Anasayfa
|
Forum
|
Bilimler
|
Arşiv Tarama
|
GenKalem
|
Destek
|
Site Haritası
|
Linkler
|
RSS
|
Reklam
|
Arkadaşını Davet Et
|
İletişim
Anasayfa
Bilimler
Forum
Haberler
Galeri
GenKampüs
Kitaplar
e-dükk@n
Destek
İletişim
Anasayfa
Forum
Üye Ol
Şifre Hatırlat
_MYPMS_PROFILE_POPUP_ALERT
_MYPMS_POPUP_CNT
_INBOX
_MYPMS_CLOSE
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi
|
Katagoriler
|
Evrim
(Moderatör:
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
) | Konu:
KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ
Sayfa:
1
2
[
3
]
4
5
...
9
Aşağı git
« önceki
sonraki »
Gönderen
Konu: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ (Okunma Sayısı 9388 defa)
0 Üye ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
İhsan Esentürk
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 302
Ynt: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ
«
Yanıtla #30 :
03 Haziran 2006 - 13:57:47 »
Evren: Arz ve 1. kat gök demektir. O'nun için Kainat kelimesini özellikle kullandım. Yanlış anlaşılmasın, söylediğinizi evren olarak algılamadım ancak, Senavat: gökler ve arz: yer kelimesinin zikredilmesi
kainattır.
Alem'in Rabbı değil Alemlerin Rabbı'dır Allah. İnsan'da bir alemdir. Her bir hücresi de bir alemdir. Atom da bir alemdir. vs vs... Ayetlere dayanarak yazmak önemlidir. Yazının çoğu yine ayetler yok. Hu=1ve /veya 0=1/0 dan hareketle yazılmış yazının büyük bir bölümü...
Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. (Tervir/29)( Ve ma teşaune illa en yeşaallahu rabbul'alemiyne. ) "Siz dileyemezsiniz ancak Allah diler" değil.
Zarar vermek, inkârı (pekiştirmek), mü'minlerin arasını ayırmak ve daha önce Allah'a ve elçisine karşı savaşanı gözlemek için mescid edinenler ve:
"Biz iyilikten başka bir şey istemedik" diye
yemin edenler
(var ya,)
Allah onların şüphesiz yalancı olduklarına
şahidlik etmektedir.
(Tevbe/107)
Allah Onların yalan yere yemin etmelerini mi dilemişti? Yoksa yalan yere yemin etmelerine İzin mi vermişti? ("Siz dileyemezsiniz ancak Allah diler") Ayet'i bu şekilde çevirirseniz, onların yalan yere yemin etmelerinni de Allah dilemiş olur. (Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.) Bu şekilde çevirdiğinizde Allah izin vermiş olur. Dilemiş ve dilemelerine izin vermiş, yol vermiş olur... Yalan yere yemin etmeyi Allah değil, Allah'ın izniyle onlar dilemiştir. İşte bu da onların Cüz-i İradesidir. Allah hem kullarının "yakan yere yemin etmelerini dileyecek" Haşa "yalan yere yemin edecek" hem de "Şahitlik edecek" değildir şüphesiz. Yalan yere yemin etmeyi onlar diledi, Allah'ta onlara izin verdi, dilemelerinin önünü açtı...
Tekrar söylüyorum; Şirk Allah'a eş/ eşler koşmak O'nun zatına ait olanı O'nun yarattıklarına atfetmektir. En basit haliyle yardımı O'ndan değil, O'nun yaratıklarından beklemektir. Cüz'i iradeyi Külli iradeyle karıştırdığınızda şirk'e girersinzi var saydığınızda değil. Cüz'i irade Külliden bağımsız olamaz. Nasıl bir yönetim kadrosunda en yetkili kişi, kendinden sonra gelenlere yetki verdiğinde kendi yetkisinden bir şey eksilmiyorsa, Allah'ın kullarına cüz'i irade vermesi de O'nun iradesinden bir şey eksiltmez. Zira her an geri almaya Muktedirdir. Cüz'i iradenin her şeyi belirlediğini sandığınız da şirk'e girersiniz. Arkadaşınızın yalnız size yardım edebileceğini sandığınızda ya da... Oysa Allah dilemişse arkadaşınız size yardım edebilir ve gerçekte size yardım eden Allah'tır. İksi arasındaki ayrımı yapamamaktır Şirk en basit haliyle.
Logged
"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 379
Ynt: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ
«
Yanıtla #31 :
03 Haziran 2006 - 17:06:15 »
Kur'an'ın bütününden, âyetlerden anladıklarımız tek tek âyet yazmak yerine kendi ifadelerimizle belirttik.
Tekvir 29: "Ve ma teşaune illa en yeşaallahu rabbul'alemiyne" âyetinin mealcilerin belirttiği şekilde (Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz) anlamı olduğunu kanıtlamak zorundasınız. "İlla" bağlacının kalıbı bellidir Kur'anda; nedense bu ayetler "cüz'i iradeye" bir reddiye olduğu için mealciler bu şekilde bir çeviri yapmışlardır.
Şimdi kelime kelime çevirirsek;
"ma": Arapçada önüne geldiği fiile olumsuz anlamı katar.
"teşaune" : "dilersiniz",
"ma teşaune" : "dileyemezsiniz",
"illa" : "ancak",
"en yeşaa Allah" : "Allah diler".
"ma teşaune illa en yeşa allahu" : "Siz dileyemezsiniz, ancak Allah diler."
Benzer kalıpta ifadeler Kur'anda geçmektedir. Meselâ,
Mü'min 4 : "Ma yücadilü fi ayatillahi illellezine keferu"
"Ma yücadilü": "Mücadele etmezler",
"fi ayati Allahi" : "Allah'ın ayetleri hakkında",
"illa" : "ancak",
"ellezine keferu" : "Onlar ki gerçeği örttüler, örtenler (küfrettiler/kafirler)"
"Allah'ın âyetleri hakkında mücadele etmezler, ancak kafirler (mücadele ederler)
Tekvir 29 çevirisi mantığıyla çeviri yaparsak: "Kafirler mücadele etmedikçe, âyetler hakkında mücadele etmezler" gibi bir anlam çıkıyor.
İkinci bir örnek de Mü'min 13. âyet,
"ve ma yetezekkeru illa mey yünib"
"ma yetezekkeru": "tefekkür etmez, anmaz (o)"
"illa" : "ancak",
"men yünib" : "o kişi ki yönelir (yönelen, gönül veren kişi) (anar, tefekkür eder)".
Sanırım bu kadar yeterli.
Önceki iletilerimde de belirttiğim gibi Kur'andaki âyetlere "Siz dileyemezsiniz, ancak Allah diler" ve "Allah AHADdır (TEKtir, kendinden gayrı yoktur (Vahdet-i Vücud))" âyetleri kılavuzluğunda bakmalı ve yorumlamalıyız. Bu âyetler kilit âyetlerdir.
Bu bakış açısıyla Tevbe 107 ve diğer âyetlere bakıldığında da vereceğimiz cevap evet, o kişilerin yalan söylemesini dileyen de Allah'tır. O kişilerde de Allah bu şekilde tecelli etmektedir.
Logged
AHHA!
Birgül Çelebi
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 205
Ynt: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ
«
Yanıtla #32 :
03 Haziran 2006 - 17:15:58 »
arkadaşalar yeni bir ileti istemiyorum ve araya giriyorum,
tekvir 14 ü konuşalım şimdi
«
Son Düzenleme: 03 Haziran 2006 - 17:17:35 Gönderen: Birgül Çelebi
»
Logged
İhsan Esentürk
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 302
Ynt: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ
«
Yanıtla #33 :
03 Haziran 2006 - 17:46:17 »
Alıntı
"en yeşaa Allah" : "Allah diler".
Fiil çekimine dikkat etmek lazım
ma
teşaune
en yeşa
Fiilin çekilmesi zaman değişikliğini gösterir. Bina'ya çıktınız mı bilmiyorum ama Arapçada fiiller zaman göre çekilir, kipi belirler..
teşaune geniş zaman kipiyken en yeşa geçmiş zaman kipidir.
Ve ma teşaune
illa
en yeşaallahu rabbul'alemiyne.
"Alemlerin Rabbi olan Allah
dile
me
di
kçe
(İlla) siz dileyemezsiniz." Dileyemezsiniz. Kim: siz ne zaman? Alellerin rabbi olan Allah dilemedikçe. Yani O diledikten sonra dileyebilirsiniz demektir.
Allah'ın ayetleri konusunda inkar edenlerden başkası mücadele etmez....( Mü'min/4)
4. Ma yücadilü fi ayatillahi illellezıne keferu :
Alıntı sahibi: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
"Allah'ın âyetleri hakkında mücadele etmezler, ancak kafirler (mücadele ederler)
Ancak kelimesini kulanmak için o kdar zorlarsanız kendinizi asıl fiili parantez içinde belirtmek zorunda kalırsınız.
Alıntı sahibi: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Tekvir 29 çevirisi mantığıyla çeviri yaparsak: "Kafirler mücadele etmedikçe, âyetler hakkında mücadele etmezler" gibi bir anlam çıkıyor.
Pes doğrusu! Orada iki tanemi fiil var. Tekvir 29 da ikikez dilemek fiili zikrediliyor. Mü'min 4 te birkez mücadele etmek fiili zikrediliyor.
La ilahe İll(a) Allah La ilahe (İlah yoktur) illa Allah (Allahtan başka) Kelime dizilişinide Türkçeleştirirseniz "Allahtan başka ilah yoktur olur". "İlah yoktur ancak Allah vardır" değil... Arapça bilmiyorsanız bilene sorun...
Alıntı sahibi: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Bu bakış açısıyla Tevbe 107 ve diğer âyetlere bakıldığında da vereceğimiz cevap evet, o kişilerin yalan söylemesini dileyen de Allah'tır. O kişilerde de Allah bu şekilde tecelli etmektedir.
Yani "yalan yere yemin eden de Allah" Alah'ı tenzih ederim.
Nitekim Rableri
onlara (dualarını kabul ederek) cevab verdi:
"Şüphesiz Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden
bir işte bulunanın
işini boşa çıkarmam
. Sizin kiminiz kiminizdendir. İşte,
hicret edenlerin
, yurtlarından
sürülüp-çıkarılanların
ve
yolumda işkence görenlerin
,
çarpışıp öldürülenlerin
, mutlaka
kötülüklerini
örteceğim
ve
onları,
altlarından ırmaklar akan
cennetlere sokacağım.
(Bu,) Allah katından bir karşılık (sevap)tır. (O) Allah, karşılığın (sevabın) en güzeli O'nun katındadır." (Ali İmran/195)
Şimdi "Onlar" olarak tanımlanalar kim? Allah mı? Yoksa mümin kulları mı?Allah'ı Tenzih ederim...Haşa Allah hem onları, "yurtlarından sürüp çıkarmış,hem işkence yapmış, hem çarpişmada öldürmüş, hem de kötülülerini mi örtmüş. Sizin yaklaşımınıza bakarsanız Allah kenidsini sürüp çıkartıyor, kendisini kendisiyle çarpıştırıp öldürüyor, sonrada kendisinin Kötülüklerini mi örtüyor? Sonrada kendisini Cennete mi sokuyor. Haşa.Ki sizin mantığınızla Cennet'te kendisi.
Allah'ın dilemesi her şeyin üzerindedir. Ancak O'nun dilemesi, sizin dileyebilmenizi de kapsar. Size bu yetkiyi vermiştir ve bundan sorumlusunuz. İradeniz yoksa sorumluluğunuz yoktur. Hayvanlar, Bitkiler sorumlu değilidir. Melekler de sorumlu değildir. Haşr olunacaklar Cinler ve İnsanlardır. Allah haşa kendisini mi hesaba çekiyor? Bu dünya ve varlık Vucut alemi O'nun eseridir. Tecelli ettiği yerdir. Bizzatihi kendisi değildir. Allah'ı artırıp azaltmış olursunuz. Ve sonra mantık zaaflarına düşersiniz. Sanırım yeterince açıklayıcı oldu. Fiillerin çekimine de dikkat edin....
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Güneş, köreltildiği zaman, (1)
Yıldızlar, bulanıklaşıp-döküldüğü zaman, (2)
Dağlar, yürütüldüğü zaman, (3)
Gebe develer, kendi başına terkedildiği zaman, (4)
Vahşi-hayvanlar, toplandığı zaman, (5)
Denizler, tutuşturulduğu zaman, (6)
Nefisler, birleştiği zaman, (7)
Ve 'diri diri toprağa gömülen kızcağıza' sorulduğu zaman: (8)
"Hangi suçtan dolayı öldürüldü?" (9)
Sahifeler (amel defterleri) açıldığı zaman, (10)
Gök, sıyrılıp-yüzüldüğü zaman (11)
Cehennem ateşi çılgınca kızıştırıldığı zaman, (12)
Cennet de yakınlaştırıldığı zaman, (13)
(Artık her) Nefis, neyi hazırladığını bilip-öğrenmiştir. (14)
Tekvir/14'ün neyini konuşacağız.
«
Son Düzenleme: 03 Haziran 2006 - 19:02:28 Gönderen: İhsan Esentürk
»
Logged
"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 379
Ynt: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ
«
Yanıtla #34 :
03 Haziran 2006 - 19:38:57 »
Bu konuda artık son iletimi göndermek istiyorum. Yeterince açıklama yaptım, bahsettiğin olayların hepsi Allah'ın dilemesiyle oluyor, Allah'ın iradesiyle gerçekleşiyor. Çoğu insan tarafından kaldırılamayacak ve anlaşılamayacak bir konu olduğundan burada kesiyorum. Her şey Allah'ta, Allah'tan Allah'a doğru oluyor. TEK’in KENDİNİ SEYRİ var.
Alıntı
"teşaune geniş zaman kipiyken en yeşaa geçmiş zaman kipidir
Nereden yararlandın bilmiyorum; ama yanlış bir bilgi.
Biraz açayım.
“yeşâe” de “teşâune”de geniş zamandır, bunu Arapça bilen birisinden öğrenebilir ya da Arap fiil çatılarını anlatan bir emsileden bakabilirsin.
Eğer fiilin çekileceği kişi gaib tekil ve eril (müzekker) ise (O) “yeşâe”, muhatap eril ve çoğul ise (siz) “teşâune”dir. Gaibe tekil ve eril geçmiş zaman kipi ise “şâe”dir.
“Ve ma teşaune illa en yeşaallahu rabbul'alemiyne” “Siz dileyemezsiniz, ancak Allah diler”
Kur’an’dan “şâe” fiilinin çekimlerinin kullanıldığı örnek âyet de verelim.
Geçmiş zaman kipine örnek (“şâe”)
Bakara 20: “ve lev şae allahü le zehebe bi sem'ihim ve ebsarihim, innellahe ala külli şey'in kadiyr”
“Eğer Allah dileseydi, işitme güçlerini de gözlerini de elbette alıp götürürdü. Çünkü Allah her şeye Kadîr'dir.”
Bakara 220 : “ve lev şae allahü le a'neteküm, innellahe azizün hakim”
“Eğer Allah dileseydi, sizi de zahmet ve meşakkate sokardı. Çünkü Allah güçlüdür, hakîmdir.”
Bakara 253’e de bakılabilir.
Geniş zaman kipine örnek (“yeşâe”)
Ali İmran 40 : “kale kezalikellahü Yef'alü ma Yeşae'”
“Dedi: Öyledir, Allah ne dilerse yapar”
Ali İmran 47 : “kale kezalikillahü Yahlüku ma Yeşa'”
“İşte böyledir, Allah neyi dilerse yaratır”
İlk bulabildiklerim bu âyetler.
İn şâe Allah/ İnşallah (Allah diledi ise) anlaşılır olmuştur ve konumuzun Tekvir 29 ile ilgili kısmı Arapça tartışmalarıyla uzamadan kesilir.
Not: Kusura bakmayın, nedendir anlamış değilim foruma girmekte zorlanıyorum, herhalde en az 50 kere “refresh” yaptıktan sonra başlık açılıyor ve bu yüzden cevaplarımı size iletme de geç kalıyorum, üzgünüm.
Logged
AHHA!
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 379
Ynt: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ
«
Yanıtla #35 :
03 Haziran 2006 - 21:58:49 »
Kuantum fiziğine göre "özgür irade" bir varsanış
http://www.genbilim.com/component/option,com_smf/Itemid,114/topic,283.0#new
Logged
AHHA!
İhsan Esentürk
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 302
Ynt: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ
«
Yanıtla #36 :
03 Haziran 2006 - 23:20:19 »
Kuantum fiziğinde, plank uzunluğundan daha küçük ölçeklerde yer alan bir gerçeklik katmanının varlığı ve atom altı parçacıkların hareketlerinin önceden tahmin edilebilir olması özgür iradeye (Cüz'i irade) aykırı mı? Değil! "Kader" gerçeği Cüz'i iradeyi bu şartlarda yok olmaktan korur. Eğer herşey en başta belirlenmişse, Külli iradenin yanında Cüz'i iradede yer alır. Çünkü [Biz, bir 'oyun ve oyalanma konusu' olsun diye göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratmadık. (21/16)
Eğer bir 'oyun ve oyalanma' edinmek isteseydik, bunu, kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık, böyle yapardık. (21/17)] Sanırım gayet açık.... Anlaşılmayan yer olursa açarız ;) :P
Logged
"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Birgül Çelebi
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 205
Ynt: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ
«
Yanıtla #37 :
04 Haziran 2006 - 10:08:34 »
Halim bey,
alışıla gelmiş yaratmanın dışında ve tabi olanın dışına çıkaran bir düşünce olmuş.
düşüncenin düşünce, duygunun duygu üzerindeki etkisine benzetirsek kendimizi kendimiz yapmıyoruz, o lhalde.
halbu ki;Tanrı öteki hür varlıkları baskı altında tutmaz biliyoruz,
Alem Tanrının “ davranışı “( sünnetullah”) olarak tasvir edilir.çünkü alem ,Tanrının Yaratıcı faaliyetinden başka bişey değildir. Dolayısı ile sınır koyma sadece Tanrıya aittir.
bu bir gayedir fakat bir mekanizma şeklinde olabilir. biz kendi hayatımızda bile süreç değiştikçe gayeler dünyamızdada bir takım değişmeler yeni değerler seçtiğimiz bir gerçektir. Ve sadece şuurumuzda mazi yoktur onun ileriye doğru kestirilemeyen hamlesi de vardır. İlginin ve dikkatin ileri bir noktaya çevrildiğini düşünmeden hayatın yaratıcı hamlesini düşünemeyiz.hayatımızın her genişleme ve zenginleşme safhasında bir yandan geride bıraktığımız bir yandan ulaşmak istediğimiz gayeler vardır. telelojiyi savunurken nihayi bir gaye düşünmek zarureti var mıdır? size göre.
hem Allah ın kudretinin herşeye nüfus ettiğini söyleyelim, hem de varlıklara kudret atfetmeyelim, bu açık bir çelişki olmaz mı?
sizin bakışınızla herkes kendi kaderini (mekanizması programı gereği ) yaşıyor.
evet fizik varsayımı ile etkileyici katılım gösterdiğiniz muhakkak fakat herşeyi tepe taklat eden bişey söyledikleriniz,
ya biz ilahi Mesajları yanlış anlıyoruz yada Mesajları hiçe saymalıyız........... (hangisi)
akıl inancı bilgiye dönüştürebileceğini kanıtlamaya çalışıyor (...Batıda bişeyler oluyor!......)
devamını bekliyorum
«
Son Düzenleme: 04 Haziran 2006 - 10:51:05 Gönderen: Birgül Çelebi
»
Logged
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 379
Ynt: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ
«
Yanıtla #38 :
04 Haziran 2006 - 10:10:46 »
"Princetown Üniversitesi'nden John Conway ve Simon Kohen adlı matematikçiler, kuantum mekaniğinin altında herhangi bir belirleyici teorinin olmasının, özgür iradelerimizi elimizden alacağını belirtiyorlar.
Conway “Çikolatalı ya da sade kek yemeyi tercih ettiğinizde, bu kararınızda gerçekten özgür müsünüz?” diyor. "
"Conway ve Kochen teoremlerinin Hooft'un teorisini çürütmediğini ve teoremlerinin sadece "Hooft’un teorisinin doğru olması halinde, fiillerimizin özgür olamayacağını" gösterdiğini belirtiyorlar."
Yazıda anlatılmak istenen gayet açık : "özgür iradelerimizi elimizden alacağını belirtiyorlar", "fiillerimizin özgür olamayacağını"..
Alıntı
"Kuantum fiziğinde, plank uzunluğundan daha küçük ölçeklerde yer alan bir gerçeklik katmanının varlığı ve atom altı parçacıkların hareketlerinin önceden tahmin edilebilir olması özgür iradeye (Cüz'i irade) aykırı mı? Değil!
Önceden tahmin edilebilmesinin nedeni atacağımız her adımın (meselâ çikolata yemeye niyetlenmemiz) belirlenmiş olmasından kaynaklanıyor. Her şey belirlenmiş (deterministik) ise "özgür irademiz" yok demektir.
Not: 33. yanıta eklemeler yapmışsın, yeni fark ettim. Konunun sapmaması için cevaplamıyorum. Bir ipucu; Türkçedeki gibi değil, İngilizce deki kalıplar [örn. "They do not make but you (make)] gibi düşün. ;)
Logged
AHHA!
İhsan Esentürk
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 302
Ynt: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ
«
Yanıtla #39 :
04 Haziran 2006 - 10:53:16 »
1- La ilehe illalah' ta olduğu gibi ancak anlamı içermez. İngilizce kalıba göre Türkçe çeviri yapılmaz. illa dan ancak anlamı çıkmaz. Ayetin başındaki Ve ma olumsuzluk ekini ikinci fiilede yansıtır. Dilek şart kipinide görmezden gelmemek gerekiyor vs vs .... Diğer ayetlere değinmemnizi de ikrar olarak algılıyorum...
Şimdi gelelim asıl konmuya ama siz inatla ayet dışı konuşmayı tercih ediyorsunuz. Hala söylediklerinizi ayete dayandırmıyorsunuz.
(Allah:) "Ey Adem, bunları onlara isimleriyle haber ver" dedi. O, bunları onlara isimleriyle haber verince de dedi ki: "Size demedim mi, göklerin ve yerin gaybını gerçekten ben bilirim, gizli tuttuklarınızı ve açığa vurduklarınızı da ben bilirim." (Bakara/33)
De ki: "Bilmiyorum, size vadedilen (kıyamet ve azab) yakın mı, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koymuştur?" (Cin/25)
O, gaybı bilendir. Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz (ona muttali kılmaz.) (Cin/26)
Ancak elçileri (peygamberleri) içinde razı olduğu (seçtikleri kimseler) başka. Çünkü O, bunun önüne ve arkasına izleyici (gözetleyici)ler dizer. (Cin/27)
"İhtiyar buyurduğu bir Resulden başka, çünkü onun önünden ve ardından râsıdler dizer" (Cin/27) Elmalı Hamdi Orjinal.
Gaybı hakkıyla bilen Allah'tır. O Kainatı yaratmadan önce herşeyi hakkıylabiliyordu ve
Ne Arzda, ne de nefislerinizde bir musıbet başa gelmezki biz onu fi'le çıkarmazdan evvel bir kitabda yazılmış olmasın, şübhesiz bu Allaha göre kolaydır. [Hadid/22] El. Ham. Or.
Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre pek kolaydır. (Hadid/22)Ali Bulaç
Hadid 22 de de belirtildiği gibi herşey bir kitapta, en baştan yazılıdır. O halde özgür irademizden bahsedebilir miyiz? Evet bahsedebiliriz. Çünkü O'nun ilminin içinde bizim dilemelerimizde vardır. Ve gerçekte bir şeyi ya dilemiş ya da dilememişizdir. Kahveyi ya içmiş ya da fırlatmışızdır. Ya vanilyalı dondurmayı ya çilekli olanı seçmişizdir. İşte Allah'ın ilmine bunlarda dahildir ve O' herşeyi apacık yazarken sizin dilemenizi de yazmıştır.
A, B, ve C gibi üç kişi olsun. A 19 yy da yaşamktadır. B. 21. yüzyılın ilk anında dünyaya gelmiştir. A bir zaman makinasıyla 21. hemen başına gelsin ve B'nin doğumuna şahitlik etsin. Ve zamanda yolculuğu A'yı bir gölge yapsın oda bundan faydalanarak B'nin tüm hayatını eksik bırakmadan yazsın. Sonra yazdıklarıyla birlikte geri dönsün 21. yy başına ve bu kitabı o zaman akıl baliğ olan (20 yaşında olsun hadi) C'ye versin. C de sürekli kitapla B'nin hayatı arasında bir noksan var mı incelesin. Şimdi C B2nin ne yapacağını en başından bilmektedir. O halde C B'nin özgür iradesinim olmadığını söyliyebilir. Çilekli mi yoksa vanilyalı dondurmayı mı seçeceğini biliyordur. Ancak elindeki kitap B2nin iradesinide içerir. İşte bunun gibi Lehvi Mahfuz bizim iradelerimizide içermektedir.
Tekrar ayetlere dönersek,
Biz, bir 'oyun ve oyalanma konusu' olsun diye göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratmadık. (Enbiya/16)
Eğer bir 'oyun ve oyalanma' edinmek isteseydik, bunu, kendi katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık, böyle yapardık. (Enbiya/17)
Eğer Allah sizin iddia ettiğiniz gibi herşeyi kendisi belirleseydi, bizler birer oyuncak olurduk. Gönderdiği elçilerde haşa oyunun birer parçası. Emir ve yasaklarını, "dos doğru yolu" göstermesininde bir hükmü kalmazdı. Eğer herşeyi en başta O, Cüz'i iradeye izin vermeksizin yaratsaydı, İslam ya da başkasını seçiminizin bir anlamı olmaz, Elçiler size tebliğ etsede etmese de siz aynı şeyi yapmış olurdunuz. Bu da koskacaman bir oyun olurdu. Ayette ifade edildiği gibi bu O "göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları" Hak üzere yaratmıştır. Sanırım meramımızı açabildik...
Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.
(Tekvir/29)
«
Son Düzenleme: 04 Haziran 2006 - 11:45:28 Gönderen: İhsan Esentürk
»
Logged
"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
PRoMeTHeEuS
Ziyaretçi
Ynt: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ
«
Yanıtla #40 :
04 Haziran 2006 - 11:26:00 »
(Tekvir/29)
Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.
Kaynak : Diyanet Meâli
http://www.kuranikerim.com/mdiyanet/tekvir.htm
http://www.kuran.gen.tr/?x=s_main&y=s_middle&kid=1&sid=81
Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz!
Kaynak : Y Nuri ÖZTÜRK Meâli
Fakat o alemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince siz dileyemezsiniz!
Kaynak : E. Hamdi YAZIR Meâli
http://www.kuran.gen.tr/?x=s_main&y=s_middle&kid=3&sid=81
Logged
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 379
Ynt: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ
«
Yanıtla #41 :
04 Haziran 2006 - 15:34:04 »
Alıntı sahibi: Birgül Çelebi
Tanrı öteki hür varlıkları baskı altında tutmaz biliyoruz
Ne "öteki" ne "hür varlıklar" var ve ne de TEK (AHAD) olan Yaratıcının baskı altında tuttuğu varlıklar...
TEK olan O KOZMİK BİLİNCİN SONSUZ VE SINIRSIZ İLMİNİ SEYRİ var. AN'daki bu SEYRin sonucu olarak SONSUZ yaratılan var. Yaratılan dahi Yaratanın ötesinde değil, kendinde. Her yaratılan Yaratanın isim, mana ve sıfatlarını açığa çıkarmak (tecelli) üzere var. Her birimde açığa çıkan o birimin KADERİ oluyor. Birimlerin yüklenmiş oldukları manalar onların kaderi sayılıyor.
Gerçekte ayrı ayrı birimler olmadığından TEK, TÜMEL VARLIK olduğundan gerçekte (Piramitin tepesinden aşağıya, TEKten ÇOKa, VAHDETten KESRET'e
[Allah'ın bakışı gibi]
bakıldığında) KADER diye bir şey de yoktur. O TEK olan dilediği MANAYI gene o mananın KENDİSİ olarak SEYReder.
SEYİR eden de O, SEYİR edilen de!
Düşüncenizde bir dünya hayâl edin. Düşüncenizde var ettiğiniz, hayâl ettiğiniz bu dünya üzerinde de
çeşitli özelliklerle VASIFLANDIRdığınız insanlar
oluşturun. Oluşturduğunuz bu insanlar ve varlıklar sizin ilminizde, hayâlinizde mevcuttur ve yoktan var olmuştur. Eğer "var" kabul edilirlerse, onlar yalnızca sizin varlığınızla mevcuttur; ve neticede de "yok"turlar!.
Hayal eden, yaratan ve İLMİNİZin sonucu olarak düşüncenizde YOKtan manalar oluşturarak İLMİNİZİ, yani gerçekte KENDİNİZİ SEYReden VARLIK sizsinizdir.
Onlar üzerinde tasarruf eden sizsiniz.
Düşüncenizde yarattığınız
o insanlar da vermiş olduğunuz o özelliklerin sonucu olan davranışları ortaya koyuyorlar!
Onlara yaptırdığınız bu şeyleri onlar, kendi bağımsız varlıkları ve iradeleri ile mi yapıyorlar? Yoksa, sizin ilminizde, düşüncenizde, TAKDİRİNİZİN gereği olan davranışları mı ortaya koyuyorlar? O, hayâlinizde yarattığınız iki insandan biri diğerine bıçak çekiyor ve onu öldürüyor. Onların yanında duran üçüncü bir kişi de, "o, bıçağı çekti ve öldürdü!.." diyor.
Bütün bunlar sizin düşüncenizde ve ilminizde, sizin ilminize göre takdirinizle, kudretinizle, yaratmanızla, oluşturmanızla meydana geliyor! Bu durumda, bıçak çekip öldürenle, ölenin durumunu ele alıp da, "Bu, kendi hür iradesini kullanarak karşısındakini öldürdü" diyebilir miyiz?
Her şeyin önceden belirlenmiş olması demek Tanrının elinde kalemle yaratacağı varlıklar için önceden bir yerlere bir şeyler yazması demek değildir. İlmindeki manaların açığa çıkışıdır ve bu mananın açığa çıkışına göre her birim (
bize göre
iyi ya da kötü) eylemlerde (amel) bulunuyor. Birimin yaşadığı süreç mananın açığa çıkma sürecidir, bilinç beden mezarına hapis olduğu (kendini TEKten ayrı var saydığı için) için ZAMANı algılıyor, gerçekte BİLİNÇ boyutunda kendisi hakkında her şey AN’da olup bitmiş, aslı olan Rabbine dönmüştür.
Kişi bu bedenle, kendini kilitleyen (sıratı geçemeyip) dünyaya ve dünyevi şartlanmalardan, BAĞLARINDAN (cehennem çukurlarından birine düşmek) kendini kurtarıp, sıyrılıp ÖZGÜRlüğüne kavuşur (hakiki KUL olmak), önce evrensel düşünceye sonra da Allah ahlakı ile ahlaklanıp Allahça düşünmeye başlayarak BİLİNÇ boyutuna, HAKİKATİNe (Cennet) vakıf olursa (İnsanların uykuda olduğunu bilip, ÖLüp de uyananlar; ölmeden önce ÖLenler! ) AN’ı yaşayan GÖNÜL (KABE) sahibi BİLİNÇ olurlar. İşte SINIRSIZLIKTAKİ HİÇliğinin İDRAKİNDE olup cehennem ateşlerini söndürmüş olan bu KULların GÖNÜLLERİ öylesine arınmıştır ki Allah’a kendisini SEYRettiren AYNA olmuşlardır (Allah hiçbir yere sığmaz, Mü’minin Gönlüne sığar).
Logged
AHHA!
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 379
Ynt: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ
«
Yanıtla #42 :
04 Haziran 2006 - 15:35:30 »
Alıntı
telelojiyi savunurken nihayi bir gaye düşünmek zarureti var mıdır?
TEK olan BİLİNCİN ilminin sonu olmadığı için nihayet yoktur. Ama her birimin yaratılış gayesi vardır. Yaratılan her şey bir mananın açığa çıkması ve nihayetinde Rabbine dönmesi üzere yaratılır. Denizin üzerindeki dalgaların AN'da var olup sonra YOK olması, aslına dönmesi yani, DENİZE RÜC'U etmesi gibi.
İnsanın bu noktada yapacağı şey, kendi özündekini, potansiyelini, istidadını harekete geçirip yarınını inşâ etmek olacaktır. Özümüzdeki potansiyelle her iş başarılabilir. Güç bizim varlığımızda, dışarıda bir şey yok, kendimizdekini kullanmasını öğrenmemiz gerekiyor.
Ama ne yazık ki, zaman içinde “DİN” anlayışı, yalnızca ötedeki bir yaratıcıyı memnun edip onun rızasını kazanmak diye kabul edilip; ibadeti, ötedekine tapınmak diye değerlendiren anlayış yaygınlaştığından, “her şeyi ötedekinden bekleme” miskinlik, tembellik anlayışı olmuş ve kendine Müslüman diyen toplumlar zamanla geri kalmıştır.
Kilisenin anlattığı gibi ötede bir yerlerde bir şey olmadığını fark eden Batı’da ötelerindeki tanrıdan bir şeyler beklemedikleri için kendi gayretleriyle büyük atılımlarda bulunmuşlardır.
Alıntı
hem Allah ın kudretinin herşeye nüfuz ettiğini söyleyelim, hem de varlıklara kudret atfetmeyelim, bu açık bir çelişki olmaz mı?
Sadece Allah’ın kudreti olduğu için, bütün varlıklarda açığa çıkan kudrette O’dandır, O’nundur. Varlıklardaki kudrette Allah’ın kudretidir.
Logged
AHHA!
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 379
Ynt: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ
«
Yanıtla #43 :
04 Haziran 2006 - 15:48:19 »
Merhaba Turgay, Tekvir 29 âyetinin çevirisi için 31. ve 34. yanıta bakabilirsin.
Logged
AHHA!
İhsan Esentürk
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 302
Ynt: KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ
«
Yanıtla #44 :
04 Haziran 2006 - 16:10:36 »
Bizi yormasanızda ayetlerre dayanarak konuşsanız. Anlamları hangi ayetlerden çıkarttığınız meçhul!
Alıntı sahibi: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
İnsanın bu noktada yapacağı şey, kendi özündekini, potansiyelini, istidadını harekete geçirip yarınını inşâ etmek olacaktır. Özümüzdeki potansiyelle her iş başarılabilir. Güç bizim varlığımızda, dışarıda bir şey yok, kendimizdekini kullanmasını öğrenmemiz gerekiyor.
İradesi olmayan insanın yapması gerekenlerden mi bahsediyoruz? "Siz dileyemzsiniz ancak Allah diler" şeklinde ayeti çevirirseniz, bu yukarıdaki tavsiyeleri nasıl yapabilirsiniz?
Alıntı sahibi: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Ama ne yazık ki, zaman içinde “DİN” anlayışı, yalnızca ötedeki bir yaratıcıyı memnun edip onun rızasını kazanmak diye kabul edilip; ibadeti, ötedekine tapınmak diye değerlendiren anlayış yaygınlaştığından, “her şeyi ötedekinden bekleme” miskinlik, tembellik anlayışı olmuş ve kendine Müslüman diyen toplumlar zamanla geri kalmıştır.
Kilisenin anlattığı gibi ötede bir yerlerde bir şey olmadığını fark eden Batı’da ötelerindeki tanrıdan bir şeyler beklemedikleri için kendi gayretleriyle büyük atılımlarda bulunmuşlardır.
Buram buram oryantalizm kokan bu sözlere söyliyeceğimiz şey, kendinizden pay biçip bizimle ilgili yorum yapmayın olacak. Öyle bir din algımız yok. İbadetin de bizim için olduğunu, ve zaten bizim için emredildiğini biliyoruz. "Allah onlardan razı oldu, Onlarda Allahtan"
Muhacirlerle Ensardan Sabikun-i evvelin =İslam'da ilk grubu oluşturanlar ve iyi amellerle onların ardınca gidenler,
işte Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah'tan razı oldular
ve onlara altlarından ırmaklar akan cennetler hazırladı ki, içlerinde ebedi kalacaklar. İşte büyük kurtuluş budur.Tevbe /100
İbadet Allah'tan razı olmanın bir göstergesidir. Şükür nimetin Sahibinedir.
Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. (Tekvir/29) Dua sizin dilediğinizin Allah tarafından dilenmesini dilemektir. Çünkü siz dilemiş olsanızda O dilemeden dileyemzsiniz, açığa çıkaramaz, amel edemezsiniz. O halde, O'ndan beklemek değil, O'ndan rıza, ruhsat dilemektir.
Eğer batının ilimdeki gelişmesini, insanın gücünün açığa çıkması olarak algılıyorsanız, mim'siz medeniyet olmaz. Ve
Alıntı
Kişi bu bedenle, kendini kilitleyen (sıratı geçemeyip) dünyaya ve dünyevi şartlanmalardan, BAĞLARINDAN (cehennem çukurlarından birine düşmek) kendini kurtarıp, sıyrılıp ÖZGÜRlüğüne kavuşur (hakiki KUL olmak), önce evrensel düşünceye sonra da
Allah ahlakı ile ahlaklanıp Allahça düşünmeye başlayarak
BİLİNÇ boyutuna, HAKİKATİNe (Cennet) vakıf olursa (İnsanların uykuda olduğunu bilip, ÖLüp de uyananlar; ölmeden önce ÖLenler! ) AN’ı yaşayan GÖNÜL (KABE) sahibi BİLİNÇ olurlar. İşte SINIRSIZLIKTAKİ HİÇliğinin İDRAKİNDE olup cehennem ateşlerini söndürmüş olan bu KULların GÖNÜLLERİ öylesine arınmıştır ki Allah’a kendisini SEYRettiren AYNA olmuşlardır (Allah hiçbir yere sığmaz, Mü’minin Gönlüne sığar).
eğer bunu söylüyorsanız şunu belirtmek isterimki, Batının ahlakı Allah'ın emrettiği değildir.
Kendilerine: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde: "Biz sadece ıslah edicileriz" derler. (Bakara/11)
Bilin ki; gerçekten, asıl fesatçılar bunlardır, ama şuurunda değildirler. (Bakara/12)
"BİLİNÇ boyutuna,
HAKİKATİNe (Cennet)
vakıf olursa
(İnsanların uykuda olduğunu bilip, ÖLüp de uyananlar; ölmeden önce ÖLenler! )
AN’ı yaşayan GÖNÜL (KABE) sahibi BİLİNÇ olurlar. İşte SINIRSIZLIKTAKİ HİÇliğinin İDRAKİNDE olup cehennem ateşlerini söndürmüş olan bu KULların GÖNÜLLERİ öylesine arınmıştır ki Allah’a kendisini SEYRettiren AYNA olmuşlardır (Allah hiçbir yere sığmaz, Mü’minin Gönlüne sığar )" ve
BAĞLARINDAN (cehennem çukurlarından birine düşmek)
gibi ifadeleri hangi ayetlere dayanarak çıkartığınızı, sure ismi ayeti de belirterek verirseniz sevinirim. Zira bu şekilde tartışmanın hiç bir anlamı yok!
Tekrar etmekte yarar görüyorum, bir şey söyleyecekseniz, ayete dayandırark söyleyin, kendi varsayımlarınıza ihtiyacımız yok, ayete dayandırnmadan tefsir yapılmaz...
Umarım bu sefer anlarsınız!
«
Son Düzenleme: 04 Haziran 2006 - 19:24:51 Gönderen: İhsan Esentürk
»
Logged
"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Sayfa:
1
2
[
3
]
4
5
...
9
Yukarı git
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi
|
Katagoriler
|
Evrim
(Moderatör:
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
) | Konu:
KUR-AN'DA EVRİM (YARATILIŞ) İNCELEMESİ
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
Güncelleme ve Duyurular
-----------------------------
=> GenBilim v3
=> Forum Kuralları
-----------------------------
Danışma Kürsüsü
-----------------------------
=> Soru-Cevap
=> Yardım
=> Hata Rapor
-----------------------------
Katagoriler
-----------------------------
=> Ar-Ge Faaliyetleri
=> Beyin Göçü
=> Bilgisayar
=> Evrim
=> Genom Projesi
=> İnternet
=> Kitap
=> Kültür & Sanat
=> Mizah
=> Mühendislik Bilimleri
=> Müzik
=> Spor
=> Türkçe Kullanımının Yaygınlaştırılması
=> Üniversitelerimiz
-----------------------------
Bilimler
-----------------------------
=> Arkeoloji
=> Bilişim
=> Biyoloji
=> Edebiyat
=> Felsefe
=> Fizik
=> Fotoğraf
=> Genetik
=> Hukuk
=> İktisat
=> Jeoloji
=> Kimya
=> Matematik
=> Psikoloji
=> Sosyoloji
=> Tarih
=> Tıp
=> Diğer Bilimler
-----------------------------
Bilim Siteleri
-----------------------------
=> Bilimi Destekleyen Web Siteleri
-----------------------------
Öneri ve Şikayetler
-----------------------------
=> Türkiye Bilim Sitesi'nden beklentilerinizi tartışalım
=> Kategori Öner
-----------------------------
Diğer
-----------------------------
=> Serbest Forum
=> GenBilim.Com Şikayet Kutusu