GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Fotoğraf arrow Ara Güler ile Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Şub 10 2006
Ara Güler ile Yazdır E-posta
  • Currently 0.0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Rating: 0.0/5 (Toplam Oy: )


GenBilim Admin   
Cuma, 10 Şubat 2006
Okunma: 1573 kez

Epeydir natamam yazılar dosyasında beklettiğim Ara Güler’le ilgili yazımı, Reha Ülkü’nün kaleme aldığı “Foto Ara Bulama” başlıklı yazısına göz gezdirdikten sonra, sanki uzun zamandır üzerinde kafa yorduğum bir konumu beyan etmenin tam da sırasıdır hissine kapılarak noktalamaya atılıverdim, bir heyecanla.

Yüzümüze al çalan söz konusu yazı; yazmaktan çok, tanımına uygun eleştiri yöneltmenin ne kadar da zor olduğunu, kılı kırk yaran bir titizlik ve incelik gerektirdiğini bir kere daha teyit ediyor. Talihsizlik ki, hattı yatay, palas pandıras cümleler kullanılmış olması bir yana, bazen ne söylendiğinin de önemli, hatta daha önemli olduğu öne çıkarılsa da, tartışmaya açık, “hafif” ifadeler içeren yazı, maalesef dişe dokunur mühim bir şey de söylemiyor... Yukarıdaki başlıkla göz göze gelen her kimse farklı çağrışımlara kapılabilir. Ancak bu başlığı, bir sendroma dönüşen Ara Güler’le yatıp onunla kalkan ülkemiz fotoğrafına denk düşeceğini düşündüğüm için seçtim. İlk cümleleri ise, söz konusu prototip yazının, derinliğini günbegün yitiren ve akla gelen her şeyi söyleme mübahlığı taşıyan, kelamı karışık ve anlaşılmaz bir anlayışın imzasını taşıdığı, bir yandan da fotoğrafımızın resmini araladığı kanaatinde olduğum için, ki, yazılarımda bu minvalde olunca ilk cümleleri etmeden, yazmadan edemezdim.

Bu arada, çoklarının hemfikri olarak Ara Güler’in hayli başarılı bir fotoğrafçı olduğunu, bu alanda saygıya değer bir uğraş verdiğini, fotoğraflarının bir döneme tanıklık ettiğini, önemli belgeler oluşturduğunu hatırlatmalıyım. Ve insanı şaşırtacak bir özgeçmişe sahip olduğunu. Ancak, bu özgeçmişi nicel bulanlar, meselenin sadece iyi fotoğraf çekmek, yani iyi fotoğraflara sahip olmak olmadığını düşünenler olduğunu da hatırlatmalıyım… Örneğin, "…Biz tarihçiyiz, aslında tarih yazıyoruz. Görsel tarih yazıyoruz. Devir görsellik devridir. Yazı, edebiyat devri bitmiştir…" cümlelerinde olduğu gibi muhtelif inciler döktüğünü, tartışmaya açık çeşitli iddialarda bulunduğunu, arşivinde gün yüzüne çıkmamış ve Ara Güler kadar başarılı fotoğrafları olduğunu, bu işlerin iyi fotoğrafçı olmaktan çok, ilişkileri kullanma, geliştirme ve bir pazarlama meselesi olduğunu düşünenlerin varlığını da anımsatmalıyım. Dünyada; bu kadar çok fotoğrafı kullanılan, adından bu kadar çok bahsedilen bir başka fotoğrafçı var mıdır? Bu kadar çok sergisi açılan, bu kadar çok öne çıkarılan... Ara Güler, neden ve nasıl öne çıkarılmıştır? Duruşunun veya özel koşullarının bu kadar popüler olmasında bir etkisi var mıdır? Her yönüyle bu öne çıkma veya çıkarılma sebepleri arasında yapılması gerekenler ile yapılmaması gerekenlerin ölçüsü kaçmış mıdır? Çoğaltılması mümkün bu soruların muhatabı yalnızca Ara Güler midir? Tüm bu hallerin başka nelerle ve nasıl bir ilişkisi vardır?

Diyelim ki Ara Güler bir dahi. Dünyanın en zengin tarih ve kültür mirasına sahip bu toprakların bağrında neden başka Ara Güler’ler yetişmemiştir(!)? Coca-Cola Türkiye temsilcilerinin yönetim binasında yalnızca Ara Güler sergisinin açılmasının nedeni nedir? Mavi Jeans, geçmiş dönemlerde “İstanbul’da Blucin ve Sanat” başlıklı bir etkinlik düzenlemiş, etkinliğin afişine ise Ara Güler’in bir fotoğrafını (kot giymiş inşaat işçileri) kapak seçmişti. Oldukça vahim şartlarda çalışan inşaat işçilerinin yaşam koşulları bir yana, bu fotoğraf, Türkiye’nin ilk fotoğraf profesörü Mehmet Bayhan’ın tasvip etmediği “alt sosyal kültürden”, dolayısı ile “ülkemizin itibarını zedeleyen fotoğraflardan” değil miydi? Bu görüntü, her kimse fotoğrafı seçen yetkililerce nasıl ve neden seçilmişti? Yoksa tek gerekçesi yahut fazlasıyla yeterli sebebi, fotoğrafın, yalnızca Ara Güler’e ait olması mıydı? Toplu sözleşme talep eden işçisinin sorgusuz kapı dışarı edildiği ülkemizde, bu fotoğraf, hangi zihniyetle afiş yapılmıştı? İşçilerin kot giymesinde sakınca görmeyen anlayışlar, sendika kurmaları ve çeşitli hak arayışlarında da yine sakınca görmeyecekler miydi? Çoğu zaman politik malzeme sayılan, sosyal içerikli görüntüler diye tanımlanan ve istihza ile söz edilen benzer fotoğraflar, Ara Güler’in elinden çıkınca sanat mı oluyordu? Oysa Ara Güler, “fotoğraf sanat değildir” diyordu. Sanat’a konu olan her hangi bir özne, gerçekliğinden ve özel koşullarından koparılıp yalnızca görünen yüzüyle gösterilirken bir yandan nesneleştirilip öte yandan istismar edilmiş olmuyor muydu? Bu istismarda Ara Güler’in payı hiç mi yoktu? S. Sabri Kürkçüoğlu’nun Ara Güler’le, Urfa’da yaptığı bir söyleşide Güler, şunları söylüyordu: “…Tarihi Harran Şehri’nin her tarafını beton evler, elektrik direkleri ve teller sarmış. Bir şehrin estetiğini bozmak için birebirdir bunlar...” Çok gün görmüş, çok çekmiş bölgeyi, hem de orada süregelen bir yaşama karşın yalnızca o açıdan değerlendirmesi nasıl bir anlayışla örtüşür? Elektrik direkleri ve tellerden şikayet edip artık İstanbul’da da fotoğraf çekilemeyeceğini ifade eden Güler, bir başka zaman söylediği şu sözlerle bir çelişkiye düşmüyor mu? “…Ayasofya Camii’nde bir şey çekerken benim için önemli olan, önünden geçen insan, yani hayattır…

” Aslolanın direğine insanı, yaşamı diken Ara Güler; gürül gürül akan hayata karşın, tellerden şikayet edip fotoğraf çekmeyerek ve çekilemeyeceğini önererek -aslında- insandan ve yaşamdan vazgeçmiş olmuyor muydu? “…Fotoğraf makinesinin nasıl çalıştığını öğrenmek için okul gerekmez. Zaten okullarda birçok şeyi yanlış öğretiyorlar…” Cümlesinin haksızlık içermediğini söyleyenler olabilir mi? Bu sözler, “Ara Güler fotoğraf çekmesini bilmez” iddiası gibi bir şey değil midir? Diyelim ki Ara Güler gerçekten iyi bir usta. İşte Fotoğraf Dergisi’nin 49. sayısı, işte Ara güler’le yapılan söyleşi: Söyleşinin üstünkörülüğü bir yana, söyleşiyi okuyan her hangi bir ilgili, o söyleşiden bir feyz alabilir mi? Söz konusu söyleşi bir açılım getirebilir, bir nebze olsun insanların önünü açabilir mi? Söyleşinin bir yerinde o sıralar Cumhurbaşkanlığı’nda çalıştığını, sansüre takılan bir filmini, dönemin cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’e şikayet ederek sansürden kaldırdığını söylüyordu. Robert Capa’nın Türkiye’de çektiği fotoğraflardan oluşan sergisi, YK Kültür Merkezi’nde görücüye çıkmış, Capa’nın biyografisini yazan Richard Whelan, sergiyi vatanımıza getirmek için çok uğraştıklarını, ancak Ara Güler’in devreye girmesiyle sorunun çözüldüğünü anlatmıştı. İtibarlı ilişkilere sahip Ara Güler, engellenen gösteriler, sergiler, fotoğraflarından dolayı işlerinden olan, gözaltına alınan fotoğrafçılar, sansüre takılan fotoğraflar ayyuka çıkmışken, sansüre karşı olduğuna inandığımız Ara Güler, bir kerecik olsun bir açıklama yapamaz mıydı? Yoksa, Ara Güler için fotoğraf, yalnızca ve yalnızca bir amaç mıydı? Vatanımız insanını televizyonlardan, ”beşyüzotuziki” ile gülmeye zorlarken, hem mizah değerlerimize haksızlık edip hem de tirajikomik duruma düşmüyor muydu? Bir “Saydam Günleri” kapsamında Ara Güler Fotoğrafları”ndan oluşan 5 yüz dialık gösterisi ile sesini duyuran Vesken Değirmentaş ve birkaç yıl önce açılan; fotoğrafa, fotoğrafçıya hizmet anlayışı ile yola çıkan “İstanbul Fotoğraf Merkezi” gibi kimi kurum ve kişilerin adlarını ilk olarak Ara Güler’le duyurmasının, fotoğraf çevrelerini Ara Güler’le buluşturmasının altında ne yatmaktadır? Üstelik bu çalışmaların artık aşina işler olduğunu düşündüğümüzde; geriden ve derinden gelen yeni yüzler dururken, yine, her yerde, daha çok Ara Güler fotoğraflarının değerlendiriliyor olması nasıl açıklanabilir? 2005 yılında basılan, “Global İşletme, Yerel Emek” başlıklı bir kitaba, geçmiş yıllara ait bir Ara Güler fotoğrafı kapak seçilmişti. Öyle ya, fotoğraf deyince kurumların, çoklarının aklına, ilk Ara Güler geliyordu. Ama ilginç olanı, kitabın ön yüzünde fotoğrafın Ara Güler’e ait olduğunun yazılmasıydı. Bu yerinde bir şeydi, ama söz konusu Ara Güler olunca akan suların durması, aynı hassasiyetin diğer fotoğrafçılara gösterilmiyor olması “çifte standart” değil miydi?

Bir sendroma dönüşen Ara Güler’le ilgili söylenecekler, sorular bitmez. Ara Güler’le ilgili birçok açıdan, farklı yönde, birçok şey yazmak da. Ama her bakış; tarihin, sosyolojinin, kültürün, sanatın, bilimin, felsefenin ve yaşamın suyuyla yoğrulmalı. Aksi halde kuru kalır ve zamanla çürümeye yüz tutar… Sorular, endişeler; insanın içini oyar, ama zamanla değiştirir, yeniler… Ne varsa her şeyi, köhne olanı…

Engin Kaban


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Terim Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim