Okunma: 869 kez
Doktorlar yakinda hastalarina antibiyotik yerine bir doz biyoteknolojik metodlarla üzerinde degisiklik yapilmis süper virüsleri vermeye baslayabilirler! 1940’yillarda Penisilin ve diger antibiyotiklerin kesfi ile bakteriyel enfeksiyonlara karsi bir zafer kazanilmisti. Ancak zamanla bakteriler bu kimyasallara karsi bagisiklik kazanmaya basladilar.
( www.genbilim.com )
Özellikle yetersiz veya gereginden fazla dozda kullanilmalari
bakterilerin bagisiklik kazanmasina yardimci olmaktadir. Ingiltere gibi
bazi ülkelerde hastalara çok mecbur olunmadikça antibiyotik
verilmemekte ve eczanelerde reçetesiz satilmamaktadir.
Bakterilerin
bagisiklik kazanmasi nedeni ile bilim adamlari yeni antibiyotiklerin ve
metodlarin arayisina girdiler. Ancak gelisen biyoteknolojik imkanlara
ragmen uzun süredir yeni antibiyotikler bulunamadi. Bu da eski bir
metodun yeniden gündeme gelmesine neden oldu. Bakteriyofaj (ya da
kisaca faj) denen virüslerin, bakterileri yok etmekte kullanilmasi!
Aslinda bu metod 1920’li yillardan beri bilinmektedir. Hatta eski
Sovyetler Birliginde ve Dogu Avrupa ülkelerinde yaygin olarak
kullanilmaktaydi. 1923 tarihinde Gürcistan’in Tiflis sehrinde kurulan
Bakteriyofaj, virüs ve Mikrobiyoloji Enstitüsünde bu konuda
arastirmalar yapiliyor ve bakteriyofajlar ayni zamanda endüstriyel
olarak üretilip ülke çapinda yaygin olarak kullaniliyordu. Batida ise
1940’li yillarda antibiyotiklerin kesfi ile bu sahada çalismalarin
yapilmasi durmustu. Ancak antibiyotiklerin aktivitelerindeki düsüs bu
konuyu tekrar Bati dünyasina tasidi.
Bakteriyofajlarin bilinen antibiyotiklere göre su avantajlari vardir:
Antibiyotiklerin
aksine, bakteri oldugu müddetçe kendilerini çogaltirlar, bakteriler
bittiginde ise otomatik olarak azalir, vücüttan atilirlar.
Bakteriler
tabii ki viruslere karsi da direnç göstermeye çalisacaklar ancak
virüslerde onlara karsi kendilerini korumaya çalisacaklarindan bu
direnç sinirli olacaktir.
Kimyasal antibiyotikler pek çok tür
bakteriyi hedef aldiklarindan bagirsak florasina (bagirsakda yasayan
yararli bakteriler) da zarar vermekte ve buna bagli baska
enfeksiyonlara da sebep olabilmekteler. Bakteriyofajlar ise sadece bir
veya birkaç bakteriyi hedef almaktadirlar. Bu da hastaliga sebep olan
bakterinin iyi tesbit edilip ona göre virüs seçimini gerektirmektedir.
Simdiye kadar yapilan çalismalarda çok az yan etkiye rastlanmistir.
Tabii bunlarin yanisira bazi dezavantajlari/kullanim zorluklari da vardir:
Önceden de bahsedildigi gibi bir bakteriyofajin kullanilabildigi bakteri sayisi sinirli oldugundan
hem hastaligi yapan bakterinin iyi tesbiti gerekmekte hem de her bakteriye göre ayri bakteriyofaj seçilmesi gerekmektedir.
Ayrica memeli canlilarda vücut virüsü dolasim sisteminden atma egilimindedir.
Bakteriyofaj üretilirken saflastirmaya dikkat edilmeli toksik maddeler tasimamalidir.
Ancak
bu dezavantajlari da ortadan kaldirmak için çalismalar
hizlandirilmistir. Biyoteknolojik metodlar kullanilarak yeni süper
virusler üretilmeye çalisilmaktadir. Mesela bazen virüsler bakteriyi
öldürmeden sadece kendilerini çogaltiyorlar. Bunu engellemek ve virüsün
ulastigi bakterinin yok olmasini garantilemek için virüslere bakteriyi
öldürecek olan bir proteinin genetik kodu yerlestiriliyor ve virüs
kendi genetik materyali yani sira bu kodu da bakteriye enjekte ediyor.
Bakteri böylece kendisini zehirleyecek olan proteini sentezlemek
zorunda kaliyor ve kendini öldürüyor.
Baska bir çalismada ise
virüslerin genetik kodu bakterilerin savunma sisteminden korunacak
sekilde degistirilmeye çalisiliyor. Bakterilerde bulunan ve bellirli
bazi DNA bölgelerini taniyarak onlari kesen, parçalayan enzimlere
‘restiriksiyon enzimleri’ adi verilir. Bir bakteriye bakteriyofaj
girdiginde bu enzimler hemen yabanci DNA’yi bu enzimler ile
parçalamaya, etkisiz hale getirmeye çalisirlar. Bunu engellemek ve faji
korumak için, fajin genetik kodundan bu enzimlerin tanidigi bölgeler
mümkün oldugu kadar çikartilmaya çalisilmaktadir. Ancak bu islem
yapilirken fajin islevselligi de zarar görmemelidir. Hangi DNA
parçalarinin çikartilip, hangilerinin korunacagini belirlemek için
bilgisayar programlarindan yararlanilmaktadir.
Insanoglu bu
yüzyila kadar evcillestirdigi hayvanlardan yararlaniyordu. Farkinda
olmayarak ise peynir, yogurt yapiminda ve ekmek mayasinda
mikroorganizmalari kullaniyordu. Simdi ise biyoteknolojik imkanlarla
sadece bakteri veya hücreler degil artik virüsler de emrimizin altina
girmeye basliyorlar. Kainatta küçügünden büyügüne hersey insana hizmet
ettiriliyor, her seyin bir vazifesi var; insanogluna ise bu nimetlerin
farkina varmak ve kainat sahibine tesekkür etmek düsüyor.
BAKTERIYOFAJ
Bakterileri
enfekte eden virüslere bakteriyofaj adi verilir. Genel yapi olarak DNA
veya RNA’den olusan genetik materyal, onun çevresini kaplayan protein
zar ve bakterilere tutunup genetik materyalini enjekte etmesine
yardimci olan proteinden yapilmis kuyruk bölümünden meydana gelmistir.
Bir bakteriyofaj sadece bir veya birkaç bakteri türünü enfekte
edebilmektedir. Mesela “Coliphage” DNA içeren bir virüstür ve sadece
Escherichia coli bakterisini enfekte edebilir.
Virüslerde genetik
materyal virüs içinde çok sikica paketlenmistir. Yine bakteriyofajlarin
biri olan Bakteriyofaj l’nin 55nm (55x10-9 m) çapindaki faj basinda,
16500 nm (16500x10-9m) uzunlugunda çift sarmal DNA molekülü
paketlenmistir. Biyokimyacilar simdiye kadar bu kadar küçük bir yere bu
kadar uzun DNA’nin nasil sigdirildigina dair degisik teoriler öne
sürseler de henüz bu isin sirri çözülememisdir.
Virüsün içinde
DNA veya RNA den baska virüs içi faaliyet gösteren hiç bir yapi veya
organel yoktur. Degisik ortamlarda cansiz gibi kristal bir yapida
dolasirlar. Bu özellikleri nedeni ile canli olup olmadiklari
bazilarinca tartisilan Allah’in garip mahlukatlarindan biridir virüsler.
Bakteriyofajlarin
cansiz gibi etrafta gezmeleri hedeflerinde olan bakteriye varincaya
kadar sürer. Hedeflerindeki bakteriye ulastiklari anda kuyruk kisimlari
ile bakteriye tutunur ve kendi DNA’larini bakteriye enjekte ederler.
Faj DNA’si bakteri içinde kontrolü ele alir ve bakterinin organellerini
ve maddelerini kullanarak yeni fajlar üretir. Bakteri adeta virus
fabrikasina dönüsür. Daha sonra bu virüsler bakteriyi patlatarak etrafa
yeni bakteriler bulmak için dagilirlar. Yaklasik 30 dakika içerisinde
fajin enfekte ettigi bakteride 200 faj üretilir. Bu fajlardan her biri
baska bakterileri enfekte ederek 30 dakika içinde 200’er faj daha
üretirler. Böylece hemen ikinci nesil sonunda 40 000 faj elde edilmis
olur. Bu sayi üçüncü nesilde 8 milyon ve dördüncü nesilde ise 1.6
trilyona ulasir. Bu muhtesem çogalma hizlari ve sayilari ile dünyamizin
her tarafini kusatmis durumdadirlar.

Etiketler:
Bilimler
Tıp
Antibiyotiklere alternatif: virüsler
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |