Anasayfa
|
Forum
|
Bilimler
|
Arşiv Tarama
|
GenKalem
|
Destek
|
Site Haritası
|
Linkler
|
RSS
|
Reklam
|
Arkadaşını Davet Et
|
İletişim
Anasayfa
Bilimler
Forum
Haberler
Galeri
GenKampüs
Kitaplar
e-dükk@n
Destek
İletişim
Anasayfa
Forum
Üye Ol
Şifre Hatırlat
_MYPMS_PROFILE_POPUP_ALERT
_MYPMS_POPUP_CNT
_INBOX
_MYPMS_CLOSE
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi
|
Katagoriler
|
Evrim
(Moderatör:
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
) | Konu:
kimyasal evrim
Sayfa:
1
[
2
]
Aşağı git
« önceki
sonraki »
Gönderen
Konu: kimyasal evrim (Okunma Sayısı 1129 defa)
0 Üye ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Turan Okumuş
Yeni Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 5
Ynt: kimyasal evrim
«
Yanıtla #15 :
27 Ağustos 2008 - 17:54:07 »
Miller deneyini çürütmekle neden uğraşıldığını bir türlü anlamıyorum. Deney, bugün yaşayan canlıların nasıl, hangi elementlerden meydana geldiğini açıklayamaz zaten. Ben deneyden şunu anlıyorum; evrende bulunan bir takım elementler, evrendeki fizik ve kimya yasalarına (ki bu yasalar değişmez) maruz kaldıklarında canlıyı oluşturacak yapıtaşları meydana gelebilir. Bu evrenin herhangi bir yerinde olabilir. Bence büyük bir buluş. Dünyada ortaya çıkan ilk canlı oksijen yakmıyordu belki veya bugün bildiğimiz elementlerden meydana gelmiyordu, nereden bilebiliriz ki...
Şu bir gerçek ki; dünyada yaşam bir defa ortaya çıktı. Miller deneyi bunun nasıl olabileceğini kesinlikle kanıtlıyor.
Logged
ökkeş zortuk
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 430
Ynt: kimyasal evrim
«
Yanıtla #16 :
07 Eylül 2008 - 08:57:22 »
miller deneyi bizim dünya için yanlış ama uzaylı tezimize göre evrende bir gezegen için doğru olur.Bizim amacımız bunu araştırmak...
Logged
farklı olmanın tek yolu sıradan olmaktır . ama sıradan olmak farkı bozar ise sıradanlığa karşıyım!!!
metu gen
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 141
Ynt: kimyasal evrim
«
Yanıtla #17 :
07 Eylül 2008 - 21:42:05 »
Alıntı sahibi: Turan Okumuş üzerinde 27 Ağustos 2008 - 17:54:07
Miller deneyini çürütmekle neden uğraşıldığını bir türlü anlamıyorum. Deney, bugün yaşayan canlıların nasıl, hangi elementlerden meydana geldiğini açıklayamaz zaten. Ben deneyden şunu anlıyorum; evrende bulunan bir takım elementler, evrendeki fizik ve kimya yasalarına (ki bu yasalar değişmez) maruz kaldıklarında canlıyı oluşturacak yapıtaşları meydana gelebilir. Bu evrenin herhangi bir yerinde olabilir. Bence büyük bir buluş. Dünyada ortaya çıkan ilk canlı oksijen yakmıyordu belki veya bugün bildiğimiz elementlerden meydana gelmiyordu, nereden bilebiliriz ki...
Şu bir gerçek ki; dünyada yaşam bir defa ortaya çıktı. Miller deneyi bunun nasıl olabileceğini kesinlikle kanıtlıyor.
20. yüzyılda evrimciler ilk canlı hücrenin yeryüzünde nasıl oluştuğu sorusuna cevap aramaya başladılar. Bu konuda ilk çalışması olan kişi Rus biyolog Alexander I. Oparin'di ve "kimyasal evrim" modelini ortaya attı. Oparin, yaptığı çalışmalardan hiçbir sonuç alamadı ve en sonunda "Maalesef hücrenin kökeni, evrim teorisinin tümünü içine alan en karanlık noktayı oluşturmaktadır" diyerek itirafta bulundu. 63
Oparin'den sonra birçok evrimci sayısız deney yaparak hücrenin rastlantılar sonucunda oluştuğunu ispat etmeye çalıştılar, ancak her birinin çalışması başarısızlıkla sonuçlandı. Bu başarısız denemelerden en çok itibar görerek destekleneni, 1953 yılında Amerikalı araştırmacı Stanley Miller tarafından yapılan Miller deneyidir.
Stanley Miller, Oparin'in kimyasal evrim modeline uygun bir düzenek hazırladı. İlkel atmosferde olduğunu varsaydığı metan (CH4), amonyak (NH3), su buharı (H20) ve hidrojen (H2) gazlarının karışımını elektrik donanımı ihtiva eden bir tüpe koydu. Miller, canlı yaşamdan önceki atmosfer gazları üzerinde ultraviyole ışığının etkisini oluşturmak üzere hazırladığı deney tüpüne yüksek elek-trik voltajı gönderdi. Daha sonra bu gaz karışımını bir hafta boyunca 100 derecede kaynattı, bir yandan da karışıma elektrik akımı vermeye devam etti. Bu süre sonunda yaşam için gerekli olan 20 çeşit amino asitten 3 tanesinin sentezlendiğini gördü. Hemen oluşan bu molekülleri "Soğuk Tuzak" adlı mekanizma ile deney ortamından ayırdı. Benzer koşullar altında yapılan diğer deneylerde de birkaç farklı amino asit elde edildi.
Miller'in sözde ilkel koşullar altında yaptığı bu deneyi evrimciler arasında büyük sevinç yaratmıştı. Bu büyük sevinçle deney çok önemli bir başarı gibi lanse edildi. Bu deneyin sonunda başarı elde edilmesi evrimciler açısından çok önemliydi. Çünkü bu deney, Oparin'in senaryosunda önemli bir adım olan ilkel dünyada basit atmosferik gazlardan biyolojik yapı taşlarının üretiminin mümkün olduğunu göstererek, Oparin'in kimyasal evrim teorisine deneysel destek sağlayacaktı. Bunun öneminin farkında olan bazı çevreler de kendilerince deneye destek vermeye çalıştılar. Örneğin ünlü astronom Carl Sagan bu deneyi "yaşamın uzaydan gelebileceğini gösteren en önemli adım olarak nitelendirmiştir. 64 Miller'in deney sonuçlarına Time dergisi gibi kamu yayınlarında ve ders kitaplarında geniş yer verilmeye başlandı. Miller'in deneyinden alınan destekle kimyasal evrimden hareket edip hayatın kökenini gösteren hayali evrim şemaları da vakit kaybetmeden ders kitaplarında yerini aldı. Hatta o dönemde "neovitalizm" olarak bilinen maddenin kalıtımsal olarak kendi kendini oluşturma gücüne sahip olduğuna dair inanç da bu deney sayesinde canlanma imkanı buldu. 65
Fakat kimyasal evrim teorisinin kurucusu Oparin'in düşünceleriyle yola çıkan Miller'in deneyi, içerdiği önyargılardan dolayı bilimsel gerçeklerden uzak birçok husus içeriyordu. Çünkü deney, Oparin'in kafasında tasarladığı kimyasal evrim teorisini ispatlamak için gereken uygun düzeneklere göre hazırlanmış, bilimsel gerçeklerden uzak bir atmosfer ortamında evrimin geçerliliğini ispatlamaya çalışılmıştı. Amino asitleri üretmek amacıyla kullandığı düzenek dünyanın ilk zamanlarındaki atmosfer şartlarıyla hiçbir şekilde uyuşmuyordu. Bunun yanısıra doğal ortamdan uzak sadece amino asit üretimi için düşünülmüş birçok taraflı mekanizma içeriyordu. Bu deneye bilimsel gerçekler doğrultusunda bakıldığında bu önyargılı düzenekler açıkça görülebilir.
MİLLER DENEYİNDEKİ GERÇEK DIŞI DÜZENEKLER:
Deney yapıldıktan bir süre sonra, Miller'in ilkel dünya koşullarında amino asitlerin kendi kendilerine oluşabileceklerini kanıtlamak amacıyla yaptığı deneyin birçok yönden bilimsel gerçeklere uymadığı anlaşılmıştır. Bu deneyin bilimsel olarak geçersiz olduğunu gösteren noktaları ele alındığında amacın bilimsellik olmadığı kolayca görülecektir.
1. Miller'in düzeneğindeki "ilkel atmosfer" gerçekleri yansıtmıyordu. İlkel atmosferin sahip olduğu koşullar amino asitlerin ve yaşam için gerekli olan diğer yapı taşlarının oluşumuna kesinlikle izin vermez.
Oparin kimyasal evrim teorisin ortaya attığında, ilkel dünya atmosferinin şu andakinden çok farklı olduğunu ileri sürdü. 66 Stanley Miller de Oparin'in 1936'da kitabına aldığı bu ilkel atmosfer varsayımlarını kullanarak Kimyasal Evrim teorisine dayanak oluşturmak istedi. Bu yüzden Oparin'in öngördüğü gibi Miller, ilkel atmosferdeki amino asit üretimini taklit ederken dünyanın atmosferinin metan(CH4), amonyak(NH3) ve hidrojenden(H2) meydana geldiğini varsaydı. Ayrıca bunun yanısıra dünya atmosferinin serbest oksijen ihtiva etmediğini de ileri sürdü. Miller'in deneyini izleyen yıllarda yeni jeokimyasal kanıtlar ve bunlar doğrultusunda yapılan deneyler Oparin ve Miller'in yapmış olduğu tahminlerin doğru olmadığını açıkça ortaya çıkardı. Aksine elde edilen bütün deliller güçlü bir şekilde ilk atmosferde hüküm süren doğal gazların karbondioksit, nitrojen ve su buharı olduğunu, metan, amonyak ve hidrojen olmadığını gösteriyordu. Dünya atmosferi hakkındaki bu bilgi Miller ve benzeri deneylerin yanlış bir atmosfer düzeneği üzerine kurulduğunu gösterdi.
Fakat Miller bu gazları zaten özel olarak kullanmıştı. Çalışmasının amacı Oparin'in 1924 yılında ortaya attığı kimyasal evrim senaryosunu deneysel olarak ispatlamaktı. Bu yüzden Miller, deneyinin parametrelerini hazırlarken Oparin zamanında bilinen ilkel atmosfer ölçülerine göre hazırlamıştı. Amaç canlılık öncesi dünyanın atmosferini oluşturmak değil, amino asitlerin oluşması için gerekli olan atmosferi oluşturmaktı aslında. Science dergisinden Richard Kerr'in ifade ettiği gibi son 30 yılda toplanan jeolojik ve jeokimyasal kanıtların hiçbiri Miller'in kullandığı ilkel atmosfer koşullarını desteklemedi. 67 İlkel atmosfer koşullarının varlığını doğru kabul etmeye devam etmenin tek nedeninin kimyasal evrim teorisinin buna ihtiyaç duyması olduğu anlaşıldı. Çünkü Oparin ve Miller varsaydıkları ilkel atmosfer şartları amino asitlerin oluşabilmesi için gereken en uygun şartlardı. Normal şartlarda kimyasal olarak doğal bir atmosferde atmosferik gazlar arasında reaksiyonlar meydana gelmez. Reaksiyonlar meydana gelse bile bu reaksiyonlar da biyolojik yapı taşlarını meydana getirebilecek düzeyde olmazlar. Nötr bir atmosferde biyolojik yapı taşlarını oluşturmaya çalışmak yağ ile suyun ya da iki cansız kimyasalın reaksiyona girmesini beklemek gibi bir şeydir.
Evrimciler yıllarca ilkel atmosfer şartlarında, cansız maddelerin tesadüfen proteinleri oluşturduğunu ispatlamaya çalıştılar. Ancak bugün proteinlerin tesadüfen oluşamayacakları bilinen bir gerçektir.
Stanley Miller'ın ve onunkine benzeyen diğer deneylerde varsayılan ilkel koşullar gerçekte ilk atmosferde mevcut olmadığı için bu deneyler hayatın kökeni hakkında hiçbir bilimsel temel oluşturmazlar. Bağımsız jeokimya çalışmaları ilk atmosferde amino asitlerin oluşumuna izin vermeyecek olan kimyasal koşulların üstün geldiğini kanıtladığına göre Miller'ın deneyinin hiçbir şeyin oluşumunu temsil etmediği anlaşılır. İşte bu nedenle, laboratuardaki bu tür deneyler kimyasal evrimin gerçekleşmesinin imkansız olduğunu göstermekle kalmaz, yaşayan sistemlerin dizaynında kaçınılmaz olarak akıl sahibi bir Yaratıcı'nın varolduğunu ispatlar.
2. Amino asitlerin oluştuğu öne sürülen dönemde, atmosferde amino asitlerin tümünü parçalayacak kadar yoğunlukta oksijen bulunuyordu.
Bir dizi jeokimyasal çalışma bitki yaşamından önce bile önemli miktarda serbest oksijenin, volkanik gazların açığa çıkması ve su buharlaşmasındaki fotodisasyon nedeniyle mevcut olduğunu gösterdi. Yaşları 3.5 milyar yıl olarak hesaplanan taşlardaki okside olmuş demir ve uranyum birikintileri atmosferde oksijen olduğunu gösteriyordu. 68 Bütün bu bulgulardan oksijen miktarının, bu dönemde evrimcilerin iddia ettikleri gibi az miktarda olmadığı, aksine iddia ettikleri miktarının çok üstünde olduğu görüldü. Araştırmalar o dönemde dünya yüzeyinde evrimcilerin tahminlerinden 10 bin kat daha fazla ultraviyole ışını ulaştığını gösterdi. Bu yoğun ultraviyolenin atmosferdeki su buharı ve karbondioksidi ayrıştırarak oksijen ortaya çıkarması kaçınılmazdı.
Miller'in gözardı ettiği bu gerçek, oksijen dikkate alınmadan yapılmış olan Miller deneyini tamamen geçersiz kılıyordu. Eğer deneyde oksijen kullanılsaydı, metan; karbondioksit ve suya, amonyak ise azot ve suya dönüşecekti. Diğer taraftan, oksijenin bulunmadığı bir ortamda -henüz ozon tabakası var olmadığından- ultraviyole ışınlarına doğrudan maruz kalacak olan amino asitlerin hemen parçalanacakları da açıktı. Sonuçta ilkel dünyada oksijenin varolması da, olmaması da amino asitler için yok edici bir ortam demekti.
3. Miller, deneyinde "Soğuk Tuzak" adlı bir mekanizma kullanarak amino asitleri oluştukları anda ortamdan izole etmişti.
Bir an Stanley Miller'ın kullandığı ilkel gazların ilkel atmosferdeki koşullara tamamen benzediğini varsayalım. Peki o şartlar altında deneyinin sonucu gerçekten kimyasal evrimi destekler miydi? Hayır. Miller, deneylerinde amino asitler ve nükleik asit bazları gibi biyolojik yapı taşları olan moleküllerin yanısıra biyolojik olmayan maddeler de üretti. İnsan müdahelesi olmadığı takdirde bu biyolojik olmayan maddeler elde edilmiş olan diğer yararlı maddelerle reaksiyona girecekler ve sonuçta biyolojik olarak hiçbir anlam ifade etmeyen kimyasal bileşikleri oluşturacaklardı. Bu oluşumu engellemek ve kimyasal evrim teorisini bir trajedi ile sonuçlandırmamak için amino asitleri bozan ya da onları biyolojik olmayan bileşenlere çeviren bu kimyasalları ortamdan ayırdılar. Bunun için Stanley Miller deneyinde amino asitleri oluşur oluşmaz hemen diğer oluşan maddelerin ve ortamdaki diğer şartların zararlı etkilerden korumak için "Soğuk Tuzak" (cold trap) adlı bir mekanizma kullanmıştır. Çünkü aksi takdirde amino asitleri oluşturan ortam koşulları, bu molekülleri oluşmalarından hemen sonra imha edecekti.
Halbuki ilkel dünya koşullarında elbette Soğuk Tuzak gibi bilinçli düzenekler yoktu. Ve bu mekanizma olmadan herhangi bir çeşit amino asit elde edilse bile, bu moleküller aynı ortamda hemen parçalanacaktı. Kimyager Richard Bliss'in ifade ettiği gibi: "Bu Soğuk Tuzak mekanizması olmasa, kimyasal ürünler elektrik kaynağı tarafından yok olacaktı." 69
Nitekim Miller, soğuk tuzak yerleştirmeden yaptığı daha önceki deneylerde tek bir amino asit bile elde edememişti.
Gerçekte Miller deneyiyle evrimin, "canlılığın bilinçsiz tesadüfler sonucu ortaya çıktığı" şeklindeki iddiası da çürümüştür. Çünkü deney, amino asitlerin ancak tüm koşulları özel olarak ayarlanmış bir laboratuvar ortamında, bilinçli müdahalelerle elde edilebileceğini göstermektedir.
Miller deneyi, Türkiye'deki bazı kaynaklarda hala önemli bir bilimsel bulgu gibi gösterilse de, aslında evrimci otoriteler tarafından terk edilmiş durumdadır. Son yıllarda Batılı bilim dergilerinde deneyin hayatın kökenini açıklamak yönünden bir anlam ifade etmediği belirtilmektedir. Örneğin 1998'in Şubat ayında yayınlanan ünlü evrimci bilim dergisi Earth'deki "Yaşamın Potası" başlıklı makalede şu ifadeler yer alır:
Bugün Miller'ın senaryosu şüphelerle karşılanmaktadır. Bir nedeni, jeologların ilkel atmosferin başlıca karbondioksit ve azottan oluştuğunu kabul etmeleri. Bu gazlar ise 1953'teki deneyde (Miller deneyinde) kullanılanlardan çok daha az aktifler. Kaldı ki, Miller'ın farzettiği atmosfer var olmuş olabilseydi bile, amino asitler gibi basit molekülleri çok daha karmaşık bileşiklere, proteinler gibi polimerlere dönüştürecek gerekli kimyasal değişimler nasıl oluşabilirdi ki? Miller'ın kendisi bile, problemin bu noktasında ellerini ileri uzatıp, "bu bir sorun" diyerek şiddetle iç çekmekte, "polimerleri nasıl yapacaksınız? Bu o kadar kolay değil..." 70
Görüldüğü gibi, Miller'ın kendisi dahi bugün deneyinin, yaşamın kökenini açıklama adına bir anlam ifade etmediğinin farkındadır. National Geographic'in Mart 1998 sayısındaki, "Yeryüzündeki Yaşamın Kökeni" başlıklı makalede ise, konuyla ilgili şu satırlara yer verilir:
Pek çok bilim adamı bugün, ilkel atmosferin Miller'ın öne sürdüğünden farklı olduğunu tahmin ediyor. İlkel atmosferin, hidrojen, metan ve amonyaktan çok, karbondioksit ve azottan oluştuğunu düşünüyorlar. Bu ise kimyacılar için kötü haber! Karbondioksit ve azotu tepkimeye soktuklarında elde edilen organik bileşikler oldukça değersiz miktarlarda. Koca bir yüzme havuzuna atılan bir damla gıda renklendiricisiyle aynı oranda bir yoğunlukta... 71Bilim adamları, bu derece seyrek çözeltideki bir çorbada hayatın ortaya çıkmasını hayal etmeyi bile güç buluyor .
Kısacası ne Miller Deneyi ne de bir başka evrimci çaba, yeryüzünde hayatın nasıl oluştuğu sorusunu cevaplayamamaktadır. Tüm araştırmalar, hayatın rastlantılarla ortaya çıkmasının imkansızlığını ortaya koymakta ve böylece hayatın yaratılmış olduğunu göstermektedir. Evrimcilerin bu açık gerçeği kabul etmemeleri ise, bilime tamamen aykırı birtakım önyargılara sahip olmalarından kaynaklanır. Nitekim Miller Deneyi'ni öğrencisi Stanley Miller ile birlikte organize eden Harold Urey, bu konuda şu itirafı yapmıştır:
Yaşamın kökeni konusunu araştıran bizler, bu konuyu ne kadar çok incelersek inceleyelim, hayatın herhangi bir yerde evrimleşmiş olamayacak kadar kompleks olduğu sonucuna varıyoruz. (Ancak) Hepimiz bir inanç ifadesi olarak, yaşamın bu gezegenin üzerinde ölü maddeden evrimleştiğine inanıyoruz. Fakat kompleksliği o kadar büyük ki, nasıl evrimleştiğini hayal etmek bile bizim için zor. 72
referans:
63- Alexander I. Oparin, Origin of Life, (1936) NewYork, Dover Publications, 1953 (Reprint), s.196.
64- R.Shapiro, Origins (New York: Summit Books,1986) s. 99
65- K.Dose, "The Origin of Life: More Questions than Answers", Interdisciplinary Science Reviews 13 (1988):348
66- Mere Creation, Edited By William A. Dembski, Intervarsity Press, Illinois, 1998, s. 116, 119
67- Stephen C.Meyer, The Origin of Life and the Death of The Metarialism, Reprinted from the Intercollegiate Review 31,no.2, (spring 1996)
68- "New Evidence on Evolution of Early Atmosphere & Life", Bulletin of the American Meteorological Society, cilt 63, Kasım 1982, s.1328-1330
69- Richard B.Bliss & Gary. E.Parker, Origin of Life, California, 1979, s.14
70- Earth, "Life's Crucible", Şubat 1998, s. 34.
71- National Geographic, "The Rise of Life on Earth", Mart 1998, s. 68
72- W. R. Bird, The Origin of Species Revisited, Nashville: Thomas Nelson Co., 1991, s. 325
Logged
Life lives in the details Yaşam detaylarda gizlidir
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 379
Ynt: kimyasal evrim
«
Yanıtla #18 :
08 Eylül 2008 - 01:46:20 »
Miller-Urey Deneyi ve Harun Yahya’nın Yanılgıları 1
Miller-Urey Deneyi ve Harun Yahya’nın Yanılgıları 2
«
Son Düzenleme: 08 Eylül 2008 - 01:49:02 Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
»
Logged
AHHA!
metu gen
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 141
Ynt: kimyasal evrim
«
Yanıtla #19 :
08 Eylül 2008 - 02:15:54 »
dediklerine göre herşey olasılıklara kalıyor.bir gün gelecek öğreneceğiz gerçeği.
Logged
Life lives in the details Yaşam detaylarda gizlidir
Turan Okumuş
Yeni Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 5
Ynt: kimyasal evrim
«
Yanıtla #20 :
09 Eylül 2008 - 12:21:57 »
Güzel bir çalışma olmuş tebrik ederim. Birçok bilgi edindik. Ancak evrim karşıtı bir bakış açısı ile derlenmiş gibi geldi bana. Miller deneyine evrimci bakış açısıyla bakmak daha doğru olmalı. Çünkü evrim karşıtı bir insan, bu tür deneylere en başından taraflı bakacaktır görüşündeyim.
Günümüzde bu tür deneyler yapılıyordur büyük bir ihtimalle, gelecekte de yapılacaktır. Belki 22. yy'a gelindiğinde birçok sorunun cevabı verilmiş olacak. Miller deneyi büyük bir vizyonun ve bilimselliğin ürünü. Spekülasyonlar olabilir tabiki. Fakat insanın yapay koşullarda çeşitli yönlendirmelerle ve manipülasyonlarla dahi olsa amino asit yaratması kendi başına büyük bir gelişme değil midir? İnsanın doğayı taklit edebilecek seviyeye erişmesi evrimin bir kanıtı değil midir?
Doğayı bilimle ve deneyle açıklama girişimi, insanoğlunun en güçlü ve doğal yaklaşımıdır. Geçmişin karanlığına rağmen, sağduyu sahibi insanların nesiller boyunca sürdürdüğü bu yaklaşım, bugün gelinen gelişmişliğin ve büyük uygarlığın temellerini oluşturmuştur.
Bilimin ışığı her zaman üzerimizde olsun...
Saygılarımla,
«
Son Düzenleme: 09 Eylül 2008 - 14:52:52 Gönderen: Turan Okumuş
»
Logged
metu gen
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 141
Ynt: kimyasal evrim
«
Yanıtla #21 :
09 Eylül 2008 - 15:03:26 »
pekki evrimsel bakışla baktığımızda yine bir görüşe taraf olmuş olmuyormuyuz.Düşünmek her zaman taraf olmaktır siz hissetmesenizde eleştiri yapmak yanlışları göstermek yanlışmı oluyor.peki şunuda biliyormusunuz artık böyle deneylerle(kontrollü deneyler -miller deneyi) hemen hemen tüm aminoasitler oluşturulabiliyor.artık bunlar çok basit oldu tabi şuanki teknoloji ve bilim sayesinde.hatta bilimadamları yapay genom bile ürettiler.dünyanın var olmasından binlerce yıl sonra bu gelişmeler oluyor yapay dna-aminoasitler ve daha bir çok buluş gibi peki siz bunun dünyanın ilk günlerinde bunlar nasıl tesadüflerle gerçekleşmiş ben size soruyorum.galiba o zamanlarda da kontrollü olarak doğa bunları yapmıştır değil mi aynı miller gibi
Logged
Life lives in the details Yaşam detaylarda gizlidir
Turan Okumuş
Yeni Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 5
Ynt: kimyasal evrim
«
Yanıtla #22 :
09 Eylül 2008 - 15:17:58 »
Evrimsel açıdan bakarsak taraf olmuyoruz. Çünkü Miller deneyi, canlı oluşumunu ve evrimi anlamaya çalışıyor. Evrimsel kabullerle hareket ediyor, doğrusuyla ve yanlışıyla sonuçlar çıkarmaya çalışıyor. Hiçbir önbilgi ve gerçeği kabul etmeden bu konuda görüş bildirmek taraflı olmaya daha açık. Ayıca; eleştiriye kapalı değilim, yalnızca (harun yayha ve benzeri canlıların yaptığı gibi) bu tür konuların çarpıtılmasına karşıyım.
İnsan yapay koşullarda canlı yaşamını üretebilir duruma geldi ve bu evrimin bir kanıtıdır. İnsan da milyarlarca yıllık evrimsel oluşum ve gelişim sürecinin bir parçası ve bahsettiğiniz eylemler bu parça tarafından yapılmaktadır. Belki genlerin de insanınkine benzer bir bilinci vardır ve bu bilinç doğrultusunda evrim gerçekleşiyordur. Gelecek nesiller bu tür varsayımları doğrulayacaktır ya da yanlışlayacaktır. Ama şu gerçek ki; her zaman doğru yolu bularak ilerleyeceğiz.
Makalenizdeki emeğe ve görüşlerinize saygı duyuyorum. Başarılarınızın devamını dilerim.
Logged
metu gen
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 141
Ynt: kimyasal evrim
«
Yanıtla #23 :
09 Eylül 2008 - 15:26:56 »
peki siz bir konuya inanmıyorsanız onun gerçekliğini kabul ederekmi yanlışlarına bakarsınız.yada başka bir deyişle hiç hayatınızda bunu yapıp evrime gerçekten baktınız mı bence hayır.
önbilgi ve gerçeği diyorsunuz hangi gerçek öğrenebilirmiyim.
ben harun yahyayı savunmuyorum ama sizde onun yayınlarına ön yargılısınız sizde onun gerçeklerini hiç alıp düşündünüzmü. bence ilkin biz doğru olalım sonra doğru olarak olaylara bakalım.
İnsan yapay koşullarda canlı yaşamını üretebilir duruma geldi ve bu evrimin bir kanıtıdır
diyorsunuz ve size sadece gülüyorum.ya siz yapılan bu buluşların deneylerin içinde hiç bulunmadınız yada yöntemlerini hiç bilmiyorsunuz yada hiç araştırmadınız.teknoloji ve bilim ne noktaya gelmiş ve siz buna insanın evrimi ve evrimin kanıtı diyorsunuz.neyse tartışmaya hiç gerek yok zamana yazık.
«
Son Düzenleme: 09 Eylül 2008 - 15:28:42 Gönderen: metu gen
»
Logged
Life lives in the details Yaşam detaylarda gizlidir
Turan Okumuş
Yeni Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 5
Ynt: kimyasal evrim
«
Yanıtla #24 :
09 Eylül 2008 - 15:33:39 »
Bu tür tartışmalar hangi görüşe sahip olursa olsun insanın gelişimi için gereklidir. Tartışmak istemediğiniz için cevap vermiyorum. Teşekkür ederim.
Logged
metu gen
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 141
Ynt: kimyasal evrim
«
Yanıtla #25 :
09 Eylül 2008 - 15:36:28 »
siz cevap vermiyorsunuzki yada tartışmıyorsunuz ki sadece önyargılı yaklaştığımı söylüyorsunuz benim yazdıklarımı okuyup eleştirmiyorsunuz ki burası burası yanlıştır deyip doğrusunu söylemiyorsunuzki.siz yazdıklarımı değil beni eleştiriyorsunuz bende buna boş zaman diyorum işte
Logged
Life lives in the details Yaşam detaylarda gizlidir
liseli_gen_mühendisi_adayı genetik
Tecrübeli Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 74
Ynt: kimyasal evrim
«
Yanıtla #26 :
09 Eylül 2008 - 17:06:34 »
Bu tür karşılıklı fikir beyan etmelere atışmalara bayılıyorum ya.....:):):):):)
Logged
Neden beni kimse anlamıyor ama herkes seviyor?..einstein
Sayfa:
1
[
2
]
Yukarı git
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi
|
Katagoriler
|
Evrim
(Moderatör:
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
) | Konu:
kimyasal evrim
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
Güncelleme ve Duyurular
-----------------------------
=> GenBilim v3
=> Forum Kuralları
-----------------------------
Danışma Kürsüsü
-----------------------------
=> Soru-Cevap
=> Yardım
=> Hata Rapor
-----------------------------
Katagoriler
-----------------------------
=> Ar-Ge Faaliyetleri
=> Beyin Göçü
=> Bilgisayar
=> Evrim
=> Genom Projesi
=> İnternet
=> Kitap
=> Kültür & Sanat
=> Mizah
=> Mühendislik Bilimleri
=> Müzik
=> Spor
=> Türkçe Kullanımının Yaygınlaştırılması
=> Üniversitelerimiz
-----------------------------
Bilimler
-----------------------------
=> Arkeoloji
=> Bilişim
=> Biyoloji
=> Edebiyat
=> Felsefe
=> Fizik
=> Fotoğraf
=> Genetik
=> Hukuk
=> İktisat
=> Jeoloji
=> Kimya
=> Matematik
=> Psikoloji
=> Sosyoloji
=> Tarih
=> Tıp
=> Diğer Bilimler
-----------------------------
Bilim Siteleri
-----------------------------
=> Bilimi Destekleyen Web Siteleri
-----------------------------
Öneri ve Şikayetler
-----------------------------
=> Türkiye Bilim Sitesi'nden beklentilerinizi tartışalım
=> Kategori Öner
-----------------------------
Diğer
-----------------------------
=> Serbest Forum
=> GenBilim.Com Şikayet Kutusu