Okunma: 1447 kez
Yurttaşlar ve devlet arasındaki ilişkilerde sistemin bir rolü olduğu söylenir. Örneğin, milli eğitim sisteminin merkeziyetçi bir yapısı olduğunu söyleriz. Yetki ve karar tek merkezde toplanmıştır. Aslında Türkiye'nin yönetim sistemi de, genel olarak merkeziyetçidir. Adem-i merkeziyetçilik ya da yerelleşme bunun karşıtıdır. Sistem yaklaşımı, işlerin yerinde yapılmasını öngörür.
( www.genbilim.com )
Yerelleşme örgütsel ya da siyasal boyutlarda olabilir. Yetki genişliği (deconcentration), merkezin taşrada kurmuş olduğu birimlere iş yükünü devretmesidir. Yetki devri (delegation) bundan farklıdır, örneğin il özel idareleri gibi. Yerinden yönetim (devolution) ise belediyelerde olduğu gibi, demokratikleşme ile örtüşen bir yerelleşme türüdür. Yerelleşmenin yaraları ve zararları olabilir. Yararları arasında, terel idarelerin işi sahiplenmesi, işin yöreye özgü niteliklerinin yakından tanınması, planlama kolaylıkları, mal ve hizmetlerin zamanında temini, esneklik, bireylerin etkin katılımı sayılabilir. Muhtemel zararları arasında ise, yerel nüfuz sahipleri, yöneticini gösterişe kaçması, denetleme tekniklerinin yetersiz kalması, uniform bir politika izlenmesi (standardizasyon) nin güçleşmesi, eşgüdümlemede sıkıntı yaşanması yer almaktadır.
Yerelleşme yetki ile ilgili bir konudur, yetkiyi nasıl, ne kadar, hangi örgütlere devrediyorsanız, ona göre yerelleşme konusundaki konumunuz belli olur.
Sistemlerin yerelleşmeden başka ayırt edici özellikleri de vardır. Bunlardan bir tanesi de hesap verebilirlik (accountability)dir. Bu sistemlerde bulunması gereken bir özelliktir. Yerelleşme ile birlikte düşünülmesi gerekir. Sistemin içindeki her birimin hesap vereceği bir yer olmalıdır.
Entropi, sistemlerin bir başka ayırt edici özelliğidir. Örgütler de, insanlar gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölür. Örgütlerin yaşlılık belirtilerinin ortaya çıkması, işlerin eskiden olduğu gibi optimum düzeyde gerçekleşmemesi durumunda örgütün entropide olduğu söylenir. Böyle bir durum kaçınılmaz olabilir. Sıkça karşılaşmamak için, örgütün açık sistem özelliği göstermesi gerekir. Bu öncelikle sistemin çevresinden enerji almasını gerektirir. Yeni gelişmeleri izleyecek, araştırmalara yansıtacak elemanların alınması gerekebilir. Yeni, gelişmiş makine ve teçhizatın alımı gerekebilir. Dışarıdan kendini yenileştirecek elemanlar almazsa entropi olduğu söylenir. İşlevsizliği önlemek için negatif entropi sağlanmalıdır. Peki milli eğitim örgütünün açık bir sistem olduğu söylenebilir mi? Yeni buluşların müfredata yansımadığı, kendi içine kapalı bir örgüttür.
Sistem, birbiriyle ilişkileri o lan belirli öğelerin oluşturduğu bir bütündür. Sistem yaklaşımı, örgütün temelde beş öğeden oluştuğunu vurgular: girdi, süreç, çıktı, dönüt ve çevre. Dönüt (feedback) geriye besleme; ortaya çıkan ürünlerden, süreçle ilgili olarak, sürecin işleyişi ile ilgili olarak elde edilen bilgi ve yargılardır. Dönüt alındıktan sonra düzeltme yapılması gerekir.
Sistemlerin ortak noktaları şunlardır:
1. Alt sistemler olarak çeşitli öğeleri vardır.
2. Bu öğeler arasında sürekli, düzenli ve bilinçli ilişkiler vardır.
3. Gerek bütünün gerekse öğelerin (alt-sistemlerin) dış çevre ile ilişkisi vardır.
Bir sistemin iyi bir işleyişe sahip olabilmesi için bazı temel ilkelere sahip olması gerekir. Bu ilkeler:
1. İyi bir sistem, kendinden beklenen görevi en düşük maliyetle yerine getirmelidir.
2. Gereksiz iletişimden kaçınılmalıdır. Aksi halde bürokratik engel çoğalır, hata olasılığı yükselir ve kontrol işlemlerine daha fazla gereksinim duyulur.
3. Örgütlerde her bölümün kendi sorumluluklarını rasyonel ve düzenli olarak yerine getirmesi ve amaçlardan sapmaması gerekir.
4. Hiçbir fonksiyonun maliyeti sağladığı yarardan fazla olmamalıdır.
5. Birbirine bağlı ve yardımcı fonksiyonlar konum bakımından birbirine yakın olmalıdır.
6. Her bölüm, sorumluluğunu yerine getirebilmek için gerekli yetkiye sahip olmalıdır. Bir başka deyişle, yetki ve sorumluluk dengesi kurulmalıdır.
7. Bir sistem mümkün olduğu kadar esnek olmalıdır.
8. Yönetim basamakları olabildiğince kısa ve dar tutulmalıdır.
9. Yetki ve sorumluluklar, politika, ilke ve kurallar ilgili yöneticilere yazılı olarak verilmelidir.
10. İyi bir sistem açık, anlaşılır, basit olmalı ve amaç bütünlüğü taşımalıdır.
Örgütsel sistemin öğeleri:
1. Birey. İnsan örgütün kurucusu, yöneticisi ve aynı zamanda çalışanıdır. Modern sistem yaklaşımında birey, örgütün çekirdeği olarak değerlendirilir. Örgütlerde bireylerin ve kurumun beklentilerinin bir bütün olarak ele alınıp karşılanması gerektiği düşünülür. Kurum ve birey boyutlarını dengelemek gerekir. Kurumsal amaçlarla bireysel beklentileri bir bütün olarak ele alıp, bunların bir dengesine ulaşmak gerekir. Toplumsal denge dediğimiz zaman, dinamik bir dengeden bahsediyoruz. Sürekli değişmeye, yeniliğe açık olmalıdır. Sistemler kendi içlerinde tutarlı olacak, aynı zamanda diğer sistemlerde etkilenebilecek kadar açık olacak.
2. Biçimsel örgüt (formal örgüt).
3. Doğal örgüt. Kendiliğinden oluşan, gayriresmi ilişkilerin olduğu yapıdır.
4. Statü ve rol. Statü, örgütte sorumluluk taşıyan bir yeri (makamı, pozisyonu); rol ise, bir yeri işgal edenin göstermesi gereken davranışı ifade eder. Rol bir kişiden beklenilen davranış, statü ise bu rolün önemine verilen değerdir. Genellikle birey doğal yapısı gereği üst düzeyde statü elde etmek ve başkalarının rollerini oynamak ister. Yönetici açısından, bunları olanaklı kılmak gerekir. Bunun için onlara yetki ve sorumluluk vermek ve kendilerini gösterme fırsatını vermek gerekir. Sistemin içinde bir önemi, bir yeri, bir fonksiyonu olduğunu, bir işe yaradığını sürekli hissettirmek gerekir. Her bireyin bir çalışma onuru ve gururu vardır.
5. Fiziksel çevre: İnsan-makine ilişkileri sistemin en önemli öğesini oluşturur. Sadece üretimin teknolojik sonuçlarını düşünmek yeterli değildir. Bireyin psikolojisi de önemlidir.
Sistemin süreçleri: Bu süreçler bağlayıcıdır, yani biri olmazsa olmaz.
1. İletişim süreci. Bir sistemin iyi bir şekilde işleyebilmesi için vazgeçilmez süreçlerden birisi iletişimdir. Çünkü aksi halde, alt sistemler arasında ve kendi içinde anlaşma köprüsü kurulamaz, etkili karar alınamaz ve eşgüdüm sağlanamaz. Örgütte sözlü ve yazılı iletişim türleri bulunur. Bunların pek çok olumsuz ve olumlu yanları vardır. Sözlü iletişim kalıcı değildir, bu nedenle ispatı zordur, yanlış hatırlanabilir, ama hızlıdır, kolaydır. Yazılı iletişim, özel bir dil gerektirdiğinden zordur, uzun zaman alır, yanlış anlaşılmalar ve gecikmeler olabilir, ama kanıtlanması kolay, çünkü kalıcı, güvenlidir, emri aldım-almadım tartışması olmaz.
İletmek istediğiniz mesajın iletilmesinde vücut dilinin çok önemli oranda bir yeri olduğu belirtiliyor. Telefonla konuşurken bir çok mesajı tam olara alamazsınız. Sözlü iletişimde iletilmek istenen mesajın ancak %35-40'ı iletilebiliyor. Yazılı iletişimde bu oran çok daha sınırlı. Belirli kalıplar, biçimler içinde yazılıyor. Mesajın bir bölümünü bu formal kalıp taşır. Örneğin, "rica ederim" demek aslında bir emirdir.
2. Denge süreci. Sistem sürekli yenilik ve değişmeye açık olacaktır. Bu değişikliklere bütün alt-sistemler aynı şekilde karşılık veremeyebilir. Eğitim yoluyla, örgütte sürekli değişikliğe hazır bir atmosfer oluşturmak suretiyle ve değişiklikleri anlatmak yoluyla bu denge sağlanabilir.
3. Karar süreci. Yönetim süreçlerinden biridir. Yönetimin her aşamasında karar alınır.
Sistem kuramının özellikleri:
• Ürüne verilen değer. Eğer bir örgüt değerli bir ürün ortaya koyamıyorsa, durumu gözden geçirmek gerekir, aksi halde örgütün ortadan kalkması söz konusu olabilir. Değer, maddi veya manevi açıdan belirlenebilir. İşlevsellik açısından düşünülebilir. "İnsanların değer vermesi."
• Örgütün fiziksel ve sosyal çevresi ile bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir.
• Amaçlar. Örgütün üyelerinin amaçlarını gerçekleştirmesi gerekir. Bu amaçlar aza indirgenmekle birlikte, tek bir amaca, örneğin karlılık amacına indirgenmez.
• Her zaman kesin yargılardan kaçınmak gerekir. Belli bir sonucun alınması, belli koşullara bağlıdır.
• Bu yaklaşım disiplinler arası bir yaklaşım içerir: ekoloji, ekonomi, yönetim, psikoloji vb. bir arada birlikte çalışmalıdır.
• Bu kuram betimseldir. Örgütlerin yapı ve işleyişini açıklamayı hedefler. Kural koyucu, normatif değildir. Yönetime bir bakış açısı getirir. Durumu ortaya çıkarmaya, örgütsel olayı anlamaya yöneliktir.
• Örgütün çevresine uyum sağlaması gerekir. Çevreyle örgüt birbirine bağlıdır. Çevreyle örgüt açık sistemlerdir.
• Eski kuramlar süreci veya yöntemi ön plana çıkarırken, bu yaklaşım hedefleri ön plana çıkarır.
Bu yaklaşımın söylediklerini ortaya çıkarmasında ilgilendiği farklı kurumlar var. Örneğin silahlı kuvvetler, hapishaneler, okullar, kamu kurumları vb. Diğer yaklaşımlar daha çok işletmeler üzerinde durmuş ve kuramlarını bu tür örgütler açısından oluşturmuşlardır. Örneğin, silahlı kuvvetlerde kurum boyutu ön plana çıkarken, hastanelerde insan ilişkileri, birey, uzmanlaşma boyutları ön plandadır. Sistem kuramı bütün bu faklı kurumlardan yararlanmıştır.

Etiketler:
Bilimler
Sosyoloji
Modern Sistem Yaklaşımı
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |