Etnik özellikler, kültürel entegrasyonun sağlanamadığı, kültürle arası
mesafenin[1] (inner cultural distance) olduğu toplum yapılarında görülebilecek
potansiyel bir sosyal tabakalaşma unsurudur.
Tümüyle
homojen bir
toplumsal yapıya rastlamak oldukça zordur. Sosyal yapı çeşitli türlerde sosyal
tabakalaşmadan, veya onu meydana getiren, birbirinden farklı niteliklere sahip
alt guruplardan oluşmaktadır. Zaten aksi takdirde de toplumsal tabakalaşmayı
fark etmek mümkün olamazdı. Ancak, sosyal gurupların hepsinde de, toplumun
tümünde görülebilecek, ortak sosyal değerler, ortak amaçlar, ortak bir geçmiş,
halihazırda da devam etmekte olan tarihî süreç içinde mevcuttur. Toplumsal
bütünlüğü meydana getiren bu gibi temel unsurlardan uzaklaştıkça, etnik
farklılıklar ortaya çıkmaktadır.
1. Etniklik
Genel
anlamda bir sosyal gurubun ırk, dil veya millî kimliğidir. Kolektif kimliğin
dini, millî, kültürel ve alt-kültürel gibi çeşitli formlarını bünyesinde
toplayabilir. Terimin orijinal Yunanca anlamı ethnos, kabile veya ırktır. Sosyal
bilimlerde bu kavram, kültürel mecranın biyolojik ve genetik belirleyiciliği
dışına çıkarak, "ethos" (bir kavmin veya toplumsal bir kurumun özellikleri) ve
"âdet" (sosyal öğrenme ve sosyal miras) anlamlarında kullanılmaktadır. Irk ve
kültür unsurlarının mümkün bileşimleri, sosyal analizlerde bağımsız değişken
olarak alınmaktadır[2]. Etnik farklılıklar sosyal olarak üretilmekte ve
korunmaktadır.[3]
Millî ve etnik kimlikler bir ölçüde ırk faktörünün
belirleyiciliğine dayanırlar. Ancak, diğer unsurlardan tecrit edilmiş yalnızca
bir faktöre dayalı bir kimlik yapısı düşünülemez. Meselâ, Kıbrıs’ta yaşayan Türk
ve Rum kesimi ırk, kültür, din, sosyal, ve linguistik kimliklerinin tümüyle ele
alınmaktadır.[4] Bundan dolayı salt Müslüman veya Türk kimliği yoktur. Mutlaka
bu unsurların ve değerlerinin tarihî süreç içinde bir yorumu ve kombinasyonu
gereklidir. Böylece millî kültürden bağımsız millî bir kimlik düşünülemez.
Etniklik, diğer bir yaklaşımla, siyasî etniklik ve kültürel etniklik
olarak iki değişik mânâda ele alınabilir. Bunlardan ilki, etnik çerçevedeki bir
gurubun siyasî hareketliliğini veya şuurunu, öbürü ise, başka kültürel değerlere
olan bağlılığını veya uygulamalarını işaret eder.[5] Her iki türde de ortak
özellik, gurubun sahip olduğu farklılık bilincidir.
Siyasî ve kültürel
etniklik, ırk gurupları, etnik azınlık statüsü, alt guruplar gibi birbirinden
farklı anlamlarda analiz edilebilmektedir. Yaygın kullanımı son derece genel bir
mânâ ifade etmekte, ve bu yüzden de büyük bir kavram kargaşası meydana
gelmektedir[6]. Bu durum, belli bir gurubun sosyal yapı içinde, ne tür bir yer
işgal ettiğini de belirlemekte güçlük çıkarır. Nitekim, Amerikan kültürü
içindeki Yahudi nüfusun durumu, bazen etnik gurup, bazen ırk gurubu, bazen de
alt gurup olarak adlandırılmaktadır. Bu örneklerden en dikkat çekeni zencilerin
durumudur. Amerika'daki zenci nüfusu tümüyle yaygın kültür içinde eritilmiş
olmasına ve ırk farklılığından başka bir özellikleri kalmamış olmasına rağmen
"ırk gurubu" olarak değil, etnik gurup olarak adlandırılmaktadırlar[7].
Batı ülkelerinde, kavramın işlenme süreci ve ifade ettiği anlam, toplum
yapısı ve iktisadi gelişme farklarından dolayı, bazı değişiklikler arz
etmektedir[8]. Bunların en önemlilerinden biri, bu ülkelerin gelişme süreçleri
boyunca, sömürge memleketlerden aldıkları göçtür. Böyle bir sosyal
hareketliliğin belli başlı saiklerinden birisi, göç eden insanların bu yeni
ülkenin bazı özelliklerini tercih etmeleridir. Tercih unsurunun oynadığı rol,
bir süre sonra söz konusu gurubun, yaygın toplumsal yapı içinde erimesine ve
neticede orijinal kültürel unsurlara katkıda bulunucu bir çeşni haline
dönüşmesine sebep olmaktadır. Kısaca, yeni bir kimlik edinilmektedir.
Göç niteliğindeki toplumsal hareketlilikler etniklik bilincini artırır.
Sanayileşme ve şehirleşme sürecinde, büyük nüfus kitleleri daha önceden belli
bir dengeye oturmuş olan mevcut sosyal yapılarını bozmak zorunda kalarak göç
etmekte, ve şehirlerdeki yeni iktisadi ve sosyal düzen içinde kendilerine bir
yer bulmaya, kimlik edinmeye, çalışmaktadırlar. Böyle bir değişim süreci
neticesinde, ferdî tutum ve davranışlarda iki değişik seçenek müşahede
edilebilir; ya karşılaşılan yeni düzenin kültürel özelliklerini özümseyerek
yaygın kimlik tipi benimsenecek , ya da sahip olunan geleneksel niteliklerin
varlığından bir toplumsal güç elde etmek amacıyla bir araya gelinerek etnik
gurup oluşturulacaktır. Genel olarak etnik farklılıkların korunmasının ve zaman
zaman ön plâna çıkarılmasının, bu anlamda, fert veya gurubun tümü hakkında
aslında bir avantaj teşkil ettiğini vurgulamak gerekir.
Bir yandan etnik
kimlik hâkim kültür içinde eritilirken, öte yandan devam eden göç etnik kimlikte
meydana gelen erozyonu gidermektedir. Önceden göç etmiş olanlar bir süre sonra
hâkim kültüre uyum sağlamakta ve kültürel mesafeyi daraltmaktadırlar. Yaşayan
etnik farklılıklar giderek azalmaktadır. Ancak, göçün devam etmesi halinde, yeni
gelenlerle birlikte bu kesime etnik kültür akışı sürmektedir.[9] Böylece devam
eden göç, aslında etnikliği besleyen bir hayat kaynağı olmaktadır.
2.
Gurup Şuûru
Bilgi sosyolojisi açısından etnik gurubun meydana
gelmesinde en önemli faktörlerden biri farklılık bilincidir. Bu bilinç, ırk,
renk, din veya genel olarak kültür gibi değişik şekillerde var olduktan sonra,
bir sosyal mesafe yaratmakta, böylece mevcut farklılıkları korumakta ve
geliştirmektedir. Meselâ, Amerikan zencilerindeki renk faktörü, beyaz
Anglo-Saxonlarla kültürel bir ayrılık olmamasına rağmen, farklılık bilincini
korumaktadır.
Etnik gurup üyeliğinde anahtar element olarak, gurubun
ayırt edici kültürel özelliklerinin farkında oluşu ve paylaşılan kültürel
değerlerin önemini vurgulamak gerekir.[10] Yalnız başına gurup şuuru, etnik
gurubun belirleyici bir özelliği değildir. Dikkat edilirse bu "farkında oluş"
kavramında "gurup bilinci"'ne nazaran daha köklü bir sosyal süreç yatmaktadır.
Bu aynı zamanda etniklikteki gurup bilinciyle sosyal yapıdaki diğer gurup
bilinci arasındaki farkları da ortaya koymaktadır. Nitekim Amerika’daki etnik
guruplar arasında yapılan araştırmalarda bu husus ortaya konmuştur. Bu ülkeye
gelen gurupların kültürel elementleri (din, ırk, dil, vs..) yerleşik olan başka
bir kültürle karşılaşınca farklılığını hissetmekte ve çoğunluk gurupla birlikte
yaygın bir kültür üretmektedir. Bundan dolayı yeni bir etnik gurup bilinci
gelişmektedir.[11]
Farklılık bilinci, gerçek bir farkın müşahedesine
dayanabildiği gibi, sunî olarak da üretilebilir. Bu konuda ülkemizde etnik bir
gurup olarak yaratılmaya çalışılan Kürt kesimini örnek olarak almak mümkündür.
Bu gurubun tek belirleyici özelliği Türkçe'den ve bölgedeki öbür dillerden
derlenmiş kelimelerden oluşan bozulmuş bir lisandır.[12] Din, tarih, sosyal
âdetler gibi kültürün diğer tüm özellikleri itibariyle hiç bir farklılık
bulunmamasına rağmen siyasî tutumlarla sunî olarak sosyal bütünlük parçalanmaya
çalışılmaktadır.
Görüldüğü gibi gurup bilinci herhangi bir veya birkaç
değişebilir ve yüzeysel faktörün, suni de olsa mevcudiyeti sonucu
oluşturulabilmektedir. Çabucak meydana getirilebilir ve yine aynı çabuklukta
kendiliğinden, veya söz konusu faktörlerin değişmesiyle, ortadan kalkabilir.
Meselâ, çalışma şartlarının iyileştirilmesini gaye edinen bir gurup insan bir
araya gelebilir. Bu amaç, aynı zamanda var olduğu sürece gurubu oluşturan
bilinçtir, ve onların belli tarzda hareket etmelerini öngörür. Çalışma şartları
iyileştirildikten sonra gurup ortadan kalkar.
Gurubun yaşadığı bu süreci
sosyal hayattaki güçler sağlamaktadır. Sosyal hayattaki oluşumlardan meydana
gelen bu güçler sürekli değiştiklerinden, gurupların mevcudiyeti ve nitelikleri
üzerindeki etkileri de buna bağlı olarak farklılık arz etmektedir. Kültürel
özelliklerin farkında oluş ise, esasında süreklilik arz eden toplumsal bir
prosestir ve temel kültürel öğelere bağlıdır. Bunu sağlayan faktörlerin devamlı
veya çok uzun süreli var olması sonucu ancak bu kavramdan söz etmek, gurup
farkındalığını belirlemek mümkündür.
Herhangi bir iktisadî, sosyal veya
siyasî menfaat, ilgili insanları bir araya getirerek gurup bilinci
oluşturabilir. Gurubun, kültürel öğelerinin de müşterek olması şart değildir.
Dikkat edilirse bu noktadaki bilinç, amaç etrafında teşekkül etmiş ve ona
bağlıdır. Amacın sağlanması, veya gurup üyelerinin herhangi diğer bir yolla
tatmin olmaları sonucu, gurup bilinci kendiliğinden ortadan kalkar.
Etnik gurubun kültürel özellikleri, sosyal ilişkiler ve davranışların
oluşturduğu kompleks sınırlar ve organizasyonların bir sonucu olarak uzun sürede
meydana gelmektedir. Bu ayrıca, kapsayıcı ve dışlayıcı fonksiyonları olan sosyal
bir süreçtir de. Gurup üyeleri hem kendilerini etnik sınıflandırmanın
terimleriyle kimliklendirirler, hem de gurubun dışındakiler tarafından bunlarla
tanınırlar[13]. Farklılıkların net sınırlarla tanınması ve kültürün temel
seviyelerinde yerleşik olması gerekmektedir. Etnik birimlerin devamlılığı,
sosyal sınırların korunmasına bağlıdır.
Kısaca gurup bilinci, şuurunda
olunan öğelerin neler olduğuna bağlıdır. Eğer gurubun şuurunda olduğu öğeler
ayrı bir ırk, din, lisan, coğrafya, kültür gibi toplum yapısını belirleyici
temel unsurlardan kaynaklanıyorsa etnik guruptan, aksi takdirde, herhangi bir
sosyal guruptan söz etmek mümkündür. Bu noktada özellikle vurgulanacak bir
husus, bu unsurlardan herhangi birinin veya birkaçının tek başına -farklı bir
kültüre sebep olmadan- toplum içinde mevcudiyeti bir anlam ifade etmemektedir.
Bir toplumda ırk olarak farklı olmasına rağmen sosyal yapı içinde tamamen aynı
kültürel özelliklere sahip olunabilmektedir.
Esasen kültür, toplumu
meydana getiren insanların top yekun katkılarıyla oluşturdukları bir süreçtir.
Yukarıdaki faktörler farklı birer kaynak olarak alındığında bile, kültür
akışının tabii mecrası içinde toplumsal kültüre katkıda bulunmakta,
zenginleştirmekte, kısaca onu üretmektedirler. Bu bakımdan herhangi bir unsurun,
sosyal zeminde mevcudiyeti veya bu zemindeki yaygın kültüre zıt, çatışmacı bir
özelliği olmadıkça etnik olduğundan bahsetmek mümkün değildir.
3.
Etnik İşaret
Ayrı bir gurup kimliğini sürdürmek amacıyla kullanılan
ve korunan, etnikler arasındaki sınırları işaret eden özelliklerdir. Bunlar,
etnik guruplar arası farklılığı vurgulayan bölge, tarih, lisan, sembol, gibi
unsurlar olabilirler. Hatta, dini yasaklamalar veya guruplar arası evlilik bile
etnik işaretlerden sayılabilir[14].
4. Etnik Gurup ve Irk Gurubu
Farklı bir tarihî kolektif şuurdan kaynaklanan kimliğin oluşturduğu
bir tür sosyal guruptur. Etnik guruplar kendi kültür, âdet, norm, inanç ve
geleneklerine sahiptirler[15]. Ancak, ırk farklılıkları bu tür gurupların
belirleyici bir özelliği olmakla beraber, gurup üyelikleri evlenme veya sosyal
olarak kabul edilmiş diğer yollarla değişebildiğinden, "etnik gurup" kavramı
"ırk gurubu" kavramıyla eş anlama gelmemektedir[16].
Etniklik kavram
olarak "ırk gurubu"'ndan farklı bir anlam ifade eder[17]. Etniklik belli bir ırk
özelliğine dayanabileceği gibi kültürel veya siyasî faktörlerden de oluşabilir.
Ancak ırk özellikleri ağırlık kazandıkça, etnik gurup yerine, ırk gurubu
terimini kullanmak daha doğrudur. Bu durumda ırk gurubu kavramının eş anlamlısı
etnik azınlık gurubu olmaktadır.
Bazı kereler ırk özellikleri
belirleyici veya güçlü bir faktör değildir. Meselâ, Amerikan zencileri beyaz
Anglo-Saxon ırkından olmamalarına rağmen toplumda, bu kültürden ayrı kendilerine
has farklı bir sosyal hayatları yoktur. Bu bakımdan, sosyoloji açısından
kullanılabilir genel bir ölçü ancak, gurubun kültürel faktörlerle yansıttığı
görünümü, başka bir deyişle kültürel uygulamalarıdır. Bir ırk, toplum hayatında
birdenbire var olmaz. Yüzlerce, hatta binlerce yıllık orijinal geçmişin meydana
getirdiği bir bünyenin (ve kültürün) mevcut olması gereklidir.
5.
Etnik Milliyetçilik
Yirminci yüzyılda önem kazanan milliyetçilik
çerçevesinde etnik milliyetçiğin ayrı bir karakteristiği vardır. Genel olarak
milliyetçilik, millet kavramına ve ortak millî kültür temeline dayanmasına
rağmen etniklik çerçevesinde sadece gurubun ayırt edici özelliklerine
dayandırılmaktadır. Esasen millet kavramı bazı yazarlara göre genişletilmiş aile
yapılarına benzetilerek katılımlarla oluşan bir form olarak tasvir
edilmektedir.[18]
Kellas'a göre, müşahede edilen milliyetçilik tipleri
şöyle özetlenebilir:[19]
Etnik milliyetçilik; milletlerini zümre
terimleriyle adlandırmakta ve doğuştan bu özelliklere sahip olmayanı
dışlamaktadırlar. Genellikle ortak ırk özelliklerine dayalıdır. Bu tür
milliyetçilikte dışarıdan bir kimse ne gurubun kültürüne adapte olabilir, ne de
guruba üye olabilir. Yahudi milliyetçiliği bir örnektir.
Sosyal
milliyetçilik; Kendini sosyal bağlarla ve ortak kültürle tarif eden bir milletin
milliyetçiliğidir. Ortak millî kimlik, topluluk ve kültür vurgulanır; dışarıdan
herhangi bir fert her zaman bu unsurları kabul ettiğinde milletle
bütünleşebilir. Irk ayniyeti şart değildir. Etnik milliyetçiliğin dışlayıcı
özellikler arz etmesine karşılık sosyal milliyetçilik kapsayıcıdır.
Resmî milliyetçilik; etniklik, millî kimlik ve kültür özelliklerine
bakmaksızın vatandaşlık hukuku çerçevesinde kapsayıcı olan devlet
milliyetçiliğidir. Temelde vatanseverliğe dayalıdır; kültürel ve etnik temeller
gerektirmez.
6. Bağımsız Değişkenler ve Etniklik
Din,
dil, ırk gibi esas kültürel öğelerin daha bağımsız ve belirleyici rolleri
vardır. Özellikle dinî unsurlar, her tür toplumda siyasî ve sosyal bir
sorumluluk yüklenerek farklı bir kimliğin teşekkül etmesini
sağlayabilmektedir.[20] Bu tür öğelere bağlı olarak ortaya çıkan gurup bilinci
sürekli, yaygın toplumsal temellere dayalı, ve gurup sınırları dışına
taşmaktadır.
Bu normlar çerçevesinde ortak bir toplumsal payda söz
konusu olmaktadır. Bir kere şekillendikten sonra, artık gurubun farklılığını
ortaya koyan orijinal bir unsur olarak gurup bilincindeki varlığını sürdürmeye
devam eder. Meselâ, "...Yugoslavya'da yaşayan Boşnaklar, Slav kökenli, Sırpça ve
Hırvatça konuşan, fakat Müslüman kültüre sahip kimselerdir. Kosava'daki
Arnavutlar gibi Bosnalılar da Hırvat ve Sırplarla ortak dili konuşmalarına
rağmen kendilerini ne Yugoslav ne Sırp ve ne de Hırvat olarak kabul etmiyorlar,
sadece Müslüman olarak algılıyorlardı. Bu insanlar, linguistik açıdan Sırplardan
ve Hırvatlardan ayırt edilmemelerine ve onları farklı kılan inancın artık
etkisini kaybetmiş bulunmalarına rağmen kendilerini bir etnik gurup olarak gören
Bosnalı, Slav eski Müslümanlardı; kendilerini "Müslüman diye tanımlamayı
seçtiler en azından sonunda buna resmen izin verildi."[21] Bu hadisede din
unsuru, bağımsız bir değişken olarak ortak paydayı sağlamış ve ayrı bir toplum
yaratmıştır.
Etniklik konusundaki mevcut literatür bu fenomenin ne
yakında tamamen ortadan kalkacak ve ne de gittikçe güçleneceğini ifade
etmektedirler. Bu konudaki ilk görüş, genellikle önceki dönemlerde araştırmalar
yapmış liberal akademisyenler arasında yaygındır. Eşitlikçi ve açık toplumda
etnik farklılıkların gereksiz görülerek öneminin giderek azalacağı, kısa süre
sonra ortadan kalkacağı beklentisi şeklinde özetlenebilir. Muhafazakar
akademisyenler ise, etnikliğin sessizce varlığını devam ettirdiğini, daha
sonraki dönemlerdeki çeşitli ampirik bulgulara dayanarak öne sürdüler.[22]
Etniklik sosyal yapıdaki faktörlere ve değişmelere bağlı olarak toplum içindeki
mevcudiyetini aktif veya pasif bir şekilde sürdürmektedir. Zaman içinde etnik
özellikler şiddetlenmekte veya silikleşmektedir.
Etnikliğin zaman içinde
artmasını veya azalmasına sebep olan faktörler başlıca sosyal, siyasî, ekonomik,
ve kültürel nitelikli olabilmektedir. Bazı ekonomik çalkantılar ve dar boğazlar
etnik dayanışmanın ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Etnikliğin konjonktürel
olarak alevlendiği konusunda henüz belirgin bulgular yoktur.
Ancak,
ekonomik zorluklara bağlı olarak şiddetlendiği Yancey ve diğerleri tarafından
1976 yılında yapılmış olan bir araştırmada ortaya konulmaktadır.[23]
Araştırmacılar, belirli karakteristikleri olan bir kültürel mirasın aktarımı
şeklindeki klasik etniklik yaklaşımına karşı çıkmaktadırlar. Onlara göre,
etnikliğin sürekliliği ve gelişmesi, şehirlerde, özellikle sosyal yapıdaki
gurupların pozisyonlarını karakterize eden yapısal şartlara bağlıdır. Araştırma,
genel olarak hangi şartlar altında etnik kültürün ortaya çıktığı, özellikle de
hangi sosyal güçlerin etnik kimliklenmeyi ve dayanışmayı geliştirmekte ve
artırmakta olduğu sorusu üzerinde yoğunlaşmıştır. Elde edilen sonuca göre
etniklik, zaman zaman ortaya çıkan bir fenomen olarak toplumdaki gurupların ve
fertlerin değişen pozisyonları ile birlikte varlığını sürdürmeye ve gelişmeye
devam etmektedir. Ancak, toplum değiştikçe etnik kültürün eski formları yok olup
gitmekte, fakat yeni formlar üretilmektedir.
Yalnız başına biyolojik
faktörün etnik bir özellik doğurduğunu söylemek doğru değildir. Başka bir
deyişle kültürel nitelik taşımayan sadece biyolojik farklılık etnik bir gurup
yaratmaya yetmemektedir. Bu durumun aksi gibi gözüken Amerikan zencilerinin
sahip oldukları şartlar aslında beyazlar tarafından renk faktörüne atfedilmiş
olan ırkçı normlardır.
Diğer taraftan hiçbir farklılığın olmadığı siyah
beyaz karışımı bir toplumda ortak kültürel bütünlük içinde her ırktan insan bir
arada yaşayabilmektedir. Esasen sosyal olaylarda ortak bir tek özellik belli
yapıda -özellikle etnik gurup boyutlarında - bir sosyal netice üretmeye muktedir
değildir. Ferdîn bütün özelliklerinin toplumun geri kalan insanlarıyla aynı
olduğu fakat sadece bir tek özelliğinin -(meselâ, coğrafî şartlardan
kaynaklanan)- farklı olduğu durumunda onu toplumun bütünlüğünden ayırmak mümkün
değildir. Ortak sosyal özellikler toplumu meydana getiren son derece güçlü
bağlardır. Bir tek farklılığın bu güçlü bağı kırması sosyal realitede mümkün
değildir. Bizce toplum içinde bu tür (etnik özellikli) alt gurupların meydana
gelmesi, bu insanların ortak özelliklerinin birleştiriciliğinin yanı sıra,
toplumun onların farklı normlarını görerek dışlamasıdır. Her alt gurup için bu
durum geçerli olmayabilir. Bazı menfaat gurupları belli bir çıkara yönelik
olarak teşekkül etmişlerdir. Kısaca, birden fazla kültürel farklılığın bulunması
ve bunların da yaygın sosyal fonksiyonları yerine getiriyor olması
gerekmektedir. Böylece bu sistematik özellik, gurubu toplumun geri kalan
üyelerinden ayıran bir özellik olma vasfına sahip olabilir.
[1]A.
Gonzalez, "'participation' at WMEX-FM: Interventional Rhetoric of Ohio Mexican
Americans." Western Journal of Speech Communucation, v.53, n.4, Fall 1989,
s.398-410.
[2]M. M. Tumin, 'Ethnic Group' maddesi, A Dictionary of The
Social Sciences, J. Gould ve W. L. Kolb (ed.), The Free Press, New York, 1964,
s. 244.
[3]H. Eidheim, "When Ethnic Identity is a Social Stigma." in
Ethnic Groups and Boundaries: The Social Organization of Culture Differance, F.
Barth (ed.), Brown and Company, Boston, 1969, s. 39.
[4]UN Chronicle. "I
Set of ideas endorsed as 'appropriate basis' for overall agreement on Cyprus."
v. 29, Sept. 1992, s. 32-3.
[5]D. Jary ve J. Jary, 'ethnicity' maddesi,
The Harper Collins Dictionary of Sociology.E. Ehrlich (ed.), Harper Perennial,
New York, 1991, s.151.
[6]M. M. Tumin, 'Ethnic Group' maddesi, A
Dictionary of The Social Sciences, J. Gould ve W. L. Kolb (ed.), The Free Press,
New York, 1964, s.243-4.
[7]bkz. (M. F. Ashley Montagu, Man's Most
Dangerous Myth, Colombia University Press, New York, 1942), zikreden: M. M.
Tumin, 'Ethnic Group' maddesi, A Dictionary of The Social Sciences, J. Gould ve
W. L. Kolb (ed.), The Free Press, New York, 1964, s.244.
[8]bkz. (R.
Peach, Ethnic Segregation in Cities, Croom Helm, London, 1981), zikreden: D.
Jary ve J. Jary, 'ethnic group' maddesi, The Harper Collins Dictionary of
Sociology.E. Ehrlich (ed.), Harper Perennial, New York, 1991, s.151.
[9]A. B. Anderson; D. K. Stasiulis, "Canadian Multiculturalism: A
Critique." Paper presented at the Conference on "Ethnicity, Power and Politics
in Canada," the Biennial Conference of the Canadian Ethnic Studies Association,
(Vancouver, Canada, October 11-13, 1979), s.1-54.
[10]bkz. (R. Narroll,
"Ethnic Unit Classification", Current Anthropology, 5, 1964.), zikreden: D. Jary
ve J. Jary, 'ethnic group' maddesi, The Harper Collins Dictionary of Sociology.
E. Ehrlich (ed.), Harper Perennial, New York, 1991, s.150.
[11]A. M.
Greeley, Ethnicity in the United States. John Willey and Sons, N.Y. 1974, s.309.
[12]E. Öksüz, "Körfez Savaşı Sonrasında Kuzey Irak Meselesi ve Dış
Politika Girdaplarımız." Türk Dili ve Millî Bütünlüğümüz, Açık Oturumlar
Dizisi:12, Aydinlar Ocağı Yayını, İstanbul, 1991, s. 16-8.
[13]bkz. (F.
Barth, Ethnic Groups and Boundaries - The Social Organization of Cultural
Difference, Allen and Unwin, London, 1970.), zikreden: D. Jary ve J. Jary,
'ethnic group' maddesi, The Harper Collins Dictionary of Sociology.E. Ehrlich
(ed.), Harper Perennial, New York, 1991, s.150.
[14]D. Jary ve J. Jary,
'ethnic marker' maddesi, The Harper Collins Dictionary of Sociology.E. Ehrlich
(ed.), Harper Perennial, New York, 1991, s.152.
[15]D. Jary ve J. Jary,
'ethnic group' maddesi, The Harper Collins Dictionary of Sociology.E. Ehrlich
(ed.), Harper Perennial, New York, 1991, s.150.
[16]D. Jary ve J. Jary,
'ethnic group' maddesi, The Harper Collins Dictionary of Sociology.E. Ehrlich
(ed.), Harper Perennial, New York, 1991, s.150.
[17]D. Jary ve J. Jary,
'ethnicity' maddesi, The Harper Collins Dictionary of Sociology.E. Ehrlich
(ed.), Harper Perennial, New York, 1991, s.151.
[18]J. G. Kellas, The
Politics of Nationalism and Ethnicity. MacMillan, Hong Kong, 1991, s.20.
[19]J. G. Kellas, The Politics of Nationalism and Ethnicity. MacMillan,
Hong Kong, 1991, s.51-2.
[20]R. N. Bellah, "Elite failure." The
Christian Century. v. 109, July 15-22 1992, s. 672-3.
[21]E. Gellner,
Uluslar ve Ulusculuk, 1992, s. 129-130. zikreden: O. Türkdoğan, "Türkiye'de
Etnik Guruplar", Türk dünyası Tarih Dergisi, s.78, Haziran 1993.
[22]M.
Gordon, Human Nature, Class and Ethnicity. Oxford University Press, N.Y., 1978,
s. 202-3.
[23]W. Yancey, E. P. Ericksen, R. N. Juliani, "Emergent
Ethnicity: A Review and Reformulation." American Sociological Review, Vol. 41,
(June 1976), s. 391-403.