Ara
02
2007
|
Matematik egitiminde degisim |
|
|
|
GenBilim Editor
|
|
Pazar, 02 Aralık 2007 |
Okunma: 1016 kez
Egitim, toplumsallasmanin en önemli araçlarindan biridir. Kökleri, insanlarin birlikte yasamaya baslamalarina kadar uzanir. Insanlar var olduklarindan bu yana, yasam kosullarini kolaylastirmak, dogaya egemen olmak ve yokluklardan, tehlikelerden uzak, daha iyi kosullarda yasayabilmek için isbirligi yapmislar, birlikte yasamanin ve gelecegi birlikte yaratmanin kosullarini olusturmaya çalismislardir.
. Uyum içinde, birlikte yasayabilmek için,
konulan kurallarini
ögrenmenin, uzun ve zahmetli yasantilarla, kimi zaman büyük bedeller
ödenerek olusturulan deneyimleri, kültürel birikimleri gelecek
nesillere aktarmanin, gelecegi düsünerek bugünden atilan adimlarin
sürmesini saglamanin en etkili yolu ise egitimdir.
2. DEGISEN DÜNYANIN DEGISEN EGITIM ANLAYISLARI
Geçmisi
kabaca bir gözden geçirelim: Ilk çaglarda, ilkel tarim toplumlarinda
genis halk kitlelerine ayrica "egitim verilmesine" gereksinimi yoktu.
Onlar tarlada çalisiyorlar, gündelik yasamlarini sürdürecek kadar
ögrenmeleri gerekenleri aile içinde zaten ögreniyorlardi. Biriken bilgi
kulaktan kulaga, atadan çocuga aktarilip gidiyordu. Reisler, beyler,
krallar ve yakin çevreleri, bir baska deyisle erki elinde bulunduran,
toplumu yöneten siniflar için ise, o gün için toplumu ayakta tutmanin
en etkili araci olan dinsel unsurlarin ön plana çiktigi, bilgi
birikimlerini gelecekte de toplumu yönetmeye aday olan kendi
nesillerine aktarmayi hedefleyen bir egitim gerekliydi. Kisaca egitim
sinirli sayidaki seçkinler içindi.
Egitim, toplumun gelismesi,
isbirliginin artmasi, "uzmanlasma" gereksiniminin ortaya çikmasiyla
gelisti, vazgeçilemez bir gereksinim halini aldi. Bilgi toplumu
öncesinde daha çok,
kalabalik siniflarda, ögretmenin
ögrettiklerini ögrenen, aykiri düsüncelerin kalabalik olan grubun
düzenini bozdugu ve digerlerinin aklini karistirdigi düsüncesiyle hos
karsilanmadigi, sivriliklerin törpülendigi egitim ortamlari var.
Henüz
dünyanin büyük bölümünde, özellikle de dünyanin dinamiklerini belirleme
sansi olmayan, gelismemis ya da az gelismis bizim gibi ülkelerde
egemenligini sürdüren bu anlayisin "simdilik" toplumlarinin
gereksinimlerine yanit verdigi söylenebilir. Ancak, eger egitim,
yukarda da söylendigi gibi toplumsallasmanin en önemli araciysa hizla
globallesen dünya için yukarida sözü edilen egitim anlayislarinin daha
uzun süre yeterli olacagini söylemek zor.
Global dünyanin
dinamiklerini ve gelecegini belirleyenler, bugünün insaninin hangi
özellikleri tasimasi gerektigine de karar vermis görünüyorlar. Bugünün
insanlari hizli düsünen, yaratici, neyi ögrenmesi gerektigini ayirt
edebilen, nasil daha kolay ögrendiginin bilincinde , kisaca kendini iyi
taniyan, çok sey bilen degil, ama gereksinim duydugu bilgiye kolayca
ulasabilen, teknolojiyi kullanabilen bireyler olarak düsünülüyor... Bu
durumda egitim anlayislari degisiyor, yarinlar için bu özelliklerde
insan yetistirmeye yöneliyor.
Ülkemizde de müfredatlar
degisiyor, ders kitaplari yenileniyor, (bir çok yerde etkili kullanimi
saglanamasa bile) teknoloji ülke çapinda okullara yayilmaya
çalisiliyor. Gözle görülür bir gayret var, hatta anlamini kavramamis
kisiler de dahil, herkes "ögrenci merkezli egitimden" söz ediyor...
Kisaca "bilgi toplumunun" gereksinim duydugu egitim anlayislari dalga
dalga, dünyaya, bu arada da ülkemizde yayiliyor.
Bilgi
toplumunda daha çok küçük gruplarla, kimi zaman bireysel, ilgi
alanlarinin çesitliligine uygun olarak çesitlendirilmis, herkesin kendi
ögrenme stiline uygun ögrenme ortamlari bulabildigi (çoklu sunum),
ögrenme
sürecinin sorumlulugunu ögrenenin tasidigi, yaratici düsünmeyi
özendiren, farkliliklari öne çikartan, sivriliklerin törpülenmedigi
egitim ortamlari var...
Ögrenme sürecinin sorumlulugunun
ögrenenin üzerinde olmasi sinif içindeki rolleri de degistiriyor.
Ögretmenin rolü "ögreten" olmaktan "yol gösteren, ögrencinin tikandigi
noktalarda danistigi kisi" olarak degisiyor. Yaygin olarak sanildigi
gibi bu durum ögretmenin sinif içindeki etkinligini azaltmiyor tersine
arttiriyor. Çünkü hala, ögrencilerinin ögrenmesi gerekeni ögrenip
ögrenmediginin sorumlulugunu büyük ölçüde ögretmen tasiyor.
Degerlendirme
de egitim gibi giderek bireysellesiyor. Basarinin degerlendirilmesinde,
bireysel fakliliklarin da dikkate alindigi bireysel degerlendirmelere
dogru gidiliyor.
YENI EGITIM ANLAYISLARININ MATEMATIK EGITIMINE YANSIMASI
Asil
hedefi sistemli, mantikli düsünmeyi, problem çözmeyi ögretmek olan
matematik egitiminin, degisen egitim anlayislarindan bire-bir
etkilenmesi kaçinilmazdir. Söyle ki,
Dünün ögretmen merkezli,
ögretmenden ögrenciye tek yönlü bilgi akisina dayali, kalabalik
siniflari giderek yerini bilgi toplumlarinin ögrenci merkezli, bireysel
farkliliklarin dikkate alindigi, özgürce konusma, tartismanin
özendirildigi ögrenme ortamlarina birakiyor.
Günümüzde matematik
egitimi arastirmalari içinde "iletisim" ile ilgili olanlara her
zamankinden daha fazla yer veriliyor. Çünkü matematiksel fikirlerin
birden fazla bakis açisiyla tartisildiginda katilimcilarin fikirlerini
keskinlestirmeleri ve baglantilar kurmalari saglaniyor.
Yeni
egitim yaklasiminda ögrencilere çesitli seçenekler sunuluyor: Herkese
kendi ögrenme stiline uygun ortamlarda ögrenme firsati saglaniyor...
Matematik
egitiminde de çoklu sunumlarin önemi vurgulaniyor... Örnegin bugün
ABD'de, bazi eyaletlerde, matematik egitim programlarinin yalniz
"çözümsel muhakeme" yaklasimi kullananlara uygun oldugunun, "bütünsel",
"pratik" yada "soyut" yaklasimlara pek de uygun olmadiginin fark
edilmesi ile yeniden gözden geçirildigini, farkli muhakeme yaklasimi
kullananlar dikkate alinarak yeniden düzenlendigini biliyoruz. Herkesin
kendi ögrenme stiline uygun olanini seçmesi için açiklamalar örnegin
hem resimle, hem tabloyla, hem grafiklerle yapiliyor.
Ögrencilerin
aktif katilimiyla gerçeklesen, neyi, nasil ögrenecegine karar hakki
veren "aktif ögrenme yöntem ve teknikleri" her geçen gün biraz daha
yayiliyor.
Matematik egitiminin en önemli amaci düsünmeyi,
problemlere çözüm yollari aramayi, iliskileri yakalama ve çözmeyi
ögretme olduguna göre aktif ögrenme yöntemlerinin matematik egitimine
dogrudan yansimasi kaçinilmaz olmaktadir. Nitekim, aktif ögrenmeyi
anlatan kaynaklarin çogunda, teknikler açiklanirken verilen örneklerin
birçogunun matematikle ilgili olmasi rastlanti degildir.
Ögretmen
basariyi degerlendirmede tek yetkili olmaktan çikiyor, kimi
ögretmenlerce sinifta otorite saglayabilmek için kullanilan not silahi
ellerinden gidiyor. Degerlendirmede ögrenciye söz hakki veriliyor.
Örnegin ögrenci, hizla yayginlasan bir degerlendirme araci olan
"bireysel gelisim dosyasinda (portfolyo)" yer almasini istemedigi
unsurlari dosyasindan çikarabiliyor.
Matematik egitiminde de
portfolyo kullanimi her geçen gün yayginlasiyor. Ögrencinin kendisinin
degerlendirilmesinde söz hakki olmasi, matematige karsi gerginligin
azaltilmasi için önemli bir destek sagliyor.
BILGI TOPLUMUNDA MATEMATIGIN YERI
Matematik
egitiminin, degisen egitim anlayislarindan bire-bir etkilenmesinin yani
sira, yeni egitim anlayislarinin yükselen degerlerinin pek çogunun
matematik egitiminde dogasi geregi zaten önemli bir yeri oldugu da
inkar edilemez.
Zaman eskisinden çok daha hizli akiyor, parayi
çabuk davranan kazaniyor. "Vakit nakittir!" özdeyisine uygun olarak
hizli düsünen, çabuk ama isabetli kararlar verebilenler basariyi
yakaliyor. O halde egitimde "hiz" daha önceleri hiç olmadigi kadar önem
kazaniyor.
"Hiz" matematiksel düsünmede her zaman önemli
degiskenlerden biri olarak kabul edilmistir. Ayni zorluktaki
problemleri daha kisa sürede çözen daha basarili kabul edilir.
Bilgiye
ulasma yollarini bilmek de yeterli degil, günümüz insani neyi ne kadar
bilmesi gerektigini ayirt edebilmeli, kendisini, ögrenme stilini
tanimali...
"TV izlerken matematik çalisilmaz" yada "kalemi
kagidi eline almadan matematik ögrenilmez!" türünden yargilari duymayan
yoktur. Birçok kisi kendisinin en iyi nasil ögrendiginin ayirtina
matematik çalisirken varmistir. Çünkü yaygin inanisa göre matematik
"zordur" ve zaten zor olan konulari ögrenmeyi kolaylastirmak için elden
gelen yapilmalidir... Bazilari matematik çalismak için gece, geç
saatleri, bazilari sabahin erken saatlerini seçer. Bazilari yalnizken,
bazilari arkadaslariyla birlikteyken, konusup tartistiklarinda daha iyi
ögrendigini fark eder. Bazilari hafif bir müzik esliginde, bazilari
ancak kesin sessizlik varken daha kolay düsünür, çözümler üretir...
Matematik
egitiminde belki de hiçbir zaman tam anlamiyla "Ögretmen merkezli" bir
egitim yapilamamistir. Çünkü matematiksel muhakeme ve problem çözme
ögretilemez, ancak ögrenilir. Bir baska deyisle, düsünme bireysel bir
süreçtir ve kisiye özgü farkliliklar tasir. Matematikte, özellikle
problem karmasiklastikça seçenekler farklilasir, ayni bilgiye sahip
oldugu halde bazilari çözümü görür, bazilari göremez.
Her ne
kadar çesitli sinavlara hazirlanmak amaciyla gidilen dersanelerimizde
tersi yapilmaya çalisilsa da, matematik derslerinde bazi problemler ve
bu problemlerin çözüm yollari degil, düsünme ve çesitli problemlere
çözüm yollari bulma ögrenilir. Çünkü teker teker tüm problemleri ve
bunlarin çözüm yollarini ögrenmek için bir ömür yetmez... Matematik,
bilginin kendisinden çok ona ulasmak için geçirilen süreçle ilgilidir...
SONUÇ...
Gelecegin
toplumlari için hedeflerde asil önemli degisiklik, hedeflenen insanin
niteliginde... Düne kadar "vasat" ölçü alinarak, prototip olarak
yetistirilmesi hedeflenen kitlelerden artik baskalarina benzemeye
çalismayan, kendine özgü fikirleri olan, düsünen, yaratici, hobileri
olan, kendine, hobilerine zaman ayiran bireyler olmalari bekleniyor.
Matematigin
dogasi geregi yeni egitim anlayisina yatkin olmasi, ondan unsurlar
barindirmasi, yeni egitim anlayisi içinde matematik egitimini
ayricalikli bir yere oturtmakta ve önemini arttirmaktadir. 2000 yilinin
BM tarafindan dünyada "Matematik Yili" ilan edilmesi, matematik
egitimine dikkat çekmek ve daha iyi düsünen nesiller yetistirmek
özlemiyle açiklanabilir.
KAYNAKLAR
Açikgöz, K. Ü. (2002). Aktif Ögrenme. Egitim Dünyasi Yayinlari. Izmir
Applee, M. W (2004) Neoliberalizm ve Egitim Politikalari Üzerine Elestirel Yazilar. Egitim Sen Yayinlari. Ankara
Hardt, M. ve A. Negri (2001). Imparatorluk. Ayrinti Yayinlari. Istanbul

Etiketler:
Bilimler
Matematik
Matematik egitiminde degisim
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |
|
GenBilim Editor Yazar Hakkında:"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık."
Nicholas Murray
 Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
RSS Kategorileri
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
Makale İşlemleri
|
|
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
|
|