Okunma: 1313 kez
Iskoçya Roslin Enstitüsü arastirmacilari "Fetal ve Eriskin Memeli Hücrelerinden Türetilebilir Yavrular" baslikli çalismalariyla bütün dünyada yogun bir ilgi ve tartismanin odagini olusturdular. Çalisma incelendiginde arastirmacilarin, koyun embriyo, fetal fibroblast ve eriskin meme hücrelerini izole ederek kültür ortaminda çogalttiktan sonra ortamdaki bazi maddeleri kisitlayarak hücreleri bölünmez duruma getirdikleri ve bu hücrelerle çekirdekleri alinmis koyun disi esey hücrelerini (yumurta) elektrik akimi yardimiyla birlestirdikleri görülmektedir.
( www.genbilim.com )
Laboratuvarda yapilan bu çalismanin sonunda, kültür ortaminda
fertilize olmus (döllenmis) gibi gelismeye ve bölünmeye baslayan esey
hücreleri, tasiyici disi koyunlarin rahimlerine yerlestirilmis ve
normal hamilelik süresi sonunda ovanin sperm tarafindan fertilize
edilmesine gerek duyulmadan gelistirilen ilk memeli olan, kuzular
dogmuslardir.
Çok ilginç sonuçlar içermesine karsin yayinlanan
çalisma elestirici bir yaklasimla incelendiginde tartisilmasi gereken
bazi noktalar ortaya çikmaktadir. Çalisma üç tip hücre ile yapilmistir.
Koyun embriyo, fetal fibroblast ve eriskin meme hücrelerinin
çekirdekleri toplam 834 fertilize olmamis yumurta hücresine aktarilmis
ve sonuçta üç gruptan toplam sekiz yavru elde edilmistir. Genel verim %
0.95’tir. Eriskin meme hücreleri grubunda 277 yumurta hücresine
çekirdek aktarimi yapilmis, 29 embriyo gelisimi saglanarak bu
embriyolar 13 tasiyici disi koyunun rahimlerine yerlestirilmistir. Bu
koyunlardan sadece birinde hamilelik gelismis ve bir kuzu dünyaya
gelmistir. Çalismaya büyük popülarite saglayan bu gruptaki verim orani
% 0.36 gibi oldukça düsük bir düzeydedir.
Yazarlar kopyalama
için çekirdegini kullandiklari meme hücresinin fenotipini
bilmediklerini, memeden alinan hücrelerin ilk kültür ortaminda
incelendigini ve % 90 dan fazlasinin meme epitel, geri kalaninin ise
myoepitel ve fibroblastlari da içeren baska farklilasmis hücrelerden
olustugunu bildirmekte ve hamilelik sirasinda meme salgi bezlerinin
gelisimini destekleyecek az sayida da olsa göreceli olarak
farklilasmamis kök hücrelerinin bulunma olasiliginin gözardi
edilemeyecegi belirtilmektedir. Bu ifade çalisma hakkinda kesin bir
yargiya varabilmek için tamamlayici çalismalara gereksinim oldugunu
düsündürmektedir. Dokuz günlük embriyo, 26 günlük fetus ve alti
yasindaki hamile koyundan alinan hücrelerle yapilan çalismalarda toplam
21 hamilelik gelismis ancak bunlardan 13’ü (% 62) fetuslarin kaybi
(düsük) ile sonuçlanmistir. Bu oranin dogal yolla gelisen gebeliklerde
% 6 oldugu yazarlar tarafindan da belirtilmektedir. Gebeligin 110.
gününde kaybedilen dört fetusa otopsi yapildigi zaman ikisinde anormal
karaciger gelisimi saptanmistir. Bu bulgular çekirdek naklinin genom
üzerinde olumsuz etkiler gösterebildigini akla getirmektedir.
Ayrica
Wilmut ve ekibinin gelistirdikleri genetik kopya "Dolly" henüz yedi
ayliktir ve yasam süresi ve üretkenligi konusunda bilgiler de mevcut
degildir. Bütün bu saptamalar yayinlanan bu çalismada kullanilan
teknigin gelistirilmeye gereksinim duydugunu ve elde edilen sonucun
henüz % 100 kesinlikte basarili olarak nitelenemeyecegini
düsündürmektedir. Kanimca bu çalismanin degerli olarak nitelenebilecek
yönleri de bulunmaktadir.
Bu çalisma bilim çevrelerinde ve
kamuoyunda tümüyle aseksüel (eseysiz) sekilde eriskin memeli canlilarin
elde edilebilecegi düsüncesini gelistirmistir.
Elde edilen
sonuçlar; farklilasmis hücrelerin genetik programlarinin basa alinmasi,
fertilize olmamis yumurta hücresi ve aktarilan çekirdegin
frekanslarinin esitlenmesi gibi konularda hücre biyolojisi ve moleküler
biyolojiye yeni perspektifler kazandirmistir.
Çalisma,
fertilize olmus yumurta hücrelerine mikroenjeksiyonla gen aktarimi
(transgenik manipulasyon) yoluyla, genetik degisiklige ugratilmis ve
biyoteknolojik açidan önemli özelliklere sahip memelilerin
gelistirilmesini bir adim daha ileriye götürerek, yöntemi daha verimli
hale getirecek ögeleri içermektedir.
Bu çalismanin yayinlamasi hiç
kuskusuz ayni veya yakin konularda arastirma yapan birçok laboratuvari
da ayni teknigi kullanmaya yöneltecek ve Wilmut ve arkadaslarinin
çalisma sonuçlari tekrarlanabilme olanagina kavusacaklardir. Öte yandan
yöntemin gelismesi ivme kazanacak ve diger memeli canlilarda da
denenecektir.
Kamuoyunun karsi görüsler ve baskilarina ragmen,
geçmiste özellikle ABD’de Jeremy Rifkin önderligindeki biyoteknoloji
karsiti gösteri ve baskilara, Green Peace önderligindeki nükleer
karsiti gösterilerle engellemelere karsin gerçeklestirilen arastirmalar
gibi bu çalisma da (mutlaka biyoetik kurallari ve yasalar çerçevesinde)
yürütülecektir.
Çalismalar, memeli canlilarda daha ileri
teknikle ve yüksek verimle uygulanmaya basladiginda önemli yararlari da
beraberinde getirebilecektir. Bu yöntem, transgenik manipulasyonlarla
üretilebilen endüstriyel öneme sahip maddeler ve hormon, protein
kökenli ilaçlar çesitli memeli canlilarin süt veya kanlarinda daha
düsük maliyetle yüksek miktarlarda üretilebilecektir. Organ
nakillerinde insan organizmasinin reddetmeyecegi hücre özelliklerine
sahip organlar diger memeli canlilarda gelistirilebilecektir. Ayni
sekilde kanser, degeneratif hastaliklar, viral veya enflamasyon
hastaliklarinin tedavisinde kullanilabilecek terapötik hücre üretimi
mümkün olabilecektir. Bu teknik gelismesini tamamlayip bütün memeli
canlilarda uygulanabildigi taktirde insanin da esçogaltimi
(klonlanmasi) olasiligi bütün dünyada yogun sekilde tartisilmaktadir.
Gelecekte teknik kosullarin böyle bir islemi gerçeklestirecek düzeye
ulasacaklari varsayilsa dahi, insanin genetik kopyasinin
gelistirilmesinin yaratacagi felsefi, yasal ve ahlaki sorunlar belki de
günümüze kadar tanik olunmamis boyutlara ulasacaktir.
Önce
böylesi bir çalisma hangi tibbi veya bilimsel gerekçeyle yapilabilir
sorusuna yanit aramak gerekmektedir. Ilk akla gelen, çocuk sahibi
olmalari mümkün olmayan (örnegin displazi, veya agir testiküler atrofi
gibi genetik defektlere sahip) erkeklere baba olma firsatinin bu
yöntemle saglanabilmesidir. Bu durumda erkegin somatik hücrelerinin
çekirdekleri anne adayinin fertilize olmamis ve çekirdegi alinmis
yumurta hücresine aktarilabilir ve devaminda esler çocuk sahibi
olabilirler. Ancak böyle bir çocuk genetik özelliklerini sadece babadan
almis olacaktir.
Annenin böylesi bir çocukta görülebilecek tek
genetik özelligi mitokondriyal genetik yapisidir. Böyle bir islem çok
karmasik felsefi ve sosyal sorunlari da beraberinde getirecektir.
Ayrica tibbi olarak mitokondri disinda, babanin genetik bir kopyasi
olarak dünyaya gelecek çocuk babasi gibi genetik defekte sahip
olacaktir. Bu arada kopyanin sadece genetik kopya olacagini fiziksel ve
karakter olarak bir kopya elde etmeninin, asil ve kopya tümüyle ayni
kosullarda bir hamilelik sürecine, dogum sonrasi sosyo kültürel çevreye
kesinlikle sahip olamayacaklari için mümkün olamadiginin altini çizmek
gerekir.
Etik açidan bakildiginda çocugun genetik özelliklerini
ortak olarak tasiyacagi bir anne ve babaya sahip olma hakki vardir.
Bunun ötesinde baska bir bireyin -genetik de olsa- kopyasi olmak, insan
onuruna tümüyle karsi bir durumdur.
Son olarak, bilim
adamlarinin dogaya karsi sorumlulugu ve bilimsel ahlak anlayislari
bugünün kosullarinda insan genetik kopyalanmasini marjinal bir konuma
itmektedir.
Prof. Dr.Beyazit Çirakoglu

Etiketler:
Bilimler
Genetik
Koyun Kopyalama
|
| 1 | Koyun Kopyalama 
Blue Spirit 2008-01-09 12:39:49 Türkiyede sonunda kopyaladı koyunu :D çok eğlenceli olmalı koyun kopyalamak ancak anlamadığım birşey var neden dna sı herşeyi aynı olan kopya orijinale göre daha kısa ömürlü? saygılarımla
|
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |