GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Forum Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6 ... 9   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ  (Okunma Sayısı 9376 defa)
0 Üye ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 205
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #45 : 04 Haziran 2006 - 19:26:17 »

sayın İhsan bey,
bu forumda herkes kandi penceresinden bakabilir olaylara, ayetlere bu kişilerin hür tercihlerine  kalmıştır. her cümlenin altına ayet yazılmasını beklemiyorsunuz zannederim,
yada alt alta ayetlerin yazılması onların açıklandığı anlamıda taşımaz, değil mi?
ayrıca muhatabınızın ben ve okuyucular olduğunu hatırlatırım,  soru sormaktan ziyade katılmadığınız bölümleri konuşmanız yeterli olacaktır.yani bu baskıcı tutuma gerek yok sevgili arkadaşım,
kişiler olaylara nasıl ve neşekilde bakmayı dilerlerse bakabilir,  ikna edici olur yada olmaz bu okuyucunun taktiridir,
iletinizdeki ayıklamaları size bırakıyorum,
hassasiyetlerinizi anlıyorum.... yazı dilinde çokca dile getirmenin gereği yok bana göre
Logged
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 205
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #46 : 04 Haziran 2006 - 19:27:55 »

insan dünyevi bir varlık olsaydı metafiziği anlamamalıydı, bu girişle
Bakara 30. ayeti konuşalım arkadaşlar,
'İŞTE O ZAMAN  Rabbin meleklere: '' Bakın yeryüzünde ona sahip çıkacak birini yaratacağım!'' demişti.
Onlar:'' Seni övgüyle yüceltip takdis eden bizler dururken, orada bozgunculuğa ve yozlaşmaya yol açacak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın? dediler.
[Allah:] '' sizin bilmedikleriniz (çok şey var, onları) Ben bilirim ! '' diye cavap verdi.

 bu ayetle İlahi Mesaj ışığında ilk insanı evrimi , yaratılışı  inceleyelim
Logged
PRoMeTHeEuS
Ziyaretçi
« Yanıtla #47 : 04 Haziran 2006 - 19:31:01 »


Merhaba Turgay, Tekvir 29 âyetinin çevirisi için 31. ve 34. yanıta bakabilirsin.


(31. Cevap)
nedense bu ayetler "cüz'i iradeye" bir reddiye olduğu için mealciler bu şekilde bir çeviri yapmışlardır.


İletim zaten bu iddialarınıza karşılık yazılmıştır.
Arapça bilgim olmadığından dil tartışmasına girmedim, giremem de...


Ancak sözünü ettiğiniz ağır bir iddiadır ve belirttiğim kaynakları "Kur'an-ı Kerim'i değiştirmekle suçlamak"tır.

Sebebi ne olursa olsun böyle bir değişiklik yapılamaz. Kişiler bi yana diyanet bunu hiç mi hiç yapamaz.
Sizi, saygın kişilere ve kuruma yöneltmiş olduğunuz bu iddiayı açmaya davet ediyorum. Bunu yeni bir başlık altında tartışabiliriz. Edebiyat bölümüne dahi açabilirsiniz konuyu ve gerektiğinde referans gösterebilirsiniz.
Ancak lütfen iddianızı daha açık belirterek mükünse sağlam dayanaklarla kanıtlayınız.

Logged
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #48 : 04 Haziran 2006 - 19:46:20 »

                                  Hassasiyetleri mi anladığınızı sanmıyorum... Yazımda her hangi bir ayıklama yapmıyacağım. Koyduğunuz kurallara tekrar bakıp, bir değerlendirme yapabilirsiniz. Beni, birilerinin çıkarttığı anlamlar değil, Kur'an ilgilendiriyor. Eğer bir anlam çıkartmışsanız, bu anlamı hangi ayetten çıkarttığınızı belirtmek zorundasınız. Ya da başlığıktaki "Kur-an'da" ifadesini çıkartırsınız." Evrim yaratılış" ya da "teoloji evrim yaratlış" gibi başlıklarda tartışabilirsiniz.... Kur'an a sıra gelinceye kadar ben tartışmadan çekilirim... Nasıl bilimsel bir çalışmada iddanızı verilere dayandırıyorsanız, bu başlıktada ayetlere dayandırma zorunluluğunuz var.

(Emrah Güler iletinizi kurallar dahilinde çerçevelendirirseniz sevinirim, "şunu hatırlıyorum emin değilim " tarzı ifadelerdense fikrinizi destekleyici bilgiler ile katılmanızı öneriyorum.)
Daha önce yaptığınız uyarıyı hatırlatır, gereğini arz ve rica ederim....

                   Ve düşün ki rabbin melâikeye «Ben Yerde muhakkak bir halife yapacağım» dediği vakıt «Â!.. Orada fesat edecek ve kanlar dökecek bir mahlûk mu yaratacaksın?. biz hamdinle tesbih ve seni takdis edip dururken» dediler. «Her halde ben sizin bilemiyeceğiniz şeyler bilirim» buyurdu.( Bakara/30) E. Hamdi Orjinal

                  Hani Rabbin, Meleklere: "Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti. Onlar da: "Biz seni  şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?" dediler. (Allah:) "Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim" dedi.  (Bakara/30) Ali Bulaç


« Son Düzenleme: 04 Haziran 2006 - 19:49:35 Gönderen: İhsan Esentürk » Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #49 : 04 Haziran 2006 - 20:08:54 »


Alıntı
Ancak sözünü ettiğiniz ağır bir iddiadır ve belirttiğim kaynakları "Kur'an-ı Kerim'i değiştirmekle suçlamak"tır.

Merhaba Turgay;

Hiç kimseyi Kuran’ı değiştirmekle suçlamıyorum, neden böyle bir ifade kullandınız anlamadım, yapmayın lütfen. Sadece mealcilerin kendi mezhep ya da dini anlayışlarına göre çeviri yaptıklarını, çevirilerinde objektif olmadıklarını anlatmaya çalışıyorum. Elbette Kuran’ı değiştirmek gibi bir niyetleri yoktur, sadece Kuran’ın bütünlüğüne uygun olarak çevirmediklerini belirtmek istedim.

Alıntı
Sizi, saygın kişilere ve kuruma yöneltmiş olduğunuz bu iddiayı açmaya davet ediyorum. Bunu yeni bir başlık altında tartışabiliriz. Ancak lütfen iddianızı daha açık belirterek mükünse sağlam dayanaklarla kanıtlayınız.

Âyetin ne anlama geldiği hakkında gerekli açıklamayı vermiştim, sağlam dayanaklar ne demek oluyor? Arapça bilmediğinizi söylediniz, o halde nasıl oluyor da Arapça bilmeden sağlam kaynaklar olmadıklarını düşünüyorsunuz? Herhangi bir emsile (Arapça fiil çekimlerini anlatan) kitabından söylediklerimi kontrol edebilirsiniz. Yazdıklarıma itirazınız, açık olmadığını düşündüğünüz yer var ise bunu lütfen belirtiniz.
Logged

AHHA!
PRoMeTHeEuS
Ziyaretçi
« Yanıtla #50 : 04 Haziran 2006 - 20:19:53 »


Yazdıklarıma itirazınız, açık olmadığını düşündüğünüz yer var ise bunu lütfen belirtiniz.


İtirazımı doğal karşılayınız çünkü karşı görüş mevcut.
Bana araştırmamı önermeniz ise "bu konuda" (Arapça) cahil biri olarak benim için pek anlam ifade edemiyor.
Çünkü dil, özellikle de dinî metinlerin tercümesinde yararlanılan bir dil, ufak araştırmalarla kimseye kendini belli etmez.

Belki bir veya iki kişi için bunları söyleyebilirsiniz ama bu derece saygın kişilerin ve özellikle diyanetin hangi amaçla olursa olsun aslına uymayan bir çeviri yapabileceğini düşünmüyorum.
Gerekirse bu soruyu internet aracılığıyla Diyanet İşleri'ne de danışacağım.
« Son Düzenleme: 04 Haziran 2006 - 20:22:23 Gönderen: Turgay Nalbant » Logged
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #51 : 07 Haziran 2006 - 20:44:08 »


Bakara 30:

“Ve iz kale rabbüke [Rabbin dediği zaman] lil melaiketi [meleklere] inni [ben] cailün [vasıflandıranım] fil erdi [Arz’da, yeryüzünde] halifeh [Halife], kalu [dediler] e tec'alü [vasıflandırıyorsun mu?] fiha [orada] men [ki o] yüfsidü [fesat çıkarır/çıkarıyor] fiha [orada] ve yesfiküd dima' [ve kan döker/döküyor] ve nahnü [biz] nüsebbihu [tespih ederiz] bi hamdike [hamd ile] ve nükaddisü [ve takdis ederiz] leke [senin için], kale [dedi] inni [ben] a'lemü [bilirim] ma [o şeyi ki] la ta'lemun [bilmeyeceksiniz].”

“Rabbin meleklere : ‘Ben yeryüzünde Halife vasıflandıranım’ dediği zaman (melekler) dediler ki : ‘Orada fesat çıkaran, kan döken/döküyor olan birisini mi (Halife olarak) vasıflandırıyorsun? Biz seni hamd ile tespih ve takdis ederiz.’ (Rabbin) dedi : “Sizin bilmeyecek olduğunuz şeyi Ben bilirim.”

Şimdi ilk önce “ceale” fiilinden bahsedelim. Bu fiil Kur’an’da nesnelere, kişilere yüklenen sıfatları, üstlendikleri ‘vasıfları’ açıklamak için kullanmaktadır. Âyetlerle örneklemek gerekirse,

ceale allahu’l-ka’bete’l-beyt’el-harame kıyamen linnas” (Allah, Kabe’yi, o saygıdeğer evi, insanlar için (hayat ve güven) durağı yaptı/kıldı) âyetinde, “ceale” fiili Kabe’ye, Allah tarafından ‘belirli bir vasıf/işlev yüklendiğini, belli bir özellik verildiğini’ anlatmak için kullanılmış.

“ve ceale kelimetellezine keferu sufla” (küfredenlerin sözünü alçak kıldı) ayetinde, küfredenlerin sözünün “alçak” kılınarak bir vasfa kavuşmasından bahsedilmiş.

“Ve ceale el kamere fiy hinne nuren ve ceale el şemse siracen” (Onların içinde ayı bir nûr kılmış/yapmış, güneşi de bir kandil kılmış/yapmıştır.) Ay’a Nur; Güneş’e de Kandil olma özelliği veriliyor.

Verdiğimiz bu 3 örnek âyette olduğu gibi “ceale” fiili zaten var olan bir yapıya, nesneye bir vasıf/özellik kazandırıyor.

Şimdi âyetle ilgili olarak bizim yorumumuza gelince… Âyette yeryüzünde zaten var olan insanlardan birisine “halife” vasfı verilmesinden bahsediliyor. “Halife” vasfı alacak olan insan yeryüzündedir, yeryüzünde iken halife oldurulacaktır (fi el ardi halifeh).

Âyette “ceale (vasıflandırmak)” fiilinin “fail” hali yani “cailun (vasıflandıran/vasıflandırıcı)” kelimesi kullanılmakta (‘Ben yeryüzünde Halife vasıflandıranım’) ve bu da meleklerin yeryüzündeki insanın Halife=Adem vasfını almasından sonra Allah tarafından bu konuda bilgilendirildiklerini göstermektedir.

Melekler ise yeryüzünde zaten bulunmakta olup da fesat çıkartan, kan döken insanların yaşam biçimlerine bakarak bunlardan birisinin nasıl Halife olabileceğine hayret ederek Allah’a şaşkınlıklarını belirtmişlerdir (‘Orada fesat çıkaran, kan döken/döküyor olan birisini mi (Halife olarak) vasıflandırıyorsun?’). Allah da kendisinin her şeyi bildiğini, kendilerinin (meleklerin) ise bilemeyecekleri, vakıf olamayacakları bilgilerin olduğunu söylemektedir.


Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #52 : 07 Haziran 2006 - 22:17:07 »

Ceale: Yaratmak, icad etmek, çevirmek, yapmak, koymak, kılmak
O, sizi bir nefisten yarattı. Hem sonra onun eşini de ondan var etti.(ceale) Sizin için yumuşak başlı hayvanlardan sekiz çift indirdi....(Zümer 6) E.H sadeleştirilmiş
Halekaküm min nefsiv vahıdetin sümme ceale minha zevceha ve enzele leküm minel en'ami zemaniyete ezvac*

De ki: "Sizi yaratan, size kulaklar gözler ve gönüller veren(ceale) O'dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz!" (Mülk-23) E.H sadeleştirilmiş
 Kul huvelleziy enşeekum ve ce'ale lekumussem'a vel'ebsare vel'ef'idete kaliylen ma teşkurune.
Diğer bir fiilde yukardaki ayettede geçtiği gibi inşa inşâ kelimesidir. İNŞÂ: Yapma, vücuda getirme.

Ve Ay'ı bunların içinde bir nur yapmış, güneşi de bir lamba kılmış. (Nur-16) E.H Sad.
Ve ce'alelkamere fiyhinne nuren ve ce'aleşşemse siracen


                         ceale kelimesi yanlızca kılmak, vasıflandırmak anlamına gelmez?
 


                         
Alıntı sahibi: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Melekler ise yeryüzünde zaten bulunmakta olup da fesat çıkartan, kan döken insanların yaşam biçimlerine bakarak bunlardan birisinin nasıl Halife olabileceğine hayret ederek Allah’a şaşkınlıklarını belirtmişlerdir (‘Orada fesat çıkaran, kan döken/döküyor olan birisini mi (Halife olarak) vasıflandırıyorsun?’). Allah da kendisinin her şeyi bildiğini, kendilerinin (meleklerin) ise bilemeyecekleri, vakıf olamayacakları bilgilerin olduğunu söylemektedir.
          Meleklerin yer yüzündeki insanı görerek, fesat çıkartan kan döken insanın olduğunu bildiklerini neye dayanarak söylüyorsunuz? Yer yüzünde insanın olduğunu nerden (hangi ayetten) çıkarttınız?                                       

                             Hani Rabbin, Meleklere: "Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti. Onlar da: "Biz seni  şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?" dediler. (Allah:) "Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim" dedi.  (Bakara/30) Ali Bulaç

                              Ve düşün ki rabbin melâikeye «Ben Yerde muhakkak bir halife yapacağım» dediği vakıt «Â!.. Orada fesat edecek ve kanlar dökecek bir mahlûk mu yaratacaksın?. biz hamdinle tesbih ve seni takdis edip dururken» dediler. «Her halde ben sizin bilemiyeceğiniz şeyler bilirim» buyurdu. (Bakara/30) Elmalı Hamdi Orjinal
                                       
« Son Düzenleme: 07 Haziran 2006 - 22:19:09 Gönderen: İhsan Esentürk » Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #53 : 07 Haziran 2006 - 23:10:48 »


Alıntı sahibi: İhsan  Esentürk
Ceale: Yaratmak, icad etmek, çevirmek, yapmak, koymak, kılmak


HY dikkat etmiş olsaydı verdiği bu anlamların da "vasıflandırmak" eyleminin içerisinde olduğunu fark ederdi.

Şimdi sırasıyla verilen âyetlere bakalım.

"Haleka küm min nefsin vahidetin sümme ceale minha zevce ha"

"O, sizi bir nefisten yarattı. Hem sonra onun eşini de ondan var etti."

Bu âyetin Nisa-1 ile birlikte düşünülmesi gerekmektedir. Çünkü Nisa-1 de "Haleka küm min nefsin vahidetin ve haleka minha zevce ha ", "Sizi bir tek nefisten yarattı ve ondan da eşini yarattı (khalak)" bildirildiği gibi ilk nefisten eşinin meydana getirilişi, var edilişini, yaratılışını ve Zümer-6 ile de bu ikinci nefse "eş" olma vasfı atandığı, "eş" olma özelliği verildiği görülüyor. Dikkat yaratılması farklı, "eş" oldurulması farklı eylemler.

Farklı kelimeleri (khalak, ceale) kullanan bir insan olsa fark yok diyebilirdik; ama kelimeleri ayrı ayrı kullanan Allah ise burada durup düşünmemiz gerekmektedir. Her bir eyleme karşılık ayrı bir fiil kullanılır. Fiiller arasındaki anlam yakınlığı, anlam aynılığı olarak görülmemelidir. "Ceale" fiilinin de asıl anlamı vardır ve bu anlam diğer anlamlardan gerçekte farklıdır. Örneğin "ceale" fiili için kullanılmış olan ‘vermek’ fiili ayrı bir fiildir ve bu fiile karşılık düşen anlam da, "ceale"’den farklı bir sözcükle karşılanmaktadır. "Ceale"'ye "yaratmak" anlamı da verilemez.

Meselâ "eş" ile ilgili olarak benzer bir âyet şöyledir.

"Vallahü haleka küm min türabin sümme min nutfetin sümme ceale küm ezvaca "

“ Allah sizi topraktan, sonra nutfeden yarattı; sonra da sizi eşler olarak kıldı.” (Fatır-11)

Yaratımdan, meydana gelişten sonra "eş" olarak vasıflandırma olayı var. Allah dileseydi iki yerde de "khalak" filini kullanırdı; ama kullanmamış.

"Kul huvelleziy enşeekum ve ce'ale le kum el sem'a ve el ebsare ve el ef'idete"

De ki: "Sizi inşa eden, sizin için (le kum) işitme, basiret ve gönüller kılan(ceale) O'dur." (Mülk-23)

Bu âyette de gene açık olarak insanın yaratılışından sonra (inşaâ) ona verilen özelliklerden, vasıflandırmalardan bahsediliyor. Var olan bir varlığa gönüller, kulaklar, gözler veriliyor.

“Ve ceale el kamere fiy hinne nuren ve ceale el şemse siracen” (Onların içinde ayı bir nûr kılmış/yapmış, güneşi de bir kandil kılmış/yapmıştır.) Yaratılmış olan Ay’a Nur; yaratılmış olan Güneş’e de Kandil olma özelliği veriliyor (vasıflandırma).

"vallahu ceale lekum mimma halaka zilalen ve ceale le kum mine’l-cibali eknanen ve ceale lekum serabile tekimul’ul-harra"

“Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve sizin için dağlarda oturulacak barınaklar var etti ve sizi sıcaktan koruyan elbiseler var eyledi” (Nahl-81)

"Yaratma’ fiili ile ‘kılma/yapma’ fiili arasındaki anlam farkını gayet net bir şekilde ortaya koyan bu ayette de yaratılmış olan şeylere verilen özelliklerden bahsedilmektedir. Ağaçlar yaratılmıştır ve burada gölge vermesi özelliğiyle anılmıştır; dağlar yaratılmıştır ve burada, mağara yapmaya müsait olma özelliğiyle anılmışlardır; elbiseler ise yine sıcaktan koruyuculuk özelliğiyle tasvir edilmişlerdir.

Görüldüğü gibi bu âyetlerde de gerçekte "vasıflandırma, özellik verme" anlamları var. Yani HY'nin verdiği "vermek, var etmek" gibi anlamları da gerçekte "vasıflandırma" anlamıyla bağlantılı olarak yan anlam şeklinde verilmiştir.
 
Alıntı sahibi: İhsan  Esentürk
Meleklerin yer yüzündeki insanı görerek, fesat çıkartan kan döken insanın olduğunu bildiklerini neye dayanarak söylüyorsunuz? Yer yüzünde insanın olduğunu nerden (hangi ayetten) çıkarttınız?


Bunu zaten belirttim. Melekler durup dururken neden ‘Orada fesat çıkaran, kan döken/döküyor olan birisini mi (Halife olarak) vasıflandırıyorsun?' diye sorsunlar ki?

Yeryüzünde zaten insanlık var (hatta modern insanlar). Melekler de yeryüzünde zaten bulunmakta olup da fesat çıkartan (Yüfsidü), kan döken (ve Yesfiküd dima') insanların yaşam biçimlerine bakarak bunlardan birisinin nasıl Halife olarak vasıflandırılacağına, hayret etmişlerdir.
« Son Düzenleme: 07 Haziran 2006 - 23:25:09 Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç » Logged

AHHA!
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #54 : 07 Haziran 2006 - 23:44:23 »


Bakara-20 âyetindeki kalıp Sâd-26. âyetinde de geçmektedir.

"Ya davudü inna ceal na ke khalifeten fil erdi"

"Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife olarak kıldık"

Davud (ss) yoktan yaratılıp yeryüzüne mi gönderilmiştir? Hayır!

Açıktır ki, bir anne ve babadan meydana gelen Davud (ss) yeryüzünde iken "Halife" vasfı kazanmıştır.
Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #55 : 08 Haziran 2006 - 00:08:03 »

"Evvela ilâhî takdir ve Allah'ın yardımı hatırlatılarak buyuruluyor ki, "Vav" harfi yine geçmiş söze atfedilmiştir. Ey Muhammed, ey Âdem oğlu, anılan nimetleri unutma ve o zamanı da unutma ki, insanlar yeryüzünde ortaya çıkmadan önce Rabb'ın ezelî iradesini açıklayarak ve sonsuz kudretini göstererek meleklere: ben muhakkak yeryüzünde bir halife yapacağım, bir halife tayin edeceğim, demişti ki, meâli: Kendi irademden, kudret ve sıfatımdan ona bazı selahiyetler vereceğim, o bana bağlanarak, bana vekil olarak yarattıklarım üzerinde birtakım kullanma yetkilerine sahip olacak, benim adıma hükümlerimi icra edecek ve yürütecek. O bu hususta asil olmayacak, kendi zatı ve şahsı adına asil olarak hükümleri icra edecek değil. Ancak benim bir vekilim, bir kalfam olacak. İradesiyle benim iradelerimi, benim emirlerimi, benim kanunlarımı tatbik etmekle emredilmiş olacak, sonra onun arkasından gelenler ve ona halef olarak aynı görevi icra edecek olanlar bulunacak. "Sizi yeryüzünde halifeler yapan

O'dur." (Fâtır, 35/39) sırrı belli olacak. Bu mânâ, Ashab-ı kiramdan ve Tâbiinden uzun uzadıya nakledilegelen tefsirlerin özeti ve sonucudur.

Burada "yapacağım" demek, acaba "yaratacağım" demek midir, değil midir? Bu tefsir yok değildir. fiili bir mef'ul (tümleç)e müteaddî (geçişli) olursa "halk = yaratmak" demek olur. Burada da "halk = " dan daha genel ve daha mutlaktır. Ve ikisine de ihtimali vardır. "Halk = yaratma" meselesi ilerde "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu(n şeklini) düzeltip, ona ruhumdan üflediğim zaman, derhal ona secdeye kapanın." (Sa'd, 38/71-72) âyetleriyle belirtilecektir ki, iş bu tebliği, takdirinden sonra görünüyor. Arada zatın takdiri ile sıfatın takdirinin farkı vardır. Dilimizde "kalfa" deyiminin doğrusu olan halife kelimesi, (yani birinin arkasından makamına oturmak mânâsıyla ilgili olarak) mânâsınadır. Yani aslı "halîf "dir. Ve sonundaki bitişik tâ (tâ-i merbûta) mübalağa içindir. Şu halde isim olarak kullanılan galip sıfatlardandır ki, Fransızca "reprezantan" kelimesi de bu mânânın temsilcisidir, çoğulu "halâif" ve "hulefâ" gelir, masdarı da "hilâfet"dir. "Hılâfet", "vekalet" gibi, "asalet"in karşıtı olarak, başkasına vekil olmak, yani az veya çok onun yerini tutarak, onu temsil etmek demektir. Râğıb'ın "Müfredât"ında açıkladığı üzere bu vekillik de ya aslın kaybolmasından veya bir yardımdan veya aczinden, yahut da bunların hiçbiri olmadığı halde sırf asîlin vekiline bir şeref bahşederek lütufta bulunmasından doğar. Ve işte Cenab-ı Allah'ın yeryüzünde velilerini halife seçmesi bu kabildendir. Demek ki her vekilin, halifenin kıymet ve şerefi, asilin şerefi ve vekilliğin derecesine uygundur. Cenab-ı Allah da "yeryüzünde bir halife yapacağım" deyince, kendilerini bir danışma makamında gören melekler, bir taraftan bundaki şerefi takdir ettiler, diğer taraftan da yeryüzündeki bir yaratığa Allah tarafından böyle yüksek bir irade yetkisi verilmesinde bir şer ihtimalinden de korktular. "Yerde" deyince "Ben, çamurdan bir beşer yaratacağım." (Sa'd, 38/71) takdiri anlaşılıyordu. Acaba bu selahiyeti alan güzel kullanabilecek mi? Acaba bunu asalet zannederek kendi çıkarına hükümler icrasına kalkışırsa yeryüzüne fesat vermeyecek mi? Cenab-ı Hak henüz bu noktaları ve o yetkinin derecesini ve gizli hikmetlerini bildirmemiş olduğu için melekler: orada (yani yeryüzünde) onu fesada verecek, onda fesatlar çıkaracak ve kanlar dökecek bir kimse, bir âmil mi yapacaksın? halbuki biz hep sana hamd ederek daima tesbih ediyoruz ve sana özel takdisler

(kutsamalar)imizi sunarız. Veya senin için kendimizi daima temizler, temiz tutarız, dediler. Ve bu şekilde maksatları hâşâ itiraz olmayıp, hikmetini bir istifsar (açıklanmasını istemek) olduğunu bildirdiler. Bununla beraber hilafete, zımnen (üstü kapalı olarak) bir istek de ortaya attılar.

Tesbîh, Allah Teâlâ'yı tenzih etmek, yani en kudsî zatını inanç, söz ve amel bakımından layık olmayan her türlü kusurdan arı ve uzak tutmaktır. Aslı, suda pek iyi yüzerek uzaklara gitmek demek olan (sebh) masdarındandır ki "tef'îl" vezninden gelişi teksîr (çoğaltma) ifade eder. Allah'ı takdis de böyledir. Bu da esasında pek uzağa gitmek demek olan (kuds)den alınmış olarak temizlemek, pek temiz tutmak mânâsınadır. Çünkü "tathir", pislikten çok uzaklaştırmaktır. Bununla beraber demek olduğu gibi "nefislerimizi, senin rızan için, temizliyoruz" demek de olabilir ki, ikisiyle de rivayet gelmiş ve bunun için yukarda ikisine de işaret edilmiştir. " Elmalı Hamdi Yazır. (Bakara 30 Tefsirinin br bölümü)  

                                      Şimdi ben aynı soruyu tekrar sorayım?


Alıntı sahibi: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Bunu zaten belirttim. Melekler durup dururken neden ‘Orada fesat çıkaran, kan döken/döküyor olan birisini mi (Halife olarak) vasıflandırıyorsun?' diye sorsunlar ki?

Yeryüzünde zaten insanlık var (hatta modern insanlar). Melekler de yeryüzünde zaten bulunmakta olup da fesat çıkartan (Yüfsidü), kan döken (ve Yesfiküd dima') insanların yaşam biçimlerine bakarak bunlardan birisinin nasıl Halife olarak vasıflandırılacağına, hayret etmişlerdir.

                          Ben belirtmedin demedim ki! Hangi ayete dayanarak belirttin onu soruyorum. İnsanın zaten yer yüzünde olduğunu hatta homo sapiens in yer yüzünde olduğunu, neye dayandırıyorsunuz?
Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #56 : 08 Haziran 2006 - 01:38:14 »


Sanırım anlatamıyorum.

Bahsi geçen âyetimizden (Bakara-30) zaten bu anlam çıkıyor.

Nasıl bu anlamı çıkarttığımızı da Meleklerin hayretinden kaynaklanan sorusuna bağlı olarak çıkarttığımızı söylüyoruz.

'Orada fesat çıkaran, kan döken/döküyor olan birisini mi (Halife olarak) vasıflandırıyorsun?'

Melekler bunu neden söylüyorlar? Bizim anladığımız, o sırada yeryüzünde yaşayan insanlara bakarak söyledikleri. Yani o sırada yeryüzünde "kan döküp fesat çıkaran" insanlar var. Var ki melekler bu insanlara bakarak "Halife" vasfı verilecek kişinin de kan döküp fesat çıkaracağını düşünerek soruyorlar.
Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #57 : 08 Haziran 2006 - 02:26:56 »

Cenab-ı Allah da "yeryüzünde bir halife yapacağım" deyince, kendilerini bir danışma makamında gören melekler, bir taraftan bundaki şerefi takdir ettiler, diğer taraftan da yeryüzündeki bir yaratığa Allah tarafından böyle yüksek bir irade yetkisi verilmesinde bir şer ihtimalinden de korktular. "Yerde" deyince "Ben, çamurdan bir beşer yaratacağım." (Sa'd, 38/71) takdiri anlaşılıyordu. Acaba bu selahiyeti alan güzel kullanabilecek mi? Acaba bunu asalet zannederek kendi çıkarına hükümler icrasına kalkışırsa yeryüzüne fesat vermeyecek mi? Cenab-ı Hak henüz bu noktaları ve o yetkinin derecesini ve gizli hikmetlerini bildirmemiş olduğu için melekler: orada (yani yeryüzünde) onu fesada verecek, onda fesatlar çıkaracak ve kanlar dökecek bir kimse, bir âmil mi yapacaksın? halbuki biz hep sana hamd ederek daima tesbih ediyoruz ve sana özel takdisler

(kutsamalar)imizi sunarız.( Elmalı Hamdi)

                       
                       
Alıntı sahibi: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
  Melekler bunu neden söylüyorlar? Bizim anladığımız, o sırada yeryüzünde yaşayan insanlara bakarak söyledikleri. Yani o sırada yeryüzünde "kan döküp fesat çıkaran" insanlar var. Var ki melekler bu insanlara bakarak "Halife" vasfı verilecek kişinin de kan döküp fesat çıkaracağını düşünerek soruyorlar.
Yani insanın yer yüzünde zaten var olduğu sizin kendi yorumunuz. Destekleyen bir ayet sunmadığınıza göre tamamen subjektif!
                    O halde başka diğer ayetlere bakmamız icap edecek.
Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #58 : 08 Haziran 2006 - 02:44:08 »


Melekler kan döken/döküyor olan, fesat çıkaran birilerinden durup dururken nasıl ve neden bahsediyorlar? Gözlerinin önünde olan, yeryüzüne bakarak bunu haber veriyorlar, başka nasıl olabilir?

Nedense tüm Kur'an'da aynı çekimle, geniş zaman olarak çevrilen filler (tec'alü, yüfsidü, yesfikü) tek ve sadece bu âyette gelecek zaman olarak çekilmiş.

Âyette meleklerin kullandığı dil geniş/şimdiki zaman dikkat edilirse. Kan döken/döküyor olan, fesat çıkartan... O sırada yeryüzünde bu eylemleri yapıyor olanlar (insanlar) var ki melekler bu şekilde konuşuyorlar.

Ve nedense Elmalı'nın âyet olmadan desteksiz yorumları sübjektif olmuyor.
Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #59 : 08 Haziran 2006 - 02:55:02 »

1- Mealciler müfessirler ile boy ölçüşmez. Benim sana verdiğim tefsirin bir kısmı. Ki arapçadaki derinliği sizden çok çok fazla. Üstelik, "Bu mânâ, Ashab-ı kiramdan ve Tâbiinden uzun uzadıya nakledilegelen tefsirlerin özeti ve sonucudur."
2- Melekler, insanın yer yüzünde kan döküp fesat çıkartacağını, Elmalı'nın anlatımıyla halife kelimesinin gerçek man ve mahiyetiyle bilmiş olabilirler. Ayrıca bu bildirilmişte olabilir gaybi haber olarak meleklere.  Hemen devamında gelen ayetler ise meleklerin yanıldığını, vurguluyor.

Ve Adem'e isimlerin hepsini öğretti. Sonra onları meleklere yöneltip: "Eğer doğru sözlüyseniz, bunları bana isimleriyle haber verin" dedi. (Bakara/31)

Dediler ki: "Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın."  (Bakara/32)

(Allah:) "Ey Adem, bunları onlara isimleriyle haber ver" dedi. O, bunları onlara isimleriyle haber verince de dedi ki: "Size demedim mi, göklerin ve yerin gaybını gerçekten ben bilirim, gizli tuttuklarınızı ve açığa vurduklarınızı da ben bilirim."  (Bakara/33)

                        Diğer ayetlere bakarız....

Alıntı sahibi: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Nedense tüm Kur'an'da aynı çekimle, geniş zaman olarak çevrilen filler (tec'alü, yüfsidü, yesfikü) tek ve sadece bu âyette gelecek zaman olarak çekilmiş.

                      örnek verirsiniz her halde?? Bu arada ayetlerin başlarındaki Ve lere dikkat edin!
                               Evvela ilâhî takdir ve Allah'ın yardımı hatırlatılarak buyuruluyor ki, "Vav" harfi yine geçmiş söze atfedilmiştir.

                              Sizin için yerde olanların tümünü yaratan O'dur. Sonra göğe yönelip (istiva edip) de onları yedi gök olarak düzenleyen O'dur. Ve O, herşeyi bilendir. (Bakara/29)

« Son Düzenleme: 08 Haziran 2006 - 03:10:57 Gönderen: İhsan Esentürk » Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6 ... 9   Yukarı git
Yazdır
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi  |  Katagoriler  |  Evrim (Moderatör: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç)  |  Konu: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ
Gitmek istediğiniz yer:  

Bu Sayfa 0.084 Saniyede 26 Sorgu ile Oluşturuldu
Forumda Arama                   Gelişmiş Arama
Sponsor Bağlantılar
Forum Duyuruları
Forumlarda görüntü kirliliğini önlemek için kayıt olduktan sonra profil resminizi güncellemeyi unutmayınız.
Forum Rütbeleri / Mesaj Sayısı
Yeni Üye < 10
Aktif Üye 10-29
Paylaşımcı Üye 30-49
Tecrübeli Üye 50-99
Uzman Üye > 100
Forum RSS