Okunma: 329 kez
Amerika Birlesik Devletleri'nin Utah eyaletinde gerçeklestirilen bir deney, büyük yankilar yaratmis ve füzyon enerjisine yönelik genis bir ilgi uyandirmistir. Bu deneyin ve dolayisiyla soguk füzyonun ayrintilarina girmeden önce, füzyon enerjisinin tanimini yapmak gereklidir. Nükleer füzyon, atom çekirdeklerinin birbirleriyle kaynastirilmasidir.
Çekirdekler pozitif elektrik yüklü olduklarindan ve bu nedenle
birbirlerini ittiklerinden proton sayisi az olan çekirdekler daha kolay
kaynastirilabilir. Bu tür çekirdeklere sahip atomlar arasinda,
hidrojenin izotoplari olan döteryum ve tritiyum atomlari büyük önem
tasimaktadir. Döteryum çekirdeginde 1 proton ve 1 nötron, tritiyum
çekirdeginde ise 1 proton ve 2 nötron vardir. Bu çekirdekler
yaklastirilip kaynastirildiklari zaman, nükleer reaksiyonlar olusur:
Reaksiyonlarda
çok yüksek kinetik enerjilere sahip helyum çekirdekleri ile proton ve
nötron tanecikleri çikmaktadir. Bu ürünler reaksiyonun olusturuldugu
bölmeyi saran ve genellikle lityumdan yapilmis olan bir tabakaya
saplanir ve bu sirada enerjilerini isiya dönüstürürler. Bu tabakayi
sogutmak için kullanilan bir sivi, bu isiyla buharlasir ve elektrik
üretimi için kullanilir. Bir gr döteryumda 3 x 1023 çekirdek bulundugu
göz önüne alinirsa, 100 megavat-saat enerji üretecegi ortaya çikar.
Döteryum izotopu dogal hidrojen içinde % 0.02 oraninda bulunduguna
göre. yaklasik 80 litre normal sudan bu enerjinin üretilebilecegi ve
okyanuslarda bulunan döteryum miktarinin 10-100 milyon yillik enerji
gereksinimini karsilayacagi saptanabilir. Bu nedenle nükleer füzyona,
enerji sorununun kesin çözümü olarak bakilmaktadir. Diger bir üstünlügü
de herhangi bir radyoaktif artik birakmamasidir; çünkü son ürün asal
helyum gazidir. Bu yönleriyle füzyon, son otuz yildir bilimin önde
gelen amaçlarindan biri olmus ve bu ugurda milyarlarca dolar ve maddi
degerlerle ölçülemeyecek yogunlukta emek harcanmistir.
Bugüne
kadar yapilan çalismalar ise genellikle "sicak füzyon" yöntemi
çevresinde toplanmistir. Birbirini iten çekirdekleri kaynastirabilmek
için akla gelen ilk çare, çekirdekleri çok yüksek hizlarla birbirleri
üzerine göndermektir. Bunun için de en dogal yol, gazi isitmaktir.
Yapilan incelemeler, yeterli hizi saglamak için, döteryum gazinin 100
milyon derece mertebesinde bir sicakliga isitilmasinin gerekli oldugunu
ortaya koymaktadir. Ayrica, çekirdeklerin çarpisip kaynasma olasiligini
artirmak için, bu sicaklikta bir gazin belirli bir hacimde ve
yogunlukta, belirli bir süre tutulabilmesi gerekmektedir. Bu islemler
için reaktöre oldukça büyük bir enerji girdisi saglanmakta ve füzyon
reaksiyonlarindan çikan enerji henüz bu girdiyi dahi karsilayamaz halde
bulunmaktadir. Tüm bu zorluklara ragmen sicak füzyon son otuz yilda çok
büyük bir asama kaydetmis ve beklenmedik bir zorlukla karsilasilmazsa
ikibinli yillarin basinda enerji üretimine baslayabilecek bir düzeye
gelmistir.
Sicak füzyon üzerinde çalismalar sürerken, pek umut
vermeyen diger bir yöntem üzerinde de çok daha mütevazi bir düzeyde bir
takim arastirmalar yapilmaktaydi. Öncülügünü 1940 yilinda, taninmis
Sovyet bilim adami Andrei Sakkarov'un yaptigi bu arastirmalar, müyon
adiyla anilan bir tanecige dayaniyordu. Bu tanecik dogada uzaydan gelen
kozmik isinlar içinde bulunmakta ve ancak 2 mikrosaniye
yasayabilmektedir. Kütlesi, elektron kültesinin 207 kati, elektrik yükü
ise elektronunkinin aynisidir. Dolayisiyla böyle bir tanecik, döteryum
atomuyla karsilastigi zaman büyük kütlesi ve negatif yükü sayesinde
atomdaki elektronu kolaylikla yörüngeden kovup yerine kendisi
geçebilmektedir. Büyük kütlesinden ötürü elektron yörüngesinden 207 kat
daha küçük yariçapta bir yörüngeye oturmaktadir. Yörüngelerinde müyon
bulunan iki döteryum çekirdegi böylece birbirlerine kolaylikla 207 kat
daha fazla yaklasabilmekte ve oda sicakliginda kaynasma olasiliklari
1080 kat daha artmaktadir. Bu nedenle söz konusu yönteme "soguk füzyon"
adi verilmektedir. Kozmik isinlar içinde gelen müyon taneciklerinin
sayisi çok az, yeryüzünde güçlü hizlandiricilar yoluyla elde edilmeleri
de çok pahali oldugundan, bu yöntem yakin zamana kadar fazla ilgi
çekici olamamistir.
Amerika Birlesik Devletleri'nin Utah
eyaletinde M. Fleischmann ve D. Pons adlarindaki iki bilim adaminin
soguk füzyonu son derece basit bir yöntemle, yaklasik 100 saat boyunca
gerçeklestirdiklerini ve verdikleri enerjinin 4 katini aldiklarini
açiklamalari, doga! olarak büyük yankilar uyandirmistir. Bu yöntem,
paladyum ve titanyum gibi metallerin bir asir kadar önce saptanmis ve
diger amaçlarla kullanilan bir özelligine dayanmaktadir. Söz konusu
metaller çok miktarda hidrojen gazini ve izotoplarini sogurup depo
edebilme özellikleriyle taninmaktadir. Bu iki bilim adami bir sekilde
çok miktarda döteryum gazini palladyumun kristal örgüsü içindeki çok
küçük bosluklara sokarak, anormal yogunlukla döteryum gazi elde etmeyi,
böylece döteryum çekirdekleri arasindaki uzakligi azaltip, füzyon
olasiligini artirmayi amaçlamislardi. Baska bir deyisle, müyonun
yaptigi isi, yüksek yogunlukla basarmayi planlamislardi. Döteryum
gazini palladyum içine çok miktarda sokabilmek için elektrokimyasal
güçlere, daha açikçasi herkesçe bilinen elektroliz olayina
basvurmuslardi. Içinde hidrojen yerine döteryum bulunan ve "agir su"
diye anilan su dolu siselere çesitli çaplarda, onar santim uzunlugunda
palladyum çubuklari daldirmis, çubuklarin çevresine ince platin telden
yapilmis helezon seklinde kafesler geçirmis, palladyum ile platini, bir
akünün negatif ve pozitif kutuplarina baglayip beklemeye
baslamislardir. Negatif gerilimdeki palladyum çubuklarinin yüzeyinde
döteryum iyonlari birikmeye ve difüzyon yoluyla çubugun içlerine
girerek, kristal örgüsü içindeki bosluklara yerlesmeye koyulmus, üç ay
sonunda palladyum çubuktan füzyon belirtileri olan nötronlarin çiktigi
hem dogrudan hem de dolayli yoldan (alfa isinlari vasitasiyla)
gözlenmistir. Böylece bu iki bilim adami kendileri dahil herkes
tarafindan çok saçma diye nitelendirilebilecek böylesine basit bir
yöntemle, füzyon olayini gerçeklestirmis ve ertesi gün yaptiklari basin
toplantisiyla dünyaya duyurmuslardir.
Yöntemin basitligi,
dünyanin çesitli yerlerinde irili ufakli kuruluslarda. Ilgili ilgisiz
kisilerce bu deneyin tekrarlanmasina yol açmis, nötron üretimini
saptamak, bir onur meselesi haline getirilmis ve olayin temeline
yönelik bilimsel arastirmalar simdilik bir kenara itilerek dünya, belki
de zamansiz ve gereksiz sekilde umutlandirilmistir. Fleischmann ve
Pons'un deneyindeki en büyük çeliski, çikan nötron sayisiyla, yani
füzyon reaksiyonu sayisiyla elde edilen enerjinin hiçbir sekilde
bagdasmamasidir. Ölçülen enerjiye karsilik gözlenmesi gereken nötron
sayisi, belirtilen sayinin 100 milyon katidir. Öte yandan ölçülen
enerji, bilinen her kimyasal reaksiyonun 100 katidir. Bu durum,
deneydeki ölçümlerin dogrulugu hakkinda ciddi süpheler uyandirmakladir.
Nitekim, bir ay sonra Italya'da Frascatti Laboratuvarlari'nda yapilan
daha yalin, kimyasal islemler içermeyen bir deneyde gözlenen nötron
sayisi ilk deneydekinden 200 kat fazla olmasina karsilik, ölçülen
enerji üretimi ileri sürülenin milyarda biri mertebesinde olmustur.
1960 yillarinda yine çok basit yöntemler olan "patlayan teller" ile bu
deneylerde çikan nötron sayisindan 1000 ya da 10000 kat fazla nötron
elde edilmesine ragmen, bu sekilde pek bir yere varilamayacagi
saptanarak bu arastirmalar terk edilmistir.
Sonuç olarak, soguk
füzyon deneylerinde füzyon reaksiyonu olusturuldugunun kesin oldugunu,
sayisinin ise henüz saglikli bir sekilde saptanamadigini
söyleyebiliriz. bu reaksiyonlarda tritiyum ve helyum gazlari da
olusmakta, kesin reaksiyon sayisini saplayabilmek için, nötronlarin
yani sira bu gazlarin miktarinin da ölçülmesi gerekmektedir. Bu
ölçümlerden sonra reaksiyonlari gerçeklestiren fiziksel mekanizmanin
kesinlikle saptanabilmesi için, bir dizi deneyin daha yapilmasi,
sonuçlarin olumlu çikmasi halinde yöntemin gelistirilmesi ve verimin
artirilmasi yönünde çalismalara hiz verilmesi gerekir. Son olarak,
sicak ya da soguk yöntemlerle füzyon enerjisinin hizmete sunulmasini
bekleyebiliriz.
Prof. Dr. Ordal DEMOKAN

Etiketler:
Bilimler
Fizik
Soguk Füzyon
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |