Okunma: 341 kez
Protagoras diyaloloğu Sokratik kitapların,gençlik döneminin özeti niteliğini taşır. Sokratik kitaplardan farkı ise fazilet unsurlarını bir bütün olarak ele almasıdır. Yazıldığı dönemin (gençlik döneminin) en ünlü yapıtıdır. Bu kitabın yazıldığı sırada,Yunanistan’da aristokrasi yıkılmış,yerine demokrasi kurulmuştu. Törelerin,adetlerin ve o zamana kadar yapılandırılmış,bilinen her şeyin aristokrasiyle yıkılmasıyla toplum bunalıma sürüklenmiştir.
Bu bunalım sırasında toplumun kafasındaki cevapsız sorulara Sokrates yanıt vermeye çalışmıştır. Protagoras diyaloğunda bu sorulardan sadece biri olan ama temelde hepsini kapsayan erdem konusuna değinilmiştir. Erdem üzerine konuşulurken de ,erdemin özü,temeli,nereye dayandırıldığı,öğretilip öğretilemediği yani bilimle olan ilişkisi irdelenmiştir. Bu diyalog aynı zamanda kişinin kendini bilmesine de değinmiş ve bunu erdemle ilişkilendirmiştir.
Sokrates’e göre,herkesçe tanımlanabilecek hakikatler yoktur. Bir kimseye doğru gelen bir diğerine doğru gelmek zorunda değildir. Ayrıca Sokrates kişinin kendini bilebilmesi için ileride ne olacağını bilmesi,kendine bir hedef,bir amaç edinmesi gerektiğini savunmuştur. Ona göre eğitimini alacağımız olay ya da dal hakkında yeterince bilgiye sahip olmamız gerekir. Çünkü bilgi,öğrenmeden önce ölçüp biçilemez,doğrudan doğruya ruha yerleşir. Bu da onu tehlikeli kılar. Kişinin mutluluğu da,ruhunun iyi veya kötü olmasına göre değişir. Dolayısıyla bu da temelde eğitimle ilişkilidir.
Kişi,yeteneklerinin,yerinin,durumunun,bilgisinin yani kendisinin farkında olmalı ve kendi hakkında bir fikre ve bilgiye sahip olmalıdır. Kendinin farkında olmayan ve kendini başkalarına olmadığı bir insan gibi tanıtanları toplum da kabullenmez. Sadece kendi öz düşüncesi,öz sesi olan insanlar,başkalarının fikirleri ve düşünceleri yerine kendilerininkini tartışabilirler. Öz sese sahip olabilmek içinse cahillikten kurtulmak yani bilgiye sahip olmak gerekir. Sadece bu meziyete sahip olan kişiler kendi düşüncelerini tartışabilirler. Örneğin bir ressam kendini doktor yerine koyar ve bilgilerini bir doktorunkine eşit sayarsa toplum tarafından küçümsenir. Erdem içinse durum tam tersidir;erdem,toplumdaki her bireyde var olan bir kavramdır. Toplumdaki her birey erdem sahibidir;aksi takdirde insanlar bir araya gelerek toplumları oluşturamaz. Ressam ve doktor erdem konusunda eşit bilgiye ve söz hakkına sahiptir. Ancak bu bilginin türü de kişiden kişiye göre değişir;kişilikler yetişme ortamına,öğretilenlere ve topluma göre değişim gösterir.
Erdeme ulaşabilmek de kolay bir şey değildir;”Tanrılar erdeme erişebilmek için alın terini şart koşmuşlardır. O’na erişebilmek,ona tutunmaktan daha zordur. O’na erişmek ise sadece Tanrılara mahsustur,”diyor Simmides...
İyi ve kötü birbirlerinin içinde barınırlar. Kötü bir olaya direnebilmek için öncelikle kötü bir olay olması gerekir. Yerde yatan bir adamın,yere serilemeyeceği gibi...Bir olayın olabilmesi ve kavranabilmesi için bir öncüle ihtiyaç vardır. Bir genelleme yapılırsa,hoş olan iyi zahmetli olan ise kötüdür. Ama,ancak zahmetli şeylerden sonra haz alabilir,hoş olanlardan sonra da acı duyabiliriz. Bu da iyi ve kötünün birbirlerinin içinde barınmalarına örnek teşkil eder,Yin ve Yang gibi...İyi ve kötünün doğruluk ölçütü bilgidir. Bu da kişiyle yani erdemle bağlantılıdır.
Hiç kimse kötü olanı bilerek yapmaz ya da çok kötü olanı az kötüye tercih etmez. Kaldıramayacağı yükün altına giren kimse cahildir yani bilgiden yoksundur. Kötü olandan korkmak,iyi ve kötü arasında bir tercih yapabilmek için bilgi gerekir. Bu durumda erdem öğretilebilen bir bilimdir ve erdemin olguları birbiriyle içiçedir. Bilgi de kişiyle ve kişinin kendini bilmesiyle doğrudan ilgilidir.

Etiketler:
Bilimler
Felsefe
Protagoras diyaloloğu
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. |