Okunma: 729 kez
Klonlama teknolojisi son yıllarda sağlık alanındaki en önemli gelişmelerden birisi olarak kabul edilmektedir. Klonlama tekniği bilim adamlarına yeni ve heyecan verici bir ufuk açmış durumdadır. klon kelimesi sözlük anlamı olarak ana hücreden bölünerek oluşan hücreler dizisi veya tek bir atadan aseksüel yol ile çoğaltılmış hücre grubunu ifade etmektedir.
“Klonlama” dilimize “kopyalama” olarak yerleşmiş ve bu terimler 1997 yılında bir koyunun kopyalanması ile oluşan ilk klon hayvan Dollynin doğumu ile birlikte günlük hayatımıza girmiştir. Klonlama teknolojisinde amaç bir ana hücreden aynı kökene sahip bir veya daha fazla sayıda kopyaların oluşturulmasıdır.
Klonlama tekniği üç farklı amaca yönelik olarak kullanılabilir:
* <LI class=MsoNormal>Bireyin Klonlanması <LI class=MsoNormal>Üreme Amaçlı Klonlama
* Tedavi Amaçlı Klonlama
Bireyin Klonlanması
Bireyden alınan hücre çekirdeğinin, kendi çekirdeği çıkartılmış olan bir yumurta hücresine nakli ve bu yeni oluşan hücrenin embriyo gibi bölünmeye sevk edilmesi şeklinde gerçekleştirilir.
Klonlanacak olan bireyden alınan bir hücre (bu hücre cilt veya
mukoza gibi kolay elde edilebilecek bir hücre olabilir) çift kromozom
yapısına (46 XX veya 46 XY) sahiptir. Bu hücreye ait çekirdek
çıkartılarak, bir yumurta hücresinin içerisine yerleştirilir. Yumurta
hücresinin çekirdeği daha önceden çıkartılmış olduğundan, ortaya çift
kromozom yapısına sahip bir üreme hücresi çıkar. Bu hücre çeşitli
uyarılara tabi tutulduğunda çoğalmaya başlar ve bir embriyo gelişir.
Embriyonun özelliği, klonlanması hedeflenen bireyin genetik yapısının
birebir kopyasına sahip olmasıdır. Yani bireyin tamamen bir kopyası
meydana getirilmektedir.
Elde edilen embriyo
taşıyıcı anneye transfer edilir. Bu teknik ile gebelik şansının çok
düşük olduğu bilinmektedir. Hayvan çalışmalarında çok sayıda denemelere
karşın gebelik oranın çok düşük olduğu, gebeliğin düşükle kaybedilmesi
riskinin ise çok yüksek olduğu dikkati çekmektedir. Bundan daha da
önemlisi bu uygulama ile hayvanlarda çok sayıda anomalili doğum
gözlendiği, anomalilerin genellikle çok ciddi ve ağır tipte anomaliler
olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bu tekniğin başarısının düşüklüğünden
daha önemlisi, güvenilirliğinin belirlenmemiş olmasıdır. Böylesine
yüksek riskler taşıyan bir uygulamanın hayvanlarda gerçekleştirilmesi
bile etik olarak tartışılırken, insanda böyle deneysel uygulamaların
yapılmasının son derece tehlikeli olduğu kabul edilmektedir.
Diğer
önemli bir konu, klonlama ile elde edilecek olan embriyo ve doğacak
olan bebeğin ruhsal gelişimidir. Fiziksel açıdan tam bir kopya olması
beklenecek bu yeni bireyin, kişisel ve ruhsal özelliklerinin, zeka,
karakter ve duygu durumu açısından ana kopyasına ne şekilde benzeyeceği
bilinmemektedir. Hayvanlardan elde edilen tecrübeler, klonların genetik
olarak yaşlanmayı kontrol eden ve “telomer” ad ı ve rilen genetik
yapının daha farklı olduğunu ve bu durumun erken yaşlanmaya neden
olacağı iddiasını gündeme getirmiştir.
Klonlama
ile ilgili cevaplanması gereken çok sayıda soru bulunmaktadır. Bu
sorular cevaplanmadan, tekniğin insanlar için kullanımı beraberinde çok
ciddi riskler taşımaktadır.
Üreme Amaçlı Klonlama
Bireyin
klonlanması tekniğinden farklı olarak reprodüktif (üreme amaçlı)
klonlama tekniğinde amaç üreme hücresine sahip olmayan bir bireyin
çocuk sahibi olmasına yardımcı olmaktır. Üreme hücresine sahip olmayan
bir bireyden kasıt; ileri yaş veya cerrahi müdahaleler sebebiyle
yumurtalık rezervi tükenen, ilaç uyarısına karşı yumurtalıklardan
yumurta elde edilemeyen veya cerrahi yol ile yumurtalıkları alınmış
kadınlardır. Yardımcı üreme tekniklerinde gerçekleştirilen işlemler,
çifte ait üreme hücrelerinin laboratuar ortamında biraraya getirilerek
bir embriyo oluşturulmasını hedefler. Eğer çiftten herhangi birisinden
üreme hücresi yani yumurta veya sperm elde edilemez ise, çiftin
yardımcı üreme teknikleri ile çocuk sahibi olmasına imkan
kalmamaktadır. Üreme amaçlı klonlama tekniği de bu aşamada devreye
girmektedir.
Kadından yumurta elde edilemediğine
göre bir başka hücrenin kullanılması gerekmektedir. Ancak yumurta
hücresi, vücuttaki tüm diğer hücrelerden farklı olarak yarı kromozom
yapısı (23) taşımaktadır. Tüm diğer hücrelerde ise çift kromozom yapısı
(23 çift yani 46 kromozom) bulunmaktadır. Bu durumda böyle bir hücrenin
yardımcı üreme teknikleri amacı ile kullanımı mümkün olmayacaktır. Bu
problemi çözümü şu şekilde gerçekleştirilmektedir. Bir başka kadından
elde edilen bir yumurtanın hücre çekirdeği çıkartılır ve bu yumurta
artık vericinin genetik özelliklerini kaybeder. Bu hücrenin meta faz II
adı verilen bölünme aşamasında olması gerekmektedir. Çünkü bu aşamada
hücre içerisine yerleştirilecek bir çekirdeğin bölünmesini sağlayacak
potansiyeli taşımaktadır.
Tedavide olan kadından
elde edilecek herhangi bir hücrenin (cilt hücresi gibi) çekirdeği
çıkartılarak, meta faz II aşamasındaki boş yumurta hücresine nakledilir.
Meta
faz II aşamasındaki yumurta hücresi, çekirdeğin bölünmesini ve sahip
olduğu çift kromozom yapısını yarıya indirmesini sağlar. Aynı yumurta
hücresinin gelişimindeki gibi fazla kromozom yapısı “polar cisim” adı
verilen bir yapıya dönüştürülerek hücre dışına atılır. Sonuçta bir cilt
hücresi kullanılarak, istenilen şekildeki kromozom yapısına sahip bir
yumurta hücresi elde edilir. Yeni oluşturulan yumurta hücresi ve eşinin
spermleri kullanılarak mikroenjeksiyon işlemi ile embriyo elde edilir.
Bu embriyonun “yarı-klonlanmış” bir embriyo olduğu kabul edilebilir.
Yumurta hücresinin içerisine yerleştirilecek olan vücut hücresi
erkekten de alınabilir. Böyle bir durumda, erkekten elde edilecek hücre
çekirdeği kullanılarak bir başka çeşit üreme hücresi oluşturulur. Bu
hücre kadına ait yumurta hücresine mikroenjekte edilerek ve bazı
uyarılar gerçekleştirilerek embriyo gelişimi sağlanabilir.
Bu yöntem de henüz sadece deneysel ama çlarla g erçekleştirilmektedir. Çeşitli türde hayvan çalışmaları sürdürülmektedir.
Tedavi Amaçlı (Terapötik) Klonlama
Tedavi
amaçlı klonlamada uygulanan teknoloji aslında bireyin klonlanması için
gerçekleştirilen sistemin aynısıdır. Yine bir bireyden alınan hücre
klonlanarak, birebir aynı genetik özelliklere sahip bir kopya
yaratılmaktadır. Ancak burada önemli farkı teşkil eden nokta şudur:
elde edilen embriyo bir kadının rahmine transfer edilmez. Aksine
blastosist aşamasına ulaşana kadar laboratuar şartlarında gelişimi
sağlanır. Bu aşamada embriyonun içerisinde kök hücrelerinin barındıran,
her türlü farklı hücre ve dokuya dönüşebilme potansiyeline sahip,
multipotent hücreler oluşmaktadır. İşte terapötik klonlamada hedef bu
hücrelerin elde edilmesi ve bu hücrelerden farklı dokular
geliştirilerek, tedavi amacı ile kullanılmasıdır.
Kök
hücreleri, blastokist aşamasına ulaşan bir embriyonun iç hücre kütlesi
(Internal cell mass – ICM) bünyesinde yer alırlar. Aşağıdaki şekillerde
blastokist aşamasındaki bir embriyo ve ICM yapısı görülmektedir.
Klonlama sonrasında blastokist aşamasına ulaşan embriyonun
içerisinde yer alan multipotent hücreler, genetik olarak klonlanan
bireyle aynı özellikler taşımaktadır. Bu hücrelerden geliştirilecek
olan dokular, klonlanan kişi için bir yedek doku veya organ teşkil
edecektir. Bu klonlanmış dokunun en önemli özelliği, tamamen kişinin
genetik yapısının aynısını taşıdığı için herhangi bir doku reaksiyonu,
dokunun vücut tarafından reddedilmesi (rejeksiyon) riskinin
bulunmamasıdır. Bu problem günümüzde organ veya doku naklinde karşımıza
çıkan en önemli problemdir. Bu problemin çözülmesi, tıpta büyük bir
aşama kaydedilmesi anlamına gelir.
Örneğin bir
Parkinson hastasına, kendisinden klonlanmış bir sinir sistemi dokusu
nakli yapılarak tedavisi sağlanabilir. Keza diyabet hastasına
kendisinden klonlanmış pankreas hücreleri transplantasyonu yapılabilir.
Bu konudaki çalışmalar büyük bir hızla sürdürülmektedir. Klonlanan kök
hücrelerinden sinir, kas, kalp kası, pankreas, kemik iliği dokuları
üretilebilmiştir. Kök hücre teknolojisi gelecekte pek çok hastalığın
tedavisi için bir ümit ışığı oluşturmaktadır.
Bu
çalışmalar aynı zamanda bazı genetik hastalıkların tedavisi imkanını da
tanıyabilir. Bilim adamları klonladıkları hücreleri istedikleri şekilde
programladıkları taktirde bu hücrelerde, vücutta eksik olan ve
eksikliği sebebiyle hastalıkların ortaya çıkmasına neden olan bazı
maddelerin yapımı sağlanabilir. Örneğin bu şekilde talasemi (akdeniz
anemisi) gibi kanda oksijenin taşınmasında problem yaratan bir hastalık
için sağlıklı hemoglobin üreten kemik iliği hücreleri oluşturularak
tedavi sağlanabilir.
Klonlama teknikleri uzun
süredir botanik ve veterinerlik sahasında kullanılmaktadır. Klonlama
tekniği sayesinde soyu tükenmekte olan hayvanların çoğaltılması veya
biyo çeşitliliğin korunması mümkün olabilir. Benzer şekilde hayvanlarda
görülen bazı hastalıkların (Deli dana veya scarpie gibi) tedavisinde de
klonlama tekniğinden yararlanılmasına çalışılmaktadır.
Terapötik
klonlama konusundaki en önemli tartışma noktası, bir canlının hayatını
kurtarmak veya tedavi etmek için bir başka canlının (embriyonun)
hayatına son vermenin ne kadar etik ve ahlaki olduğu konusudur. Bir
diğer önemli nokta ise diğer bilim dallarında olduğu gibi terapötik
klonlamanın da organ nakli amacı ile suistimal edilmesi ve kötü amaçlı
kullanımıdır. Bu ve bunun gib i konular, k lonlamanın daha üzerinde
konuşulacak, tartışılacak ve karara bağlanacak çok fazla soru ve
çıkmazlar içerdiğini göstermektedir. Bilim alanındaki her yeni gelişme
zaman içerisinde bu süzgeçlerden geçmiştir. Aynı mekanizmanın klonlama
içinde işlemesi ve bu tekniğin insan sağlığına faydalı şekilde
kullanımı için düzenlenmesi kaçınılmazdır.
Sonuç
olarak, bilimsel gelişmeler insanlığa klonlama gibi yeni bir ufuk
açmaktadır. Klonlama teknolojisinin gelecekteki kullanımı daha çok
terapötik amaçlarla olacak gibi görünmektedir. Kök hücreleri ile ilgili
çalışmalar ümit verici sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Yardımcı üreme
teknikleri içerisinde klonlama sisteminin kullanımı henüz çok yeni bir
uygulamadır. Günümüz için başarı şansının oldukça düşük olması ve
güvenilirliği konusunda pek çok şüphe bulunması nedeniyle bu
uygulamalar halen deneysel olarak kabul edilmektedir. Klonlama
tekniklerinin yasaklanması, bilimin sağladığı bu avantajın kapalı
kapılar ardında yürütülmesine neden olacaktır. Bu sebeple klonlama ile
ilgili çalışmaların kontrollü bir şekilde sürdürülmesi,
güvenilirliğinin ve başarısının net olarak ortaya konulması ve etik,
ahlaki, dini, tıbbi, ekonomik ve sosyal açıdan değerlendirilmesi ve
tartışılması faydalı olacaktır.
Dr. Kayhan Yakın

Etiketler:
Bilimler
Genetik
Klonlama Uygulamaları
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |