Okunma: 683 kez
İnsanı biyolojik olarak ele alan antropolojinin bu alanı "Paleoantropoloji" ve "Fizik Antropoloji" alt başlıklarına bölünmektedir. Paleoantropoloji, insanın ortaya çıkışını, geçirdiği evrim sürecini inceler. Fizik Antropoloji ise yerleşik yaşama geçmiş toplumları, morfolojik ve demografik açılardan ele alır. İnsan topluluklarının nüfus yapısını; ortalama yaşam süresini;
iskelet yapılarına dayanarak insanların cinsiyetini,
yaşam biçimini araştırmak fizik antropolojinin konuları içinde yer
alır. İnsanın düşünme ve kendi geçmişiyle ilgili sorulara cevap arama
yeteneğine ulaşması, yaşam ile dünya tarihini yazması ve yeryüzünde
egemen hale gelmesi için 200 milyon yıl beklemesi gerekti. Ancak bu
noktaya vardıktan sonra, evrenin oluşmasından hayatın başlangıcına,
insanın en eski atalarından günümüz uygarlıklarının kaynaklarına kadar
merak edilen bir çok sorunun cevabına çok daha çabuk ulaşmayı
başarmıştır.
İnsanın kendi geçmişi ile ilgili yaptığı en önemli çalışmaların başında Darwin'in 1859 yılında yayınladığı "Türlerin Kökeni" gelmektedir. 1863'te Huxley "İnsanın Doğadaki Yeri"
adlı kitabında kuyruksuz maymunların biyolojik bakımdan insana en yakın
akrabalar olduğunu iddia etmiştir.Darwin 1871 de çıkan "İnsanın Türeyişi" adlı eserinde insan ve maymunun ortak bir atadan gelen "yeğenler"
olduğunu söyleyerek Huxley'i desteklemiştir. Yirminci yüzyılın
başlarından beri devam eden bir çok kazılar ve araştırmalar sonucunda
maymunumsular ve insanımsıların ortak bir atadan geldikleri fakat 15-20
milyon yıl önce birbirlerinden ayrıldıkları görüşü kabul görmeye
başlamıştır.
Bu ayrım aşamasında yeralan Ramapithecus türünün
12-15 milyon yıl önce yaşadığını destekler kanıtlar bulunmuştur. İlk
insanın ataları olarak kabul edilen Australopithecus türünün ise 6
milyon yıl önce Doğu ve Güney Afrika'da yaşamaya başladığı
saptanmıştır. Bu keşif, antropologları insanlığın kökenini Afrika'da
aramaya yöneltmiştir. 1924 yılında bulunan, bu türe ait olan
Australopithecus Africanus'un otluk bölgede yaşadığı ve iki ayağı
üstünde yürüdüğü ortaya çıkmıştır. 1994 yılında Etiyopya'da
gerçekleştirilen kazılarda bulunan ve günümüzden yaklaşık 4.4 milyon
yıl önce yaşamış Ardipithecus Ramidus ile evrimin kayıp halkalarından
birinin daha günışığına çıkarıldığı düşünülmektedir. 1974'te Doğu
Afrika'da bulunan ve 3.7 milyon yıl öncesine tarihlenen
Australopithecus Afarensis (Lucy) bazı uzmanlara göre Homo (İnsan)
olarak sınıflandırılsa da kimi kemikleri maymununkilere çok benzediği
için Australopithecus türüne sokulmuştur ve ona insanımsılardan modern
insana uzayan merdivenin ilk basamağında yer verilmiştir.
İlk
antropolojik kazı çalışmalarının başlamasıyla birlikte 1856 yılında
Almanya'nın Düsseldorf yakınlarında bulunan garip bir kafatası ve
birkaç insan kemiği bilim alanında önemli bir aşama kabul edildi ve
daha sonra bu kalıntıların ait olduğu tür Homo Sapiens Neanderthalensis
olarak adlandırıldı. Daha sonra Belçika'da da benzer buluntulara
rastlandı. Buluntuların sadece Avrupa ile sınırlı kalmaması için Afrika
ve Asya'da da çalışmalara başlandı. Afrika'da yapılan kazı çalışmaları
ile alet yapmasını ve kullanmasını beceren, dik yürümeye uyum sağlamış
Homo Habilis (Becerikli İnsan, 1.8 milyon yıl önce) türüne ait birçok
fosile rastlanmıştır. 1891'de Java Adasında Homo Erectus (Dik İnsan)
fosilleri ortaya çıkarılmıştır.
Bu tür, ateşi bulması ve balta kullanması ile bugünkü insana yakın özellikler göstermektedir.
Bugünkü modern insana en yakın türlerden biri olan
Homo Sapiens Arkaik'in (Akıllı İnsan) ise günümüzden 200 bin yıl önce
yaşadığı, Yakın Doğu ve Kuzey Afrika'da bulunan kalıntılardan
anlaşılmıştır. Evrim çizgisinin bugün erişilen son halkasında Homo
Sapiens Sapiens türü yer almaktadır.
İnsanın evrim sürecinde insana benzeyen pek çok
insanımsıların oluşturduğu yan dallar gelişmiş fakat bunların bir kısmı
belki de aşırı özelleşmenin etkisiyle zamanla ortadan kalkmıştır.
Paleoantropoloji
insanın atasının 20-25 milyon yıllık tarihi üzerine çalışmaktadır.
Evrim birkaç yüzyıllık bir süre içinde gözlenemeyecek kadar yavaştır.
Bu yüzden evrim çizgisinde maymunumsudan insansıya geçişin tam olarak
nerede başladığını ve bittiğini söylemek güçtür. Paleoantropoloji
insanın yeryüzündeki macerasının ancak bir kısmını açıklar, öbür yarısı
insanın "kültür" tarihinde saklıdır.
Hatice Bilgiç
Kaynakça;
1.Arsebük, Güven, İnsan ve Evrim, Ege Yayınları, İkinci Baskı, Ekim 1995, İstanbul.
2.Saran, Nephan, Antropoloji, İnkılap Kitabevi, 1989, İstanbul.
3.Braidwood, R.J., Tarih Öncesi İnsan, Arkeoloji ve Sanat Yayınları,
5.Alekseyev, V.P., İnsan Türünün Kökeni ve Gelişimi
6. Güvenç, Bozkurt, İnsan ve Kültür, Remzi Kitabevi, 1991, İstanbul.
7. Childe, Gordon, Tarihte Neler Oldu, Alan Yayınları, 1990, İstanbul.
8. Teber, Serol, Davranışlarımızın Kökeni, Say Yayınları, 1993, İstanbul.
9. Büyük Larousse Ansiklopedisi, Cilt 8, sf: 3924.
10. Arsebük, Güven, "İnsan" "Evrim" "Alet"
11.Tudge, Colin, New Scientist, 20 Mayıs 1995; İnsan Irkının Soyağacı,Çev:Özgür Kurtuluş
12. Focus Dergisi, Sayı 9, Eylül 1995.
13. Tübitak Bilim ve Teknik Dergisi, Temmuz 1994, sf: 22-29.
14. Tübitak Bilim ve Teknik Dergisi, Eylül 1994, sf: 68.

Etiketler:
Bilimler
Arkeoloji
Fizik Antropoloji
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |