GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Forum Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Sayfa: 1 ... 5 6 [7] 8 9   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ  (Okunma Sayısı 9379 defa)
0 Üye ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #90 : 27 Haziran 2006 - 04:31:07 »


Alıntı sahibi: raif  bostan
insanın iradesinin olmadığı sadece allahın olduğu gibi bir fikir üretmişsiniz böyle bir yaklaşım saçmadır ozaman biz kendimizin farkında olmamamızlazım ama biz kendimizin farkındayız yani bilincimiz var

Sahip olduğumuz, ayrılıkçılığı isteyen, BİRLİĞi şaşılığından çok gören kirli (ŞİRKte) NEFSlerimiz o TEK olan BİLİNÇten ayrı bir benliğinin, iradesinin olduğu ZANNI içerisindedir. Arındıkça HEPe katıldığımızı, gerçekte HEPten, HEPte olduğumuzu, o TEKten başka İRADENİN var olmadığını fark ederiz.

Tahkik ehli gerçek İNSANdır, Taklitle yaşayan ise (manen) maymundur. Taklitten kurtulup HAKİKATİ yaşayan İNSAN olmak gerekir (maymunluktan sıyrılıp mânen olgunlaşıp kemâlât sahibi olma).

Yeryüzünde olanlar Hakikatin izdüşümü, yansıması, fark edebilene!..

Biyolojik, fiziksel evrim var; çünkü manen olgunlaşma var!

Logged

AHHA!
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #91 : 27 Haziran 2006 - 04:46:26 »


Alıntı
Ey insanlar sizi tek bir nefisten yaratan, ondan eşini yaratan ve her ikisinden birçok erkek ve kadın türetip-yayan Rabbinizden korkup-sakının. Ve (yine) kendisiyle, birbirinizle dilekleştiğiniz Allah'tan ve akrabalık (bağlarını koparmak)tan sakının. Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözeticidir. (Nisa/1)

"Ya eyyühen nasü itteku rabbekümü ellezi haleka küm min nefsin vahidetin ve haleka min ha zevceha ve besse min hüma ricalen kesiran ve nisaa"

Bu âyetteki "nefsin vahidetin" "Bir nefisten" ibaresi geleneksel yorumlar dairesinde düşünüldüğünde Âdem olduğu düşünülüyor; ama gramer açısından bu yorum yanlış gözüküyor. Çünkü "haleka min ha  ve zevceha"'daki "ha"'lar dişil takılarıdır. Şayet "Nefs" ile kastedilen "erkek (Âdem)" olsaydı "ha" dişilik eki değil, "hi" ekinin gelmesi gerekirdi.


      
Logged

AHHA!
Yeni Üye
*
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 8
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #92 : 27 Haziran 2006 - 07:49:55 »

Merhaba Alp Eren,

Tek bir bilincten ve hepten söz ediyorsunuz.Oysa ben bu mantıkla düşünmeye başladığımda ne şirk ehli kalıyor ne taklitçi maymunlar.Daha açık sormam gerekirse,taklitçi kişi tahkik ehli olduğunda farklı bir şey olmuş olmuyor mu?Eğer oluyorsa tek bilinci ile bu çelişiyor olmaz mı?Eger farklı bir şey olmuyorsa taklitçi ile tahkik eden aynı şeydir,aynı bilinçtir anlamına gelmez mi?
Bu konuda ki fikirlerinizi de paylaşırsanız sevinirim.
Logged
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 344
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #93 : 27 Haziran 2006 - 12:09:23 »

sayın alp bey gerçek ve tek olan varlık allahtır ama bunun nedeni bizi yaratmadan önce sadece kendisinin varolmasıdır dolayısıyla gerçek varlık allahtır ama allah insanıda akıl ve şuur sahibi yapmış bir varlıktır çünkü insan bilinçlidir olan bitenin farkında olmakla birlikte düşünebilmektedir buda insanın iradeli olduğunun kanıtıdır şimdi şöyle düşünelim bizim bir uzaktan kumandalı robotunmuz var ve bu robot bizim istediklerimizi gerçekleştirmekte şimdi siz burobotun bir şuura sahip olduğunu düşünebilrmisiniz hayır çünkü robot yalnız ve yalnız sizin istediklerinizi yapmaktadır amabiz öylemiyiz hayır ozaman bizimde irademiz vardemektir ama şunu söyleyeyimki bizim irademiz tanrının iradesi gibi mükemmel değildir kusurludur işte tasavvuf gibi mistik akımlar bu mükemmelliği yakalamaya çalışan yada ortaya çıkarmaya çalışan akımlardır bu akımlar sayesinde insan bu kusurlardan arınarak gerçek mükemmelliği yakalamaya çalışır sizin tanımınız tamamen yanlıştır insanı bu düşünceyle uzaktan kumandalı bir robot haline sokuyorsunuz oysa siz kendinizin farkında olan bir canlısınız başkalarının komutlarını yapmıyorsunuz ve serkan arkadaşın söylediği gibi eğer insanlar belli bir şeyi tahkikini yani zan güdüyorsa o onun bilinçli olduğunu göstermezmi saygılar.
« Son Düzenleme: 27 Haziran 2006 - 12:13:20 Gönderen: raif bostan » Logged
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #94 : 27 Haziran 2006 - 16:00:26 »


Merhaba Serkan,

TEK bir BİLİNÇten kasıt Allah'tır ve O'ndan başka BİLİNÇ yoktur. Bütün varlıkların ÖZü, ORJİNi O'dur, O Sınırsız ve sonsuz, kendinden gayrının olmadığı Tek olan Bilinçtir.

Taklit eden ile Tahkik eden'in ikisinin de ÖZü aynı TEK Bilinçtir.

Fark şurada; Taklit ehli yukarıda da belirttiğim gibi Şirkte olduğundan (yani kendisinin Allah'tan ayrı bir benliğinin, iradesinin, bilincinin olduğunu zanneden) kendisinin Allah'tan ayrı, Allah'ın varlığı yanında ayrı bir varlığı, iradesi olduğu zannı içerisindedir.

Tahkik ehli İNSAN ise kirli olan (Şirkte) Bilincini arındırmış, kendi Bilincinin, kendi iradesinin gerçekte O TEK olanın BİLİNCİ ve İRADEsi olduğunu müşahede (Kelime-i şehadet gerçekte budur) etmiş ve teSLiM (İslam) olmuş kişi demektir.

Daha anlaşılır olması için dilerseniz sorularınızla konuyu daha da açabiliriz.

Logged

AHHA!
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #95 : 27 Haziran 2006 - 16:16:10 »


Alıntı sahibi: raif  bostan
sayın alp bey gerçek ve tek olan varlık allahtır ama bunun nedeni bizi yaratmadan önce sadece kendisinin varolmasıdır

Sayın Raif,

Bizi yaratmadan önce diye bir şey söz konusu değildir, çünkü Allah'ın yaratımının başı ve sonu yoktur. Yaratmak önceki iletilerimde belirttiğim gibi de Allah'ın kendi varlığı dışında bir varlık meydana getirmesi değil (Bu O'nun varlığını sınırlandırmış olur), kendindeki sonsuz ilmi KENDİNDE SEYR etmesidir.

Alıntı sahibi: raif  bostan
bizimde irademiz vardemektir ama şunu söyleyeyimki bizim irademiz tanrının iradesi gibi mükemmel değildir kusurludur işte tasavvuf gibi mistik akımlar bu mükemmelliği yakalamaya çalışan yada ortaya çıkarmaya çalışan akımlardır  bu akımlar sayesinde insan bu kusurlardan arınarak gerçek mükemmelliği yakalamaya çalışır

Tasavvuf'a girmenin amacı var zannettiğimiz vehmi bedenimizin, irademizin gerçekte olmadığını fark edip, UYANMAK (Matriks Filmini izlemenizi tavsiye ederim), Bilincin uyandırılması ve arındırılmasıyla TEK'e ERip, TEK'in İRADEsiyle Evrenleri Seyre dalmaktır (Cennet).
Logged

AHHA!
Yeni Üye
*
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 8
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #96 : 28 Haziran 2006 - 06:02:19 »

Merhaba Alp Eren,

Evet,biraz daha açabilirsek iyi olur.

O halde bu Teklik Bilincinde mutlak anlamda bir şirkten söz etmekte mümkün değil.(Ha keza günah,sevap vs de hep o tek olacak!)Zira zanneden de zannettiği de o tek bilinc.O halde cezayı ve cennet ile cehennemi nasıl açıklaya biliriz?

Bu teklikte tüm çoğul kavramlar ve farklılıklar yok olması gerekirken,ben farklılıklar algılıyorum hatta bu farklılıkları dahi farklı farklı algılayan BİLİNC (ler!) görüyorum.Bu düşünce sistemi içersinde bunları nasıl konumlandırıyorsunuz?Bu farklı bilinç(ler)aynı anda varlarsa teklik düşüncesi yine geçerliliğini korur mu? Korursa nasıl koruya bilir?




« Son Düzenleme: 28 Haziran 2006 - 06:28:32 Gönderen: Serkan Ekim » Logged
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #97 : 28 Haziran 2006 - 18:07:05 »


Merhaba Serkan,

"HOLOGRAM" konusu, "HOLOGRAFİK EVREN" konusu iyice anlaşılmadan DİNde anlatılanlar (âyetler) baştan aşağıya yanlış anlaşılır. Bu yüzden sizin de izninizle şimdilik bu konuda gerekli bir ara vermek istiyorum. Hologram, Bilinç konuları üzerine fikir paylaşımında bulunduktan sonra kaldığımız yerden devam ederiz nasipse.
Logged

AHHA!
Yeni Üye
*
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 8
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #98 : 28 Haziran 2006 - 20:02:20 »

Haklısınız zira hologram hakkında bir fikrim olmadığını itiraf etmeliyim..Bu gerekli arada bende hologram hakkında en azından bir ön bilgi edinmiş olacağımı ümid ediyorum.
Kafamda oluşan sorular için teşekkürler.
Logged
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 344
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #99 : 28 Haziran 2006 - 21:44:12 »

şimdi arkadaşım ben bilinçten bahsediyorum sende teklikten bahsediyorsun ozaman sen nesin söyleyebilirmisin allahın robotumusun yani nasıl bişiysin teklik diye bir şey yoktur allah gönül eğlendirmek içinmi kainatı yarattı yani kendi komutlarıyla hareket eden canlıları oynatmak gibi bir uğraşı olsun diyemi yarattı canlılar kendi başlarına hareket ederler ama tabi allahın iradesi bunların üstündedr ama canlılar allahın robotu değillerdir eğer senin dediğin gibi olsa ozaman insanların bilinçsiz sadece allahın dilemesiyle hareket eden  yani şuursuz canlılar olması gerekir ama sen kendinin bilincindesin değilmi hemsen zannediyor diyorsun allahın iradesiyle hareket eden zannedemez çünkü o iradeye sahip olamaz size az önce verdiğim örneği yineleyeyim sizin uzaktan kumandalı bir robotunuz olsun bu robotun bilinci olurmu olmaz peki aslında bizim var olmadığımızı sadece allhın varolduğunu söylüyor ve bizim irademizin ve diğer hareketlerimizin allahın dilemesiyle olduğunu söylüyorsun bu nedemektir biz allhın robotuyuz demektir peki robotun şuuru olurmu olmaz zaten sen şimdi bu konuştuklarınla aslında şuurlu varlık olduğunu ıspatlıyorsun çünkü insanlara bir şeyler anlatmaya çalışıyorsun eğer  şuursuz olsaydın sen hiçbirşey isteyemezdin eğer senindediğin gibi olsa yaratmanın hiçbir mantığı olmaz allah bilinçli ve akıl sahibi varlıkları ortaya çıkarmak için varlığı var etmiştir yani boş bir uğraş değildir senin inancın bu kadar saçma bir ifadeyi kullanmana yol açmış olaylara inanç babında değil mantıkla yaklaşmak gerek. tasavvuf gibi akımlar insanı tanrı gibi gerçek varlık haline sokmak için gelişmiş bir yöntemdir yani insanı mükemmel varlığa dönüştürmek için ortaya çıkmış bir akımdır sizin zannetiğiniz teklik olgusu tasvvufta bu şekilde nitelendirilmez tasavvufta varlığın varolmasının hammadesi allahtır yani herşey allahın parçasıdır ama bilinçli canlılar diğer varlıklar gibi allahın bir parçası olmasına rağman bilinçleriyle allahtan ayrı varlıklardır çünkü onların bilinçleri ve akılları vardır saygılar.
« Son Düzenleme: 28 Haziran 2006 - 21:59:23 Gönderen: raif bostan » Logged
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #100 : 28 Haziran 2006 - 22:30:25 »

Katılımın ve nazik (!) üslubun için teşekkür ederim Raif.

Allah'ın uzaktan kumanda ettiği robotlar değiliz elbette. Allah'tan gayrı yok ki O'nun uzaktan kumanda ettiği robot varlıklar olsun. Anlattığın şekilde de bir tanrı inancım yok.

Ne insan ne de cansız addettiğimiz varlıklar bilinçsiz değildir. Evrendeki çark KENDİliğinden döner, ŞUURludur, çünkü ÖZünden gelen ile hareket eder. Allah'ın iradesi varlıkta, varlıkla açığa çıkıyor.

Ben'den, sen'den açığa çıkan O'nun İRADEsi, O'nun İLMİ. Bunu şimdiki hâlimizle, algı kapasitemizle algılayabilmek zor. Yeterli arınma sürecinden sonra TEKlik idrak edilirse "Attığın zaman atan sen değildin, atan Allah idi" âyetinin muhatabı olur ve âyeti yaşamış ve OKUmuş oluruz.

Biliyorum, TEKliğin (Vahdet-i Vücud) kavranması, algılanması hele de anlatılması çok zor. Zaten yüzyıllar boyunca belirli bir olgunluğa, aşamaya gelmiş kişilere bu sırlar inisiyatörleri tarafından yavaş yavaş açıklanır.

Şöyle bir örnek vereyim.

Elinizde her türden bitki tohumu olsun (Bu tohumların her biri sizin ilminizin bir kısmı olsun). Her tohum bir potansiyeldir. Her birinin içindeki genetik diziye (Kader) göre açılım olacak ve çeşit çeşit bitkiler gelişecektir. Gereksinimleri karşılandıktan sonra genetik şifresi ne ise ona göre şekillenecekler ve büyüyeceklerdir.

Tohum>>>Ağaç oluyor

Tohum kaderi=genetiği ne ise onu yaşıyor.

Evrendeki her varlık, Evrenin kendisi Yaratıcının birer sûretidir. Yaratıcı her varlıkta kendi sonsuz isim ve sıfatlarının terkibini (bileşimini), tecellisini yine kendinde olarak Seyir ediyor. Bu Sonsuz İlmi Seyrin sonucu olarak bu Sonsuz ve sınırsız enerji okyanusu olan evren var.

Ben sana bir soru sorabilir miyim Raif ?

Allah evreni neden yarattı?
« Son Düzenleme: 28 Haziran 2006 - 22:33:45 Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç » Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #101 : 28 Haziran 2006 - 23:04:24 »


İsa, Meryem'in oğlu olduğu için ( İsa-Meryem ile ilgili âyetlerin sembolik değil de düz anlamıyla düşünürsek) genetik olarak bağın da olması gerekir. Meryem, İsa'nın atası (anası)'dır.



                               Genetik bağının olduğunu nerden biliyorsunuz? Taşıyıcı anneler de anne ancak genetik bağı yok! Hz İsa'nın Hz Meryem ile genetik bağının olup olmadığı mechul... Ama tavrınız şaşırtıcı değil :)

                              
Alıntı sahibi: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
 Tüm kadınların Y kromozomu yok :).
Düşünen ve sorgulayan bir beyin olarak İsa'nın Meryem'in karnında nasıl meydana geldiğini belirtebilir misin?

                         Çook şaşırtıcı. Ben de o kadar uğraşıp Hz Meryem'in gen haritasına ulaşıp, Y kromozomu olmadığını görüp söylemiştim. Meğer genelleyerekte söylenebiliniyormuş  a17

                                     Ayetlere bakalım;
Hani melekler: "Meryem, şüphesiz Allah seni seçti, seni arındırdı ve alemlerin kadınlarına üstün kıldı," demişti. (42)

 

"Meryem, Rabbine gönülden itaatte bulun, secde et ve rüku edenlerle birlikte rüku et." (43)

 

Bunlar, gayb haberlerindendir; bunları sana vahyediyoruz. Onlardan hangisi Meryem'i sorumluluğuna alacak diye kalemleriyle kur'a atarlarken sen yanlarında değildin; çekişirlerken de yanlarında değildin. (44)


Ali-İmran 45-49

Hani Melekler, dediler ki: "Meryem, doğrusu Allah kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. O, dünyada ve ahirette 'seçkin, onurlu, saygındır' ve (Allah'a) yakın kılınanlardandır.." (45)

 

"Beşikte de, yetişkinliğinde de insanlarla konuşacaktır. Ve O salihlerdendir." (46)

 

"Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken, nasıl bir çocuğum olabilir?" dedi. (Fakat) Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasına karar verirse, yalnızca ona "ol" der, o da hemen oluverir." (47)

 

"Ona kitabı, hikmeti, Tevratı ve İncili öğretecek." (48)

 

İsrailoğullarına elçi kılacak. (O, İsrailoğullarına şöyle diyecek:) "Gerçek şu, ben size Rabbinizden bir ayetle geldim. Ben size çamurdan kuş biçiminde bir şey oluşturur, içine üfürürüm, o da hemencecik Allah'ın izniyle kuş oluverir. Ve Allah'ın izniyle doğuştan kör olanı, alaca hastalığına tutulanı iyileştirir ve ölüyü diriltirim. Yediklerinizi ve biriktirdiklerinizi size haber veririm. Şüphesiz, eğer inanmışsanız bunda sizin için kesin bir ayet vardır." (49)

(Dileyen arkadaşlar ayetlerin devamına da bakabilir.)

Ey Kitap Ehli, dininiz konusunda taşkınlık etmeyin, Allah'a karşı gerçek olandan başkasını söylemeyin. Meryem oğlu Mesih İsa, ancak Allah'ın elçisi ve kelimesidir. Onu ('OL' kelimesini) Meryem'e yöneltmiştir ve O'ndan bir ruhtur. Öyleyse Allah'a ve elçisine inanınız;  "üçtür" demeyiniz. (Bundan) kaçının, sizin için hayırlıdır. Allah, ancak bir tek ilahtır. O, çocuk sahibi olmaktan yücedir. Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.  (Nisa/171)


           Meryem/ 16-36
Kitap'ta Meryem'i de zikret. Hani o, ailesinden kopup doğu tarafında bir yere çekilmişti. (16)

 

Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmişti. Böylece ona ruhumuz (Cibril'i) göndermiştik, o da, düzgün bir beşer kılığında görünmüştü. (17)
 

Demişti ki: "Gerçekten ben, senden Rahman (olan Allah)a sığınırım. Eğer takva sahibiysen (bana yaklaşma)." (18)

Demişti ki: "Ben, yalnızca Rabbinden (gelen) bir elçiyim; sana tertemiz bir erkek çocuk armağan etmek için (buradayım)." (19)

 

O: "Benim nasıl bir erkek çocuğum olabilir? Bana hiç bir beşer dokunmamışken ve ben azgın utanmaz (bir kadın) değilken" dedi. (20)

 

"İşte böyle" dedi. "Rabbin, dedi ki: -Bu benim için kolaydır. Onu insanlara bir ayet ve bizden bir rahmet kılmak için (bu çocuk olacaktır)." Ve iş de olup bitmişti. (21)
 

