Okunma: 1023 kez
Su an yeryüzünde görebildiginiz tüm canlilar, dogadaki canlilarin çok küçük bir bölümünü teskil etmektedir.Yeryüzünün üçte ikisinin sularla kapli oldugunu düsündügümüz zaman, okyanus ve denizlerde yasayan canlilar aleminin ne kadar devasal oldugunu anlayabiliriz. Yapilan arastirmalara göre dünya üzerindeki su kütlesinin hemen hemen tamami volkanik patlamalardan atmosfere salinan su buharindan husule gelmistir.
Atmosfere salinan yüksek miktardaki su buhari yogunlasarak yillar
boyunca yagan yagmurlari ve nihayetinde deniz ve okyanuslari meydana
getirmistir.
Yagmur sulari tatli yani saf su olmasina ragmen okyanus ve
denizlerde yüksek miktarda tuzluluk vardir.Bunun nedeni jeolojik
tabakalarin yüksek miktarda karbonat, sodyum klorür (tuz) ve zengin
mineraller içermesidir.Sodyum miktari oldukça fazla oldugu için deniz
ve okyanuslari olusturan tatli sularin tuzlu hale gelmesine neden olur.
Tuz
orani yüksek bu sularda herhangi bir kara canlisinin veya bir insanin
uzun süreler yasamasi mümkün olmamasina karsin birçok deniz canlisi
rahatlikla yasayabilmektedir.Tabii yasamlarini vücutlarindaki mükemmel
organ sistemleri sayesinde sürdürürler.
Okyanus ve denizlerde
tipki karada yasayan canlilar gibi mikroorganizmalardan tutun devasal
memeli canlilalar kadar binbir çesit canli türü yasamaktadirlar.Biz
yanlizca bu devasal canlilar aleminden bilinen ve bilinmeyen birkaç
örnek verecegiz.
Deniz ve tatlisu mikroorganizmalari
Bu
canlilara " Plankton " adi verilmektedir.Planktonlar tatli sularda
yasayabildigi gibi deniz ve okyanusta yasayanlarida vardir.
Bu
canlilar tipki bakteriler gibi ikiye bölünerek çogalmaktadirlar.Önce
canlinin içerisindeki DNA replikasyonla kopyalanarak iki Katina
çikarilir ve ardindan canlinin vücudu ikiye bölünür.
Miktari iki katina çikan DNA nin yarisi birinci yavru hücreye diger yarisi ise ikinci yavru hücreye aktarilir.
Planktonlarin
en önemli özellikleri, suda yüzmek için aktif olarak belli bir
hareketleri olmamasidir.Bu canlilar bulunduklari su ortaminin akimina
bagimli olarak basibos dolanirlar.
Planktonlar ancak mikroskopla
görülebilirler fakat çiplak gözle dikkatlice bakildiginda görülebilecek
kadar büyük olanlarida vardir.
Bu mikroskobik canlilardan en çok
bilineni ise " alg " adi verilen tek hücreli bir canli türüdür ki
algler hemen hemen heryerde yasamaktadirlar.
Denizlerde, tatli
sularda, okyanuslarda, havuz sularinda, su birikintilerinde çamurlarin
içinde ve nehirlerde bile yasamaktadirlar.Bu kadar fazla bir yasam
alanina sahip canlilar biz ziyaretçilerin bile gözünden kaçmis olamaz.
Örnegin
bir havuz veya insaat sahasindaki seffaf su birikintilerinin renginin,
birkaç gün sonra yesile veya kirmiziya dönüstügünü görmüssünüzdür.Bu
sularda ilk zamanlarda yasayan binlerce tek hücreli canli türü, uygun
bir sicakliga geldiginde süratle çogalmaya baslarlar. Yanlizca birkaç
gün içerisinde sudaki canli sayisi milyari bulabilir.Bu kadar fazla
sayidaki tek hücreli canlilar suyun rengini bulandirmaya baslar.
Suyun rengi niçin yesile dönüsüyor ?
Bunun
nedeni ise bazi planktonlarin, tipki yesil bitkiler gibi klorofil
molekülünü içermesinden dolayidir.Hatirlarsaniz bitkilerin
yapraklarinin renginin yesil olarak görünmesinin klorofil molekülünden
dolayi oldugunu söylemistik.
Iste bu tip planktonlarinda
vücutlarinda klorofil molekülü vardir ve tipki bitkiler gibi fotosentez
yaparlar.Bu yüzdendir ki taksonomik olarak siniflandirilirken bitkiler
kategorisinemi yoksa hayvanlar kategorisinemi konacagi konusunda
sistematikçilerin ortak bir karari yoktur.
Yumusakçalar (Mollusk)
Okyanus
ve denizlerde yasayan diger bir canli grubu ise, genel latince isimleri
" Mollusk " olan yumusakçalardir. Bu canlilarin vücutlari adindanda
anlasilacagi gibi oldukça yumusak bir yapiya sahip olup, bazi
türlerinin vücutlari oldukça sert kabuklarlada kapli olabilir.
Yumusakçalarin en iyi bilinen iki örnegi " Mürekkep baligi " ve kabuklu bir yapiya sahip olan " Deniz minareleri " dir.
Mürekkep baliklari, gerek anatomik yapilari gerekse savunma mekanizmalari bakimindan oldukça ilginç canlilardir.
Belgesellerde
sik olarak gördügümüz bu canlilarin hareket mekanizmalari, bir jet
motorunun çalisma prensibiyle aynidir.Bu prensip " etki - tepki "
prensibidir.Yani bir yandan madde alinirken diger yandan madde
verilmekte ve bu sekilde süratle hareket etmektedir.
Balik,
öncelikle vücudunu, arka tarafindan aldigi bir miktar su ile
doldurur.Ardindan karin kaslarini büyük bir siddetle kasarki bu kasilma
neticesinde sikisan su büyük bir süratle yine vücudun arka tarafindan
disari püskürtülür.Disari püskürtülen su, baligin büyük bir hizla ileri
dogru ivmelenmesini saglar.
Bunun yaninda hayvan düsmanlarindan
korunmak için bir tür sivi salgilarki bu sivi mürekkebe benzer olup
salgilandiginda, kendisi kovalayan avcinin görmesini engelleyecek kadar
suyu bulandirabilir.
Yine bir mollusk olan deniz minareleri ise, yumusak bir vücuda sahip olmasina karsin çok sert bir kabuga sahiptir.
Bu kabugun en önemli fonksiyonu canliyi düsmanlarindan korumasidir.
Nasil oluyorda bu canlilar etraflarini kabukla örtebiliyorlar ?
Bir
sperm ile bir yumurtanin birlesmesinden sonra zigotu meydana
getirdigini ve bu zigotun ardi ardina milyonlarca kez bölünerek bir
yavru canliyi meydana getirdigine deginmistik.Mesela insan yavrusunda,
en distaki hücreler diger hücrelerden farklilasarak keratin adi verilen
bir madde üretir ve " Derinin " sekillenmesini saglarlar.
Deniz
minarelerinde ise, zigot milyonlarca kez bölünerek yavruyu meydana
getirdiginde, yavrunun en distaki hücreleri " Kalsiyum " salgilayan
özel bir hücre tipine farklilasirlar.Bu hücreler, canlinin içinde
yasadigi deniz yada okyanuslardan absorbe edilen kalsiyumu düzenli bir
sekilde salgilayarak canlinin etrafinda kalin bir tabaka olusmasini
saglarlar.
Okyanus bitkileri
Su an soludugunuz havadaki
oksijenin büyük bir kismi, deniz ve okyanuslarda yasayan ve klorofil
içeren bitkiler tarafinda fotosentez yoluyla üretilir.
Nasil ki
atmosfer sartlarinda klorofil içeren bir bitki havadan CO2 yi,
topraktan suyu ve günesten isigi alarak fotosentez yapip canlilar için
oksijen üretiyorsa ayni sekilde deniz ve okyanuslarda da günes isiginin
varabildigi bölgelerde bulunan klorofilli bitkilerde oksijen
üretmektedirler.
Bu canlilarin büyük bölümünü ise yosunlar teskil
eder.Bunun yaninda daha adini sayamadigimiz onbinlerce tür deniz
bitkisi vardir.
Deniz bitkilerinin ihtiyaci olan su zaten yasam
ortami olan denizden, CO2 ihtiyaci ise diger tüm deniz canlilari
tarafindan karsilanir.Eger bu tabiat harikalari denizlerde var
olmasaydi hemen hemen tüm deniz canlilari oksijensizlikten hayatini
kaybedecekti.
Basit bir canli gibi görünen bu yaratiklari aslinda ekosistemin vazgeçilmez birer parçasidirlar.
Bu
canlilarin milimetrelerle ölçülebilecek kadar küçük olanlari oldugu
gibi yüzlerce metre uzunlugunda devasal boyutlara sahip olanlarida
vardir.
Atlas okyanusu kiyilarinda yasayan birtür deniz bitkisi, fotosentez yapmak için oldukça mükemmel bir yöntem gelistirmistir.
Bu
bitki tipki bir " Palmiye " agacina benzer ve onlarca metre
uzunlugundaki dallarinin uçlarinda bir veya birkaç adet hava kesesi
bulunur.Bu hava keseleri, bitki gelistikçe gitgide büyüyerek bitkinin
dallarini suyun kaldirma kuvvetinin etkisiyle yukari dogru kaldirir.
Deniz yüzeyine yaklasan dallar günes isigindan olabildigince faydalanarak fotosentez yapma imkani bulur.
Deniz bitkilerinin üremeleri hem eseyli hemde eseysiz olabilmektedir.
Erkek
bitkiden gelen bir sperm ile disi bitkiden gelen bir yumurta hücresinin
birlesmesiyle (eseyli üreme) yavru bir bitki meydana gelebildigi gibi
bazi bitkiler ikiye bölünme ve " Tomurcuklanma " ile de çogalabilir
(eseysiz üreme).
Tomurcuklanma, bir bitkinin belirli bir
bölgesinde büyüyen hücre veya hücre gruplarinin daha sonra bitkiden
ayrilarak bagimsiz bir sekilde kendi basina büyüyüp gelismesi olayidir.
Derisi dikenliler (Ekinodermata)
Derisi
dikenli deniz yaratiklarinin basinda " Deniz yildizlari ", " Deniz
hiyarlari " ve degisik sekillerdeki dikenli canlilar gelmektedir.
Bu
hayvanlarin yasayis tarzlari pek aktif olmasada görünüs itibariyle
deniz diplerinde bir renk cümbüsü meydana getirmektedirler.Görünümleri
göze çok hos gelen bu yaratiklar alimli renkleriyle deniz diplerindeki
vahsi yasamin vazgeçilmez birer parçasidirlar.
Deniz yildizlari
bilindigi gibi ikiye, üçe, dörde veya daha fazla sayida parçalara
ayrilmasina ragmen her ayirdiginiz parça kendini tamir ederek yeni bir
deniz yildizi verebilir.Canlilarin bu yeteneklerine "rejenerasyon" yani
tamir edebilme özelligi denir.
Deniz yildizlarinin bazi
türlerinde dikenler oldukça uzun olup, yildizi vahsi deniz canlilari
tarafindan parçalanma tehlikesine karsi korur
Deniz hiyarlari,
protein bakimindan zengin olup uzakdogu ülkelerinde besin kaynagi
olarak tüketilmektedir.Bu canlilar genellikle fazla derin olmayan
okyanus sularinda yasarlar.
Deniz kestaneleri ise disaridan basit
bir yapiya sahip oldugu izlenimini verir fakat iç organlari oldukça
kompleks bir yapiya sahiptir.Öyleki kestanenin içerisinde, hayvanin
sudaki oksijeni rahatça soluyabilmesi için suyu vücudunun içerisinden
geçiren karmasik devri-daim organlari bile vardir.
Bu mükemmel deniz yaratiklari, gözalici renkleriyle deniz diplerini adeta birer cennete çevirirler.
Yüksek Organizasyonlu Deniz Canlilari :
Yüksek
organizasyonlu canlilar çok sayida türleri kapsamakla birlikte biz en
çok bilinen " Köpek baliklari " ve " Balina " türlerine örnekler verdik.
Köpek
baliklari belgesellerde ve filmlerde gördügünüzden çok daha mükemmel ve
gizemli yaratiklardir.Köpek baliklarinin kendi içerisinde birçok alt
türleri vardir.
Örnegin mamuzlu köpek baligi, boga köpek baligi ve
çekiç basli köpek baligi gibi.Fakat köpek baliklarinin bazilari çok
uysal olmakla birlikte diger bazi türleri oldukça saldirgan olup önüne
gelen hemen her tür canliya saldirabilirler.
Saldirgan bir köpek baligi grubu kendilerinden onlarca kat daha büyük olan balinalara bile saldirabilirler.
Bu baliklardan en ünlüsü ise " Beyaz köpek baliklari " dir.
Bu
baliklar köpek baligi türleri arasinda en saldirgani olup yunuslara,
foklara, deniz aslanlarina ve hatta balinalara bile saldirabilirler.
Bir
köpek baligini tehlikeli yapan en önemli organlari disleridir.Eger
disleri normal bir baliginki gibi pek keskin olmasaydi, köpek baliklari
tanindigi kadar tehlikeli olmayackti.
Birçok insan köpek baliginin
avini özellikle kuvvetli çene darbeleriyle parçaladigini zanneder fakat
asil fonksiyon çenede degildir.
Köpek baliklarinin disleri öyle
mükemmel bir anatomiye sahiptirki hem bir jilet kadar keskin hemde ince
elenmis bir testere kadar yivlidir.
Bir köpek baligi avini
isirdiktan sonra basini derhal saga sola dogru sallamaya baslar.Bu
sekilde davranarak disleri arasina sikisan bir objeyi ivmelendirip
yanal olarak disleri üzerinde hareket etmesini saglar.
Obje veya av,
disleri üzerinde hareket ettigi zaman jilet kadar keskin olan disler
tarafindan rahatlikla kesilir.Böylelikle balik avini kisa süre
içerisinde parçalayarak etkisiz hale getirir.
Köpek baligi avini parçalarken gözlerini asla açmaz.
Bunu yapmasinin nedeni ise avini parçalamasi esnasinda etrafa saçilacak kemik parçalarindan gözlerini korumak içindir.
Çünki
bir canlinin kemigi kirildigi (insan olsun hayvan olsun) zaman küçük
partiküller haline gelen kemik parçalari oldukça keskin bir hale
dönüsür.
Bazi köpek baligi türlerinin boylari oldukça büyük olmasina
karsin çok uysal olabilirler.Hatta bazi türleri iri memelilere
saldirmak yerine deniz planktonlari ve küçük deniz canlilari ile
beslenmektedir.
Buna karsin dogada, resimdekinden çok daha iri
köpek baliklarininda yasamasina karsin bazilari insanlarin
zannettikleri gibi bir saldirganlik göstermezler.
Köpek baliklarinin
vücut sekilleri çok mükemmel bir sekilde dizayn edilmistir.Tipki bir
füzeye benzeyen vücutlari ve güçlü yüzgeçleri sayesinde saatte 60 - 80
km ye kadar hiza erisebilmektedirler. Diger bir mükemmel özellikleri
ise solungaçlarinin bu kadar süratle giderken sudaki oksijenden
maksimum istifade edebilmesi için yan yaraflarda özel olarak
konumlanmis olmasidir.
Dikkat ettiyseniz yaris arabalarinin her
iki yaninda hava bosluklari oldugunu görürsünüz.Bu bosluklar, araba
süratle giderken motorun havayi daha rahat bir sekilde emmesine
yardimci olmak içindir.Köpek baliklarinin yanlarindaki solungaçlarda,
hayvan büyük bir süratle yüzerken sudaki oksijeni maksimum absorbe
etmesi için yan taraflarda birer bosluk birakacak sekilde konumlanir.
Insanlarin
köpek baliklarindan esinlenerek taklit etmeye çalistigi bu mükemmel
sistemi köpek baliklari haberleri bile olmadan milyonlarca yildir
kullanmaktadir.
Bugün halen sadece zevk amaciyla köpek baligi
öldüren insanlar vardir.Bazi balikçilar ise besin degeri ve parasal
degeri çok yüksek oldugundan dolayi hiç durmaksizin köpek baliklarini
avlamaktadirlar. Bazi uzakdogu ülkelerinde balikçilar, lüks
restoranlarin ihtiyaçlarini karsilamak amaciyla yanlizca yüzgeçlerini
kesip baliklari tekrar çaresiz bir sekilde denize atmaktadirlar.
Eger
bu mükemmel yaratiklarin korunmasi amaciyla bir önlem alinmaz ise yakin
bir zaman içerisinde soylari tükenme noktasina gelecektir. Ve eger
köpek baliklarinin soylari tükenirse, denizde avlanilmasi ve
sayilarinin azaltilmasi gereken birçok av hayvaninin nüfuslari gitgide
artacak ve deniz ekosistemini altüst etmeye baslayacatir.
Balinalar
Dogadaki
en büyük memeli hayvanlari temsil eden balinalarin bazi türleri küçük
boyutlara sahip olmasina karsin bazi türlerinin boylari ise 35 - 40
metreye kadar varabilir.
Balinalarda kendi aralarinda uysal ve
saldirgan olarak ayrilirlar.En taninan uysal balina, boyutlari 35
metreye varmasina ragmen planktonlarla beslenerek yasamlarini
sürdürürler.
Balinalarin cüssesinin büyük olmasina karsin oldukça
uysaldir.Bu balinalarin bazi türleri plnaktonlar ve küçük baliklar ile
beslenmektedirler. Planktonlarin çok küçük canlilar oldugunu
biliyoruz.Fakat bu kadar büyük cüsseli bir balina plnaktonlarla nasil
beslenebilmektedir ?
Balina bunu, çenelerinin arkasinda bulunan
kusursuz bir yüzgeç sistemi sayesinde basarir.Boyu yaklasik 40 metreye
varan ve planktonlarla beslenen bir balina, tek hamlede vücuduna 3 oda
dolusu suyu doldurabilir.Vücuduna doldurdugu bu muazzam su kütlesini,
mükemmel bir yüzgeç sistemine sahip çenelerinden tekrar disari verir.
Su
büyük bir hizla disari çikarken plankton ve diger küçük canlilar (ufak
baliklar gibi) çenedeki yüzgeçte kalirlar.Bir cm3 suyun içinde onlarca
plankton bulunduguna göre metrelerce küp su içerisinde içerisinde
milyarlarca plankton bulunabilir.Balina bunu defalarca yaparak,
midesini protein degeri yüksek bu ufak canlilar ile doldurur.
Katil
balinalar saldirgan olmalarina karsin egitildikleri zaman dost
olmaktadirlar.Fakat vahsi yasam ortamlarinda birer köpek baligi
gibidirler.
Denizlerin en vahsi hayvanlari sayilan beyaz köpek
baliklari bile bir katil balinayi gördügü zaman mümkün oldugu kadar
ondan kaçinmaya çalisir.
Bu canlilar, karsilastikari bir köpek baligini tek bir çene darbesiyle ikiye bölebilirler.
Bazi
katil balinalar fok ve deniz aslanlarini avlamak için sahile kadar
kovalayabilirler.Ve bu kovalamaca neticesinde basarilida olurlar.
Katil balinanin yaksaltigini gören fok veya deniz aslani sürüsü çareyi kumsala çikmakta bulurlar.
Fakat katil balinanin sahile kadar çikacagini ummazlar.
Balina foklari avlamak için kendini sahile kadar vurabilmektedir.Nitekim bazi foklar hayvanin koca agizindan kurtulamaz.
Televizyonlarda
gördügümüz gösteri balinalari bu katil balinalardir.Vahsi
yasamlarindakinin aksine egitilidikleri zaman oldukça uysal olan bu
yaratiklar insanlarin çok yakin dostu olabilmektdir.
Senede bir kez belirli dönemlerde dogum yapan balinalar, yavrularini dogurmak için sig sulara göç ederler.
Göç
sirasinda binlerce mil yol katedebilirler.Deniz arastirmacilari halen
balinalarin nasil yönlerini sasirmadan devasal okyanuslarda istedikleri
yerlere gidebildiklerini tam olarak çözememislerdir.
Bir balina
sürüsünün içindeki bireyler, çok tiz bir ses çikararak birbirleriyle
anlasmaktadirlar.Bu seslerin ne anlama geldigi konusunda uzun
arastirmalar yapilmaktadir.
Çikarilan bu sesler kilometrelerce
ötedeki baska balinalar tarafindan ve hatta insanlar tarafindan bile
duyulabilr. Balinalarin bu seslere nasil yanit verdikleri ise bir
sirdir.
Balina ve köpek baliklari deniz ekosistemi için mutlaka
gerekli olan canlilardir.Fakat insanlarin bilinçsiz avlanmalari
sonucunda denizlerdeki av - avci orani süratle bozulmakta, ve denizel
ekosistemin dengeleri altüst olmak üzeredir.
Örnek verecek olursak
okyanuslarda istakozlarla beslenen ve ayni zamanda besin olarak
tüketilen bir balik türü, istakozlarin bilinçsiz avlanilmasi sonucunda
açlik ve nihayetinde ölüm tehlikesiyle karsi karsiya gelir.Yani
insanlar, besin olarak tükettigi bu baliklari kendi elleriyle yok
etmektedirler.
Ayni sekilde köpek baligi ve balinalarin
sayilarindaki süratli düsüs, av sayisinin yükselmesine (örnegin foklar
ve küçük baliklar) ve dolayisiyla denizel ekosistemde bir nüfus
patlamasina yol açar.Av canlilarinin sayisi yükseldikçe denizdeki diger
canlilarin yasamlari olumsuz yönde etkilenmektedir.
Umuyoruzki su
an bu mükemmel deniz yaratiklarinin soylarinin devam etmesi için
yürütülen çalismalar olumlu sonuç versin ve hergeçen gün yikilma
noktasina biraz daha yaklasan deniz ekosistemi eski durumuna kavussun.

Etiketler:
Bilimler
Biyoloji
Deniz Biyolojisi
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |