Okunma: 439 kez
Bilim tarihinde yepyeni yapraklar açmis deneyler vardir.Bunlarin çogu karmasik laboratuvar düzeneklerine gerek duymadan gerçeklesmistir.Bazi ünlü deneylerin “tarif1lerin ilkokul kitaplarinda bile rastlayabiliyoruz.Kimilerini evimizde bulabilecegimiz basit gereçlerle yinelemek isten degil.
Sözgelimi,Galileo’nun serbest düsme deneyini yapmak için,kütleleri farkli iki nesneyi yere birakmak yeterli.
Böyleyken bu deneyleri ilk kez akil edip uygulayan beyinlere hayran
kalmamak;dahasi,yüzyillar boyunca,böylesine basit deneylerle
çürütülebilecek fikirlere bagli yasayanlara sasmamak elde degil...Bu gibi deneylerin birden bire gerçeklestirilmediklerini,bir çig
gibi büyüyen tarihsek bir ön hazirlik ve hummali beyin jimnastikleri
sonucunda ortaya çiktiklarini kabul edebiliriz.Acaba,tüm bu birikimden
yola çikarak,bazi bilimsel devrimler,keskin mantiksal
çikarsamalarla,deney bile yapmaya gerek duymadan
gerçeklestirilebilirmiydi?Bu soruya kesinlikle “evet” yanitini
verebiliyoruz.Insan aklindan baska bir düzenege gereksinim duymayan
“Düsünce deneyleri”,düs gücünün en güzel örnekleriyle dolu uçsuz
bucaksiz bir hareket alani sunuyor.
Bu alan Maxwell’in
cini,Schrödinger’in kedisi(anasayfadaki),Einstein-Podolsky-Rosen’in
Alice ve Bob’u gibi düssel yaratiklarin cirit attiklari,bir fotona
binip isik hiziyla gidebildigimiz,ya da,evrenin sinirlarina mizrak
atabildigimiz bir dünyanin görebildigimiz bölümü...
Gelin biraz düsünce deneylerine takilalim bakalim bizi nereye götürecek.
STEViN’IN ZINCIRI
Düsünce
deneylerinin güzellik ve essizlikleri,basitlik ve herkesçe
anlasilabilir olmalariyla orantili.Simon Stevin’in 16.yüzyilda,çetrefil
bir mekanik problemini çözmek için önerdigi zihin jimnastigi,tarihi en
çok alkislanan zihin deneylerinden biri oldu.
Sorun kabaca
söyleydi:Üçüncü kenariyla A ve 2A açisi yapan bir üçgen kesiti ve bu
üçgenin üzerine 2A açisi yapan kenara 2 tane A açisi yapan kenara 4
tane bilye gelecek sekilde birakilmis bir zincir parçasi var.Zincir
tirnak makaslarinin ucundaki zincirler gibi,küresel halkalardan
olusuyor.Zincirle blogun arasindaki yüzeyin neredeyse sürtünmesiz
oldugunu kabul edersek,acaba zincir ne tarafa dogru kayar?
Stevin
zincirin,bosluktaki ucunun uzunca bir zincir parçasiyla uzatilipalttan
birlestirildigini varsaymamizi istiyor.Bu uzatilmis kisim,düsey eksene
göre simetrik bir sekil alacak ve kendi izinde dengeli hale
gelecektir.Bu durumda,eger üstte kalan parça bir yöne dogru kayma
egilimindeyse,tüm zincir blogun çevresinde sonsuza kadar döner.
Termodinamik
yasalari geregi,sürekli hareketin olanaksiz oldugunu bildigimize
göre,üstte kalan parçanin da dengede oldugunu,kendi basinayken bile
kaymayacagini kabul etmemiz gerekiyor.Ayni sonuca geleneksel
matematiksel yöntemle ulasmamiz çok daha uzun sürecekti...
MAXWELL’IN CINI
Termodinamigin
ikinci yasasinin bir sonucu olarak,yüksek sicakliktaki cisimler,iliski
halinde olduklari düsük sicakliktaki cisimleri isitabilirler;ama düsük
sicakliktaki cisimler,kendilerinden daha düsük sicakliktaki cisimleri
isitamazlar.Es sicakliktaki cisimlerde,bu dengelerini dis bir etken
olmadikça,sonsuza degin korurlar.Söz gelimi masanin üzerine
biraktiginiz bir fincan ilik kahvenin kendi kendine kaynamasini
bekleyemezsiniz.
James Clerk Maxwell bu yasayla ilgili
tartismalari boyut kazandirmak için bir düsünce deneyi
önermis:Deneyinde dis dünyayla isi alisverisi tamamen
kesilmis,birbirlerinden de yalitkan bir duvarla ayrilmis iki oda
düslememizi istiyor.Odalarin sicakliklari baslangiçta esit.
Düsünce
deneyimize göre,aradaki duvarin ortasinda minik bir kapi var ve bu
kapiya bekçilik yapan minik birde cin:”Maxwell’in cini”...Cin kapiyi
sürekli açik tutacak olsaydi odalarin sicakliklari hiç
degismeyecekti.Ancak Maxwell’in cini ortamdaki hava moleküllerini
inceleyerek hizlarini sürekli karsilastiriyor.Soldaki odadan kapiya
dogru gelen hizli bir molekül gördügünde kapiyi aniden açip
kapayarak,sagdaki odaya geçmesine izin veriyor.Cin bu isi sürdürecek
olursa,sag taraf gitgide isinacak sol tarafta soguyacaktir.
Maxwell’in
cinini termodinamigin 2.yasasini çignedigi ortada.Cinin çok küçük
oldugunu ve isini,hareket için neredeyse hiç enerji harcamadan
yaptigini düsünürsek,bunu nasil basariyor?Maxwell deneyini tartismaya
yol açacak sekilde tasarlamisti ve cini bugüne degin farkli yerlerde
farkli biçimlerde tartisildi da.
Iki oda ve ortadaki cini bir
sistem olarak ele alabiliriz.Termodinamik açisindan bu sistemin
tuhafligi,giderek daha düzenli hale geliyormus gibi göründügüdür.Teknik
ifadesiyle”bu sistem entropi üretmiyor.”gibi görünüyor.Bu sonuca sadece
moleküllerin dagilimina bakarak variyoruz.Sorunun yegane
çözümü,cinimizin sistemin geri kalaninin aksine çok fazla entropi
ürettigi sonucuna varmaktir.Bunun bir açiklamasi cinin,tüm moleküllerin
hizlarini aklinda tutup ortalamanin üzerinde hiza sahip olanlarla
digerlerini ayirdetmeye çalisirken beyninin çok fazla çalistigi ve bu
sirada çok fazla entropi ürettigidir.O kadar fazla ki,sonusta,sistemin
bütünüde entropi üretiyor duruma geliyor.
GAMA ISINI MIKROSKOBU
Belirsizlik
ilkesi,modern fizigin en önemli yapitaslarinda
biridir.Heisenberg,ortaya attigi belirsizlik ilkesini savunmak için
1927’de,en az destekledigi ilke kadar ün kazanacak olan Gama-isini
Mikroskobu düsünce deneyini kurgulamisti.
Heisenberg’in
belirsizlik ilkesinin çürütülebilmesi için bir parçacigin,sözgelimi
elektronun yer ve momentumunun ayni anda tam olarak saptanabilmesi
gerekiyor.Heisenberg düsünce deneyinde,bu amaci gerçeklestirebilecek
düssel bir mikroskop kurguluyor.
Bir parçacigin yerinin
saptanabilmesi için,kullanilacak isinin dalga boyunun,parçacigin
boyutlarindan daha küçük olmasi gerekir.Bu nedenle,görünür isikla
çalisan mikroskoplar(1/1000000 ) metreden daha küçük seyleri
gösteremezler.
Heisenberg,bir elektrona mikroskopta bakmak için
dalga boyu (1/10000000000)dan daha küçük olan gama isinlarini
kullanmayi önermisti.Ne var ki,bir parçacigin momentumu dalga boyuyla
ters orantili oldugu için bu seferde gama parçaciginin momentumu
elektronunkinden çok daha yüksek olacakti.Bir elektrona bir gama
parçacigi çarpacak olursa,elektron önceden kestirilemeyek bir yöne
firlayip gider.Bu yüzden,mikroskobun çalismasi,en uygunmus gibi görünen
gama parçacigi kullaniliyor olsa bile olanaksizdir.
FOTON TARTISI
Einstein,Heisenberg’in
belirsizlik ilkesini akla yatkin bulmuyordu.Belirsizlik ilkesini
çürütecek tartisma götürmez bir düsünce deneyi kurgulayabilmek için çok
ugrasmisti.Bu süre zarfinda belirsizlik ilkesinin savunucusu Bohr’la
defalarca karsi karsiya gelmislerdi.
1930 yilinda Einstein
katildigi bir kongrede belirsizlik ilkesini çürütüyormus gibi görünen
bir düsünce deneyi önerdi.Bir yayin ucuna asilip sarkitilmis kapali bir
kutu kurgulamisti.Kutunun yüksekligi yüksek duyarlilikla
ölçülebiliyor,böylece agirligi kolayca hesaplanabiliyor
olacakti.Einstein’in tasarladigi kutunun içi disari kaçmaya çalisan
fotonlarla doluydu.Kutunun bir ucundaki,tek bir fotonun kaçmasina izin
verecek kadar küçük bir deligi kapatan duyarli bir zamanlama düzenegi
düslemisti.Saat belli bir anda kapiyi ancak tek bir fotonun kaçmasina
izin verecek hizda açip hemen kapayacakti.Bu islemin sonucunda kutunun
yüksekligi degisecek,böylece kaçan fotonun enerjisi ve tam olarak hangi
anda kaçtigi ölçülmüs olacakti.Einstein’in kendi formülü =m.c^2 buna
olanak taniyordu.
Düsünce deneyi görünüste inandiriciydi.O
gecenin Bohr’un en endiseli gecesi oldugu anlatiliyor...Ne var ki
ertesi gün Bohr,Einstein’in kurgusunda bir hata yakalamis olmanin
gururuyla,mutlu bir yüz ifadesiyle söz aldi.Einstein’i kendi görelilik
kuramiyla çürütecekti.
Bohr,düzenegin bir fotonun agirligini
ölçebilmesi için çok esnek bir yaya asilmis olmasi gerektigini
açikladi.Bununda ötesinde yay olaganüstü bir uzunluga sahip olmaliydi
ki,makro ölçekte ve duyarlilikta ölçebilecek kadar hizli bir harekette
bulunacakti.Böyle bir hareket,kutunun fotonun haricinde kalan
kütlesinin ve saatin dogrulugunu Einstein’in kuramlarina göre tehlikeye
sokacak ve kaçinilmaya çalisilan belirsizligi bizzat
doguracakti.Einstein bu elestiriyi kabullendi ve düzenegindeki kusuru
düzeltecek yeni bir çesitleme bulamadi.
SCHRÖDINGER’IN KEDISI
Kuantum
fizigi tarihinin belki de en ünlü düsünce deneyi,Schrödinger’in kedi
paradoksudur.Schrödinger,paradoksunda,kuantum mekaniksel bir parçacigin
iki farkli durumu ayni anda esit olasilikla tasiyabilme yetenegini
kullaniyor.”Iki halin üst üste gelmesi”makro dünyaya yansitildiginda
içinden çikilmaz bir sorun meydana getiriyor.
Düsünce
deneyinde,bozulup bozunmadigi disaridan bilinemeyecek,uyarilmis bir
atom ile bir kedi ayni kutuya kapatiliyor.Atom bozunacak olursa bir
tetikleme mekanizmasi araciligiyla bir siyanür sisesini kiracak ve
kediyi öldürecektir.Kuantum mekanigin kapsaminda son derece siradan
diye nitelendirilecek biçimde,atom,hem bozunmus,hem de bozunmamis
sayilabiliyor.Bundan yola çikarak kendiside atomlardan olusan kediyi de
hem canli hem ölü kabul edebilir miyiz?Henüz kimse bu soruya herkesi
tatmin edecek bir cevap bulamadi.

Etiketler:
Bilimler
Fizik
Düsünce Deneyleri
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |