Okunma: 1696 kez
Memeli hayvanlar erkek ve disi bireylerden olustugu için, bu hayvanlarin üremesi için disiden gelen yumurta hücresinin erkekten gelen sperma hücresiyle birlesmesi gerekmektedir. Sperma ve yumurta hücreleri, baba ya da annenin biyolojik özelliklerini belirleyen ve her bireyde ikiser kopya (ikiser allel) halinde bulunan genlerin tek kopyalari içerirler. Böylece döllenmis yumurtadaki gen kopyalarindan birisi anadan digeri ise babadan gelir.
( www.genbilim.com )
Gen kopyalari ya da alleller ayni islevi gören ancak aralarinda
yapisal ve islevsel olarak ufak farkliliklar tasirlar. Bunlar, ayni
genel özellikleri tasiyan türleri olusturan bireylerde gözlemlenen
çesitliligin temelini olustururlar. Örnegin bir koyunla bir koçun
çiftlesmesinden her zaman kuzular dogacaktir, ama dogan her kuzu ayni
ana-babadan gelmelerine ragmen ne annelerine, ne babalarina ne de
kardeslerine tipatip benzemeyeceklerdir.
Bu çesitlilik sayesinde
bir türün degisik bireyleri degisen çevre kosullarina karsi farkli uyum
özellikleri gösterirler ve türlerin tamamen yokolmasi riski azalir.
Ancak bu çesitlilik, belirli özellikleri olan bireylerin soylarini hiç
degisime ugramadan sürdürmesine de engel olmaktadir. Örnegin insanlar
için yararli bir protein üreten bir transjenik hayvan dogal üreme
kosullarinda böyle bir proteini üretemez hale gelen yavrular dünyaya
getirebilir.
Belirli özellikleri olan bir hayvandan ayni
genetik özellikleri tasiyan yavrularin ya da klonlarin (kopyalarin)
elde edilebilmesi için en kolay yol, yetiskin hayvanlarin hücrelerinin
yeni hayvanlar elde edilmesinde kullanilmasidir.
Yetiskin
hayvan hücreleri organizmayi olusturana dek ilk döllenmis yumurtayla
ayni gen bilgilerini tasidiklari için bunun mümkün olmasi gerekir.
Ancak, yetiskin hayvan hücreleri içerdeki genlerin bazilari
susturuldugu için, dogal kosullarda yeni bir hayvan olusturacak
kapasitede degillerdir. Geçtigimiz haftalarda büyük yankilar uyandiran
koyun klonlama yöntemi, bu dogal kuralin insan eliyle
degistirilebilecegini göstermistir. Kullanilan yöntem özet olarak
söyledir: Iskoçyali bilim adamlari, hamile bir koyunun memesinden
alinan hücreleri önce laboratuvarda çogaltmis, sonra bu hücreleri
çogalma programindan çikararak dinlenme (Go) evresine almislardir.
Dinlenme evresindeki hücrenin çekirdegindeki genler hücre füzyonu
teknigi ile döllenmemis bir yumurtaya aktarilmistir. Döllenmemis
yumurta bu islevden önce özel bir yöntemle bosaltilarak anadan gelen
gen kopyalari atilmistir. Çekirdegi alinmis yumurtada kalan gen
düzenleyici proteinler (transkripsiyon faktörler) ve diger etkenler,
verici meme hücresinde sifirlanmis olan genetik programlari tekrar
harekete geçirerek, hayatin baslangicini olusturan ilk bölünme
evrelerinin olusmasini saglamislardir. Füzyon yoluyla döllendirilen ve
genetik programlamayi yeniden baslatan kök hücreleri (toplam 277 adet),
hamilelige hazirlanmis koyunlara aktarilmis ve böylece elde edilen 13
hamile koyundan birisi Dolly adi verilen kuzuyu dogurmustur. Dolly,
annesine benzememekle kalmayip, meme hücrelerinin alindigi koyunla ayni
genetik bilgileri tasimaktadir. Insanoglu böylece, memeli bir hayvanin
kopyasini yapmayi basarmistir. Genetik olarak özdes bu iki koyunun,
fiziksel olarak ayni özellikleri tasimakla birlikte, ayni biyolojik
özellikleri tasiyip tasimadiklari henüz belli degildir. Her ne kadar
kalitimin temelini olusturan genetik yapi canlilarin özelliklerini
belirlemede ana etken olsa da, çevresel etkilerin canlilari
degistirebilecegi de bilinmektedir. Dolayisiyla, iki kopya arasinda
zamanla bazi biyolojik farkliliklar ortaya çikabilir.
Bu
çalismanin bilimsel olarak önemi, ilk kez yetiskin bir hayvan
hücresinden yepyeni bir hayvan kopyasinin elde edilmesidir. Bilinen
dogal kurallarin disinda olan bu gelisme, birden insanlarin ortak ilgi
alani haline geldi. Bunun nedeni su: acaba ayni yöntemi kullanarak
insanlar da kopyalanabilir mi? Koyun ve insan ayni memeli canlilar
sinifindan olduguna göre, koyunda geçerli olan bir yöntemin insanda
geçerli olmamasi için bilimsel bir engel yok.
Konunun uzmanlari,
koyunda kullanilan yöntemin kullanilmasiyla en erken bir, en geç on yil
içinde insanlarin da klonlanmasinin teknik olarak mümkün oldugunu
söylemektedirler. Simdilik, çogunlugun ortak oldugu bir görüsse, bu
yöntemin insanlarda hiç kullanilmayacagi, kullanilmamasi gerektigi.
Konunun etik, hukuksal, dinsel ya da sosyal boyutlari bir yana,
davranis açisindan insan diger canlilardan çok farklidir. Insan
davranislarindan bazilari genler tarafindan düzenlenebilirse de, bir
çogunun çevresel etkenlere bagli oldugu sanilmaktadir. Insanin
davranislarini belirleyen beyinsel islevlerin biyolojik özellikleri
konusundaki bilgiler yok denecek kadar azdir. Böyle bir asamada, insani
klonlamaya kalkmak, çok büyük bir sorumsuzluk örnegidir. Üstelik, insan
kültürel bir varliktir ve kültürel özellikler sonradan edinilen
özelliklerdir. Ayni suda iki kez yikanamayan insanoglu, zorunlu olarak
iki ayri zaman diliminde yasayacak iki kopyanin ayni özellikleri
tasiyacagini nasil düsünebilir?
Klonlama Etigi
Bir koyunun
meme hücresinden klonlama yolu ile yeni bir koyun dünyaya getirilmesi,
memeli genetigi ile ilgilenenlerin önünde çok büyük ufuklar açti.
Dolly’nin
kopyalanmasindan sonra akla gelen ilk soru, bilim adamlarinin insani ne
zaman kopyalayabilecekleri oldu. Yetiskin bir insanin klonlanmasinin
1-10 yil içinde yapilabilecegi ihtimalinin ifade edilmesi konunun etik
yönlerinin çok yogun olarak tartisilmasina yol açti. ABD Baskani
Clinton konu hakkinda bir rapor hazirlanmasini ve buna göre insan
klonlanmasinin yasaklanacagini veya bu çalismalara kontrollü olarak
izin verilebilecegini açikladi. Ingiltere, Danimarka, Almanya, Belçika,
Hollanda ve Ispanya da buna yakin bir yol izlediler. Konu internet
sayfalarinda, din adamlari arasinda, gazete veya dergilerde de yogun
tartismalara neden oldu.
Insan klonlanmasinin, ahlaki olarak
kabul edilmeyecek bir seklide insan hayatina müdahale etmek oldugunu
ifade edenlere göre, insan yaratmaya çalismak sadece bir bilimsel
aktivite olmayip, ahlaki ve manevi yönleri agir basan bir olaydir.
Bunun yaninda insan genomunda yapilan degisikliklerle belirli
özellikleri olan ve istenilen tanimlamalara uyan gruplarin
yaratilabilecegi korkusu da çok agir basmaktadir. Günümüzde halen
uluslararasi sözlesmelerle insan embriyosu üzerinde deney yapmak
yasaklanmistir. Avrupa Konseyinin "Convention for the Protection of
Human Rights and Dignity of the Human Being With Regard to the
Application of Biology and Medicine; Convention on Human Rights and
Biomedicine" isimli sözlesmenin 13. maddesi koruyucu, teshis veya
tedavi edici amaçlarin disinda insan genomu ile çalisma yapilmayacagini
ifade etmektedir. Bu maddenin gerekçesinde bilimdeki ilerlemelerin
insanliga faydali pek çok gelismeye zemin hazirlamakla beraber, bu
imkanlarin kötü kullanimi ile genomda yapilan degisikliklerin sadece
kisileri degil, türün tamamini tehlikeye atabilecegi bu nedenle
yasaklanmasinin gerektigi ifade edilmektedir. (Council Europe.
Directorate of Legal Affairs DIR/JUR(97) 1. Strasbourg, January 1997).
Böyle
bir girisim sonucunda ortaya çikacak ahlaki sorunlarin yaninda
biyolojik problemlerin de yasanabilecegini düsünenler tek bir somatik
hücreden herseyin kalitildigi bir canlida fazla sayida germline
mutasyon beklenecegini ve bu canlilarin genetik hastaliklar ve kanser
bakimindan daha yüksek riskler tasiyacagini ifade ediyorlar. Major
(Büyük, temel, asli) malformasyonlardan baska, sitoplazmadaki çok küçük
degisikliklerin belki de mesela, hafif mental retardasyona yol
açabilmesi, veya insan için baska ciddi problemlere neden olmasi da söz
konusudur. Bu problemlerin anlasilabilmesi ise uzun bir zamana ihtiyaç
gösterir, yani verilebilecek zararin hemen tanimlanamamasi önemli bir
risktir.
Gen ve çevre (nature-nurture) etkilesiminin nasil
oldugu iyi bilinmediginden fizik olarak aynisi kopyalanan canlinin,
ayni çevreyi saglamak mümkün olamayacagindan, zeka, davranis ve
düsünceleri ile orijinalinden farkli olacagi düsüncesi de büyük ölçüde
paylasilmaktadir.
Insani kopyalama gibi bir düsüncenin akla
bile getirilmemesini ifade edenler oldugu gibi, bunun önüne set
çekilemeyecek bir gelisme oldugunu ve dogru yönde kullanilmasinin
insanligin faydasina olacagini söyleyenler de var. Bu düsünce
taraftarlarina göre üreme çok kuvvetli bir biyolojik dürtü olup, üreme
özgürlügü çok kuvvetli korunmasi gereken temel bir haktir. Ayrica, bir
islemin ahlaki olarak degerlendirilmesi, onun yapma amaciniza da
baglidir. Bütün yollarin denendigi ve çarelerin tüketildigi bir
durumda, bu yolla çocuk sahibi olmanin nasil bir yanlis olabilecegini
anlamak zordur.
Ancak Hitler deneyimini yasayan ve öjenik
hareketlerden korkar bir dünyada bu gelismeleri kontrol edebilmenin çok
zor oldugu anlasiliyor. Çünkü bu uygulamanin bugün bile diyelim ki bir
nükleer silah yapmak gibi büyük teknoloji ve yatirima ihtiyaç
göstermedigi, hele yakin gelecekte belki de orta halli bir
laboratuvarda basarilabilecek bir is oldugu anlasiliyor. Bu konuda
devlet destegini kesmenin arastirmacilari iyi niyetli olmayan baska
kisilerle isbirligine zorlayacagini da akilda tutmak gerekir.
Prof. Dr.Mehmet Öztürk Bilkent Üniversitesi, Moleküler Biyoloji Bölümü
Prof. Dr.Ergül Tunçbilek Hacettepe Üniversitesi Tip Fakültesi Genetik Ünitesi

Etiketler:
Bilimler
Genetik
Gen Mühendisligi ile Koyun Klonlama
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |