Okunma: 571 kez
Kalıntısal bir yaşamın uzağında durmak! Kendini soyutlamak! İşte bu an bir dervişin gölgesindeyiz! Soyutlanmış olarak! Kalabalık cadde ve sokakların, gece klüpleri ve eğlence merkezlerinin içi hınca hınç insan dolu. Bu kalabalık yaşamların öznesi haline gelmiş amaç: Para! Büyük şehirlerin kaosu! Terkedilmiş ve özlenmemiş insanın bu duyguyu içine sokan şey!
( www.genbilim.com )
Küçük şehirlerin, büyük şehirlerle kıyası nedir? Ya da özneyi, nesnelerin
arasında eriten şey? Yok olma düşüncesi hatırlandığında, daha çok eğlence, daha
çok oyuna bırakıyor kendini. Böylece para bütün hükümleri koyucu, yön
belirleyici yaşam tarzında tek gaye oluyor! Bir oyalama mekanizması...
Koketler, fahişeler, jigololar, hırsızlar, bedavacılar ya da kısaca
hepsini ifade eden amaçsızlar! Onları büyük şehirlerin her köşesinde birikirken,
oynaşır ya da yüksek sesli şuh kahkahalar arasında yapmacık repliklerini okurken
görüyoruz! Bütün bir mekânı kaplıyor cisimleri. Rutinin üzerine çıkmaya
çalıştıkları hâlde, daha da artan bir hızla rutinin altına doğru kaymaya devam
ediyorlar!
İnsanı böyle maddeleştiren, kemik ve et parçası yapan nedir?
Sanayileşme ile birlikte gelen, daha çok kazanma hırsı mı? Gerçek şu ki bu
dünyada statülerin eşitlendiği bir çağ olmayacaktır! Bütün sistemlerin;
komünizmin, liberalizmin, hümanizmin ya da üst - ilahi sistemlerin uygulanmaya
çalışılmasına rağmen; insan, insan oldukça eşit bir statüden söz etmek bir
ütopya olarak kalacaktır!
Neden! Çünkü bu insan oluşudur, insanoğlunun
başlangıçtan beri var olan yapısıdır. İnsan Genesis’ten (yaratılış) beri iki dağ
altına karşılık, bir üçüncüsünü daha şehvetle istemiş, bir hüküm, boyunduruk
altına girmek istememiş fakat boynuna uzun bir ip geçirilmiş koyunlar gibi bu
araziyi boş ve özgür sayarak, uzunca bir mühlet dilediğince yeşil otlarından
yemiş; bir gün, ipin sona erdiği yerde, daha ileriye gidemediği yerde, özgür
olmadığının farkına da varmıştır! Geç gelen bir evrekadan (bulmak) sonra!
Kimi hayatlar vardır, gerçekten yaşanmıştır. Bu yaşanmış hayatlara
özenen insanlar vardır, onları takip eden. İnsanın amacını kavrayamadığı yerde,
amaçları olan insanı bir amaç olarak kavraması doğaldır! Fakat amaçlar
nehirlerin bir okyanusa akması gibi aynı okyanusta birleşmeyecektir! Amaç bir
kavrayış oluşudur. William James´te olduğu gibi: "Bir tasarım, kendine inanmak,
bize yarar sağladığı sürece hakikattir!"
Şehirlerde mutluluk oyuncuları!
Oyalananlar! Schopenhauer, aşkın metafiziği isimli çalışmasında: "Acı ve
mutlulukların olmadığı bir dünyada, can sıkıntısından yaşanılamayacağını"
söyler. Oysa, acı ve mutlulukların çerçevelediği bir aşk, şehirlerdeki insanı
mutlak amaç doğrultusundan soyutlayacak, onu aşk kaosunun bitip, tükenmeyen
oyalanma oyunu içine itecekti!
Ve caddeler, kaldırımlar, sokak araları
durmadan akan ayak sesleri, insan kahkahaları; topluluğun, sosyal
kutuplaşmaların çokluğuyla gelen unutuşlarla, yok olmayı ve var olmayı unutmak
adına, düşünmeyi unutmak adına, sırf hayatı geçiştirmek için, ânı yaşamak için
her gece yeniden dolacak ve hayat bu büyük kentlerde, bu kaosta sürüp gidecekti!
Mustafa
Burak SEZER

Etiketler:
Bilimler
Sosyoloji
Büyük Kentler Üzerine
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |