GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Forum Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Anket
Soru: Evrim konusunda size en mantıklı gelen şıkkı işaretleyiniz.
Evrimin yoktur; akıllı tasarım, yani canlıların Yaratıcı tarafıdan ayrı ayrı yaratılışı vardır. - 20 (38.5%)
Yaratıcının yaratması evrim formunda gerçekleşmiştir. Yani her şey O'nun bilgisi dahilindedir, ancak canlıları değişim yoluyla birbirinden türetmiştir. - 22 (42.3%)
Evrim Yaratıcı ile bir ilgisi olmadan, tamamen tesadüfi etkenler sonucu vuku bulmuştur. - 10 (19.2%)
Toplam oy: 52

Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6 7   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Evrim hakkında düşünceleriniz  (Okunma Sayısı 6025 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 111
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #45 : 28 Haziran 2008 - 01:14:37 »

Tüm canlıların paylaştığı ortak bir yarar paydası var mıdır ? Bir canlı için yararlı olduğunu düşündüğünüz şey milyonlarca tür ile temsil edilen canlılığa ortak derecede yarar sağlayabilir mi?

Bilim kesinlik içermeyen kanıtlar sunar çünkü bu kanıtlar farklı gözlemler sonucu her an değişebilir ve bu bilimde normal karşılanır dinsel savlarda ise  kanıtlara gerek duyulmadan kesinlik içeren sonuçlar ile karşılaşırız dünyanın 6 günde yaratılması ya da milattan önce 4004 yılında vs. bu savlarda kanıt yoktur ancak iddialarda kesinlik vardır ;  gibi bu anlamda bilim ile dinin aynı çalışma yöntemine başvurduğunu söyleyemeyiz.Peki din veya bilim değersiz midir benim nezdimde değildir ikiside değerlidir ve isteyen ikisinden de inanılmaz derecede faydalanabilir ya da zararını görebilir bu kişiden kişiye değişir.

Pozitif bilimlerin kapsamadığı bir çok alan vardır ,ahlak bunlardan birisidir veya lütfen aşağıdaki alıntıyı okuyun ;

Bilimin bize neyi güzel ya da çirkin , iyi ya da kötü,ahlaka uygun ya da ahlak dışı olduğunu söyleyemez.Bilim bize yaşamın anlamının ne olduğunu ve doğa üstü bir varlık olup olmadığını da söyleyemez(bkz. Gould 1999;Pigluicci 2002).

Peki bilim ne söyleyebilir çerçevesi nedir ;

"Bilim insanları dünya çapında bir tufanın varlığını ya da dünyanın tüm canlıların yaşının 10.000 yıldan daha az olduğu gibi bazı özel yaratılışçı savları sınayıp yanlışlayabilir ama bilimciler tanrının var olduğunu ya da tanrının herhangi bir şeyi yarattığı gibi hipotezleri sınayamazlar çünkü bu tür hipotezlerin ne gibi oluşumları kestirebileceğini bilemeyiz.(Bu doğaüstü olanıklılıkları kesin olarak yanlışlayabilecek bir gözlem düşünmeye çalışın).Bu nedenle bilim,doğal dünya hakkında açıklamayı arzu ettiğimiz her şeyden doğal nedenlerin sorumlu olduğunu kabul etmek zorundadır" (bilim,inanç ve eğitim adlı makaleden alıntı)


Umarım anlaşılmam için gerekli kelimeleri doğru kullanmışımdır,Saygılar...

« Son Düzenleme: 28 Haziran 2008 - 01:16:45 Gönderen: Onur Doğan » Logged

"Çoğumuz kuantum kuramını ya da Einstein'ın Özel görelilik ve Genel görelilik kuramlarını anlamayız; ama anlamamamız bu kuramlara karşı çıkmamızı gerektirmez!"Einsteincılığın" tersine,Darwincilik konusunda bilgisi olan olmayan ahkam kesiyor. Sanırım Darwinciliğin bir sorunu da, Jacques Monod'nun dediği gibi,herkesin bu kuramı anladığını zannetmesi." Richard Dawkins(Kör Saatçi,s:III)
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 141
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #46 : 28 Haziran 2008 - 01:18:25 »

Teşekkür ederim,Verdiğin bilgiler için hayatını mutlu ve başarılı geçirmen dileğiyle kendine çok iyi bak arkadaşım iyi tartışmaydı:)
Logged

Life lives in the details Yaşam detaylarda gizlidir
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 111
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #47 : 28 Haziran 2008 - 01:46:16 »

Ben teşekür ederim sizden farklı düşünmeme rağmen bana gösterdiğiniz saygıdan dolayı. İyi dileklerinizin aynısını bende size sunuyorum.

Saygılarımla...
Logged

"Çoğumuz kuantum kuramını ya da Einstein'ın Özel görelilik ve Genel görelilik kuramlarını anlamayız; ama anlamamamız bu kuramlara karşı çıkmamızı gerektirmez!"Einsteincılığın" tersine,Darwincilik konusunda bilgisi olan olmayan ahkam kesiyor. Sanırım Darwinciliğin bir sorunu da, Jacques Monod'nun dediği gibi,herkesin bu kuramı anladığını zannetmesi." Richard Dawkins(Kör Saatçi,s:III)
Yeni Üye
*
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 9
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #48 : 11 Temmuz 2008 - 20:34:38 »

1-YARATICI VARDIR     
2-YARATICI YOKTUR
3-YARATICI VARSA  (BANA GÖRE VAR)  EVRİM YOKTUR
4-EVRİM VARSA  YARATICI YOKTUR.
5-YARATICININ VARLIĞINI İSPAT EDEBİLİRMİSİN   
    HAYIR:BİZİM VARLIĞINI İSPAT EDEBİLECEĞİMİZ ŞEY YARATICI OLAMAZ.
6-EVRİM İ  İSPAT EDEBİLİRMİSİN 
   HAYIR:EVRİMİ İSPAT EDEBİLİRSEN YARATICI SEN OLURSUN AMA ODA OLMAZ.   
       
                    BİLİMSELLİKLE CEVAP VEREMEDİĞİMİZ KONULARI SADECE İNANÇ VE DUYGULARIMIZLA İFADE EDEBİLİRİZ.

                  İKİSİNDEN BİRİNE İNANIRSIN.AMA İKİSİNİN ORTASI OLMAZ.
     
Logged
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 306
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #49 : 11 Temmuz 2008 - 21:18:51 »

her şeyin orta yolunu bulabiliriz a17 yeter ki inan
Logged
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 111
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #50 : 11 Temmuz 2008 - 23:29:31 »

Evrimin bilimsel olduğunu kabul edip dini anlamda da Tanrıya inanabilirsiniz insanları "etiketlememek" gerekli,  evrimi savunan bir ateistte olabilirsiniz evrimi savunan müslümanda hristiyanda musevide vs. ortak düşünce yapısını paylaşmayan farklı çalışma prensibleri ile ilerleyen iki kavramı  (bilim ve din oluyor) bir cevap üzerine muhattap kılamazsınız.
Saygılarımla.
« Son Düzenleme: 11 Temmuz 2008 - 23:40:48 Gönderen: Onur Doğan » Logged

"Çoğumuz kuantum kuramını ya da Einstein'ın Özel görelilik ve Genel görelilik kuramlarını anlamayız; ama anlamamamız bu kuramlara karşı çıkmamızı gerektirmez!"Einsteincılığın" tersine,Darwincilik konusunda bilgisi olan olmayan ahkam kesiyor. Sanırım Darwinciliğin bir sorunu da, Jacques Monod'nun dediği gibi,herkesin bu kuramı anladığını zannetmesi." Richard Dawkins(Kör Saatçi,s:III)
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 141
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #51 : 13 Temmuz 2008 - 11:57:21 »

bilim ve din aynı yollarda değilmi yani ikisi aynı yollardan geçemezlermi? Ne yazıkki herkes öyle biliyor bilim ve din birbiri içinde araştırılamaz diye. Bakmak ve görmek farklı şerlerdir. İnsanlar bilim ve din çıkmazlığına bakıyorlar ama aslında böyle bir tezatlığın hiçbirzaman var olmadığını göremiyorlar. İşte bu noktada herşey insana kalmış nasıl düşünürseniz öyle ilerlersiniz nasıl ilerlerseniz işte öylede  karşılığını bulacaksınız. Teşekkürler.
Logged

Life lives in the details Yaşam detaylarda gizlidir
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 306
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #52 : 13 Temmuz 2008 - 12:20:23 »

güzel diyorsunuz ama böle gereksiz tartışmaların yapıldığı ender ülkelerden biriyiz. geri kalmışlık durumumuza şsşmamamız gerek
Logged
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 111
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #53 : 13 Temmuz 2008 - 16:05:31 »

O zaman mitleri de bilime sokalım tam olsun ne de olsa insanlar bir ara onlara inanıyorlardı; dünya üzerinde binlerce farklı dini inanç var hepsini bilimsel sayalım.
Saygılarımla
« Son Düzenleme: 14 Temmuz 2008 - 00:11:42 Gönderen: Onur Doğan » Logged

"Çoğumuz kuantum kuramını ya da Einstein'ın Özel görelilik ve Genel görelilik kuramlarını anlamayız; ama anlamamamız bu kuramlara karşı çıkmamızı gerektirmez!"Einsteincılığın" tersine,Darwincilik konusunda bilgisi olan olmayan ahkam kesiyor. Sanırım Darwinciliğin bir sorunu da, Jacques Monod'nun dediği gibi,herkesin bu kuramı anladığını zannetmesi." Richard Dawkins(Kör Saatçi,s:III)
Aktif Üye
**
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 11
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #54 : 13 Temmuz 2008 - 23:22:33 »

yazı biraz uzun olsada güzel özetlenmiş bir yazı
İnsan Dünya'yı Ele Geçiriyor
İ.Ö. 5.000 yılında gezegenimizde 20 milyon dolayında insanın yaşadığı biliniyor. Bu, bugünkü Türkiye nüfusunun yaklaşık üçte biri kadar. Erken Taş Çağı'nda tarım ve hayvancılığın başlamasıyla nüfus sürekli bir biçimde artmaya başlamış. Yaklaşık 200 yıl önce Sanayi Devrimi başladığında 700 milyon olan dünya nüfusu, büyük bir patlama göstererek günümüzde 5 milyara ulaşmış.

İnsanlığın Başlangıcı
İnsanın kökeni 14 milyon yıl önce primatlardan ayrılan bir kola dayanıyor. Büyük olasılıkla 2 milyon yıl kadar önce Doğu Afrika’daki savanlarda yaşamış olan Homo habilis en eski insan türü sayılıyor. Homo habilis’in iki ayağı üstünde yürüdüğü ve araç yapmak için gerekli olan kavramsal düşünce yeteneğine sahip olduğu, avcılıkla geçindiği ve ilk toplumsal davranışları göstermiş olduğu sanılıyor. Yaklaşık 1 milyon yıl sonra ortaya çıkan Homo erectus’un izlerine Cava Adası’nda Asya’da ve Akdeniz bölgesinde rastlanıyor. Bu dönemde Asya’dan Amerika’ya geçen toplulukların bu iki kıtayı birbirinden ayıran Bering Boğazı üzerindeki adaları bir köprü gibi kullandıkları anlaşılıyor. Günümüzden yaklaşık 100 bin yıl önce görülen Homo sapiens’in duygulara sahip olduğu, karşılıklı yardımlaşmayı ve toplumsal yaşamayı bildiği düşünülüyor. En son olarak yaklaşık 50 bin yıl önce onun bir alt türü olan Homo sapiens’in yani bugünkü insanın geliştiği sanılıyor. Bu insan türü 30 bin yıl sonra yeryüzünün her yanına yayılmış.
Irkların Gelişmesi
Buzul çağları insanların yayılmasını önemli ölçüde etkilemiştir. Sonuncusu günümüzden 10 bin yıl önce sona ermiş olan buzul çağları sırasında karaların önemli bir bölümü kar ve buz altındaydı. Bu koşullara uyum sağlayamayan insanların göç etmesi onların geniş bir alana yayılmasını sağladı. Bu arada evrim durmuyor ve insanların yaşadıkları coğrafi bölgeye uyum sağlaması sonucu çeşitli ırklar ortaya çıkıyordu. Bugünkü farklı ırklar ve etnik çeşitlilik işte bunun bir sonucudur.
Örneğin, kuzeyde yaşayanların soğuğa dayanıklı olmaları gerekiyordu. Eskimolar’ın gövde yapılarının küçük olması, derilerinin altında da koruyucu bir yağ katmanının bulunmasının nedeni budur. Ayrıca burun ve kulaklar küçük ve başa daha yakındır. Bununla birlikte ırk sınıflandırmalarının çok daha karmaşık görüngülerin kuramsal basitleştirmeleri olduğunu unutmamak gerekir.
İnsanların Yayılışı
İlk sürekli yerleşmeler günümüzden yaklaşık 10 bin yıl önce yabanıl tahılların ekimine başlanması, yani tarımsal üretime geçilmesiyle kuruldu. Bu tür yerleşmeler hem Önasya ve Asya’da, hem de Orta Amerika’da ortaya çıktı.
İnsanların karalar üstünde eşit olmayan bir biçimde yayılmasının temel nedeni doğa koşullarıdır. Onun için de ilk kültür merkezleri pek çok insanı besleyebilen yörelerde oluştu. Verimli topraklar ve su hem Mezopotamya’da, hem de Nil Vadisi’nde bulunduğundan ilk yerleşmeler buralarda ortaya çıktı.
İnsanların yeryüzünde yayılışı yüzyıllar boyunca aşağı yukarı aynı kaldı. Sürekli yaşanan toprak edinme savaşları ve kabilelerin birbirlerini egemenlik altına alma çabaları dünyanın görece küçük bir bölümünde yaşandı.
Yeryüzünün Avrupalılaştırılması
15. yüzyılda Avrupalılar önce araştırmak, sonra da sömürgeler kurmak için bütün dünyaya yayılmaya başladılar. Avrupalılar önce Kuzey Amerika’yı, sonra da Avustralya’yı ele geçirdiler. Asya’da ve Afrika’da ise daha önce kurulmuş olan ileri uygarlıkları denetimleri altına aldılar. Güney Amerika gibi ülkelerde var olan krallıkları ortadan kaldırdılar, ama hiyerarşik yapıyı koruyarak kendi amaçları doğrultusunda kullandılar.
Bu ilk göç dalgasını bir ikincisi izledi. Bu kez egemenlik altına alınan halkların sayıları milyonları bulan bireyleri zorla başka kıtalara götürüldü ve burada köleleştirilerek işgücü olarak kullanıldı. Özellikle Afrika’dan Kuzey ve Güney Amerika ile Antiller’e çok sayıda köle götürüldü. 1860’ta Kuzey Amerika’da yaşayan toplam 12 milyon insanın 4 milyonu köleydi. ABD’de bu kölelerin soyundan gelen Siyahlar günümüzde toplam nüfusun yüzde 12’sini oluşturuyor ve hala toplumsal olarak dışlanmış bir biçimde yaşıyorlar. Avrupalılar’ın öteki kıtalara, özellikle Kuzey Amerika’ya göçü yüzyılımıza değin sürdü. 1890-1920 arasında ABD’ye 15 milyon kişi göç etti.
Günümüzdeki Gelişmeler
Günümüzde sesten hızlı uçakların ve öteki ulaşım araçlarının yardımıyla insanlar hızla yer değiştirebiliyor. Her yıl 100 milyon insan Akdeniz yöresinde tatil yapabilirken, başka yerlerde kuraklık ve açlık nedeniyle göçler ya da baskı ve savaş nedeniyle kitlesel sığınmalar gerçekleşiyor. Örneğin, bugüne değin Mozambik’deki iç savaştan tam 1 milyon kişi kaçmış, kuraklık nedeniyle yaklaşık 2 milyon kişi Etiyopya’yı terk etmiş. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde göçler sürerken dünya nüfusunun yüzde 50’den çoğu kentlerde yaşıyor. Eğer insanlar hızlı nüfus artışını denetim altına almayı başaramazlarsa gelecekte belki de Homo sapiens sapiens’in ortadan kalkmasına neden olabilecek kadar büyük bir felaketle karşı karşıya kalabilirler
Logged
Aktif Üye
**
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 11
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #55 : 13 Temmuz 2008 - 23:26:27 »

bu arada anket sorusunun şıkları hoşuma gitmedi son şık çarpıtılmak isteniyor anketi yapan yukardaki yazıyı ve sitedeki yazıları okursa iyi olur
Logged
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 306
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #56 : 14 Temmuz 2008 - 19:05:08 »

şu konumdan sonra anketle ilgilenen kişi kalmadı zaten.herkes bir görüş belirtme cabasında
Logged
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #57 : 18 Temmuz 2008 - 21:19:10 »

      Zan da husnu-zan esastır... Elbette geçmişte yaşananlar geçmişte kalmıştır... ama burada amaç geçmişte yaşananı aktarmak değil, insan modelleri sunmaktır... insan her devirde insandır ve evrimsel süreçten gelmediği için fıtrat olarak hep aynıdır... Dolayısıyla geçmişin hikayeleri (kıssalar) yaşanmış bitmiş değil yaşanan şeylerdir... Hala firavunlar nemrutlar Ebu lehepler olduğu gibi, Peygamberlerin hayatlarıyla örneklenmiş iyi insanlarda var... Kur'an kıssalardan bahsederken kişileri değil kişilerin temsil ettiği modelleri ortaya koyar... Ve ne gariptir ki her dinin her felsefi akımın bir "insan" tanımı vardır. Gizli yada aşikar ama insanı mutlaka bir şekilde modellemiştir. Mucizelere güç gsöterisi olarak bakmak ne kadar doğrudur? Rahmanın Rahmetindendir sunulan.... Ve Vakıadırlar. Hz İsa'nın babasız dünyaya gelişi Vakıa dır. Çünkü peşinde yaşanan iftiralar zulmler var.... Ebabiller Vakıadır çünkü yok olan 60 bin kişilik bir ordu var...
Alıntı
AYNA temizlenip görüntü netleştiğinde “Elem tera (GÖRmedin mi ?)” denilir, o zaman MANA açılmış olur ;=).  İlginç ki, geçmişte (!) yaşanmış bitmiş (!) bir olay için “Görmedin mi” deniliyor ?!..
    Olay Hz Muhammed (s.a.v)'in doğumundan 52 gün önce vuku bulmuştur ve ayetin muhatabı olaya şaittir... Kur'an hatırlatma yapıyor hem onlara hem onlardan sonrakilere... Ad ve Semut kavminin birlikte anılışının sebebide yine modellemedir. Ad'ın başına gelenleri çürük yapılara bağlayan Semud graniti oyarak evler yapmıştı kendilerine... Bu bir yaklaşımdır ki günümüzde sıkça görebileceğiniz bir yaklaşımdır... vs... vs... Neye nasıl inandığınız sizi bağlar... "Senin dinin sana benim dinim bana... " dememdeki sebepte buydu... Ama göz ardı edilemez vakıalar. Zaten vakıa'yı açıklamak içindir tüm tezler...
     Kur'an ne fizik ne kimya ne tarih öğretisidir.Kur'an hayat öğretisidir. ve hayat hayatla öğretilir. Onun için Resul vardır. onuniçin aktarılan kıssalar vardır... Ve mucizeler vardır. Hayat gibi.... Rahman varlığını delilsiz bırakmaz... Ve sebepleri sorgularken sona geldiğiniz her yerde bir mucize vardır... Ve mucize sadece insan için vardır zira Allah'a mucize olmaz... Kıyamet bile....
Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Uzman Üye
*****
Online Online
Mesaj Sayısı: 201
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #58 : 20 Temmuz 2008 - 14:08:17 »

Varsayımsal dogruları destekleyen bir ortamda temız saf ve guvenılır bilgiler doğmaz.varsayımsal doğrularla ıddalar atan bireyler ESP(duyum ötesi algı) sayesinde yorumlar ve cevaplar verir.Bu tip kişiler için mümkün olmayan bir şey yoktur.eğer inanıyorsa vardır, yoksa yoktur.ortaya atılan iddalara da hep ınandıgın şeyin ugrunda olur,kanıtlanmış ve ıspatlanmış şeyler ugurunda değildir. bu evrim konusu için de gecerlidir din ve ve allah konusu için de geçerlidir.Dolayısıyla ortaya ne kadar idda atılırsa atılsın kimse  ortak bir doğruya varıcağını sanmyorum.Evrim konusu genlde varsayımsal   ıddalarla ortaya atılır kanımca, bu yuzden tam desteklenir bir konu deildir(kanımca).Belki bilimsel kanıtlar oldugunu ,fosillerin bir kanıt oldugunu vs gibi  ıddalar  atarsınız,ancak butun bu bilgiler  evrime  inanmış kişilerin verdikleri bilgilerdir sizin kendiniz buldugunuz bilgiler değildir.,onların verdıklerı bu bilgilerde ne kadar tarafsız oldugunu tartışılır.
Logged

Saygı
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 141
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #59 : 20 Temmuz 2008 - 17:41:45 »

pavel dediklerin çok güzel düşüncelerimi anlatan bir yazı teşekkürler biz bunlarla sınırlı kalmayalım araştırmaya ve bilime ve toplumumuza katkı yapmaya devam
Logged

Life lives in the details Yaşam detaylarda gizlidir
Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6 7   Yukarı git
Yazdır
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi  |  Katagoriler  |  Evrim (Moderatör: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç)  |  Konu: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gitmek istediğiniz yer:  

Bu Sayfa 0.164 Saniyede 31 Sorgu ile Oluşturuldu
Forumda Arama                   Gelişmiş Arama
Sponsor Bağlantılar
Forum Duyuruları
Forumda çıkan hatalar, sorunlar, öneri ve eleştirileriniz için "Hata Rapor" başlığını kullanabilirsiniz.
Forum Rütbeleri / Mesaj Sayısı
Yeni Üye < 10
Aktif Üye 10-29
Paylaşımcı Üye 30-49
Tecrübeli Üye 50-99
Uzman Üye > 100
Forum RSS