GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Forum Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Sayfa: 1 [2] 3 4   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Proteinler tesadüflerle mi oluştu?  (Okunma Sayısı 3340 defa)
0 Üye ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #15 : 11 Nisan 2006 - 02:17:37 »

Alıntı sahibi: İhsan  Esentürk
"protenoitlerin" doğada oluşması mümkün mü? Milyarlarca tek hücreli canlının bulunduğu ortamda aa çorbası olur mu? aa çorbası olmayan yerde protenoit olur mu?

Doğada protenoid denilen oluşumlar yok. Milyarlarca canlının olduğu ortamda aa'lar olmaz; ama bizim bahsettiğimiz dünyanın ilk koşulları, yani hiç bir canlının olmadığı, gerek uzaydan gelen gerek yeryüzünde doğal olarak sentezlenen tonlarca aa molekül yığınları. Prebiyotik şartlarda aa çorbası olur.

Alıntı
Bir de şunu ekleyeyim. Laboratuvarlarda yapay yollarla farklı bağlarla bağ yapmış aa zincirleri elde ediliyor; fakat burada aa'ların ilgili kısımları körleştirilerek peptid bağ yapmaları engelleniyor.

Önceki iletimde yazdığım bu kısmı düzeltmek istiyorum, benim yanlış anlamam söz konusu. Laboratuvarlarda yapay olarak aa'lara farklı bağlar yaptırılmıyor, farklı şekillerde bağlanmıyorlar, peptid bağları yapabilmeleri için aktive ediliyorlarmış. Sonuç olarak aa'lar sadece peptid bağları oluşturuyorlar.

Yaptığın ihtimal hesabının doğru olmayacağını zaten yukarıda yeterince tartışmıştık. Doğada bir kaç bakterinin bir iki proteini dışında sağ elli aa'ların kullanıldığı yer, canlı olmadığına göre sağ elli aa'ların ihtimal hesaplarına katılamayacağını belirtmiştik. Açıktır ki milyarlarca yıl önce sol elli aa'lar seçilerek canlılarda baskın olarak kullanılmaya başlamıştır.
 
Bir de şöyle bir soru sorayım: Neden her aa çeşidi proteinlerde eşit yüzdeyle bulunmuyor da kimi aa'nın bulunma yüzdesi daha fazla? Mesela, proteinlerde Leucine aa'sının bulunma yüzdesi cystein aa'sının neredeyse 5 katı. Bu durumda bu iki aa'dan birisinin seçilimini nasıl 1:20 alabiliriz? Protein yapılara kaılma eğilimleri farklı değil mi?
Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #16 : 11 Nisan 2006 - 18:09:51 »

                 Düzeltme için teşekkür ederim. Ancak ahla ortada peptit bağı ile ilgili bir sorunumuz var. Nden aktive edilmesi gerekiyor aa'ların peptit bağı için. Hücrede neden ribozom var? Ribozom olmaksızın ilk hücre varlığını nasıl sürdürdü?
                 Bende ısrarla peptit bağı ve sol el sağ el ayrımı olmaksızın bile bir proteinin oluşma ihtşmalinin çok düşük olduğunu, 44 aa dan sonra ise imkansız sınırına ulaştığını belirtmek istiyorum. Eğer, hesapları çıkmaza sokan sadece L & D ayrımı ve peptit bağı ihtimali olsa idi itirazlarınızı anlardım ancak, hesapları çıkmaza sokan aa zincirlerinin boyu. 44 aa hiçte büyük bir rakam değil. Bundan daha küçük protinlerle ilk hücrenin oluştuğunu söylemekse mantığı fazlasıyla yıpratmak olacaktır. Evrim illede olmak zorunda değil nitekim.
Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #17 : 11 Nisan 2006 - 19:21:50 »


Alıntı
Neden aktive edilmesi gerekiyor aa'ların peptit bağı için. Hücrede neden ribozom var? Ribozom olmaksızın ilk hücre varlığını nasıl sürdürdü?

Aktive edilmesinin nedeni istenen spesifik reaksiyonun gerçekleştirilebilmesi, istenen aa'nın yönlendirilebilmesi içindir. Hatta diğer aa'ların amin grupları deaktive ediliyor ki, reaksiyona katılmasın.

Ribozomlar konusunda da günümüz hücrelerinin kompleksliklerini düşünerek hareket etmeyelim. Ribozomlarda bir evrim geçirmiş ve şu an ki yapılarına kavuşmuşlardır. İlk ortaya çıkan hücrede ribozom olacak diye bir şart yok. Aminoasitleri birleştirip, peptid bağı yapmalarını sağlayacak bir katalizör yeterlidir. Bu katalizörün ribozim adı verilen bir enzim işlevi görebilen (ama protein yapılı değil, dikkat edelim) RNA enzimi olabileceği yönünde.

Ribozomların yapısına bakalım. Ribozomların büyük kütlesi rRNA ve proteinden oluşmasına rağmen, aktif olan bölgede (aa'ları birleştiren bölge) ise sadece rRNA bulunmakta. Yani ribozomun köken olarak, aslında ribozim denilen ve kimyasal tepkimeleri katalizleyebilen bir RNA molekülünden evrildiğini göstermekte. Yani RNA molekülü enzim olarak işlev görebiliyor.

Alıntı
hesapları çıkmaza sokan aa zincirlerinin boyu. 44 aa hiçte büyük bir rakam değil. Bundan daha küçük protinlerle ilk hücrenin oluştuğunu söylemekse mantığı fazlasıyla yıpratmak olacaktır. Evrim illede olmak zorunda değil nitekim.

23 aa'lık proteinler bile varken ilk hücrenin gerek duyduğu proteinlerin 44 aa kadar olduğunu hangi kaynaktan yararlanarak söylüyorsun, buna kanıtın nedir?

Tekrar ediorum, biyokimya yasalarının bir sonucu olarak bağ oluşumu meydana gelmekte, yaptığınız hesaplamaların hiç bir geçerliliği yok.

Denatüre olmuş bir protein mesela 3. aa ile 21. aa arasında gibi bir çok aa arasında meydana gelen zayıf kovalent bağlar neticesinde kıvrılarak tekrar 3 boyutlu konformasyonuna ulaşabilmektedir. Şimdi, bu protein 500 aa'dan oluşsa bu mantıkla bu iki aa'nın birbirini bulma ihtimalleri 500'de 1'dir; diğer bağlanmaları da katarsak işin içine büyük bir rakam çıkar; ama proteinler tek seferde, deneme yanılma yapmadan bu konformasyonlarına ulaşabilmektedir. Sizce 3 boyutlu yapıya ulaşabilme ihtimali ne kadardır?

Açıktır ki ihtimal hesaplamaları yapmamın hiç bir geçerliği yok burada.

Alıntı
Evrim illede olmak zorunda değil nitekim.

Hayatın kökenine dair bilimsel bir cevap olmak zorunda, çünkü hiç bir şey şıp diye olmuyor, neyse konuyu farklı bir mecraya sokmayalım.
Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #18 : 11 Nisan 2006 - 21:47:41 »

                   Sizin trüm varsayımlarınız kaynak göstermeksizin olurken bizim var sayımlarımız, mantıksal çıkarımlarımız neden rahatsız ediyor anlamış değilim. 44 aa lık proteinin bulunması proteinlerin kendi kendine oluşmasından daha yüksek bir olasılık. Yada aa ların volkan diplerine taşınmasından
                     Siz kabul etmesenizde olasılık hesapları geçerli ve bir gerçeği ifade ediyor. Burada ne birikimli seçilimi nede milyar yıllık süreçleri devreye sokabilirsiniz. Ribozomu pekala ribozimden evirebiliyorsunuz ama 44 aa ya itiraz ediyorsunuz. Bilimselliğe gelince bilim tek bilgi edinme yolu değildir ve bilimsel gerçeklerde sizi yaratılışa götürebilir. Burada her hangi bir sıkıntı yok. Sırf bilimsellik adına olmazın peşinden gitmek niye?
Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #19 : 11 Nisan 2006 - 22:28:57 »

İletin sırf polemikten ibaret olduğu için pek cevap verilecek bir yanı yok, ne yazık ki.

Olasılık hesaplarının geçerli olduğu yerler vardır; ama sizlerin yaptığı ise bir önceki iletimde belirttiğim gibi alakasız yerlerle ilgili. Proteinlerle ilgili olasılık hesabı belirli sınırlar çerçevesinde bir yere kadar makuldur; ama olmadık şeyleri işin içine katarak sonuçları abartmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz.

Sizin mantığınızla bir protein yukarıda da belirttiğim gibi 3 boyutlu yapısına asla kavuşamayacaktır; ama her ne hikmetse çok düşük ihtimali bir kerede gerçekleştirebilmektedir.

Bu arada ribozomlar gibi 44 aa'lık proteinlerde evrilmiştir, itiraz etmiyoruz ki.
« Son Düzenleme: 11 Nisan 2006 - 22:31:06 Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç » Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #20 : 12 Nisan 2006 - 14:38:25 »

                        Polemik yaptığım yok. 500 aa çok büyük dediniz 100 e düşürdük oda büyüktür belki diye 44 aa yı aldık. İtiraz ediyorsunuz diye peptit bağı oluşumunu ve L&D olma durumunuda iptal ettik. E daha ne yapalım?? İlla evrim var olacak diye 10 aa lık proteinlerden mi bahsetseydik. Haklısın raslantısal olarak 3 boyutlu yapısına asla kavuşamaz. Ama denklemin diğer tarafında Sonsuz Akıl yer alırsa bu pek doğal bir olay olur. Bu başlığı senin iddiaların üzerine açtık. Şimdi geçersiz dediğin hesapların geçersizliğini ortaya koymak zorundasın. 44 aa lık proteinin evrimleştiği yok o ilk oluşan proteinlerden biri olabilir ancak ve bundan daha büyük her protein imkansız. İmkansızı savunduğunuzu umarım anlarsınız bir gün...
                       Kitap incelemesi yaparken tavsiyem üzerinde fazla bilgin olmayan konulara girme.... Sonra matematik karşısında tutunmak zorunda kalırsın....
Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #21 : 12 Nisan 2006 - 22:37:45 »


İletilerindeki karşı tarafı aşağılamaların, seviyesiz üslubun sırf polemik yapmak için cevap verdiğini gösteriyor.

Proteinlerin nasıl katlandığı konusunda bilgin yoksa yaptığın yorumu kendine sakla. O örneği yaptığınız olasılık hesaplarının geçersizliğini anlatmak için verdim.
Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #22 : 12 Nisan 2006 - 22:48:28 »

                             Merak etme var bilgim ama saptırmanın anlamıyok
Varsa itirazın ortaya koy bizde görelim. Çarpıtma hesaplamaların neresinde görelim. Konuyu geçiştirme çalışıp yuvarlak cümlelere sığındığınız an uslubum değişir. Proteinin 3 boyutlu yapısı diziliminin sonucu mu değil mi????
Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #23 : 12 Nisan 2006 - 22:59:39 »


İtirazlarımızı, eleştirimizi (özellikle peptid bağları ve aa'ların L-D formları üzerine) söyledik kaç kere.

Üstteki iletilere bir bak bakayım neyi geçiştirdik? Birden aşağılayıcı bir tavır takınmaya başladın.

Sorumu yineliyorum.

Denatüre olmuş bir protein mesela 3. aa ile 21. aa arasında gibi bir çok aa arasında meydana gelen zayıf kovalent bağlar neticesinde kıvrılarak tekrar 3 boyutlu konformasyonuna ulaşabilmektedir. Şimdi, bu protein 500 aa'dan oluşsa sizin mantığınızla bu iki aa'nın birbirini bulma ihtimalleri 500'de 1'dir; proteinin kıvrılabilmesi için 20 tane bu tür zayıf interaksiyonların olduğunu kabul edersek yaklaşık olarak 1050 de 1 gibi bir ihtimal çıkar karşımıza; yani protein asla 3 boyutlu yapısın akavuşamaz; ama proteinler tek seferde, deneme yanılma yapmadan bu konformasyonlarına ulaşabilmektedir.

Buna cevabımız sonsuz akıl deyip geçiveremeyiz. Sonsuz akıl sebeler dairesinde kendini gösterir (bu da inançlı bir insanın yorumudur; bilimsel değildir).
Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #24 : 12 Nisan 2006 - 23:22:47 »

                      Şekli bozulmuş proteinin dizilimi bozulmamuıştır.Ona ilk şeklini verende dizilimidir. zayıf bağlar dizilim nedeniyle oluşmakta. aa ların 3 boyutlu yapısı proteinin şeklini belirlemekte bozarsanız kararlı halke ulaşmak için aa lar şekillerini muhafaza eder buda proteinin ilk şeklini geri alması demektir. Kıvrıvlar aa ların şekliyle oluşuyor. Onun için oarak anaemisi sadece tek aa daki değişiklikle oluşuyor. Farklı kıvrldığı için farklı bir şekil yapı oluşuyor. Dizilimin sonucu için neden ayrı olasılık hesabı yapalım ki!!!! Önemli olan dizilimin doğru şekilde oluşması... Ve tüm basitleştirmelerimize rağmen imkansız. Yine aa ların 3 boyutlu yapısı proteinin nihai şekli ve işlevinde etkili olduğu için L&D olmasını dikkate alamamız gerektiği halde bunu göz ardı ettik ve hala büyük sayılar var elimizde ve bu büyük çeşitlilik bizi "0" a götürüyor. Bunun üzerinde spekilasyon yaparsanız haliyle "samimiyetiniz" noktasında şüphelerimiz oluşuyor. Tüm itirazlarını kabul etetim ancak 44 aa lık bir proteine itirazını kabul edemem. Canlıllıktan bahsediyoruz burada. İşlevsel olmasından bir amaca hizmet etmesinden bahsediyoruz. Eğer varsa olasılık hesabında bir yanlışımız matematiksel olarak hatamızı kabul etmeye hazırız. İki şerli guruplar halinde ihtimal artığı için hesapları bu şekilde yaptım. Ben samimiyet sınavından başarıyla geçtiğime inanıyorum. Eğer sayıları şişirmek gibi bir niyetim olsaydı tek dizilimle ele alırdım ikişerli guruplar halinde değil....
Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #25 : 12 Nisan 2006 - 23:47:21 »


Sanırım anlatmak istediğimi anlatamıyorum. Bu örneği vermemdeki amacım moleküler düzeyde meydana gelen etkileşimlerin kendiliğinden oluştuğu ve bu yüzden ihtimal hesapları yaparken bunların hesaplanamayacağı, bu yüzden proteinin 3 boyutlu yapısına kavuşabilme ihtimali 10 üzeri 50 de 1dir in hiç bir anlamı olmadığı idi.

Nasıl ki bu bağlanmalar dizilimin doğal bir sonucu olarak kendiliğinden meydana geliyorsa, aa'lar bir araya gelirlerken de belirli özelliklerinin sonucu olarak kendiliğinden bağlanıyorlar, hatta birbirine benzer özellikleri olan aa'lar birbirlerinin yerini alabiliyorlar ve protein yapısında çok az değişiklik meydana geliyor ya da hiç gelmiyor.

Alıntı
aa ların 3 boyutlu yapısı proteinin şeklini belirlemekte bozarsanız kararlı halke ulaşmak için aa lar şekillerini muhafaza eder buda proteinin ilk şeklini geri alması demektir. Kıvrıvlar aa ların şekliyle oluşuyor.

Bu kısmı da düzeltelim. Amino asitlerin şekillerini muhafaza etmesiyle bir alakası yok. Denatürasyon sadece zayıf bağların kopmasıyla oluşuyor, protein düz bir zincir haline geliyor. Proteinlerin özel yapılarına kavuşmalarında kıvrımlar sadece aa şekilleri ile alakalı değil. Belirttiğim gibi 13. sıradaki ile 39. sıradaki aa etkileşime giriyorlar.
Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #26 : 13 Nisan 2006 - 00:11:44 »

                  Bir aa dan sonra her hangi bir aa gelebiliyorsa olasılık hesabının bir anlamı vardır. Tammemn doğal olarak kimya kanunlarına bağlıda kalsalar hepsi bir birinden sonra yer alabildiği için doğru dizilimin oluşup oluşamayacağına bakmamız gerekiyor.
                 
Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #27 : 23 Nisan 2006 - 03:49:01 »


Bu konuyla ilgili olarak tartışılan peptid bağlarına ilişkin Bilim ve Teknik'ten bir cevap:

"Amino asitlerin yalnızca kendi aralarında yaptıkları bağların adı peptid bağları. Peptid bağlarıyla bir araya gelen amino asitler, proteinleri oluşturuyorlar. Ancak, amino asitlerin yaptıkları bağlar bununla sınırlı değil. Amino asitler kendi aralarında disülfit bağları* gibi özel bağlar ve bir takım kovalent olmayan* etkileşimler de yapabiliyorlar. Ayrıca başka moleküllerle bir araya geldiklerinde oluşturdukları farklar bağlar da var. Örneğin nükleotitlerle ya da su molekülleriyle yaptıkları hidrojen bağları."

* Kişisel notum: Sadece S (Kükürt) elementi içeren iki "Cysteine" aminoasiti arasında oluşan "disülfit bağları" ve diğer kovalent ya da kovalent olmayan bağlar proteinin 3 boyutlu konformasyonuna erimi sırasında oluşmaktadır.
Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #28 : 23 Nisan 2006 - 04:34:45 »



"Amino asitlerin yalnızca kendi aralarında yaptıkları bağların adı peptid bağları. Peptid bağlarıyla bir araya gelen amino asitler, proteinleri oluşturuyorlar. Ancak, amino asitlerin yaptıkları bağlar bununla sınırlı değil. Amino asitler kendi aralarında disülfit bağları* gibi özel bağlar ve bir takım kovalent olmayan* etkileşimler de yapabiliyorlar. Ayrıca başka moleküllerle bir araya geldiklerinde oluşturdukları farklar bağlar da var. Örneğin nükleotitlerle ya da su molekülleriyle yaptıkları hidrojen bağları."


                      aa ların su molekülleriylede bağlanabiliyor olması proteinlerin su içeren ortamda oluşmasını zorlaştırır. (Burada canlı dışında protein oluşumunu ele alıyorum. Canlı içinde çok nokta kontrollü bir protein üretimi süreci var) aa ların bulunduğu ortamda eğer su varsa aal lar bağ yapacak enerjiye ulaştıklarında su moleküleriylede bağlanabilirler. Buda ilk proteinlerin okyanus diplerinde oluşamamasının diğer bir sebebi olarak karşımıza çıkar. aa'ları soğuk tuzak etkisi oluşturan okyanusların dışına çıkartığınızda ise yapıları bozulur. Dolayısıyla, aa'lar ortamda var olsa bile canlının temel yapı taşı olan proteinler, "ilkel" dünya şartlarında oluşamıyacaktır. Proteinlerin oluşamadığı bir ortamda canlılığın oluşması beklenemez. O halde ilk canlı hücre ne zaman nerde ve nasıl olumuştur sorularını cevaplamak için "evrim teorisi "'nden ki aslında hipotez farklı bir kurama ihtiyaç vardır. Ve evrim hipotezinin dayandığı raslantı temelinden farklı olmak zorundadır...
Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #29 : 23 Nisan 2006 - 04:57:13 »


Evrim Teorisi "Hayatın Nasıl çıktığı" ile ilgili olarak ortaya atılmış bir teori değil, türleşmenin ve canlı çeşitliliğinin nasıl gerçekleştiği üzerine savlanmıştır, yani ikisi ayrı konulardır.

Hayatın nasıl çıktığı "belirsiz" olsa da çalışmalar devam etmekte ve cevabının çok da kolay olmadığı büyük bir gerçek. "Hayatın kökeniyle" ilgili baskın görüş "Abiyogenez" teorisidir.
Logged

AHHA!
Sayfa: 1 [2] 3 4   Yukarı git
Yazdır
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi  |  Katagoriler  |  Evrim (Moderatör: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç)  |  Konu: Proteinler tesadüflerle mi oluştu?
Gitmek istediğiniz yer:  

Bu Sayfa 0.085 Saniyede 25 Sorgu ile Oluşturuldu
Forumda Arama                   Gelişmiş Arama
Sponsor Bağlantılar
Forum Duyuruları
Forumda çıkan hatalar, sorunlar, öneri ve eleştirileriniz için "Hata Rapor" başlığını kullanabilirsiniz.
Forum Rütbeleri / Mesaj Sayısı
Yeni Üye < 10
Aktif Üye 10-29
Paylaşımcı Üye 30-49
Tecrübeli Üye 50-99
Uzman Üye > 100
Forum RSS