Okunma: 272 kez
Görelilik kurami, çagdas fizigin en önemli kuramlarindan biridir ve 20.Yüzyil baslarinda Albert Einstein tarafindan ortaya atilmistir. Dilimizde, görelilikten baska bagillik, görecelik ve izafiyet gibi karsiliklari da bulunmaktadir. Genel olarak tüm bu sözcükler "evrende hiçbir seyin kesin ve mutlak olmadigini; kisiye ve zamana göre degistigini" anlatmak için kullanilir. Görelilik kuraminin özü de bu tanimda yatmaktadir.
Isik ise Michelson-Morley deneyi sonuçlarina göre böyle
davranmamaktadir. Isik kaynagi ile gözlemcinin hizi ne olursa olsun,
isigin hizinda degisiklik gözlenmez. Bu, deneyi yapan bilim adamlarinca
bile beklenmeyen bir durumdu. Çünkü sesin hava araciligiyla yayilmasi
gibi, isigin da "esir" adi verilen gizemli bir ortam araciligiyla
yayildigi ve gözlemcinin hareketine bagimli oldugu düsünülüyordu.
Elbette
ki Michelson-Morley deneyini merak ettiniz. Öyleyse bu deneyden biraz
söz etmek yerinde olacaktir. Isigin da ses gibi dalgalar halinde
yayildiginin anlasildigi yillarda, bilim adamlari isigin boslukta nasil
yayildigini, boslugun aslinda bosluk olup olmadigini arastiriyorlardi.
Amerikali
fizikçiler Albert Michelson ile Edward Morley, 1887'de isigin yayilma
hizini belirlemek üzere çok duyarli bir deney düzenegi tasarladilar.
Amaçlari, isigin hizinin hareket yönüne bagimliligini kanitlamakti.
Oysa sonuçlar tamamen farkli çikti. Isigin hizi, yerkürenin dönüs
hizindan ve yönünden etkilenmiyordu. Hem dönüs yönünde hem de aksi
yönde ayni sonuç elde ediliyordu: 300.000 km/sn (Tami tamina 186.282
mil/saniye veya 299.792 km/saniye).
"Bir isik isinina binmis olsaydim, dünya bana nasil görünürdü acaba ?"
Albert
babasina bu soruyu sordugunda henüz 14 yasindaydi. Yillar sonra
görelilik kuramini ortaya atacak, bilimde bir devrimin öncüsü olacakti.
Adi Albert, soyadi Einstein idi bu çocugun.
Einstein, görelilik
kuramini 10 yil arayla iki bölüm halinde yayimladi. Bunlardan ilki 1905
yilinda ortaya attigi Özel görelilik kurami, ikincisi ise 1915 yilinda
yayimladigi Genel görelilik kuramidir.
Özel görelilik kurami,
düzgün dogrusal hareket yapan sistemleri incelemistir. Kuramin ikinci
bölümünde ise, ilk çalismalarinin kapsamini genisleterek kütleler arasi
çekim kuvvetlerini ele almistir.
Görelilik Kuraminin Ortaya Çikisi
GÖRELILIK KURAMI N E ?
Görelilik
Kurami Hücre Kuram Hakkinda Newton'un hareket ve kütle çekim yasalarini
çürütüp, yerlerine yepyeni yasalar koyan görelilik kuraminin
sonuçlarini günlük yasamimizda algilayamayiz. Fakat özellikle isik
hizina yakin hizlar söz konusu oldugunda, kurama göre uzunluklar
kisalir, saatler yavaslar, kütle artar.19.Yüzyil sonlarinda isigin
hiziyla ilgili Michelson-Morley deneyi, isigin ses ve diger dalga
olaylarinin tersine göreceli olmadigini ortaya koydu. Saatte 100 km
hizla ilerleyen bir lokomotifin, iki istasyon arasinda düdük çaldigini
varsayalim. Ses, öndeki ve arkadaki istasyonlara degisik hizlarla
ulasir (Öndekine ses hizindan saatte 100 km daha fazla, arkadakine
saatte 100 km daha yavas hizla). Oysa trendeki insanlar için degisen
bir sey yoktur; Ses ön ve arka uçlara normal hiziyla ve ayni anda
ulasir (Çünkü trendeki insanlar, tipki ses gibi, trenle ayni hiza
sahiptirler. Halbuki öndeki ve arkadaki istasyondaki insanlar, trene
göre hareketsizdirler).
