GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Forum Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Bileğine kuvvet Tiktaalik  (Okunma Sayısı 571 defa)
0 Üye ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 130
Üyelik Bilgileri
« : 18 Mayıs 2006 - 10:51:19 »

Bileğine kuvvet Tiktaalik

Nerelerdeydin Tiktaalik?.. Bunca zaman sudan karaya geçişin zincir halkası senmişsin de evrim ve bilim karşıtlarının en palazlandıkları, 2006’nın baharını bekliyormuşsun meğer...

Evrim, son yüzyılın bilim dünyasının en yoğun tartışmalarına sahne olan birkaç konusundan biri idi. Diğerleri, genellikle noktalandı; evrim de noktalanacak gibi görünüyor. Şimdiye kadar yapılan tüm itirazların çıkış noktası olan ara türlerin bulunamaması artık son buldu. Sudan karaya çıkışa dair en önemli ara tür bulundu!

Nature degisinin son sayısında kapaktan verilen habere göre, yeni bulunan bu fosil, yüzen bir canlı(yüzgeçleri var). Fakat aynı zamanda kas yapısı da bulunuyor. Bu iki şeyin birinin karada yaşayan canlılara has, diğeri ise sadece suda yaşayan canlılarda görülüyordu. Evrim teorisinin ortaya attığı şey ise ikisini de bir arada bulundurabilecek bir tür olmalıdır biçimindeydi.

Bugüne kadar evrim karşıtları* hep, “Var olduğunu iddia ettiğiniz ara türleri bulun o zaman” biçiminde sözler söylüyorlardı. İşte en önemli ara türlerden biri bulunmuş oldu.

Geçtiğimiz günlerde bulunan bir fosil daha var; bu Ankara civarlarından. Bu fosil, evrim teorisinin öngördüğü başka bir şeye denk düşüyor. Evrim teorisinin doğal bir sonucu olarak insanın ve bugünkü benzerlerinin (evet hayvanat bahçasindeki maymunların da) türeyebileceği bir ata tür olmalıydı. Bu ata tür ilkel bir maymun biçiminde, ama aynı zamanda insana da yakın olmalıydı. İşte bu fosil de bulundu.

Bu iki buluş, evrimin kayıp halkalarını tamamladı. Daha önce moleküler düzeyde birçok çalışma yapılmıştı. Hatta hayvan türlerinin ortaya çıkıp yokolduğu bile gösterilmişti. Bugün olmayan bir tek türe ait fosil dahi, yaratılışçıların iddialarını yoketmeye yeterlidir.


Torino kefeni ve “yürüyen” balık

Bu buluşlar tek başına evrim tartışmasını bitirmeye yeter mi? Bilime kulak verenler açısından evet. Fakat, arkasındaki sosyo-ekonomik dengeler de düşünüldüğünde, bilimde gericiliğin hakim olmaya çalıştığı böylesi bir konu, salt kanıt bulunması ile çözülemez. Zira, bugüne dek evrim karşıtlarının elle tutulabilir bir tane kanıtı yoktu.

Bİr grup Arkeometrist, 1980 yılında yayınlanan bir çalışmalarında, Torino’da İsa’nın kefeni olarak sergilenen bez parçasının hangi yıl üretildiğini araştırdılar. Buldukları şey şuydu; “kefen”, 14. yüzyılda üretilmiş bir bezden ibaretti. Bu buluş, “ortaçağın karanlık güçlerini” Torino’dan silmeye yetmedi. Hala onbinlerce kişi, 14. yüzyılda üretildiği kesin olan bu beze tapınmaya gidiyor. (Türkiye’deki arkeometriciler de kutsal emanetleri tarihleyemez mi?)

Bu iki fosilin bulunmasının ardından verilen tepkiler de aynı yönde gidiyor. Elbette kimsenin dinlerin geçersizliğini kanıtlamak ya da herkesi tanrıtanımazlığa çağırmak gibi bir derdi yok. Ama bu, bilimin gerçeklerini reddetme hakkını da kimseye vermez. Zira, hala evrim teorisini reddetmeye çalışanlar var.

Peki, bir teori, kanıtları tamamlanmışken, ya da en önemli kanıtı bulunmuşken neden reddedilir? Yani, tüm detayları ile geçerliliği kanıtlanmakta olan bir teorinin bilinçli ve sistemli olarak gözardı edilmesinin sebebi ne olabilir? Elbette burada şahsi inançları gereği başka bir fikre inanlardan değil, evrim teorisini bilinçli olarak reddedenlerden sözediyorum.

Bilinçli tasarım düşüncesinin en önemli destekçilerinden Discovery Enstitüsü buluşun açıklanmasının ardından “bunun bilinçli tasarıma bir sorun yaratmadığını” açıkladı. Bununla birlikte bilinçli tasarım araştırmacılarının çok azı ara geçiş formlarının eksikliği üzerinde durmuştur. Ancak her yayınlarında “tartışmaya yol açan ve eksik kalan” bir yön olarak hep bu konuya değinmişlerdir. Bilinçli tasarım düşüncesinin ünlü kitaplarından biri olan “Pandalar ve İnsanlar’da” en eski amfibiyan ve onun tahmini balık atası üzerine “bir balık için yürümesi uzun bir mesafe” ifadesiyle eleştiri sunulmuştur. Oysa bugün gördüğümüz kadarıyla “bir balık bu yürüyüşü yapmış!”


Kanıt ancak görebilenlere

Bütün bunlar, bize şunu anlatmalıdır; bilim, ürettiği bilginin politik arenada oluşturduğu güç sebebiyle politik odaklar tarafından kendi politikalarının aracı haline getirilmek istenmektedir. Bugün bilinçli tasarımda ısrarın bir sebebi vardır. Eğer bu teoriden vazgeçildiği ilan edilir ve evrim teorisi kabul edilirse, insanın kendisini ve çevresini değiştirebileceğini kimse inkar edemez.

Bizlere düşen, gerçeği savunmaktır. Evrimi reddetmenin anlamını kavrayarak, her yerde, her fırsatta bilinçli tasarım demagoglarının karşısına dikebileceğimiz kanıtlar birikmektedir. Bu konuda “kolunu kaldırabilecek” herkese, gerçeğin aydınlığını savunmak düşer.

Not: Benim ve bir arkadaşımın bir gençlik dergisine yazdığımız yazıdır. Eh, bizim de en az H.Yahya kadar bilimsel kimliğimiz olduğuna göre  :smiley: buraya koymakta bir sakınca görmedim.
Logged

Kanıtlara dayanmayan her şey değersizdir.
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : 18 Mayıs 2006 - 11:40:43 »

http://www.genbilim.com/component/option,com_smf/Itemid,114/topic,111.0          Bu başlıktaki tartışmaya bakabilirsiniz. Tiktaalik hiçbir şeyin kanıtı değildir. Ara formlar tüm yapılarını kullanabilen canlılar değillerdir. Balıktan farkı bir anda raslantısal olarak oluşamıyacak kadar büyük ve balık tiktaalik arası canlıların yaşamış olması lazım şayet evrim var ise....
Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 130
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : 18 Mayıs 2006 - 11:48:14 »

Oradaki tartışmadan başka şeyler de söylüyor yazı.

Ayrıca ara tür nedir, öğreniniz.
Logged

Kanıtlara dayanmayan her şey değersizdir.
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : 18 Mayıs 2006 - 12:02:19 »

                        Ara tür diye bişi yok ara form var. Evrim hipotezine göre kararlılık kazanmamış canlılar tür oluşturmazlar.... Sen öğrenmeye ne dersin....
Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 130
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : 19 Mayıs 2006 - 10:52:07 »

Peki, benim ara tür ile ara formu karıştırıyor olmam, bu fosilin ve daha nicelerinin evrim gerçeğini kanıtladığı gerçeğini değiştirmiyor.
Logged

Kanıtlara dayanmayan her şey değersizdir.
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 295
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : 22 Mayıs 2006 - 23:45:01 »


Nerelerdeydin Tiktaalik?.. Bunca zaman sudan karaya geçişin zincir halkası senmişsin de evrim ve bilim karşıtlarının en palazlandıkları, 2006’nın baharını bekliyormuşsun meğer...


Burda insanları sertçe eleştiriyorsun hatta bazan hakarette etiyorsun ozaman sende eleştiriye açık olacaksın. Şu girişle her şeyi berbat etmişsin aslında. Gençlik dergisine yazıyormuşsun. Seni kim yazdırıyor dergiye merak ediyorum. Palazlanmak ne demek biliyor musun? Zaten mükemmel bir uslubun var takdir ettim. Oraya buraya sataşarak elindeki güzel malzemeyi rezil etmişsin.

Evet çok hoş bir fosil bulunmuş. Çıkıp eksik parçalaran birini tamamlamış olabiliriz sırasını bekleyen pek çok parça var, bizde aramayı sürdüreceğiz diyebilirsin. Ama çıktın herşey bitmiş gibi konuştun. HYyı sevmem ama bulunan sadece bir dişe dayanarak ortaya atılan hayali evrim senaryolarına yaptığı atıfların bir benzerini sen sergiliyorsun. Tiktaalikten girip olayı Hz. İsa'ya kadar vardırdın büyük yetenek doğrusu. Bilimsel bir yazı yazayım demişszn(ki girişten kaybediyorsun) olayı idoloji kavgasına dönüştürmüşsün. Hatta daha ileri gidip ilahi dinlere karşı hakaretlere vardırmışsın.

Hz. İsa'nın kefeni(ki öyle bir şey yok zaten islam inancında)  ile Topkapıdaki kutsal emanetleri nasıl bir tuttuğunu anlıyamadım. Kafanı ya bir yere çarptın ya da konuyla ilgili hiç bir bilgin yok. Çünkü onlar Osmanlı Hanedanlığından kalma kayıtlı belgelerdir. Kimse onları yerin altından çıkarıp ortaya atmamıştır, nesilden nesile geçerek gelmişlerdir. Hepsinin nerden ne zman geldiği kimlerden alındığına dair kayıları vardır. Gider bakarsın orda duruyorlar ziyarete de açıklar belirli zamanlarda... Ayrıca bunla nereye varmaya çalıştığını anlyamadım bir bildiğin söylemek istediğin birşey varsa konuş parantez içinde laf sokup kaçma. Bilen bilir ben lafımı esirgemem açık açık sokarım...

Bir teori kanıtları bulunmuşken reddedilmez. Zaten artık teori tanımından çıkar. Ama sende, bende, o çok övüp ikide bir ortaya attığın Nature dergiside biliyor ki evrim teorisinde eksik pek çok nokta var ondan hala üzerinde bunca tartışma var. Yoksa herkes kabul ederdi. Doğruluğuna birgün belki herkes inanır kanıtlar kesinleşince ama şimdilik populer bir teori. Belki bir gün İstiklal meydanına bir UFO iner içinde bir uzaylı çıkar dünyada yaşamı biz başlattık der ortaya bir şeyler koyar ona inanırız kimbilir.

Bütün bunlar, bize şunu anlatmalıdır; bilim, ürettiği bilginin politik arenada oluşturduğu güç sebebiyle politik odaklar tarafından kendi politikalarının aracı haline getirilmek istenmektedir. Bugün bilinçli tasarımda ısrarın bir sebebi vardır. Eğer bu teoriden vazgeçildiği ilan edilir ve evrim teorisi kabul edilirse, insanın kendisini ve çevresini değiştirebileceğini kimse inkar edemez.

Çok güzel girmişsin haklısında zira sen bizzat yazında birinci elden politik görüşte belirtmişsin. Bilimsel yazmaya çalışmışsın politik görü belirtenlere lafta sokmaya çalışmışsın ama daha kendini politik yorum yapmaktan uzak tutamamışsın. Ayrıca insan kendisini ve çevresini her şartta değiştirir evrimin kabulunun bunu getirmesine gerek yok ki. Her şey her an değişiyor. Aynaya bakman yeterli pencereden dışarı bakmanda sadece gözlerini aç olaya şartlanma. Her şey birbirini etkiliyor tabi...

Bizlere düşen, gerçeği savunmaktır. Evrimi reddetmenin anlamını kavrayarak, her yerde, her fırsatta bilinçli tasarım demagoglarının karşısına dikebileceğimiz kanıtlar birikmektedir. Bu konuda “kolunu kaldırabilecek” herkese, gerçeğin aydınlığını savunmak düşer.

Biz gerçeği savunuyoruz ama senin neyi savunduğun belli değil. Direk bilimsel olarak evrimi savunsam anlayacam ve destekleyecem ama ortaya birşeyler koymuşsun, oraya buraya laf yetiştirmeye çalışmışsın, hiç susmamışsın ki. Neyse belki heyecanın eçer daha güzel yazarsın bundan sonra umut etmekten başka birşey gelmiyor elimizden. Etrafa saldırmazsan da çok memnun olurum. ona buna laf yetiştirme, ikide bir HY zihniyetli deme sinir oluyorum. Her yaratılış yanlısını HY güdümlü mü zannediyorsun. Her Evrim yanlısı Darwinist mi?
Logged

Matematiksel buluşun itici gücü mantık değil, hayalgücüdür
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 130
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : 29 Mayıs 2006 - 12:21:11 »

Her Evrim yanlısı Darwinist mi?

Geç kalmış bir soru: Değil mi?
Logged

Kanıtlara dayanmayan her şey değersizdir.
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi  |  Katagoriler  |  Evrim (Moderatör: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç)  |  Konu: Bileğine kuvvet Tiktaalik
Gitmek istediğiniz yer:  

Bu Sayfa 0.047 Saniyede 25 Sorgu ile Oluşturuldu
Forumda Arama                   Gelişmiş Arama
Sponsor Bağlantılar
Forum Duyuruları
Forumda çıkan hatalar, sorunlar, öneri ve eleştirileriniz için "Hata Rapor" başlığını kullanabilirsiniz.
Forum Rütbeleri / Mesaj Sayısı
Yeni Üye < 10
Aktif Üye 10-29
Paylaşımcı Üye 30-49
Tecrübeli Üye 50-99
Uzman Üye > 100
Forum RSS