Okunma: 944 kez
Yaklasik 2300 yil önce Yunan bilim adami Polibus, “Insanin Dogasi Üzerine” adli bir kitap yazmistir. Aristo, çalismalarini “Hayvanlarin Tarihi, Hayvan Nesli Üzerine” ve “Hayvan Vücutlarinin Kisimlari Üzerine” adli kitaplarinda toplamistir. Aristo, canlilarin olusumlarini ve hayvanlarin davranislarini incelerken onlarin siniflandirma yoluna da gitmistir.
Galen, canlilarin organlariyla bu organlarin görevini inceleyen
fizyoloji biliminin dogmasini saglamistir. Galileo, 1610’da ilk
mikroskobun yapimini basarmistir. Robert Hook, 1665’de bir mantar
kesitinin mikroskopta nasil göründügünü açiklamis ve gördügü yapilara
“Cellula” (hücre) adini vermistir. Leeuwenhoek, 1675’de mikroskop
kullanarak tek hücrelileri göstermeyi basarmistir. Carolus Linnaeus,
1707-1778 yillarinda ilk bilimsel siniflandirmayi yapmistir.
Charles
Darwin, 1859’da “Türlerin Kökeni” adli kitabini yayinlayarak evrimle
ilgili görüslerini ortaya koymustur. Pasteur, mikroskobik canlilarin
fermantasyona neden oldugunu tespit etmis, tavuk kolerasina neden olan
mikrobu bulmus ve kuduz asisini bulmustur.
Gregor Mendel,
bezelyelerle yaptigi deneyler sonucunda, kalitsal özelliklerin dölden
döle geçisi ile ilgili önemli sonuçlar elde etmistir.
Genetik
bilimi 19. yüzyilin ortasinda, biyolojide bir alt bilim dali olan
moleküler biyolojinin gelisimine olanak saglamistir. Beijrinck, 1899’da
tütün bitkilerinin yapraklarinda görülen tütün mozaik hastaligini
incelemistir.
Wilhelm Röntgen, 1895’de tipta teshis ve tedavi amaciyla kullanilan Röntgen isinlarini bulmustur.
Otto
Mayerhof, 1992’de kastaki enerji dönüsümlerinin solunumu ve isi akisini
incelemis. Bu çalisma ile Nobel tip ödülünü almistir.
Alexander Fleming, 1927’de penisilini, E.A.F Ruska’da 1931’de elektron mikroskobunu bulmustur.
James Watson ile Francis Crick 1953’te günümüzde kabul edilen DNA’nin yapisina ait bir model ortaya koymuslardir.
Steven
Howell, 1986’da ates böceklerinin isik saçmasini saglayan maddenin
yapimini kodlayan geni ayirarak tütün bitkisine aktarmis ve bu
bitkilerin isik saçtigini görmüstür. Bu olay gen naklinin baslangici
olmustur.
Dr. Wilmut, yetiskin bir koyundan alinan vücut
hücresinin çekirdegini, baska bir koyuna ait çekirdegi alinmis bir
yumurta hücresine yerlestirerek genetik ikiz elde etmistir.
Biyolojinin Alt Bilim Dallari:
1)Botanik:
Bitkiler alemini inceleyen bilim dalidir.
2)Zooloji:
Hayvanlar
alemini inceleyen bilim dalidir. Biyolojinin bu bölümlerinden her biri,
canlinin degisik özelliklerini incelemeleri bakimindan kendi içinde alt
bölümlere ayrilir. Bu bölümlerin baslicalari sunlardir; Morfoloji:
Canlilarin dis görünüsünü, seklini inceleyen bilim dalidir.
Anatomi:
Canliyi olusturan organlari, bu organlarin birbirleri ile iliskilerini inceleyen bilim dalidir.
Fizyoloji:
Organizmadaki organ ve dokularin görevlerini, isleyislerini inceleyen bilim dalidir.
Embriyoloji:
Organizmanin
gelisme devrelerini inceler. Özellikle döllenmis yumurtadan (zigot)
itibaren meydana gelen gelisme ve farklilasmalari inceleyen bilim
dalidir.
Sitoloji:
Hücrenin yapisini ve çalismasini inceleyen bilim dalidir.
Histoloji:
Çok
hücreli canlilardaki dokularin yapisini ve bu dokularin vücudun
nerelerinde bulundugunu, hangi organlarin yapisina katildigini
inceleyen bilim dalidir.
Genetik: Canlilardaki kalitsal
özelliklerin dölden döle nasil geçtigini inceler. Ayrica genin
yapisini, görevini ve genlerde meydana gelen degisiklikleri inceleyen
bilim dalidir.
Moleküler biyoloji:
Canlilarin yapisini, moleküler düzeyde inceleyen bilim dalidir.
ekoloji:
Canlilarin
birbirleriyle ve çevreleriyle olan iliskilerini inceleyen bilim
dalidir. Ekoloji, çevre biyolojisi ile es anlamda kullanilabilmektedir.
Taksonomi (sistematik):
Canlilari benzerliklerine göre siniflandiran bilim dalidir. Dogadaki çesitliligi ve çevremizdeki canlilari görmemizi saglar.
Mikrobiyoloji:
Gözümüzle göremedigimiz mikroorganizmalarin beslenme, üreme gibi yasam sekillerini inceleyen bilim dalidir.
Uzay biyolojisi:
Uzay
sartlarinda canlilarin karsilastiklari yeni durumlari, bunlarin canli
üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini, canlilarin uzaya uyum
sartlarini arastiran bilim dalidir.
Parazitoloji:
Asalak olarak yasayan canlilarin yapi ve özelliklerini inceleyen bilim dalidir.
Biyokimya:
Canlilarin
yapisindaki kimyasal maddeleri ve yasamin temeli olan biyokimyasal
tepkimeleri inceleyen bilim dalidir. Ayrica entomoloji böcekleri,
mikoloji mantarlari, bakteriyoloji bakterileri, viroloji virüsleri,
ihtiyoloji baliklari, ornitoloji kuslari, mammaloji memeli hayvanlari
inceler.
Biyolojik Uygulama Alanlari: Tip, biyoteknoloji, tarim,
veterinerlik, su ürünleri, biyomekanik, genetik mühendisligi, ekoloji,
fizyoloji, mikrobiyoloji, moleküler biyoloji, eczacilik, dis hekimligi
biyolojinin bazi uygulama alanlaridir. Kentlesme ve sanayilesme ise
dolayli olarak biyolojiden gelen verilere göre yönlendirilir.
Biyolojinin Önemi:
Dogumdan
ölüme kadar yasamin her evresinde bilinçli ve saglikli yasama, ekonomik
gelismeyi sürekli kilma, çevreyi bozulmadan tutma, üretimin kalitesini
ve miktarini arttirmada biyoloji bilimi önemli yer tutar. Çevre
kirlenmesi, erozyon, madde kaybi, yesil alanlarin azalmasi, hizli nüfus
artisi, plansiz kentlesme, biyolojik zenginliklerin ortadan kalkmasinda
rol oynayan faktörlerdir. Biyoteknolojinin amaci, bir canlinin belirli
özelliklerini sifreleyen genetik bilginin bir baska canliya
nakledilmesidir. Böylece nakledilen bilginin geregi, ikinci canli
tarafindan yerine getirilir.
Biyolojinin Gelecegi: Insan
topluluklarinda kalitsal hastaliklara neden olan genler, döllenme
sirasinda saglamlariyla degistirilerek kanser, yüksek ve düsük
tansiyon, seker hastaligi, cücelik vb. hastaliklar önlenebilecektir.
Canlilarin
ömür uzunlulugunu kalitsal olarak denetleyen genler kontrol altina
alinarak ya da degistirilerek, uzun bir yasam saglanabilecektir.
Bir
canlida önemli bir özelligi ortaya çikaran gen ya da genler, diger
canlilarin kalitsal yapisina eklenerek bazi eksiklikler bu yolla
giderilebildigi gibi fazladan bazi özelliklerin kazanilmasi da
saglanacaktir. Örnegin C vitamini karacigerde sentezlettirilecegi için
besinlerle alinmasi gerekmeyecektir.
Genlerdeki degisiklikler sonucu yeni hayvan ve bitki türlerinin ortaya çikmasi saglanacaktir.
Canlilardaki
genlerin tümü kataloglanabilecek, bunlarla ilgili bankalar kurulacak,
ilaç sanayii biyoteknolojik yöntemleri genis oranda kullanabilecegi
için birçok ilacin etkili ve ucuz yoldan üretilmesi saglanacaktir.
Bitki
ve hayvanlarin islahinda olaganüstü atilimlar gerçeklesecek, verim
arttirilacak, birçok maddenin sentezi özellikle büyük miktarda
mikroorganizmalara yaptirilabilecektir.
Biyolojideki Gelismelerin Insanliga Katkilari:
Günümüzde
birçok ülke seralarda tozlasma görevini bombus adi verilen arilara
yaptiriyor. Bombus özellikle sebzecilikte yüksek verim elde etmek
amaciyla hormon kullan üreticilere bir çikis, hatta kurtarici oldu.
Arinin tasidigi çiçek tozlari etrafa yayilarak, seradaki domates ve
çileklerdeki verimi arttirdi.
Günümüzde birçok tibbi bitki ve
hayvanin üretimi, antibiyotik, asi, interferon, çesitli pestisitlerin
üretimimleri, insandaki zararli genlerin ayiklanmasi isi gibi alanlarda
biyoteknolojiden yararlanilmaktadir.
Tipta uygulanan asilama
yönteminde vücuda virüs verilerek, vücudun virüsü tanimasi ve ona karsi
antikor üretmesi saglanir. Oysa gen teknolojisinin sagladigi
olanaklarla, vücuda virüs verilmeden de antikor üretmek mümkün
olmustur. Böylece vücut virüsün yan etkilerinden korunabilmektedir.
Biyoteknolojinin
katkilari arasinda insülini de sayabiliriz. insülin, insanlarda seker
metabolizmasini düzenleyen bir hormon olup, pankreas hücreleri
tarafindan üretilir, dolasima katilir. Eksikliginde ise seker hastaligi
ortaya çikar. Bugün bakteri DNA’si yardimiyla insülin hormonu bol
miktarda ve ucuza üretilebilmektedir.
Büyüme hormonu, eskiden
sadece kadavralarin hipofiz bezinden çok büyük zorluk ve masraflarla
elde ediliyordu. Artik biyoteknolojik yöntemlerle çok miktarda ve ucuza
elde edilmektedir. Tek hücre proteini: alg, bakteri, maya ve küflerin
büyük miktarda üretilmesinden ve bu canli hücrelerin kurutulmasi sonucu
olusan biyolojik kütleye denir. Tek hücre proteini, insan
besinlerinden; çorbalarda, hazir yemeklerde ve diyet yiyeceklerinde
katki maddesi olarak kullanilmaktadir. Ayrica aroma kaynagi, vitamin
kaynagi ve emülgatör destekleyici olarak da kullanilir.
Dr.
Wilmut, bir koyundan alinan bir vücut hücresinin çekirdegini, baska bir
koyuna ait çekirdegi alinmis bir yumurtaya yerlestirerek yeni bir
koyuna yasam vermistir. Dolly adi verilen kuzu orijinal DNA sahibi
koyunun kopyasidir.

Etiketler:
Bilimler
Biyoloji
Biyolojinin Tarihi Gelisimi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |