Ara
06
2007
|
Bilimin Serüveni |
|
|
- Currently 5.0/5 Stars.
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
Rating: 5.0/5 (Toplam Oy: 1)
|
GenBilim Editor
|
|
Perşembe, 06 Aralık 2007 |
Okunma: 681 kez
Us Doğaya kavramlarıyla yaklaşır, ve orada kendini bulmayı ister. Doğa özsel olarak ussaldır. Kavram Mantığı bize Doğa Kavramlarının da olduklarından başka türlü olamayacaklarını, ilişkilerinin mantıksal olmanın dışında olamayacağını öğretir. Bunun anlamı Doğada hiçbir gizemin, hiçbir bilinmeyenin, hiçbir belirsizliğin, hiçbir anlaşılmazlığın olamayacağı, ona kuşku ile ya da inak ile yaklaşmanın ona yabancı kalmak olacağıdır.
Leibniz gibi, Descartes gibi rasyonalistlerin Kozmozları ile Newton gibi, Heisenberg gibi irrasyonalistlerin Kaosları arasındaki ayrımın bir orta noktası yoktur. Doğada Yasallık en küçük evrenden en büyük evrene dek tek bir etmeni dışlamayan değişmez belirlenimi anlatır. Tüm Doğa sürekli değişim, sürekli doğuş içindedir. Sonsuz küçük özdeksellikten sonsuz büyük özdekselliğe dek, değişmeyen şey bu sürecin böyle olma zorunluğudur.
Doğada olumsallığı, belirlenimsizliği, yasasızlığı doğrulayan us kendini yadsıyan ustur. Bu us çürümesi nedeniyledir ki Isaac Newton gibi, David Bohm gibi fizikçiler bilinçlerini gizemciliğe, boşinançlara sonuna dek açarlar.
Pozitivizm tam olarak yadsımasını temsil ettiğini sandığı Metafizik olduğunu gösterir.
Us evrene onda kendi biçimini bulabilmek için yaklaşır: Onda uyum, düzen, güzellik arar. Onda ussallık arar. Onu bulması için görünürde Doğanın kendisi tarafından zorlanır, düzeltilir. Gerçekte kendi kendisi tarafından düzeltilir.
Avrupa bilimi Galileo, Kepler, Descartes, Leibniz gibi ussalcıların doğrudan doğruya Antik ve İslamik Felsefecilerinin ve Bilimcilerinin yarattıkları bilimsel birikim üzerine dayanan yeni çabalarıyla tanıdı. Doğu dünyası ve Türkler modern dönemin başlarında bilimsel ve uygulayımbilimsel gelişmeleri bugün de olduğu gibi çok yakından izlerken, tarihsel büyüklükleri ile ekinsel dizgelerinde kendine yer bulamayan böyle bir çocuksu merak bileşenini silmişlerken, Usun bu kavramsal gelişimi Avrupa�da Galileo, Kepler, Faraday ve başkaları ile aynı ussal sürekliye katılan James Clerk Maxwell�de doruğuna yükseldi. Daha sona 20�inci yüzyılda insan tininin her boyutunda irrasyonalizme boyun eğen ve Klasik ideallere, Değer Kavramının kendisine savaş açan Batı entellektüalizmi Einstein ve Heisenberg ve izleyicilerinin temsil ettikleri sözde görgücülük yoluyla usu ve ussallığı bilimsel etkinlik alanında de bütünüyle uzaklaştırdı.
Modern bilim tüm modern kuramlarında ussal olanın değil ama imgesel olanın, düşlemsel olanın, delice olanın güdümündedir: Bir uzaysal ve zamansal boyutlar çoğulculuğu, bir şimdiler çokluğu, zamanın başlangıçı ve uzayın sınırları, devinen uzaylar vb. dolaysızca bilimin çocuklaştığın anlatırlar, aslında Orta Çağlarda antik bilimsel kantıın başına geleni anımsatırlar. Modern Batıda kuramsal irrasyonalizm törel alanın irrasyonalizmi ile tamamlanır. Postmodernizmin bilimsel olanı alaya almasının zemini tam olarak bu irrasyonalizmin kendi doğasıdır.
Modern �bilim� kendini dünyanın daha büyük gerçekliğinden, törellik ve estetikten yalıtır. Usun bütününden koparır. Tam bir bağnazlık içinde, tek-yanlılık içinde, pozitif olana, olgu dediği ve kesinlikle ne olduğunu anlamadığı kategoriye sarılır. Bu soyut-yalıtılmış ya da analitik bilinci taşıyan ruhsal yapı sonunda bütünüyle ussal olarak Usun kendisine karşı açıkça düşmanca bir tutuma girer.
Einstein�ın Genel Görelilik Kuramının bir sonucu olarak evren sonludur. Buna göre, Einstein�ın evrenin yarıçapı için elde ettiği formül şudur: R2 = 2 / kr.
C-G-S Dizgesinin kullanımı bu eşitlikte 2 / k = 1,08*1027 sonucunu verir; r ortalama özdek yoğunluğu [ve k ise Newton�un yerçekimi değişmezi ile bağıntılı bir değişmez değerdir].
(Özel ve Genel Görelilik Kuramı (1917; İdea 1997), § 32, Not 23, s. 136.)
Pozitivizmin modern dönemde felsefeyi sindirmesi ve bilimsel etkinliğin idealizme sırtını dönerek kendini açıkça militarizmin ve kapitalizmin hizmetine adaması bütünüyle ilgili ve tutarlı olgulardır. �Bilimsel topluluk� ortak bir mantığın güdümünde olduğu için bir topluluktur. Bu mantık David Hume�un duyu izlenimlerinden türettiği bir alışkanlık mantığı, doğa yasasını tanımayan ama yalnızca olası ya da yaklaşık gerçeklikler isteyen, kavramın eytişimi yoluyla değil ama algı süreçleri yoluyla işleyen bir mantıktır. Böyle olarak, mantıksızlıktır. Felsefe bir yandan bu yüzeysellik tarafından hiçbir biçimde olmadığı biçimler altında yorumlanır. Öte yandan felsefeye ilgisiz böyle saçmalıklar haklı olarak reddedilir. Pozitif kafa gerçeklik sorununa bütünüyle kapalı kalır.
Hegel Doğa Felsefesi�nde şöyle yazar:
��Görgül Fiziğe karşı belirtilecek ilk şey onda kabul ettiğinden ve bildiğinden çok daha fazla düşüncenin bulunduğu, ve sandığından daha iyi olduğudur; ya da, eğer Fizikte düşünce bir bakıma kötü birşey sayılacaksa, sandığından daha kötü olduğudur. Öyleyse Fizik ve Doğa Felsefesi birbirlerinden algılamanın ve düşünmenin birbirlerinden ayrıldığı gibi değil, ama yalnızca düşünmenin tür ve tarzı yoluyla ayrılırlar; ikisi de Doğanın düşünce yoluyla bilinmesini anlatırlar.��
LEP (The Large Electron Positron Collider � Büyük elektron Pozitron Çarpıştırıcı)
CERN�de (ya da AÇAK, Avrupa Çekirdek Araştırma Kurumu) bulunan LEP (ya da BEP) makinesi dünyadaki en büyük parçacık çarpıştırıcısıdır. 100 m yeraltına gömülü ve 27 km çeper ile bu halkada elektron ve karşı-elektron (pozitron) demetleri karşıt yönlerde hemen hemen ışık hızına yakın bir derecede ivmelendirilirler. Çarpıştıklarında ilkin bir erke salınımı olur ve hemen ardından yeniden parçacıklara geri dönülür � erke-özdek dönüşümü.
Pekçok insan Bilimlerde birşeylerin ciddi olarak ters gittiği kaygısını duyar. Böyle olmamalıdır, diye düşünürüz. Eğer güç söz konusuysa, bu kadar büyük bir güç herşeyden önce insanlığa bir gözdağı olarak kullanılmamalıdır, deriz. Dev tasarların, sınırsız insan kaynaklarının, onbinlerce araştırmacının, bütün bir yüzyılın insanlığın gönenci için değil ama onu dünyasıyla birlikte yoketmeye ayarlanmış bir güç üretmeye adanmasında usdışı, aslında delice bir yan olmalıdır, deriz. Ve bu işi yalnızca birkaç hükümetin, birkaç çılgın politikacının yapmasının olanaksız olduğunu düşünürüz. Modern eğitimin yetiştirdiği sözde en yetenekli kafaların böyle bir tuzağa nasıl düşebildiklerine hayret ederiz çünkü eğitimin uyarlığa aykı olmaması, yoketmeye değil ama varetmeye yönelmesi gerektiğini kabul ederiz. Sorgusuzca. Ama çoktandır bilimin bütün bir mantığında bozulmakta olduğunu görürüz. Pozitif bilimciliğin de tıpkı nükleer gözdağı gibi insan doğasına aykırı olduğunu, bunun altında ürettiklerine ve sonuçlarına katlanmaya dayanabilecek bir düzeye dek çarpıtılmış bir mantığın yattığını anlarız.
Bilimde Yirminci Yüzyılın Övünçleri
��In truth, modern science is nearer to its beginning than its end�� diyen John Maddox bir Newsweek popüler bilim çözümlemesinde yirminci yüzyılın bilimsel başarımlarını şöyle sıralar:
1) 1905 Einsten�ın görelilik kuramı uzay ve zaman görüşlerini değiştirir, kütlenin erkeye ve erkenin kütleye çevrilebileceğini gösterir.
2) 1915 Einstein�ın yerçekimi kuramı evrenin bir açıklaması için bir çerçeve önerir.
3) 1926 Atomların parçaları daha tözsel nesnelerden değişik olarak davrandıkları tanıtlanır. Sonuçta ortaya çıkan ��nice kuramı��nın imlemi henüz sindirilmektedir.
4) 1929 Edwin T. Hubble evrenin genişlediğini keşfeder.
5) 1930lar Hayvanlarda ve bitkilerde kalıtım kalıplarının anlaşılması konusunda ilk kez görüş birliğine varılır.
6) 1953 Kalıtımda DNA�nın tüm gözeciklerin yaşamının düzenlenişi için kimyasal reçete olarak rolü ilk kez saptanır.
7) 1969 İnsan ilk kez Ay�a ayak basar.
8) 1971 Genlerin bir örgenlikten bir başkasına aktarılması bioteknolojiyi bir gerçeklik yapar.
Bu modern bilimin �övünç� tablosudur.
Yukarıdaki listede nükleer gözdağından, yaşama alanlarının yaşanmaz duruma getirilmesinden söz edilemez, ve birinciden üçüncüye dek tüm dünya insanlarının gönencinden, yaşamlarından çalan askeri / bilimsel bütçelerin büyüklükleri bilimsel bir sorun değildir.
Pozitivizm için değer yargıları anlamsız duygusal bildirimlerdir.
Varoluşçu mantık bireyin değerlerini seçmede özgür olduğunu söyler � insan doğasında hiçbir ölçüt ya da özsellik olmaksızın. Bir insan doğasının, insanın özünün yokluğunda, HERŞEY NORMALDİR.
�Yeni Fizik� Konusunda Bir Alıntı
The New Physics,
Edited by Paul Davies, Cambr. U. Press, 1989, s. 481. Chapter 18. �Overview of particle physics.� by Abdus Salam.
��Fizik inanılmayacak düzeyde varsıl bir bilim dalıdır: yalnızca temel doğa yasalarını anlamamızı sağlamakla kalmaz, ama ayrıca modern yüksek uygulayımbilimin temelini de sağlar. Yüksek uygulayımbilimin önemli kesimleri ile bu yakın bağıntı nedeniyle, fizik en eşsiz �gönenç yaratma bilimi�dir. Bu giderek kimya ve yaşambilim ile zıtlık içindedir [?]: bu bilimler gelişim için önemli olsalar da, kimyanın uygulamada gübreler, böcek ilaçları vb. ile ve yaşambilimin ise tıp bilimleri ile ilgilenmesi anlamında �sağ-kalma bilimleri� olarak sınıflandırılabilirler. Böylece kimya ve tıp bilimleri birlikte besin üretimi ve ilaç uzmanlığının sağ kalma temelini sağlarlar. Fizik sonraki gelişmişlik düzleminin denetimini üstlenir. Eğer bugün modern bir ulus varsıl olmak istiyorsa, hem kuramsal hem de uygulamalı fizikte yüksek bir uzmanlık düzlemi kazanmalıdır.��
Böyle pozitivist yoksul us gerçekten de ancak yaptığı işi gübreler ve böcek ilaçlarlıyla karşılaştırarak övünç ve doyum duyabilir. Herşeyden önce fizik inanılmayacak denli varsıl bir bilim değildir. Eğer kavramsal varsıllık söz konusu ise, varsıllıkları daha da inanılmayacak bilimler vardır. Fizik en temel, en yalın bilimlerden biridir. Eğer içerik söz konusu ise, fizik dirimsiz özdeğin bilimidir. Yaşambilim, ruhbilim, toplumbilim gibi kavramı asıl düzleminde alan bilimler bir yana, fizik kavramsal olarak kimyanın da temelinde, altında durur. Bu olgunun doğası gereğidir. Ama bu durum fiziği değersizleştirmez. Temel olmak yalın olmaktır, ve yalın olmak ise söz konusu bağlamda varsıl olmanın tam tersini anlatır. Ama yalın olmak kavranması kolay olmak demek değildir. Kanıtı bu �Yeni Fizik� denilen mitolojinin kendisidir. �Yalın� bir kuvvetin eytişimi bu analitik fizik için, bu pozitf fizik için en kafa karıştırıcı, giderek içinden çıkılması en güç sorun olduğunu tanıtlamıştır. Bugün bu bilim elimize bir kuvvetler çokluğu için, bir parçacıklar çokluğu için birbirinden varsıl, birbirinden türlü kataloglar verir. Bu türlülük kavrayışın kanıtı değildir. Tam tersidir.

Etiketler:
Bilimler
Diğer Bilimler
Bilimin Serüveni
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|