GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Bilişim arrow Küresellesme ve Küresel İşletmeler Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Kas 24 2007
Küresellesme ve Küresel İşletmeler Yazdır E-posta
(1 Oy)



GenBilim Editor   
Pazar, 25 Kasım 2007
Okunma: 1163 kez

Küresellesme Kavrami Küresellesme, ülkeler arasindaki iktisadi, sosyal ve siyasal iliskilerin gelismesi , farkli toplum ve kültürlerin inanç ve beklentilerinin daha iyi taninmasi, uluslararasi iliskilerinin yogunlasmasi gibi birbiriyle baglantili konulari içeren bir kavramdir. Küresellesme çagi olarak adlandirilan yasadigimiz dönemde hemen her alanda çarpici degisiklikler görülmekte, karmasik bir çevre içinde yasama zorunlulugu ortaya çikmaktadir. ( www.genbilim.com )

Günümüzde daha çok insan birbiriyle eski dönemlere oranla daha fazla baglanti içindedir. Milyonlarca insan, farkina varmaksizin uzak mesafeler ötesinden hayatlarini degistirmekte olan küresel aglara takilmaktadir.
Küresellesme kelimesi; genisleyen uluslararasi ticaret,sinirlari asan finansal kaynak aktarimi , artan dis yatirimlar, büyüyen çok uluslu isletmeler ve ortak girisimler anlamina gelmektedir. Iktisatçi Richard Lipsey 'e göre bir ekonominin küresellesmesi "bir çok bireysel ülke ekonomisindeki finansman ve üretim sektörlerinin artan ölçülerde bütünlesmesi" olarak tanimlanmaktadir. Dünyanin degisik ülkelerindeki fabrikalarindan temin edilen parçalarin nihai montaj için bir baska ülkede toplanmasi ve üretim sürecinin degisik asamalarinda finansmanin çesitli ülkelerin sermaye piyasalarinin saglanmasi bu tanima uygun bir örnek teskil etmektedir.

Bir çok arastirmaciya göre temel anlamda küresellesme,kökenleri 1960'larda ortaya çikan dönüsüm ve hizli degisimlere dayali, politik sonuçlari beraberinde getiren ekonomik bir süreçtir. Küresellesme, ulusasiri sirketlerin uluslararasi yatirim stratejilerinde, özellikle üretimin yerel olmaktan çikarilip farkli bölgelerde gerçeklestirilmesini içeren radikal bir yeniden konum belirleme çabasi gerektirmektedir. 1970'lerdeki iktisadi krizler sonucunda ulusasiri firmalar ulusal üretim hatalarini artik uluslararasi hale getirmek zorunda kalmislardir. Bu durum , üretimin uluslararasilasmasi (Internationalization of Production) olarak anilmaktadir. Ikinci Dünya Savasi sonrasinda ABD önderliginde olusturulan yeni ekonomik ve siyasi dünya düzeni , yani Pax Americana, uluslararasi ekonomide karsilikli degisim yaklasimina dayanmaktaydi. Uluslararasi mal, sermaye ve bilgi akisinin kolaylasmasi ve güvenli bir hale gelmesi ile Pax Americana uluslar arasi ekonominin karsilikli degisim yaklasimindan küresel üretime dönüsmesine yardimci olmustur.

Küresellesme hareketlerinin yaklasik son 20 yilda ortaya çiktigi ve hiz kazandigi görülmektedir. Degisimin ivme kazanmasi esas olarak ulusal finans piyasalari arasindaki yasal sinirlarin çözülmesiyle mümkün olmustur. Degisimin göstergelerinden biri, 1980 'ler boyunca OECD ülkelerinin uluslararasi banka kredileri kullanim oranin % 4'ten % 44 düzeyine çikmis olmasidir. Diger bir gösterge , dünya dis döviz piyasalarindaki islemlerin günlük hacimlerindeki büyük artislardir. Kuskusuz bu gelismeler, bilgisayar destekli iletisim teknolojisinde yasanan devrim ve finansal kurumlarin uluslararasi ticaret ve is dünyasinin taleplerini karsilamaya yönelik gelistirdigi yeni yöntemler ve hizmetlerden önemli ölçüde etkilenmistir. Böyle bir degisim karsisinda hükümetlerin sermayeyi etkin olarak kontrol etmeleri güçleseceginden, degisim trendini arttiracak sekilde bir çok hükümet reformu gerçeklesmistir.

Küresellesen dünyanin anlasilmasi bir çok açidan oldukça karmasiktir. Küresellesme, bünyesinde farkli boyularda bir çok konuyu barindiran karmasik bir sosyal, ekonomik ve politik içerige sahiptir. Ekonomistler ve ekolojistler benzer sekilde "küresel yerellesme (küyerellesme)" kavramindan söz edilmektedir. Bu yaklasim "küresel düsün, yerel faaliyet göster" sloganiyla ifade edilmektedir. Gerek piyasa kosullarinin zorlamasi, gerekse sosyal yapi nedeniyle degisik piyasalar , sirketler ve sektörler degisik sekillerde örgütlenmektedir. Öte yandan , esas itibariyle ekonomik bir olgu olarak görülen küresellesmeye, sosyologlar kültürel bir süreç olarak bakmaktadirlar. Sikça deginildigi gibi dünya küçülmekte ama bütünlesmemektedir. Ekonomiler birbirine yaklastikça uluslar, kentler ve bölgeler birbirinden ayrilmaktadir. Küresel ekonomik bütünlesme süreci politik ve sosyal dagilmayi hizlandirmaktadir. Aile baglari kopmakta, yerlesik otoriteler sarsilmakta, yerel toplum baglari zorlanmaktadir. Uluslar da tipki hücreler gibi bölünerek çogalmaktadir.

Nitekim, Birlesmis Milletler 1945'te sadece 51 ülkeyle kurulmustu. 1960 yilinda 100,1984'te 159 ülkenin BM’e kayitli oldugu görülmektedir.1993 ortalarinda ise, Sovyetler Birliginin dagilmasiyla birlikte üye sayisi184'e yükselmistir.

Demokrasinin tüm dünyada hizla yayilmasiyla beraber insanlarin kendi kendilerini yönetme firsatlarini aramaya baslamislardir. Çin'de bugün 56 ayri millet bulunmaktadir. Önümüzdeki yillarda Çin'in birbirine ekonomik çikarlarla bagli düzinelerce ülke veya bölgeden olusan bir konfederasyon haline gelecegi düsünülmektedir. Ichiro Ozawa 1993 yilinin en çok satan kitaplarindan olan "Japonya'yi Yeniden Kurma Planlari" adli eserinde güç ve yetkiyi merkezden uzaklastirmak için Japonya'nin 300 özerk bölgeye ayrilmasi gerektigini savunmaktadir. Buna göre, yapay olarak bir araya getirilmis ülkelerin milli veya kabilesel varliklara bölünmesi mükerrerligi ve savurganligi önlemesi , bürokrasiyi azaltmasi motivasyon ve güvenirligi tesvik etmesi ve en alt seviyede kendi kendini yönetmeyle, yani yetkilenmeyle sonuçlandigi için, ayni dev sirketlerin bölünmeleri gibi faydali olacaktir. John Naisbitt'e göre, ulus devletin sonu gelmistir. Bunun sebebi süper devletlerin ulus devletleri yutmasi degil, ulus devletlerin daha küçük ve etkin parçalara bölünmeleridir.

Ayni görüslerin dogrulugunu kabul etmekte beraber ulus devletin yok olmayacagini aksine, her etnik grup ve mezhebin kendi bayragini istemesinin ulus devlet olgusunu sürdürecegi, ancak ulus devletlerin küresel düzenin gerçekleriyle karsilastiktan sonra yeni tanimlamalara gitmek zorunda kalacaklari da ileri sürülmektedir. Küresellesme süreci hizlandikça her biçimiyle yöreselligin etkilerinin arttigi görülmektedir. Dünyanin her tarafindaki insanlarin büyük kismi için bir yere bagli olmak her zamanki kadar önem tasimaktadir. Kimlikleri bir yere bagli olan ve baska bir yerde yasamayi düsünemeyen bu insanlar yasamak için belli bir topraga ve kendilerini daha iyi hissetmek için kendi kültür ve dillerine dayanma ihtiyaci hissetmektedirler.
Yönetim uzmani Peter Drucker, yeni bir gerçeklik olarak "dünya ekonomisi" kavramini incelerken baslica su özelliklere yer vermektedir.

•    1970'li yillarin ortalarina dogru dünya ekonomisi Nixon'un dolari dalgalanmaya birakmasi ve OECD ile birlikte uluslar arasi olmaktan çikip küresel hale gelmistir. Ulusal devletlerin iç ekonomileri artik büyük ölçüde küresel ekonomilerin egemenligine geçmistir.
•    Küresel ekonomiyi biçimlendiren baslica olgu, mal ve hizmet ticaretinden çok para akisidir. Bu para akislarinin kendine özgü bir dinamigi vardir. Egemen ulus devletlerin para ve maliye politikalari giderek daha büyük oranda küresel para ve sermaye piyasalarindaki olaylari etkin bir yolla biçimlendirmek yerine onlara tepki vermek seklinde olusmaktadir.
•    Küresel ekonomide geleneksel üretim faktörleri olan emek ve dogal kaynaklar giderek daha büyük oranlarlarda ikincil duruma düsmektedir. Küresel bir nitelik kazandigi ve herkesçe elde edilebilir hale geldigi için , artik para da dünya piyasasinda tek bir ülkeye rekabet avantaji saglayacak bir üretim faktörü olmaktan çikmistir. Döviz kurlari ancak kisa süreler içinde önem tasimaktadir. Yönetim, üretimin belirleyici faktörü olma niteligini kazanmistir.
•    Küresel ekonomide amaç kâr maksimizasyonu degil pazar maksimizasyonudur. Ticaret ise giderek artan oranlarda yatirimi izlemekte ve sonunda yatirimin bir islevi haline gelmektedir.
•    Ekonomi kuramina göre, etkili ekonomi politikalari olusturabilecek tek birim, en azindan en agirlikli birim ulus devletidir. Aksine, küresel ekonomide bu tür dört birim mevcuttur. Bunlarin ilki ulusal devlet, ikinci bölgesel bütünlesmeler , üçüncü para, kredi ve yatirim akislariyla olusan reel ve neredeyse özerk bir dünya ekonomisi olarak dünyanin tümünü bir pazar olarak gören küresel tesebbüslerdir.
•    Ekonomi politikalarinin olusturulmasinda giderek serbest ticaret ya da korumacilik degil , bölgeler arasindaki karsilikli iliskiler öne çikmaktadir.
•    Son zamanlarda küresel ekoloji kavrami önem kazanmistir. Bu baglamda çevre için küresel politikalarin üretilmesi gerekmektedir.
•    Küresel dünya ekonomisi fiili bir gerçeklik oldugu halde , kendisi için gerekli olan kurumlardan hala yoksundur. Söz konusu ekonomi için küresel bir hukuk gerekmektedir.
Küresellesme ve Bloklasma

Dünyada küresellesme olgusunun yaninda yogun bir bloklasma egilimi görülmektedir. Özellikle 80'li yillarda iki kutuplu sistemin sarsilmaya baslamasi, ABD ile Avrupa arasindaki çikar çatismalari ve Pasifik'te yeni bir ekonomi politik alanin ortaya çikisi Ikinci Dünya Savasi sonrasi olusan uluslararasi ekonomik ve politik sistemi dagilma süreciyle karsi karsiya birakilmistir.
Uluslararasi siyasi ve ekonomik sistemdeki bu belirsizlik yeni bloklasma arayislarini beraberinde getirmis , iki kutuplu yapinin dagilmasi sonrasinda ise bölgesel bloklasma ve bütünlesme temayülü hizlanmistir. Iç içe gelisen ve zaman zaman çeliskileri içinde barindiran bölgesel entegrasyon faaliyetlerinde farkli dürtülerle hareket eden üç ülke grubunun etkili oldugu söylenebilir:

1.Yeni uluslararasi ekonomik ve politik konjonktür içinde elinde alternatif kozlar bulundurmak isteyen büyük güçler .
2.Iki kutuplu statik yapinin dagilmasindan sonra uluslar arasi iliskiler içindeki konumunu yeniden tanimlamak zorunda kalan bölgesel güçler.
3.Iç siyasi kültür içinde yasadigi kimlik krizini ya da uluslar arasi iliskilerdeki yalnizligini dünya sistemine entegrasyon ile asmaya çalisan ülkeler.

Bu baglamda ABD; bir yandan BM ve NATO'yu koruyarak Atlantik eksenli yapilanmayi korumaya çalisirken, öte yandan Bretton Woods ve GATT sistemine ilk darbeyi vuran Avrupa entegrasyonuna karsi önce Kanada ve Meksika ile NAFTA'yi kurmus, ardindan Kuzey ve Güney arasindaki isbirligine yönelik faaliyetlerini arttirmis ve bir taraftan da Pasifik ekseni kontrol altinda tutmak ve alternatif bir çekim alani olusturmak için APEC'e formellik kazandirmaya çalismistir.
Sovyetler Birliginin dagilmasinin ardindan dünyada askeri açidan tek süper güç olarak ABD'nin kalmasina ragmen , ekonomik olarak üç süpergücün varligindan söz etmek mümkündür. Altin Üçgen ya da kisaca Üçlü (Triad) olarak isimlendirilen bu güçler ABD,AB ve Japonya'dir. Söz konusu üç güç, dünya üzerindeki dogrudan dis yatirimlar ve uluslararasi ticaretin büyük bölümüne hakimdirler. Bu üçlünün iliskileri yakin cografyalarini da önemli ölçüde etkilemektedir. Nitekim, ABD; Kanada, Orta ve Güney Amerika ülkeleri, AB; Dogu Blok Ülkeleri ve Japonya da Pasifik bölgesindeki ülkelerle yakin iliski içindedir.

Dogudan dis yatirimlar; ticaret, mali kaynak akisi ve teknoloji transferi ile yakin iliskisi nedeniyle iktisadi gelisme açisindan önemli bir hale gelmistir. Ancak, tüm gelismekte olan ülkelerin üçlü gücün yatirimlarini çekmekte basarili oldugu söylenemez. Bu yatirim fonlarinin büyük bölümü çok uluslu isletmeler tarafindan , en yakin komsu ülkeden baslayarak bölgesel iletisim aglari kurma amaciyla kullanilmaktadir. Nitekim, Meksika'daki toplam dogrudan dis yatirimlarin yüzde 61'i ABD kökenli isletmelerden gelirken , Güney Kore'nin dogrudan dis yatirimlarinin yüzde 52 'si Japon firmalarinca saglanmaktadir. 1990'larin basinda gelismekte olan ülkelere yapilan tüm yatirimlarin yarisindan fazlasi Brezilya, Çin, Hong Kong ,Meksika ve Singapur'a yapilmaktaydi. Bu durumun en önemli sebeplerinden biri , söz konusu ülkelerin üçlü güçle olan yakin iliskileridir.

Günümüzde Dünya ekonomisindeki yapisal degisimin önemli sebeplerinden biri olarak güç dengesinin Atlantikten Pasifige kaymasi gösterilmektedir. Günümüzde Pasifik kusagi sanayi devrimi sirasinda Atlantik ülkelerinde gerçeklestirilen büyüme hizinin bes kati büyüklügünde bir oranla tarihin en hizli ekonomik büyüme dönemini yasamaktadir. Gerçekten de, ABD'li devlet adami J.Hay'in yüzyilin basinda söyledigi "Akdeniz geçmisin Atlantik günümüzün, Pasifik ise gelecegin okyanusudur." Sözünün hakliligi anlasilmaktadir.

Pasifik'teki önemli olusumlarda Çin'in önümüzdeki dönemlerde etkisinin artacagi görülmektedir. Nitekim, John Naisbitt'e göre Japonya'nin ekonomik egemenligi doruk noktasina ulastiktan sonra hem Asya hem de tüm dünyada inise geçmistir. Japonya'nin ulus devlet olarak gücü yerini Çinlilerin dinamik isbirligi agina bikmaktadir. Çin bütün Pasifik bölgesinin merkezi durumuna geldikçe, Asya'daki kararlari Çin ve Çin kökenlilerle ilgili meseleler yönlendirilmektedir .Ancak bölgeye egemen olacak sey Çin'in kendisi degil Çin kökenlilerin olusturdugu agdir.

Küresellesme Üzerine Görüsler
Küresellesme olgusuyla birlikte bazi endiseler çesitli gruplar tarafindan dile getirilmis, buna karsin bazi kesimler ise küresellesme ile bilgi toplumunu iliskilendirerek, sinirlarin ortadan kalkmasi ve küresel köy söylemleriyle küresellesmenin yaninda yer almislardir. Küresellesme kendini 20. Yüzyilin sonunda dünya çapinda yasanan, toplumlar ve devletler için homojenize edici sonuçlari olan bir fenomen olarak sunmaktadir. IBM reklamlarinda görülen Orta Afrika'da gülüp sarki söyleyen çocuklar ,Vatikan'dan online bilgisayar aglarina baglanan din adamlari , Çin'de degisik bilgisayar sistemleri ile ilgili tefekküre dalmis tiyatro oyunculari aslinda benzer seyleri paylasan insanlari simgelemeye çalismaktadir. Halbuki, yerel gida depolarinda olusan asiri talep, Bosna'daki etnik katliam, Ruanda ve Burundi'deki soykirimlar, dünyanin çesitli bölgelerindeki protestolar ,ayrilikçi hareketler ve çekismeler IBM'in parlak küresel dünyasinin aslinda yasanmadigini veya gerek küresel gerekse yerel anlamda onunla ayni olmadigini göstermektedir.

Küresel para piyasasi; döviz islemleri, küresel bonolar, kredi kartlari gibi gittikçe artan miktarda spekülatif araçlardan olusmaktadir. Günü 24 saatinde trilyonlarca dolar dünyanin belli basli döviz piyasalarinda saniyenin binde biri oraninda hizlarda veri bitleri seklinde dönmektedir. Bu bas döndürücü tutarin sadece yüzde 10 kadari mal ya da hizmet ticareti ile ilgilidir. Uluslararasi para trafigi kendi basina bir amaç , son derece kazançli bir oyun haline gelmistir. Günün birinde teknolojinin eglence sektörü disindaki kumarin hizmetinde kullanacagi yolunda düsler olan John Maynard Keynes , kendi ifadesiyle bu kumarhane ekonomisin yükselisini öngörmüstür. Bankacilik etkinlikleri gittikçe daha fazla küresel ve daha spekülatif hale gelirken, milyonlarca insanin ve milyonlarca küçük isletmenin kredi gereksinimleri karsilanamamaktadir.

Ancak , yine de dünya bir çok bakimdan hizla küresel bir topluma dönüsmektedir. Günümüzün iletisim ve tasimacilik teknolojisi gerçekten küresel bir toplum yaratma gücüne sahiptir. Bu gelismeler yerel farkliliklarin sürecegi , ancak bunun yapilan küresel bir kültür içinde yer alacagi "tek bir dünya" fikrini vurgulamaktadir. Ingiliz dili , Anglo Amerikan pop kültürü ve akilciligin aydinlanmaci görüsünü tasiyan bu küresel kültür herkesin hosuna gitmeyebilir , bunun istenirligi tartisma götürür ama , varligi kesinlikle inkar edilemez. Su örnek 90'larda küresellesmenin geldigi ekonomik boyutu çarpici olarak ortaya koymaktadir:

"Bir Amerikali General Motors'dan Pontiac Le Mans satin aldigi , farkinda olmaksizin uluslar arasi bir islemler bütününe girmis olur. Araba için GM'ye ödenen 20.000 dolarin 6000 dolari rutin isçilik ve montaj giderleri karsiligi olarak Güney Kore'ye 3500 dolari gelismis parçalarin temin edildigi Japonya'ya , 1500 dolari tasarim mühendisligi için Almanya'ya ,800 dolari küçük parçalar için Tayvan, Singapur ve Japonya'ya 500 dolari reklam için Ingiltere'ye, 100 dolari bilgi islem için Irlanda ve Barbados'a giderken kalan 8000 dolar da Detroit'teki stratejistler,New York 'taki banker ve avukatlar , Washington'daki lobi faaliyeti yürütenler, ülke genelindeki sigortaci ve bakimcilar ve çogu ülke içinde yasayan ancak artan sayilarda dis ülkelere mensup hisse senedi sahipleri tarafindan paylasilir."

Küresellesme üzerindeki tartismalarin sürecegi açiktir. John Naisbitt, küresellesme aleyhindeki yaklasimlar ve kendi fikirleri ile ilgili olarak sunlari belirtmektedir:

"Küresellesme, özellikle Batida politik sol kesim tarafindan isçi ve yoksullara karsi ABD'nin basini çektigi kötü niyetli bir komplo olarak gösterilmektedir. New York ve Washington'da geçen yillarda küresel-lesme karsiti konferanslar gerçeklestirildi. Hollanda'da genç bir televizyon yapimcisi McDonalds, Time Warner, Disney ve digerlerinin küresellesmeyi dünyaya hükmetmek ve kitleleri kontrol etmek için yarattiklarini söylemislerdi. Gerçek su ki,bugünün küresellesmesinde hemen herkes kazanmak için yarisiyor. Bu gelismekte olan ülkelerin karsisina çikan en iyi firsat .Yüz milyonlarca insan yoksulluktan kurtuldu, yasam düzeyleri tüm dünyada yükseliyor. Üçüncü Dünya ülkelerindeki yoksulluga karsi isyan edenler, simdi sonunda bu ülkeleri zenginlestiren, refaha götüren sürece de karsi çikmaktadirlar. Küresellesme ideolojik bir inanç degildir. Sanayi Devrimi gibi kendine özgü bir olgudur ve bence onun kadar kaçinilmaz ve yararlidir."

Küresellesme , kendisiyle olumlu ve olumsuz tartismalara karsin fiili bir gerçeklik olarak hem devletleri ve hem de isletmeleri etkilemeye devam etmektedir. Bu çalismanin konusu itibariyle, küresellesme kavrami isletmeler üzerindeki etkileri açisindan incelenerek, rekabet ve teknoloji kavramlariyla iliskilendirilecektir.

Küresellesme ve Isletme Yönetimi
Geçtigimiz yirmi otuz yilda dünya ekonomisinde önemli boyutlara ulasan bir yayilma söz konusu olmustur. Ikinci Dünya Savasi sonrasinda büyük güçler arasindaki iliskilerde oldukça uzun bir istikrar dönemi yasanmis, bu istikrarli dönemle beraber, savasin neden oldugu tahribat nedeniyle ekonomilerin yeniden insa edilmesi zarureti dünya sanayi üretiminde görülmemis bir büyüme hizina yol açmistir. 1953-1975 yillari arasinda üretim yillik olarak %6 artarken , bu büyüme 1973-1980 arasinda yillik %2.4 düzeyinde seyretmistir. Sanayi kesiminin bu büyümesinin yaninda reklamcilik, bankacilik, sigorta ve konaklama gibi çesitli hizmet sektörlerinde daha yüksek düzeylerde büyüme oranlari yasanmistir. Yani, 1945'ten günümüze kadar gerçeklesen büyüme dünya tarihinde 1945 yilina kadar olan büyümenin tümünden daha fazladir. Nitekim sadece 1950-1980 yillari arasinda dünyada reel GSMH artisi 2 trilyon dolardan 8 trilyon dolara çikarak yaklasik 4 misli artmistir.

Bu dönemde, yani 20. Yüzyilin ikinci yarisinda isletmelerin faaliyetleri çok yogun bir sekilde ulusal sinirlarin ötesine geçmeye baslamis , günümüzde ise artik mal ve hizmet üretiminde belli sinirlar içinde faaliyet göstermeyen küresel isletmeler yayginlasmistir.

Küresel Isletmelerin Gelisimi
Bir isletmenin uluslararasi arenada kendine yer bulabilecegi ana hatlariyla dört kategori bulunmaktadir. Bunlar, yerel, uluslararasi , çok uluslu ve küresel evrelerdir. Yerel bir isletme sadece kendi ülkesi sinirlari içinde faaliyet gösterirken , uluslararasi isletme , merkezi bir tek ülkede olmak kaydiyla farkli ülkelerle ticari iliskilerde bulunan isletme anlamina gelmektedir. Çokuluslu isletmeler birden fazla ülkede ticaret ve üretim faaliyetinde bulunan isletmeler; küresel isletmeler ise tüm dünyayi bir is sahasi olarak gören isletmeler olarak tanimlanabilmektedir.

Her ne kadar dünya genelindeki isletmelerin büyük kismi ve ülkelerin tamami bir sekilde uluslararasi ticaretle ugrassa da bu ticaretin önemli bölümüne hakim olan az sayida ülke ve az sayida çokuluslu isletme bulunmaktadir. Bu çokuluslu isletmelerin büyük kismi küresel ekonomi içerisinde ülkelerin yerel ismi gibi algilanir hale gelmistir. Yine, çokuluslu isletmelerin bazilarinin tek baslarina bir çok ülkenin GSMH'sindan daha fazla gelir elde ettikleri de bilinmektedir. Dünya çapindaki bu ekonomik etkinlik sistemleri daha simdiden hiçbir dünya imparatorlugu ya da ulus devletin basaramadigi ölçüde bir küresel bütünlesme gerçeklestirmistir. Her birinin arasindaki itici güç büyük ölçüde merkezleri ABD ,Japonya, Almanya, Fransa, Isviçre, Hollanda ve Ingiltere olan dev sirketlerdir. En tepedeki 300 isletmenin toplam varliklari yaklasik tüm dünya üretiminin dörtte birini olusturmaktadir.

Halen yaygin olarak kullanilmasina ragmen, 1990'larda çokuluslu isletme kavrami yerine, bazi yazarlarca çokuluslu isletmenin bir ileri asamasi olarak, ulusasiri ya da küresel isletme kavrami kullanilmaya baslamistir. Buna göre çokuluslu isletme ile küresel isletme birbirinin aynisi degildir. Dünya ekonomisindeki küresellesme ile beraber çok uluslu isletmeler küresel bir özellik kazanmaya baslamistir. Çokuluslu isletmelerin sermayesinin birden fazla ülkenin girisimcisine ait olabilmesi, ayni anda birden fazla ulusal /bölgesel pazara hitap edebilmesi ve yatirimlarinin dünyanin çesitli bölgelerine yayilmasi gibi özellikleri sebebi ile dünya ekonomisinde önemli bir degisim araci olarak görev yaptiklari bilinmektedir. Küresel isletmeler ise , çokuluslu isletmelere ek bazi özelliklere sahiptirler. Bunlarin en önemlisi küresel isletmelerin sermayenin ulusal kimliginin önemini kaybetmesi, buna karsin bu isletmelerin dünya ölçeginde kendilerine özgü kurum kültürlerini öne çikarmaktadirlar.

Yine, küresel isletme kavrami ile, tüm dünyayi bir is sahasi olarak gören örgütler kastedilmektedir. Günümüzde çokuluslu isletmelerin büyük kismi, örgütlenmelerini küresel piyasalardaki firsatlardan yararlanabilmek için dönüstürmekte, herhangi bir ülke ile merkezi iliskilerini kesmektedirler.

Nestle firmasi, çokuluslu bir isletmenin küresel hale dönüsmesine örnek olarak verilebilir. Nestle'nin merkezi Isviçre'de Veney'dir ancak , sirketin faaliyeti her gün tüm dünyada devam eder. Yüzlerce çesit ürüne sahip olan Nestle, Fransiz Perrier firmasini satin alarak soda piyasasinda liderligi ele geçirmistir. Nestle'nin 71 ülkede 494 fabrikasi ve 210.000 çalisani bulunmaktadir. Satislarin ve kârlarin %40'i Avrupa’dan, %35 'i Güney ve Kuzey Amerika'dan ve %20 'si diger bölgelerden saglanmaktadir.

Küresel Isletmelerin Özellikleri
Dört kitadan 10 küresel yöneticinin ortak tanimlamalarina göre küresel isletmeler su üç genel özellige sahip olmalidirlar.

1.Küresel isletme olabilmek için dünya genelini dikkate alan bir imalat, lojistik, pazarlama, ürün ve AR-GE plani içeren küresel bir strateji mevcut olmalidir. Küresel isletmeler tüm bu faaliyetlerini bütüncül bir yaklasimla sinir tanimaksizin sürdürürler.

2.Küresel bir isletme, yerel müsterilerin ihtiyaçlarini mükemmelen karsilayabilecek oldukça duyarli bir dagitim sistemine sahip olmalidir. Küresel isletmelerin temel bir deger , ilke ve is sistemi kümesine sahip olmalari ve bunlari faaliyet gösterdikleri bölgelere aynen tasimalari gerekmektedir.

3.Küresel isletmeler kendi küresel planlariyla yerel duyarliliklar arasinda denge kurmalidirlar. Yerel ihtiyaçlarin karsilanabilmesi için örgütsel güç azami dikkatle kullanilirken, bütünlesik küresel sistemin esas hedefleri gözleri kaçirilmamalidir. Söz konusu dengenin saglanmasi küresel bir isletmenin en önemli problemidir. Bu nedenle küresel isletmelerin kolaylikla anlasabilir bir felsefenin bulunmasi ve tüm çalisanlari bu ilkelerin uygulamaya geçirebilecegine inanmalari gerekmektedir.

Küresel isletmeler arasinda en basarili olanlardan biri ABB'dir. ABB, 1987 yilinda Isviçre'in ASEA ve Isviçre'nin Elektrik Mühendisligi firmasi Brown Baveri sirketlerinin Zürih'te birlesmesi sonucu dogmustu. Bu birlesmenin arkasinda, 21. Yüzyilin rekabet gereksinimlerine cevap verebilecek yeni bir örgüt modeli olusturma vizyonu yer almaktaydi. Sirketin yöneticilerinin hedefi temelde oldukça basit niteliklere sahip olan küresel bir örgüt yaratabilmekti. Aslinda birbirine zit gibi görünen bir yaklasimla , sirket hem küresel hem de yerel olarak faaliyet gösterebilecek bir yapiya sahip olmaliydi. Yani hem ölçek ekonomilerinden yararlanmali, hem de küçüklügün avantajlarini kullanabilmeliydi. Nitekim, 4 sene sonra ABB 29 Milyar Dolar satis, 214.000 çalisan ve tüm dünyaya yayilmis üretim faaliyetlerine sahip olmustu.

Küresel isletmelerin tüm faaliyetlerinin dünya çapinda olmasi gerekmektedir. Uluslararasi alanda faaliyet gösteren bir isletmenin faaliyetlerinde izleyecegi stratejiler hem küresel hem de yerel olabilir. Bu noktada, ABB yönetim kurulu baskani Percy Barnevik isletmenin küresel ve bölgesel faaliyetlerinin iliskilerini su sekilde ifade etmektedir:

"ABB'nin cografi anlamda bir merkezi yok ve herhangi bir ulus ekseninde dönmüyor... ABB, vatansiz degil çok vatanli bir sirkettir. Çokuluslu olmamiz islerimizin küresel oldugu anlamina gelmez. Elektrik ve hizmet alaninda bir çok ülkede iyi is yapiyoruz. Fakat bu isin pazar alani, mesela Stuttgart bölgesi için sadece 20 km çapinda bir alan... Bizim ayni zamanda sadece küresel olan islerimiz vardir. Mesela bir yil boyunca dünya çapinda 15 kombine çevrim santrali ve 3 ila 4 yüksek gerilim santrali satilmaktadir. Islerimizin çogu ileri ölçüde yerel ve küresel kategoriler arasinda yer almaktadir..."

Barnevik'in ifadesiyle, 'ABB bir küresel isletme degil, güçlü bir koordinasyona sahip yerel isletmeler toplulugudur." Isletmenin Zürih'teki genel müdürlügünde sadece 200 kisi çalismakta, satislarin %90'i Isviçre ve Isveç disinda gerçeklesmektedir. "Isletme sürekli büyümekte ayni zamanda da sürekli küçülmektedir.

Benzer sekilde, beyaz esya üretici Whirlpool, 1987 yilinda sadece Kuzey Amerika'da faaliyet gösteren bir kurulus iken, bugün ABD, Avrupa ve Latin Amerika’da 10'dan fazla üretim merkezi ve Macaristan'dan Tayland'a 120'den fazla satis noktasiyla küresel bir isletmeye dönüsmüstür. Genel Müdür David Whitwam, hedeflerinin tüm dünya üzerinde tek bir örgüt gibi faaliyet göstermek oldugunu belirtmektedir.

"Pazar felsefemiz uzun vadeli kazanimlar için müsteri üzerinde yogunlasmistir. Müsteri ihtiyaçlarinin dikkatle incelenmesi ve titizlikle bunlarin karsilanmasi müsterilerin firmaya bagliligini saglayacaktir. Bir çok isletme, maliyet ve kalite faktörlerinde küresel avantaj kazanmakla basarili olacaklarini saniyorlar, ama bundan daha fazlasi gerek-mektedir."
Küresel isletmelerde basarinin yakalanmasi tüm örgütlerin küresel düsünmeye baslamasinin saglanmasiyla mümkündür.

"Küresel düsün, yerel hareket et sözünün anahtari, sadece tepe yönetiminin degil tüm isletme örgütlerinin küresel düsünmelerini saglamaktir. Bir çok isletme bu asamaya asla gelmemistir ve gelemeyecektir,çünkü yöneticileri ne yapacaklarini ve yapamaya-caklarini anlamamaktadirlar. Bir tepe yönetici, zorla örgütünü küresellesmenin baslangiç asamasina getirebilir. Ilk birkaç adimda yardimci olabilir, ancak artik çalisanlarin kalan yola kendi ayaklari üzerinde devam etmeleri gerekir. Son zamanlarda örgütlerde radikal düsünmeler oldu. Benim Whirlpool'daki ilk zamanlarimda Genel müdür koridorda dolasirken kaçacak yer arardir. Eski disiplin ve hiyerarsi mantigina göre astlar kesinlikle üstlerinin kararlarini sorgulayamazdi. Her seyi oldugu gibi kabul etmezler Çagdas bir tepe yöneticinin gerçekten çalisanlari dönüsümün gerekliligine ikna etmesi gerekir."

Çalisanlarin isletmenin sahipleri olduklarina inandirilmalari ve küresel bir örgüt olusturmakla en fazla kazanci elde edecekleri yönünde ikna edilmeleri gerekmektedir. Bunu basara bilmenin yollarindan biri, yani çalisanin kendini isletmenin sahibi gibi görmesinin saglanmasi onlara daha fazla sorumluluk verilmesiyle mümkündür. Çalisanlarin is yapan elleri yaninda düsünen kafalarina da gereksinim vardir.

Küresellesme yolunda basarili olabilmek için sirket vizyonu ve uzun vadeli hedeflerin tüm çalisanlara duyulmasi gerekir. Ancak bundan sonra karsilikli etkilesimi saglayacak süreçlerin olusturulmasina geçilebilir. Tek tek tüm çalisanlar bütünlesik bir sekilde isletmenin yönetilmesinin önemine inanmalidir. Bunu saglamak için onlari gerçek sorunlarla karsi karsiya birakmak gerekmektedir.

Küresel Paradoks
Küresel ekonomilerde dev isletmelerin hüküm sürdükleri ve bu durumun önümüzdeki dönemde devam edecegi görüsü yaniltici olabilir. Çünkü, günümüzdeki hizli degisim küresel is dünyasinda her boyutta isletmeye çok degisik firsatlar sunmaktadir. Müsteri tercihlerindeki degisim, küresel ürünlerin olusmasi, teknolojideki gelismeler, nakliyat, iletisim ve bilgi islem alanindaki ilerlemeler küresel is imkanlarini çesitlendirmis ve yakin zamana kadar basarili görünen dev isletmeleri hantal yapilarini terk etmeye zorlamistir.

John Naisbitt tarafindan " Küresel Paradoks" olarak adlandirilan bu duruma göre , dünya ekonomisi büyüdükçe en küçük oyuncularin gücü artacaktir. Yani, küresel ekonominin dinamik unsuru küçük isletmeler ve girisimleri olacaktir. Nitekim, ABB,AT&T,GE, Coca- Cola , British Petroleum gibi büyük sirketler ayakta kalmak için çözülüp çogu özerk ünitelerden olusan aglar seklinde yeni yapilar yaratmakta , isletmeler ayakta kalmak için bürokrasiyi parçalamak zorunda kalmaktadirlar.

Mesela, bilisim sektörünün önde gelen isletmelerinden Hewlett Packard, dünya üzerinde yayilmis binlerce subesini bir intranet araciligiyla koordine etmektedir. Bu ag üzerinde 100.000'den fazla kisisel bilgisayar ve yaklasik 23.000 UNIX is istasyonu mevcuttur. Böyle büyük ölçüde merkezkaç bir yapiya sahip olan HP , kurdugu iletisim agiyla daginik parçalari arasinda isbirligi saglayarak önemli bir esneklige ulasmistir.

Naisbitt, söz konusu paradoksu güçlendiren en büyük etken olarak bilgi ve iletisim teknolojilerinin ilerlemesini göstermektedir. Ona göre telekomünikasyon , büyük küresel ekonomiyi yaratan ve ayni zamanda parçalarini küçültüp güçlendiren itici güçtür. Dünya ekonomisi büyüdükçe en küçük parçalarin gücünün arttigi küresel paradoks içinde küresel iletisimin rolünü göz ardi etmek imkansizdir.

Nitekim, iletisim teknolojisinin girisimcilere açtigi firsatlara bir örnek olarak Colimbia Üniversite Iktisat Profesörü ve iletisim uzmani Eli Noam'in anlattiklari gösterilebilir. Noam 'in bir üst lisans ögrencisi yakin zamanda kendi kurdugu isletmesiyle bugün 100.000'in üzerinde müsteriye sahiptir. Noam, büyük sirketlere karsi genç girisimcilerin önemli avantajlar kazandiklarina dikkat çekerek, bu tür hizli büyüyen sektörlerde dev isletmelerin 25 yillik tecrübelerinin çok da önemli olmadigini belirtmektedir.

Bilisim teknolojisindeki ilerlemeler, özellikle internet gibi küresel aglarin yayginlasmasi son yillarda hacim olarak hiç de büyük olmayan isletmelerin hatta bireylerin bu aglari kullanarak büyümelerine imkan saglamistir. Nitekim , geçmisi sadece birkaç yil eski olan Nestcape Communications Inc, su anda internet ve bilisim teknolojileri yazilimi alaninda sektör liderligini ele geçirmistir. Her gün isletmenin California'daki merkezine ince ve esnek fiber optik kablolar araciligiyla saniyede milyarlarca dijital bit bilgi akmaktadir. Bu bilgiler , çogunlukla dünyanin dört bir taraftan Nestcape yazilimi karsiligi gelen ve günde binden fazla satisa tekabül eden kredi kart numaralaridir. Bu kablolar Netscape çalisanlarinca "paranin aktigi yerler" olarak nitelendirmektedir. Online satislar, Netscape'i tarihin en hizli büyüyen yazilim firmasi haline gelmistir.

Bilisim Teknolojisinin ortaya çikardigi diger bir küresel isetme dünyanin dört bir yanina online kitap satan Amozon'dur. Internet üzerinde faaliyet gösteren bir çok sanal kitapçinin en meshuru olan Amazon, bir milyondan fazla kitabi fiziki olarak bulundurmaksizin siparisleri karsilamaktadir. Dünyanin herhangi bir yerindeki internet kullanicisi <http://www.amazon.com/> web adresine ulasarak interaktif olarak siparisini verebilmektedir. Amazon sirketi , ABD'in en büyük kitap toptancilarinin bulundugu Seattle civarinda kurulmustur. Web sitesi , otomatik bir Email sistemiyle yeni çikan kitaplari ilgili müsterilerine duyurmaktadir. Amazon.Com 'un satislari her ay yaklasik %30 artmaktadir. Internet teknolojisi olmaksizin böyle bir sistemin kurulmasi imkansizdir.

Küresellesen dünyada en küçük birimlerin güç sahibi olma firsatlarinin artmasi ile ilgili benzeri birçok örnek bulmak mümkündür. Dünya ekonomisi büyükken küçük birimlerin gücü artmakta , büyük birimler ise küçülmeye çalismaktadirlar. Sonuç olarak. Naisbitt , küresel ekonominin hakimlerinin çokuluslu sirketler olacagi fikrini bir bir yanilgi olarak görmekte , dünya ekonomisi büyüyüp açildikça küçük ve orta ölçekli isletmelerin hakimiyetinin artacagini ileri sürmektedir.


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

GenBilim Editor

Yazar Hakkında:
"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık." Nicholas Murray
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim
GenBilim
GenBilim