GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Psikoloji arrow Kanser Nedir? Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Oca 25 2006
Kanser Nedir? Yazdır E-posta
(0 Oy)



GenBilim Admin   
Çarşamba, 25 Ocak 2006
Okunma: 6475 kez

Organizmada meydana gelen ve hücreleri kontrolsüz büyüyen kötü huylu tümörlere verilen genel addır.Kanser, genellikle kontrolden çıkan hücrelerin sürekli çoğalmalarıdır.Kanserler, malignant (kötü huylu) tümörlerdir; yani benign (iyi huylu) tümörlerin aksine başka dokulara sızma ve yayılma (metastaz) özelliği gösterir. ( www.genbilim.com )

Image

Kanserli hücreler neden sürekli bölünürler?

Kültürde, normal hücreler komşu hücrelere yapışarak ilişkilerini devam ettirirler. Bu yapışma (adhezyon) noktalarında hücrelerde elektronca yoğun bir plak oluşur. Bununla birlikte, hücrelerin ameboid uzantılarında yavaşlama ve durma görülür. Bu olaya kontak inhibisyon denir. Bu şekilde, hücre bölünmesi kontrol edilir. Deneysel olarak, normal hücreler bir kültür ortamında kendilerine sağlanan ortam şartları ne kadar iyi olursa olsun kontak inhibisyon nedeniyle tek tabaka oluşturduktan sonra daha fazla çoğalmazlar. Çünkü, bölünme sınırlı sayıda olur. Fakat, kanser hücreleri sürekli çoğalarak birkaç tabakalı düzensiz kitleler oluştururlar. Bu da kanser hücrelerinde kontak inhibisyon kaybı olduğunu göstermektedir.

Kanser nasıl oluşur?

Kanserlerin yaklaşık %80-90’ı çevresel ve/veya davranış faktörleri tarafından meydana gelir ve önlenebilme potansiyeli vardır. Kalıtım yoluyla kanser meydana gelme olasılığı çevresel faktörlere oranla çok daha azdır.

x-ışınları, uv (ultraviyole-morötesi) ışınları gibi fiziksel ve bazı ilaçlar, polisiklik aromatik hidrokarbonlar gibi kimyasal faktörlerin yanında virüsler de biyolojik olarak normal karaktere sahip bir hücre kültürünü transforme ederek kanser oluşturabilirler.

Kimyasal karsinojenler, tümörü ya uygulandığı yerde (örn: cilt) veya absorbe edildiği yerde (örn: bağırsak) ya da metabolizmanın durumuna göre karaciğer, böbrek gibi organlarda, bazen de direkt olarak alakası olmayan bir yerde meydana getirirler. Fakat, karsinojene maruz kalma kanser oluşturmak için tek başına bir sebep değildir. Karsinojenler ancak uygun yer ve zamanda kanser oluşturabilirler.

Sayabileceğimiz bazı kimyasal karsinojenler şunlardır:

¨      Hidrokarbonlar: baca temizleyicileri, boya endüstrisinde kullanılan maddeler

¨      Aflatoksin ( küf mantarı tarafından sentezlenir)

¨      Nikel, krom

¨      Sigara (nikotin, tar)

¨      Yiyecek katkıları

¨      Birçok ilaçlar

¨      Parfümlerde kullanılan bazı kimyasallar

Fiziksel faktörlerin, kanserojen kimyasal maddelerin veya onkojenik (kansere neden olan) virüslerin konak hücre genomu ile etkileşimleri sonucu hücreler değişmekte ve farklı antijenite kazanmaktadır. Bir normal hücrenin kontrolden çıkarak hızla bölünmesiyle oluşan kanserli hücrede birçok anormal doku antijeni belirmektedir. Tümör hücrelerinde yeni yeni antijenler oluşmakta ve normal antijenlerin kaybına veya değişikliğine neden olabilmektedir. Erken fötal dönemde, normalde bulunan protoonkogenlerin     ( kansere sebep olabilme potansiyeli olan gen) farklılaşmasıyla anormal genler oluşmakta ve bunlara selüler onkogenler adı verilmektedir.

İmmün sistem (bağışıklık sistemi) ve kanser oluşumu arasındaki ilişki:

Bağışıklık sistemi yabancı doku antijenlerini kolayca tanıyabilir ancak, tümör dokusunu organizmadan kolayca atamaz. İnsanda bir saniyede bir milyara yakın hücre çoğalması olmakta ve somatik olarak bunların birkaçı, günde yüzlercesi mutasyonla farklı hücreler oluşturmaktadır. Bu farklı hücrelerin temizlenmesinde hücresel immün cevap mekanizması rol oynamaktadır. Buna, immün sistemin kansere karşı “immün denetimi” denmektedir. İmmün sistem, tümör oluşumunu denetlemekte, aynı zamanda tümör hücresi ve antijenlerine karşı immün cevap çıkarmaktadır. Hücresel immün cevap baskılandığı zaman kanser oluşumu artmaktadır.

Yenidoğan ve yaşlılık dönemlerinde immün cevap mekanizması zayıflamaktadır. Yaşlılarda prostat kanseri, çocuklarda nöroblastoma sık görülmektedir. İmmün sistemi baskılayıcı ilaç kullananlarda tümör oluşumu riski artmaktadır. İmmün sistem bozukluğu olan hastalarda da bazı kanser tipleri gelişebilmektedir.

Kanser neden öldürür?

Kanser hastalarının çoğu, kalp hastalığı veya başka enfeksiyonlar gibi kanserle ilgisi olmayan nedenlerden dolayı ölür. Tümörün bulunduğu bölge ve tümörün yayıldığı bölgenin büyüklüğü ölümü direkt veya indirekt olarak etkileyen nedenlerdir. Ölümün temel nedeni, beyin, akciğer, karaciğer gibi hayati önemi büyük olan organlarda tümör oluşması veya tümörün bu organlara yayılmasıdır.

Kanser teşhis eden köpekler:

Son olarak, kanseri teşhis edebilmek için günümüzde kullanılagelen metodlara alternatif olabilecek yeni bir araştırmadan bahsetmek ilginç olacaktır sanırım.

Schnauzer türü köpek, derideki ben kanserlerini (melanoma) tanı yapılmadan önce, koklayarak teşhis edebilmektedir.

Bazı hastalarda melanoma kolay gözükmeyecek bir yerde olabilir. Melanomaların %20’si bu nedenle teşhis edilememektedir. Florida’lı eski polis köpekleri terbiyecisi Duane Pickel, bir kanser uzmanının da yardımıyla, bu köpeği hemen hemen hiç yanılmadan melanoma tanır hale getirmiştir. Tıp kitaplarına “Köpekle Tanı” diye bir bölüm eklenecek mi dersiniz?

Gülfiliz Ekinci


Etiketler:  



1Kansere (Sağlığa) bireysel ve toplumsal
Birgül Çelebi 2006-03-23 17:56:15
Kitap adı: Yeni Bir Düşünce 
Bölüm:Denge Arayışı 
Yazar:Fritjof Capra 
 
 
"Tıp fakültesine gittiğinizde hiçbir zaman genel kavramlarla ilgilenmezsiniz. “Hastalık nedir?” sorusu tartışılmaz. 
Tıp kendisinin fazlasıyla sübjektif olduğu gerekçesiyle gevşemeyi (relaxation) ele almaz.  
Tıp bilimcileri münhasıran sağlığın fiziksel yönleri üzerine yoğunlaşmaya ve ruhsal yönüne ait hiçbir şeye el sürmemelerine yol açan ruh ve madde arasındaki Kartezyen çatlağın başka bir sonucu olduğunu görmek kolaydır. 
Tıp objektif bir bilim olduğu zehabındadır. Ahlaki yargılarda bulunmaktan uzak durur. Fakat bu tür konuları ele almamak suretiyle zımnen ima etmektedir. 
Ölümün tıp ile alakasından bahsetmek önemlidir . şu yakınlara kadar toplum olarak ölümü inkar etmiş bulunuyoruz. Ve tıp mesleği içerisinde hala bu tutum devam etmektedir. Cesetler hastanelerden gece yarısı gizli kapaklı çıkartılır. Ölümü bir başarısızlık olarak görüyoruz. Ölüme her hangi bir nitelik yüklemeksizin mutlak bir hadise gibi bakmaktayız.bunun Kartezyen ayrımla ilişkisi apaçıktır. Eğer ruh ile vücudu birbirinden kopartırsanız ölüme nitelik kazandırmanın hiçbir anlamı kalmaz. Bu durumda ölüm Vücut-makinasının topyekün durması demek. Bu ,tıpta ölümle hangi tarzda ilgilenme olduğunu gösterir. Aslan gibi bir ölümle sefil bir ölüm arasında bir ayırım yapılmıyor. 
 
Kanser konusundaki büyük problemlerden birisi , Bizlerin kanserden ölen insanların bu şekilde ölmek istemedikleri ve onların kendi iradelerine karşı (istemedikleri halde ) öldükleri varsayımımızdır.Birçok kanser hastasıda böyle görünmek ister. 
“ İnsanlar genelde ölmek istemezle” Bu bize inanmamız için öğretilmiş olan şeydir. Hepimizin çeşitli günlere göre değişen miktarlarda yaşamak ve ölmek isteğimiz şeklindedir. Şu anda yaşamayı isteyen parçamızın egemenliği altındayız, ölmek isteyen parça oldukça cüz’i bir kısm oluşturur. Daima ölmek isteyen bir parçamız var. Şimdi ölmek istediğimizi söylemek gerçekte hiçbir anlam taşımaz, kaçmak istediğimizi söylemektir; bazı sorumluluklardan vb. kaçamak. Nihayet kaçacak bir şey olmadığı zaman ölüm-yada en azından hastalık – biraz daha katlanır hale gelir. 
Bir kaçış olarak ölüm sefil bir ölüme şekli oluyor. Ölmek isteyen parça, cezalandırılmak isteyen parçadır. Bir çok insan kendi kendisini cezalandırır, diğerleri ise hastalık ve ölüm vasıtasıyla bu cezalandırmayı yapar. Ömrümü yaşadım şimdiyse gitme zamanı diyerek manevi parça devreye girer. 
Böyle bir bağlamda hasta olmadan ölmek mümkündür. Biz bu konuyu fazla araştırmıyoruz.Yetkin bir hayat yaşayan ve sonrada güzel , sağlıklı bir ölümle ölen insanlara dikkat etmiyoruz. 
 
Toplum değiştikçe tıbbi tedaviye giderek daha az talep olacaktır.Psişe’yi daha iyi tanıdıkça fiziksel tedaviye giderek daha az bağlanacağız ve kültürel değişmelerin etkisiylel tıp çok daha incelikli formlara ulaşacaktır. 
 
 
Çoğu akıl hastalığının maling tümörün gelişimini engelleme temayülünde olmasıdır. Örneğin bir katatonik şizofrenikde kanserin geliştiğine dair bir kanıt yoktur. 
Hayatta stresli bir durumla ya da bir bunalımla karşılaştığımızda bazı tercihlerde bulunableceğimizi söylemek mümkün. Kanseri veyahut katatonik şizofreniyi geliştirebiliriz; fakat ikisini birden asla. 
 
Katatonik şizofreni gerçekten topyekün bir ksçış, bir içe kapanma hadisesidir. Katatonik şizofreni dış dünyaya olduğu kadar kendi düşüncelerine de kapıyı kapatırlar. Bu yolla kanserin filizlenmesine zemin hazırlayan asabiyet, kayıp duygusu ve diğer tecrübeleri yaşamazlar. 
Öyleyse bunlar stresli bir hayattan kaçmanın iki sağlıksız yolu oluyor, birisi fiziksel birisi ruhsal hastalığa götürüyor. Bizlerin üçüncü bir kaçış yolunu tanımamız gerekiyor.Bu yol, 
sosyal hastalıklara (patolojiler) kaçıştır: Şiddet ve dünyayı umursamaz davranış, suç, uyuşturucu kullanımı ve benzeri , Sosyal hastalık. 
Ati-sosyal davranış, sağlıktan bahsederken hesaba katılması gereken stresli hayat şartlarına yaygın bir tepki şeklidir. Hastalıkta bir azalma olurken, bu, artan suç oranıyla dengeleniyorsa , toplumun sağlığını iyileştirmek için hiçbir şey yapmıyoruz demektir. 
 
Tıbbın başarılı olup olmadığı sorunu bu noktada gerçekten de çok ilgi çekicidir.Sağlığın diğer global yönlerinden sarf-ı nazar ederek tıpta atılan adımlardan bahsetmenin dürüst bir davranış olmadığı bir gerçek. Şayet fiziksel hastalıkları azaltmayı başarırken aynı zamanda akıl hastalıkları ve suç (oranlarında) bir artış oluyorsa yapılanların ne anlamı kalır? 
 
Carl Simonton'a halkın tasavvurundaki kanser fikrinde hangi değişimlerin meydana gelmesini görmekten hoşlanırdınız sorusuna verdiği yanıt; 
“ İnsanların, hastalıkların problem çözücüler olduklarının ve kanserin en büyük problem çözücü olduğunun farkına varmalarını görmek. İnsanların, kanserin büyüdükçe bir kısmının vücudun direncinin kırılması, yeniden inşası olduğunu kabul etmelerini, aslan payı (tıbbi) müdehale üzerinde değil, tersine hastaya destek olma üzerinde yapılmalıdır. Keza insanlar, kanser hücresinin kuvvetli olmayıp dayanıksız ve zayıf olduğunu fark ettiklerini görmek isterdim, diyor. Kanser hücreleri normal hücrelerden çok daha iri olma eğiliminde olsalar bile, onların tembel ve şaşkın olduklarını belirtiyor, bu anormal hücrelerin istila veya saldırıya yetenekleri olmadıklarının altını çizdi;onlar sadece aşırı üremektedirler. 
Kanserin çok güçlü olduğu düşüncesi bir takım insanların peşin hükümlerinden ibarettir. 
Kanser hücrelerinin zayıf hücreler olduklarını öğrendikten sonra çok zeki insanların bile allak bullak olduklarına şahit olmuşuzdur. Bu su götürmez bir biyolojik olgudur. 
İnsanların kanserin öldürdüğü, kanserin mutlaka öldürücü olduğu ve bunun sadece bir zaman sorunu olduğu düşüncesinin değişmesini isterdim diyor ,Carl. 
Kanser herkesi öldürmez.Kanser tedavisinin bugünkü derme-çatma biçimlerinde bile ,ona yakalanan insanların yüzde otuz ila kırkı hastalığı atlatırlar ve bir daha kanserle ilgili problemleri olmaz. 
Bu oran son kırk yılda değişmedi. Buda gösteriyor ki, bizim kanserin iyileşmesi oranı üzerinde hiçbir etkimiz olmamıştır, diyor Carl Simonton." 
 
 
Fritjof CAPRA yüksek enerji fiziği üzerine doktora yapmış bir bilim adamı."Yeni Bir Düşünce" bir tür entellektüel otobiyogrofi diyebileceğmiz, birçok bilim adamı ile ortak çalışmaya emsal niteliğinde bir eser.  
 
( "kanser nedir? " bölümü ile uyumluluk sağlayıp sağlamadığı konusunu adminlerin dikkatine sunuyorum, uygunluk arzetmiyorsa adres gösterilmesi beklenti mi? vurguluyorum." 
 
 


Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
Nbrsin: Ne yapýyorsun?

GenBilim
GenBilim
GenBilim