Okunma: 843 kez
Ülkemiz, kültürel, tarihsel, arkeolojik ve biyolojik zenginlikleri diger pek çoklariyla birlikte umariz, korunmasiz, arastirilmasiz, sessizce bekliyor... popüler ve medyatik olamayan sessiz zenginliklerimizdenbiride fosil yataklarimiz...
Sadece bir - iki tanesi koruma (!) altina alinabilmis fosil yataklarmiz, doganin tahribatina ve kaçirilmaya açik. Özellikle de iri omurgalilara ait olanlari...
( www.genbilim.com )
Bu fosil yataklarindan biri de, Sivas-Haliminhani yöresinde 1998
yazinda staj grubu ögrencileriyle tesbit ettigimiz köklüce fosil
yatagi...
Köklüce Fosil Yatagi – Sivas
Subtropikal iklim
kosullarinin egemen oldugu bir orman içi göl ortamini isaret eden
pliyosen yasli köklüce fosil yataginda; Hipparion Gracila, Sus
Erymanthius, Mastodan sp., Cervus sp., Griffa sp., Ga-zella sp.,
Rhinoceras sp., ve bovidae fosilleri bol miktarda ve birlikte
bulunmaktadir. Fosil yatagi atlarin, domuzlarin, fillerin, geyiklerin,
gergedanlarin, zürafalarin, keçilerin ve ayilarin atalarinin birlikte
yasadigi, çok zengin bir yasam yelpazesini isaret eder.
Girdaplar
olusturarak taskin akan akarsular, ya da sellenmelerle beslenen bu göl
alaninda, tasinan malzemenin biriktirilmesiyle; bir cinse ait tarak
kemigi, diger bir cinse ait alt çene, digerine ait tibia ile birlikte
bulunarak mükemmel bir fosil çorbasi olusturmaktadir.
Bölgenin
korunmasina yönelik basvurular henüz sonuç verememistir... Köklüce
fosil yataginin sessiz bekleyis devam ediyor. Tipki Çorum, Malatya ve
Konya‘da bulunan digerleri gibi...
Durum
Ülkemiz fosil
cennetidir, ama Ulusal Paleontoloji Enstitüsü yoktur. Az sayidaki
arastiricinin bireysel gayreti, fosillerin tesbit ve tanimlanmasina
yetmez... Ulusal Doga Tarihi Müzesi yoktur. Bu nedenle tasiyarak koruma
mümkün olmaz... Dogada, oldugu yerde koruma Açik-hava Müzesi için ise
yetki kimdedir sorusu yanitsiz kalir. Oysa açik hava müzelerinin, MTA
Genel Müdürlügü ve üniversiteler isbirligiyle projelendirilerek
olusturulmasinda teknik eleman ve altyapi imkanlari fazlasiyla
mevcuttur...
Bu arada ati alan Üsküdar‘i geçer... Her yil
onlarca yabanci arastirici, araziden alinacak materyalin türü, miktari,
ebatlari, analiz, mikroskobik ya da makroskobik laboratuvar
çalismalarinda kullanilacak olanlarin tesbitiyle, tasnifi ve yurtdisina
sevklerinde uyulacak etik kriterlerin ayrintili olarak belirtilmedigi
ortak projeler kapsaminda ülkemize gelir...
Bir yandan mükemmel
Türk misafirperverligi sergilenirken, diger yandan da en güzel jeoloji
örneklerine ulastirilirlar... böylece ileride yayinlanmasi muntemel bir
makalede 3. ya da 4. isim olabilmek veya bir hafta yurtdisina
gidebilmek adina, dogal degerlerimizin kaçirilmasina olanak yaratilmis
olur. ve, teknoloji dogal degerleri satin alir... torbalarca örnek
yurtdisina gider... 2863 sayili kanunun madde 23 ve 17/06/1987 tarihli
ve 3386 sayili kanunla kanunla; degisik, korunmasi gereken, tasinir
kültür ve tabiat varligi olan fosiller; tombaklar, kilimler, gümüsler
ve digerleriyle birlikte bir çirpida sayiliverdiginden örneklerin
yurdisina çikisinda da yasal bir zorlukla karsilasilmaz...
Oysa
kit olsa da elindeki mevcudu koruma - degerlendirme gayretinde bulunan
avrupali, kendi ülkesindeki arazi çalismalarinda, yabanci
arastirmacinin el örnegi almasini kisitlar, bazen de yasaklar, koruma
altina alinmis olanlara girmek ise, özel izni gerektirir.
Çözüm
Kültür
bakanligiyla koordineli çalisacak bir Ulusal Doga Tarihi Müzesi ve bu
müzede faaliyet gösterecek Ulusal Paleontoloji Enstitüsü, gerekli yasal
düzenlemeler yapilarak bir an önce olusturulmalidir... Kendi ülkemizin
fosil koleksiyonlarini, baska ülkelerin doga tarihi müzelerinde
hayranlikla seyretmekten, ancak bu sekilde kurtulabiliriz...
Prof. Dr. Nurdan INAN

Etiketler:
Bilimler
Jeoloji
Fosil Yataklarimiz Yok Oluyor
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |