Okunma: 633 kez
Küreselleşmenin İki Yüzü
Bu makalede Küreselleşmenin iki kavramı ve süreci üzerine odaklanacağım: Kapitalist/Şirketler [küreselleşmesi] ve anarko-sendikalist [küreselleşme]. Bunlardan ilki uluslararası kapitalist ekonominin yakın işbirliğini ve düzenlemesini çokuluslu şirketlerle IMF (Uluslararası Para Fonu),
( www.genbilim.com )
Dünya Bankası ve WTO (Dünya
Ticaret Örgütü) gibi şirketler doğrultusunda [hareket eden] ekonomik kurumların
artan rolünü; askeri ve siyasi ölçeklerde ise BM, NATO, ABD Hükümeti ve CİA,
vb.'lerinin çeşitli ülkelerin işlerine müdehale etmelerini
içermektedir.
İkinci olan küresel emek örgütlenmesi ise, Kapitalist
küreselleşmeyle ilgili strateji ve taktiklerle mücadele etmek ve üretim
araçlarının doğrudan üreticiler tarafından kolektif bir şekilde ele
geçirilmesini/yönetilmesini sağlamak üzere, son derece demokratik olan ve
doğrudan eylem ilkelerine dayanan kitlesel bir uluslararası işçi hareketinin
inşa edilmesini içerir. Bu kavramı tartışırken, bugünkü hakim görüş olan
bürokratik sendikacılığın, anarko-sendikalist uluslararası örgütlenmenin ve son
yıllarda küresel kapitalist kurumların toplantı/konferanslarında yaşanan
protesto eylemleriyle ilgili olan küreselleşme karşıtı hareketin eleştirisini
ortaya koyacağım.
II. Dünya Savaşı'nın sonu, ABD'nin Dünya Bankası ve
IMF'in kurulması ile kritik bir rol oynadığı küreselleşme sürecinde büyük bir
atılıma tanıklık etti. (Dünya Bankası'nın başkanı daima Amerikan vatandaşı
olmuştur. ABD, İMF kararlarında %17 oya sahiptir.) Bu yeni kurumların o zamanki
rolleri, 1930'lardaki durgunluğun bir tekrarından kaçınmak üzere uluslararası
ekonominin düzenlenmesiydi. Özellikle de batan ekonomilere kurtarma kredileri
sağlayarak, bu tip ekonomik çöküntülerin küresel ekonomiye taşınan zararlı
etkilerini önlemek.
1970'lerin sonları ve 1980'lerin başlarında yaşanan
3üncü Dünyanın Borç Krizi bağlamında, Batılı Güçler ve bu küresel kuruluşlar
serbest ticareti garantiye almak ve bu ülkelerin ekonomileri üzerinde daha fazla
kontrol sağlamak amacıyla 3üncü Dünya Ülkelerine müdahale etmeyi becermişlerdir.
(1).
Bu müdahaleler, Dünya Bankası ve İMF'nin 3üncü dünya Hükümetlerini,
dışalım ve yabancı sahipliği önündeki engelleri kaldıran, Emek karşıtı yasaları
yürürlüğe koyan ve özelleştirmeyi cesaretlendiren "Yapısal Etkinlik
Programları"nı uygulamaya razı etmesi şeklinde olur. Bu bağlamda, Batı merkezli
çokuluslu şirketler bazı faaliyetlerini 3üncü Dünya'ya transfer etmeye --örneğin
çokuluslu şirketlerin sahipliğindeki fabrikaların Avustrulya'dan Güney Doğu
Asya'ya kaydırılması--, küresel stratejinin bir parçası olarak şirket
faaliyetlerinin birçok ülkeyi kapsayacak şekilde yeniden örgütlenmesi ve 3üncü
Dünya ekonomilerine hakim olmaları teşvik edildi. Bu süreç konteynerleşme
[taşımacılıkta konteynerlerin yaygın olarak kullanılması], bilgisayarlı
muhasebedeki gelişmeler ve makine aksamları konusundaki ölçülerin
standartlaşmasına yönelik anlaşmalar sayesinde mümkün hale geldi, ve bunlar
tarafından cesaretlendirildi.
Uluslararası Özelleştirme
Oyunu
Küresel kapitalist stratejilerin en önemlilerinden birisi de,
çokuluslu şirketlerin 3üncü Dünya ülkelerinin ekonomileri üzerinde hakimiyet
kurmalarını oldukça kolaylaştıran özelleştirme stratejisidir. Bu, Küresel
kapitalist gündemin sürdürülmesinde uluslararası kuruluşlar ve yerel Devletler
arasındaki oyunu gözler önüne sermektedir.
Özelleştirmenin ideolojik ve
politik kökeni, 1980'lerde Britanya Thatcher Hükümeti'nin politikalarını
şekillendiren sağ-kanat bir tink tank olan "Adam Smith Enstitüsü"ne
dayanmaktadır. Thatcher Hükümeti'nin endüstrileri özelleştirmekteki başarısı,
özellikle ABD Hükümeti'ni ve onun ajanlarını [karar alıcı birimlerini]
etkilemişti. Sonuçta, 1981'de Özel Teşebbüsler Bürosu olan USAID kuruldu. [Bu
büro] 5 yıl sonra, birkaç düzine özel şirket tarafından finanse edilen
"Özelleştirme Merkezi" adını aldı. USAID 1985'de ise, Britanya ve ABD merkezli
çokuluslu şirketlerin temsilcilerinin özelleştirme stratejilerini tartışmak
üzere 3üncü Dünya Ülkeleri temsilcileriyle görüşebilecekleri uluslararası
özelleştirme konferansının hem hazırlıklarını yürüttü, hem de [konferansa]
evsahipliği yaptı.
Konferansın ardından USAID özelleştirmeleri
canlandırmak üzere küresel bir girişim başlattı. Çeşitli 3üncü Dünya
Ülkelerindeki USAID görevlileri, USAID yardımlarının geri çekilmesi tehdidiyle
Hükümetleri her yıl 2 tane özelleştirme önlemi almaya zorluyorlardı. 1980'ler
boyunca, 83 ülke devlet sanayilerini, varlıklarını ve hizmetlerini özelleştirdi.
Bu özelleştirmelere özellikle --Price Waterhaouse gibi-- Britanya merkezli
uluslararası danışmanlık şirketleri destek oluyorlardı; destekleyici rapor ve
çalışmalarla Hükümetlerin mühürlerini basmalarına yardımcı oluyorlardı. 1989'da,
Price Waterhouse ana gelir kaynağı olan özelleştirmelerle ilgilenmek üzere bir
Bölüm oluşturdu. Sadece 1990 yılında 51 ülke özelleştirme danışmanları kiraladı.
(2)
Şirketler Küreselleşmesinin Beslemeleri
Şirketler
küreselleşmesi politikalarının, çokuluslu şirketlerin faaliyetlerinin
uluslararası olarak yaygınlaşmasının, devasa küresel bir özelleştirme
saldırısının ve dünya otomobili projesi gibi şirketlerin yeniden örgütlenme
stratejilerinin başarılı olmasının önemli bir sebebi de çeşitli ölçülerdeki
bürokratik merkeziyetçi sendika hareketlerinin, resmen sosyal demokrat olan işçi
partilerinin ve Hükümetlerin segilediği işbirliğidir.
Avustralya'da
demiryollarında yaşanan son gelişmeler bu süreci açıklamaktadır. ALP'li
(Avustralya İşçi Partisi) Carr Hükümeti'nin yakın zamanda Lang Corp. and Toll
Holdings'e sattığı NSW'deki Freight Corp. vakasında, RTBU (Rail Tram & Bus
Union) hiyerarşisi bu satışta önemli rol oynadı. Özelleştirmeye tamamen teslim
oldu ve NSW Hükümeti Hazinesi tarafından desteklenen Price Waterhouse Raporu'na
dayanarak RTBU üyelerine özelleştirmenin faydalarının propagandasını yapıp
durdu. Ne şaşırtıcı ki, Freight Corp.'un özelleştirmesi için işçileri
zorlanmasında merkezi bir role sahip olan bir RTBU-NSW kıdemli yetkilisi,
Harvard Üniversitesi sendika yetkilisi eğitim programı mezunu. Ün salmış bir CİA
yetiştirme merkezi. Son yıllarda RTBU hiyerarşisinin özelleştirme için zemin
hazırladığı başka bir olay ise East Hill demiryolu bakımı ile ilgili. İşletme
hakkı, RTBU tarafından hiçbir itiraz olmaksızın, Carr hükümeti tarafından ABD
merkezli sivil motor devi Fleur Daniel'e verildi.
Şirketler
küreselleşmesi ile ilgili bir başka önemli süreç ise, çokuluslu şirketlerin
faaliyetlerine yardımcı olmak üzere Hükümetlerin yasama yetkilerinin
sulandırılmasıdır. Bu yöndeki en dramatik hareket, çokuluslu şirketlerin
faaliyetleri üzerindeki kısıtlamaları ortadan kaldırmak üzere ülkelerin
yasalarında değişiklikler yapılmasını sağlayacak olan MAİ [ing. Multilateral
Aggreement on Investment, Çok Taraflı Yatırım Anlaşması] anlaşması önerisiydi.
Resmi anlaşma yapılamamış olsa da, MAİ'nin gayri resmi bir şekilde
başlatıldığına dair önemli ve artan deliller mevcut. NSW Demiryolları olayında,
Şehir Banliyösündeki OH&S komitesi seçimlerinde İşyerinde Sağlık &
Güvenlik yasasının yönetim tarafından ihlaline ve 2000 Sidney Olimpiyatları
öncesinde Şehir Banliyö istasyonlarının yenilenmesi sırasındaki güvenli olmayan
uygulamalara karşı, NSW Hükümeti İş Güvenliği Bölümü bunları tamamen görmezden
geldi. (3)
Uluslararası emek hareketinin küresel kapitalizmin kurumlar
ile çokuluslu şirketler ve onların stratejilerine karşı sürdürdüğü örgütlü
küresel eylemlere gelince. Kenarda köşede kalmış önemli anlaşmazlıklar haricinde
pek az şey oluyor. Liverpool Liman İşçilerini desteklemek için bir günlük
uluslararası denizcilik grevi. Liverpool Liman İşçileri anlaşmazlığı sırasında
1997'de San Francisco'da grev kırıcı Neptun Jade gemisinin, sendikalist odaklı
IWW [ing. Industrial Workers of the World, Dünya Sanayi İşçileri] üyelerince
boykot edilmesi. 1998 boyunca MUA'yı [ing. Maritime Union of Australia,
Avustralya Denizcilik Sendikası] desteklemek için yapılan dağınık eylemler.
"Sendikacılar"ın uluslararası toplantılarının çoğu ise, bürokratik sendikalarda
yetkili konumda olan yönetim yardakçıları için düzenlenmiş birer uydurma
[turistik] gezi turu aslında.
Daha önce de bahsedildiği üzere,
özelleştirme stratejilerinin başarısı, sendika hiyerarşileri ve onların
aygıtlarınca bilhassa desteklendi. General Motor'un dünya otomobili projesi gibi
çokuluslu şirketlerin üretimi yeniden örgütleme stratejileri vakasında ise, G.M.
fabrikalarındaki sendika temsilcileri bu sürecin ilerletilebilmesinde kritik bir
rol oynuyorlar. Victoria'daki General Motors Holden Fisherman's Bend motor
fabrikasında, işin hızlandırılmasına ve İşyeri Sağlık & Güvenlik yasasının
tamamen ihlal edilmesine karşı [yürütülecek] iş direnişlerinin engellenmesinde,
büyük ölçüde idarenin işbirlikçisi olan (imalatçı sendikası) AMWU'nun atölye
temsilcileri kritik roller oynamaktalar. 1990'larda AMWU'nun araç yapım kısmı
görevlileri, müessesenin onayıyla fabrikaya gelecekte yapılacak eklemeler olduğu
zaman 12 saatlik vardiyaların yürürlüğe girmesi konusunda Holden'deki idareye
yardımcı oldular.
Bürokratik merkeziyetçi sendikalar, işverenler ve
Devlet yetkilileri arasındaki ilişkileri karakterize eden bu yakın işbirliği
anarko-sendikalist yaklaşımla tam bir tezat oluşturmaktadır. (Anarko-sendikalist
yaklaşım) küresel şirketler iktidarına karşı koymak üzere, [çeşitli] ülkelerdeki
sanayilerdeki ve sektörlerdeki işçilerin örgütlü doğrudan eylemliliği hedefini
vurgular. Bu, keza Seattle, S11 ve M1 Protestoları gibi küreselleşme karşıtı
şovlardaki "eylemciler"in "doğrudan eylem"iyle de kesin bir karşıtlık sergiler.
Küçücük azınlıklar küresel kapitalizmin zirvelerine karşı sembolik protestolar
yapıyorlar.
Gelecek - Anarko-sendikalist Enternasyonal
Örgütlenme
İş başındayken enternasyonal olarak koordine edilen
doğrudan eylemlilik hedefi bağlamında, anarko-sendikalist sicil zayıf
olagelmiştir. Ancak, farklı ülkelerdeki kitlesel anarko-sendikalist işçi
hareketleri arasındaki işbirliğini sağlama doğrultusunda önemli adımlar
atılmıştır. Bu yöndeki en önemli gelişme, ilk başlarda birkaç milyon üyesi
bulunan Avrupa ve Latin Amerika merkezli üye sendikalardan oluşan Enternasyonal
İşçiler Birliği'nin [ing. International Workers Association] 1920'lerin
başlarında kurulmasıydı. Bu enternasyonalist örgütlenme ve sendikalist
hareketlerin yayılmasıyla eş zamanlı olarak, işçilerin moralini yükselten ve
militanlık aşılayan, zirvesinin Rus Devrimi ve diğer ayaklanmalar olduğu I.
Dünya Savaşı sonrası devrimci bir dalga doruğa erişmişti.
Bu büyüme bazı
olumsuz etmenlerin bileşimi sonucu kısa devre yaptı. I. Dünya Savaşı ertesinde
varolan sosyal demokrat sendikalardan hayal kırıklığına uğrayan pekçok kimsenin
katılımıyla mantar gibi büyüyen sendikalist hareketler, [katılımcılarının]
snedikalist ilkeleri pek az kavramış olması nedeniyle ancak kısa dönemli bir
istikrar yaratabildi. Bu daha sonra Komünist Parti'nin yörüngesine dahil olacak
bağımsız sendikaların kurulmasıyla sonuçlanacak bölünmelere neden oldu
--Ruhr'daki endüstri tabanlı üyelerinin çoğunu kaybeden ve tüm bir ulusal tabanı
kısa zamanda Komünist Parti'nin yörüngesine girecek olan bağımsız bir sendikaya
kayan Alman FAUD [ing. Free Workers Union of Germany, Almanya Özgür İşçiler
Birliği] örneği. Fransa'da ise, Komünist Parti önceleri sendikalist yönelimli
olan CGTU'yu [ing. General Confederation of Labour United, Genel Birleşik Emek
Konfederasyonu] ele geçirmeyi başardı; bu ise birkaç bin üyesi olan (Devrimci
Sendikalist) CGSTR ayrışmasıyla sonuçlandı. Sonraları, 1920 ve 30'larda ise
faşizm ve diktatörlükler birçok kitlesel sendikalist emek hareketinin ezilmesine
katkıda bulundu. Bunlardan en önemlisi, 30'larda zirvede olduğu zaman
milyonlarca üyesi olan İspanyol CNT'si [ing. National Confederation of Labour,
Ulusal Emek Konfederasyonu] idi.
İspanyol CNT'si içinde etkili olan
İberya Anarşist Federasyonu'nun [FAİ] kısımları gibi bazı anarşist gruplar da
keza; gerçekçi olmayan/basit köşede bekleyen devrim görüşleri ve yönetici
sınıfları aşırı sağ tedbirler almakta cesaretlendiren aşırı militan ve maceracı
ayaklanma [taraftarı] tutumları, kitlesel sendikalist hareketlerin
diktatörlükler tarafından ezilmesine katkıda bulundu. Bu gibi grupların aşırı
sekter tutumları, kitlesel sendikalist birliklerdeki daha tutarlı
anarko-sendikalist gruplanmaların tasfiye edilmesine neden oldu (FAİ'nin CNT
içindeki birimleri daha sonra BOC [ing. Worker & Peasant Bloc, İşçi ve Köylü
Bloğu] olarak adlandırılacak olan Devrimci Sendikalist Komitelerin ve
Trientistas'ların tasfiyesine aracılık ettiler; ve bilinçli bir tartışma için ve
daha gerçekçi devrimci stratejilerin geliştirilmesi için uygun olmayan histerik
bir ortamın yaratılmasını teşvik ettiler). Ağır Devlet baskısından ve Faşizm'den
etkilenmeyen ülkelerde, sendikalist azınlık hareketleri sıkılaştırılan çalışma
yasaları ağı, çoğunluğa sahip bürokratik sendika federasyonlarıyla rekabet ve
gelişmekte olan refah devletiyle yüz yüze geldiler; İsveç İşçi Merkezi [ing.
Swedish Workers Center, (SAC)] örneğindeki gibi, giderek ortodoks birer sendika
niteliğine büründüler. (4)
Sonuçta, İspanyol CNT'si hariç olmak üzere,
IWA'in çeşitli üyeleri 20'lerin başından sonra büyük rakamlarda üye kaybı
yaşadı; ve IWA farklı ülkelerdeki sanayiler arasındaki doğrudan eylemliliği
örgütleyemedi. Çeşitli anarko-sendikalist/anarşist oluşumlar ve IWA üyeleri
arasındaki en önemli işbirliği, 1936-39 arasındaki İspanyol Devrimi ve İç Savaşı
sırasında CNT'nin desteklenmesine odaklandı. Bu kısıtlı da olsa, finansman,
tıbbi malzeme, silah ve asker sağlanmasını içeriyordu. 1950'lerin sonuna
gelindiğinde ise, IWA temel olarak mikro bir bürokrasiye indirgenmişti; hiçbir
sendika üyesi olmayan, sadece birkaç ülkede varolan propaganda gruplarına
dönüşmüştü.
Franco'nun ölümünün ardından 1976'da İspanya'da CNT'nin
yeniden kurulmasıyla --yeniden canlanması, CNT'nin iddiasıyla 70'lerin sonundaki
300,000 üyesiyle büyük bir ölçekte gerçekleşti; ancak bu klasik bir emek
hareketi olmaktan ziyade bir kültürel hareket/siyasi parti [oluşumu
niteliğindeydi]--, anarko-sendikalist markaya yeniden bir ilgi oluştu ve IWA'i
diriltmek için girişimler başlatıldı. Yeniden canlandırılan IWA, savaş arası
dönemdeki IWA'in ancak gölgesiydi ve kitlesel enternasyonal bir işçi hareketi
olarak gelişmeyi başaramadı. CNT ise 1970'lerin sonundan itibaren çok sayıdaki
bölünme ve devlet baskısı sonucunda tepetaklak gitti, ve bugün ancak 1,000 ya da
o civarda bir üyesi olduğu tahmin ediliyor. (5)
Bu bölünme süreci
özellikle IWA üyelerini etkiledi. İspanyol ve Fransız CNT'leri olayında,
[bölünme] işyeri komiteleri için Devlet kontrolünde yapılan seçimlere katılma ve
sendika temsilcilerinin önemsiz ayrıcalıklarıyla ilgili konularda odaklanıyordu.
Diğer alternatif sendikalarla işbirlikleri ve anlaşmalar yapma konusundaki
farklılıklar, yeniden canlandırılan İtalyan Sendikalist Birliği'nde [ing.
Italian Syndicalist Union] 1990'da bölünmelere neden oldu. IWA'ın geri kalanın
büyük kısmı ise, çok az bir endüstriyel etkiye sahip olan, karakter olarak
kendinden varoluşçu --kendi kendilerine varolan-- mezhepler, ideolojik gruplar
olma yönünde kuvvetli eğilimleri olan propaganda gruplarından oluşmaktaydı. IWA
halihazırda, anarko-sendikalizmin enternasyonal düzeyde anlamlı bir şekilde
canlanmasının önündeki bir engel haline geliyor gözükmekte; sendikalist payeye
sahip olan ucube mezheplerin oluşmasını cesaretlendiriyor gözükmekte. IWA içinde
ve dışında süregelen enternasyonal sendikalist eylemliliğin, endüstriler içinde
örgütlü doğrudan eylemliliği pek az içerdiğine ise hiç şüphe yok. [Bu
eylemlilik], 1984-85 Britanya Madenciler Grevi ve 1998 Avustralya Denizcilik
Anlaşmazlığı gibi aşağıdan gelen baskılar nedeniyle bürokratik/merkeziyetçi
sendikaların yönettiği grevleri/direnişleri desteklemek; elçilik protestoları;
email/posta protestoları; sınırlar, kitapevleri ve işten atılan IWW üyesi gibi
konularda uluslararası gözetleme/boykotlar vb.; Liverpool Liman Grevi sırasında
Neptune Jade'in boykot edilmesi; ve Küreselleşme karşıtı protesto gösterilerine
katılım gibi şeylerden oluşuyor.
Sonuçta, daha önce öne sürdüğüm üzere
enternasyonal sendikalist hareket, enternasyonal olarak örgütlü bir güç olarak
zor durumda [düşüşte] ve kendine düşen rolü üstlenememekte. İşverenlerin
saldırısı ise azgın bir sel gibi dünyayı silip süpürüyor. Bir takım istisnalarla
birlikte, endüstriyel doğrudan eylemlilik direnişinden yoksun bir halde.
Dünya'da üretim araçlarının kendinden yönetimi ve kolektif [bir şekilde] el
konulması doğrultusunda işçilerin hazırlanması için örgütlenmelerden ise hiç
bahsetmeyin.
Aşağıdakiler küresel bir anarko-sendikalist emek hareketinin
yeniden inşa edilmesi doğrultusunda yapılan bazı önerilerdir. En önemli adımlar
bizim kendi endüstriyel alanlarımızda atılmalıdır.
1. Günümüzdeki
azgın işveren saldırısı bağlamında --işçilerin militan öz örgütlenmeleri için
katalizatör işlevi görecek çeşitli "iş örgütlenmesi dışındaki" alanlara da
yayılacak-- iş örgütlenmesini desteklemek en acil önceliktir.
2.
Pekçok ülkedeki küreselleşme karşıtı hareket üzerindeki, zararlı ve oldukça
yaygın Leninist, Stalinist ve Öncücü mirası ortadan kaldırmak.
3.
Bu amacı gerçekleştirmek üzere, Leninizmin eleştirisinin geliştirileceği
konferanslar dizisi de dahil olmak üzere geniş kapsamlı tartışma süreçlerinin
resmen başlatılmalıdır. Bu tip bir süreç küreselleşme karşıtı hareketin mizacını
değiştirecek ve sendikalist bir yönelime yardımcı olacaktır. Aynen sendikalizmin
19uncu yüzyılın sonu ve 20nci yüzyılın başlarındaki ilk yükselişinde olduğu
gibi.
4. Psikolojik ortamı değiştirmek ve işçilerin moralini
yükseltmek için sınıf mücadelesinde önemli zaferler kazanmak, ve işverenlerin
saldırısını göğüslemek önemlidir. Bu bağlamda, anarko-sendikalist tarzda
sendikacılık ve onun endüstriler arası enternasyonal işbirliği [eylem tarzı]
artık gündeme gelmelidir.
5. Bu tip bir zaferin en önemli odağı
gerideki bir yerden [mevziden] ziyade, özellikle dünyanın süper gücü ve medya
şöhreti olması nedeniyle ABD olmalıdır.
6. Deneyimli, motivasyon
sahibi çalışanlar ve altyapı dahil olmak üzere, geniş ölçekte "iş örgütlenmesi
dışında"ki alanları desteklemekle uyumlu olarak, farklı stratejik endüstrilerde
anarko-sendikalist yönelimli işyeri gazetelerinin yayınlanması. [Bunun] geniş
bir destekleyen ve yardımcı olan çevre ile takviye edilmesi.
Mark
McGuire
Notlar
(1) Bakınız, "Küreselleşme, Emperyalizm, Borç Krizi,
BM, IMF & Dünya Bankası", RW, Cilt 19, Sayı 2 (164), Nisan-Mayıs
2000.
(2) Bakınız, "Emperyalizmin Bugünkü Aracı Olarak Özelleştirme", RW,
Cilt 13, Sayı 8 (117), Ağustos 1994.
(3) Bakınız, "NSW Demiryolları
Haberleri", RW, Cilt 19, Sayı 4 (166), Ağustos-Eylül 2000.
(4) Bakınız,
"Devrimci Sendikalizm: Enternasyonal Perspektif", Marcel Van Der Linden &
Wayne Thorpe tarafından editörlüğü yapılan.
(5) Bakınız, "Bugün İspanya", RW,
Cilt 20, Sayı 3 (172), Ağustos-Eylül 2001.

Etiketler:
Bilimler
Sosyoloji
Küreselleşme ve Emek Hareketi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |