Ara
06
2007
|
Epiktetos |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Perşembe, 06 Aralık 2007 |
Okunma: 312 kez
Epiktetos: Hierapolis'te M.S. 50 yılında doğmuş Nikopolis'te M.S.130 yılında ölmüştür. Köle olarak Roma'ya götürülen Epiktetos, Neron'un azatlı kölesi Epaphroditus tarafından satın alındı. 'Epiktetos' aslında bir isim değildir. Köle, esir anlamına gelir. Yaşadıklarından dolayı ona isim olarak konmuştur.
Efsaneye göre, efendisi bacağını işkence aletinde bükerken "kırılacak" demekle yetinip, bacağı kırılınca da "dememiş miydim" diye ekledi. Topal kalması hiç değilse azat edilmesini sağlayınca, stoacı Musonius Rufus'un derslerini izleyerek kendini yetiştirdi. Bir süre sonra stoacılık dersleri vermeye başladıysa da, filozoflara o dönemde pek iyi gözle bakılmadığından, M.S.94'te Domitianus'un bir fermanıyla öteki filozoflarla birlikte Roma'dan kovuldu.Epiktetos'un dersleri, öğrencilerinden Flavius Arrhianus'un tuttuğu notlara dayanarak yazdığı Düşünceler ve Sohbetler (Epiktetu Dhitribai) adlı yapıt sayesinde günümüze aktarılmıştır. Yalnızca 4 cildi günümüze kalan bu yapıttan anlaşıldığına göre, Epiktetos eksiksiz bir sistem ortaya koymamış, stoacı öğretinin uygulamalarını yapmakla yetinmiştir. İdeali, dünyanın tanrının görüşlerine uygun düzenimi seyretmekle, ruhu tutkulardan ve dış gereksinmelerden kurtarmaktır.
Epiktetos'un İki Temel Kuralı:
Stoacı Epiktetos'un ahlak felsefesinin temelinde bulunan iki kural: 'İradenin dışında, iyi ya da kötü olan hiçbir şey bulunmadığını kabul etmemiz gerekir' ve 'Olayları öngörüp yönlendirmeye çalışmak yerine, onları yalnızca bilgelikle kabul etmeliyiz'.
Epiktetos'a göre, insan için iyi olan tek şey iradedir ve en önemli erdem bilgeliktir. Bilgelik ise, insanın kendisini doğanın ayrılmaz bir parçası olarak görmesiyle ve doğanın seyrine ayak uydurmasıyla elde edilir. İnsan kendisini dünyanın gidişinden sıyırıp ayıramadığına göre, yapılacak en iyi iş dünyanın gidişini olduğu gibi benimserse, kendisini gereksiz sıkıntı ve tedirginliklerden kurtarır.
Epiktetos'un bu anlayışına göre, insan bir dramdaki aktöre benzer. Dünya ve dünyanın tarihiyle ilgili bu dramda, insan yalnızca bir oyuncudur. Oyuncu oynayacağı rolü seçemez, dekora, oyunun kendisine etkide bulunamaz. Tanrı ya da akıl ilkesidir ki, her insanın bu tarih içinde ne olacağını belirler. Dünya sahnesinde bir tiyatro eserindeki oyuncuya benzeyen insan, hiçbir etkide bulunamayacağı şeyler karşısında kayıtsız kalmak durumundadır. Onun kontrol edebileceği tek bir şey vardır: Kendi tavrı ve tutkuları.
O, bir başkasına daha iyi bir rol verildiği için kıskançlık duymamalı, makyajı yapan burnunu çirkin gösterdiği için, kendisini aşağılanmış hissetmemelidir. Yani, insan kendisine ne verilmişse onunla yetinmeli, erişemeyeceği, sahip olamayacağı şeyler için, açlık, kıskançlık duymamalıdır. Bütün bu duygular onu mutsuz kılar. Öyleyse, yapılması gereken şey, akla uygun olmayan duygular, tutkular karşısında, kişinin güçlü olması, bağımsızlığını kazanmasıdır. Bu bağımsızlığa giden yol ise, bilgelikten geçer. İnsan kendisini bu olumsuz duygulardan kurtarabilirse, yani duygusuzluk haline ulaşabilirse, bilge insana özgü olan huzur ve mutluluğa kavuşabilir. Zira, yalnızca bilge insan rolünün ne olduğunu bilebilir
Tanrının birliğine, tüm insanların aynı ve tek tanrıdan geldiğine inanan bir düşünür olan Epikietos'a göre, fiziksel yapı, dış görünüş, ya da bunlardan kaynaklanan sosyal konum insan iradesinin dışında gelişen durumlardı.
İnsanı mutlu yada mutsuz yapan durum ise, bunlar hakkındaki kişisel görüşlerimize bağlı idi, yani elimizde olan bir şeydir.
* * * * *
Arzularımı ve korkularımı ortadan kaldırdığımızda bizim için hiçbir zalim kalmayacaktır.
Eğer kanatlarımız balmumundan yapılmışsa güneşten uzak durmalıyız.
Allah, bütün insanları mesut olmaları için yaratmıştır; bedbaht oluyorlarsa kendi hataları yüzünden oluyorlar.
İnsan, insanın efendisi olamaz.
Bardağımızı kırdıklarında, komşumuzun bardağı kırıldığı zamanki kadar sakin olmalıyız.
Düşmanlarımızı düşünmek için ayıracağınız bir dakika bile düşmanlarımızdan daha değerlidir. Nefret ve intikam hissi bize büyük zararlar verir.
Kader eninde sonunda şöyle veya böyle günahlarımızın bedelini önümüze koyar.
Görünen ya da görünmeyen zaman içinde herkes günahlarının bedelini öder.
Bunu bilen adam kimseye kızmaz, gücenmez, kimseyi aşağılamaz, kimseyi itham etmez, kimseden nefret etmez, kimseye kin tutmaz.
Bunu bilen adam karşılaştığı aksiliklere şaşmaz. Önüne çıkan maddi-manevi engellerin kendi günahlarından başka bir şey olmadığını bilir...

Etiketler:
Bilimler
Felsefe
Epiktetos
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|