Anasayfa
|
Forum
|
Bilimler
|
Arşiv Tarama
|
GenKalem
|
Destek
|
Site Haritası
|
Linkler
|
RSS
|
Reklam
|
Arkadaşını Davet Et
|
İletişim
Anasayfa
Bilimler
Forum
Haberler
Galeri
GenKampüs
Kitaplar
e-dükk@n
Destek
İletişim
Anasayfa
Forum
Üye Ol
Şifre Hatırlat
_MYPMS_PROFILE_POPUP_ALERT
_MYPMS_POPUP_CNT
_INBOX
_MYPMS_CLOSE
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi
|
Danışma Kürsüsü
|
Soru-Cevap
(Moderatör:
İhsan Esentürk
) | Konu:
Fatih İstanbul Fethetti Mi?
Anket
Soru:
Fatih İstanbul Fethetti Mi?
Evet
8 (66.7%)
Hayır
4 (33.3%)
Toplam oy: 11
Sayfa: [
1
]
2
Aşağı git
« önceki
sonraki »
Gönderen
Konu: Fatih İstanbul Fethetti Mi? (Okunma Sayısı 2224 defa)
0 Üye ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
İhsan Esentürk
Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 302
Fatih İstanbul Fethetti Mi?
«
:
30 Mayıs 2006 - 13:40:13 »
Fatih İstanbul'u Fethetti Mi?
Logged
"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 379
Ynt: Fatih İstanbul Fethetti Mi?
«
Yanıtla #1 :
01 Haziran 2006 - 16:38:22 »
Bildiğim kadarıyla İstanbul'un Osmanlıya geçişinde en büyük rol oynayan kişi Çandarlı Halil Paşadır.
Orduda ve halk üzerinde sözü geçen Çandarlı, hem 2. Murat hem de oğlu Fatih döneminde Sadrazamlık yapmıştır.
Fatih'in Rum asıllı annesi Roksalan (Hürrem Sultan) 2. Murat'ı sürekli olarak Uzun Hasan'ın üzerine gitmesi için ikna etmeye çalışmıştır. Çünkü o dönemde Akkoyunlular Trabzon Rum İmparatorluğu üzerinde etkiliydi ve baskı uyguluyorlardı.
2. Murat'a gelen bu isteği her defasında Çandarlı engellemiş, Akkoyunluların Osmanlıya tehdit olmadığını, aksine doğu sınırının Uzun Hasan sayesinde rahat ettiğini veayrıca kardeş Türk devlet olduğunu söyleyerek 2. Murat'ı vazgeçirmiştir.
2. Murat ölüp Fatih başa geçtiğinde de Fatih'i Akkoyunlular üzerine gitme konusunda gene Çandarlı engellemiştir. Ama Roksalan'ın amacı Bizans yerine Fatih'i Akkoyunlular üzerine yollamaktır. Çandarlı askeri göndermem diyerek İstanbul'a yön verir. Roksalan ve Fatih de uymak zorunda kalırlar, çünkü Fatih hem yeni tahta geçmiştir hem de güçlü değildir, aksine Çandarlının asker ve devlet erkanı üzerinde büyük bir etkisi vardır.
İstanbul alındıktan ve Fatih kuvvetlendikten sonra ise Fatih Akkoyunlular üzerine gitmeden önce (türlü entrikalarla Bizans yanlısı diye iftira atılan) Çandarlının kafasını vurdurur.
Logged
AHHA!
Spike Jr
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 306
Ynt: Fatih İstanbul Fethetti Mi?
«
Yanıtla #2 :
07 Haziran 2006 - 00:40:20 »
Bir kaç gündür evde yoktum yorum yazamadım. Eve gelince de iş güç ancak vakit bulabildim. Konuya gelirsek; Halim bilir Fatihi çok severim zaten İstanbul aşığıyımdır. O yüzden bir jkaç çift lafımız olacak tabi.
Öncelikle Halimim maalesef seninle aynı fikirde değilim. Çandarlı Halil Paşa istanbulun alınmasına bırak katkı yapmayı karşı çıkanlardandı. Üç haçlı seferi görmüş olduğundan ve bunların devlete verdiği zararlardan dolayı yeni bir haçlı seferi ihtimalinin ortaya çıkmasından çekiniyordu.
Zaten genel itibariyle bakıldığında Çandarlı ile Fatihin arası iyi değildir. Zira Çandarlının teşvikiyle(ya da bastırmasıyla Fatih iki kez tahtan indirilmiştir ve tahtı babasına bırakmıştır. Bu nedenle Çandarlıyla arasında bir sorun olduğuda açıktır. Ama bu gerçekte Çandarlının devlete yaptığı bir ihanet midir yoksa Fatih ne kadar güçlü olursa olsun Teokratik bir devlette müslüman bir devlet adamının öldürülmesinin bırakacağı yankı ve kendiseine karşı geleceklerin sayısı nedeniyle bunu göze alamayıp kurdurduğu bir oyunda olabilir. Zaten Çandarlı Osmanlı tarihinde idam edilen ilk sadrazamdır. Ki kendisi vatana ihanetle suçlandığından idam edilmiştir. Zaten müslüman bir devlet adamının başka bir suçtan idam edilmesi o zamanlar pek düşünülecek bir şey değil. Bu nedenledir ki devşirme usuluyle gayri müslimerden vezirlerin seçilmesine başlanmıştır.
Peki Fatih İstanbul'u feth etmiş midir? Bu sorunu cevabı hayırdır. Fatih Konstantinepolis'i Osmanlı belgelerinde geçen adıyla Konstantiniyeyi feth etmiştir. Cevap burda yatar zaten...
Kouyla ilgili bambaşka bir bakış için aşağıdaki linke bakabilirsiniz. Ben Türk tarihi çarpıtılmış bilgilerle dolu diyordum ya işte bide bu yazıya bakın;
http://www.haber3.com/haber.php?haber_id=104783
Logged
Matematiksel buluşun itici gücü mantık değil, hayalgücüdür
İhsan Esentürk
Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 302
Ynt: Fatih İstanbul Fethetti Mi?
«
Yanıtla #3 :
07 Haziran 2006 - 01:02:37 »
Kaancım bir yanlış çok doğru götürürse ne olur? Eyvallah İstanbul'u değil Kostantantiniye'yi feth etmiştir Fatih ama kafalarımızı feth edemedi anlaşılan...
Verdiğin linke cevap Tarihe yeniden bakış başlığın'da
http://www.genbilim.com/index.php?option=com_smf&Itemid=114&topic=248.new#new
Logged
"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Spike Jr
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 306
Ynt: Fatih İstanbul Fethetti Mi?
«
Yanıtla #4 :
07 Haziran 2006 - 01:06:48 »
O yazıyı okuduğumu biliyorsun. Ayrıca ben o linkteki yazılar tamamen doğru demedim. Sadece bir bakın dedim. Sdece farklı bir yaklaşım doğruyu araştırıp sen bulacaksın(aynı zamanda bende). Ama çarpıtılmış bir tarih zihniyetimizn olduğu aşçık ve kimse çıkıp o yazıdakilerin hepsi yalandır diyemez. Ne kadarı doğru ne kadarı yanlış tartışılarak bulunabilir(tıpkı senin verdiğin yazıkalierde olduğu gibi).
Logged
Matematiksel buluşun itici gücü mantık değil, hayalgücüdür
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 379
Ynt: Fatih İstanbul Fethetti Mi?
«
Yanıtla #5 :
07 Haziran 2006 - 12:45:44 »
Kaan, iki hükümdar boyunca devlete hizmet etmiş Çandarlı'nın hain olabileceğini düşünmüyorum; olsa olsa dediğin gibi Çandarlı'nın çekingen bir tavır da bulunmuşsa Fatih, Çandarlıyı İstanbul'un alınmasında engel olarak görmüş ve kurgusuyla ortadan kaldırmış olabilir. Ayrıca dediğim gibi Fatih'in Rum olan annesinin de bu işte parmağı olabilir. Ne de olsa dediğin gibi araları bozuktu.
Neyse düşüncelerim delilsiz elbet, tahminden ibaret.
Kolay gelsin ;)
Logged
AHHA!
Spike Jr
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 306
Ynt: Fatih İstanbul Fethetti Mi?
«
Yanıtla #6 :
07 Haziran 2006 - 13:09:15 »
Bu konuda senle aynı fikirdeyim. Çandarlı özellikle Sultan Murada sonuna kadar bağlı biriydi burası tartışılmaz o nedenledir ki Sultan Muradı üç defa tahta çıkarmayı başarmıştır ki bunu başarabilecek kadarda güçlüdür. Şöyle birşeyler olduğunu biliyorum Çandarlı tarafından Bizans İmparatoru Konstantine yazılmış ve dayanın kuşatmanın bitmesine az kaldı türünden mektuplar bulunmuş. ama söylediğim gibi düzmece olup Fatih tarafından Çandarlıyı görevden almak için kullanılmış olabilir(Fatih yaptırdı da demiyorum Çandarlının ayağını kaydırmak isteyenler yapmış olabilir Fatihte kullanmıştır belki). Fatihin merkeziyetçilik anlayışı düşünülecek olursa hele ki Çandarlıyla geçmişten gelen husumetleride göz önüne alınırsa mantıklı...
Birde yanlış hatırlamıyorsam Fatih Çandarlıyı ilk önce idam etmiyor tüm mal varlığına el koyup Yedikuleye hapsediyor ailesiyle birlikte. Ama daha sonra Çandarlı idam edilince ailesi serbest bırakılıyor ve tüm mal varlıkları geri veriliyor. Bu bile bir ışık yakabilir aslında...
«
Son Düzenleme: 07 Haziran 2006 - 13:14:49 Gönderen: Spike Jr
»
Logged
Matematiksel buluşun itici gücü mantık değil, hayalgücüdür
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 379
Ynt: Fatih İstanbul Fethetti Mi?
«
Yanıtla #7 :
07 Haziran 2006 - 13:37:40 »
Ayrıca, II.Murat yanlısı Çandarlı ile daha genç bir padişah olan Fatih yanlısı tutumda bulunan dönme devşirmelerden ve bir Rum olan Zağanos paşa arasında da bir rekabetin olması ilgi çekici duruyor ve soru işaretleri bırakıyor.
Nette rastladığım bir yazıdan da bir aktarma yapayım:
"İstanbul’un fethi Türkler açısından önemli bir dönüm noktasıdır. 29 Mayıs 1453 Salı günü İstanbul’u Bizans devlet ve Ortodoks Kilise yöneticileri Osmanlılara teslim eder. Fatih Sultan II.Mehmed’in de 2 gün sonra Ayasofya Kilisesi ile Bizans İmparatorluk sarayına giderek törenle Bizans ve Osmanlı devlet erkanını kabul etmesiyle de Osmanlı İmparatorluğu ilân edilmiş olur. Bu durum aynı zamanda Bizans tahtına Fatih Sultan Mehmet’in getirilmesi de demektir. İstanbul’un fethi Türk tarihçilerinin abarttıklar kadar önemli bir askeri kuşatma ve muharebe değildir. Osmanlı II.Veziri Rum Zağanos Paşa gibi dönmelerin ve tükenmiş, çürümüş Bizans yöneticilerin işbirliğiyle ve de direniş gösteren grupları katledilme operasyonu ile İstanbul alınmıştır. Rum Zağanos Paşa gösterdiği bu maharetten dolayı Vezir-i Âzamlığa (başbakanlığa) getirilmiştir. İstanbul alınmasıyla, Zağanos Paşa ile birlikte dönme devşirmelerden (Enderunlu) 34 vezir atanmıştır. Vezir-i Azam Çandarlı Halil Paşa ve Türk vezirler görevlerinden alınmıştır. Fatih Sultan Mehmet ; İstanbul’u başkent yapmış, kendisini Edirne’de tahtan indiren Vezirleri ve Türkmen Beylerini görevden alarak sürmüştür. Bizans Devlet müesseselerine uygun yeniden devlet yapılmasını gerçekleştirmiştir. Şeyhülislamlık müessesesini ve Müftülüğü de “Fener Rum Ortodoks Patrikliğine” benzer bir yapıyla Ortodoks İslam (Sünni ) şeriat organizasyonuna dönüştürmüştür. Çandarlı Halil Paşa tutuklanarak Edirne’ye gönderilmiş burada ki hapishanede işkence edilerek tüm para ve mallarına el konmuş; Temmuz 1453 başında da katledilmiştir.(1)"
Bu da farklı bir bakış açısı tabi.
1- İsmail Onarlı, "Osmanlı Devlet Erkinden Türkmenlerin Dışlanması",
http://www.alevibektasi.org/ismail_onarli2.htm
«
Son Düzenleme: 07 Haziran 2006 - 13:41:03 Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
»
Logged
AHHA!
İhsan Esentürk
Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 302
Ynt: Fatih İstanbul Fethetti Mi?
«
Yanıtla #8 :
07 Haziran 2006 - 18:39:47 »
Farklı bir o kadar da yanlı bir bakış açısı... Türk tarihçileri mi abartıyor Koatantine'nin Feth'ini? O kadar abartılmış ki ne doğru düzgün bir belgesel, ne de bir filmi çekildi feth'in. Merak ediyorum acaba Rambolarla sahte kahramanlar üreten Amerikan tarihinde böyle bir başarı olsaydı, kaç film kaç anıt dikeceklerdi... Demek askeri başarı değil öyle mi? Kendiliğinden mi açıldı surlar. 3m 6m ve 13 m'lik 3 sur ve surların etrafında bu günkü gibi bir alanda yok. Tam anlamıyla denize sıfır. Havan topları, şahmaranlar, Rumeli hisarı bu basit savaş için miydi? Rumeli hisarına yerleştirilen toplar, bogazdaki akıntıda hesaba katılarak, üretilmiş ve yerleştirilmişti ki bu da çalışmanın ne kadar hassas olduğunu gösterir. Sahi bu toplar nerede dökülmüştü? Neyse ki sonunda hatırladıkta topların döküldüğü döküm haneyi gün yüzüne çıkartmak aklımıza geldi. Sakarya' da dökülmüştü toplar. Baristik hesaplarının henüz hareket denklemleri, bu günkü haliyle sitemli bir şekilde açıklanmamışken üstelik nasıl yapıldığı ayrı bir soru?.
Bugünün milliyetçi anlayışıyla tarihe bakmak ne kadar doğru? Osmanlıda millet; aynı dinden olanları anlatıyordu. İslam bir milletti, Hristiyanlık bir millet....
Şeyhül İslamlık makamının bir benzeri bugün yok mu? Görevi neydi? Ki beraberinde getirdiği sonuç oldukça büyüktür? Osmanlıyı anayasal devlet yapar. Fatih'i anlamak ve Feth'i anlamak son derece önemli. "Kostantiniye bir gün mutlaka feth edilecektir" hadisini, bir şehri askeri olarak kuşatılmasını ve düşmesini anlamıyordu Fatih şüphesiz. O istanbul'un önemini kavramış ve tüm politikalarını İstanbul merkezli oluşturmuştu. 100 yıl gibi kısabir sürede 1000 yıllık bir imparatorluğun izlerini silmek hiçte küçümsenecek bir başarı değildir. Ayasofya için, kaç köy vakfetmişti Fatih? Eğer Osmanlı büyük masrafları göze alıp yeniden diriltmeseydi bugüne kaç eser kalırdı Bizanstan? Ne güzel kendi tarihine sövmeyi marifet sanan bir biz varız her halde? Ama kaynağın alındığı yer hiçte şaşırtıcı değil! Sünni İslam ile ilgili kısıma cevap verme gereği duymuyorum.
Birileri kabul etmesede Fatih 21 yaşında bir dehaydı ve tarihin gördüğü en büyük devlet adamlarından biriydi! Sadece bir komutan bir lider değil aynı zamanda mühendis ve aydın dı Fatih? Dedesini gören ilk Osmanlı padişahı Yavuz'da O'nun yolundan gidecek ve Osmanlı kütüphanesini Feth edecekti! Ve Fatih bir Türk, bir Osmanlı ve bir Müslümandı görmek istemeselerde!
«
Son Düzenleme: 07 Haziran 2006 - 18:56:43 Gönderen: İhsan Esentürk
»
Logged
"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
HAKAN TURGAN
Yeni Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 4
Ynt: Fatih İstanbul Fethetti Mi?
«
Yanıtla #9 :
23 Haziran 2006 - 09:47:15 »
fethedilen constantine idir yada roma diyelim neden pekii,
öncelikle konunun tam anlaşılması açısından yararlı olur sanırım,
Bizans toprakları ya da 'Memalik-i Rûm'
Türk ve Rum, Ortodoks çizgilerle ayrıldığında ve bazı tarihsel süreçlerde ne denli içiçe geçmiş oldukları unutulduğunda, bilinmezlikten gelindiğinde ya da gerçekten, incelenip ortaya konulamadığında, geçmişin çok daha renkli görüntüleri belirlenemiyor. Bu iki etnik ve dinsel ayırım, birbirlerinden çok uzaklarda ve "başka"lıklar içinde kayboluyor. Aslında, Osmanlı'nın, Rûm (Roma'dan miras aldığı topraklar) üstünde, coğrafi olduğu kadar siyasal ve kültürel anlamda sahiplendiği yapılanma, tarihsel zenginlikleri yok etmeden, Osmanlı'yı ya da Bizans'ı canlandırma gibi safsatalara kapılmadan- tarihsel bilinç içine yerleştirilebilir, yerleştirilmelidir. Savaşların ve kavgaların ötesinde ne denli güzellikler yatmakta tarih kayıtlarında. Türkiye Cumhuriyeti ve Yunanistan ve de Kıbrıs'ın sahipleri -emperyal güçlerin hakemliklerini çok iyi tartarak, dikkatli olarak- çok güzel bir yaşam ortamı sağlayabilirler bu uygarlıklar simgesi toprak ve denizlerde.
Çok ilginç: Fransa Cumhurbaşkanı Chirac, Avrupa kapısında bekleyen Türkiye için olumlu bir şeyler söylemek istedi ve Türklerin Avrupalılığına tarihsel bir tanık göstermek amacıyla "Hepimiz Bizans'ın çocuklarıyız" dedi. Yine çok ilginç: Türkiye'de pek görüşülmeyen türden böyle bir sav karşısında tepkiler oluştu, medyadan izlediğim kadarıyla bazı değerlendirmeler yapıldı. Ancak, konu salt Doğu Roma (sonradan adlandırıldığı biçimiyle Bizans) merkezli dile getirildi; Osmanlı'nın yerleştiği bu bölgeleri "Memalik-i Rûm" (Roma mirası ülkeler) adı altında kimliğinde nasıl benimsediği üzerinde durulmadı.
Günümüzde bir etnik yapıyı ve kültürü simgeleyen, Türkiye'de yaşayan klasik deyimle Ortodoks kilisesine bağlı Yunan kökenlilere ve Güney Kıbrıs devleti vatandaşlarına başat kimlik ya da altkimlik veren "Rum" tanımını dile getirirken, bu deyimin (daha doğru bir ifadeyle bu aidiyetin) Osmanlı İmparatorluğu'nun yapısı içinde Müslüman üstkimliği ve Türk/Türkmen altkimliklerinin karşısında/yanında nasıl durduğuna, algılandığına ve imgelendirildiğine işaret etmek istiyorum. Böylece "Türk" ve "Yunan" halkaları arasında (günlük dilde söylendiği şekliyle: Türk ve Rum kesimleri arasında) yapılan ve geçmişten kuşku, korku ve ayırımcılık sürükleyip getiren duyguların daha bir yakınlığa, dostluğa ve sevecenliğe götürebilecek ortamı yakalamasına yardımcı olabileceğini sanıyorum.
"Bilâd-ı Rûm"
Osmanlı için, daha doğru bir saptamayla, Osmanlı İslam ve emperyal kültürünün siyasal sosyal ve temelde de belirli (çekirdek) coğrafi alanları için yansımış bir tanım "Rûm" ve bu kültür ve coğrafyayı benimseyenler ve temsil edenler de "Rûmî" olarak kimliklendirildi. Bilindiği üzere, Avrupa'nın imajında 12. yüzyıldan itibaren Türkmen nüfusun Anadolu'daki konumlarına dayanarak dile getirilmiş olan "Türkiye" imgesine karşılık, İslam dünyasında da Doğu Roma (Bizans) egemenliğinde bulunan Anadolu ağırlıklı bölgelere -Roma'ya atıfla- "Bilâd-ı Rûm" denildi. Anadolu Selçukluları için de kullanılmış olan "Rûm" imajı Osmanlılara daha bir ağırlık olarak atfedildi, hatta sahiplerince içselleştirildi, bazı sultan unvanları içinde (sultan-ı Rûm=Roma'dan kalan ülkelerin ve denizlerin sultanı ya da padişah-ı Rûm gibi) yer buldu, tarih ve edebiyat eserlerinde bir Rûm coğrafyası ve kültürü özellikle 14 ve 17. yüzyıllar arasında "memleket-i Rûm", "memalik-i Rûm" ya da "iklim-i Rûm" gibi tanımlarla özkimliğin ifade ediliş biçimine sokuldu.
Bu "Rûm" veya "Rûmi" aidiyeti Osmanlı tarihçiliğinin içine tam nüfuz edemeyenlerin tepkisiyle karşılaştı çoğu zaman ya da bu sözcükler ünlü tarihçi ve Türkologlar tarafından dahi tam algılanamadı. Kimileri Rum'u, tarih ve edebiyat metinlerinin temel söylemlerinde neyin simgelendiğini bilemeden doğrudan doğruya "Grek" veya "Yunan" biçiminde algıladı, bazıları da ona özbeöz "Anadolu Türkü" etiketini yapıştırdı. Amatör bir tarihçinin, Osmanlı tarihçisi Naima'nın eserinde geçen "Rûm"un çoğulu olan "Ervam" sözcüğüne bozularak "Türk"ün böylece silinmeye çalışıldığını yazdığını bir tarih dergisinde okuduğumu hatırlıyorum. Bir yabancı tarihçinin de -başka bir örnekleri gösterme gereği duymadan- Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın unvanları arasında sayılan "sultan-ı Rûm"u "Yunanlıların sultanı" biçiminde yansıttığını biliyorum.
"Bum-i Rûm"
Her neyse, anılan terimin yanlış yorumlanması fazlasıyla ortada görünüyor, burada birkaç örnekle konuyu genişletmek ve Osmanlı kültür coğrafyası içinde geçen "Rûm"un içerdiği Türk ve Müslüman nitelikli ancak Müslüman olmayanları dışlamayan bir üstkimlik pozisyonu üstüne vurgu yapmak istiyorum.
Fatih Sultan Mehmed dönemini yansıtan tarihçi İbn Kemal, Osmanlı ülkesinden "Diyar-ı Rûm" kadar "Bum-i Rûm" ve "İklim-i Rûm" diye söz eder. Yine aynı dönemi yansıtan tarihçi Dursun Bey, adı geçen sultanın yaşamının son deminde ve rahatsız olduğu sırada, veziri Mehmed Paşa'nın padişaha, Mısır'ı fethetmesini, orada yaşamasını önerirken "Rûm"u da (yani İstanbul merkezli Osmanlı topraklarını) şehzadelerine bırakmasını arz ettiğini bildirir. Bir yüzyıl sonraki tarihçilerden Hoca Sadeddin'in Osmanlı aidiyeti, "Frenk süvarilerine karşı Rum atlıları" içindeki Osmanlı'da saklıdır. Taht mücadelesine girişmiş bulunan Şehzade Ahmed "Rûm diyarı denilen geline kendüsin güvey olacağı" kanısındadır. Daha sonraki tarihçilerden Selaniki'de Osmanlı devleti ve hanedanı "Devlet ü Saltanat-ı Rûm"dur.
Ünlü edebiyat tarihçimiz Fuad Köprülü, Türkçe ile halka seslenmeyi başarmış olan şair ve mutasavvıflar karşısında halka ilgisiz kaldıklarını sandığı Osmanlı şairlerinin "Rûm" sıfatıyla anıldıklarını hatırlatırken onların Türk şairler olduğunu vurgular. Ancak, doğal olarak Avrupa, Osmanlı topraklarına "Türkiye" derken Osmanlı'nın "Rûm" kimliğine bürünmüş bulunmasına da hoş bakmaz. Tanınmış tarihçimiz Halil İnalcık'ın her zaman dile getirdiği gelişmeleri de unutmamak gerekli: Osmanlı çok kültürlü, çok dinli, çok dilli bir imparatorluktur; üstünde genişlediği yerler de miras aldığı ve çekirdek sayılan "Rûm" bölgeleridir. Fuzuli'ye göre üstünde zarif insanların bulunduğu yerlerdir oraları; "Zarifan-ı Türk" olarak tanımlar o kişileri. "Kimdir ol iklim-i Rûmun hânı Sultan Bayezid" demiştir şair, bilgin ve devlet adamı Cafer Çelebi; 19. yüzyıldan seslenen Nev'i-zâde Atayi'nin de "Rûmî sohbet" ya da "Türkî-zeban" dediği de İstanbul Türkçesinden başka bir şey değildir. İmparatorluk için Türklük bilinci söz konusu değildir, ama Türkçe bir semboldür.
Şüphesiz, Chirac'ın Avrupa için kaynak saydığı Bizans, Türkiye için çok daha fazla sahiplenilmesi gereken bir tarih kesiti; eserlerinin çoğunluğu Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşıyor. Dileğim odur ki, Osmanlı İmparatorluğu'nun, ondan da önce Anadolu Selçuklularının ve Türk beyliklerinin üstüne oturduğu coğrafyayı günümüz Türk kültürünün temel öğelerinden biri sayacak bir anlayış gelişsin ve tarih bilinci içinde yerini bulabilsin.
alıntı: Prof. Dr. SALİH ÖZBARAN
diğer bir örnek ise,
"— Biz pâdşâh-ı Rûm (1) olan Sultan Süleyman'a muhtacız, diye elçinin konuşmasını kesti. Gemilerimizi limanlarına kabul etmezse, bizim halimiz harap olur. Bu bir yana, İslâm padişahıdır, halîfedir. Onun kapdanını bizden istemek yakışık almaz."
(1) “Roma İmparatoru” ve “Türkiye İmparatoru” manalarına gelen bu sıfat, Osmanoğulları'nın unvanlarından biridir.
-
Du'âm oldur Şeh-î Rûm'un (1) İlâhî
Saadet birle geçsin sâl-ü mâhı
Anın ferman - beri hâkaanı Çin'in
Mutıy'î Hind-ü Sind'in pâdşâhı
(1) Şeh-i Rûm = Roma İmparatoru, Osmanlı padişahlarının Fâtih'ten beri takındıkları unvanlardan biri. «Rûm», «Anadolu, Türkiye», manalarına da gelmektedir. Yıldırım Bâyezid'in takındığı «Sultân-ı Iklîm-i Rûm» unvanı ve Mevlâna hakkında kullanılan «Mollaay-ı Rûm» bu manadadır.
kaynak: Mir'atu'l-Memalik - Seydî - Ali Reis
http://www.turkcebilgi.com/Seydi%20Ali%20Reis
sanırım nerenin kim tarafından fethedildiği konusunda biraz fikir vermiştir.
+ fetih konusunda bazı noktaları yazarın ince ince gizli yorumladığını düşünmekle birlikte yararlı bir kaynak olarak görmekteyim.
http://dukkan.dharma.com.tr/V1/Pg/BookDetail/Number/10720
Logged
volkan çelik
Tecrübeli Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 52
Ynt: Fatih İstanbul Fethetti Mi?
«
Yanıtla #10 :
18 Temmuz 2006 - 11:50:55 »
yorumlarınız çok uzun ve anlaşılmaz :).kısacası fatih sultan mehmet fethetdi.:)
Logged
selin bilgin
Paylaşımcı Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 32
Ynt: Fatih İstanbul Fethetti Mi?
«
Yanıtla #11 :
18 Ağustos 2006 - 18:52:14 »
tartışma konusundan uzak olacak ama ufak bir nuans:
ıstanbul u fatıh sultan mehmet değil yalnızca sultan mehmet fethettı.
'fatıh'biliyorsunuz ki fetheden anlamında bir sıfat.yanı sultan mehmet'ın fetihten sonra kazandığı bir unvandır.
solemeden edemedim..
Logged
levent macellanya
Yeni Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 1
Ynt: Fatih İstanbul Fethetti Mi?
«
Yanıtla #12 :
02 Eylül 2006 - 00:08:48 »
öncelikle hürrem sultan kanuni sultan süleyman'ın eşidir. dolayısı ile fatih sultan mehmet'in annesi değildir. fatih sultan mehmet'in annesinin hüma hatun olduğu sanılmaktadır.
fatih sultan mehmet 1 kez tahtı babasına bırakmıştır, iki kez değil.
topların edirne'de döküldüğü söylenmektedir. ama bana pek inandırıcı gelmiyor. o dönemin yol koşullarını düşününce (sadece mimar sinan'ın büyükçekmece'ye yaptığı köprüyü düşünün), istanbul'a yakın bir yerlerde döküldügü daha mantıklı. gemilerin karadan yürütülmesi olayı da aynı şekilde. erdoğan aydın'ın "fatih ve fetih mitler ve gerçekler" adlı kitabında yazdıkları bana mantıklı geldi.
RUM sözcüğü sadece türkçede olan bir söcüktür. osmanlıdan önce de kullanılırdı (bkz: mevlana celaleddin RUMİ), ve ROMALI anlamına gelmektedir. bugün sadece türklerinde yaşadığı bölgelerdeki yunan asıllılar için kullanılıyor.
çandarlı halil paşa'nın azli ve katli, salt istanbul'un fethine karşı çıkmasından değil, aynı zamanda türk kökenlilerin ağırlığının azaltılması ve devşirmelerin egemen olması açısından önemlidir. böylece hiçbir kökü olmayan kişiler sultana karşı gelemeyeceklerdi. 2. mehmet, tahttan indirilmesini, arkasında anadolu'nun gücü olan vezirlere (çandarlı gibi, ki halil paşa bu aileden çıkan ilk vezir değildir) bağlamış. halil paşa'nın konstantiniye'nin fethine karşı çıkışını bahane ederek türk aristokrasisini, tabiri caizse, doğum sırasında yok etmiştir. devleti devşirmelerle yöneterek hanedanın dokunulmazlığını sağlamıştır. (o kadar ki, bir yüzyıl kadar sonra 2. osman yedikule zindanlarında tecavüz edilmiş, ama bir yay ile
boğularak
öldürülmüştür.
osmanlının kanı dökülemezdi
çünkü!)
bu tavır aynı zamanda (ilber ortaylı'nın savı) devletin imparatorluk düzeyine çıkmasını sağlamıştır. yönetim kademelerinin belli ailelerin elinde toplanmasını engellemiş, güçlü, sağlıklı ve zeki kişilerin yükselmesini sağlamıştır. tabi bu durum, osmanlının askeri açıdan güçlü olduğu dönemde çok iyi işlemiş, ama bilimsel gelişmelerin hız kazandığı dönemde ise tam tersi bir işlev görmüştür.
Logged
Spike Jr
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 306
Ynt: Fatih İstanbul Fethetti Mi?
«
Yanıtla #13 :
03 Eylül 2006 - 22:30:13 »
Alıntı sahibi: levent macellanya üzerinde 02 Eylül 2006 - 00:08:48
fatih sultan mehmet 1 kez tahtı babasına bırakmıştır, iki kez değil.
Bu aslında ortada olan bir olay. Nasıl yorumladığın önemli. Fatih 1444te Varna Savaşından önce tahta çıkıyor. Varna Savaşı çıkınca da 2. Murad ordunun başına geçiyor doğal olarak tahta da. Ama savaştan hemen sonra yine tahtı Fatihe bırakarak Manisaya dönüyor. 1446da Çandarlı Halil Paşanın başlattığı bir yeniçeri ayaklanmasıyla bir kez daha tahta çıkıyor. Sen bunu 1 kez olarak görebilirsin ama olayın aslı bu...
Logged
Matematiksel buluşun itici gücü mantık değil, hayalgücüdür
yusuf bolat
Yeni Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 9
Ynt: Fatih İstanbul Fethetti Mi?
«
Yanıtla #14 :
14 Ocak 2008 - 12:18:32 »
istanbulun fethinde başrolu aslında AKŞEMSETTİN hazretleri olynar ondan sonra Fatih Sultan Mehmet Han ve sadrazamdan askerine kadar herkese fetetti fetihi sadece Fatihe Sultan Mehmet'e bağlamak yanlış olur. ama Ama Koskoca bir devlete Tek başına Hükmetmek de kolay iş değildir.
Logged
Sayfa: [
1
]
2
Yukarı git
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi
|
Danışma Kürsüsü
|
Soru-Cevap
(Moderatör:
İhsan Esentürk
) | Konu:
Fatih İstanbul Fethetti Mi?
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
Güncelleme ve Duyurular
-----------------------------
=> GenBilim v3
=> Forum Kuralları
-----------------------------
Danışma Kürsüsü
-----------------------------
=> Soru-Cevap
=> Yardım
=> Hata Rapor
-----------------------------
Katagoriler
-----------------------------
=> Ar-Ge Faaliyetleri
=> Beyin Göçü
=> Bilgisayar
=> Evrim
=> Genom Projesi
=> İnternet
=> Kitap
=> Kültür & Sanat
=> Mizah
=> Mühendislik Bilimleri
=> Müzik
=> Spor
=> Türkçe Kullanımının Yaygınlaştırılması
=> Üniversitelerimiz
-----------------------------
Bilimler
-----------------------------
=> Arkeoloji
=> Bilişim
=> Biyoloji
=> Edebiyat
=> Felsefe
=> Fizik
=> Fotoğraf
=> Genetik
=> Hukuk
=> İktisat
=> Jeoloji
=> Kimya
=> Matematik
=> Psikoloji
=> Sosyoloji
=> Tarih
=> Tıp
=> Diğer Bilimler
-----------------------------
Bilim Siteleri
-----------------------------
=> Bilimi Destekleyen Web Siteleri
-----------------------------
Öneri ve Şikayetler
-----------------------------
=> Türkiye Bilim Sitesi'nden beklentilerinizi tartışalım
=> Kategori Öner
-----------------------------
Diğer
-----------------------------
=> Serbest Forum
=> GenBilim.Com Şikayet Kutusu