Anasayfa
|
Forum
|
Bilimler
|
Arşiv Tarama
|
GenKalem
|
Destek
|
Site Haritası
|
Linkler
|
RSS
|
Reklam
|
Arkadaşını Davet Et
|
İletişim
Anasayfa
Bilimler
Forum
Haberler
Galeri
GenKampüs
Kitaplar
e-dükk@n
Destek
İletişim
Anasayfa
Forum
Üye Ol
Şifre Hatırlat
_MYPMS_PROFILE_POPUP_ALERT
_MYPMS_POPUP_CNT
_INBOX
_MYPMS_CLOSE
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi
|
Katagoriler
|
Evrim
(Moderatör:
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
) | Konu:
Evrimci Yayınlara Tipik Örnekler
Sayfa: [
1
]
Aşağı git
« önceki
sonraki »
Gönderen
Konu: Evrimci Yayınlara Tipik Örnekler (Okunma Sayısı 795 defa)
0 Üye ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
İhsan Esentürk
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 302
Evrimci Yayınlara Tipik Örnekler
«
:
17 Mayıs 2006 - 23:53:58 »
BİLİM VE TEKNİK ŞUBAT 2002 SAYISINDAKİ YANILGILAR
ilim ve Teknik dergisinin, evrim teorisini savunma amaçlı yazılarının bazı örnekleri, Şubat 2002 sayısında da yayınlandı. Bunlardan biri, Özge Balkız imzalı "Penceremdeki Dinozor Nereden Geldi?" başlıklı yazı idi. Bu yazı, kuşların sürüngenlerden evrimleştiği iddiasının genel bir özeti niteliğindeydi.
Bilim ve Teknik dergisinin bu konudaki asıl sorunu, evrim teorisiyle ilgili yazılarının hemen hepsinde, bu teorinin kanıtlanmış bir gerçek gibi sunulması ve teorinin karşısındaki itiraz, eleştiri ve aleyhteki kanıtların tamamen görmezden gelinmesidir. Bir başka deyişle, dergi, evrim teorisinin aleyhindeki delillerle yüzleşmemekte, sanki bunlar yokmuş gibi davranmaktadır.
Yazıların hiçbirinde gerçekçilik yoktur; bahsedilen konular her yönüyle incelenip analiz edilmemektedir.
Tarif ettiğimiz bu durumun bazı örneklerini, Bilim ve Teknik'in Şubat 2002 sayısındaki "Penceremdeki Dinozor Nereden Geldi?" başlıklı yazıda görebiliriz. Yazıda kuşların kökeni hakkında 50 yılı aşkın bir süredir öne sürülen çeşitli spekülasyonlar aktarılmış, ama tek bir kez bile anlatılan bu spekülasyonların gerçekten de mümkün olup olmadığı sorgulanmamıştır. Yazıdaki bazı pasajları şöyle ele alabiliriz:
Bilim ve Teknik’te yer alan yazının başlarında şu yorum yapılmaktadır: "Kuşların dinozorlardan evrimleştiği bilinse de, hangi dinozor grubundan evrimleştikleri tam olarak bilinmiyor."
Burada "kuşların dinozorlardan evrimleştiğinin bilindiği " öne sürülürken, sanki tüm bilim dünyasınca bilinen ve kabul edilen, somut delillere dayalı bir tezden söz ediliyor gibi yazılmıştır. Oysa gerçekte kuşların dinozorlardan evrimleştiği iddiası, evrim teorisini savunan pek çok paleontolog veya anatomist tarafından karşı çıkılan bir spekülasyondan ibarettir. Söz gelimi dünyanın en ünlü ornitologlarından (kuş bilimcilerinden) ikisi, Alan Feduccia ve Larry Martin bunun tamamen yanlış bir senaryo olduğu kanısındadırlar. Bu durum, bilinmeyen bir sır da değildir; ABD'deki üniversitelerde okutulan Developmental Biology adlı ders kitabında şunlar yazılıdır:
Kuşların dinozor olduklarına tüm biyologlar inanmıyorlar... Bu grup bilim adamları, dinozorlar ve kuşlar arasındaki farklılıkları vurguluyorlar ve bu farklılıkların çok büyük olduğunu ve dolayısıyla kuşların kendilerinden önceki dinozorlardan evrimleşmiş olamayacağını savunuyorlar. Örneğin Alan Feduccia ve Larry Martin, kuşların bilinen herhangi bir dinozor grubundan evrimleşmiş olamayacağı görüşündeler. Bazı çok önemli kladistik (soy ilişkisi) bilgilerine karşı çıkıyorlar ve kendi iddialarını gelişimsel biyoloji ve biyomekanik ile destekliyorlar.1
Durum bu iken Bilim ve Teknik’te konuya "Kuşların dinozorlardan evrimleştiği bilinse de" diye girilmesi, bir Marksistin sosyal bir konuya "tüm insanlık tarihinin bir sınıf mücadelesi olduğu bilinse de" diye girmesi gibidir. Yani dogmatik, ön yargılı ve tek yanlı bir yaklaşımdır.
Uçan Sürüngenler ile Kuşlar Arasında İlişki Kurma Yanılgısı
Aynı makalenin devamında ise şunlar yazılıdır: "Kuşları diğer canlı gruplarından eşsiz kılan en önemli özellikleri, tüyleri ve uçabilme yetenekleri. Bu özelliklerin onlara dinozorlardan geçtiği düşüncesiyse, fosil bulgularınca doğrulanıyor. Uçabilme özelliğinin, tüyleri olmayan ancak pullu derileriyle uçabilen dinozorlarda bulunduğu biliniyor. Dinozorların pullu deriden tüylü kollara evrimleşmeleri konusunda farklı düşünceler var."
Burada sözü edilen iki farklı canlı grubu arasında, yani uçan sürüngenler (Pterosaurlar) ve kuşlar arasında evrimsel bir ilişki olduğu sanılmaktadır; oysa böyle bir ilişki hiçbir evrimci otorite tarafından öne sürülmez. Uçan sürüngenler ile kuşların kanat yapıları birbirinden çok farklıdır ve nitekim hiçbir evrimci de bunların arasında bir akrabalık olduğunu savunmamaktadır.
Uçan sürüngenler, ya da bir diğer ifadeyle uçan dinozorlar, bilim adamları tarafından Pterosaur olarak adlandırılan soyu tükenmiş bir canlı grubudur. Bunların kökeni, evrim teorisi açısından büyük bir çıkmazdır, çünkü fosil kayıtlarında kendilerine özgü yapılarıyla birlikte aniden ortaya çıkmaktadırlar. Omurgalı paleontolojisi alanında dünyanın en önde gelen birkaç isminden biri olan Carroll, bir evrimci olmasına karşın bu konuda "Triasik Devir'de ortaya çıkan tüm uçan sürüngenler (Pterosaurlar) uçuş için çok özelleşmiş yapıya sahiptir... Atalarının ne olduğu konusunda ve uçuşlarının kökeninin ilk aşamaları hakkında ise hiçbir bulgu yoktur" itirafında bulunur.2
Uçan sürüngenlerin kanat yapıları ise çok ilginçtir: Uçan sürüngenlerin kanatları üzerinde diğer sürüngenlerin ön ayaklarında olduğu gibi beş tane parmakları vardır. Ancak dördüncü parmak, diğer parmaklardan ortalama yirmi kat daha uzundur ve kanat da bu parmağın altında uzanır. Eğer uçan sürüngenler kara sürüngenlerinden evrimleşmiş olsalardı, söz konusu dördüncü parmağın da yavaş yavaş, kademe kademe uzamış olması gerekirdi. Ama buna dair hiçbir fosil kanıtı olmadığı gibi, böyle bir uzamanın doğal seleksiyon-mutasyon mekanizmaları ile açıklanması da mümkün değildir; çünkü ara geçiş aşamaları canlının ellerini fonksiyonsuz hale getireceği ama uçma da sağlamayacağı için avantajsız olacaktır.
Bilim ve Teknik’teki yazıda bu konuda yapılan en büyük gaf ise, uçan sürüngenlerin varlığının, sürüngen-kuş evrimi iddiasına bir delil gösterilmesidir. Kanat yapıları tamamen farklı olan bu canlı gruplarını evrimsel bir akrabalığın kanıtı gibi sunmak, büyük bir hatadır. Bir insan, sineklerin veya yarasaların da kanatlı olmalarından yola çıkarak, bu canlı grupları ve kuşlar arasında evrimsel bir ilişki öne sürdüğünde ne kadar büyük bir bilgisizlik sergilerse, burada da aynı derecede vahim bir bilgi ve yargı hatası vardır.
Bilim ve Teknik dergisindeki "Penceremdeki Dinozor Nereden Geldi?" başlıklı yazının genelinde ise, kuşların theropod (iki ayaklı) dinozorlardan evrimleştiği ve Archaeopteryx isimli soyu tükenmiş kuş türüne ait fosillerin de "ara form" özelliği taşıdığı şeklindeki klasik evrimci iddialar tekrarlanmıştır.
Archaeopteryx hakkındaki evrimci senaryonun geçersizliği, günümüzde pek çok bulgu ile kanıtlanmış durumdadır. Her ne kadar Archaeopteryx'in bazı dinozorlar ile benzer özelliklere sahip olduğu öne sürülmüş ise de, bu benzetmelerin gerçekçi olmadığı, fosilin bir kuşa ait olduğu, zaman içinde fosilin anatomik özellikleri üzerinde yapılan daha detaylı incelemelerle ortaya çıkmıştır.
Örneğin önceleri çene kemiğinin dinozorlara benzediği iddia edilmiş olsa da, bilgisayar tomografisi kullanılarak Haubitz ve ekibi tarafından yapılan incelemelerde Archaeopteryx'in çene yapısının dinozorlarla değil, günümüz kuşları ile aynı olduğu görülmüştür. 3
Larry Martin ve ekibi ise, Archaeopteryx'in ne dişlerinin ne de bilek kemiklerinin theropod dinozorlarından gelemeyeceğini göstermiştir. Dişler diğer dişli kuşlarla aynı özelliklere sahiptir ve bilek kemikleri ise dinozorlarınki ile hiçbir homoloji göstermemektedir.4
Archaeopteryx'in iskelet yapısının ise onun öne eğik durmasına neden olduğu ve bunun da dinozorlara ait bir özellik olduğu iddiası ise bilim adamları tarafından doğrulanmamaktadır. A.D. Walker bu yorumun yanlış olduğunu ve Archaeopteryx'in iskelet yapısının aynı kuşlarda olduğu gibi canlının geriye doğru durmasını sağladığını açıklamıştır.5
Dahası Archaeopteryx'in uzuvları da theropod dinozorları ile hiçbir homoloji göstermemektedir.6
A.D. Walker, Archaeopteryx'in kulak bölgesini de incelemiş ve kulak yapısının da günümüz kuşları ile aynı olduğunu belirtmiştir.7
Wales Üniversitesi Biyoloji Bilimleri Enstitüsünden J. Richard Hinchliffe ise, embriyolar üzerinde modern izotopik teknik kullanarak kuşların ellerinin II, III ve IV. parmaklardan oluşurken, theropod dinozorlarının I, II ve III. parmaklardan oluştuğunu saptamıştır. Bu ise Archaeopteryx-dinozor bağlantısını savunanlar için büyük bir problemdir.8
Richard Hinchliffe'nin araştırma ve gözlemleri, ünlü bilim dergisi Science'ın 1997 yılındaki bir sayısında şöyle yayınlanmıştır:
Theropodlarla kuş kemikleri arasındaki homoloji, "dinozor-kökeni" hipotezi ile ilgili diğer bazı problemleri akla getirmektedir. Bunlardan bazıları şunlardır:
(i) Archaeopteryx kanadı ile kıyaslandığında, (vücut büyüklüğüne göre) theropodun çok daha küçük olan önkolu. Bu tip küçük kollar oldukça büyük bir dinozorun yerden yukarıya doğru havalanması için ikna edici bir ön-kanat değildirler.
(ii) Theropodlardaki bilek kemiği, sadece dört türde bulunmaktadır. Theropodların çoğu, çok daha fazla sayıda bilek kemiğine ait parçalara sahiptir. Bunun Archaeopteryx ile benzerlik oluşturması çok zordur.
(iii) Zamanlama ile ilgili bir paradoks ise, pek çok theropod dinozorun ve özellikle de kuşa benzeyen dromaesaur'ların fosil kayıtlarında Archaeopteryx'den daha sonra bulunmalarıdır.9
Hinchliffe'nin belirttiği "zamanlama uyumsuzluğu", Archaeopteryx hakkındaki evrimci iddialara en öldürücü darbeyi indiren gerçeklerden biridir. Amerikalı biyolog Jonathan Wells de 2000 yılında yayınlanan Icons of Evolution (Evrimin İkonaları) adlı kitabında, Archaeopteryx'in evrim adına adeta bir "ikona" (kutsal sembol) haline getirildiğini, oysa delillerin bu canlının "kuşların ilkel atası" olmadığını açıkça gösterdiğini vurgular. Wells'e göre bunun göstergelerinden biri, Archaeopteryx'in atası olarak gösterilen theropod (iki ayaklı) dinozorların, aslında Archaeopteryx'ten daha genç olmalarıdır: "Yerde koşan koşan iki ayaklı dinozorlar, Archaeopteryx'in teorik atalarından beklenebilecek bazı özelliklere sahiptirler, ama (fosil kayıtlarında) Archaeopteryx'ten daha sonra ortaya çıkarlar."10
Görüldüğü gibi bilimsel bulgular, Archaeopteryx'in dinozorlarla kuşlar arasında bir ara geçiş canlısı olamayacağını ortaya koymakta, bazı evrimcilerin bu konuda öne sürdükleri iddiaların geçerli olmadığını göstermektedir.
Tüylü Dinozorlar Efsanesi ve Archaeopteryx'in Mükemmel Tüyleri
Bilim ve Teknik dergisindeki "Penceremdeki Dinozor Nereden Geldi?" başlıklı yazıda sergilenen bir diğer yanılgı, kuş tüylerinin kökeni hakkındadır. Makalede, geçmişte "tüylü dinozorlar" yaşadığı ileri sürülmekte (bunun fosil kayıtları tarafından kanıtlandığı iddia edilmekte), sonra da bu canlıların "tüylerinin" kuş tüylerine dönüştüğü ileri sürülmektedir. Ancak bu iddialar birkaç farklı yönden geçersizdir:
Geçmişte "tüylü dizonorlar" yaşadığı iddiası, kanıtlanmış bir bilgi değil, üzerinde çok tartışılan bir varsayımdır. Son 10 yıl içinde bazı farklı fosil canlıların "tüylü dinozor" olduğu iddia edilmiştir, ama bu iddiaların bazıları tamamen çürümüştür, bazıları da halen tartışmalıdır. İleri "tüylü dinozor"lardan birinin (Archaeoraptor) tamamen bir fosil sahtekarlığı olduğu ortaya çıkmıştır ve Bilim ve Teknik’te yer alan yazıda da kabul etmektedir. 1996 yılında büyük bir medya propagandası ile gündeme getirilen Sinosauropteryx fosilinin gerçekte kuş tüyüne benzer hiçbir yapıya sahip olmadığı ise 1997 yılında yapılan incelemelerle anlaşılmıştır.11 Öne sürülen diğer hiçbir "tüylü dinozor" adayı kesin değildir. Bu canlıların fosillerinde bazı "tüyümsü" yapılara rastlansa da, bunların gerçekte tüy mü yoksa klasik sürüngen pullarının uzantıları mı olduğu kesin olarak belirlenebilmiş değildir. Feduccia gibi otoriteler bu yapıların "kolajen fiberleri" olduğunu ve tüy olarak kabul edilmesinin büyük hata olacağını savunmaktadırlar.12
* Eğer "tüylü dizonorlar" gerçekten var olmuş olsalar bile bu durum sürüngen-kuş evrimi iddiasına dayanak oluşturmaz, çünkü sözü edilen canlıların hiçbirinde, kuş tüylerine benzerlik taşıyan bir yapı yoktur. Türkçe'de deri üzerindeki her türlü kılcal yapıya "tüy" dendiği için bu konuda bir zihin karışıklığı doğabilir. Gerçekte kuş tüyleri, son derece özgün bir yapıya ve son derece kompleks bir yaratılışa sahiptir. Bu yaratılışın yanı sıra, kuş tüylerinin biyokimyasal yapısı da çok özgündür. Connecticut Üniversitesi'nde fizyoloji ve nörobiyoloji profesörü olan A.H. Brush'a göre "kuş tüylerinin protein yapısı diğer omurgalıların hiçbirinde görülmeyen, tümüyle özgün" bir yapıdır.13
* Bilinen en eski kuş olan Archaeopteryx, günümüzün uçucu kuşlarıyla farksız bir tüy yapısına sahiptir. Archaeopteryx 150 milyon yıl önce yaşamıştır. "tüylü dinozor" olduğu ileri sürülen canlıların fosillerinin hepsi ise, Archaeopteryx'ten daha gençtir. Yani evrimcilerin "kuşların atası olan tüylü dinozorlar" olarak göstermeye çalıştıkları canlıların hepsinden daha önce, mükemmel bir kuş tüyü yapısına sahip olan bir canlı (Archaeopteryx) zaten yaşamıştır. Dünyanın omurgalı paleontolojisi konusundaki en büyük otoritelerinden biri olan Robert Carroll, Patterns and Processes of Vertebrate Evolution adlı kitabında bu konuda evrim teorisinin açmazda olduğunu kabul eder. Çünkü Carroll'un belirttiği gibi, Archaeopteryx'in tüyleri günümüzün uçan kuşlarıyla tamamen aynı yapıdadır ve dolayısıyla uçuş tüylerinin yapısı 150 milyon yıldır hiç değişmemiştir.14 Dahası, bu tüylerin Archaeopteryx'te nasıl ortaya çıktığı evrimci bir yaklaşımla açıklanamamaktadır, çünkü Carroll'un ifadesiyle "bu tüylerin Archaeopteryx'teki büyük boyuta ulaşıncaya dek uçuş aparatı olarak nasıl bir işlev göreceklerini anlamak pek mümkün değildir."15
Kısacası, bilinen ilk kuş olan Archaeopteryx, bugünkü uçan kuşlardan farksız bir uçuş sistemiyle aniden yeryüzünde ortaya çıkmıştır. Archaeopteryx'in atası olduğu ileri sürülebilecek hiçbir canlı da yoktur. Bu durum, bir kez daha, canlıların bir evrim süreciyle ortaya çıkmadıklarını, birbirlerinden bağımsız şekilde "yaratıldıklarını" göstermektedir.
Kaynaklar ve makalenin sonuç bölümü için:
http://www.harunyahya.org/evrim/darwin_bilmiyordu/darwin_bu_gercekleri_bilmiyordu_11.html
Logged
"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
İhsan Esentürk
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 302
Re: Evrimci Yayınlara Tipik Örnekler
«
Yanıtla #1 :
18 Mayıs 2006 - 00:09:59 »
Hürriyet Bilim dergisinin 1 Nisan tarihli sayısında "İnsan neden yardımsız doğmuyor?" başlıklı bir yazı yayımlandı. İnsanın maymunsu canlılardan evrimleştiğinde ısrar eden bu yazı, aşağıda bilimsel gerçeklere aykırı yönleri ile ele alınacak, içerdiği hatalı mantıklar gözler önüne serilecektir.
Beynin Büyüklüğü Doğuma Engel Değildir
Hürriyet Bilim dergisine göre büyük beynimiz doğumu zorlaştıran bir etkendir. Buna karşılık, insanın sözde atası olan maymunsu canlılar daha küçük kafalarının sağladığı avantaj sayesinde daha kolay doğum yapabilmektedirler. Dergi, büyük bir beyine sahip olabilmek için bu zorluğa katlandığımızı, böyle riskli bir doğumu tercih ettiğimizi iddia etmiştir.
Öncelikle insan beyninin sahip olduğu büyüklüğün doğumu zorlaştırdığı iddiası tamamen yanlıştır. Kafatası esnek yapısı sayesinde doğum sırasında doğum kanalının şeklini kolayca almaktadır. Bu nedenle beynimizin doğumda bir sorun olduğu öne sürülemez. Doğum zaten dışarıdan herhangi bir müdahale olmadan başlayan ve ilerleyen bir süreçtir. Bebek anne karnında iken doğum kanalına kendi kendine kafasını sokar. Daha sonra yine bebeğin gerçekleştirdiği bir dizi hareket sayesinde, bebek doğum kanalında çıkışa doğru ilerler. Bu arada içinde bulunduğu ve tamamen kaslardan oluşan rahim kasılarak onu dışarıya doğru iter.
Gerçekte bu olayda çok hassas bir düzen vardır ve bu da açık bir yaratılış mucizesidir. Bunu görmek için bebeğin doğum sırasında yaptığı hareketleri sırasıyla inceleyelim: Bebek önce başını öne doğru eğer. Çenesi göğsüne değmektedir. Bu annenin leğen kemiğinin içindeki doğum kanalına başını sokması demektir. İşte bu sırada doğum sancıları başlar. Rahimin her kasılmasıyla yani her doğum sancısıyla beraber bebek çıkışa biraz daha ilerler. Sonra başını sağa çevirir. Bu hareket yassı olarak devam eden doğum kanalına başının uyum sağlayacağı tek harekettir. İlerleyen dakikalarda sağa çevrili başını yukarı doğru kaldırır. Saçlı derisi artık çıkışta görünmüştür. Önce alnı, yüzü ve çenesi çıkar. Tüm kafasının çıkması ise en kolayıdır. Çünkü kafatasını oluşturan kemikler birbiriyle kaynamamıştır. Bu sayede birbirlerinin üzerinde kayarlar. Böylece kafatası doğum kanalının şeklini kolayca alır. Bu yüzden pek çok bebek doğduğunda ve yaşamının ilk haftaları boyunca yanlardan basık ve yukarı doğru uzamış mermi şeklindeki kafasıyla ilginç bir görünüme sahiptir. (Bebeklerin kafatası kemikleri doğumdan aylar sonra birbirlerine kaynamaya başlar, bu nedenle uzun süre kafalarının tepe kısmında yumuşak, kemiksiz bir bölge olur.)
Bir bebeğin doğumunun öncesinde ve sonrasında binlerce mucize meydana gelir.
Görüldüğü gibi hem anne rahminin yapısı, hem bebeğin kafatası yapısı hem de doğum sırasında gösterdiği davranışlar, birbirine tam bir uyum içindedir. Özel yaratılmış olduğu açıkça anlaşılan bu uyum, insanın doğumunun Allah'ın kontrolündeki bir mucize olduğunu gösterir. Allah bir Kuran ayetinde doğum mucizesi için şöyle bildirmektedir:
Ey insanlar, eğer dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz, gerçek şu ki, Biz sizi topraktan yarattık, sonra bir damla sudan, sonra bir alak'tan (embriyo), sonra yaratılış biçimi belli belirsiz bir çiğnem et parçasından; size (kudretimizi) açıkca göstermek için. Dilediğimizi, adı konulmuş bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz. Sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz...
(Hac Suresi, 5)
Bu mucizevi doğum olayında, Hürriyet Bilim'in iddiasının aksine, insan beyninin büyüklüğü nedeniyle yaşanan bir sorun da yoktur. Bebeklerin kafatası kemiklerinin henüz kaynamamış olması, doğumu kolaylaştırır.
İnsan, Beynin Büyüklüğünü Seçmez
Hürriyet Bilim'in yazısındaki en tutarsız iddia ise, "insanoğlunun büyük bir beyine sahip olmayı tercih ettiği"nin ileri sürülmesidir. İnsanın bu amaçla zorlu bir doğumu yeğlediği gibi bir mantık kurulmuştur. Oysa beyin büyüklüğü isteğe bağlı değildir. İnsanın, sahip olacağı beyin üzerinde düzenleme yapması da söz konusu olamaz. Bununla beraber doğum safhaları üzerinde bebeğin ya da annenin bir tasarrufu da yoktur. Doğal seleksiyon gibi bilinçsiz süreçler de böyle bir tercihte rol oynayamaz.
Hürriyet Bilim'in Kafa Karışıklığı
Hürriyet Bilim dergisindeki yazının son derece çelişkili olan iddiası ise, maymunların doğumunun insana göre daha kolay (ve daha avantajlı) olduğunu anlatıp, sonra da buradan "maymundan insana evrim" senaryosuna malzeme bulmaya çalışmasıdır.
Oysa burada bahsedilen durum, evrim teorisine doğrudan ters düşmektedir. Bilindiği gibi evrim teorisi, farklı biyolojik yapılar içinde daha avantajlı (yaşama ihtimali yüksek) olanların seçileceği ve diğerlerinin eleneceği varsayımına dayanır. Darwinizm'in en temel fikridir bu. Bu durumda, eğer maymunların doğumu insanlara göre daha avantajlı ise, evrim teorisine göre insanların elenmiş olması gerekir!
Hürriyet Bilim ise, maymunların doğumunun (kafataslarının küçüklüğü nedeniyle) insana göre daha kolay ve avantajlı olduğunu anlatmakta, sonra da bunu evrim teorisine bağlamaya çalışmaktadır. Bir başka deyişle, evrim teorisinin aleyhinde olan bir delili, sanki lehinde gibi göstermeye çalışmaktadır.
http://www.harunyahya.org/evrim/darwin_bilmiyordu/darwin_bu_gercekleri_bilmiyordu_16.html
Logged
"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 379
Ynt: Evrimci Yayınlara Tipik Örnekler
«
Yanıtla #2 :
04 Temmuz 2006 - 04:01:03 »
Alıntı sahibi: İhsan Esentürk
Bilim ve Teknik�te yer alan yazının başlarında şu yorum yapılmaktadır: "Kuşların dinozorlardan evrimleştiği bilinse de, hangi dinozor grubundan evrimleştikleri tam olarak bilinmiyor."
Burada "kuşların dinozorlardan evrimleştiğinin bilindiği " öne sürülürken, sanki tüm bilim dünyasınca bilinen ve kabul edilen, somut delillere dayalı bir tezden söz ediliyor gibi yazılmıştır.
Oysa gerçekte kuşların dinozorlardan evrimleştiği iddiası, evrim teorisini savunan pek çok paleontolog veya anatomist tarafından karşı çıkılan bir spekülasyondan ibarettir.
Söz gelimi dünyanın en ünlü ornitologlarından (kuş bilimcilerinden) ikisi,
Alan Feduccia
ve Larry Martin bunun tamamen yanlış bir senaryo olduğu kanısındadırlar.
"He and a handful of other skeptics argue that birds evolved from
an early dinosaur ancestor
, making them only slightly closer relatives of T. rex than lizards are" (Alan Feduccia ve diğerleri kuşların daha önce yaşamış bir dinozor atadan evrildiklerini düşünüyor) (1)
Anlaşılan HY'de Alan Feduccia gibi düşünüyor.
Ayrıca,
Alan Feduccia: "Creationists are going to distort whatever arguments come up, and they've put me in company with luminaries like Stephen Jay Gould, so it doesn't bother me a bit. (Yaratılışçılar önüne hangi argüman geliyorsa çarpıtıyorlar ve beni de Stephen Jay Gould gibi bu kampanyaya kattılar. )" (1)
Alan Feduccia kuşlar ile dinozorlar araında
direkt olmayan
evrimsel bir bağın olduğu kanısında. Yani direkt olarak dinozorlardan evrimleştiği konusunda diğer bilimcilerden farklı düşünüyor.
Alan Feduccia'ya göre kuşlar arkasaurs (archosaurs) denilen ve dinozorları da kapsayan bir gruptan evrildikleri yönünde.
Ayrıca Alan Feduccia'nın görüşlerine eleştiri için American Scientist'in
yazısına
bakılabilir.
1- "Ornithologist and Evolutionary Biologist Alan Feduccia Plucking Apart the Dino-Birds, DISCOVER Vol. 24 No. 02 February 2003, Web site:
http://www.discover.com/issues/feb-03/rd/breakdialogue/
«
Son Düzenleme: 04 Temmuz 2006 - 04:15:45 Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
»
Logged
AHHA!
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 379
Ynt: Evrimci Yayınlara Tipik Örnekler
«
Yanıtla #3 :
04 Temmuz 2006 - 04:33:12 »
Alıntı sahibi: İhsan Esentürk
Uçan Sürüngenler ile Kuşlar Arasında İlişki Kurma Yanılgısı
Aynı makalenin devamında ise şunlar yazılıdır: "Kuşları diğer canlı gruplarından eşsiz kılan en önemli özellikleri, tüyleri ve uçabilme yetenekleri. Bu özelliklerin onlara dinozorlardan geçtiği düşüncesiyse, fosil bulgularınca doğrulanıyor. Uçabilme özelliğinin, tüyleri olmayan ancak pullu derileriyle uçabilen dinozorlarda bulunduğu biliniyor. Dinozorların pullu deriden tüylü kollara evrimleşmeleri konusunda farklı düşünceler var."
Burada sözü edilen iki farklı canlı grubu arasında, yani
uçan sürüngenler (Pterosaurlar) ve kuşlar arasında evrimsel bir ilişki olduğu sanılmaktadır
; oysa böyle bir ilişki hiçbir evrimci otorite tarafından öne sürülmez. Uçan sürüngenler ile kuşların kanat yapıları birbirinden çok farklıdır ve nitekim hiçbir evrimci de bunların arasında bir akrabalık olduğunu savunmamaktadır.
Bilim ve Teknik yazarının bu konudaki en büyük gafı ise, uçan sürüngenlerin varlığını, sürüngen-kuş evrimi iddiasına bir delil sanmasıdır. Kanat yapıları tamamen farklı olan bu canlı gruplarını evrimsel bir akbaralığın kanıtı gibi sunmak, büyük bir hatadır.
Makalede böyle bir ilişkilendirmeden bahsedilmemiş.
Bahsedilen kuşların dinozorlardan evrimleştiği, tüyleri ve uçabilme yetenekleri gibi spesifik özelliklere sahip olduklarıdır. Ama uçan dinozorların da bu uçma özelliğine sahip oldukları söyleniyor, yani uçan dinozorlarla kuşlar arasında ilişki kurulmuyor.
Dinozorlar iki dal veriyor. Birincisi uçan dinozorlar, ikincisi de kuşlara giden dal.
«
Son Düzenleme: 04 Temmuz 2006 - 04:37:07 Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
»
Logged
AHHA!
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 379
Ynt: Evrimci Yayınlara Tipik Örnekler
«
Yanıtla #4 :
04 Temmuz 2006 - 04:54:01 »
Alıntı sahibi: İhsan Esentürk
Omurgalı paleontolojisi alanında dünyanın en önde gelen birkaç isminden biri olan Carroll, bir evrimci olmasına karşın bu konuda "Triasik Devir'de ortaya çıkan tüm uçan sürüngenler (Pterosaurlar) uçuş için çok özelleşmiş yapıya sahiptir...
Atalarının ne olduğu konusunda ve uçuşlarının kökeninin ilk aşamaları hakkında ise hiçbir bulgu yoktur
" itirafında bulunur.2
"...all the Triassic pterosaurs were highly specialized for flight... They provide
little evidence
of their specific ancestry and no evidence of earlier stages in the origin of flight"
Ataları konusunda
az sayıda kanıt var
; ama uçuş özelliklerinin erken safhalar konusunda delil yok diyerek itirafta bululmuyor (saklayacak bir şey yok çünkü).
HY'nin bildirdiği gibi "çünkü fosil kayıtlarında kendilerine özgü yapılarıyla birlikte aniden ortaya çıkmaktadırlar" gibi bir yargıya varılamaz, çünkü buna delili yok. Verdiği kaynaktan ise (1988 yılına ait) anlaşılması gereken şu ana kadar pterosaursların uçuş kökenleriyle ilgili olarak herhangi bir bulguya rastlanılmadığıdır.
Logged
AHHA!
erdal ekrem bektaş
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 130
Ynt: Evrimci Yayınlara Tipik Örnekler
«
Yanıtla #5 :
08 Temmuz 2006 - 03:22:06 »
Şu halde
http://www.genbilim.com/component/option,com_smf/Itemid,114/board,20.0
bu linkte gayet evrimci bir yayın oldu çıktı. Zira her konuda evrimden başka açıklayıcı kuram olmadığı hemen her başlıkta açık...
Logged
Kanıtlara dayanmayan her şey değersizdir.
Sayfa: [
1
]
Yukarı git
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi
|
Katagoriler
|
Evrim
(Moderatör:
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
) | Konu:
Evrimci Yayınlara Tipik Örnekler
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
Güncelleme ve Duyurular
-----------------------------
=> GenBilim v3
=> Forum Kuralları
-----------------------------
Danışma Kürsüsü
-----------------------------
=> Soru-Cevap
=> Yardım
=> Hata Rapor
-----------------------------
Katagoriler
-----------------------------
=> Ar-Ge Faaliyetleri
=> Beyin Göçü
=> Bilgisayar
=> Evrim
=> Genom Projesi
=> İnternet
=> Kitap
=> Kültür & Sanat
=> Mizah
=> Mühendislik Bilimleri
=> Müzik
=> Spor
=> Türkçe Kullanımının Yaygınlaştırılması
=> Üniversitelerimiz
-----------------------------
Bilimler
-----------------------------
=> Arkeoloji
=> Bilişim
=> Biyoloji
=> Edebiyat
=> Felsefe
=> Fizik
=> Fotoğraf
=> Genetik
=> Hukuk
=> İktisat
=> Jeoloji
=> Kimya
=> Matematik
=> Psikoloji
=> Sosyoloji
=> Tarih
=> Tıp
=> Diğer Bilimler
-----------------------------
Bilim Siteleri
-----------------------------
=> Bilimi Destekleyen Web Siteleri
-----------------------------
Öneri ve Şikayetler
-----------------------------
=> Türkiye Bilim Sitesi'nden beklentilerinizi tartışalım
=> Kategori Öner
-----------------------------
Diğer
-----------------------------
=> Serbest Forum
=> GenBilim.Com Şikayet Kutusu