GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Sosyoloji arrow Kentsel Çelişkiler ve Faşizm Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Ara 15 2007
Kentsel Çelişkiler ve Faşizm Yazdır E-posta
(0 Oy)



Yüksel Akkaya   
Cumartesi, 15 Aralık 2007
Okunma: 332 kez

Türkiye'de kırdan kente göç sürecine bağlı olarak kentlerde yaşayanların sayısı hızla artarken kentte yaşanan çelişkiler de kaçınılmaz bir biçimde derinleşmekte, sorunlar artmakta, eşitsizlikler daha yoğun olarak yaşanmakta, bölüşüm ilişkileri daha çatışmalı bir konum almaktadır. Sanayileşme süreçlerine bağlı olarak bir artık nüfusa ihtiyaç duyan geçmişin kentleri, şimdi sanayisizleşme sürecine bağlı olarak iş olanakları yaratamamakta, işsizliği kentlerin en önemli sorunlarından birine dönüştürmektedir. Milliyetçilik duygularının sınıfsal temelde eritilemediği günümüzün kentleri, giderek “yeni” çatışmalara daha fazla tanıklık etmektedir. Trabzon'da başlayan ilk denemeler İzmit'te vardığı nokta ile faşizmin epeyce mesafe aldığını göstermektedir. Milliyetçilik adı altında beslenen faşizm dünden kalan mirasına da hızla sahip çıkmaya aday görünmektedir. Bugün Maraş, Çorum ve benzeri toplu katliamlar ve denemelerle karşılaşılmaması, o günden daha geri ve zayıf bir faşizmin varlığı olarak kabul edilmemelidir. Tersine oldukça yaygınlaşmış olan, küçük küçük olaylar olarak kendisini gösteren faşist dalganın yükselişi kentleri yeni çatışmalar ile karşı karşıya bırakmaktadır.

Milliyetçilikleri, vatan sevgileri, birer yağma olan özelleştirmeler sırasında hiç akıllarına gelmeyen; işyerlerinin esir kamplarına dönüştürülmesini hiç sorun edinmeyen; hayata tutunmak için bile yeterli olmayan asgari ücrete tepki göstermeyi hiç aklından geçirmeyen bu güruh; sürü halinde, milliyetçilik adı altında faşizmin gerçek yüzünü ortaya koymaktan çekinmemekte, bir kişiye, ya da birkaç kişiye yüzlerce kişi ile birlikte saldırmak için “bayrak tahrikini” beklemektedirler. Bir simge olarak bayrağın ifade ettiği, insanlık, eşitlik, özgürlük, emeğin hakkı gibi gerçek değerlere sahip çıkmayan bu faşist güruh, insanlığın yüz karası olan karanlık yüzünü bayrağın arkasına saklayarak gizlemek istemektedir. “Bayrak tahriklerinin” olmadığı yerlerde, tahrik olacak bir şeyler bulmakta sorun yaşamayan faşist hareket kentlerin bugün karşı karşıya kaldığı köklü bir sorunu ortaya koymaktadır. Bu durum, kentlerdeki, emek-sermaye çelişkisi ve çatışmasının yanısıra, işsizliğin ve gelecek kaygısı ile belirsizliğin beslediği korku ile oluşan yeni bir çatışma alanına işaret etmektedir.

Kentler, artık sadece emeğin yeniden üretildiği mekanlar değildir. Onlar aynı zamanda, büyük yoksullaştırma sürecine bağlı olarak, körüklenen ırkçı, milliyetçi düşünceler ile faşizmin yeniden üretilmeye aday olduğu mekanlardır da. Ürettiği eşitsiz koşullar ile emek ve sermaye arasındaki çelişkinin derinleşmesinin de mekanı olmanın yanısıra, kentler, mülksüzleşmenin, işsiz kalmanın yarattığı karamsar hava ile sınıf dışı, faşist çatışmaların mekanı da olmaya aday görünmektedir. Aslında bunda şaşılacak bir yan da yoktur. Zira, neo-liberal politikaların etkilerinin ekonomik ve toplumsal yapıda yarattığı dönüşüm, kentsel nüfusa eklemlenmekle birlikte, kentle bütünleşememiş geniş yığınların kentin sınıf temelli çelişkisine özgü davranış ve tutumları kazanamamalarına da yolaçmaktadır. Bu durum da kentte, farklı dinamiklerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Özellikle ‘90'lı yıllar boyunca süren ve Türkiye kentleri üzerinde beklenmedik bir baskı oluşturan “zorunlu göç/gönüllü olmayan göç” olgusu dikkate alındığında, ortaya çıkan tablo hem kent hem de “zorunlu” nedenler ile kentli nüfusa dahil edilmiş olanlar açısından daha da sorunlu alanlar oluşturmaktadır.

Bugün kent nüfuslarındaki yığılmalar, kentlileşme açısından oldukça sorunlu görünmektedir. Faşizmin beslendiği kaynakları kurutacak olan sınıfsal kimliğe bürünme sürecinin zayıflaması, kırsal kesim ile bağını da büyük ölçüde sürdüren bir kesimin varlığı, son 10-15 yıllık bir süreçte Türkiye kentlerinde hızla ivme kazanmış bir olguyu da gözler önüne sermektedir: Kır ile kent arasında kalmış, geçimini kentten sağlayamayan, ekonomik ve toplumsal yaşam açısından halen kırdan kopamamış, giderek yoksullaşan ve çıkış olarak milliyetçiliğe sarılan... Kentin barındırdığı sınıfsal çelişkilerin, çatışmaların, bölüşüm ilişkileri sorununun yerine kendisini hızla ikame eden ve milliyetçiliği aşarak faşizme dönüşmeye başlayan bu yeni durum ne yazık ki yeterince ciddiye alınmamakta, sorun basit bir milliyetçi tepki olarak değerlendirilmektedir.

Son çeyrek yüzyılda aldığı göçlerle nüfus yapısı iyice değişmiş olan kentler, milliyetçilik temelli çatışmalar, gerilimlerle daha sık karşı karşıya gelmeye başlamıştır. İzmit gibi sanayileşmiş ve kentsel sorunlardan kaynaklanan gerilimleri daha sınıf temelli olarak çözmeye yönelik eğilimler taşımış bir kent, bugün faşizmi besleyen özelliklere de sahip bulunuyorsa, sorunun üzerinde önemle durmak gerekmektedir.

Kentte karşılaşılan sorunların çözüm yollarının sınıf temelli bir bakışaçısına sahip olması gereken bir dönemde, milliyetçilik arkasında yükselen faşizm emek ile sermaye arasındaki mücadelede sermayenin işini kolaylaştırmakta, emeğin sömürüsünün olanaklarını yükseltmektedir. İzmit vakası, izleyen yıllarda kentleşme süreçlerine ve kentsel sorunların yanısıra, milliyetçilik temelli faşizme kayan bir bakışın son dönemde kentlerdeki değişimin boyutlarını göstermesi açısından önemli bir örnek oluşturmaktadır. Sınıf eksenli mücadelenin yoğun yaşandığı yerlerden biri olan İzmit, bu özelliği ile kentsel çelişki ve çatışmalardaki değişimi gösteren bir turnusol kağıdı işlevi görmekte, önemli ipuçları vermektedir.


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

GenBilim Editor

Yazar Hakkında:
"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık." Nicholas Murray
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Terim Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim