünde ya da arkasına
yerleştirilecek sanayi tipi, kuvvetli hava üfüren vantilatörlerle, dikenli
tellerin müzik yapma gücü kanıtlanabilir ve amatör müzikseverlerin bu telleri
dev akordiyonlar gibi çalması sağlanabilir. İkinci ve daha etkili çözüm yolu
olarak şehir merkezi (Centrum) çevresinden sökülecek dikenli tellerden yapılacak
Santurlar, Belediye konservatuvar öğrencilerine parasız dağıtılabilir. Hele bir
düşünün, değerli dostlarım: "Konser ya da Konçerto alanı: Giriş Serbesttir!
Alışageldiğimiz, dikenli yasaklar yerine kulağa ne kadar hoş geliyor, değil mi
?
Yasaklar konusunu işleyip de, dikenli tel örgülere yer vermeyen kimi
usta sanatçılarımıza buradan kişisel bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yaşar Kemal
gibi yazarlar dikenli tel yasaklarına karşı bir kampanya açabilirler.
Kampanyanın koordinatörlüğünü belirlemek üzere uluslararası yarışmalar da
düzenlenebilr. Belediye Başkanlığı, İl Eğitim Müdürlüğü ile İlçe Zabıta
Amirliği'nin açılacak yarışmaya danışman olarak katılması sağlanabilir. En çok
(kilo veya kilometre) dikenli teli en kısa zamanda söküp kaldıran yerel örgüte,
çocuk ve yaşlı hemşerilerden kurulu yarışma jürisi tarafından Büyük Belde
Belediyeler Birliği (BBBB)'nin Başarı Beratı (BB) verilebilir. Yarışmayı kazanan
örgüt bandosu ile Konservatuvar Santur Heyeti'nin şehir merkezinde konserler
vermesi de düşünülebilir. Tanıtma Vakıflarımız, yeni spor dalının, Akdeniz ve
Balkan Oyunları ile Olimpiyat programına alınması için harekete geçirilebilir.
Uluslararası yarışmalardaki ulusal başarılara yıllardır özlem duyan ülkemiz, bir
yandan altın madalyaları toplarken, barışcı çabalarındaki başarısından dolayı
Nobel'e aday da olabilir. Belki hayal denecek ama dikenli tel örgülerimizin
kaldırılabileceğini ve şehir merkezlerinin dikensiz, toplu-taşıma raylar ile
örülebileceğini sanıyorum. Dikensiz şehir merkezlerinde yetişen kuşakların
güllere karşı daha duyarlı ve saygılı olacaklarını da hayal
ediyorum.
Dikenli tel, ekili tarlaları, başıboş sürülere karşı başarıyla
korumuştur. Endüstrileşen ülkelerde bostana giren danalar tasarım önlemleriyle
durduruldu. Zamana ayak uyduramayan ve geri kalmış ülkelerde, şehirlerin konut,
eğitim, sağlık, üretim, ulaşım, dinlenme ve savunma bölgeleri birbirine
karışınca, tel örgülü yasaklar kaçınılmaz olmuş. Çağdaş Belediyeler, savaşı
anımsatan yasakları yaşatmak yerine dikensiz mekanlar yaratmak yolunu seçti.
Kent bölgeleri yasalarla belirlenince dikenli tel yasaklara gerek kalmamış.
Parklarda, hipodromda, Hisarda, stadyumda, okulda ve otoyoldaki dikenli
"yasak"ların yerini biz de deneyebiliriz. Halk dilinde "köşeyi dönmek" başarmak
anlamına gelir. Oysa Hemşeri, köşeleri değil, kestirmelerin dikkenarlardan
yaklaşık, üçte-bir oranında daha kısa ve kârlı olduğunu keşfetmiştir. Dikdörtgen
prizmanın köşegenleri yaya trafiğe açılınca, köşeleri bekleyen dikenler işlevsiz
kalır. Böylece, uygar davranışa duyarlı şehir tasarımı, dikenli telin kullanma
gerekçesini ortadan kaldırır. Dikenli tele çözüm bulan Belediye (Başkanı),
"Gidemediğin yer senin değildir." sözüyle ünlü Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa
gibi, tarihe geçebilir. Gidilen her yer belediyenin, vatandaşın malı olur, vatan
olur. Bu öneri de, kuşkusuz, biraz hayal-kurgudur ama gerçek-üstü kuruntu
değildir.
Vatandaşımıza, "Girebildiğin her yer senindir. Bu vatan
senindir" diyebilmeliyiz.
* Manuel Scorza, Dikenli Tel adlı belgesel
romanında (Türkçesi 1975), dikenli teli bir silah gibi kullanan sömürgecilere
yenik düşen ve tüm otlaklarını yitiren Peru'lu köylülerin öyküsünü anlatır.
Köyün rahibi, dikenli telörgüye "Şeytanla top oynayan kişinin işine",
Yerli-köylülerse, "Tanrı'nın Gazabına" benzetmişler, Tanrı'ya yalvarmışlarsa da
sonuç hiç değişmemiş!

Etiketler:
Bilimler
Sosyoloji
Dikenli Teller
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |