GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Forum Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Anket
Soru: Evrim konusunda size en mantıklı gelen şıkkı işaretleyiniz.
Evrimin yoktur; akıllı tasarım, yani canlıların Yaratıcı tarafıdan ayrı ayrı yaratılışı vardır. - 20 (38.5%)
Yaratıcının yaratması evrim formunda gerçekleşmiştir. Yani her şey O'nun bilgisi dahilindedir, ancak canlıları değişim yoluyla birbirinden türetmiştir. - 22 (42.3%)
Evrim Yaratıcı ile bir ilgisi olmadan, tamamen tesadüfi etkenler sonucu vuku bulmuştur. - 10 (19.2%)
Toplam oy: 52

Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 7   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Evrim hakkında düşünceleriniz  (Okunma Sayısı 6027 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #30 : 25 Haziran 2008 - 19:31:19 »

sayın alp eren beni hikayeler ilgilendirmez kuran bir sürü hikayelerden oluşuyor gibi şeyler yazmıştın yanlış hatırlamıyorsam.

Unuttu isen hemen yukarıda iletimden ne dediğimi okuyabilirdin :=).

Kur'ân (ibretlik veya değil) hikâye kitabı değil demiştim..

Alıntı sahibi: kn an akyuz
Zürafayı örnek alalım.Bu hayvan yüksek boylu ağaçlar olduğu için ve hayatını devam ettirmek için boynunu uzatmak zorunda kalmış ve bugünkü şeklini almış.

Zürafa'nın bu konuda bilinçli bir eylemi yok.. Çevre baskısı ilgili tür için hangi yönde oluyorsa en iyi uyum sağlayanlar koşulların kendisi nedeniyle seçiliyor. Uyum sağlayamayan bireyler zamanla eleniyor.

Alıntı sahibi: kn an akyuz
Peki nasıl oluyorda başlarda boynunu uzatamadığı dönemlerde aç kalmamış ve nesli tükenmemiş.

Aç kalmamış :=).

Alıntı sahibi: kn an akyuz
Hadi diyelim ozaman yerdeki yiyecekleri yemiş peki ozaman neden boynunu uzatmış.

Boynu kısa olan bireyler de karnını doyurabiliyorken :=), zürafa populasyonundaki bireylerden kimisinde uzun boyluluk o çevre içinde avantaj yarattığı için zamanla bu avantajlı türlerin zürafa cemaati içinde sayıca baskın olmasını sağlamış.
Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 141
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #31 : 25 Haziran 2008 - 23:20:24 »

Sevgideğer "metu gen",

Konumuz canlı türlerinin yeryüzünde belirişiyle alakalı.

Bir önceki iletimde "Canlıların yeryüzünde 'yoktan meydana getirildikleri' iddiası-inancı termodinamik yasalarla çelişirken (çünkü bir anda belirli karmaşıklıkta bir canlı türü oluşamaz), birikimli seçilim sonucu uzun süreçler sonucunda türlerin birbirine dönüşümünü belirten Evrim gerçeği Termodinamikle çelişmez" demeye çalışmıştım.
Alıntı
Birikimli Seçilim
Canlıların rastlantı eseri ortaya çıkamayacak kadar olasılık dışı ve güzel ‘tasarlanmış ’olduğunu gördük. Öyleyse, nasıl var oldular? Yanıt-ki Darwin’in yanıtıdır bu şöyle: Canlılar, basit başlangıçların, rastlantı eseri hayat kazanabilecek kadar basit ilkel varlıkların, kerte kerte, adım adım dönüşümüyle ortaya çıktı. Bu birikimli süreci yönlendiren etken hayatta kalabilme çabasıdır ve gelişigüzel değildir. Bu bölümün amacı da, birikimli seçilimin gelişigüzel olmayan, temel bir süreç olarak gücünü gösterebilmektir. (1)

Yukarıdaki anlatım ne kadar açık değil mi? Bir evrimci profesör rastlantı, yani random süreçlerin, evrimin içinde olamayacağını itiraf ediyor. Peki, Rastlantı olmaz ise, deneme yanılma nasıl olur? Deneme yanılma olmaz ise birikim nasıl oluşur? Burada terk edilen sav ‘rastlantı ve olasılık mıdır? Yoksa ateizmin ta kendisi midir? Hayatta kalabilme güdüsü ve basit başlangıçlar-ki o basit başlangıçlar terk edilen rastlantı eseri hayat kazanabiliyorsa profesör ne demek istemektedir?

Aslında Sayın Richard Dawkins istemeye istemeye de olsa tasarımın varlığının aşikârlığı karşısındaki çaresizliğini kelimelerin arkasına gizlenmeye çalışarak, çaresizce inancını müdafaaya çabalamaktadır. Kendi kişisel seçimi olan, Darwinizmin bilinen hiçbir metodu ile tasarımı akli bir biçimde teoriye uygun anlatamayacağını da bilmektedir. Yapmaya çalıştığı ise sadece kitabın son paragrafında özetlemiştir;

Darwinci dünya görüşünün tüm mücadelesi bu iki koşulun sağlanması, yavaş yavaş, kerte kerte gelişen birikimli doğal seçilimin varlığımızın nihai açıklaması olması içindir. Evrim Kuramının da kerteciliği inkâr eden ve doğal seçilimin oynadığı merkezi rolü inkâr eden uygulamalar varsa, bunlar belirli örneklerde doğru olabilir. Fakat gerçeğin tümü olamazlar, çünkü evrim kuramının en can alıcı noktasını, astronomik olasılık dışılıkları çözümleme ve mucizeleri açıklama gücünü veren özünü inkâr etmektedirler. (2)

Bu genelde, bilimsel bir bulmacanın o zamanın bilimsel yetisi ve bilgisinin üzerinde olmasında kaynaklanır. Bilimde, bir makine, bir yapı yâda sürecin bir eylem yapması fakat bunu gerçekleştiren mekanizmaların bilinmemesinden ötürü “Kara Kutu “adlı garip bir terim vardır. Darwinin zamanında hemen hemen tüm biyoloji bir kara kutuydu, sadece hücre yâda göz değil sindirim ve bağışıklık sistemleri gibi birçok konuda böyleydi Çünkü nihai olarak hiç kimse biyolojik sürecin nasıl oluştuğunu açıklayabilecek durumda değildi.
Yeni Darwinci Hareketin önderlerinden olan ünlü tarihçi ve biyolog Ernst Mayr şuna değinmiştir;

Herhangi bir bilimsel devrim yada teori tüm çeşitleriyle Kara Kutuları kabul etmek zorundadır, bunun için eğer birileri tüm kara kutuların açılmasına kadar beklemek zorundaysa, bu kişinin zihinsel gelişmeler göstermesi asla mümkün olamayacaktır. Bu doğrudur. Fakat daha önceki günlerde tüm kara kutular nihayet açıldığında bilim ve bazen de tüm dünya değişmeye başlamıştı. Biyoloji Darwin’in ileri sürdüğü modele kıyasla olağanüstü gelişme gösterdi. Ve şimdi Darwin’in kabul ettiği Kara Kutular teker teker açıldı ve dünya görüşümüzde temelinden sarsıldı. (3)

1.Daniel C. Dennett, Aklın Türleri-bir bilinç arayışına doğru-Varlık/Bilim, sayfa 32
The Blind Watchmaker, Oxford University Press 1986 TÜBİTAK popüler bilim kitapları  Sayfa 55
2.Sayfa 404
3.Micheael J. Behe moleküler makineler adlı makalenin kalvenizm adlı kısmıdır.
Orijinal metni: http://www.arn.org/docs/behe/mb_mm92496.htm bulabilirsiniz.

« Son Düzenleme: 25 Haziran 2008 - 23:24:38 Gönderen: metu gen » Logged

Life lives in the details Yaşam detaylarda gizlidir
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 141
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #32 : 25 Haziran 2008 - 23:51:25 »



Yazı sahibi inancı doğrultusunda-yönlendirici bir tanımlama yapmış.

Kanun şu: "Enerji yoktan var ol(a)maz, vardan da yok ol(a)maz". Bu tanıma "kendiliğinden, bir başkası hariç, evren içinde-dışında" gibi manuple edici eklemeler lütfen yapılmasın.

Bu görüş farkında olmadan da Tanrı'yı Evren dışı bir varlık olarak lanse ediyor!

Tanrıyla Evren arasında bir sınır mı var? Sınır varsa, Tanrı'nın varlığının bittiği, evrenin başladığı bir yer, yani sınırlı bir Tanrı anlayışı ortaya çıkar. Evren Tanrı'nın neresinde? İçinde mi, dışında mı? Big Bang'i -kendi varlığına atfen- nerede patlattı? Biz Tanrı içinde boşluklar mıyız ? Düşünülmeli, dikkat edilmeli, Tanrı'yı iyi tanımalı..!

Yazar zaten şunu diyor: Termodinamiğin birinci yasası “enerjinin korunumu” yasası olarak da bilinmektedir. Buna göre evrende var olan enerjinin yok edilemez ve yeni bir enerjinin var edilemez. Gerçekte enerji hiçbir işlemle oluşturulamaz sadece dönüştürülebilir.
fark yok galiba sizin dediğinizle... Yani kendi düşüncesiyle yönlendirmiyor yazar.

Birde Allahı nasıl evren içinde kabul edebilirsiniz.Allah neden kendisini kapsayacak bir evren yapsınki.Sığınmak için mi acaba? Evreni, Allah tan daha büyük nasıl kabul edebilirsiniz ki! Velevki öyle oldu öyleyse Allah ta zaman içinde bir varlık olmazmı ? Biz evren yaratılışını kabul ediyorsak içindeki tüm varlıkla birlikte kabul etmiyormuyuz buna bizim kabul ettiğimiz zaman
da dahil.

Allah her şeyi kuşatmıştır.) [Nisa 126]
Bu ayete göre Allah acaba evreni hariç mi tutuyor onu kuşatamıyor mu?
Sınırlı Bir yaratan anlayışı neden çıksın evreni o kadar büyük düşünüyoruzki sanki Allahın ondan büyük olamayacağını zannediyoruz.Eser ustasının idrak edip anlayamayacağı gibi, akıl da kendisini yaratanın mahiyetini anlamaktan acizdir. Çünkü akıl, yaratılmıştır ve sanat eseridir ve sınırlıdır. Görmenin, işitmenin kısaca beş duyunun sınırlı bir algılama sahası olduğu gibi, aklında belirli bir anlama sahası, sınırlı bir algılama gücü vardır. Cenabıhakk’ın kudsî mahiyetini anlamak, idrak etmek, aklın idrak ve intikal sahasının dışındadır.
Galiba evrenimizi Allah katında çok büyük muhteşem bir şey sanıyoruz.Ustanın yaptığı sanat eseri o na zor gelmez.
« Son Düzenleme: 25 Haziran 2008 - 23:55:04 Gönderen: metu gen » Logged

Life lives in the details Yaşam detaylarda gizlidir
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 141
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #33 : 26 Haziran 2008 - 00:06:04 »




Organizmaların hücresel süreçlerinde basit moleküllerden karmaşık sistemlere dönüşümü sağlayan yığınla reaksiyon var.

YIĞINLA REAKSİYON
Behe’nin Darwin’in Kara Kutusu’nda ispatladığı gibi indirgenemez karmaşık bir sistem küçük, başarılı bir öncü sistemin değişiklikleriyle üretilemez. Çünkü herhangi bir öncü sistemde biyolojik yapılarda indirgenemez karmaşıklığın bir parçasının eksik olması, o öncü neslin hayatta kalmasını engelleyerek işlemez bir sistem oluşturacaktır. Hâlbuki doğal seçilim sadece işleyen sistemleri seçebilmektedir. Böylece eğer bir biyolojik sistem zamanla yavaş yavaş işleyen bir şekilde ortaya çıkıp üretilemeyecekse, bir başarısız çuvallamada, doğal seçilimin etki edebileceği bir şeyde doğal olarak olamayacaktır. İndirgenemez karmaşıklıkta bir sistem sadece tüm parçalar aynı anda birlikte olduklarında ve işlediğinde elde edilebilir. Eğer doğal seçilim, eğer indirgenemez karmaşık bir sistem üretecekse, bu sistemi bir kerede, bir anda üretmek zorundadır yâda üretemeyecektir. Bu sistemler basit olduklarında problem çıkaracak gibi gözükmemektedir. Ama öyle değildirler, İndirgenemez karmaşık biyokimyasal sistemler Behe’nin düşündüğü gibi çok sayıda farklı proteinden oluşan protein makineleridir, her biri işlevlerinin devamı ayrılamaz bütünlerdir, birlikte bu sistemler doğal seçilimin tek bir nesilde bir araya getirebileceklerinin ötesinde makinelerdir.

Bu tip bir indirgenemez karmaşık biyokimyasal sistem olarak Behe’nin ortaya koyduğu Kamçılı Hayvandır.(Bacterial Flagellum) Flagellaya sahip bakterimiz kırbaç benzeri bir eksen etrafında dönen hücresel motora sahiptir. Bu motorunu kendi yaşam çevresinde hareket etmesini sağlamaktadır. Kamçılı hayvan asitle güç sağlayan döngü motoruna, statora, O ring halkasına ve bushing adı verilen hareketli parçalara ve de bir sürüş miline sahiptir. Bu moleküler motorun karmaşık mekanizmasının yaklaşık olarak 50 proteine ihtiyacı vardır. Ve de bunlardan herhangi bir tanesinin yokluğu motorun işlevini tamamen kaybetmesiyle sonuçlanır.

İndirgenemez karmaşıklığın bu tip biyokimyasal sistemleri, Darwinci mekanizma yoluyla açıklanamaz. Gerçekten herhangi bir doğa bilimsel evrimci mekanizma tarihlemede bulunabilmiştir. Buna ek olarak indirgenemez karmaşıklığın moleküler düzeyde oluşması yüzünden indirgenemez karmaşıklığa göndermede bulunabilecek hiçbir temel biyolojik analiz yoktur, seçilim ve mutasyon hakkındaki Darwin analizleri hala başarıyı ümit etmektedir. Ne yazık ki biyokimyayı bir bilim dalı olarak değil de fiziğin bir alt dalı olarak görüp biyolojik bilginin açıklanabileceğini kabullenememektedirler. Hatta biyokimyasal bir sistemin indirgenemez bir karmaşıklıkta olmasını tamamıyla deneysel bir soru olarak görmektedirler; Şöyle ki, bireysel olarak her proteinin çıkarılması, oluşturduğu biyokimyasal sistemin işlevini kaybetmesine neden olur. Eğer öyleyse bizler indirgenemez karmaşıklıkta bir sistemle karşı karşıyayız demektir. (1)

Yâda diğer yolu yani Darwinci evrimcilerin yolunu seçebilirsiniz. Buda şunu gerektirir; Michale Behe, “indirgenemez karmaşıklık” görüşünü ortaya attı. Buna göre, özellikle biyolojik sistemlerdeki birçok mekanizma, birden çok basamağın ortak faaliyeti ile gerçekleşir ve bu basamaklardan birinin olmaması, sistemin tümünün çalışmaz hale gelmesi ile sonuçlanır. Dolayısıyla böyle bir sistem, rasgele küçük değişimlerle zaman içinde oluşamaz; aynı anda ve son şekliyle “yaratılmış” olmalıdır. Bunun en iyi örneklerinden birisi, vücudumuzdaki tüm hücrelerin enerji elde etmek için kullandıkları kimyasal bir yol olan “glikoliz” tepkimeleridir. Glikoliz, bildiğimiz şeker olan glikoz molekülünün 10 adımlık bir tepkimeler zinciriyle parçalanıp molekül içinde saklı durumda tutulan enerjinin, canlıların kullanabileceği enerji haline dönüştürülmesidir. Bu on basamağın her birinde son derece karmaşık protein aracılar iş görür ve bunlardan tek bir tanesinin eksik olması bile, canlılık için temel olan enerji üretiminin durması anlamına gelir. Darwinci Evrim kuramcıları da zaten bu konuda, “on basamaklı bu yolun aniden ve eksiksiz olarak evrildiğini kabul etmek zorunda ” (2) hissetmektedirler kendilerini.
1.William Dembski Bilim ve Tasarım adlı makalesiden alıntı
http://www.arn.org/ftissues/ft9810/articles/dembski.html bulabilirsiniz.
2. Ali Demirsoy, Yaşamın Temel Kuralları Cilt 1-Kısım 1. Meteksan Yayınları

Logged

Life lives in the details Yaşam detaylarda gizlidir
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 111
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #34 : 26 Haziran 2008 - 21:43:13 »

Alıntı
YIĞINLA REAKSİYON
Behe’nin Darwin’in Kara Kutusu’nda ispatladığı gibi indirgenemez karmaşık bir sistem küçük, başarılı bir öncü sistemin değişiklikleriyle üretilemez. Çünkü herhangi bir öncü sistemde biyolojik yapılarda indirgenemez karmaşıklığın bir parçasının eksik olması, o öncü neslin hayatta kalmasını engelleyerek işlemez bir sistem oluşturacaktır. Hâlbuki doğal seçilim sadece işleyen sistemleri seçebilmektedir. Böylece eğer bir biyolojik sistem zamanla yavaş yavaş işleyen bir şekilde ortaya çıkıp üretilemeyecekse, bir başarısız çuvallamada, doğal seçilimin etki edebileceği bir şeyde doğal olarak olamayacaktır. İndirgenemez karmaşıklıkta bir sistem sadece tüm parçalar aynı anda birlikte olduklarında ve işlediğinde elde edilebilir. Eğer doğal seçilim, eğer indirgenemez karmaşık bir sistem üretecekse, bu sistemi bir kerede, bir anda üretmek zorundadır yâda üretemeyecektir. Bu sistemler basit olduklarında problem çıkaracak gibi gözükmemektedir. Ama öyle değildirler, İndirgenemez karmaşık biyokimyasal sistemler Behe’nin düşündüğü gibi çok sayıda farklı proteinden oluşan protein makineleridir, her biri işlevlerinin devamı ayrılamaz bütünlerdir, birlikte bu sistemler doğal seçilimin tek bir nesilde bir araya getirebileceklerinin ötesinde makinelerdir.

Bu tip bir indirgenemez karmaşık biyokimyasal sistem olarak Behe’nin ortaya koyduğu Kamçılı Hayvandır.(Bacterial Flagellum) Flagellaya sahip bakterimiz kırbaç benzeri bir eksen etrafında dönen hücresel motora sahiptir. Bu motorunu kendi yaşam çevresinde hareket etmesini sağlamaktadır. Kamçılı hayvan asitle güç sağlayan döngü motoruna, statora, O ring halkasına ve bushing adı verilen hareketli parçalara ve de bir sürüş miline sahiptir. Bu moleküler motorun karmaşık mekanizmasının yaklaşık olarak 50 proteine ihtiyacı vardır. Ve de bunlardan herhangi bir tanesinin yokluğu motorun işlevini tamamen kaybetmesiyle sonuçlanır.

İndirgenemez karmaşıklığın bu tip biyokimyasal sistemleri, Darwinci mekanizma yoluyla açıklanamaz. Gerçekten herhangi bir doğa bilimsel evrimci mekanizma tarihlemede bulunabilmiştir. Buna ek olarak indirgenemez karmaşıklığın moleküler düzeyde oluşması yüzünden indirgenemez karmaşıklığa göndermede bulunabilecek hiçbir temel biyolojik analiz yoktur, seçilim ve mutasyon hakkındaki Darwin analizleri hala başarıyı ümit etmektedir. Ne yazık ki biyokimyayı bir bilim dalı olarak değil de fiziğin bir alt dalı olarak görüp biyolojik bilginin açıklanabileceğini kabullenememektedirler. Hatta biyokimyasal bir sistemin indirgenemez bir karmaşıklıkta olmasını tamamıyla deneysel bir soru olarak görmektedirler; Şöyle ki, bireysel olarak her proteinin çıkarılması, oluşturduğu biyokimyasal sistemin işlevini kaybetmesine neden olur. Eğer öyleyse bizler indirgenemez karmaşıklıkta bir sistemle karşı karşıyayız demektir. (1)

Yâda diğer yolu yani Darwinci evrimcilerin yolunu seçebilirsiniz. Buda şunu gerektirir; Michale Behe, “indirgenemez karmaşıklık” görüşünü ortaya attı. Buna göre, özellikle biyolojik sistemlerdeki birçok mekanizma, birden çok basamağın ortak faaliyeti ile gerçekleşir ve bu basamaklardan birinin olmaması, sistemin tümünün çalışmaz hale gelmesi ile sonuçlanır. Dolayısıyla böyle bir sistem, rasgele küçük değişimlerle zaman içinde oluşamaz; aynı anda ve son şekliyle “yaratılmış” olmalıdır. Bunun en iyi örneklerinden birisi, vücudumuzdaki tüm hücrelerin enerji elde etmek için kullandıkları kimyasal bir yol olan “glikoliz” tepkimeleridir. Glikoliz, bildiğimiz şeker olan glikoz molekülünün 10 adımlık bir tepkimeler zinciriyle parçalanıp molekül içinde saklı durumda tutulan enerjinin, canlıların kullanabileceği enerji haline dönüştürülmesidir. Bu on basamağın her birinde son derece karmaşık protein aracılar iş görür ve bunlardan tek bir tanesinin eksik olması bile, canlılık için temel olan enerji üretiminin durması anlamına gelir. Darwinci Evrim kuramcıları da zaten bu konuda, “on basamaklı bu yolun aniden ve eksiksiz olarak evrildiğini kabul etmek zorunda ” (2) hissetmektedirler kendilerini.
1.William Dembski Bilim ve Tasarım adlı makalesiden alıntı
http://www.arn.org/ftissues/ft9810/articles/dembski.html bulabilirsiniz.
2. Ali Demirsoy, Yaşamın Temel Kuralları Cilt 1-Kısım 1. Meteksan Yayınları

Bilimsel iddialar gerçektende doğal bir seçilim sürecinin ürünleridir çünkü düşünceler (ve bilimciler) birbirleriyle yarış halindedir ve böylece bir bilim alanındaki düşüncelerin toplamı açıklama içeriği ve gücü bakımından sürekli büyür(Hull , 1988). Bilim bu açıdan iddialarını test etmek için kanıtlara başvurmayan,belli inançlara,deney ve gözleme dayanmayan bağlılıklarını sarsmak için kanıtlara izin vermeyen ve doğal dünyayı açıklama kapasitesi artmayan yaratılışçılıktan ayrılır.
Bu nasıl olabilir ? Bir “akıllı tasarım”,yandaşının şöyle dediğini kabul edelim : çok hücreli canlılar tek hücreli canlılarla karşılaştırıldığında o kadar karmaşıktır ki bunlar mutlaka zeki bir tasarımcının müdahalesi sonucu ortaya çıkmıştır.Eğer bu akıllı tasarım yandaşı dünya dışı varlıkların bu işten sorumlu olduğunu iddia etmiyorsa,bu tasarımcı maddi bir varlık değil doğa üstü bir varlık olmak zorundadır.Bu durumda ,bu tasarımcı nedir,canlıları yeni özelliklerle nasıl donattı,bunu yapması ne kadar zaman aldı ve bunu neden yaptı ? Doğa bilimleri en azından bu tür sorulara yanıt vermeyi hayal edebilir (söz gelimi filogenetik aratürleri araştırabiliriz,ilinti özellik farklılıklarını şifreleyecek genlerdeki farklılıkları analiz edebilir,taşıl arayabilir,çok hücreliliğin seçim açısından yararı hakkında deney yapabiliriz).Fakat AT hipotezi bu tür araştırma fikirleri ortaya koyamaz.Bilimsel araştırma,deneysel ve gözlemsel verilere dayanarak hipotezleri sınamanın bir yolunu bildiğimizi şart koşar.Bilimsel hipotezlerin en önemli özelliği onların –en azından ilkece-test edilebilir olmasıdır.Bazen bir hipotezi doğrudan gözlemle sınayabiliriz,fakat çoğu zaman bir süreci ya da nedeni doğrudan göremeyiz.(örneğin,elektronlar,atomlar,hidrojen bağları,moleküller ve genler doğrudan gözlemlenebilir değildir ve DNA kopyalaması sırasında bir mutasyonun oluşumunu seyredemeyiz).Bu tür süreçleri gözlem ya da deneylerin sonuçlarını çekişen hipotezlerce ortaya atılmış kestirimlerle (prediction) karşılaştırarak çıkarsarız.Bu tür çıkarımlar yapabilmek için,bu süreçlerin doğa yasalarına –belli koşullar geçerliyken belli tür olayların daima meydana geleceğini belirten ifadeler – uyduğunu kabul etmek zorundayız.Diğer bir deyişle bilim (fizik ve kimya yasalarında örneğini gördüğümüz gibi) doğal fenomenlerin tutarlılığına ya da (en azından istatiksel olarak) kestirebilirliğine dayanır.Doğa üstü olay ya da varlıkların kabulü , doğa yasalarının varlığını askıya aldığı ya da ihlal ettiği için bilim bunlar hakkında çıkarımda bulunamaz ve – daha doğrusu – bu tür varlık ve olayları kabul eden hipotezlerin geçerliliğini sınayamaz.
Dinin doğal olaylar hakkında bilimsel,mekanistik bir açıklama sağlayamaması gibi,biliminde doğal fenomenler hakkında olmayan sorulara yanıt veremeyeceğini anlamak önemlidir.Bilimin bize neyi güzel ya da çirkin , iyi ya da kötü,ahlaka uygun ya da ahlak dışı olduğunu söyleyemez.Bilim bize yaşamın anlamının ne olduğunu ve doğa üstü bir varlık olup olmadığını da söyleyemez(bkz. Gould 1999;Pigluicci 2002).Bilim insanları dünya çapında bir tufanın varlığını ya da dünyanın tüm canlıların yaşının 10.000 yıldan daha az olduğu gibi bazı özel yaratılışçı savları sınayıp yanlışlayabilir ama bilimciler tanrının var olduğunu ya da tanrının herhangi bir şeyi yarattığı gibi hipotezleri sınayamazlar çünkü bu tür hipotezlerin ne gibi oluşumları kestirebileceğini bilemeyiz.(Bu doğaüstü olanıklılıkları kesin olarak yanlışlayabilecek bir gözlem düşünmeye çalışın).Bu nedenle bilim,doğal dünya hakkında açıklamayı arzu ettiğimiz her şeyden doğal nedenlerin sorumlu olduğunu kabul etmek zorundadır.Bu zorunlu olarak METAFİZİK DOĞACILIK – her şeyin gerçekten doğa üstü değil doğal nedeni olduğu ön kabulü – görüşünü kabul ettiğimiz anlamına gelmez ,sadece YÖNTEMSEL DOĞACILIK –bilimsel açıklamalar aradığımızda sadece doğal nedenleri dikkate almamızı söyleyen işlevsel ilke – görüşünü kabul etmeyi gerektirir.Yaratılışcılığın temel iddiası olan “biyolojik çeşitlilik doğa üstü güçlerin bir sonucudur” iddiası ise sınanamaz. Bu “akıllı tasarım” kuramı içinde aynı şekilde doğrudur.Bu kuram bilimin yöntemleri ile değerlendirilemez.

...

Canlıların çeşitliliği ve özellikleri için sunulan yaratılışcı açıklamalar bilimin yöntemleri ile değerlendirilemeyeceğinden bu görüşe bilim sınıflarında “eşit süre” verilmemelidir.Ayrıca bilimsel olmayan ya da yanlışlığı gösterilmiş olan hipotezlere de eşit süre verilmemelidir.Kimya öğretmenleri simya –kurşun gibi bir elementin büyü yoluyla altın gibi başka bir elemente dönüştürülebileceği hakkındaki eski bir düşünce – öğretmez ve öğretmemelidir ; yerbilimleri sınıfları Yerküre’nin düz olduğu hipotezinden bile söz etmemelidirler;tarih ve psikoloji öğretmenleri tarihsel olayları ya da kişilik özelliklerini açıklayan astrolojiyi dikkate almamalıdır – her e kadar bu tür bilim dışı düşüncelere inanan insanlar varsa da.İdeal demokrasi bazen yanlış olan ve tamamen pratik nedenlerle bu şekilde anlamamızın zorunlu olduğu düşünceleri kapsayacak kadar genişletilemez.Günlük hayatta,doğa üstü değil doğal açıklamaları benimser onlara göre yaşarız.1962’de Massachussets eyaletinin Salem kasabasında insanları cadılıktan mahkum etmiş Püritanlar’dan farklı olarak biz,artık bir kişinin cadının büyüsünden etkileneceği ya da şeytani güçlerce ele geçirebileceği düşüncelerini ciddiye almayız.Bir suçlu “Şeytan benim bunları yapmama neden oldu” diyerek serbest kalabilseydi bu bizi çileden çıkarırdı.Kaderinin tanrı tarafından belirlendiğine canı gönülden inanmış birisi bile uçağın motorları çalışmasaydı paniğe kapılırdı.Bilimsel açıklamalara bağlı yaşıyoruz ve bilimin kendisini kanıtlamış olduğunu biliyoruz-çükü bilim işe yarar.


PALME YAYINCILIK 1.BASKI
Evrim – Douglas J.Futuyma
Çeviri Editörleri :
Prof.Dr.AYKUT KENCE
Prof.Dr.A.NİHAT BOZCUK
Bölüm : 22
Sayfa 525 – 526 - 527


Tartışmalarımızı ve fikir alışverişlerimizi bilimsel olarak sürdürmeyi isterim herkes kendi inandığı dinin kitabından sayfalar dolusu bilgi eklerse ve bunun bilimsel olduğunu savunrsa bilimin bir işlevi kalmaz lütfen dini inançlarımızı bilimsel adı altında sunmayalım bilimin metodlarına uygn şekilde tartışmamızı sürdürelim karşılıklı olarak birbirimize değer katmanın objektıf yolu bu olmalı.Arzu edersiniz bu değerli dini görüşlerinizi dini içerikli forumlarda tartışabilir birbirimize değer katabiliriz.

Saygılarımla...
« Son Düzenleme: 27 Haziran 2008 - 00:57:54 Gönderen: Onur Doğan » Logged

"Çoğumuz kuantum kuramını ya da Einstein'ın Özel görelilik ve Genel görelilik kuramlarını anlamayız; ama anlamamamız bu kuramlara karşı çıkmamızı gerektirmez!"Einsteincılığın" tersine,Darwincilik konusunda bilgisi olan olmayan ahkam kesiyor. Sanırım Darwinciliğin bir sorunu da, Jacques Monod'nun dediği gibi,herkesin bu kuramı anladığını zannetmesi." Richard Dawkins(Kör Saatçi,s:III)
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 141
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #35 : 27 Haziran 2008 - 09:41:34 »


Tartışmalarımızı ve fikir alışverişlerimizi bilimsel olarak sürdürmeyi isterim herkes kendi inandığı dinin kitabından sayfalar dolusu bilgi eklerse ve bunun bilimsel olduğunu savunrsa bilimin bir işlevi kalmaz lütfen dini inançlarımızı bilimsel adı altında sunmayalım bilimin metodlarına uygn şekilde tartışmamızı sürdürelim karşılıklı olarak birbirimize değer katmanın objektıf yolu bu olmalı.Arzu edersiniz bu değerli dini görüşlerinizi dini içerikli forumlarda tartışabilir birbirimize değer katabiliriz.

Merhaba Onur,Sanırım YĞIĞINLA REAKSİYON adı altında vermiş ve alıntı yapmış olduğum tüm bilgiler bilime dayalı ve gerçek şeyler bunların yanlışlarını gösterirseniz hem seviniriz hemde öğreniriz.Bildiğim kadarıyla dini bilgilerde içermiyor diğer yazılarımıza gelince kuran dan ayetler yazarak tartışmanın neresi yanlış anlayamıyorum her şeyi madden düşünürsek çıkmaza gireriz ve sonunda böyle gidersek emin olun gireceğiz.Teşekkür ederim.
Logged

Life lives in the details Yaşam detaylarda gizlidir
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 141
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #36 : 27 Haziran 2008 - 13:16:08 »


Bu nasıl olabilir ? Bir “akıllı tasarım”,yandaşının şöyle dediğini kabul edelim : çok hücreli canlılar tek hücreli canlılarla karşılaştırıldığında o kadar karmaşıktır ki bunlar mutlaka zeki bir tasarımcının müdahalesi sonucu ortaya çıkmıştır.Eğer bu akıllı tasarım yandaşı dünya dışı varlıkların bu işten sorumlu olduğunu iddia etmiyorsa,bu tasarımcı maddi bir varlık değil doğa üstü bir varlık olmak zorundadır.Bu durumda ,bu tasarımcı nedir,canlıları yeni özelliklerle nasıl donattı,bunu yapması ne kadar zaman aldı ve bunu neden yaptı ? Doğa bilimleri en azından bu tür sorulara yanıt vermeyi hayal edebilir (söz gelimi filogenetik aratürleri araştırabiliriz,ilinti özellik farklılıklarını şifreleyecek genlerdeki farklılıkları analiz edebilir,taşıl arayabilir,çok hücreliliğin seçim açısından yararı hakkında deney yapabiliriz).

Dediğinizi dşünelim eğer Allah ı kabul etmeden doğa üstü varlık kabul etmiyorsanız artık tartışmaya gerek yoktur o zaman.Evrimsel sürece ve bunların doğa ürünü olduğuna inanabilirsiniz.Ve tabi bu dünya nın varlıkların niçin yaratıldığını yada sizin deyişinizle evrimleştiğini evrimde bilimde bulamıtyorsanız ve neden bunu yaratma isteği duyduğunu merak ediyorsanız islama bakabilirsiniz.Kur ana,hadislere ve bir çok açıklamaya:

“Ben gizli bir hazineydim. Açığa çıkmayı diledim.”—Hadis-i Kudsî

(Sizi boş yere yarattığımızı mı sandınız?) [Müminun 115]

(Cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.) [Zariyat 56]

Bunları sadece bilim kurallarıyla açıklaya bilirmiyiz merak ediyorum.Bilim elbette gerçektir,haktır ve doğrudur.Ve evrende herşeyin sebebi neticesi ile birlikte vardır ve olacaktır.İşte üste verdiklerim kudsi hadis ve ayetler de varlıkların ve yaratılışın sebebidir.


Yanlış birşey diyorsam tüm arkadaşlarımdan özür dilerim .Teşekkürler...
« Son Düzenleme: 27 Haziran 2008 - 13:17:43 Gönderen: metu gen » Logged

Life lives in the details Yaşam detaylarda gizlidir
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 111
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #37 : 27 Haziran 2008 - 15:38:21 »

Cevabınız için teşekür ederim,dini inancımın bilimsel bir değer taşımadığını düşünüyorum bilimsel bir tek bir teori var o da evrim teorisi, kabul ederiz veya etmeyiz bu ayrı bir sorun ancak bilimsel olması sebebiyle yani daha iyisi yapılana kadar bilimsel manada bu teori üzerinden konuşmalı yorumlarımıızı da inancımızı karıştırmadan yapmalıyız,bilim adamının izlemesi gereken yol budur.Kendi inancından bağımsız objektif düşünebilmeli,değerli olduğunu düşündüğüm dini inancını bilime karıştırmadan.
Bu yüzdendir ki dini inancımı ve yorumlarımı bilimden ayrı tutmak istiyorum dini çerçeveye sahip ortamlarda tartışabilirim ancak bilimsel bir teoriye inancımı katıp bilimsel bir sitede tartışmam.

Saygılarımla...
Logged

"Çoğumuz kuantum kuramını ya da Einstein'ın Özel görelilik ve Genel görelilik kuramlarını anlamayız; ama anlamamamız bu kuramlara karşı çıkmamızı gerektirmez!"Einsteincılığın" tersine,Darwincilik konusunda bilgisi olan olmayan ahkam kesiyor. Sanırım Darwinciliğin bir sorunu da, Jacques Monod'nun dediği gibi,herkesin bu kuramı anladığını zannetmesi." Richard Dawkins(Kör Saatçi,s:III)
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 141
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #38 : 27 Haziran 2008 - 16:17:53 »

Teşekkür ederim düşünceleriniz için...
Logged

Life lives in the details Yaşam detaylarda gizlidir
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 111
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #39 : 27 Haziran 2008 - 18:14:41 »

Ben teşekür ederim,ayrıca eklemek istediğim birşeyler var evrim teorisi bilimseldir dedik yani sorgulanabilir,çürütülebilir ya da belirli bulgular dahilinde daha da güçlendirilebilir ancak bunların tümü bilimsel yöntemlerle olur,Akıllı Tasarım "görüşü" (teori değil),bilimsel değildir yazımdan alıntı yaptığınız kısımda bu açıkça gözüküyor bu yüzden evrim teorisine karşı çıkıyorsak eğer bilimsel bir görüş ile çıkmalıyız doğa üstü etkenler ile değil ya da bilimin ilgilenmediği çerçevesi dahilinde olmayan kendimize göre  gerçek olabilir  ama bilimsel değeri olmayan argümanlarla değil.Akıllı tasarım görüşünün bilimsel olmadığı konusunda zannediyorum ki hem fikir değiliz zira ben akıllı tasarımı bilimsel bir görüş olarak görmüyorum.Bu onu değersiz kılar mı bilim çerçevesi dahilinde evet ama bilimsellik içermeyen tartışmalarda fikir alışverişlerinde bu fikir değerlidir zira insanların hepsi canlılığın kökeni ile ilgili soruya bilimden cevap aramak zorunda değil yaradılış görüşü işte bu noktada değerli ya da hem bilimsel bir teorinin geçerliliğini kabul edebilir hem de dininizi yaşayabilirsiniz bunda da bir sorun yok sorun şu nokta  da herkesin kendi dini görüşünü bilime katmaya kalkması ya da bilimden elde ettiği görüşlerle imanına dayanak araması delil araması hal böyle olunca bilimi herkes bir tarafından çekiştirir kendi dinine uygun hale getirmeye kalkarsa o zaman ne objektif bir ortam kalır ne de bilim.Örneğin dünyada 500 bin bilim adamı olsun bunların 300 bini hristiyan olsun ve bu üçyüz binin 200 bini de dini görüşlerini bilimsel saysalar sonra müslümanlar,sonra yahudiler,sonra budistler aynı şeyi yapsa hepsinin yaradılış hikayesi farklı ve hepsi de "akıllı tasarımé ı kullansa bilimsel diye, sonra o akıllı tasarımı da kendi dinlerine uygulasalar,objektif bir bilim kalır mı?

Saygılarımla...
« Son Düzenleme: 27 Haziran 2008 - 21:26:24 Gönderen: Onur Doğan » Logged

"Çoğumuz kuantum kuramını ya da Einstein'ın Özel görelilik ve Genel görelilik kuramlarını anlamayız; ama anlamamamız bu kuramlara karşı çıkmamızı gerektirmez!"Einsteincılığın" tersine,Darwincilik konusunda bilgisi olan olmayan ahkam kesiyor. Sanırım Darwinciliğin bir sorunu da, Jacques Monod'nun dediği gibi,herkesin bu kuramı anladığını zannetmesi." Richard Dawkins(Kör Saatçi,s:III)
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 141
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #40 : 27 Haziran 2008 - 23:30:27 »

Teşekkür ederim bilimsel düşünceniz için...Evet bu dünyada bir oyun alanı var ve akıllı tasarım bu oyunun kurallarına uymuyor. Tabi zaman bu oyunun gerçekten yararlımı yoksa tersi olduğunu gösterecektir.
Saygılarımla
Logged

Life lives in the details Yaşam detaylarda gizlidir
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 111
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #41 : 27 Haziran 2008 - 23:50:19 »

Teşekür ederim Sayın metu gen okumaya değer görürseniz değersiz bir iki şey yazmak istiyorum ,

Konu yarar zarar meselesi mi? Bilimsel olmayan bir görüşün bilimsellik maskesi takılarak gösterilmesi mi ? Evet bilim bir oyunsa eğer ve bu oyunu oynamak istiyorsak kurallarına göre oynamamız gerekmez mi? İnançlarımızdan subjektifliğimizden sıyrılıp canlılık için bir şeyler üretmek için objektif olamaz mıyız. Çalışma prensibi belli olan bir alan bu,neden bilimsel sorularımızın cevabını bilimsel yöntem dahilinde vermeyelim. Ama ortak bir sorudur bu canlılığın kökeni sadece bilimde cevap aramanın yetersiz olduğunu düşünüyorsak dini görüşlere vs. de yer veririz beynimizde onlarıda inkar etmeyiz ama farklı çalışma,ilerleme yöntemleri olan iki olguyu birbirine katmadan. Ya da şunu da yapabilir insan özgür iradedir saygı duyarım; dini bilgilerini bilimsel bilgiler dahilinde değerlendirir kendine bir yol biçer ve bu yolda ilerler aynı şairin dediği gibi "hak bildiğin yolda yalnız da olsan ilerleyeceksin" ama buna bilim derse eğer o kişi o zaman onunla ben bilim tanımında ayrılırım.

Saygılarımla...
« Son Düzenleme: 27 Haziran 2008 - 23:52:55 Gönderen: Onur Doğan » Logged

"Çoğumuz kuantum kuramını ya da Einstein'ın Özel görelilik ve Genel görelilik kuramlarını anlamayız; ama anlamamamız bu kuramlara karşı çıkmamızı gerektirmez!"Einsteincılığın" tersine,Darwincilik konusunda bilgisi olan olmayan ahkam kesiyor. Sanırım Darwinciliğin bir sorunu da, Jacques Monod'nun dediği gibi,herkesin bu kuramı anladığını zannetmesi." Richard Dawkins(Kör Saatçi,s:III)
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 141
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #42 : 28 Haziran 2008 - 00:25:36 »

Bilim eğer insanlığa ve hayata yararlıysa bilimdir .Ben bilimi bu kıssasa göre ayırırım eğer faydalıysa ve yararlı olacaksa gözümü kırpmadan o yöntem üzerinde giderim ama eğer zararlıysa işte o zaman bilim oyundur mızıkçılık yapmaktan korkarım,yasaklarım kendimi.
Dediklerinizi derin şekilde düşünüyorum. Evet bu dünya da oyunun kuralına göre oynamak lazım umarım kuralları karıştırmayız. Birgün çok eminim karşılaşıcaz umarım o anda bana bilimi ve bilimsel düşüncelerinizi ayrıntılı birşekilde açıklayabilirsiniz.Teşekkür ederim bana öğrettiğin gerçekler için.
« Son Düzenleme: 28 Haziran 2008 - 00:29:03 Gönderen: metu gen » Logged

Life lives in the details Yaşam detaylarda gizlidir
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 111
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #43 : 28 Haziran 2008 - 00:37:47 »

Yarar kavramının değişebilir bir kavram olduğunu düşünüyorum "kime göre yarar neye göre yarar" ,bir tek insanda dahi değişebilen bir yarar kavramı temeli  üzerine bilim kurulmamalıdır zira ekosistem bizim yararlarımıza hizmet edecek şekilde işlemek mecburiyetinde değildir.O zaman bilim neden vardır insanlığa hizmet için mi,tüm canlılığa hizmet için mi peki bunların herbirini aynı anda sağlamak mümkün mü,bize zararlı olan bir sineği ekosistemden kaldırmak için yaptığımız girişim ne gibi sonuçlara yol açar ve bu yaptığımız sonucunda daha büyük felaketlere kapı aralar mıyız açıkcası bu soruların cevabı öyle kısa bir yarar kelimesinin verebileceği cevaplar değil. Şahsen bir kimseye bir şey öğretecek kadar bilgili olduğumu zannetmiyorum.Bu yüzden "kibarlık etmişsiniz ya da kinaye" diyeceğim. Her ikisi için de teşekür ederim. Sağlıcakla kalın.

Saygılarımla.
« Son Düzenleme: 28 Haziran 2008 - 00:44:10 Gönderen: Onur Doğan » Logged

"Çoğumuz kuantum kuramını ya da Einstein'ın Özel görelilik ve Genel görelilik kuramlarını anlamayız; ama anlamamamız bu kuramlara karşı çıkmamızı gerektirmez!"Einsteincılığın" tersine,Darwincilik konusunda bilgisi olan olmayan ahkam kesiyor. Sanırım Darwinciliğin bir sorunu da, Jacques Monod'nun dediği gibi,herkesin bu kuramı anladığını zannetmesi." Richard Dawkins(Kör Saatçi,s:III)
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 141
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #44 : 28 Haziran 2008 - 00:55:24 »

eğer doğa düzenli ve mükemmel bir sistemse(ki ben öyle kabul ediyorum bundan mükemmelini insan yapamaz) herhangi bir canlının çıkarılmasının nelere yol açabileceğini benden daha iyi biliyorsunuz.Bilimde yarar derken bir canlının yok edilmesi yarar olabilirmi acaba?Kaldıki ben yazımda bilimin hem insana hemde hayata yararlı olması gerektiğini savunuyorum ki eğer başka canlıları hayat içinde saymamak abes olur galiba.Yada isterseniz Hayat kelimesinide size açayım = tüm evren diyorum çünkü evrendeki gezegenleri bile dünyadaki varlık ilişkimizden ayırmak imkansız.Sizce bilimin kapsamadığı yer neredir.Galiba sadece din diyeceksiniz.Orada işte size bir şey demiyorum.Teşekkürler.
Logged

Life lives in the details Yaşam detaylarda gizlidir
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 7   Yukarı git
Yazdır
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi  |  Katagoriler  |  Evrim (Moderatör: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç)  |  Konu: Evrim hakkında düşünceleriniz
Gitmek istediğiniz yer:  

Bu Sayfa 0.265 Saniyede 28 Sorgu ile Oluşturuldu