Böylelikle ona gebe kaldı, sonra onunla ıssız bir yere çekildi. (22)

 

Derken doğum sancısı onu bir hurma dalına sürükledi. Dedi ki: "Keşke bundan önce ölseydim de, hafızalardan silinip unutuluverseydim." (23)

 

Altından (bir ses) ona seslendi: "Hüzne kapılma, Rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıştır." (24)

 

Hurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz oluşmuş-taze hurma dökülüversin." (25)

 

Artık, ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer herhangi bir beşer görecek olursan, de ki: "Ben Rahman (olan Allah) a oruç adadım, bugün hiç kimseyle konuşmayacağım." (26)

 

Böylece onu taşıyarak kavmine geldi. Dediler ki: "Ey Meryem, sen gerçekten şaşırtıcı bir şey yaptın." (27)

 

"Ey Harun'un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın, utanmaz (bir kadın) değildi." (28)

 

Bunun üzerine ona (çocuğa) işaret etti. Dediler ki: "Henüz beşikte olan bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz?" (29)

 

(İsa) Dedi ki: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. (Allah) Bana Kitabı verdi ve beni peygamber kıldı." (30)

 

"Nerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti." (31)

 

"Anneme itati de. Ve beni mutsuz bir zorba kılmadı." (32)

 

"Selam üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün de." (33)

 

İşte Meryem oğlu İsa; hakkında kuşkuya düştükleri "Hak Söz". (34)

 

Allah'ın çocuk edinmesi olacak şey değil. O yücedir. Bir işin olmasına karar verirse, ancak ona: "Ol" der, o da hemen oluverir. (35)

Biz, Meryem'in oğlunu ve annesini bir ayet kıldık ve ikisini barınmaya elverişli ve akar suyu olan bir tepede yerleştirdik. (Mü'minun/50)

                             Sanırım anlaşılmıştır. Hz İsa Allah'ın dilemesiyle, babasız olarak Hz Meryem'den dünyaya mucizevi bir şekilde gelmiştir ve bu doğa üstü müdahale evrimi savunmak için öne sürdüğünbüz argümanı yok etmektedir.

                          
Alıntı sahibi: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Çamurdan yaratım ne demektir? Allah iki eliyle çamurdan yaptığı insan şeklindeki heykelin içine ruh üfleyerek mi Âdem'i yaratmış, sonra da onu yeryüzüne mi ışınlamış? Hayalinizde olanı merak ediyorum açıkçası.
           Çamurdan yaratığı heykel değildir. Tüm dokularıyla insandır! Işınlamamış yer yüzüne indirmiştir! Heykel ve ışınlama kelimelerine sığınarak nereye gideceksiniz? Ya da nereye gidebileceğinizi sanıyorsunuz? Çamurdan Hz Adem'i yaratmasını heykele benzetebilirsiniz ancak bu bizi bağlamaz. Kendi algılarınızdan pay biçip bizim hakkımızda yorum yapmayınız. Bunlar sizin algılarınız bizim değil. Biz çamurdan yarattığı şeyi heykel olarak görmüyoruz!

                      "İki elimle yaratığım" ifadesi müteşabih bir ifadedir ve dolaysız olarak yarattığını açıklar. Her hangi bir aracı ve sebeplere bağlamadan!

                    Gereksiz yere çekiştirip durmayın ayetleri....

Alıntı sahibi:  Alp Eren H.A.lî.M Kılıç  
"Ya eyyühen nasü itteku rabbekümü ellezi haleka küm min nefsin vahidetin ve haleka min ha zevceha ve besse min hüma ricalen kesiran ve nisaa"

Bu âyetteki "nefsin vahidetin" "Bir nefisten" ibaresi geleneksel yorumlar dairesinde düşünüldüğünde Âdem olduğu düşünülüyor; ama gramer açısından bu yorum yanlış gözüküyor. Çünkü "haleka min ha  ve zevceha"'daki "ha"'lar dişil takılarıdır. Şayet "Nefs" ile kastedilen "erkek (Âdem)" olsaydı "ha" dişilik eki değil, "hi" ekinin gelmesi gerekirdi.


He sesi ne zamandan beri Ha diye okunuyor!!

مِنْهَا زَوْجَهَا Orada Ha ve ya Hi eki yokki Zevceh ve min he var zevce değil zaten  zevceh

            Arapça yazılışında ek yok , Latin harfleriyle yazıp ek çıkartmayın isterseniz. "La ilehe İllallah" 'ta yaptığınız gibi. (Bkz Bülent Aybek)

           Tek dayanağınız yokken nasıl oluyorda başkalarını küçümseyebiliyorsunuz şaşıyorum doğrusu.... Bir de belirteyim kelimenin yarısını büYÜK yarısını KÜçük yazınca bişi değişmiyor. Bülent aybek takdikleri bunlar... Bazıları üzerinde işe yarıyor :)
 







Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #102 : 29 Haziran 2006 - 01:47:09 »


Meryem ile İsa arasında genetik bağın olup olmadığı meçhul ise sizin "genetik bağın olmadığını" söylemenizin de bir anlamı olmaz bu takdirde. Ama biz diyoruz ki ilgili âyetleri (sembolik anlatımlar olduğunu atlayıp) düz anlasak bile İsa Meryem'in oğlu. "Meryem oğlu İsa" diye hitap var. Taşıyıcı anneler taşıdıkları çocukların annesi değiller, taşıdıkları da onların oğulları değillerdir!

Hani Melekler, dediler ki: "Meryem, doğrusu Allah kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. O, dünyada ve ahirette 'seçkin, onurlu, saygındır' ve (Allah'a) yakın kılınanlardandır.." Ali-İmran 45-49

Biz, Meryem'in oğlunu ve annesini bir ayet kıldık ve ikisini barınmaya elverişli ve akar suyu olan bir tepede yerleştirdik. (Mü'minun/50)

Alıntı sahibi: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Düşünen ve sorgulayan bir beyin olarak İsa'nın Meryem'in karnında nasıl meydana geldiğini belirtebilir misin? Çamurdan yaratım ne demektir? Allah iki eliyle çamurdan yaptığı insan şeklindeki heykelin içine ruh üfleyerek mi Âdem'i yaratmış, sonra da onu yeryüzüne mi ışınlamış? Hayalinizde olanı merak ediyorum açıkçası.

Bu konularda fikrinizin ne olduğu konusunda tatmin ettiniz, teşekkür ederim.

Alıntı sahibi: İhsan Esentürk
  Çamurdan yaratığı heykel değildir. Tüm dokularıyla insandır! Işınlamamış yer yüzüne indirmiştir! Heykel ve ışınlama kelimelerine sığınarak nereye gideceksiniz? Ya da nereye gidebileceğinizi sanıyorsunuz? Çamurdan Hz Adem'i yaratmasını heykele benzetebilirsiniz ancak bu bizi bağlamaz. Kendi algılarınızdan pay biçip bizim hakkımızda yorum yapmayınız. Bunlar sizin algılarınız bizim değil. Biz çamurdan yarattığı şeyi heykel olarak görmüyoruz!

Siz böyle düşünüyorsunuz demedim. Sizin hayalinizi, kurgunuzu merak ediyorum anlamında sordum.

Çamurdan yarattığı heykeldir de demiyoruz. Yani, bu çamur nasıl bir şey, şekli şemali nedir? Çamura şekil verildikten sonra mı ruh üflenerek insan oldurulmuş? Yoksa şekilsiz, belirsiz bir çamur yığını birden insan mı oldurulmuş? Çamur ile insan arasındaki ara basamak nedir?

Ve bütün bunlara gerek var mı? Neden çamurdan yaratım? Neden Her şeye Kâdir olan birden, yoktan insan yaratmıyor, çamuru dönüştürüyor insana?

Düşüncenizdeki Cennet Dünya gibi 3 boyutlu mu, maddesel mi? Cennetin çamuru, dünyanın çamuruyla birebir aynı mı?

"Işınlama" kelimesini neden beğenmediğinizi anlayamadım açıkçası. Âdem yeryüzüne nasıl indirilmiştir? Cennet yukarılarda bir yerde mi ki yere indirilmiş? Ayrıca böyle bir anlamı âyetten nasıl çıkartıyorsunuz?
Logged

AHHA!
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #103 : 29 Haziran 2006 - 02:02:11 »

Gereksiz bir ileti olacak; ama bir şeyler öğrenme açısından belki bir şeyler katabilir bizlere.

Alıntı
He sesi ne zamandan beri Ha diye okunuyor!!

Önüne "Elif" geldiğinden beri. هَا

Alıntı
مِنْهَا زَوْجَهَا Orada Ha ve ya Hi eki yokki Zevceh ve min he var zevce değil zaten  zevceh

"Hi" eki var denilmedi. Olsa idi geldiği fiili, ismi erkil yapacağı söylendi.

"Zevceh" diye okunmaz, "He" harfinin önünde "Elif" var.

"Min he" diye de okunmaz, "He" harfinin önünde "Elif" var.

Ayrıca dikkat ederseniz ilkini, "Zevce ha"'yı "Zevceh" diye okuyorsun; ama "Min ha"'yı "Minh" diye okumuyorsun "Min he" diyorsun. Hangisi olursa olsun iki okunuş şekli de yanlış, hiç bir Kâri de bu şekilde telaffuz etmez, çünkü böyle bir şey yok. "He" harfinin önünde "Elif" olmasaydı söylenen doğru olabilirdi.

Alıntı
Arapça yazılışında ek yok , Latin harfleriyle yazıp ek çıkartmayın isterseniz.

Emin misiniz? Ek olduğunu size göstertelim o zaman daha iyi anlaşılmış olur.

Tek başına "Min ha" ve "Zevce ha" kelimeleri ne demektir?

Veya tersten soralım.

"Ondan (dişil)" ve "Eşini (dişil)" Arapçada nasıl söylenir?

Not: Firefox'ta Arapça karakterler düzgün olarak çıkmamaktadır. Internet Explorer'da sorunsuz...
« Son Düzenleme: 29 Haziran 2006 - 02:20:05 Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç » Logged

AHHA!
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #104 : 29 Haziran 2006 - 02:15:12 »

"Zevceh" için Enbiya 90. âyete bakılabilir.

فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيَى وَأَصْلَحْنَا لَهُ زَوْجَهُ إِنَّهُمْ كَانُوا

"Festecebna lehu ve vehebna lehu yahya ve aslahna lehu zevceh innehüm kanu yüsariune fil hayrati ve yed'unena rağabev ve raheba ve kanu lena haşiiyn" (Latince)

"Biz onun da duasını kabul ettik ve ona Yahya'yı verdik; eşini de kendisi için (çocuk doğurmaya) elverişli kıldık."

Dikkat edilirse Zekeriya erkek olduğundan eşinden bahsedilirken"Elifsiz He" kullanılmış.
Logged

AHHA!
Sayfa: 1 ... 5 6 [7] 8 9   Yukarı git
Yazdır
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi  |  Katagoriler  |  Evrim (Moderatör: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç)  |  Konu: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ
Gitmek istediğiniz yer:  

Bu Sayfa 0.126 Saniyede 26 Sorgu ile Oluşturuldu
Forumda Arama                   Gelişmiş Arama
Sponsor Bağlantılar
Forum Duyuruları
Forum ve Site kullanımına ilişkin sorularınızı, yeni özellikleri nasıl kullanabileceğinize dair merak ettiklerinizi ya da paylaşmak istediklerinizi belirtmek için "Yardım" başlığını kullanabilirsiniz.
Forum Rütbeleri / Mesaj Sayısı
Yeni Üye < 10
Aktif Üye 10-29
Paylaşımcı Üye 30-49
Tecrübeli Üye 50-99
Uzman Üye > 100
Forum RSS