Okunma: 345 kez
Einstein’in kütle çekim teorisi,k enerji sabitini uzayin egriligi cinsinden yeniden degerlendirir.Einstein’in genel görelilik teorisinin en önemli kavramlarindan biri de uzayin kütle çekimi tarafindan egilmesidir.Aslinda uzay ve kütle çekiminin karsilikli etkileri vardir:kütle çekimi uzayi eger ve uzay kütle çekimine neden olur.
Einstein’a göre,maddenin kütle çekiminin etkisi altinda hareket etmesine uzayin egriligi neden olur.
Kütle çekimi uzayi egdiginden,isik artik dogrusal olarak yayilmaz.Bu
etki ilk kez 1919 yilinda,bir tam Günes tutulmasi sirasinda uzaklardaki
yildizlarin isiklarinin Günes’in yakinindan geçerken nasil yollarindan
saptiklari incelenirken ölçüldü.Günes’in yanindan geçerken isigin
dogrusal bir yol izlemedigi görüldü.Aslinda isik,enerjiye sahip
oldugundan,Newton’un kütle çekimi teorisi bile isigin sapmasini
öngörmektedir.Bununla birlikte Einstein’in teorisinde uzay egri
oldugundan isigin sapmasi Newton’un teorisindekinin iki katidir.
Eger
bir yerde madde varsa,artik ‘düz çizgiler’ yoktur.Iki nokta arasindaki
en kisa uzaklik,bir egridir.Eukleides geometrisinin bildigimiz
teoremleri artik uygulanmaz.Paralel çizgiler kesisebilir.Üçgenlerin iç
açilari toplami artik 180 derece degildir.Günes yakinlarinda bu etki
küçüktür.Eger Günes’in yakininda bir üçgen çizersek iç açilari toplami
180 dereceden milyonda bir oraninda küçük olur.
Uzayin dogasi
hakkindaki düsüncelerimizdeki bu devrimin ima ettigi sey,’kütle çekimi
uzayi eger,uzay maddeyi hareket ettirir’ biçiminde özetlenebilir ki bu
da evrenin geometrisini yorumlamamizda yeni bir paradigma saglar.Kütle
çekiminin kuvvetini gösterdiginden,uzayin egriligi büyük patlamada
önemli rol oynar.
Önce,k sabitini yeniden yorumlamaliyiz.O artik
enerjinin degil,uzayin egriliginin bir ölçüsüdür.Genel görelilik
teorisi k sabitine olasi üç deger verir:+1,0,-1.Bunlar,klasik olarak
evrenin enerjisinin negatif,sifir ya da pozitif olmasi kavramlari ile
aynidir.Bu degerler,egriligi pozitif (bir kürenin yüzeyi),düz (düzlem)
ve negatif (eyer biçimli ya da hiperboloid yüzey) olan uzaylara
karsilik gelir.Bunlar,toplam enerji cinsinden,sirasiyla negatif toplam
enerji (kütle çekimsel potansiyel enerji üstün gelir),sifir toplam
enerji (potansiyel ve kinetik enerjiler birbirlerini tam olarak
dengeler) ve pozitif toplam enerji (genislemenin kinetik enerjisi üstün
gelir) durumlarina karsilik gelir.Toplam enerjisi negatif olan ve
maksimum bir boyuta kadar genisleyen evrenin egriligi
pozitiftir.Negatif enerjili evren,kapali ve sonlu bir uzay,pozitif
enerjili ve sonsuza kadar genisleyen evren ise açik ve sonsuz bir uzay
anlamina gelir.
Açik bir evren bugün sonsuz oldugu gibi,geçmiste
de sonsuzdu.Sonsuzdur çünkü açik bir geometride bir kenarin varligi
homojenligi,ya da baska bir deyisle lehinde çok fazla kanit biriken
kozmoloji ilkesini ihlal eder.Bu,sonsuz bir evrendeki galaksi
dagiliminin bir kenari olmasi anlamina gelmez.Böyle bir kenarin varligi
galaksilerin,öncesinde hiç galaksi olmayan,geçmis bir zamanda ortaya
çiktigi anlamina gelir.
Sonsuza bir sinir olmadigindan,sonsuz bir
evren daima daha fazla genisleyebilir.Sonsuz sayida odasi olup hepside
dolu olan bir otel düsünelim.Bu otelde sonsuz sayida müsteri
agirlanabilir.Her müsteriye yandaki odaya geçmesini rica ederiz,böylece
ilk oda bosalir.Otelin oda sayisi sonsuz oldugundan,her müsterinin
geçebilecegi bir yan oda bulunacaktir.Belli yogunlukta maddeyi,içinde
sonsuz hacimde barindirdigindan,açik evrenin kütlesi sonsuzdur.
Eger
evren simdi açiksa,genel görelilik teorisiyle ulasilamayan fakat
hakkinda spekülasyon yapilabilecek olan,zamanin baslangicindaki t = 0
aninda da açikti.O anda evrenin hacmi sonsuzdu ama maddenin yogunlugu
da sonsuzdu.Açik evrenin,yogunlugu sonsuz olan bir tekillikle
basladigini söyleriz ki bu durumda fizik çöker.
Daha gerçekçi
olarak,açik evrenin tarihine,yogunlugunun sonlu fakat hacminin sonsuz
oldugu Planck döneminden yani 10-45 saniyeden baslayabiliriz.Buna
karsit olarak,kapali evren yine yogunlugu sonsuz olan ama bu kez hacmi
sifir olan bir tekillikle baslar.Daha gerçekçi olarak,kapali evrenin
tarihine yogunlugun sonlu oldugu Planck zamanindan baslanabilir.
Kapali
evrenin hacmi herzaman sonlu olmustur.Bugünkü evrenin yogunlugu,kritik
yogunluga,geometriside önemli ölçüde düze yakindir.Bunun dogru olmasi
için uzay egriliginin geometrik karsiligi bize,kütle çekim potansiyel
enerjisi ile genisleyen evrendeki maddenin kinetik enerjisi arasinda
bir denge olmasi gerektigini söyler.Böyle iyi ayarlanmis bir dengenin
varligi,bir ikilem yaratir.
Erken dönemlerde bu iki tür enerji
birbirlerine daha yakin oldugundan,evren gençken,dengesizligin çok ince
ayarlanmis olmasi gerekir.Günümüzde biri digerinden 10 kat farkli
olabilir ama Planck döneminde 1060ta 1 hatayla birbirlerine
esittiler.Neden bu iki enerji türü böylesine yakin dengelenmis olsun?
Ikilem
sisme yardimiyla çözülmüstür.Sisme,en azindan iyimser biçimiyle,kinetik
ve potansiyel enerjilerdeki dengesizlikle baslar.Sisme
olmasaydi,evrenin kinetik ve potansiyel enerjileri arasinda dengesizlik
olurdu.Oysa sisme nedeniyle herhangi bir enerji türündeki fazlalik,çok
küçük degerlere indirgenmistir.Bunun nedenini görmek için,Einstein’in
deyisiyle böyle bir dengesizligin uzayin egriligine esit oldugunu
düsünelim.Sisme sirasinda evrenin boyutlarindaki büyük artis,tipki
sisen bir balonun yüzeyindeki kirisikliklarin düzelmesi gibi evrenin
egriligini azaltir. Herhangi bir egri yüzeyin yeterince küçük bir
parçasi çok yaklasik olarak düz kabul edilebilir.Düz geometriye sahip
bir evren aslinda kinetik ve potansiyel enerji biçimleri arasinda hemen
hemen mükemmel bir dengenin oldugu bir evrendir.
Kozmik ufuk
Evrenin
yasi bizim görebilecegimiz uzakliga limit koyar.Çünkü isik bir noktadan
digerine ilerleyebilmek için zamana ihtiyaç duyar.Evrenin yasiyla esit
olan bir zamanda yol almis bir isiktan daha uzagini göremeyiz.
Eger
evren genislemiyor olsaydi,bu zaman içinde ilerleyen isigin aldigi yolu
hesaplamak daha kolay olurdu.Örnegin evren genislemiyor olsaydi ve 13
milyar yasinda olsaydi,13 milyar isik yilindan ötesini göremezdik.Evren
bu uzakligin ötesine genisleyebilir ama isigin evrenin yasiyla
ilerleyebilecegi maksimum uzaklik bir kozmik ufuk yaratir.Astronomlar
bu ufuk içerisindeki uzaya görülebilir evren adini vermislerdir.
Bununla beraber evren genislediginden,kozmik ufuk için herhangi bir uzaklik ifadesi yoktur.

Etiketler:
Bilimler
Fizik
Egri Uzay ve Görelilik
|
| 1 | soru 
galileo1642 . 2008-01-10 13:06:39 yazınız oldukça aydınlatıcı paylaştığınız için teşekkürler. yazınızda ışığın güneşin yanından geçerken sapmaya uğradığını söylemişsiniz. belirttiğiniz gibi bu Newton çekim yasasıyla da açıklana bilir. Newton’un bunu hangi formülle (F= k.* m1*m2/d^2 ) yaptığını biliyoruz. peki Einsteinin formülü burada nasıl uygulanıyor. aynı sorum Merkür’ün hareketinde de geçerli açıklarsanız sevinirim. Teşekkürler
|
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |