GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Psikoloji arrow Dil ve Zihin Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Kas 22 2007
Dil ve Zihin Yazdır E-posta
(0 Oy)



GenBilim Editor   
Perşembe, 22 Kasım 2007
Okunma: 243 kez

İletişim çok karmaşık bir süreç ve bu süreci oluşturan öğeler sayısız ama bu öğelerden bazıları bütün insanların yaşamlarının ve insan oluşlarının önemli bir parçası. İletişim Bilimini Temelleri’nde bu öğeler şu şekilde sıralanıyor : kaynak , ileti , ileti kodu , kodlama-kod açma , kanal , alıcı , iletişimin etkileri , yansıma , toplayıcı yankı (Haluk Yüksel :1988 ).

Buradaki süreç öğelerinin hepsi birbirini tamamlayıcı ve bunları birbirinden ayırmamız olanaksız ama bunlardan biri bütün insanların kullandığı ve aynı derecede yakın olduğu bir olgu : kanal( burada dil olarak sınırlandıracağız). Kanalın türü  iletişimin nasıl gerçekleştiğine göre değişebilir fakat burada bizi ilgilendiren bu kanallardan aşağı yukarı her  insanın kullandığı ve iletişim denilince ilk akla gelen unsur yani dil ve dilin karmaşık yapısı. İnsanlar için yemek içmek kadar yaşamsal olan dilin belki de en önemli özelliği tek bir canlı türüne ve onun verimlerine ait olması ; insan zihninin bir ürünü ,taşıyıcısı ve şekillendiricisi olması. Bu haliyle dil insan zihninin karmaşık yapısı içinde birincil önemi olan bir unsur.
Dil yapısı gereği zihinle iç içedir; zihinle olan ilişkisi daha çok onun bir ürünü , bir çıktısı olması yönündedir. Zihni kısaca düşünce olarak sınırlandıracak olursak düşünce dilden bağımsızdır ve düşünceyi dilin varlık sebebi olarak kabul edilebiliriz.

İnsanlar dil olmadan düşünemezler mi ya da dili tam olarak kullanamayanlar zihinsel kapasitelerinin hepsini kullanamıyorlar mı? Bu sorulara çok kesin cevaplar vermek bizi yanıltabilir. Çünkü dil çok yönlü bir olgu ve bizim ona olan yaklaşımımıza göre konunun içeriği de büyük oranda değişiklik gösterebilir. Örneğin bu soruyu evet diye yanıtlayacak olursak dili tam olarak kullanamayan küçük çocuklar, dilsizler ve sağırların zihni kapasitelerini tam olarak kullanamadıklarını kabul etmiş oluruz ve dilin sadece insanlara özgü konuşma yetisi olan yönüne bakmış olacağız oysa dil sadece konuşma yetisinden ibaret değil .Konuşma yetisi dilin sadece bir yönü. Bunun yanında sağır ve dilsiz insanların da zihinsel kapasitelerini  konuşma yetisine sahip olanlar kadar kullandıkları biliniyor. Küçük çocuklarda ile belli zihinsel kalıpların varolduğu ve bunların  büyüdükçe geliştiği ve zamanla daha iyi kullanıldığı bilinen bir gerçek.


Dil ile düşünce arasındaki bir diğer ilişki , dilin düşüncenin şekillenmesinde ve iletilmesinde temel bir rol almasıdır.Bu ilişkiyi Beneviste şöyle açıklıyor :


“Kuşkuksuz konuşulan biçimiyle dil “demek istediğimzi” iletmek için kullanılır. Bu “demek istediğimiz”,”kafamızdaki” ya da “düşüncemiz” diye ya da ruhsal yapı olarak .vb. dışında, kendi başına tanımlanması oldukça güç bir düşünce içeriğidir . Bu içerik dile getirilebidiğinde ve yalnızca bu durum içinde biçim alır. Her olanaklı anlatım İlk bakışta dil içine döküldüğü kalıplardan bağımsız olarak varolduğu düşünülebilir ve bu kısmen de doğrudur. Çünkü dil onu taşıyan göstergelerin öz niteliğinden bağımsızdır. Bunun yanında bu göstergelerin belli bir toplumda , belli bir kültürel yapı içinde ve belli bir zaman diliminde oluştuğu göz ardı edilmemelidir. Kullanılan göstergelerin düşünceyi şekillendirmesini bu anlamda yok sayamayız . Örneğin kullandığımız dildeki göstergelerin bir çoğu bizden önce oluşturulmuş kalıplar ve biz bunları hazır olarak buluyoruz ve onları kullanarak bu göstergelerin oluşturulduğu düşünce iklimine katılıyoruz. Bu büyük oranda  dilin devingen bir özellik taşımasından kaynaklanıyor. Dil canlı bir varlık olduğu için sürekli değişiyor,tazeleniyor; eski göstergeler günümüze taşınıyor yenileri oluşturuluyor ve bunlar   etkileşime giriyorlar.


Bir başka cihetten bakacak olursak dilin uzlaşışsal ve toplumsal  bir olgu olması onun özünü açıklayacak nitelikte. Dil her şeyden önce belli bir toplum içinde ve onların ortak kabulleriyle ortaya çıkıyor. Örneğin trafik ışıkları: kırmızı ışık dur , sarı ışık hazır ol ve yeşil ışık geç anlamına geliyor. Neden  kırmızı ışıkta değil de yeşil ışıkta geçiyoruz ya da neden sarı ışıkta durmuyoruz da kırmızı ışıkta duruyoruz.

Buradaki göstergelerin anlamını belirleyen nedir. Göstergelerin anlamını belirleyen  bunlar arasındaki farklılıklar üzerindeki toplumsal uzlaşın olsa gerek. Toplumsal ve uzlaşışsal olması dilin en önemli özelliklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Sonuç olarak dil insanlığın bir parçası ve insanlıkla yaşıt bir olgu. Bunun yanı sıra zihinsel ürünlerin şekillendiricisi ve geleceğe taşıyıcısı da. Bu anlamda her dil kendi başına insanlığın geldiği son merhaleyi gösterebilecek bir varlık.


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

GenBilim Editor

Yazar Hakkında:
"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık." Nicholas Murray
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Terim Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim