GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Forum Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Filin Hortumu...  (Okunma Sayısı 737 defa)
0 Üye ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Aktif Üye
**
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 11
Üyelik Bilgileri
« : 03 Ağustos 2008 - 19:04:39 »

Mutasyonlar, oluşumları ile nedensel olsalar bile, etki ettikleri yapıda meydana getirdikleri işlevsel değişiklikler tamamen tesadüfidir.
Daha açık bir ifade ile aşırı radyasyon nedeni ile canlıda mutasyon gelmesi muhtemeldir, ancak bu mutasyon sonucunda meydana gelen gelişmenin ne olacağı bilinemez. Mutasyonun kaynağı radyasyon diye radyasyon ile ilgili bir mutasyon oluşacak diye bir kaide yok. Dolayısıyla mutasyonların meydana getirdiği değişimler, mutasyonların gerçekleşmesine neden olan etmenlerden bağımsızdırlar.

Evrim; Canlılar üzerinde meydana gelen mutasyonların ve bu mutasyonlar arasından doğal seçilim aracılığı seçilen faydalı mutasyonların birikimi ile gelişen bir süreçtir. Ancak biz biliyoruzki mutasyonlar çok büyük bir oranda zararlıdır. Çok az bir kısmı faydalı veya nötrdür. Herhangi bir canlıdaki herhangi bir yapının gelişmesi için aynı mutasyonun aynı noktaya defalarca isabet etmesi gerekmektedir. Mesela filin yeterince gerideki bir atasının hortumu yoktur. Ancak fillerdeki hortum evrim yolu ile oluşmuştur.

Filin hortumu kaç mutasyon sonucu bugünki haline gelmiştir? Tabii bunu bilmemiz mümkün değil. Ama ben buna sembolik bir rakam vereceğim... Her bir mutasyonun, filin hortumsuz atasından sonraki her bir atanın burnunu 1mm uzattığını kabul edeceğim. Bugün bir filin hortumunun uzunluğunu 1,2m kabul etsek (bilmiyorum ama rakam önemli değil) bu toplamda; aynı mutasyonun aynı noktara tam 1200 sefer isabet etmesi anlamına gelmektedir. Şimdi bu durumun olasılıksal hesaplarını yine sembolik olarak yapalım.

Filin hortumsuz ilk atası zamanında dünyadaki canlı türü sayısı 1 milyon olsun...
Hesabımızı kolaylaştırmak adına her canlı türünde eşit sayıda birey olduğunu kabul edelim.
Atıyorum; her türde bir birey, toplamda 1 milyon tür ve 1 milyon birey olsun...
Bunlardan birisi de filin hortumsuz atası...
Yine atıyorum olası 100 çeşit mutasyon olsun...
Bunlardan biri de burunun uzamasına neden olan mutasyon.

Şimdi bu 100 çeşit mutasyondan burunun uzamasına neden olan mutasyonun bir canlıya isabet etme olasılığı 100 de birdir. Ancak dünyamızda 1 milyon canlı olduğuna göre bu mutasyon her 100 canlıda bir görülmüş olmalıdır. Ancak bu canlılardan birinin fil olması ihtimali ise sadece milyonda birdir. Bu durumda 10 bin canlıda bu mutasyon görülmüştür ve bu canlılardan birisi de fildir diye kabul edelim. Esasında mutasyon çeşitliliği ne kadar çok olursa olsun bunlardan burun uzaması ile ilgili olanının bir file isabet etmesi yine de olasıdır. Yalnız bura da olasılık ihtimallerini zora sokan durum bu ihtimalin tam 1200 sefer aynı canlıya isabet etmiş olmasıdır.

Ben olabilirlik açısından bakıldığında, 1200 sefer aynı mutasyonun, aynı canlının, aynı yapısına isabet edebilmesine de karşı çıkmıyorum. Karşı çıktığım nokta şurası;

Yeryüzünde filden başka 1 milyon canlı daha yaşamaktadır. Bu mutasyon olasılıksal olarak her gerçekleştiğinde filden başka 10 bin canlıya daha isabet etmiş olmalıdır. Diyelimki bu 10 bin canlıdan %99 u için burun uzaması mutasyonu çeşitli nedenlerden dolayı zararlı ve doğal seçilim basamağını geçemiyor. Ama hala elimizde burnu aynı fil gibi hortuma dönüşmüş olası gerekn 100 adet daha canlı türü olması gerekiyor... Fakat bugün hayvanlar alemine bakıyoruz, filden başka hortumlu bir canlıya rastlayamıyoruz, ona en yakın canlı olarak karıncayiyen ve fındık kurdu geliyor aklıma ki filin hortumundan son derece farklı bir yapıya sahip. Hatta onlarınkine hortum bile diyemeyiz, çünki onların uzayan yapısı burunları değil ağızlarıdır... Bir çeşit gaga diyebiliriz en fazla...
Tabii birde insanlar arasında hortumları olanlar vardır.. (Uzan ailesi, demirel sülalesi vs...)

Aynı şekilde Zürafanın uzun boynu da canlılar aleminde benzersizdir. Neden milyonlarca secenek varken sadece Zürafa?
Yine İnsanın aklı ve yetileri canlılar aleminde benzersizdir. Neden milyonlarca hatta milyarlarca secenek varken sadece İnsan?

Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Bu yazı tamamen benim şimdiye kadar evrim hakkında öğrendiklerimin bir sentezidir... Yanlış olabilri kesinlikle doğru bir düşünce olduğunu iddia etmiyorum. O yüzden tartışmaya açıyorum... Yazıma akıllıca efendice verilen her tepkiye, her düzeltmeye sonuna kadar açığım...


Not: Lütfen rakamlara takılmayın. Hesaplar semboliktir.
« Son Düzenleme: 03 Ağustos 2008 - 19:09:22 Gönderen: Yalçın BAHADIR » Logged
Yeni Üye
*
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 7
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : 03 Ağustos 2008 - 23:27:49 »

Açıkçası mutasyonların oluşumunu Lamarck'ın teorisiyle bağdaştırıyorum ben. Yani mutasyon ve olasılık tan ziyade, yaşamda önem kazanan unsurların ve bu özellikleri diğerlerine göre daha iyi yaşayan canlıların hayatta kalması ve bunların üremesi sonucu yeni bazı kalıtsal özellikler kazanması.
Neden sadece zürafa? diye sormuşsunuz. Şöyle düşüncemi açıklayayım, (yine Lamarck'ın örneklerinden alıntı yaparak) meyvelerin ağaçlarda yetiştiğini düşünelim. Ağacın yere yakın dallarındaki meyveleri bütün zürafaların yediklerini ve yüksek dallarındakileri yanlızca uzun boylu zürafaların yediklerini düşünelim. Bir süre sonra bu önemli özellik uzun boylu zürafaların ömrünü, kısa boylu zürafalardan daha uzun süre sürdürmelerini sağlayacaktır.
Evet mutasyonlar, evrim in temelidir. Fakat doğal seleksiyon u da gözardı etmemek gerekir.
Yanlış anladığım şeyler olmuş olabilir :) eğer sorunuzu tam anladıysam da umarım yardımcı olabilmişimdir.
Logged
Aktif Üye
**
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 11
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : 04 Ağustos 2008 - 07:28:57 »

Lamarck'cı evrim görüşü çoktan terkedildi diye biliyorum ben. Yoksa terkedilmedi mi? Terkedilmemiş bile olsa yüksekteki ağaç yaprakları ve meyvaları zürafanın uzun boynunun nedeni olamaz. Çünki zürafaların beslendikleri ağaç cinsinin kesinlikle büyümekte olan bireyleri olacaktır. Akasya yaprağı yiyiyorsa zürafalar tüm akasya ağaçarlı yüksekte midir? Bu akasya ağaçlarının 1, 2, 3,... vs yaşlarında olan bireyleri yok mudur? Yoksa yeterince olgunlaşmamış zürafa yavurları nasıl beslenmektedirler?
Logged
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 306
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : 04 Ağustos 2008 - 10:41:06 »

lamarck ın görüşü terkidildi diye bişi yok sadece güvenilirliği azaldı.bir çok şeyi açıklamada yetersiz kaldığı için darvin>lamarck diyorlar
Logged
Aktif Üye
**
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 11
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : 04 Ağustos 2008 - 11:13:32 »

lamarck ın görüşü terkidildi diye bişi yok sadece güvenilirliği azaldı.bir çok şeyi açıklamada yetersiz kaldığı için darvin>lamarck diyorlar

Ne yani? Simdi vatandaşın biri  yeterince züre zıplarsa tüy oluşumları filan başlar mı diyorsunuz?
Çünki Lamarck öyle diyor.
Logged
Aktif Üye
**
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 22
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : 08 Ağustos 2008 - 12:54:39 »

Önce Lamarck'ın görüşü ile ilgili oarak bence rahatlıkla "terkedildi" diyebiliriz , çünkü çok zıplamanın veya boynunu uzatmaya çalışmanın nasıl olup ta bir geri beslemeyle üreme hücrelerindeki DNA'yı tam da boynu uzatacak yönde etkileyebileceği yönünde önerilebilecek hiç bir makul mekanizma yok.

Zaten Semih Abatlı mesajında Lamarck diyor ama açıklamasında tarif ettiği mekanizma yani "mutasyon + doğal seçilim" Lamarkçı değil Darwinist mekanizma. 

Sorunla ilgili olarak. Tabii yaptığın hesaplamalar bir sürü varsayımlar üzerine dayanıyor. Elimizde yeterli veri olmadığı için bunların ne kadarı ne kadar gerçekçi şu anda söylemek zor. Dolaysıyla net bir cevap vermek te zor. Bir de embriyonal gelişmeyi düşündüğümüzde hortumun mutlak uzunluğundan çok vücuda oranı önemli tabii .Yani filin hortumu 1,5 metre kendisi 3 metre ise bu oran yaklaşık ½ dersek, ,kendi uzunluğu 1 m olan bir hayvanın yarım metrelik bir hortumu varsa filinkine yakın demektir diyebiliriz.


Ayrıca fil hortumuna benzeme açısından karıncayiyenden çok tapir daha uygun bir hayvan.. ( fındıkkurdu örneğini anlamadım )

http://www.wolfdenz.org/tapir.jpg

Afrikada yaşayan fare benzeri bir tür (demin yanlışlıkla hyrax dedim değil).

http://afarensis.blogsome.com/images/golden_rumped3_new.jpg


Bir de bu organ gelişmelerini lineer (doğrusal) ilerleyen süreçler olarak görmemek lazım. Yani bir özellik bir kere belirginleşip bir avantaj oluşturma açısından bir eşiği geçerse,  oluşturduğu  avantaj ile doğal seçilim arasındaki pozitif geri besleme nedeniyle,  o özelliğin doğal seçilimle gelişmesi o eşiğe ulaştıktan sonra,  başlangıçta o eşiğe ulaşana kadar olduğundan çok daha hızlanır gibi geliyor bana. Yani örneğimizde, burunun esnek uzantısı ilk olarak , kıvrılarak bir nesneyi  kavrayabilecek özelliği olan bir organa dönüştüğü noktaya kadar oluşan hızla bu noktadan sonraki hız çok farklı olabilir. Çünkü artık bir kere avantaj belirmişse doğal seçilim o avantajın sürekli gelişmesini  hızlandıracaktır. Yani mesela bilirsin bir mikrofonu hoperlöre çok yaklaştırdığında bir çınlama duyarsın. Bunun sebebi şudur:  Hoperlörden çıkan ses mikrofona girer mikrofona giren ses tekrar hoperlöre gider. Bu geribesleme eğer mikrofonu hoperlöre belirli bir miktarda yaklaştırmış isen başlangıçtaki çok küçük bir ses kırıntısının dahi çınlamaya dönüşmesine sebep olabilir. Aynı şekilde avantaj küçük haliyle oluşmuşsa derhal seçiilimi etkileyecek. Seçilim sonucunda mevcut gen havuzunun büyük çoğunluğunda uzamış olacağı için yeni  uzamaya yönelik yeni bir  mutasyon zaten uzamış burunlar çoğunlukta olduğu için  burnun/hortumun daha da  uzama ihtimaliini arttıracaktır . Bu ihtimal gerçekleşince de o çevre şartları için avantaj teşkil ediyorsa daha uzamış bu burun populasyona hızla tekrar yayılacaktır ve bu döngü o eşik noktasından sonra daha hızlı işleyecektir.
   

Yani  "bu uzunluğa ulaşması türlerin %99 unda çevre şartları nedeniyle  elense bile %1 inde gerçekleşmesi gerekmez mi?" düşüncesi bence doğru değil. Çevre şartlarının, o ekosistemdeki besin (av ve bitki türleri) ve avcıların(yırtıcıların)  ve o hayvanın diğer özellikleri  (büyüklük hız , ayaklarının bir tutucu olarak işlev görmemesi vs. vs.) açısından olasılıkların zenginliği değerlendirildiğinde fildeki bu uzunluğun  ancak tüm bu şartların uygun olanlarının biraraya gelmesinde bir avantaj teşkil ederek gelişmiş olabilieceği düşünülebilir.   

« Son Düzenleme: 08 Ağustos 2008 - 14:15:47 Gönderen: Atilla Gürel » Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi  |  Katagoriler  |  Evrim (Moderatör: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç)  |  Konu: Filin Hortumu...
Gitmek istediğiniz yer:  

Bu Sayfa 0.146 Saniyede 25 Sorgu ile Oluşturuldu
Forumda Arama                   Gelişmiş Arama
Sponsor Bağlantılar
Forum Duyuruları
Forumda çıkan hatalar, sorunlar, öneri ve eleştirileriniz için "Hata Rapor" başlığını kullanabilirsiniz.
Forum Rütbeleri / Mesaj Sayısı
Yeni Üye < 10
Aktif Üye 10-29
Paylaşımcı Üye 30-49
Tecrübeli Üye 50-99
Uzman Üye > 100
Forum RSS