Okunma: 392 kez
Ay ve Günes’in birlikte, iki haftada bir, yeniay ve dolunay evrelerinde, neden olduklari güçlü gel-gitlerin Yeryuvari’ndaki bazi tür depremleri tetikleyebildikleri anlasilmaktadir. Yeryuvari, Ay ve Günes’in bir dogru üzerine gelmeleri sonucunda olusan günes tutulmalari da yeniay evresinde gerçeklesmektedir.
Bu nedenle Günes tutulmalari da, deprem tetikleme bakimindan, olagan
güçlü gel-gitlerin sahip olduklari özellikleri tasimaktadir. Ancak,
günes tutulmalarinin, depremleri tetikleme bakimindan, söz konusu
olagan güçlü gel-gitlerinkine ek, farkli bir etkiye sahip olmalari için
bir neden görülmemektedir.
Bu sorunun ya da, bu anlama gelen
benzer sorularin güncelliklerini koruyor olmalari onlara verilecek
yanitin günlük yasamimizdaki öneminden kaynaklanmaktadir. Bu sorular
felsefi bir yanitin deger kazanacagi bir ortamda sorulmamaktadir.
Yoksa, “bir kelebegin kanat çirpmalarinin atmosfer kosullarini
etkileyebilecegi”ne benzer bir yanit, günes tutulmasinin depremlere
etkisi için de geçerli olabilirdi. Bu yaklasima göre: madem ki, günes
tutulmasi yerkabugunda, çok ufak da olsa, elastik gerinim degismesine
neden olmaktadir, tutulmanin, yerkabugundaki elastik gerinimlerin
sonucunda olusan depremleri etkilemesi de kaçinilmazdir. Ancak bu
türden bir yanitin, sorunun sorulus amaci göz önüne alindiginda, bu
amaca bir katki olusturmayacagi da açiktir.
Depremleri tetiklemede bardagi tasiran damla kavrami.
Insanlari
ciddi biçimde etkileyen boyutlardaki depremlerin tümüne yakini
yerkabugundaki bazi faylar boyunca sürtünme direncinin yenilmesi
sonucunda olusmaktadir. Bu direncin yenilmesindeki en önemli etken, en
üst kesimlerinde yerkabugunu da içeren hareketli levhalarin, bu
hareketleri nedeniyle kazandiklari ve kimi yerde de birbirlerine
yükledikleri gerilimdir. Birbirlerine göre farkli hareketlere sahip
bloklari ayiran faylar, genelde, fay düzlemindeki sürtünme direnci
nedeniyle bu hareketlere bir süre direnirler; ama, bloklarin
hareketleri arasindaki fark giderek artacagi için, belirli bir esik
gerilim degerinden sonra birdenbire yenilerek, direnmeleri sürecinde
birikmis olan elastik gerinimin bir bölümünün, yeri kuvvetli bir
sekilde sarsmayi da içerecek sekilde, bosanmasina yol açarlar. Buradaki
‘birdenbire’ nitelemesi, fay boyunca hareketin engellenmis oldugu uzun
süreç ile görecelidir. Aslinda, yenilme, sözcügün gerçek anlaminda,
‘birdenbire’ olmamaktadir. Sürtünme direncinin yenilebilmesi için
yüksek duragan sürtünme direncinden, hareket durumuna uygun göreceli
düsük sürtünme direncine geçis gerekmektedir. Bu geçis için gerekli
olan islem bir sürece ve dolayisiyla bir süreye yayilmaktadir. Tasmak
üzere olup, tasmak için son katkiyi bekleyen ortama eklenen ek gerinim,
bardagi tasiran bir özellik tasiyabilmek için, ya bardagi önemli ölçüde
tasiracak kadar büyük olmak, ya da yukarida sözü edilen süreci
gerçeklestirmeye yetecek kadar uzun süreli olmak durumundadir.
Güçlü gel-gitler bazi tür depremleri tetikleyebilir.
Tüm
kütleler gibi, Ay ve Günes de çevrelerindeki diger kütlelere, bu arada
Yeryuvari’na da, çekim kuvveti uygulamaktadir. Günes’in kütlesi
Ay’inkinden milyonlarca kez büyük olmasina karsin, yakinligi nedeniyle
Ay Yeryuvari üzerinde Günes’inkinin kabaca iki kati bir çekim etkisine
sahipdir. Ay ve Günes bu çekimleri ile Yeryuvari üzerinde gel-gitlerin
olusmasina neden olmaktadir. Ay ve Günes disindaki diger
gökcisimlerinin Yeryuvari üzerindeki çekim etkisi ise son derece
düsüktür. Öte yandan, yeniay ve dolunay evrelerinde Günes, Ay ve
Yeryuvari ayni dogrultuda dizilmis olduklarindan Ay ve Günes’in
Yeryuvari üzerindeki çekim etkisi önemsenecek bir düzeye çikmakta, ve
eger bu dizilme, Ay’in elips seklindeki yörüngesinde Yeryuvari’na en
yakin oldugu döneme rastlarsa, söz konusu çekim etkisi en yüksek degere
ulasmaktadir. Ancak, bu yüksek deger bile, faylar boyunca sürtünmeyi
yenebilmek, dolayisiyla deprem olusturabilmek için, genelde, ufak ve
kisa süreli kalmaktadir.
Öte yandan, Ay’da, gel-git
kuvvetlerinin daha küçük olmasina karsin, meteorit çarpmalarindan
kaynaklanmakta olanlarin disindaki ay depremlerinin gel-git evreleri
ile siki bir baglanti göstermeleri dikkati çekmektedir (Lammlein vd.,
1974). Ay, Yeryuvari’na sürekli olarak ayni yüzünü gösteren bir devinim
düzenine sahip oldugu için, Yeryuvari’nin Ay üzerindeki güçlü çekimi
duragan bir nitelik tasimakta, bu nedenle, Ay üzerindeki gel-gitler
Günes’in düsük çekim gücü ile gerçeklesmektedir. Bu düsük gel-git
kuvvetlerinin neden oldugu sinirli gerinimin Ay’da depremleri
tetiklemekte olmasi, Yeryuvari üzerindeki daha güçlü gel-gitlerin de
depremleri tetikleme konusunda bazi etkilerinin olabilecegi kuskusunu
güçlendirmistir. Buna karsin, uzun bir süre, bir bölümü bilimsel
nitelikte olan, çok sayidaki istatistiksel arastirmada, göreceli olarak
yüksek çekim kuvvetlerinden etkilenen Yeryuvari’nda, depremlerin olus
zamanlari ile güçlü gel-git evreleri arasinda genel bir iliskinin
varligi belirlenememistir. Kaliforniya’da, özellikleri iyi bilinen
faylarda meydana gelmis olan 13.000 dolayinda depremin verileri
kullanilarak, özenli ve ayrintili istatistiksel yaklasimlarla yapilan
bir degerlendirme de benzer bir sonuca ulasmistir (Vidal vd., 1998).
Ancak bu arastirmalar okyanuslardan uzak konumlardaki faylari ele almis
olduklari için, varilan bu sonuçlar da o özelliklerdeki bölgeler ile
sinirli kalmistir. Yer kabugu, elastik davranabilme özelligi nedeniyle,
gel-git düzenine bagli olarak yükselip, alçalmaktadir. Bu yükselip
alçalma genelde birkaç santimetre ile sinirli kalmakta, ender
durumlarda birkaç on santimetreye ulasmaktadir. Oysa, güçlü
gel-gitlerin etkisi okyanuslarda çok belirgin olmakta, bu ortamda
dolayli olarak meydana gelen ek su kütlesi yükü de dolaysiz gel-git
kuvvetine eklenmektedir. Nitekim, okyanuslarda yer alan faylarin
ürettigi depremlerin gel-gitlerle iliskilerini konu alan, ve sayilari
giderek artan yeni arastirmalar, o ortamda, gel-gitlerin en büyük
degerlere ulastigi dönemler ile deprem olus zamanlari arasinda belirgin
bir iliskinin varligini ortaya koymaktadir (Tanaka vd., 2002; Cochran
vd., 2004).
Yukarida deginilen arastirmalarin sonuçlarina göre,
güçlü gel-git dönemleri ile deprem olus zamanlari arasinda belirgin bir
iliskinin varligi bazi fay türleri ile sinirli görülmektedir.
Düzlemleri yeryüzü ile kabaca 500 den küçük açilar yapan, ters-fay ve
normal-fay olarak adlandirdigimiz türden faylarin gel-git yüklemelerine
özellikle duyarli olduklari anlasilmaktadir. Fay düzlemlerinde
sürtünmeyi artiran ana kuvvetin bu düzlemlere dik bilesen oldugu göz
önüne alinirsa, bu beklenen bir sonuçtur.
Öte yandan, düzlemi
düseye yakin diklikte olan faylarda, yani diger adi ile dogrultu-atimli
faylarda gel-git dönemleri ile depremler arasinda belirgin bir iliski
görülememistir. Zaten bazi hesaplamalar da yer gel-gitlerinden
kaynaklanan gelip-geçici etkinin deprem olusumu üzerinde belirleyici
olabilmesi için, süregelen olagan süreçte etkili olan kalici makaslama
gerilimi artis hizinin yüzlerce kati büyüklügünde olmasi gerektigini
ortaya koymaktadir (Gomberg vd, 1998). Bazi laboratuvar deneyleri de
(Lockner ve Beeler, 1999) bu degerleri dogrulayan sonuçlar vermistir.
Ancak, yine bazi yeni arastirmalar, bazi özelliklere sahip fay
düzlemlerinde sürtünmenin daha önceden düsünülenlerden çok daha ufak
gerilimler ile yenilebilecegi yönünde veriler saglamistir (Johnson ve
Xiaoping, 2005).
Çok düsük gerilim yüklemelerinin de depremleri
tetikleyebilecegi yönündeki gelismelere karsin, gerek okyanuslardan
uzak ortamlardaki faylarda, gerekse dogrultu-atimli faylarda meydana
gelen depremlerin gel-git dönemleri ile iliskilendirilmeleri çabalari
olumsuz sonuçlar vermistir. Yukarida deginmis oldugumuz, yaklasik
13.000 depremi ele almis olan Vidal vd. (1998)’nin çalismalarina ek
olarak, Cochran vd. (2004)’nin çalismalari da benzer sonuca ulasmistir.
Cochran vd. nin çalismasinda Kaliforniya’daki, dogrultu-atim özellikli,
ünlü San Andreas Fayi sisteminde 27.464 deprem ele alinmis ve
depremlerin olus zamanlari ile gel-git dönemleri arasinda istatistiksel
anlami olan bir iliski saptanamamistir. Bu arada, bizim Kuzey Anadolu
Fayi sistemimiz ile Dogu Anadolu Fayi sistemimizin de, baslica,
dogrultu atimli faylardan olustuklarini, ve ayni zamanda, güçlü,
dolayli gel-git yüklemelerinin meydana gelmekte oldugu okyanuslardan
uzak bulunduklarini da animsamakta yarar vardir.
Deprem
tetikleme bakimindan, günes tutulmalarinin, eslik ettikleri olagan
güçlü gel-gitlerinkinden farkli bir özellikleri saptanmamistir.
Bu
yazinin ana konusu olan günes tutulmasi ile depremlerin iliskisini
yukaridaki kisa açiklamalarin isiginda irdelemek gerekir. Çünkü,
bilindigi üzere günes tutulmasi ancak yeniay evresinde meydana
gelebilir. Bu özel durumun, olagan yeniay gel-gitinden, yerçekimi
etkisi bakimindan belirgin bir farki yoktur. Günes tutulmalari
sirasinda gözlenen, Allais etkisi olarak adlandirilan etkinin yerçekimi
degisimine isaret etmedigi, günes tutulmasi sirasinda meydana gelmesi
beklenen yerçekimi engellemesinin (gravitational shielding) ise son
derece küçük (3x10-10 cm/s2 ) oldugu anlasilmistir (Van Flandern ve
Yang, 2003). Bu durumda, deprem mekanizmasi açisindan önem tasiyan
özellikler bakimindan, günes tutulmasinin olagan yeniay gel-git
döneminden farkli bir etkiye sahip olmadigi sonucuna ulasilmaktadir.
Sonuç
olarak denilebilir ki: bu yazinin basinda sorulmus olan sorunun,
bilimsel çerçeve içindeki yaniti, ‘günes tutulmasi ile depremlerin olus
zamanlari arasinda etkin, özel bir iliskinin var olmadigi’ seklindedir.
Bu durumda, yeni bilimsel bulgular, yeni bilimsel degerlendirmeler
ortaya koymadan böyle bir iliskinin varligini öne süren bir görüs
belirtmeye “bana öyle geliyor ki” diye baslamak gerekecektir.
jeolog; Esen Arpat
Deginilen belgeler
Cochran,
E. S., Vidale, J. E. ve Tanaka, S., 2004. Earth tides can trigger
shallow thrust fault earthquakes. Science, 306, 1164-1166.
Gomberg,
J., Beeler, N. M., Blanpied, M. L. and Bodin, P., 1998. Earthquake
triggering by transient and static deformations. J. Geophys. Res.
–Solid Earth 103, 24411-24426.
Johnson, P. A. ve Xiaoping, J.,
2005. Nonlinear dynamics, granular media and dynamic earthquake
triggering. Nature, 437, 871-874.
Lammlein, D. R., Latham, G.
V., Dorman, J., Nakamura, Y. ve Ewing, M., 1974. Lunar seismicity,
structure, and tectonics. Rev. Geophys., 12, 1-21.
Lockner, D. A. ve Beeler, N. M., 1999. Premonitary slip and tidal triggering of earthquakes.
J. Geophys. Res. –Solid Earth 104, 20133-20151.
Tanaka,
S., Ohtake, M. ve Sato, H., 2002, Spatio-temporal variation of the
tidal triggering effect on earthquake occurrence associated with the
1982 South Tonga earthquake of Mw 7.5, Geophys. Res. Lett., 29, 16,
10.1029
Van Flandern, T. ve Yang, X. S., 2003. Allais gravity
and pendulum effect during solar eclipses explained. Phys. Rev. D 62,
02202.
Vidale, J. E., Agnew, D., Johnston, M. ve Oppenheimer,
D., 1998. Absence of earthquake correlation with earth tides: an
indication of high preseismic fault stress rate. J. Geophys. Res.
–Solid Earth 103, 24567-24572.

Etiketler:
Bilimler
Jeoloji
Günes Tutulmasi ve Deprem
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |