GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Forum Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Sayfa: 1 ... 6 7 [8] 9   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ  (Okunma Sayısı 9419 defa)
0 Üye ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #105 : 29 Haziran 2006 - 02:41:01 »

Arapça'da "sahiplik zamirleri"

Kaynak: A Brief Journey to the Arabic Grammar

Sırasıyla O'nun (Erkil), O ikisinin (erkil, dişil), Onların (Erkil); O'nun (Dişil), O ikisinin (erkil, dişil), Onların (dişil)..


Bu Zamirler Arapçada geldiği ismin yanına ekleniyorlar.

Örneğin, kelimemiz "Zevce (eş)" olsun.

Zevce H>>> O'nun (erkil) eşi (okuma sırasında durulmadan geçilecekse Zevce Hu)
Zevce HuMa>>> O ikisinin (dişil ya da erkil) eşi
Zevce H>>> O'nun (erkil) eşi
Zevce HuM>>> Onların (erkil) eşi (okuma sırasında durulmadan geçilecekse Zevce HuMu)
Zevce HA>>> O'nun (dişil) eşi
Zevce HuNne>>> Onların (diişil) eşi

Alıntı
Bir de belirteyim kelimenin yarısını büYÜK yarısını KÜçük yazınca bişi değişmiyor. Bülent aybek takdikleri bunlar... Bazıları üzerinde işe yarıyor :)

:(

Kimi eklerin kelimelerin, büyük küçük yazılmasından amaç (bu iletimizde de olduğu gibi) insanların ayrıntılara dikkat etmeleri ve konuya daha sistematik yaklaşabilmeleri içindir. Gayrı düşünceler, niyet okumalar ZANndır ve Kur'an'da neye benzetildiği bildirilmektedir.


« Son Düzenleme: 29 Haziran 2006 - 02:53:46 Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç » Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 344
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #106 : 01 Temmuz 2006 - 13:46:23 »

öncelikle alp bey sorduğnuz soruya cevaben sözlerime başlamak istiyorum allah insanları ve diğer zeki canlı varlıkları kendine dost olmaları için yaratmıştır bundan gayrı bir yaratılış sebebi yoktur yani allah ilmini seyre dalmak için falan yaratılışı gerçekleştirmemiştir ama tabiki insan iradesi zayıf bir canlıdır bu zayyılığı yüzündendirki insan tanrının iradesi gibi mükemmel olamaz ama daha öncede söylediğim gibi bu mükemmelliyeti sağlamak için tasavvuf gibi akımlar oluşmuştur ve bu akımların en mükemmelide tasavvuftur tasavvuf allah inanacıyla bütünlük arz etmekle birlikte yükselmenin dinamiğini içinde barındırmaktadır yükselmekte tanrısallık yani mükemmelliyet demektir bu yüzdendirki evliya denen şahıslar müthiş bir irade göstererek kerametlere yol açmıştırlar sizin teklik olgunuza gelince aslında teklik olgusu olarak söylediğiniz şey insanların zayıflığından ve bilgisizliğinen kaynaklanmaktadır yani insan şuursuz değil zayıftır yani allah insanı yarattı ve ona bir bilinç verdi ama bilincin zayıflığı yüzünden her yönde allahın iradesi söz konusu işte bu yüzden insalarla tanrı bir bütünlük arz ediyor saygılar.
Logged
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #107 : 01 Temmuz 2006 - 18:17:18 »


Alıntı sahibi: raif  bostan
  allah insanları ve diğer zeki canlı varlıkları kendine dost olmaları için yaratmıştır bundan gayrı bir yaratılış sebebi yoktur

Zeki olmayan canlıları neden yaratmıştır peki?

Allah'ın dost'a ihtiyacı mı var?

Bu dost varlıkları nerede yaratmıştır?

Kendi varlığı dışında, içinde ya da ötesinde bağımsız varlıklar mı yaratmıştır? Eğer böyle ise Allah'ı sınırlamış olmaz mıyız?

Allah'ın İradesinin dışında irade edebilen varlıkların olması O'nun iradesinin geçerli olmadığı yerlerin de olduğunu ve O'nun sınırlandığını göstermez mi?

Alıntı sahibi: raif  bostan
  yani allah ilmini seyre dalmak için falan yaratılışı gerçekleştirmemiştir

Allah KENDİ SONSUZ İLMİNİ gene KENDİNDE seyrediyor. Bu seyrin sonucu yaratılmışlık var, yaratmanın sonucu olarak seyretmek değil. Dışında, ötesinde varlıklar meydana getirip onları seyrediyor değil.

“Yaratılmışlık”, Sınırsız ve Sonsuzluk kavramlarından dahi münezzeh, İhlas süresinde bildirildiği gibi TEK, YALNIZ (AHAD) olan Allah’ın isim ve sıfatlarının, özelliklerinin HER AN belirli bir boyutta, "algılama düzeyinde" gözlenebilir olmasıdır. (AHADİYET, Allah’ın BİR olması demek değil, BİR ve TEK olması, yani kendinden başka VARLIĞIN, gayrının olmamasıdır.)
Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 344
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #108 : 02 Temmuz 2006 - 15:47:54 »

alp bey inancınız tamamen allahın üstünlüğüne kilitlenmiş tek üstün kudreti allah olarak değerlendirmek doğru bir yaklaşım  değildir allah vardır ve yaratıcıdır ama yarattıklarınıda bilinçlendirmiştir ve bu yaratılan canlıların arasından dostlar seçmiştir evliyalar ve peygamberler gibi evet insanın iradesi zayıftır ama iradesi yokdeğildir evet canlılar allahın varlığından ve akıl yürütmesinden tezahür etmiştir ama onunla bütün değillerdir zeki olmayan canlılar zeki canlıkar içindir ve evren sonsuz falandeğildir evrenin belli bir sınırı vardır sınırsız hiçbir şey yoktur tabi canlıların yaşamı hariç yaşam sonsuzdur.
Logged
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #109 : 02 Temmuz 2006 - 17:15:05 »


Teşekkür ederim Raif Bey,

Bu konuda sanırım yeterince konuşulduğundan, artık aynı şeyler tekrarlanmaya başlanılıyor.

Ben sizden görüşlerinizi tekrar etmenizi istememiştim.

Sorularıma cevap alamadım. Tekrar sorma gereği de duymuyorum.
Logged

AHHA!
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #110 : 03 Temmuz 2006 - 02:56:46 »


Kur’an’da bir çok âyette “Beni Âdem (Âdem evlâtları)” ifadesi kullanılmakta ve bu ifade de Âdem’in biyolojik olarak insanlığın ilk babası, atası olduğu sonucuna varılmaktadır. Oysa Kur’an’da “îman edenlere hitaben” Hz. İbrahim için de “Babanız/Atanız İbrahîm” (Ebîkum İbrahîm) tabiri kullanılmaktadır (Hac, 22/77-78). Açıktır ki, Hz. İbrahim bütün îman edenlerin (her milletten) biyolojik olarak atası/babası değildir. Bunun yerine “getirmiş olduğu öğretiye tabi olunan kişi, önder, lider” anlamında kullanılmaktadır. Bu durumda Âdem evlâdı da Âdem’in getirdiklerine, öğretisine (anlattığı dîne) uyup Âdem gibi yaşayan demektir. İnsanlık tarihinde gerçek anlamıyla manevi olgunluğuyla ilk İNSAN= Halife olan Âdem olduğu için de kendisi gibi yeryüzünde kemalâtıyla yaşayan Halifeler de Âdem evlâtlarıdır.

Âdem yaşantısıyla seçilmiştir (yeryüzünde Halife olarak vasıflandırılmıştır).

“Allah Adem’i, Nuh’u, İbrahim ve İmran ailesini âlemler üzerine seçmiştir” (Al-i İmran, 3/33).

Allah, Âdem'i seçmiştir. Âdem kendisi gibi insanların olduğu bir topluluk içerisinde yaşıyordu ki seçilme imkanı bulunsun. Âyete göre, İbrahim ve İmran ailesi diğer ailelerin arasından yaşantısıyla seçilmişlerden olmuşlardır. Nuh da içerisinde bulunduğu toplumun arasından seçilmiştir. O halde Âdem de diğer insanların içinden seçilmiş olmalıdır. Bu da onun ilk insan olmadığını, bir toplulukla beraber yaşarken seçildiğini gösterir.
Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 344
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #111 : 03 Temmuz 2006 - 16:30:05 »

öncelikle ilk soruyla başlayalım zeki olmayan canlılar insan için yaratılmış mahluklardır bunun tam sebebini bilmesemde sistemin devamı için olduğu kanısındayım ikinci olarak kimin dosta ihtiyacı yok söylermisin sen yalnız arkadaşsız bir ortamda nasıl yaşarsın öğrenebilirmiyim insan bunalım geçirir değilmi bu tanrıdada sanırım böyle bir durum vuku bulduğundan canlıları yaratmış olabilir ki bundan başka bir nedenin olabileceğinide sanmıyorum ve bu dostlar insanlar ve diğer uzayda yaşayan zeki canlılardan oluşmaktadır bunlarda kendi gezegenlerinde yaşamaktadır bizlerin olduğu gibi ama ölümden sonrasını bilmiyorum allahın sınırlanması diye bir şey yok zaten zayıf olanlar belli bir akıma kapılıp gidiyor kamil olanlarda uzlaşma kültürü ediniyor yani sevgi saygı hoş görü.
« Son Düzenleme: 03 Temmuz 2006 - 16:33:12 Gönderen: raif bostan » Logged
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 306
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #112 : 03 Temmuz 2006 - 16:41:33 »

Sen ne güzel mantık yürütüyon ya. Aslında sana fırsat ve kaynak verilse iyi bir bilim kurgu yazarı olabilirsin bu konuda gözüm tuttu seni valla. Yalnız bu işler sanmakla olmuyor biliyorsun değil mi?
Logged

Matematiksel buluşun itici gücü mantık değil, hayalgücüdür
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 344
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #113 : 03 Temmuz 2006 - 16:46:13 »

yalnız ben sanmıyorum inanıyorum inanmak ayrı sanmak ayrıdır.
« Son Düzenleme: 03 Temmuz 2006 - 16:48:28 Gönderen: raif bostan » Logged
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #114 : 04 Temmuz 2006 - 02:10:00 »


Alıntı sahibi: raif  bostan
öncelikle ilk soruyla başlayalım zeki olmayan canlılar insan için yaratılmış mahluklardır

Dünya tarihinde soyları tükenmiş on binlerce hayvan türü var dostum, onlar neden yaratıldı peki? Örneğin, dinozorlar zamanında insan var mıydı? Her şeyin insan için yartıldığı düşüncesi insan merkezli bakış açısının sonucudur. İnsan da diğer canlılar gibi doğanın bir parçasıdır.

Alıntı sahibi: raif  bostan
bunun tam sebebini bilmesemde sistemin devamı için olduğu kanısındayım

Evet, yerli yerinde KENDİliğinden dönen bir çark var. Yaratım her zaman olduğu için bu sistem sonsuza dek devam edecektir.

Alıntı sahibi: raif  bostan
ikinci olarak kimin dosta ihtiyacı yok söylermisin sen yalnız arkadaşsız bir ortamda nasıl yaşarsın öğrenebilirmiyim insan bunalım geçirir değilmi bu tanrıdada sanırım böyle bir durum vuku bulduğundan canlıları yaratmış olabilir ki bundan başka bir nedenin olabileceğinide sanmıyorum

???

Çok özür diliyorum; bu cümlelerini ciddi ciddi mi söylüyor ve iddia ediyorsun? Anlayamadım. Eğer öyle ise nasıl bir yaratıcıya inandığını bu cümlelerinle aşikar kıldın. Söyleyecek bir şey bulamıyorum (İnsan gibi düşünülen Tanrı anlayışı).

Alıntı sahibi: raif  bostan
allahın sınırlanması diye bir şey yok 

Sevgili Raif, hem Allah'ın sınırlanması diye bir şey yok diye inanıyorsun hem de inandığın tanrının bunalım geçirdiğini ve dosta ihtiyacı olduğunu söylüyorsun !!!??? Sen O'nun sınırlarını kalın çizmişsin gibime geliyor :).
Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 344
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #115 : 07 Temmuz 2006 - 23:50:33 »

sizin inancınız şu anki islam inancında bulunan allahın üstünlüğünü kabulleniş ve ona boyun eğme şeklinde tezahür ediyor onun için ondan başka üstün varlık tanımama hatta ve hatta sadece onun valığının varolduğunu söylemeye kadar ilerlemiş ilk önce ilk cevabını ele alalım bu hayvansal varlıkları sadece dünya üzerinde düşünme böyle dünyamız gibi milyarlarca gezegen üzerinde milyarlarca yaratık kendi gezegenleri üzerinde yaşayan zeki canlıların hizmetine sunulmuş sadece budurum insana has bişiydeğil, ikinci olarak insan gibi birtanrı anlayışı diyorsun ama sen nasıl olduğunu düşünüyorsun islam inancının getirdiği hiçbirşeye benzememe inancı şeklindemi bu inanç şekli bana göre saçma bir durumdur sınırlama diye bir şey yok sevgi var sevginin olduğu yerde sınırlama diye bir şey olmaz ama şunu söyleyeyim tanrının iradeside hakın korunması cihetiyle muhakkak sınırlı olacaktır ama iradenin güçlülüğüyle etkinlik ve kontrol tabi ondadır haklara saygı insanın yada tanrının sınırlarını yada özgürlüğünü kısıtlar ama güçlsüzlüğü ifade etmez insan yada tanrı güçlü olduğu halde haklara saygı gösterebilir bunu örneklendirirsek annenin oğluna gösterdiği itina sevgi ve saygısı olabilir.
Logged
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #116 : 09 Temmuz 2006 - 23:16:44 »

Hani Havarilere: "Bana ve elçime iman edin" diye vahy (ilham) etmiştim; onlar da: "İman ettik, gerçekten müslümanlar olduğumuza sen de şahid ol" demişlerdi.  (111)

 

Havariler: "Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. O da: "Eğer inanmışlarsanız Allah'tan korkup-sakının" demişti. (112)

(Bu sefer Havariler:) "Ondan yemek istiyoruz, kalplerimiz tatmin olsun, senin de gerçekten bize doğru söylediğini bilelim ve buna şahidlerden olalım" demişlerdi. (113)

111. Ve iz evhaytü ilel havariyyıne en aminu bı ve bi rasulı* kalu amenna veşhed bi ennena müslimun 112. İz kalel havariyyune ya ıysebne meryeme hel yestetıy'u rabbüke ey yünezzile aleyna maidetem mines sema'* kalettekullahe in küntüm mü'minın 113. Kalu nürıdü en ne'küle minha ve tatmeinne kulubüna ve na'leme en kad sadaktena ve nekune aleyha mineş şahidın

        مِنْهَا 


                   minhê diye sofradan mı bahsediyorlar. Peki bu sofra dişi mi? Dişiden mi?

                    Sahi elinizde bişi kaldımı hani bi toparlasanız. Buradan bakınca elinizde bişi görünmüyor da!.. Tabi siz her zamanki gibi görmezden gelmekte serbestsiniz....  İnsanın evrimi diye başlık açıp propaganda yapmakla olmuyor bu işler... Delilliniz Ayetleri görelim.....
Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #117 : 10 Temmuz 2006 - 05:53:39 »


Israrla "min he" diye okuyorsunuz, "Elif" var sonunda. Alntıladığınız Latince transkripsiyonunda dahi "minha" denilmiş.

105. yanıtımızı incelediniz mi? Arapça dil bilgisi kitabından alıntı olduğunu görmediniz sanırım? Bizim söyleyeceklerimiz inandırıcı olmaz diye o alıntıyı yaptık.

Kırmızı dairecik içine alınmış "Ha"yı ve İngilizce karşılığı (her) görmediniz sanırım.

Ve açıklama da yaptık "Zevce HA>>> O'nun (dişil) eşi". "Dişi" demedik, "dişil" dedik!

Arapça'da Gök, Deniz, Cennet, Cehennem, Güneş, Yıldız, sizin verdiğiniz âyette gökten inen sofra gibi cansız varlıklar ve dişi varlıkların hepsi "dişil" olarak çekilir.

Ve son olarak; gereksiz yere sarfedilen laflarınıza karnımız tok, ezberledik onları artık, tekrarlamayınız lütfen. Cevabınız ne ise veriniz, sataşmanızın hiç gereği yok.

Savunduğunuz fikirlere destek olduğunu düşündüğünüz âyetlerin Gramer açısından tahlilini yaparak fikirlerinizin yanlışlığını her defasında gösterdik. Delil olarak yeter de artar bile.

Forumdaşlar alacaklarını alıyorlar, bir şey olup olmadığını da görüyorlar, neyin propaganda olup olmadığını da ayırt edebiliyorlar, siz endişelenmeyin. Cevap verme zorunluluğu hissettiğinize göre yazımız etkiledi sizi sanırım..

"İnsan'ın Evrim'ine" ne yazık ki HY'nin çarpıtma alıntılarından başka verebilecek cevabınız yok.
Logged

AHHA!
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #118 : 10 Temmuz 2006 - 10:18:43 »


"Kur’an’da Evrim" incelemesi başlığı altında paylaştıklarımızın bir özetini yapıp bundan sonrası için devam etmek istiyorum.

- Allah’tan başka VARLIK yoktur (AHAD) ve TEK O’nun İRADEsi vardır. Dileyen yalnız O’dur (İhlas/1, Tekvir/29).

- Evren’de sadece TEK’in İRADEsi, BİLİNCİ olduğundan BİLİNÇSİZ, cansız varlıklar yoktur.

- Evrenin her zerresinde Bilinç olduğundan her şey bir Kader ile (Deterministik yasalar) programını yerine getirdiği, Allah’ın sonsuz özelliklerini açığa çıkarttığı için evrende hiçbir birimin, olayın rasgeleliliği, kendi başınalığı yoktur.

- Evren’de gerçekte “tesadüf” yoktur. “Tesadüf” kavramı sadece bizim boyutumuzda, bize göre olayların sonralığını bilemeyişimizden dolayı kullanılan bir kavramdır.

- Allah, KENDİ SONSUZ İLMİNİ gene KENDİNDE seyir halindedir. Bu seyrin sonucu yaratılmışlık vardır. “Yaratılmışlık”, Sınırsız ve Sonsuz olan TEK, YALNIZ (AHAD) olan Allah’ın isim ve sıfatlarının, özelliklerinin belirli bir boyutta, "algılama düzeyinde" gözlenebilir olmasıdır.

- Allah’ın İlminin sonsuzluğundan, her AN yaratımda olduğundan İlmini, KENDİni seyredişinin, Yaratımının başı ve sonu yoktur.

- AN’da olup biten yaratımın algılanabilir 4 boyutlu evrenimize açılımı, yansıması Evrim süreci iledir.

- Evrim, Yaratılışın kendisidir. Yaratılış vasıtalarla, sebeplerle olmaktadır.

- Kur’an’da yaratılış âyetleri incelendiği takdirde hiçbir varlığın yaratımının vasıtasız meydana getirilmediği fark edilebilir (Çamurdan, sudan, balçıktan, alak’tan yaratım).

- Kur’an’da "khalk=yaratmak" fiili, yoktan meydana getirmek anlamında değil, safhalar/evreler halinde başka bir şeye dönüştürmek, meydana getirmek anlamında kullanılmaktadır (Mü’minun/12-13-14).

- Her canlı gibi İnsan’da evrim sonucu meydana getirilmiştir.

- İlk insan ifadesi yaratımın=evrimin sürekliliğinden dolayı geçersizdir.

- Âdem insanların ilki değildir, HALİFElerin (seçilmişlerin) ilkidir. Modern insanlarla birlikte yaşamıştır, yukarılarda bir yerlerde değil, yeryüzünde halife olarak diğer insanlar arasından seçilmiş, vasıflandırılmıştır. Aynen Dâvud Rasûl’un yeryüzünde diğer insanlar arasından Halife seçilmesi gibi (Sâd/26). [Davud (ss) yoktan yaratılıp yeryüzüne mi gönderilmiştir? Hayır! Açıktır ki, bir anne ve babadan meydana gelen Davud (ss) yeryüzünde iken "Halife" vasfı kazanmıştır.] Melekler yeryüzünde yaşayan insanlara bakarak Seçilmiş olan Halife’nin de kan döküp, bozgunculuk çıkaracağını zannetmişlerdir (Bakara/30).

- Âdem’in ilk insan olduğuna dair bir âyet yoktur.

- Etrafımızda gördüğümüz kan döken, fesat çıkaran, ŞİRKte olan insanlar "Halife" vasfı taşımıyorlar. Allah'ın velisi olduğu kulları "Halife"'dir, tam teslimiyet halindedirler. Adem'de Velilerin ilkidir

- Bakara/30 âyeti gelecek zaman kipiyle değil, geniş/şimdiki zaman kipiyle çekilmiştir. Bu da Allah’ın yeryüzünde halife vasıflandırma işini o an da yapıyor olduğunu, meleklerin o an yeryüzünde yaşayan insanlara bakıp yorum yaptıklarını gösterir.

- “Sizi tek bir nefisten yarattı, ondan da eşini var etti (Nîsa/1)” âyetinde bahsi geçen “tek nefis” ibaresi “dişil” olarak çekildiğinden gramer açısından Âdem’e işaret edemez.

- Âdem evlâtları Âdem’in biyolojik olarak çocuğu olmak zorunda değildir. Âdem gibi yaşayan anlamınadır (babanız İbrahîm ifadesinde olduğu gibi). Tüm insanlık Âdem evlâdı ve Halife değildir. İnsanlık tarihinde gerçek anlamıyla manevi olgunluğuyla ilk İNSAN= Halife olan Âdem olduğu için de kendisi gibi yeryüzünde kemalâtıyla yaşayan Halifeler de Âdem evlâtlarıdır.  Elmalılı’nın da belirttiği gibi Allah’ın Velisi olduğu kullar Halifedir, seçilmiştir.

« Son Düzenleme: 10 Temmuz 2006 - 15:31:16 Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç » Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 344
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #119 : 10 Temmuz 2006 - 16:34:16 »

evrende tek bilinç olduğu kanısı yanlış olduğunu size daha önce açıklamıştım evrende tek biliç yoktur bilinçler vardır ama bu bilinçlerin seviyeleri vardır bunların en güçlüsü tanrıdır yani tanrı baba canlılarsa oğulları gibidir ama tanrı babanın oğula gösterdiği gibi servgisini göstererek onların hazklarını çiğnemez evrime gelince bana hiç mantıklı gelmemektedir ayrı ayrı yaratılış daha mantıklı olduğu kanısındayım zira bir atadan teşkil etmek tanrının yaradılış gayesine ters düşmektedir yani dost ve ahbap edinme olgusna terstir.
Logged
Sayfa: 1 ... 6 7 [8] 9   Yukarı git
Yazdır
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi  |  Katagoriler  |  Evrim (Moderatör: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç)  |  Konu: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ
Gitmek istediğiniz yer:  

Bu Sayfa 0.098 Saniyede 27 Sorgu ile Oluşturuldu
Forumda Arama                   Gelişmiş Arama
Sponsor Bağlantılar
Forum Duyuruları
Forumda çıkan hatalar, sorunlar, öneri ve eleştirileriniz için "Hata Rapor" başlığını kullanabilirsiniz.
Forum Rütbeleri / Mesaj Sayısı
Yeni Üye < 10
Aktif Üye 10-29
Paylaşımcı Üye 30-49
Tecrübeli Üye 50-99
Uzman Üye > 100
Forum RSS