GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Forum Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Kuantum fiziğine göre "özgür irade" bir varsanış  (Okunma Sayısı 1033 defa)
0 Üye ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« : 03 Haziran 2006 - 21:49:38 »


6 Mayıs 2006 tarihinde yayınlanan Amerika'nın saygın bilim dergilerinden New Scientist'te, 1999 yılında Fizik dalında Nobel ödülü almış olan Hollanda Utrecht Üniversitesinden Teorik Fizik Profesörü Gerard 't Hooft'un henüz tamamladığı 10 yıllık araştırmasının sonuçlarına Zeeya Merali imzasıyla yer verildi. Prof. Hooft, elde ettiği sonuçlara göre, her atomun davranışının daha önceden belli olduğunun ve bilindiğinin altını çiziyor ve dolayısıyla "özgür irade"nin sadece bir varsanış olduğunu vurguluyor.

Kader konusuna belki de dikkatleri çekecek bu tespitlerin yeraldığı makalenin çevirisini aşağıda okuyabilirsiniz:

"Özgür irade− Senin olduğunu sadece zannedersin

Kuantum mekaniğindeki 'belirsizlik' düzeyinin altında, daha derin bir gerçeklik yatıyor olabilir ve bu gerçeklikte, şaşırtıcı fakat, bizim tüm fiillerimiz önceden zaten belirlenmiş görünüyor.

Roman yazarı Isaac Bashevic Singer bir keresinde ‘ÖZGÜR İRADE’ye inanmaktan başka SEÇENEĞİMİZ YOK’ demiştir. Son yapılan iki çalışmayı bilseydi “Kuantum mekaniğine inanmaktan başka seçeneğimiz yok” da diyebilirdi.

Geçen ayın başlarında Nobel ödüllü bir fizikçi, üzerinde çalışmakta olduğu ve kuantum mekaniğindeki belirsizliğin altında, daha derin ve belirleyici bir gerçekliğin yattığını açıklayan teorisini sonuçlandırdı. Teorisini açıkladıktan bir hafta sonra iki önemli matematikçi bu teorinin, fiziğin de ötesinde bir kısım derin çıkarımlara sahip olduğunu gösterdi. Bu çıkarımlara göre kuantum fiziğinde belirsizlik kanununun geçersizliği, “özgür (cüz'î) iradeye” sahip olduğumuz düşüncesinin de geçersizliği anlamına geliyordu. Matematikçiler fizikçinin hatalı olduğunu düşünüyor.

Princeton Üniversitesi felsefecilerinden Hans Halvarson “çağımızın en iyi fizikçilerinden biri ile dünyanın en iyi matematikçilerinin karşı karşıya gelmeleri oldukça çarpıcı” diyor.

Kuantum mekaniği fizikçiler tarafından kabul ediliyor ancak, bu teori hâlâ, Einstein’ı da rahatsız eden ve henüz çözülememiş bir takım paradokslarla dolu. Örneğin, bir parçacığın dönüşünün ne olduğunu, dönüşümü siz gözlemlemeden önce bilemezsiniz −kuantum mekaniğine göre dönüş belirlenemez. Ayrıca, siz de bir deneyin sonucunun ne olacağını önceden tahmin edemezsiniz; tek yapabileceğiniz şey, belirli bir sonuca ulaşma olasılığını tahmin etmektir.

Parçacık fiziğindeki Standart Modeli matematik temellerine oturtan ve bu sebeple 1999’da fizik Nobel Ödülü alan Hollanda'lı Gerard ’t Hooft, “kuantum mekaniği muhteşem bir şekilde işliyor, ancak henüz tamamlanmış değil” diyor. Hooft ve birçok fizikçi, gerçeklik için, kuantum fiziğinin ortaya koyabileceğinden daha derin bir açıklama arayışındalar; bunun en önemli sebeplerinden biri, onca çabalarına rağmen Genel Görelilik ve ortaya koyduğu yerçekimi açıklamasını kuantum fiziğiyle birleştirememeleri. Hooft, “radikal bir değişiklik gerekli” diyor.

10 yıldan fazla bir süredir Hooft, 10-35 metre küçüklüğünde olduğu söylenen Planck uzunluğundan da daha küçük ölçeklerde yer alan gizli bir gerçeklik katmanı olduğu fikri üzerinde çalışıyor. Hooft, bu kavramı desteklemek için matematiksel bir model geliştirdi. Bahsedilen bu daha alt (derin) düzeyde, parçacıklardan veya dalgalardan söz edemeyeceğimizi söylüyor ve ‘varlıklar’ için enerjiye sahip “durumlar” kelimesini kullanıyor. Geliştirdiği modele göre, bu ‘durumlar’ önceden tahmin edilebilir davranışlar sergiliyorlar; yani teorik olarak önceden hesaplanabilirler.

Ancak, hesaplamalar bireysel durumların en fazla 10-43 saniye kadar izlenebileceğini gösteriyor ve bu kısacık sürenin ardından birçok durum tek bir “son durum” altında birleşiyor; bu da kuantum mekaniğindeki 'belirsizliği' meydana getiriyor. Ölçümlemelerimiz bu son durumları aydınlatıyor, fakat bir önceki bilgi kaybedildiği için kesin olarak geçmişlerini ortaya çıkaramıyoruz.

Hooft’un teorisi, bir parçacığın yerinin ve hızının aynı anda kesin olarak ölçülenememesi gibi kuantum mekaniğine has birçok garipliği açıklayabilse de önemli bir engelle karşılaşıyor. Teoriye göre durumlar negatif enerjiyle sonuçlanabiliyor ki bu da fiziğe aykırı bir durum. Ama Hooft bu problemi de parçacıkların negatif enerjiye sahip olmalarını engelleyerek çözmeyi başardı. Hooft “bu sorunu çözdükten sonra bunun en doğru yaklaşım olduğuna çok daha fazla ikna oldum” diyor.

Aslında Hooft’un söylemeye çalıştığı şey şu: Kuantum mekaniğinde parçacık hareketleri önceden tahmin edilemez görünse de, bir alt gerçeklikte yer alan durumları gözlemleyebilmemiz halinde parçacıkların hareketlerini de önceden bilebiliriz.

Diğer bilim adamları bundan çok etkilendiler. Hollanda Eindhoven Teknik Üniversitesi’nde Fizikçi Willem de Muynck: “Bu, bilinen en küçük ölçeklerde dünya hakkında bize bilgi veren çok güzel bir teori” diyor. “Fakat bu küçüklükler günümüz deneyleriyle ulaşılamayacak ölçekler.”

Hooft’un teorisi bilim adamları için büyüleyici olabilir, fakat bizler için beklenmeyen ve muhtemelen ürkütücü sonuçları var.

Princetown Üniversitesi'nden John Conway ve Simon Kohen adlı matematikçiler, kuantum mekaniğinin altında herhangi bir belirleyici teorinin olmasının, özgür iradelerimizi elimizden alacağını belirtiyorlar.

Conway “Çikolatalı ya da sade kek yemeyi tercih ettiğinizde, bu kararınızda gerçekten özgür müsünüz?” diyor. Yani, bir başka deyişle, evrendeki tüm parçacık etkileşimlerini gözlemleyen biri, hangi tür keki seçeceğinizi sizden önce tam olarak bilebilir mi? Öyle görünüyor ki cevabın doğruluğu, kuantum mekaniğindeki 'belirsizlik' mi gerçeğin doğru tanımlaması, yoksa bu belirsizliğin altında belirleyici bir düzen olduğunu söyleyen Hooft mu haklı, buna bağlı.

Conway ve Kochen, parçacık dönüşünü ölçüp neler olduğuna bakmak suretiyle Hooft’un teorisini incelediler. Bir dönüş her zaman 3 dikey eksen boyunca ölçülür. Küresel bir parçacık için seçeceğiniz eksen ve de ölçümlerin hangi sıralamayla yapılacağı size bağlıdır. Fakat seçimler özgür iradeyle mi yapılır yoksa hepsi daha önceden zaten belli midir?

Matematikçilerin kanıtladığı şey şu olmuştur: Eğer eksenleri yada ölçüm sırasını belirleyecek küçücük bir özgür iradeniz varsa, o zaman her yerdeki parçacıkların da aynı seviyede özgürlüğü olması gerekir. Bu da, parçacıkların tahmin edilemeyecek şekilde davranışlar gösterdiği anlamına gelir. Fakat Hooft’un teorisinde de belirtildiği gibi parçacıklar özgür değilse, matematikçiler eksen ve ölçüm sıralamasının belirlenmesinin mümkün olmadığını ispatlamış olmaktadırlar. Başka bir deyişle, deterministik (programlanmış) parçacıklar özgür iradeyi ortadan kaldırmışlardır.

Özgür irade konusundaki tartışmalar felsefenin tarihi kadar eskidir. Kuantum teorisi ortaya atıldığından beri de insanlar, özgür iradeyi bu teorinin merkezindeki belirsizlik ile bağdaştırmaya çalışmışlardır. Conway “bu konuyla ilgili ilk somut kanıta sahip olduğumuz için gurur duyuyoruz” diyor.

Conway ve Kochen teoremlerinin Hooft'un teorisini çürütmediğini ve teoremlerinin sadece "Hooft’un teorisinin doğru olması halinde, fiillerimizin özgür olamayacağını" gösterdiğini belirtiyorlar.

Kochen: “Hayatlarımız, bir filmin ikinci gösterimi gibi olabilir, tüm hareketler sanki özgürmüş gibi oynanıyor fakat aslında bu özgürlük sadece bir illüzyon (bir varsanış)”.

Matematikçiler eskiden beri özgür irademiz olduğuna inandıkları için, onlara göre Hooft’un teorisinin yanlış olması gerekiyor. Conway: “Bir şeyi yapabilmek için özgür iradeye inanıyor olmalıyız. Ben bu kahveyi içmekte ya da fırlatıp atmakta özgür olduğuma inanıyorum. Bu konuşmayı yapma seçimimde de özgür olduğuma inanıyorum” diyor.

Halvorson tartışmanın kişisel meseleye dönüştüğünü söylüyor. Ona göre Kochen ve Conway, geleceğimizin zaten önceden belli olduğu fikrine katlanamıyorlar; ama Hooft ve Einstein gibi insanlar da, evrenin, tamamen fizik tarafından tanımlanamaz olduğu fikrini aynı şekilde rahatsız edici buluyorlar.

Felsefeciler için her iki görüş de sorun olabilir. Rutgers Üniversitesi’nden fizik felsefecisi Tim Maudlin “Özgür iradenin dayanağı olan kuantumun rasgeleliği hareketlerimizin kontrolünün tamamen bizde olduğu anlamını taşımıyor. Bizler ya önceden programlanmış makineleriz ya da rasgele yaşayan makineleriz. Bunda pek fazla seçim şansımız yok” diyor.

Fakat Halvarson, Hooft, Conway ve Kochen'ın çalışmalarını memnuniyetle karşılıyor. “Felsefe kendini bilimden çok ötelere attı. Özgür iradeyle ilgili sorulması gereken çok önemli sorular var ve kim bilir belki de bunların cevabını fizikçiler vereceklerdir."

Evet, bilimin şimdilik gelebildiği nokta burası...

Ahmed Bakî
Logged

AHHA!
Yeni Üye
*
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 5
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : 04 Haziran 2006 - 15:14:29 »

hooft haklıysa eğer, insanlar yarın gidip fikirlerine ters düşen kişileri öldürsün, öteki dünyada da yargılanırken kendilerini özgür iradelerinin olmaması ile savunsunlar ve esasında özgür iradesini elinden alanın cehennemde yanması gerektiğini savunsunlar...
Logged
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 344
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : 21 Temmuz 2006 - 18:56:00 »

hareketlerimiz tam olarak kendi elimizde değildir çünkü başka iradelerin etkisi altında kalmamız söz konusudur ama insanın kendi iradesi bunlara nazaran yinede vardır.
Logged
Aktif Üye
**
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 13
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : 13 Ağustos 2006 - 23:29:15 »

bence bu makalede  " kader " kelimesinin dini açıdan değilde fiziksel açıdan çok güzel tanımı yapılmış..
bize hep "siz ne yaparsanız yapın , hangi yolu seçerseniz seçin; Allah sizin ne yapacağınızı ve hangi yolu seçeceğinizi önceden bilir!!" demiyorlarmı??
sanırım hooft ' da bunu kastediyor.. wink
Logged
Aktif Üye
**
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 13
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : 13 Ağustos 2006 - 23:40:57 »

üzümlü keki mi yoksa portakallı keki mi yada
yarın birini öldürüp öldürmeyeceğimizi
 seçeceğimiz önceden birileri tarafından biliniyorsa (ki bize söylenen yada öğretilmeye çalışılan bu)
"özgür irade" bunun neresinde??
Logged
Paylaşımcı Üye
***
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 37
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : 16 Ağustos 2006 - 21:43:41 »

atomları kolumuzdaki saate benzetirsek, bu saatin geçmişte gelecekte veya şimdi neler yapmakta olduğunu bilebiliriz. ama bunu koluna takan ve buna ihtiyaç duyan bir irade de kesinlikle vardır. insan sürekli hareket eder fakat saatin çalışması hep aynıdır. zaten bu ikisinin arasındaki ince çizgidede din ve ruh ortaya çıkıyor. dinen insanın iradesi kesinlikle vardır yoksa dünya hayatına sınav denemezdi.
Logged
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 130
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : 17 Ağustos 2006 - 12:07:12 »

Merhaba.

Öncelikle iki önemli noktada tüm "genbilim camiası"nı uyarmak istiyorum: Biincisi, quantum mekaniğinin kurallarını doğrudan yaşadığımız koşullara uyarlamak çoğunlukla (hem de üyük çoğunlukla) yanlış sonuç verir. (Bkz. Herhangi bir kuantum mekaniği kitabı, ilk bölüm). Hemen bir örnek verelim, bowling oynuyorsunuz diyelim: Bowling topunu normalde atmanız gereken yerin birkaç metre gerisinden atarsanız, durum ünlü çift yarık deneyine benzer bir durum olur. Çift yarık deneyinde bir elektronun hangi delikten geçeceğini hesaplayamazsınız, fakat topun hangi ankoya gireceğini hesaplarsınız. Hayır ben hesapladım oradan biliyorum.

İkincisi, bu konularda makalenin aslı ve kanıtları görülmeden yorum yapılmaz. Çok tehlikelidir. Ben 3 yılını doldurmuş bir fizik örencisi olarak, bu biçimde ortaya çıkmış, ama sonra "tamam teorim pek açıklayıcı olmayabilir, ama yumurta da atmasaydınız keşke" diyerek kaçıp gitmiş en az 50 tane fizikçi biliyorum.

Bana "ben kuantum teorisini aştım vıdı vıdı..." diye gelen adamların haddi hesabı yok*

Dolayısıyla, biraz ihtiyatlı olmakta fayda var...

Bir kere, merak ettiğim şu; diyelim atomaltı parçacıkların (şimdilik kuark diyelim) altında bir parçacık var.Ve bunlar düzenli davranıyor, önceden belli (?) yerlere gidiyorlar. Fakat, bir üstündeki kuarklar düzensiz, onun üztündeki atomlar da düzensiz, moleküller ve daha büyükler zaten feci düzensiz davranıyor...

Ve siz de kalkıp bana "aha madde düzenli davranıyor" diyorsunuz.

Peki o zaman, alın elinize bir "Nonlinear Dynamics and Chaos" kitabı da görün kim ne kadar düzenli davranıyor?

*:Bu adamlar aslında bana değil, üyesi bulunduğum ODTÜ Fizik Topluluğu'na geliyorlar. Bir de toplulukta sanırım üye değil, daha fiyakalı bir adım var, ama inanın ki bilmiyorum...yanılş olmasın
Logged

Kanıtlara dayanmayan her şey değersizdir.
Yeni Üye
*
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 3
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : 17 Ağustos 2006 - 19:15:48 »

USA Stanford Üniversitesinden ünlü bilimadamı nörofizyolog Karl PRIBRAM ve ünlü fizikçi Einstein’in öğrencisi David BOHM’un yaptığı araştırmalara ve en son bilimsel tesbitlere göre; EVRENİN ASLI, KUANTSAL YAPIDAN OLUŞAN ve HOLOGRAFİK ÖZELLİK GÖSTEREN BİR TÜMELLİKTİR. Atomaltı parçacıkların bulutumsu hareketlerinin Holografik özellik göterdiği deneylerle gösterilmiştir. BOHM’un tesbit ettiği ilginç bir durum da, ATOMALTI PARÇACIKLARIN BİRBİRİ İLE İLİŞKİLİ olduğudur. Bu ilişki,
parçaların bütün tarafından organize edildiğini ortaya koymaktadır.Yani, atomaltı parçalar bağımsız değildir; Gizli bir düzen tarafından organize edilmektedir. İşte bütün bu araştırma ve incelemeler sonucunda BOHM, “Evrenin dev bir hologram olduğu” sonucuna vardı.

Holografik yapının özelliğine göre, varlığın tümünde olan her özellik, varlığın her zerresinde tam olarak mevcuttur. Herşey birbirinin devamı olarak süreklilik arzetmektedir; herşey, bir diğer şeyin taşıdığı tüm üzellikleri bünyesinde barındırmaktadır ve aynı diğer “şey”dir. Varlık, bildiğimiz “evren” kavramı ötesinde, Bölünmez, parçalanmaz, parçaların bütünü olarak meydana gelmemiş TEK bir yapıdır!.

Sanırım bunları okuyup düşününce evrende çokluk olmadığı çokluk düşüncesinin insan beyninin bir varsayımı olduğunu anlarız. Yani zaten evren tek bir varlık tıpkı İslâm’ın kutsal kitabı Kur’ân’a göre de, “TANRI YOKTUR, SADECE ALLAH VARDIR” demesi ve Bu “ALLAH”, “AHAD”dır!. Yani, öyle bir TEK ki, varlığı yanısıra ikinci bir varlıktan sözedilemiyeceği gibi; O’nun parçaların birleşmesiyle oluşan bir tümel yapı olduğundan da sözedilemez demesi gibi.

Yani Algılamaya GÖRE var kabuledilen her ŞEY, O’nun varlığıyla vardır; ne var ki, O, şeylerin toplamı değildir!. Gerçekte SADECE “O” VARDIR; evrendeki çokluk kavramını oluşturan şeyler, algılayanın algılama özelliğinden kaynaklanan bir sanı ve hayâldir!.

Bu yüzdende insanın bir özgür iradesi olamaz. çünkü evren tek bir bütün ve herşey tek bir bilinçle yönetilir.

(Bazı yerler Ahmed HULUSİ'den alıntıdır)
Logged
Aktif Üye
**
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 23
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : 19 Ağustos 2006 - 10:28:11 »

Hooft'un çalışmasına bir ara göz gezdirme fırsatı bulmuştum; ama kim yorumlamışsa TÜBİTAK'dan bile daha beter çarpıtmış çalışmayı o bir gerçek...

Bir zamanlar Gould ve Lewontin'in (kendileri evrimin en büyük isimleri olarak anılır günümüzde) evrimin gelişimi üzerine söylediği ve şimdiye kadar "doğal seçilimin" kapsam olarak içinde barındırmadığı; ama bunu da kapsaması gerekir diye öne sürdükleri görüşleri başlangıçta her bilimsel tartışma gibi önceki görüşün yetersizliğini öne sürmekteydi. Bundan sonra Yaratılışçıların "işte bakın, evrimin savunucuları evrimi red ediyor" diye en güçlü argüman olarak kullandığı bu didiklenmiş cümleler aslında evrimin yönteminde bir güncelleme amacı taşıyordu.

Şimdi Hooft'a gelelim, üstteki yazı bilimsel bir çalışmadan alınabilecek 3-4 cümle içeriyor. Ve yazan kişi de Hooft değil. (üslubuyla yakından uzaktan ilişkisi yok) Alınan noktalar da Hooft'un bulduklarının hızıyla gelecekte üzerine araştırmalar yapmak istediği hipotezi ortaya koyar nitelikte... (Ayrıntılar için Hooft'un yazısı Berkeley'in veri bankasında var)
Ayrıca belirtilen nedir bilimsel olarak? "Parçacıklar altında başka ve belli bir düzen var mı?" Bu fizikçilerin yıllardır sorduğu bir soru ve olasılık hesaplarına bağlı olsa da her geçen gün daha somut bilgilere ulaşıyoruz... Bu da bir gerçek; ama özgür iradeyle ne alakası var anlamadım.
Eğer iradeyi atomaltı parçacıkların düzenliliğinden alıyorsak, ben size şunu derim: Yaratıcıyı evrene müdahale etse bile bir üst ilişkilerdeki düzensizlikten dolayı "elinden hiçbir şey gelmeyen" kifayetsiz bir varlığa çevirdiniz. Haberiniz ola...

Bir de matematikte yüzyıldır kullanılan bir deyimdir "özgür irade". Ne demek olduğunu ve tam olarak ne gibi durumlarda kullanıldığını bilmemekle birlikte Kaos teorisinde "şans faktörünü" be bazı olasılık ilişkilerini ilişkilendirebilmek için geliştirilmiş ve dönemin bilim insanlarının kendi iradeleriyle yarttığı bir kavramdır. Şimdi kimse özgür irade hakkında yorum yaptılar demesin; çünkü matematikçilere sorarsanız bunun kendi alanları olmadığını, düze bir pozitivist matematiksel modelle de insan düşüncelerini açıklayamayacaklarını, insanın toplum ve doğa ilişkilerinin kendi içinde dahi ciddi bir non-linear denklem yarattığını söyleyeceklerdir...

Logged
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : 20 Ağustos 2006 - 16:43:05 »

Merhaba Utku,

Yukarıdaki yazı Hooft'un makalesinin çevirisi değil. Hooft'un çalışmasından yararlanılarak yorumlarla birlikte makale hazırlayan "New Scientist" dergisindeki yazının çevirisidir.

"New Scientist" makalesinin orjinaline buradan ulaşabilirsiniz. Makalenin tamamını okuyabilmek için üye olunması gerektiğinden sadece "Article Preview"kısmına ulaşabiliyorsunuz.

Makalenin tamamını nette bu linkten okuyabilirsiniz (4. iletide).

"Early last month, a Nobel laureate physicist finished polishing up his theory that a deeper, deterministic reality underlies the apparent uncertainty of quantum mechanics. A week after he announced it, two eminent mathematicians showed that the theory has profound implications beyond physics: abandoning the uncertainty of quantum physics means we must give up the cherished notion that we have free will. The mathematicians believe the physicist is wrong"

Ve olaya daha iyi vakıf olabilmek için Hooft'un çalışmasıyla (orjinal makale) ilgili link verebilir misin?
Logged

AHHA!
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : 20 Ağustos 2006 - 17:20:19 »


Bir kere, merak ettiğim şu; diyelim atomaltı parçacıkların (şimdilik kuark diyelim) altında bir parçacık var.Ve bunlar düzenli davranıyor, önceden belli (?) yerlere gidiyorlar. Fakat, bir üstündeki kuarklar düzensiz, onun üztündeki atomlar da düzensiz, moleküller ve daha büyükler zaten feci düzensiz davranıyor...

Ve siz de kalkıp bana "aha madde düzenli davranıyor" diyorsunuz.

Makalenin konusu maddenin, atomaltı parçacıkların "düzenli" davranışlar gösterip göstermediği değil, deterministik (belirlenmiş) yerlere gidip gitmedikleri, davranış gösterip göstermedikleri. Ama sanırım "düzen" ile kastın da "determinizm" idi.

Kuarklar ya da makro düzeyde maddenin, parçacıkların düzensiz, rastgele davranışlar gösteriyor olması bize göredir. Ve eğer makalede belirtildiği gibi düzensizmiş gibi davranan parçacıkların daha alt gerçekliklerde determinist hareket gösterdikleri doğru ise bu bizim düzeyimizde rastgeleymiş gibi gözüken gerçekliklerin rastgele olmadıklarını gösterir. Sonuçta evrenin en derinindeki temel gerçeklikten bahsediyoruz. Ve bu temel gerçeklikte üst düzeylerdeki maddenin rastgeleymiş gibi gözüken davranışını yönlendirecek, yönetecek, belirleyecektir (Kelebek etkisi).

Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 130
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : 21 Ağustos 2006 - 17:31:18 »


Makalenin konusu maddenin, atomaltı parçacıkların "düzenli" davranışlar gösterip göstermediği değil, deterministik (belirlenmiş) yerlere gidip gitmedikleri, davranış gösterip göstermedikleri. Ama sanırım "düzen" ile kastın da "determinizm" idi.

Kuarklar ya da makro düzeyde maddenin, parçacıkların düzensiz, rastgele davranışlar gösteriyor olması bize göredir. Ve eğer makalede belirtildiği gibi düzensizmiş gibi davranan parçacıkların daha alt gerçekliklerde determinist hareket gösterdikleri doğru ise bu bizim düzeyimizde rastgeleymiş gibi gözüken gerçekliklerin rastgele olmadıklarını gösterir. Sonuçta evrenin en derinindeki temel gerçeklikten bahsediyoruz. Ve bu temel gerçeklikte üst düzeylerdeki maddenin rastgeleymiş gibi gözüken davranışını yönlendirecek, yönetecek, belirleyecektir (Kelebek etkisi).



Tabii ben "kendini tetikleyen sistemler" deyince "bir sistem kendini nasıl tetikleyebilir ki?" diyen bir sitenin üyelerine yanıt verdiğimi unuttum: Baştan alıyorum:

Eğer bir sistem deterministik ise, bunun anlamı, bir anın tüm bilgisi ile, diğer anların da tüm bilgisine ulaşılabileceğidir. Yani, Newton'un (?) ünlü sözü, "Bir entellektüel, bir anın tüm bilgisine sahip olabilirse, tüm zamanların bilgisine sahip olabilir." (Kötü çeviri bana ait)

Yoksa determinizm, "Bunun bilgisi bir yerde saklıdır." gibi başı sonu olmayan bir cümle olabilir mi? Eğer böyle düşünüyorsanız, acilen Leibniz okumanızı öneririm...

Dolayısıyla, eğer biz zaten o parçacıkların nasıl davranacaklarını biliyorsak, bu davranı şbizim için düzenli olmuş olur. Fizikteki düzen (in. order) ile askeri düzen arasındaki fark da budur.

Eğer biri, atomaltı parçacıkların deterministik olarak davrandıklarını öne sürüyorsa, evrenin iki gün sonra nasıl olacağını kendini fazlaca yormadan söyleyebilir... Herhalde Hooft'un da böyle bir iddiası yok....

Bu arada, makalenin orijinalini bekliyoruz...

Bir de, bakın isteyince bilimsel yayınlar da okunabiliyormuş değil mi? Oluyor yani isteyince... Bir zamanlar, "ne yani, herşeyi bilimsel dergilerden mi öğreneceğiz" diyen bir kısım arkadaşlar vardı da...

Tekrar okuyunca ek: Bu arada, "evrenin temelleri*"nde işleyen fizik kurallarının farklı, her şeyden apayrı olduğu fikri, rönesans öncesi fiziğin temel fikri iken, Galilei sonrasında yerle bir olmuştur...Anlaşıldı herhalde...
« Son Düzenleme: 21 Ağustos 2006 - 17:33:29 Gönderen: erdal ekrem bektaş » Logged

Kanıtlara dayanmayan her şey değersizdir.
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 344
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #12 : 22 Ağustos 2006 - 20:16:34 »

aslında kader insanın karakteriyle orantılı bir durumdur bir davranışa karşı bir insanın vereceği tepki kendi karakteriyle orantılıdır kendi karakteri o insanın davranışlarını şekillendirir ama burada farklı bir durumda söz konusudur belli bir bir düşünce istek arzu vaya korku gibi unsurlar belli olaylara yolaçabilmekte budurum çok ilginç bir durum bu konun araştırılması inancındayım.
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi  |  Bilimler  |  Fizik  |  Konu: Kuantum fiziğine göre "özgür irade" bir varsanış
Gitmek istediğiniz yer:  

Bu Sayfa 0.108 Saniyede 30 Sorgu ile Oluşturuldu
Forumda Arama                   Gelişmiş Arama
Sponsor Bağlantılar
Forum Duyuruları
Forumlarda görüntü kirliliğini önlemek için kayıt olduktan sonra profil resminizi güncellemeyi unutmayınız.
Forum Rütbeleri / Mesaj Sayısı
Yeni Üye < 10
Aktif Üye 10-29
Paylaşımcı Üye 30-49
Tecrübeli Üye 50-99
Uzman Üye > 100
Forum RSS