Öyleyse sesin hizi gözlemcinin hizina
baglidir. (görecelidir).(Böyle düsünülmesi bir bakima normaldi. Sesin
ve diger dalgalarin yayilmasi, ister kati, ister sivi,isterse de gaz
olsun mutlaka bir madde araciligiyla gerçeklesiyordu. Örnegin havasi
bosaltilmis bir cam fanus içinde çalan saatin sesi duyulmuyordu. Çünkü
sesi iletecek madde atomlari yoktu. Isik hizinin limit hiz olmasi,
isigin kaynagina göre hareket halinde olsun veya olmasin tüm
gözlemciler için ayni olmasi Einstein'in kuraminin temel önermelerinden
biridir. Kuramin diger temel önermesi ise doga yasalarinin ivmesiz
(sabit ivmeyle) hareket eden tüm sistemler için ayni olmasiydi.Bilimde
her tür hesaplama ve ölçme, bir referans sistemine (gözlem çerçevesi)
göre yapilir. Bir arabanin hizindan, bir kumasin boyunun ölçülmesinden,
bir cismin agirligindan bahsederken hep bir referans sistemimiz vardir.
Farkinda olmasak da, bu sistem genel olarak birbirine dik üç eksenden
olusmustur. Bir seyi ölçerken veya bir seyin hizindan söz ederken hep
sabit oldugunu varsaydigimiz bu koordinat sistemini ele aliriz (Bir
arabanin ya da bir kusun hizini; sözgelimi bir agaca veya bir binaya
göre yapariz). O halde her türlü ölçme ve hesaplama aslinda görelidir.
Görelilik kuraminin çikis noktasi da iste budur.
Özel Görelilik
Kurami 1905'te Einstein'in ileri sürdügü kuramlar, o zamana kadar
tartisilmaksizin kabul edilen Newton'un yasalarini temelinden
sarsmistir. Bugün bile Görelilik kuramini basitçe açiklamak güçtür.
Yine de onu tanimlamaya çalismak mümkün olabilir:Yukaridaki örnekte
verilenler sabit ivmeli (ivmesiz) hareketlerdir. Dolayisiyla özel
görelilik kuramiyla açiklanir.
Örnegin bu tip hareketlerde,
gözlemciye göre nesnelerin hareketleri yönünde uzunluklari kisalir,
kütleleri artar (Bir topu isik hizina yakin bir hizla havaya
firlatirsak, hareket disindaki bir gözlemci için top bir tepsi gibi
yassilasirken, kütlesi büyük ölçüde artar. Hiz kesildiginde top, önceki
biçim ve kütlesine geri döner. Isik hizina ulasildiginda boy sifir,
kütle sonsuz olur. Kütle eyleme direnç olduguna göre; sonsuz kütle
hareketin sifir olmasi demektir ve dolayisiyla isik hizina
ulasilamaz).Bir tren yolu, kara yoluna paralel olsun. Trenin hizini,
trende oturan yolcuya, agacin altindaki çobana ve kara yolunda trenle
ayni ve zit yönde giden arabalarin sürücülerine sorsak ne tür yanitlar
aliriz? Yanitlar hepsi için farklidir. Isin ilginci bu yanitlarin hepsi
de dogrudur. Trendeki yolcu hizi sifir olarak ölçer (tren kendisine
göre hareket etmemektedir).
Agaç altindaki çoban ise kendisine göre hiz ölçer (Varsayalim ki 70 km/saat).
Trenle zit önde 80 km/saat hizla yol alan arabanin sürücüsüne göre tren 70+80=150 km/saat hizla gitmektedir.
Trenle
ayni yönde 80 km/saat hizla giden sürücü ise trenin hizini 70-80=-10
km/saat olarak bulacaktir (yani ona göre tren geriye dogru
gitmektedir).
Bir diger sasirtici sonuç zamanin göreliligidir.
Örnegin birbirine tam ayarli iki saatten biri çok hizli bir roketle
uzaya firlatildiginda bu saat, yerdekine göre çok daha yavas
çalisacaktir (260.000 km/saniye hiz için, yerdeki saatin yelkovaninin
iki tam dönüsüne karsilik, roketteki saat tam bir dönüs yapacaktir.
Oysa roketteki kisi bunun farkinda degildir. Ancak yeryüzüne
döndügünde, ikiz kardesinin kendisinden çok daha yaslandigini
görecektir.-Zamanin genislemesi ve ikizler paradoksu).
Kuramin
bir diger sonucu ve atom bombasi nedeniyle en çok bilineni ise madde ve
enerji esdegerliligi ile ilgili olanidir (E=mc²). Buna göre küçük bir
kütle büyük bir enerji demektir ve Günes'in enerjisinin kaynagi da
budur. Einstein'in ortaya koydugu teori dört boyutlu bir uzay
içermekteydi (uzay ve zaman kavramlarini birlestirerek). Dolayisiyla
evren anlayisimiz temelden sarsiliyordu.genç kalma olayi için çarpici
bir örnek ikizler paradoksudur.
Ahmet ve Mehmet ikiz kardes
olsunlar. Dogum günlerini elbette ayni gün kutlamaktadirlar. 20. yas
günlerinin hemen sonrasi Ahmet bir uzay araciyla 4 isik yili uzaktaki
bir gezegene v=0.99c hizla götürülüp, beklemeksizin geri getirilmistir.
Mehmet'e göre bu yolculuk 4+4=8 yil sürmüstür. Dönüs gününde Mehmet
gibi Ahmet'inde 28 yasinda olmasi beklenmektedir.
Tablo : Isik
Hizina Bagli Olarak Bir Uzay Gemisinin Uzunlugu, Kütlesi ve Zamanindaki
DegisimlerGeminin hizi (Isik hizinin yüzdesi olarak)
Geminin uzunlugu (Metre)
Geminin kütlesi (Ton) Gemi saatinin dak. olarak süresi (Yer=60)
0 100.0 100.0 60.00
10 99.50 100.50 59.52
20 97.98 102.10 58.70
30 95.39 104.83 57.20
40 91.65 109.11 55.00
50 86.60 115.47 52.10
60 80.00 125.00 48.00
70 71.41 140.03 42.75
80 60.00 166.67 36.00
90 43.59 229.42 26.18
95 31.22 320.26 18.71
99 14.11 708.88 8.53
99.9 4.47 2236.63 2.78
99.997 0.71 14142.00 1.17
100 Sifir Sonsuz Sifir
Genel
Görelilik Kurami Özel görelilik kurami düzgün hareket eden cisimler
için geçerliydi. Einstein'in 1915'te ortaya attigi genel görelilik
kurami ise ivmeli hareketi de (yani birbirine göre hizlanip yavaslayan)
içeriyordu ve daha çok kütle çekim kuvvetleriyle ilgiliydi.Ünlü
astrofizikçi Sir Eddigton'a genel görelilik kuramiyla ilgili olarak
"Kurami yalnizca üç kisinin anlayabildigi söyleniyor, dogru mu?" diye
soruldugunda, bir an durakladigi ve "Üçüncü kisiyi düsünüyordum" dedigi
anlatilir
Gerçekten yeni bir evren anlayisini ileri sürerken;
Einstein sadece Newton'un kütle çekim yasalarini temelinden sarsmakla
kalmiyor, evren bu yasayla yepyeni bir sekle bürünüyordu.
Einstein'a
göre, kütle çekim kuvvetleri, diger kuvvetler gibi siradan kuvvetler
degildi ve manyetik alan gibi uzayda isik hiziyla yayilan bir alandi.
Kütle çekim kuvveti bir alan olarak kabul edildiginde, uzayi da düz bir
yüzey olarak degil, bir egrisel yüzey olarak kabul etmek gerekiyordu.
Basit bir örnek olarak; havada kendine göre düz bir rota üzerinde
yolculuk eden bir uçak, aslinda yeryüzünün egriliginden dolayi egri bir
çizgi boyunca hareket etmektedir.
Benzer sekilde bir cismin kütlesel çekim alanindaki bütün cisimler egri bir çizgi boyunca yol alir.
Bu
alan içindeki iki noktayi birlestiren en kisa yol da bir dogru degil
bir egridir.Einstein, genel görecelik kuramini deneysel olarak degil,
daha çok akil yürütmeyle gelistirmisti. Kendi yazilarinda bunu açik
yüreklilikle belirtmis ve hakli olup olmadiginin, günes tutulmasi
sirasinda sinanabilecegini belirtmistir.
Gerçekten de 1919
mayisindaki günes tutulmasi sirasinda Günes'in arkasinda kalan iki
yildizdan gelen isiklar, Günes'in çekim alanindan etkilenmislerdi.
Günes'in arkasinda kalmalarina ragmen görülebiliyorlardi. Bir diger
sinama Merkür'ün yörüngesindeki sapmanin, bu kuram isiginda dogru
olarak hesaplanmasiyla yine olumlu sonuç verdi (Newton mekanigi bu
olayi tam olarak açiklayamiyordu).
Genel görelilik kuraminin bir
sonucu da evrenin büyüklük olarak sonlu ama sinirsiz olmasidir. Yine bu
kurama göre evren sürekli olarak ya büyümekte, ya da küçülmektedir
(Sonralari yildiz kümeleri üzerinde yapilan gözlemlerle sürekli olarak
büyüdügü kanitlandi).
Özel görelilik kurami olarak bilinen ve
ivmesiz (yani sabit ivmeli ya da düzgün dogrusal) hareket için geçerli
olan bu sonuçlari simdi maddeler halinde inceleyelim: 1. Klasik
mekanikte, m kütle v hiz olmak üzere kinetik enerjiyi verenE=1/2
mv²esitligi, ancak isik hizindan çok küçük hizlar için dogrudur, yani
yaklasik deger verir. Tam dogru formül: (m', hareket halindeki, m ise
hareketsiz kütle, c isik hizi) olmak üzere,E=m'c² - mc² seklindedir.2.
Hizlanan cisimlerin kütleleri hiza bagli olarak:m'=m/
[1-(v²/c²)]½formülüne göre degisir (m', hareket halindeki, m ise
hareketsiz kütle).
Esitligi dikkatle incelersek, bir cismin isik
hizina ulasmasiyla kütlesinin sonsuz oldugunu görebiliriz.3. Bir (x',
y', z') koordinat sistemi, (x,y,z)'ye göre v hiziyla x-yönünde
gidiyorken, gidilen boyutta;L'=L [1-(v²/c²)]½ (duran gözlemciye göre)
esitligine göre degisime ugrar.
Yani duran bir gözlemci cismin
boyunun kisaldigini görür (L', hareket halindeki, L ise hareketsiz
boy).4. Hareketli ve duran gözlem çerçevelerindeki gözlemcilerin
ölçtükleri zaman araliklari da;T'=T [1-(v²/c²)]½ (hareketli gözlemciye
göre) esitligine göre degismektedir (T', hareket halindeki, T ise
hareketsiz iken ölçülen zaman).
Bu da hareketli bir sistemde
zamanin daha yavas akmasi demektir. Yani duran bir gözlemciye göre
hareket eden gözlemci genç kalmaktadir (Ay'a gidip gelen astronotlarda
bu ölçüm yapilmis, saniye mertebesinde genç kaldiklari
gözlenmistir).Peki öyleyse isik, Günes ve diger gök cisimlerinden
Dünya'ya nasil ulasiyordu? Daha açik bir sekilde sorulursa isik bir
madde miydi, yoksa bir enerji mi? Descartes ve Newton, isigin parçacik
yani madde oldugunu ileri sürmüslerdi. Bosluktan geçisi bu sekilde
açiklanabiliyordu. Oysa daha sonraki yillarda isigin dalga özellikleri
tasidigi belirlenmisti.
Iste Michelson-Morley deneyi bu sartlar
altinda tasarlanmis; aslini söylemek gerekirse, esir adi verilen ve tüm
evreni kaplayan varliginin anlasilacagi öngörülmüstü.)Michelson ve
Morley deney düzeneklerinde hata yapmis olabileceklerini düsündüler.
Fakat gerek tekrarlan deneyler, gerekse sonraki yillarda yapilan diger
deneyler bu bulgulari destekledi. Isigin bosluktaki ve havadaki hizi
sabitti, bu hiz asilamaz bir hizdi ve esir diye bir sey yoktuOysa
Ahmet'in saati Mehmet'e göre daha yavas çalismis ve ancak:
T'=8X
[1-0.99]½=8X0.14=1,1 yil yaslanmistir. Simdi Ahmet biyolojik olarak da
21,1 yasindadir. Yas günleri artik ayni gün degildir ve aralarinda 6.9
yil fark vardir.

Etiketler:
Bilimler
Fizik
Görelilik Kurami
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |