GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Bilimler arrow Felsefe arrow Materyalizm Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Kas 16 2007
Materyalizm Yazdır E-posta
(0 Oy)



Fatih MERT   
Cumartesi, 17 Kasım 2007
Okunma: 485 kez

İngilizce’si materilalism, Fransızca’sı materialisme, Almanca’sı materialismus olan bu kelimenin dilimizdeki karşılığı maddeciliktir. Bu görüşü benimseyene maddeci veya materyalist denir. Materyalizm, varlık veya gerçeklik hakkında bir görüştür.Bu görüşe göre varolan veya gerçek olan sadece maddedir. Madde evrenin asli veya temel kurucu unsurudur.


Bu görüşe göre  her şeyin  kesin sebebi, maddi (cansız,  zihni  olmayan     veya  belirli  temel  fiziki güçler)  süreçler   veya   entities (mekanizm)’dir.  Zihni entitelerin, süreçlerin veya olayların yegane sebebi maddi     entitelerdir.Tabiat üstü hiçbir şey var değildir. Zihni  hiçbir şey  var  değildir.
“Maddiyyun   mezhebi  ki,  her  şeyin  madde  yahut hiç değilse     maddi olduğunu iddia edenlerin mezhebidir. Materyalistler her zaman  fikrin tezahürlerini, madde ve maddenin hareketiyle izah etmeye    çalışmışlardır.    Eski  atomculuk  mezhebine dahil  olanların yeni materyalistlere kadar bu    mezhebin esası  değişmemiştir. Duyum  fikir, en yüksek idraklar,  az çok     rakik bir maddenin hareketinden,  uzvi vazifelerinden ve sinirlerin  hepsinin  titreşimlerinden ibarettir. Materyalistler ruhun varlığını inkar ettikleri gibi     tabi  olarak Allah’ı  da inkar ederler.”
Materyalizm, var veya  gerçek olanı açıklayan  bir  görüştür. Her şey    hareket halindeki madde ile veya madde ve enerji ile veya hu da (söz   konusu edilen madde kavramına bağlı olarak) sadece madde ile açıklanabilir; bütün niteliksel farklılıklar niceliksel farklılıklara indirgenebilir. İlmin    inceleyebileceği   biricik   konular, fizik  veya  maddi nesnelerdir.
“O  halde  materyalizm, maddecilik düşüncesini benimsemekle  yegane     varlığın  madde olduğunu, maddeden başka hiçbir cevherin bulunmadığını    kabul eder.  Ayrıca  materyalizm, her türlü maddi ve manevi gerçekliğin        özünü  ve  temelini madde görür; maddeyi hareketli ve  alemde belli bir      yer işgal  etmiş ferdi  varlıklar gibi  tasavvur  eder.”  
Zihni varlıkların,  süreçlerin,  olayların yani her şeyin kesin   sebebinin madde olduğunu;  zihni ve tabiatüstü  hiçbir şeyin olmadığını; her şeyin hareket halindeki  maddeyle veya  madde ve enerji ile açıklanabileceğini; bütün niteliksel farklılıkların niceliksel farklılıklara indirgenebileceğini kabul etmektedir. Kısacası  materyalizm, her şeyi, her türlü  olayları maddeye irca etmekte maddenin bir yayılımı, açılımı, tezahürü olarak görmekte ve maddenin  dışında  hiçbir   gerçeklik   tanımamaktadır.
   MATERYALİZMİN   DÜNYA   FİKİR   TARİHİNDEKİ    YERİ
Materyalizm,  dünya fikir  tarihinde sistemli bir düşünce olarak ilk        defa eski Yunan’da görülmektedir. Bu düşünce Yunan filozoflarından      Leukippos ve Demokritos  tarafından felsefi bir sistem haline getirilmiştir.      Daha sonra  üç büyük düşünür; Sokrotes, Eflatun ve Ariston’un düşünce        sistemiyle gerilemiş olan bu felsefe  ekolü, zayıf da olsa  hemen  hemen her    devirde ve o devirdeki  bazı  önemli insan anlayışları içerisinde yer almıştır.  Ayrıca bazı Avrupa  ülkelerinde, bir felsefi meslek olarak,  yeni muhtevalar    kazanarak  günümüze  kadar varlığını devam ettirmiştir.
19. yüzyıla kadar sadece tek yönlü bir gelişme seyri gösteren     materyalizm, 19.yüzyıl  ortalarından itibaren   bilhassa  Almanya’da yeni  bir      boyut daha kazanmıştır. Klasik materyalizmin Luduving Büchner  tarafından        temsil edilen  şekline, Hegel’in  diyaliktiğini metot olarak alıp  bu  metodu ,   materyalist  anlayışın  izahında etkili  bir yol olarak  kabul eden Karl    Marx’ın  temsil ettiği marxist  materyalizm  eklenmiştir.
Bu iki şekilde temsil edilen ve birçok  bakımdan  uyum içerisinde        bulunan  materyalizm, 19. yüzyılın sonu  ile 20. yüzyılın başlarında çok       büyük merhaleler katetmişler,  çeşitli  ülkelerde taraftarlar bulmuşlar,  birçok    ülkenin fikri ve kültürel yapıları  arasına sızarak oralarda  birer önemli       fikri  yapı  oluşturmuşlardır.
Materyalizm, Batı düşüncesinin önemli bir ürünüdür. Bu düşünce,    Batı ülkelerinde felsefi bir meslek,  siyasi bir anlayış olmasının yanında    önemli  bir medeniyet, eğitim  ve  ilim  meselesi olarak da           değerlendirilmiştir. Bundan  dolayı batılaşmak, medenileşmek, ilmi olmak     hatta demokratlaşmak arzusunu gösteren  bir ülke ister istemez bu    düşünceyle karşılaşmak durumunda kalmışlardır. İlim, medeniyet ve  kültür kavramlarının ihtiva ettikleri manaların farkını ayırabilen veya kendilerinde güçlü  bir gelenek sistemi bulunan toplumlar, bu düşünceden çok az  etkilenmişlerdir.     
“Bir çok ülkede yayılma ve gelişme  imkanı  bulan  materyalizm,  19.yüzyılın   sonlarına  doğru  Türkiye’de de hissedilmeye başlanmıştır.      Daha  sonra  kendisine bazı taraftarlar bulmuş, çok yaygın, şumüllü ve     güçlü  olmasa bile bir fikri  yapı  olabilmiştir.”     
DİYAKELTİK MATERYALİZM (Karl Marx Materyalizmi)
Şimdi, materyalizmin tarifini yaptıktan ve onun dünya fikir tarihindeki yerine kısaca göz gezdirdikten sonra çalışmamızın esas konusu olan Diyalektik Materyalizm’e (Karl Marx’ın Materyalizmine) geçelim.
Karl Marx’ın materyalizminin yani kısaca; Marxist Materyamizmin temelinde Hegel vardır. Karl Marx kendi felsefesine Hegel’in diyalektik metodunun temel yapmıştır. Bu metodu materyalist anlayışın izahında etkili bir yol olarak kullanmıştır.Marx, Hegel’in metodunu alarak Engels ile birlikte geliştirmiş ve böylece kendi materyalizmini yani “Diyalektik Materyalizmi” kurmuştur. Bu anlayış daha sonra pek çok düşünür tarafından savunulmuş ve felsefi bir doktrin haline gelmiştir.
Eğer gerçek realite olan madde, tez, antitez ve sentez merhalelerinden geçerek birlik kazanıyorsa, o zaman diyalektik maddecilik söz konusu olur.
“Diyalektik materyalizm; maddeni, tabiatın ve gözlemlenebilen alemin “Kayızsız şartsız” kendi başına gerçek olduğunu; kendi gerçekliğini hiçbir tabiat üstü veya aşkın güçten almadığı gibi varlığı bakımından da insan zihnine bağımlı bulunmadığını savunan görüştür”.
Maddenin hem zaman hem de mantık bakımından zihinden önce geldiği ve şuurun madde olmadan asla ortaya çıkamayacağı savunulur. Mekân ve zaman, maddenin varlığının şekilleri olarak kabul edilir.
Diyalektik terimi, objelerin birbirleriyle dinamik karşılıklı bağlılıklarını, değişmenin evrenselliğini ve radikal karakterini ifade eder. Herhangi bir türden gerçekliği olan her şey kendi kendine bir transformation süreci içindedir. Çünkü, her şeyin muhtevası birbirine zıt unsurlardan veya güçlerden oluşur. Her şeyi birbirine bağlayan iç hareket, onları başka şeylere dönüştürür. Hem metafizik hem de diyalektik olmayan anlamındaki mekanizm böylece reddedilir.
Diyalektik materyalizme göre, araştırmayla, değişmenin temeli ve tekrarlanan düzenlilikleri ortaya konulabilir ve diyalektik maddeciliğin kanunları olarak ifade edilebilir. Diyalektik materyalizmin kanunları varlığın her düzeyinde geçerlidir. Bu kanunlar şunlardır:
1.    Birbirine Girme, Bütünlük, Karşıtlarına Yönelme Kanunu: Karışık unsurların ve güçlerin bileşimleri olarak bütün varlıklar değişen bir birlik karakterine sahiptirler. Girişim veya çekişme ve ifadesini bulan değişme süreci, sürekli ve mutlaktır.
2.    Niceliğin Niteliğe ve Niteliğin Niceliğe Dönüşümü:  Tabiatta meydana gelen değişmeler sadece niceliksel değildirler; bu değişmelerin birikimi belirli bir noktaya kadar tedrici olan değişmelere göre ani bir sıçrama şeklinde ortaya çıkan yeni bir niteliksel değişmeye dönüşür. Yeni nitelik ilk nitelik kadar gerçektir. Bu yeni nitelik mekanik olarak evvelkine indirgenemez. O, sadece, daha önceki niteliğin daha büyük görünümü değildir; yeni gelişmiş apayrı bir şeydir.
3.    Nefyin Nefyi Kanunu:  Kemmî değişmeler ve bunların doğan nitelikler dizisi sonlu değildir; gelişmenin her durumu ve safhası bir önceki sentezde var olan zıtlıkları çözen ve farkları bir niteliksel düzeyde kendi öz zıtlıklarını doğuran bir sentezdir.
Ontolojiyi mantığa bağlayan bu kanunlar şekilci farklılık kanunlarına zıttır ve niteliksel olarak yüklenmiş, yeniden oluşturulmuş bulunan orta hâli inkâr edreler.
Diyalektik kanunlar bütün şeylerin birbiriyle bağlı olduğunu ve her şeyin kendiliğinden geliştiğini ifade ederler. Bir bütünün içinde yer alan parçalardan biri olan A her zaman non A diye adlandırılabilir ve böylece A’ya non A denilebildiği gibi non A’ya da A denilebilir.  A, A’dır ve non A olamaz formülü aynı anda veya bu an sürecinde A, A’dır ve aynı zamanda non A’dır, olur. Her şey sürekli değişim içindedir. Bu mülahazalar, düşünceye ve kavramlara olduğu kadar; eşyaya, düşüncenin bir süreç olduğuna, düşüncelerin geliştikleri ortamın dışında ve içinde mantıki bağlantılarını başka düşüncelerle karşılıklı ilişkiler aracılığıyla kazandıklarına da uygulanır.
Bu bakımdan diyalektik metot esas olarak bütün şeyleri tarihi münasebetleri içinde incelenmesi gerektiği anlamına gelir. Önemli olan maddenin bir anda göründüğü durumu değildir; fakat dahili veya harici güçler çatışmasının bir sonucu olarak meydana gelen değişmelerin derecesi,yönü ve muhtemel sonuçlarıdır. Diyalektik materyalizm, “Tabiat diyalektiğin ölçüsüdür” görüşünden hareketle a priosizmi reddeder.
Düşünceler üretme yeteneğinde olan insan beyninin, tabii alemden önce gelmediği veya bu alemin geri kalanından bağımsız olmadığı; tam tersine bu alemin, beyni kendisine bağlı olarak uyarıp işlettiği söylenebilir. Düşünceler eşyayı yansıtır, fakat her şey gibi bu yansıtma da diyalektiktir. Düşünceler eşyadan doğar ve onları takip eder. Bu bazen devri olur. Şeyler soyutlama veya doğrudan olduğu kadar yeni bileşimler yapma yoluyla hayaller şeklinde aksettirilebilir.
Aksettirilecek mükemmellikte maddi gerçekliğin bulunmasına karşılık, aksetme (düşünce) hiçbir zaman tam ve mükemmel değildir. gerçek mutlaktır, fakat bilgi görecelidir.
Tarihi Materyalizmin geliştiği içtimai teori maddeci diyalektiğin genel ilkelerinin insan toplumuna uygulanmasıyla ortaya konulmuştur. Kendi karmaşık evrim süreci içinde toplumun geçirdiği temel değişmeler ve safhalar öncelikle onun ekonomik temelinde meydana gelen değişmelerin doğurduğu birer sonuçtur. Bu temelin iki yönü vardır:
1.    Maddi üretim güçleri (teknik, amaç ve gerçekler),
2.    Ekonomik ilişkiler (Gerçeklikteki mülkiyet, alış-veriş ve dağıtım sistemi) dir.
Kanunlardan,  yönetim şekillerinden, sanatlardan, ilimlerden, dinlerden, felsefelerden ve benzerlerinden oluşan içtimai üst yapı bu temelden kaynaklanır (bu temel kaynaktan doğup gelişir). Üretim güçlerine bağlı menfaat çatışmalarından kaynaklanan ekonomik temeldeki köklü değişmeler ve ekonomik ilişkilerdeki temel değişmelerden dolayı toplumun üst yapısı zorunlu olarak değişir. Nedensel eylem, üst yapı ile alt yapı arasında kendini gösterir. Temelde ekonomik gücü denetimleri altında bulunduranların yerini herhangi bir yüksek kurum tehdit ettiği zaman çatışmanın sonucunu üretim güçlerini elinde bulunduranların iktidarı belirler. Tarihte ferdin rolü inkar edilemez, fakat bu rol temeldeki güçlerin hareketlerine bağlı olarak belirlenir.
Genel tarihi materyalizm teorisi kendisinin etik ve estetik de dahil bütün içtimai ilimlerin metodolojik temeli olduğu iddiasındadır. Diyalektik materyalizme göre sanat insanların kendilerini çevreleyen gerçekleri aksettirme şekillerdir. Bu aksettirme şuurlu veya şuursuz, gerçekçi ve hayali olabildiği gibi ritim, şekil, imaj ve benzerleri bakımından pozitif bir estetik değer taşır. Sanat ele aldığı gerçekliğe sadık kaldığı ve onu estetik şekilde yansıttığı ölçüde iyidir. Bu düşünce sisteminde proleterya hümanizmi ismi verilen temel ahlâk anlayışına göre bütün değerlerin kaynağı ve anlamı insanlıktadır.
MARX’I DİYALEKTİK MATERYALİZME GÖTÜREN SEBEPLER
Görüldüğü gibi Marx, varlığı ve varlığın oluşumunu diyalektik materyalizmle bu şekilde açıklıyor. Marx’ın bu şekilde şekillendirdiği ideolojisinin esaslarını şöyle sıralamak mümkündür:
1.    Hiçbir dini, kültürel ve ulusal sınırlar tanımayan evrensel bir misyonu vardır.
2.    İyice billurlaştırılmış dogmaları şiddetle savunmak amacı güden, kapsamlı ve iyi tanımlanmış bir ideolojidir.
3.    Yalnızca, belli bir ekonomik veya sosyal bir sistem ortaya koymakla kalmaz –maddi-manevi, zihni ve ahlâki-insan varlığının her türlü özel ve sosyal yönüyle ilgilenir.
4.    Üzerine, insanın ve toplumun, geçmişte ve gelecekteki her türlü sorunları için açıklama ve çözümlerini oturttuğu bir felsefe ve inanç temeline sahiptir.
5.    Temeli olan diyalektik materyalizmin, dini tutuculuğun en zehirli şekillerine açık ve inkar edilemez bir benzeyişi vardır.
6.    Diyalektik materyalizm, Marksistlere göre, (insan ve evren hakkında yalnızca belli felsefi düşünceleri olan) eski Yunan veya 18. yüzyılın lâik materyalist ve natüralistlerininki gibi, sadece basit bir felsefi perspektif olmayıp, gerçekte, hem gerçeğin bütünüyle bilimsel bir tanımı hem de, yanı sıra bir başka perspektifin bulunmasına katlanamayan ve ısrarla izlenmesi gereken bir yoldur.
7.    Kendini mutlak ve kesin doğru, kendi dışındaki her şeyi de mutlak yanlış olarak görür.
Materyalizm ve natüralizm birer felsefedir; politika, ekonomi, ahlâk, sosyoloji, antropoloji ve tarih alanında bağlıları ser¬besttir, ister sağa giderler, ister sola; tarihi bilim¬ sel ve yöntemli kabul edebilirler de, etmeyebilirler
de; insanı, isterlerse    yaratılıştan özel karakterde bir öz sahibi varlık olarak da görebildikleri    gibi, tabiatın vücut verip, yine tabiatın, kültürün veya
üretim araçlarının şekillendirdiği bir şey de saya¬bilirler. Aynı şeyi, bir ekzistensiyalistin inançlı ve¬ ya inançsız, kapitalist veya sosyalist olması    açısından, ekzistensiyalizm için de söyleyebiliriz. Ulus¬çuluk, savunulan ulusun, politik bağımsızlığı    ve kültürel bütünlüğü arzusuna   oturur; bir ulusçu, idealizm veya materyalizmi, faşizm  veya demokratik idealleri, dinî inanç veya inkârı benimseyebi¬lir. Aynı şey, insanın görünmeyen veya kutsal olan şeylerle ilişkisine dayanmaları noktasında,   dinler için de söylenebilir.
Kuralları ve hükümleri, bu ilişkiyi düzenleme   arzusundan,  veya izleyicileri
için dinin karakter ve özel hayatını koruyan ah¬lâkî ve terbiyevî değerlerden kaynaklanır.    
İslâm ve Marksizm, insan hayat ve düşüncesi¬nin her yönünü kucaklayan iki ideolojidir; yani, her birinin özel bir evren görüşü, özel bir ahlâk sistemi, özel bir sosyal örgütlenme biçimi, özel bir tarih felsefesi ve geleceğe bakışı, özel bir insa¬nın ne olduğu görüşü ve bu görüşü özel açıklama yolları vardır. Her biri, bu dünyada insanların özel ve sosyal yaşantılarıyla derinden ilgilenir. Fakat bu alanların tümünde, bu iki ideoloji birbirine yüz seksen derece zıttır.
İslâm ve Marksizm'in evren ve varlıklara ba¬kışı,  (kozmoloji ve ontoloji'si) birbirinin tam tersidir. Kısaca söylemek gerekirse, Marksizm mater¬yalizme dayanır ve sosyoloji, antropoloji, ahlâk bi¬lim ve hayat felsefesini materyalizmden alır. Mark¬sist evren, yani materyalist evren, Marx'ın deyi¬miyle, insanın «gerçek» bir kaderden yoksun ol¬duğu “kalbsiz ve ruhsuz bir dünya”dır. Bunun ter¬sine; İslâm'ın evren anlayışı ise, görünmeyene inanma ilkesine dayanır, görünmeyen (gayb); duygularımız, aklımız, bilimsel ve tecrübî algımız¬la sezebildiğimiz ve bu dünyadaki bütün hareket, kanun ve olguların orta noktasını ve daha yüksek bir gerçeklik düzenini oluşturan maddî ve doğal olguların ötesinde var olup, fakat günlük hayatı¬mızda bir nesneyi bildiğimiz anlamda bilemediği¬miz olarak tanımlanabilir.
Kur'an, daha Bakara sûresinin başında, görün¬meyene inanmayı hidâyetin ön gerekliliği ve tak¬vanın ilk temeli olarak ilân eder: «Elif-Lâm-Mîm; Bu kendisinde hiç bir şüphe olmayan kılabilir, müttekîler için hidâyettir; onlar ki, görünmeyene (gayb) inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve ken¬dilerine rızık olarak verdiğimi/ şeylerden infak ederler.» (2/1-2) Bu «Görünmeyen» gerçekte, var¬lığın mutlak Ruhu ve İradesidir. Maddî dünyanın olgularının ideadan kaynaklandığını ileri süren idealizmin ideanın maddî dünyadan doğduğunu zanneden materyalizmin aksine, İslâm, idea ve maddeyi, görünmeyen mutlak Varlığın farklı gö¬rüntüleri, delilleri (âyet) olarak kabul etmekle, hem idealizmi hem de materyalizmi reddeder.

Fatih  MERT

BİBLİYOGRAFYA
ATEŞ, Toktamış; Demokrasi, Ümit Yayıncılık, 5. Baskı, Ankara, 1984.
AYDIN, Mehmet; Din Felsefesi, İzmir İlâhiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, İzmir, 1999.
BULAÇ, Ali; Çağdaş Kavramlar ve Düzenler, İz Yayıncılık, 16. Baskı, İstanbul, 1998.
ELMALILI; Muhammed Hamdi Yazır; İslâm Düşüncesinin Problemlerine Giriş, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 1996.
FARABÎ, El – Medinetü’l –Fâzıla, Çev: Nafiz Danışman, MEB Yayınları, Ankara, 2001.
KEKLİK; Nihat; Felsefenin İlkeleri, İst. Ün. Yayınları, İstanbul, 1987.
SARTRE, Jean Paul; Materyalizm ve Devrim, Çev: Emin Eliçin, Düşün Yayınevi, İstanbul, 1962.
ŞERİATİ Ali; Marksizm ve Diğer Batı Düşünceleri, Çev: Fatih Selim, Birleşik Yayıncılık, 5. Baskı, İstanbul, 1996.

 


Etiketler:  



Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.





Reddit!Del.icio.us!Facebook!Slashdot!Netscape!Technorati!StumbleUpon!Newsvine!Furl!Yahoo!
 

GenBilim

GenBilim Editor

Yazar Hakkında:
"Bir şey üreten ve olayları olduran küçük bir seçkin grup, Olup biteni seyreden oldukça büyük ikinci grup, Nelerin olup bittiğini bilmeyen muazzam kalabalık." Nicholas Murray
Yazar Şuan Çevirim Dışı
Yazara E-Posta Atin
GenBilim
Makale İçinde Ara GenBilim    
GenBilim
        RSS Kategorileri GenBilim
Lütfen listeden bir RSS kategorisi seçiniz.
GenBilim
Makale İşlemleri
Sizde Yazi Ekleyin
Yorum Ekleyin
Terim Ekleyin
Bu makaleyi favorilerime ekle
Sizde Link Ekleyin
Bu makaleyi PDF olarak kaydet
 Makaleyi rapor et
GenBilim
Sponsor Bağlantılar


        Favori Makalelerim
Sadece kayıtlı üyeler bu bölümü kullanabilir!
GenBilim
GenBilim