GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Jeoloji arrow Ekonomik Açıdan Nükleer Santraller Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Kas 21 2007
Ekonomik Açıdan Nükleer Santraller Yazdır E-posta
(0 Oy)



Nük. Müh. Anıl Bekir Bölme   
Çarşamba, 21 Kasım 2007
Okunma: 545 kez

Dünyanın geleceği yeni enerji kaynakları bulunmasına bağlıdır. Çünkü mevcut fosil yakıt kaynakları tükenmektedir. Süratle artan dünya nüfusunun 2000 yılında altı milyara ulaşması beklenmektedir. Yaşam standartlarını yükseltmek isteyen bu insanlar enerji ihtiyacının da yüksek düzeylere çıkmasına sebep olacaktır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Sağlık ve Çevre Komisyonunun 1991 yılında belirttiği gibi, bir ülkenin elektrik kullanımı, o ülkenin sosyo ekonomin gelişmesinin bir göstergesidir. Elektrik kullanımı,gelişmiş ülkeler halklarına daha iyi sağlık hizmetleri sunabilirler. Bu büyük enerji ihtiyacının karşılanması için kısıtlı fosil yakıt kaynakları yeterli olmayacaktır.

Fosil yakıt kaynakları ekonomik olarak sınırlıdır. Zaten bunların sadece elektrik üretimi için kullanılması düşünülemez. Çünkü bunlar ulaşım, ısıtma ve kimya endüstrisinde de önemli yerleri olan maddelerdir. Hidroelektrik ve diğer doğal kaynakların ise, sabit ve sınırlı kullanım alanları vardır. Hidroelektrik santralleri çok pahalı yapılardır ve ancak sulama, sel kontrolü gibi çeşitli fonksiyonları bir arada içerdikleri zaman ekonomik hale gelirler. Yer bağımlılıkları da ayrı bir sorundur.

Kurulabilecekleri yerlerin endüstri bölgelerinden uzak olması sebebiyle, üretilen enerjinin önemli bir kısmı, aktarım sırasında kaybolur. Üstelik ülkemizin hidroelektrik üretim kapasitesi de dolmak üzeredir. Rüzgar, güneş, dalga enerjisi hala üzerinde çalışılmakta olan konulardır. Fakat bunların süreksiz oluşu ve verimlerindeki düşüklük, şu anda bunlardan fazlaca bir fayda sağlanamaması sonucunu doğurmaktadır. Jeotermal enerji günümüzde kullanılan fakat oldukça kısıtlı bir enerji türüdür.

Bu şartlar altında artan enerji ihtiyacımızın, bizi bir enerji krizine götürmekte olduğu açıktır. 1991 yılında Helsinki'de düzenlenen sempozyumda, verimlilik artışı ve enerji tasarrufunun artan enerji ihtiyacının sadece belli bir bölümünü karşılayabileceği açıklanmıştır. Bu durumda yeni enerji üretim teknolojilerinin girmesi kaçınılmazdır.

Burada nükleer enerji, pek çok olumlu yönüyle karşımıza çıkıyor. Nükleer enerji şu anda dünya elektrik üretiminde önemli bir yere sahiptir. 1972 yılında dünyada üretilen elektriğin sadece %2.7 si nükleer enerjiden karşılanırken 1991 de bu oran %16.6 ya çıkmıştır. Nükleer gücün geleceği, bu enerji çeşidinin ekonomik, finansal,performans,güvenirlik ihtiyaçlarının kolay ve fiyat dalgalanmalarından etkilenmeden karşılanabilmesi, çevre ve sağlık konularında alternatiflerine üstünlüğüne bağlıdır. Pek çok çalışma göstermiştir ki bu bakımlardan nükleer enerji alternatifleriyle yarışabilecek bir konumdadır.

Fiyat dalgalanmalarından bağımsızlık bakımından nükleer enerji fosil yakıtlardan daha üstündür. Çünkü nükleer santrallerin yakıt ihtiyacı fosil yakıtlı santrallerinkinden çok daha azdır (az miktarda zenginleştirilmiş 27 ton uranyum yada 160 ton doğal uranyum bir yıllık üretim için yeterlidir ki bu sadece birkaç kamyon yük eder oysa aynı ölçülerdeki bir kömür santrali yılda 2.6 milyon ton kömür ihtiyaç duyar ve bu da her biri günde 1400 ton kömür taşıyan 5 trene ihtiyaç olduğunu gösterir) böylece üretici kendisine yıllarca yetecek yakıtı depolayabilir.

Nükleer santraller çevreye karbondioksit, sülfürdioksit ve azotoksitleri yayan santraller yerine kurulduklarında, asit yağmurlarını ve sera etkisini azaltarak çevre korumasına hizmet ederler.
Nükleer santrallerden çıkan atıklar fosil yakıtlı santrallerden çıkan atıklara göre çok daha azdır ve çok daha iyi şekilde korunurlar. Bu atıklar güçlendirilmiş beton içersinde, yerin birkaç yüz metre altına kazılmış kaya mağaralarında yada derin madenlerde saklanıp sürekli olarak gözlenirler.
Buralarda atıklar, mühendislik ve doğal koruma altındadır bu korumaları atık formu (örneğin camlaştırma) yüksek güvenlikli kaplar, bu kapların etrafını dolduran ve yeraltı suları ile teması engelleyen malzemeler, jeolojik bakımdan durağan kayalar, jeokimyasal koşullar ve yeraltı suyu koşulları sağlar ve depolama yüz bin yıl dayanacak şekilde yapılır oysa atıklar 300-500 yıl arasında zaten zararsız hale gelmektedir.

Nükleer enerji ekonomiklik,temizlik,güvenlik ve dışa bağımsızlık açılarından ele alındığında ülkemiz ihtiyaçlarına en çok ve çabuk cevap verebilecek enerji türüdür. Bu sebeple kısa sürede bu teknolojiye girmemiz gerekmektedir.

Nük. Müh. Anıl Bekir Bölme


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

GenBilim Editor

Yazar Hakkında:
"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık." Nicholas Murray
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Terim Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim