Anasayfa
|
Forum
|
Bilimler
|
Arşiv Tarama
|
GenKalem
|
Destek
|
Site Haritası
|
Linkler
|
RSS
|
Reklam
|
Arkadaşını Davet Et
|
İletişim
Anasayfa
Bilimler
Forum
Haberler
Galeri
GenKampüs
Kitaplar
e-dükk@n
Destek
İletişim
Anasayfa
Forum
Üye Ol
Şifre Hatırlat
_MYPMS_PROFILE_POPUP_ALERT
_MYPMS_POPUP_CNT
_INBOX
_MYPMS_CLOSE
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi
|
Katagoriler
|
Evrim
(Moderatör:
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
) | Konu:
Sosyal Darwinizm, Evrim ve Faşizm
Sayfa: [
1
]
Aşağı git
« önceki
sonraki »
Gönderen
Konu: Sosyal Darwinizm, Evrim ve Faşizm (Okunma Sayısı 2284 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
İhsan Esentürk
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 302
Sosyal Darwinizm, Evrim ve Faşizm
«
:
08 Mayıs 2006 - 22:38:43 »
Darwinizm'in savaşı ve çatışmacılığı meşru gibi gösteren etkisi, Amerikalı tarihçi Paul Crook'un Cambridge Üniversitesi basımı olan Darwinism, War and History: The Debate over the Biology of War from the `Origin of Species' to the First World War (Darwinizm, Savaş ve Tarih: "Türlerin Kökeni"nden I. Dünya Savaşı'na Kadar Savaşın Biyolojisi Üzerindeki Tartışma) adlı kitabında çok ayrıntılı olarak analiz edilmektedir. Crook'un belirttiğine göre, Darwinizm, savaşı "biyolojik bir gereklilik" olarak göstererek, gerek I. Dünya Savaşı'nın gerekse çeşitli savaşçı faşist akımların fikri temelini oluşturmuştur. Crook şöyle yazmaktadır:
... Darwinist doktrinler gücü, statüyü, elitizmi, saldırı ve zorbalığı onayladı. Kültürler, cinsiyetler, sınıflar ve ırklar arasındaki farklılıklar, insanın ayıklanma mücadelesinde sabit biyolojik ayrımlara indirgendi. Darwin'in savaş modeli, savaşları ve emperyalist mücadeleyi "biyolojik bir gereklilik" olarak göstererek askeri ve ırkçı uygulamaları haklı çıkardı.9 Paul Crook, Darwinism, War and History: The Debate over the Biology of War from the `Origin of Species' to the First World War, Cambridge: Cambridge University Press, 1994, s. 6
10. Paul Crook, Darwinism, War and History: The Debate over the Biology of War from the `Origin of Species' to the First World War , s. 7-8
11. Paul Crook, Darwinism, War and History: The Debate over the Biology of War from the `Origin of Species' to the First World War, 1994, s. 14-15
... (Darwinizm sonucunda) Savaş mantıklı hale getirildi... Frederick Wertham'ın ileri sürdüğü gibi eğer vahşet bütün insanların tabiatında varsa ve eğer hepimiz suçluysak, o zaman hiç kimse suçlu değildi... I. Dünya Savaşı, neo-Darwinist genetikte ve içgüdü teorisinde yeni bir terimle şifrelenen hayvansallık efsanesinin son haklılığı olarak tasvir edilebilir.10
Darwin Thomas Hobbes'in deyimi olan "savaşın tabiatı" kelimesini büyük kitabı "Doğal Seleksiyon"da bölüm başlığı olarak kullanmayı düşünmüştü..."Darwin, doğadaki organizmaların yaşamını temsil eden son derece dramatik bir lisan kullanarak, savaşlarla, başarılarla, kıtlıklarla, yokluklarla ve yıkımlarla dolu bir yaşam mücadelesi olduğu imajını yarattı –Türlerin Kökeni'ni tamamen dolduran bir imaj.11
Crook'un da ifade ettiği gibi Darwin, "Türlerin Kökeni"ni çatışma ve savaş olarak göstermiş ve insanların da hayvanlardan türemiş bir "tür" olduğunu ileri sürmüştü. Bu aldatmaca, savaş çığırtkanlığının, kan dökme ideolojisinin, kısacası faşizmin çığ gibi büyümesine neden olacaktı.Nietzsche 1844'de Leipzig yakınlarındaki bir Alman köyünde doğmuş ve genç yaşta Yunanca öğrenerek Yunan kültürüne merak sarmıştı. 1868 yılında İsviçre'nin Basel kentinde felsefe öğretmenliğine başladı. Nietzsche, Hıristiyanlıktan ve İslam, Yahudilik gibi diğer İlahi dinlerden nefret ediyor ve Eski Yunan'ın pagan kültürüne hayranlık duyuyordu. Basel'de dönemin ünlü bestecisi Wagner ile yakın dost haline geldi. "Tanrıların Alacakaranlığı" (Die Gotterdammerung) adlı bestesiyle ünlenmiş olan Wagner de yine pagan kültürüne hayran, İlahi dinlere düşman olan bir Alman ırkçısıydı. (Hitler dönemi boyunca Wagner, Almanya'nın en büyük kültürel dehası kabul edilecekti.)
Nietzsche'nin kitaplarının yayıncısı Peter Gast, onu "dünyadaki en fanatik ateistlerden ve Hıristiyanlık düşmanlarından biri" olarak tanımlamıştı.12 (H. F. Peters, Zarathustra's Sister: The case of Elisabeth and Frederich {sic} Nietzsche, Crown Publishers, New York, 1977, s. 119)
Nietzsche'nin en ünlü kitaplarından birisinin isminin Deccal (Anti-Christ) olması, onun dine olan nefretinin bir diğer ifadesiydi. Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt adlı kitabıyla da, İlahi dinlerin dışında kalan bir ahlak anlayışı kurmaya çalışmıştı. Nietzsche'nin hayat hikayesini kaleme alan tarihçi H. F. Peters'ın ifadesiyle, Nietzsche'nin felsefesi Roma ve Yunan paganizmine dayanmaktaydı ve "dünyayı değiştirecek yeni bir Sezar bulma" arayışının sonucuydu.
Nietzsche özellikle Hıristiyanlık, İslam ve Yahudilik'te ortak olan ahlak anlayışına büyük bir nefret duyuyordu. Nietzsche'ye göre bu ahlakın temeli olan şefkat, merhamet, tevazu, sevgi gibi kavramlar terk edilmeli ve bunun yerine savaşçılığı, acımasızlığı kabul eden sözde "üstün insan ahlakı" gelişmeliydi. "Sert olun ve acıma hissini unutun" diye yazıyordu Nietzsche, "çünkü kötülük insanın en büyük gücüdür."
Darwinist yazar Daniel C. Dennet, Darwin's Dangerous Idea adlı kitabında Darwin'in Nietzsche üzerindeki etkisini şöyle ifade eder: "Friedrich Nietzsche Darwin'de çok kozmik bir mesaj bulmuştur... Eğer Nietzsche egzistansiyalizmin babası ise, o zaman belki Darwin de bu felsefenin büyük babası sıfatını hak etmektedir."13 (Daniel C. Dennet, Darwin’s Dangerous Idea, Touchstone Books, New York, 1996, s. 62)
Nietzsche'nin ölümünden sonra felsefesini savunan ve onu temsil eden en önemli kişi kızkardeşi Elisabeth Nietzsche olmuştur. Elisabeth Nietzsche, Hitler Almanyası'nda Nazi ideolojisinin önemli bir savunucusu olarak sivrilmiş ve kardeşinin ileri sürdüğü "üstün insan" modelinin Hitler tarafından gerçekleştirildiğini ilan etmiştir.14 (H. F. Peters, Zarathustra's Sister: The case of Elisabeth and Frederich {sic} Nietzsche, Crown Publishers, New York, 1977, s. 220)
Nietzsche'nin Nazi ideolojisi üzerindeki büyük etkisi, pek çok tarihçi tarafından vurgulanan somut bir gerçektir. Tarihçi W. Cleon Skousen, "Hitler'in Kavgam adlı kitabını yazması, sanki Nietzsche'nin mezarından konuşması gibi olmuştur" der.15 Bir diğer tarihçi George Lichtheim ise şöyle yazmaktadır: "Nietzsche olmadan, Hitler'in SS birliklerinin Doğu Avrupa'da yürüttükleri katliamları yürütecek ilhama sahip olamayacaklarını söylemek hiç de abartı değildir."16 (15. W. Cleon Skousen, The Naked Communist, Salt Lake City, Utah, Ensign Publishing Co., 1958, s. 348
16. Georg Lichtheim, Europe in the Twentieth Century, New York: Praeger Publishers, 1972, s. 152).
Tarihçi H. F. Peters'ın tanımıyla, "Nietzsche faşizmin babasıdır".17 Nazi ideoloğu Alfred Rosenberg 20. Yüzyılın Efsanesi adlı kitabında Nietzsche'ye olan övgülerini dile getirmiştir. Naziler'in gençlik kolu niteliğindeki "Hitler Gençliği" (Hitlerjugend) örgütü, Nietzsche'nin Böyle Buyurdu Zerdüşt adlı kitabını adeta "kutsal kitap" olarak benimsemiştir. Adolf Hitler Nietzsche'nin anısına özel bir anıt diktirmiş, dahası bunun yanında "Alman gençliğinin Nietzsche'nin üstün ırk doktrinini öğrenebilecekleri bir eğitim merkezi ve kütüphane"nin temelini atmıştır.18 "Friedrich Nietzsche zum Gedächniserbau" (Friedrich Nietzsche Anıtsal Binası) Hitler tarafından Ağustos 1938'de açılmıştır. (17. H.F. Peters, Zarathustra's Sister The Case of Elisabeth and Friedrich Nietzsche, New York: Crow Publishers, 1977, 11
18. H.F. Peters, Zarathustra's Sister: The case of Elisabeth and Frederich {sic} Nietzsche, Crown Publishers, New York, 1977, s. 222 )
Nietzsche'nin etkisi sadece Alman faşizmi ile sınırlı kalmamış, faşizmin anavatanı İtalya'da da büyük olmuştur. İtalya'nın faşist diktatörü Mussolini'nin fikir babası sayılan Gabriele D'Annunzio, Nietzsche felsefesinden büyük ölçüde etkilenmiştir,19 Mussolini'nin de konuşmalarında Nietzsche'ye atıflar yaptığı ve onun kitaplarından etkilendiği, tarihçiler tarafından not edilmektedir.20 (19. N. Kogan, "Fascism as a Political System" (S. J. Woolf, ed.), The Nature of Fascism, London, 1968, s. 16.
20. H.F. Peters, Zarathustra's Sister: The case of Elisabeth and Frederich {sic} Nietzsche, Crown Publishers, New York, 1977, s. 212)
Nietzsche'nin fikir babalığını yaptığı faşizmin 20. yüzyılda insanlığa getirdiği felaketler, bu Alman filozofun Darwinist düşüncelerinin ne denli yanlış olduğunu gösteren tarihi bir kanıt olmuştur. Allah'ın insanlara vahiy yoluyla öğrettiği üstün ahlaka karşı çıkan, bunun yerine putperest toplumların kan dökücü, zalim kültürüne özenerek bunu modern çağa taşımayı hedefleyen, Darwin'in insanları hayvan olarak gören, onları üstün ırk-aşağı ırk diye sınıflandıran fikirlerini insanlara telkin eden Nietzsche, dinsizliğin insanları ve toplumları sürükleyeceği karanlık dünyayı en iyi şekilde temsil etmektedir. Nietzsche'nin yaşamı da bu yönden ibret vericidir. 44 yaşında iken bir akıl hastalığına yakalanmış ve giderek artan hastalık sonucunda tamamen delirerek ölmüştür. 1902 yılında P. J. Mobius adlı bir doktor, insanlara "Nietzsche konusunda dikkatli olmaları gerektiğini, çünkü fikirlerinin hastalıklı bir beynin ürünü olduğunu" duyurmuştur.21 Ama Almanlar bu hastalıklı beynin hastalıklı felsefesine itibar etmişler ve bu da Nazi Almanyası'nı doğurmuştur. (H.F. Peters, Zarathustra's Sister: The case of Elisabeth and Frederich {sic} Nietzsche, Crown Publishers, New York, 1977, s. 184)
Charles Darwin Türlerin Kökeni adlı kitabını yayımladı. Darwin kitabının ilk bölümlerini hayvan yetiştiriciliği konusuna ayırmış, verimli inek veya at cinsleri türeten yetiştiricilere dikkat çekmiş, daha sonra da İnsanın Türeyişi adlı kitabında bu yöntemlerin insanlar üzerine uygulanabilir olduğunu ileri sürmüştü. Darwin'in açtığı öjeni yolunu genişleten ve öjeniyi kapsamlı bir program olarak tarif edip dünya gündemine getiren kişi ise, Darwin'in kuzeni Francis Galton oldu.
Galton, tahmin edilebileceği gibi, Darwin'in ateşli bir hayranı ve takipçisiydi. Memories of My life (Hayatımın Anıları) başlıklı otobiyografisinde şöyle yazıyordu:
1859 yılında Türlerin Kökeni'nin Charles Darwin tarafından yayımlanması, insanoğlunun genel düşüncesinde olduğu gibi benim kişisel zihni gelişmemde de çok büyük bir dönüm noktası olmuştu. Bu (kitabın) etkisi, bir sürü dogmatik engelin tek bir darbe ile bir anda yıkılması, tüm eski otoritelere karşı bir isyan ruhunun yükselmesi... anlamına geliyordu.23(Francis Galton, Memories of My life, AMS Press, s. 287)
çııÖÖçşGalton, Darwin'in yanısıra bir diğer evrimci ideolog olan Fransız fizikçi Paul Broca'dan da etkilenmişti. Broca insan zekasının beyin (ve dolayısıyla kafatası) hacmiyle doğru orantılı olduğunu ileri sürmüş ve bunu sözde "ispatlamak" için de Paris mezarlıklarını delik deşik ederek yüzlerce kafatası ölçmüştü. Galton, Broca'nın beyin hacmi ile ilgili -ve yanlışlığı sonradan kesin olarak ispatlanacak olan- hurafeleri ile amcası Charles Darwin'in "hayvan yetiştiriciliği" mantıklarını birleştirdi. Sonuç, bazı insan ırklarının diğerlerinden daha üstün olduğu ve üstünlerle zayıfların birbirinden mutlaka ayrıştırılması gerektiği şeklindeki "öjeni" teorisiydi.
Galton fikirlerini ilk olarak 1869'daki Heredity Genius (Kalıtsal Deha) adlı kitabında açıkladı. Kitapta İngiliz tarihinde tespit ettiği bazı "deha"lardan söz ediyor ve bunların kendilerine has ırksal özellikler taşıdığını savunuyordu. (Bu "deha"ların arasında amcası Darwin'i yerleştirmeyi ihmal etmemişti.) Galton bu iddiasının ardından, İngiliz milleti içinde genetik olarak diğerlerinden üstün olan ayrı bir kanın bulunduğunu ve bu kanın korunması için önlemler alınması gerektiğini ileri sürüyordu. Bu teori sadece İngilizler için değil, tüm ırklar için de geçerliydi. Kanadalı yazar Ian Taylor, Darwinizm'in sosyal etkilerini ele aldığı In the Minds of Men adlı kitabında şöyle yazar:
Galton, bazı ırkların kalıtsal olarak üstün olduklarını ve üstünlüğün geçmişten gelen ve geleceğe uzanan sabit ve değişmez bir olgu olduğunu ileri sürüyordu... Galton'un bu argümanının sonucu ise, insanlığın yararı için, üstün gen havuzunun aşağı gen havuzuyla karışmasının her ne pahasına olursa olsun engellenmesi gerektiğiydi.24 (Ian Taylor, In The Minds of Men, TFE Publishing, 1991, s. 404)
çGalton "üstün ırkla aşağı ırkların karışmasının engellemesi" için yasal tedbirler uygulanması gerektiğini de savunuyordu. Galton'a göre evlilikler bu evrimsel amaç gözönünde bulundurularak yasayla düzenlenmeliydi. O zaman bir süre sonra "çok üstün bir insan ırkı üretilebilecekti". Galton bu ırkçı-evrimci teorisine isim bulmak için de, teorisinin bir zamanlar somut şekilde uygulandığı pagan dünyasına yöneldi. Yunanca "iyi doğum" anlamına gelen "öjeni" kelimesini o buldu ve ilk kez kullandı. Öjeni, dönemin ilkel bilim anlayışı içinde kısa sürede yaygın bir destek kazandı. Darwinizm'i kabul edenler kaçınılmaz olarak öjeniyi de kabul ediyorlardı. Sonunda 1901 yılında Londra Üniversitesi bünyesinde Eugenic Education Society (Öjeni Eğitim Derneği) kuruldu. Hemen ardından kurulan British Eugenics Society ise, öjeni amacıyla toplumdaki tüm sakatların "sterilize edilmesi", yani kısırlaştırılması gerektiğini savundu. Charles Darwin'in oğlu Leonard Darwin, 1911-28 yılları arasında bu derneğin başkanı ve gelmiş geçmiş en aktif üyesiydi.
Öjeni İngiltere'den sonra ABD'de de kendisine taraftarlar buldu. 1920'li ve 30'lu yıllarda Amerika'daki evrimci çevreler öjeni konusunda büyük bir propaganda yürüttüler ve bazı eyaletler "Sterilizasyon Yasaları" olarak bilinen ırkçı kanunlar çıkardılar. Bu kanunlar, genetik yönden zayıf veya hastalıklı olduğu düşünülen kadın ve erkeklerin ameliyat yoluyla kısırlaştırılmasını öngörüyordu.
Bu kanunlar bugün ABD'de "yüz karası bir ırkçılık örneği" olarak kabul edilmektedir. Dahası, öjeni teorisinin bilimsel gerçeklere tamamen aykırı bir hurafe olduğu da kabul edilmektedir. 2000'li yıllarda çıkarılan insan genom haritası, farklı insan ırkları ve bireyleri arasındaki genetik farkın çok çok küçük olduğunu ve bu farklılıklara dayalı bir üreme politikası geliştirmeye çalışmanın çok saçma olduğunu göstermiştir. İnsan ırkları Allah tarafından eşit olarak yaratılmışlardır
Heackel; Charles Darwin, Francis Galton ve Leonard Darwin gibi isimlerden devraldığı öjeni teorisini daha da ileri götürmüş ve eski Yunan'daki Sparta modeline geri dönmeyi önermiştir: Yani çocuk katliamlarına! Haeckel, Wonders of Life adlı kitabında, "sakat doğan bebeklerin hiç vakit yitirilmeden öldürülmesini" savunmuş ve bu bebeklerin henüz bir bilince sahip olmadıklarını ileri sürerek "bunun bir cinayet sayılmayacağını" iddia etmiştir.25 Haeckel sadece sakat doğan bebeklerin değil, toplumun sözde evrimine engel olan tüm hasta ve sakat insanların "evrim yasaları" gereğince ayıklanmasını istemiştir. Hastaların tedavi edilmesine karşı çıkmış, bu tedavinin doğal seleksiyonu engellediğini ileri sürerek şöyle yazmıştır:
İyileşmesi mümkün olmayan yüz binlerce hasta, örneğin akıl hastaları, cüzzamlılar, kanser hastaları yapay olarak hayatta tutulmakta, ama bu kendilerine veya toplumun geneline hiçbir yarar getirmemektedir... Bu kötülükten kurtulabilmek için, yetkili bir komisyonun kararı ve gözlemiyle hastalara hızlı ve etkili bir zehir verilmelidir.26 (25. Ernst Haeckel, The Wonders of Life, New York, Harper, 1904, s. 21
26. Ernst Haeckel, The Wonders of Life, New York, Harper, 1904, s. 118-119)
Amerikalı tarihçi Daniel Gasman, The Scientific Origins of National Socialism: Social Darwinism in Ernst Haeckel and the German Monist League (Nazizmin Bilimsel Kökenleri: Ernst Haeckel'in Sosyal Darwinizmi ve Alman Monist Birliği) adlı kitabında, bu konuda çok kapsamlı deliller sunar. Daniel Gasman'a göre, "Haeckel, Almanya'nın ırkçılık, faşizm ve emperyalizmi besleyen en önemli ideoloğu" sıfatını taşımaktadır.27 Haeckel Nazizm'e hem ideolojik hem de örgütsel bir miras bırakmıştır. Bir yandan öjeni ve ırkçılığın teorisini oluşturmuş, bir yandan da "Monist Birliği" adlı ateist bir dernek kurmuş ve bu dernek Nazilerin eğitimli kesimde yankı bulmasında büyük rol oynamıştır. (27. Daniel Gasman, The Scientific Origins of National Socialism: Social Darwinism in Ernest Haeckel and the German Monist League, American Elsevier Press, New York, 1971. ss. xvi-xvi)
Cambridge Üniversitesi tarihçisi ve London Times gazetesi yazarı Ben Macintyre, Haeckel'in Nazilere miras bıraktığı Darwinist düşünceyi şöyle anlatır:
Alman embriyolog Haeckel ve onun Monist Birliği, dünyaya ve özellikle de Almanya'ya, ulusların tüm tarihinin doğal seleksiyonla açıklanabileceğini söylüyorlardı. Hitler ve onun çarpık teorileri, ırksal saflık ve en uygunların hayatta kalması adına ırkları topluca yok etmeye kalkarak bu sahte bilimi siyasete dönüştürdü. Hitler kitabına Mein Kampf (Benim Kavgam) adını vererek, Haeckel'in Darwin'in "yaşam kavgası" kavramına yaptığı tercümeyi yankılıyordu aslında.28 (Ben Macintyre, Forgotten Fatherland: The Search for Elisabeth Nietzsche. New York, Farrar Straus Giroux, 1992, s. 28)
Amerikalı tarihçi Gene Edward Veith, Modern Fascism: Liquidating the Judeo-Christian Worldview (Modern Faşizm: Hıristiyan-Yahudi Dünya Görüşünün Yok Edilmesi) başlıklı kitabında bu gerçeği şöyle özetler: "Faşizm, modern dünyanın paganizme duyduğu özlemdir. Faşizm, bir kültürün Allah'a olan isyanıdır."29 (Gene Edward Veith, Modern Fascism : Liquidating the Judeo-Christian Worldview, Concordia Publishing House; 1993)
Alıntılar Haraun Yahya Darwinizmin Kanlı Öğretisi Faşizm isimli eserinden alınmıştır. (
http://www.harunyahya.org/kitap/hy_fasizm/fasizm2.html#25
) Burada hem bir başka başlıktaki tartışmaya cevap vermeyi, hem de çeşitli kaynaklar sunarak ilgilenenlere bir fihrist oluşturmayı hedefledim.
Logged
"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 379
Ynt: Sosyal Darwinizm, Evrim ve Faşizm
«
Yanıtla #1 :
10 Mayıs 2006 - 21:40:39 »
Sosyal Darwinizm ve Faşizm’in Evrim ile İlişkisizliği
Alıntı
Darwinizm'in
savaşı ve çatışmacılığı meşru gibi gösteren
etkisi, Amerikalı tarihçi Paul Crook'un …. çok ayrıntılı olarak analiz edilmektedir. Crook'un belirttiğine göre,
Darwinizm, savaşı "biyolojik bir gereklilik" olarak göstererek
, gerek I. Dünya Savaşı'nın gerekse çeşitli savaşçı faşist akımların fikri temelini oluşturmuştur.
Savaşı, çatışmayı, öjeniyi, faşizmi meşru gösteren, üstün ırk gibi belli ideolojilerin kendi ırklarının üstün ve dünyaya hâkim olmaları üzerine kurdukları kavramlar Evrim teorisiyle ilişkilendirilemez, bu tür ırkçı düşünceler çok öncelerden beri vardır. Bu tür olguları savunan ideolojiler Evrim kaynaklı değildir.
Faşist, materyalist dünya görüşlü yönetimlerin fikirleri, çıkartılan savaşlar biyolojiyi, evrimi alakadar etmez, çünkü Evrim bilimsel bir teoridir, bu ideolojiler evrimi temel alsa bile (ki ancak yanlış anlaşılmasıyla mümkün) evrimi bağlamaz.
Evrim, savaşı, çatışmayı “biyolojik bir gereklilik” olarak görür fikri ciddiyetten uzaktır.
Çünkü, Evrim doğada gözlemlenen bir olguya,
canlılar arasında “hayat mücadelesini”nin olduğuna ve en iyi uyum sağlayanın ayakta kaldığına işaret eder, yani sadece doğada böyle bir şey var der
;
sosyal topluluklar oluşturmuş insan türünün “hayat mücadelesine, savaşmaya, çatışmaya” girmek zorunda olduğunu söylemez.
Bu tür ırkçı, faşizan ideolojiler toplumların nasıl olmaları gerektiği konusunda fikir öne sürerler; evrim ise canlıların nasıl olduklarını, nasıl davrandıkları üzerine…
Dinleri yanlış yorumlayarak referans alarak cihat ettiğini zanneden moral değerlerden yoksun, bilinçleri sarhoş teröristlere bakarak terörizme zemin hazırladığını düşünmek ne kadar abesse, bilimsel bir teorinin bir takım ideolojilerle bir tutulması da düşünülemez. Ünlü yaratılışçı William J. Tinkle, Faşist, ırkçı; ama sıkı bir Katolik olan Hitler örneklerinde olduğu gibi kişilerin öjenist ya da ırkçı olmalarını "yaratılışçı" ya da "dine bağlı" olmalarıyla bağdaştırılamazsa "evrim" ile de ilişki kurulamaz.
Crook ya da bir başkasının bu gerçeği kavrayamadan iddialarda bulunması ya da bu kişilerin kaynak gösterilmesi kanıt teşkil etmez.
Alıntı
Crook'un da ifade ettiği gibi Darwin, "Türlerin Kökeni"ni çatışma ve savaş olarak göstermiş ve
insanların da hayvanlardan türemiş bir "tür" olduğunu
ileri sürmüştü. Bu aldatmaca, savaş çığırtkanlığının, kan dökme ideolojisinin, kısacası faşizmin çığ gibi büyümesine neden olacaktı.
Crook, -orijinal ifadelerde varsa eğer- Darwin’in canlıların “çatışma ve savaş” halinde olduğunu ileri sürmesi okuyucuda Darwin hakkında olumsuz bir imaj oluşturması açısından yapılmış apaçık bir yanıltmacadır. Darwin “hayat mücadelesi” olduğundan bahsetmiştir, türler –insan haricinde- bilinç sahibi değillerdir ki savaşsınlar ya da çatışsınlar.
Darwin’den önce, bir yaratılışçı olan Carl Linne’nin ve günümüzün sistematiğinde insan’ın konulduğu yer “primat” ailesidir.
Bu insanın hayvan gibi davranması gerektiğini göstermez, sadece insanın hayvansı yapılar gösterdiğini gösterir.
Darwin, zaten primat ailesi içerisinde sınıflandırılmış olan insanın
“hayvan” gibi davranması gerektiğini söylememiştir, evrim de böyle bir şeyi savunmaz.
Evrim, bizlere
türlerin uzun süre ayakta durabilmeleri için genetik çeşitliliğin zengin olması gerektiğini
söyler. Sosyal Darwinist, Faşist, Öjenist fikirlerde ise
genetik çeşitlilik minimize edilmeye çalışılmıştır
ki evrime taban taban zıttır.
Sosyal Darwinizm fikrinin kurucusu Darwin değil Lamarkçı Herbert Spencer ve bir Protestan olan Malthus’tur.
Sosyal Darwinizm ile Darwinizm (evrim) arasında sadece isim benzerliği vardır.
Ayrıca,
evrim canlıların gelişmişlikleri oranında sosyalleştiklerini de söyler ve insan sosyal bir varlık olma yönünde evrimleşmiştir. Yani, Evrim insan için ırkçı bilim adamı ya da ideologların savunduğu gibi kavgayı, çatışmayı değil, aksine toplumlaşmayı, düzeni öngörür.
Crook’un bahsettiği savaş çığırtkanlıkları, faşist, kanlı diktaların, düşünce yapılarının olması
tarih boyunca hep olmuştur
ve bu yüzden evrimle alakası kesinlikle yoktur.
Yüzyılımızın başında faşist, öjenist fikirlerin yükselişe geçmesi genetik bilimindeki gelişmelere paralel olarak yükselmiştir
.
Irkçı, soykırımcı; ama dindar, İspanyol Yeni Dünya fatihlerine bakılsın lütfen. Günümüzde zencileri aşağılayan Hristiyan, medeni (!) beyaz insan yok mu?
Tevrat kaynaklı Yahudi ırkçılığının
ya da Antisemitizm’in (Yahudi-Arap karşıtlığının) nedeni nedir? Tüm bunların nedeni evrim düşüncesi midir? Yoksa…?
Bugün evrim teorisi yasaklansa savaşlar, suçlar, ırkçı düşünceler azalacak mıdır? Hayır! Aksine evrim iyi anlaşıldığı ve yorumlandığı takdirde tüm canlıların ortak atadan geldiğinden dolayı hiçbir canlının diğerinden üstünlüğü, ayrıcalığının olmadığı, tüm türlerin uzaktan ya da yakından birbiriyle akraba olduğu görüşü toplumda anlatılarak insanlar düşünmeye teşvik edilebilirler.
Darwin’den Nietzche’ye, Nietzche’den kız kardeşine, kız kardeşten de Nazi Almanya’sına geçiş yapılarak Evrim ile Nazi ideolojisi arasında bir ilişki kurulmaya çalışılmış. Ama ne yazık ki,
Hitler’in kendi kitabında, kendi beyanatlarında, yani birinci kaynaktan faşist, ırkçı ideolojisini temellendirdiği
“ilahi kurallar”
nedense göz ardı edilerek zorlama ilişkiler kurarak evrimle bağdaştırılmaya çalışılmış.
Hitler'in amacı aşağılık, alt insan olarak kabul edilen Yahudi, Romen, Asyalı, Afrikalı milletlerin elimine edilerek Ari (asil, soylu) ırkın saflaştırmasıydı. Ama bu evrim teorisi tabanlı değil, Hitler’in kendi ırkını üstün görüşü ve Germen tarihiyle ilgili idi. Hitler’in “Kavgam (Mein Kampf)”’ına baktığımızda iddia edilenin aksine farklı bir hikâye ile karşı karşıya kalıyoruz.
İlk olarak Hitler’in “Mein Kampf” kitabının
İngilizce çevirisinde
“evrim (evolution)” kelimesini taradığımızda sadece bir yerde kullanıldığını görürüz. Ama burada kullanılan “evolution” kelimesi de
biyolojik evrimi değil
, Almanya’daki politik düşüncelerin gelişimiyle ilgili bir anlamda kullanılıyor.
Hitler’in “Kavgam”’ından orijinal ifadeleri aktaralım:
"This evolution has not yet taken the shape of a conscious intention and movement to restore the political power and independence of our nation."
Hitler’e göre Beyaz Ari ırkı Tanrı’nın özel kulları, Rabbin en yüksek suretiydi ("highest image of the Lord") ve diğer aşağı ırkları Ari ırkı yönetmeliydi. Burada, Siyonist Yahudilerin Tevrat’tan esinlenerek kendilerini Tanrı’nın en üstün ırk, diğer kalan bütün milletleri de “goyim/köle” olarak görmeleriyle benzer bir yaklaşım görmekteyiz.
Devam edelim:
"Human culture and civilization on this continent are inseparably bound up with the presence of the Aryan. If he dies out or declines, the dark veils of an age without culture will again descend on this globe. … Anyone who dares to lay hands on the highest image of the Lord commits sacrilege against the benevolent Creator of this miracle and contributes to the expulsion from paradise."
“
Bu kıtadaki insanlığın kültür ve medeniyeti
Ari ırkın varlığına
bağlıdır. Eğer Ari ırk yok olursa kültürün olmadığı karanlık bir çağın örtüsü dünyaya inecektir.
Her kim Rabbin en yüksek suretine el kaldırmaya cesaret ederse o çok merhametli Yaratıcının kutsallığına, mucizesine hürmetsizlik etmiş olur ve cennetten kovulur.
”
Hitler’e göre Ari ırka yapılacak bir yanlış Tanrıya yapılmış olan bir günahtır.
Açıktır ki Hitler bu ırkçı görüşlerini evrim teorisinden esinlenerek değil, Beyaz Ari ırkın Tanrının seçilmiş, asil kulları olarak görmesinden savunmaktadır.
Yani Yahudiler gibi ırkların soykırıma uğratılmasını, kendi kanlarının saflaştırılmasını, vatanlarının özgürleştirilmesini her şeye gücü yeten Rabbin kendisine verdiği ilahi bir görev olarak görmektedir:
"What we must fight for is to safeguard the existence and reproduction of our race and our people, the sustenance of our children and the purity of our blood, the freedom and independence of the fatherland, so that our people may mature for the
fulfillment of the mission allotted it by the Creator of the universe.
"
“Bundan dolayı ben her şeye gücü yeten Yaratıcının isteklerine göre hareket ettiğime inanıyorum, eğer kendimi Yahudilere karşı savunmam gerekirse,
ben Rab için savaşmaktayım
” diyor ve ekliyor:
"…the task of preserving and advancing the highest humanity, given to this earth by the benevolence of the Almighty, seems a truly high mission."
“…en üstün insanlık seviyesini koruma ve geliştirme görevinin ‘her şeye gücü yeten’ tarafından bu yere verilmesi gerçekten üstün bir misyon olarak görünüyor.”
Sonuç olarak, görüldüğü gibi Hitler’in -kendi deyimiyle- aşağı ırkları yeryüzünden silme arzusu biyoloji ya da evrim ile alakalı bir konu olmayıp, Tanrının kendisi tarafından verilmiş ilahi bir görev, bir “üstün misyon”, “Rabbin isteği” olarak görmesinden kaynaklanmaktadır.
Alıntı
Charles Darwin Türlerin Kökeni adlı kitabını yayımladı. Darwin kitabının ilk bölümlerini hayvan yetiştiriciliği konusuna ayırmış, verimli inek veya at cinsleri türeten yetiştiricilere dikkat çekmiş, daha sonra da
İnsanın Türeyişi adlı kitabında bu yöntemlerin insanlar üzerine uygulanabilir olduğunu ileri sürmüştü.
Bunun kaynağını, Darwin'in ağzından öğrenebilir miyiz?
Alıntı
Darwin'in açtığı öjeni yolunu genişleten ve öjeniyi kapsamlı bir program olarak tarif edip dünya gündemine getiren kişi ise, Darwin'in kuzeni Francis Galton oldu. Galton, tahmin edilebileceği gibi, Darwin'in ateşli bir hayranı ve takipçisiydi
Cümle aralarına serpiştirilen maniple edici kelimeler ile zihinler yanıltılmaya çalışılmakta. Evrim teorisini kendi ırkçı (İngiliz Şovenisti) düşüncelerine yamama adına yanlış bir şekilde yorumlayan Galton, Darwin’in “ateşli hayranı” felan değildi. Böyle bir hayranlık olsaydı Darwin’in (pek bilinmeyen/duyulmayan) “pangenesis” teorisini reddetmezdi.
Alıntı
Galton, bazı ırkların kalıtsal olarak üstün olduklarını ve üstünlüğün geçmişten gelen ve geleceğe uzanan sabit ve değişmez bir olgu olduğunu ileri sürüyordu... Galton'un bu argümanının sonucu ise, insanlığın yararı için, üstün gen havuzunun aşağı gen havuzuyla karışmasının her ne pahasına olursa olsun engellenmesi gerektiğiydi.
Bu öjenist fikirler evrim ile mi (evrim böyle bir şey mi savunur) yoksa genetik prensiplerle, ıslah çalışmalarıyla mı?
Alıntı
Hitler kitabına Mein Kampf (Benim Kavgam) adını vererek, Haeckel'in, Darwin'in "yaşam kavgası" kavramına yaptığı tercümeyi yankılıyordu aslında.
Öyle mi, yoksa, “
Rab için savaştığını, kavga ettiğini mi yansıtıyordu
?”
«
Son Düzenleme: 10 Mayıs 2006 - 21:52:13 Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
»
Logged
AHHA!
İhsan Esentürk
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 302
Ynt: Sosyal Darwinizm, Evrim ve Faşizm
«
Yanıtla #2 :
11 Mayıs 2006 - 00:27:35 »
"Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu ispatlayabilirim. Düşünün ki, birkaç yüzyıl önce Avrupa, TÜRKLER tarafından işgal edildiğinde, Avrupa milletleri ne kadar büyük risk altında kalmıştı, ama artık bugün Avrupa'nın TÜRKLER tarafından işgali bize ne kadar gülünç geliyor. Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde TÜRK BARBARLIĞINA karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, BU TÜR AŞAĞI IRKLARIN ÇOĞUNUN MEDENİLEŞMİŞ YÜKSEK IRKLAR TARAFINDAN ELİMİNE EDİLECEĞİNİ (YOK EDİLECEĞİNİ) GÖRÜYORUM." (Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Vol. I, 1888. New York:D. Appleton and Company, s.285-286 )
Darwin'in kendisi bir faşistti zaten. Evrimi siyasete sokan ilk kişide kendisiydi başkaları değil. Ki bu normal bir durumdur, evrim bilimsel bir çalışmanın değil, dialektik materyalist bir görüşün ürünüdür. "Doğal seleksiyon " dialektik bir mekanizmadır. Marks'ın evrimi sahiplenmesinin sebebide evrim hipotezinin ( zayıf kuram ) dialektik materyalist bir "açıklama" olmasıdır canlıların varlığıyla ilgili.
Adolf Hitlerin katolik olduğunu neye dayanarak söylüyorsunuz.
".... Cristian cross is to be removed from all curches and cathedrals and is to be repalced by the important symbol of the German, the Swastica" (Artical XXX German Cuhrch Requlations)
Koyu katolik olduğu için mi kliselerden haçı kaldırtmıştı?
"...(Din denen) organize yalan yok edilmelidir. Devlet mutlak yönetici olarak kalmalıdır. Gençken dini dinamitle yok etmenin gerekli olduğuna inanıyordum... İnsanlarımız din olmadan yaşamayı başardılar. Altı SS birliğim var ve bunlar din konusunda tamamen duyarsızlar. Ama bu onları ruhları cesaretle dolu olarak ölüme gitmekten engellemiyor" (Adolf Hitler, Hitler’s Secret Conversations 1941–1944, With an introductory essay on The Mind of Adolf Hitler by H.R. Trevor-Roper, Farrar, Straus and Young, New York, s. 117)
Hitler din konusundaki görüşlerini, Oberzalsberg'taki villasında toplanan kurmaylarına da şöyle özetlemişti:
"Bizlerin genellikle yanlışlıkla bir dine bağlanmamız mutsuzluktur. Çünkü vatan uğrunda can feda etmeyi kutsal sayan Japonların o dini neden bizde yok?"( Çağdaş Liderler Ansiklopedisi, Cilt 3, s. 876)
"Netice olarak şunu söyleyebilirim: Yüksek ırkın seviyesini düşürmek, fizik ve fıtri bir gerilemeyi meydana getirmek, yaratıcımız olan Allah'ın iradesine karşı günah işlemektir."(Adolf Hitler, Kavgam , Kağan Kitapevi, I. Kitap, 3. Baskı, s. 80)
"Melezleşen veyahut melezleşmeye fırsat veren milletler, Allah'ın iradesine karşı günah işlerler. Bir millet, özel vasfına bağlı kalmazsa dünyada varlığının son verilmesinden şikayetçi olmaya hakkı yoktur." ( Adolf Hitler, Kavgam , Kağan Kitapevi, I. Kitap, 3. Baskı, s. 100)
Haziran 1941 yılına ait gizli bir belgede, dinin yok edilmesi hedefi şöyle anlatılıyordu:
"Halk, kilisesinden ve onun papazlarından olabildiği kadar çok daha uzaklaştırılmalı. Bundan böyle halkın ve onun yönetimi üzerinde kilisenin etkisine daha fazla meydan vermemelidir. Bu etki büsbütün sonuna kadar yok edilmeli. Ancak Reich hükümeti ve onun yönergesi üzerine parti ve partinin bileşim ögeleri, ona yakın olan örgütleri, halkı yönetme hakkına sahiptir."(Murat Çulcu, Neonazizm'in Suçüstü Tutanakları, Kastaş Yayınları, Eylül 2000, s.120-121)
Sanırım bunlar Hitlerin Katolik olmadığını kanıtlamak için yeterli. Diğer iddiaların tarihi bir değeri yok, Darwin'in kendisi bizzat faşist ve materyalistken....
«
Son Düzenleme: 11 Mayıs 2006 - 02:07:32 Gönderen: İhsan Esentürk
»
Logged
"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 379
Ynt: Sosyal Darwinizm, Evrim ve Faşizm
«
Yanıtla #3 :
11 Mayıs 2006 - 02:22:20 »
İlk önce Hitler'in ateist (pagan) ya da Katolik olup olmadığını halledelim.
Hitler’in Katolik olduğunu sizin vermiş olduğunuz gibi başka taraflı (!) kaynaklardan değil, kendi beyanatlarına dayanarak belirttim. Demeçlerinde Tanrı'dan, Rab'den, İsa'dan bahseden, kiliseye giden bir insanı neden Katolik olarak görmüyorsunuz?
Tanrı'dan, Rab'den, İsa'dan bahseden bir kişi Katolik değil ise nedir?
Önceki iletimde Hitler’in kendi sözleri yeterli olmadı ise şunları da ekleyelim (Çok fazla sayıda olduğu için kısa açıklamalar şeklinde açıklamalar yaptım).
General Gerhart Engel’e 1941 yılında verdiği beyanatta :
"I am now as before a Catholic and will always remain so."
[Hep bir Katoliktim ve hep böyle kalacağım]
Hitler’in biyografisini yazan John Toland:
"Still a member in good standing of the Church of Rome despite detestation of its hierarchy, he carried within him its teaching that the Jew was the killer of god. The extermination, therefore, could be done without a twinge of conscience since he was merely acting as the avenging hand of god..."
“My New Order”’da yayımlanan Hitler’in demeçleri:
"My feeling as a Christian points me to my Lord and Savior as a fighter. It points me to the man who once in loneliness, surrounded only by a few followers, recognized these Jews for what they were and summoned men to fight against them and who - God's truth! - was greatest, not as a sufferer, but as a fighter."
[Bir Hristiyan ve savaşçı olarak beni Rabbe ve Kurtarıcıya götüren hislerim...]
"In boundless love as a Christian and as a man I read through the passage which tells us how the Lord at last rose in His might and seized the scourge to drive out of the Temple the brood of vipers and adders. How terrific was his fight against the Jewish poison."
[Sınırsız bir aşkla dolu bir Hristiyan olarak...]
"Today, after two thousand years, with deepest emotion I recognize more profoundly than ever before the fact that it was for this that He had to shed his blood upon the Cross."
[İsa'yı ve Haç'ı öven cümleler]
"As a Christian I have no duty to allow myself to be cheated, but I have the duty to be a fighter for truth and justice . . . And if there is anything which could demonstrate that we are acting rightly, it is the distress that daily grows. For as a Christian I have also a duty to my own people..."
[Bir Hristiyan olarak...]
Adolf Hitler, “Mein Kampf” pp.152:
"This human world of ours would be inconceivable without the practical existence of a religious belief."
[
DİNİ İNANÇLARIN VARLIĞI
olmadan anlaşılamaz.]
Şubat 1933 Reichstag parlementosunda :
“the churches were to be an integral part of German national life.' "
[
Kiliseler Alman ulusal hayatının bir parçası olmalıdır
]
"National Socialism, he proclaimed, has always affirmed that it is determined to take the Christian Churches under the protection of the State. For their part the churches cannot for a second doubt that they need the protection of the State, and that only through the State can they be enabled to fulfill their religious mission. Indeed, the churches demand this protection from the State."
[Nasyonel sosyalizm, Kiliselerin her zaman devletin kontrolü altında olması gerektiğini söylemiştir.]
22 Temmuz 1933, Nazi partisine yazdığı yazısından:
"The fact that the Vatican is concluding a treaty with the new Germany means the acknowledgement of the National Socialist state by the Catholic Church. This treaty shows the whole world clearly and unequivocally that the assertion that National Socialism [Nazism] is hostile to religion is a lie."(Adolf Hitler, 22 July 1933, writing to the Nazi Party (quoted in John Cornwell's "Hitler's Pope" )
[Nasyonel Sosyalistlerin dine karşı oldukları bir YALANdır.]
Kavgam pp.174'den :
"And the founder of Christianity made no secret indeed of his estimation of the Jewish people. When He found it necessary, He drove those enemies of the human race out of the Temple of God."
Berlin 1936'daki demeci:
"Providence has caused me to be Catholic, and I know therefore how to handle this Church."
[Tanrı Katolik olmama sebep oldu...]
22 Temmuz 1933, Radyo yayınından verdiği demeç:
"The national government will maintain and defend the foundations on which the power of our nation rests. It will offer strong protection to Christianity as the very basis of our collective morality. Today Christians stand at the head of our country. We want to fill our culture again with the Christian spirit. We want to burn out all the recent immoral developments in literature, in the theatre, and in the press-in short, we want to burn out the poison of immorality which has entered into our whole life and culture as a result of liberal excess during recent years." (The Speeches of Adolf Hitler, 1922-1939, Vol. 1. pp. 871-872, Oxford University Press,London, 1942)
[Ulusal hükümet hepimizin ortak ahlaki değerlerimizin, Hristiyanlığın çok güçlü bir şekilde korunmasını talep edecektir. kültürümüzü yeniden Hristiyan ruhuyla doldurmak istiyoruz.]
Kavgam'dan bölüm bölüm Hitler'in Katolik kilisesi, İsa, Tanrı üzerine daha ayrıntılı (İngilizce) fikirlerini, cümlelerini öğrenmek için detaylı bir site:
http://www.nobeliefs.com/hitler.htm
,
Diğer zamanlarda Katolik olduğunu belirten yapmış olduğu demeç ve beyanatlar için
http://www.nobeliefs.com/speeches.htm
,
Hitler'in hizmetçisinden ve Nazi sempatizanlarından alıntılar için
http://www.nobeliefs.com/henchmen.htm
RESİMLER
Hitler, Piskopos Müller ile tokalaşırken
Hristiyan NAZİ askerlerinin kullandığı kuşak: "Tanrı bizimledir"
Kilise Resimli NAZİ paraları
Dua ederken
Hristiyan fanatik için imza atarken
Hitler (sağ arkada) bir Hristiyan nikahında
Nazi mezarlığı
Faşizm Selamı veren Piskoposlar
Sanırım bunca objektif kaynak yeterli olur ve taraflı olup olmadıkları bilinmeyen, belirsiz "Artical XXX", "Çağdaş Liderler Ansiklopedisi", "Murat Çulcu" gibi kaynaklar kullanılmaz.
Bunlar kaynak olamaz, HY, "Çağdaş Liderler Ansiklopedisi"ni refere etmiş; ama"Çağdaş Liderler Ansiklopedisi" bu iddiasını neye dayanarak yazmış böyle, belirsiz. Aynı şekilde diğerleri de...
Bir de,
"Netice olarak şunu söyleyebilirim: Yüksek ırkın seviyesini düşürmek, fizik ve fıtri bir gerilemeyi meydana getirmek, yaratıcımız olan Allah'ın iradesine karşı günah işlemektir."(Adolf Hitler, Kavgam , Kağan Kitapevi, I. Kitap, 3. Baskı, s. 80)
"Melezleşen veyahut melezleşmeye fırsat veren milletler, Allah'ın iradesine karşı günah işlerler. Bir millet, özel vasfına bağlı kalmazsa dünyada varlığının son verilmesinden şikayetçi olmaya hakkı yoktur." ( Adolf Hitler, Kavgam , Kağan Kitapevi, I. Kitap, 3. Baskı, s. 100)
Bunları kaynak göstermenizi anlayamadım. Bir üstte "(Din denen) organize yalan yok edilmelidir" diye Hitlerin söylediğini iddia ettiğiniz alıntıların altına "Allah'a inandığını"gösteren "Kavgamdaki" alıntıları neden verdiniz, çelişki değil midir?
Resim ve alıntıların kaynağı :
http://liberalslikechrist.org/Catholic/HitlersFaith.html
«
Son Düzenleme: 11 Mayıs 2006 - 02:58:55 Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
»
Logged
AHHA!
Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 379
Ynt: Sosyal Darwinizm, Evrim ve Faşizm
«
Yanıtla #4 :
11 Mayıs 2006 - 02:26:43 »
Darwin, milliyeti itibariyle faşizmi değil de, çağının diğer ırkçılarına göre daha hafif bir ırkçılık yaptığı doğrudur, bu Darwin'in -hem de ortak atadan gelindiğini savunan bir bilim adamı olarak- kendi çelişkisidir. Belli ki Anglo-Sakson şovenist duyguları Darwin'in bu konuda objektif olmasını engellemiş.
Ama dikkat edilirse bu ideolojik fikri kuramını yayımladığı kitapta belirtmiş değil, oğluyla yapmış olduğu mektuplaşmalardadır.
Her neyse, Darwin'in ya da herhangi başka birisinin ırkçı olup olmaması, Marks'ın ya da bir başkasının evrim kuramını benimsemesi Evrim GERÇEĞİNİ bağlamaz ve değiştirmez.
«
Son Düzenleme: 11 Mayıs 2006 - 03:16:30 Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç
»
Logged
AHHA!
erdal ekrem bektaş
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 130
Ynt: Sosyal Darwinizm, Evrim ve Faşizm
«
Yanıtla #5 :
11 Mayıs 2006 - 03:26:49 »
Merhaba.
Makale yazılması olumlu bir şeydir fakat bu, yazılan her makaleyi objektif ve bilimsel kılmaz.
Bir kere, evrim konusunda konuşan, hatta evrimi faşizme kapı aralamakla "suçlayan" biri, nasıl olur da, evrimi kendi (veya başkalarının) anladığı ile sınırlı olarak değerlendirebilir? Neden, örneğin, Darwin'in kitaplarından veya makaleklerinden alıntı yapmaz/yapamaz?
Yapamamasının bir sebebi, söylediklerine kendisinin dahi inanmaması olabilir. Zira, yeniden yazacak güç ve takati kendinde göremeyen İ.Esentürk, ancak bir siteden aldıklarını ufak düzeltmelerle buraya yerleştirmiştir (
http://www.harunyahya.org/KITAP/hy_fasizm/fasizm2.html
) adresinden kitabın cümleleri aratılırsa görülebilir.
İ.Esentürk, acaba Harun Yahya takma adıyla yazılar yazan kişi midir? Eğer böyle ise, yazıların tamamının sorumluluğunu almakta mıdır?
Eğer değilse, (bu durumda görüşlerinin yanlış olmasının sebebi çalıntı yapmış olması değildir) konuyla ilgili kendisi birşey yazamaz durumda mıdır? Sanırız öyledir, ki "aşırmıştır". Bu düpedüz hırsızlık değilse nedir?
Eğer burası bir bilim sitesi ise, böylesi hırsızlıklara nasıl tahammül edilmektedir?
Sn. İ.Esentürk, oradan buradan yazı araklarsanız, elbet sorulan sorulara da yanıtlar veremezsiniz.
Logged
Kanıtlara dayanmayan her şey değersizdir.
İhsan Esentürk
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 302
Ynt: Sosyal Darwinizm, Evrim ve Faşizm
«
Yanıtla #6 :
11 Mayıs 2006 - 03:34:29 »
Halim:
Alıntı
Bunları kaynak göstermenizi anlayamadım. Bir üstte "(Din denen) organize yalan yok edilmelidir" diye Hitlerin söylediğini iddia ettiğiniz alıntıların altına "Allah'a inandığını"gösteren "Kavgamdaki" alıntıları neden verdiniz, çelişki değil midir?
Çelişki değildir! Hitlerin anladığı Hristiyanlık Hristiyanlığın naslarından uzaktır. Dolayısıyla orada geçen, Allah yani God yani tanrı, ilah Katolik God değildir. Pagan kültürlerdede tanrılar vardır. Kaldıki siyasi söylemlerini, meclis oturumlarındaki demeçlerini kaynak gösteremezsiniz, o bir siyasi lider.... Ve halkın inançlarına kasıtlı müdahale yapmanın iktidarını zayıflatacağını bilen bir lider. Aynı yolu Musoloni de izlemiştir. Gençliğinde koyu bir ataeist olan Musolloni iktidara geldiğinde dindar görünmeye çalışmıştır. Daha sonrada kliseye savaş açmıştır. Siyasi söylemlere bakarak her hangi bir kanıya varamazsınız. Klisenin pagan kültürüne dönüştürülmesine çalışmıştır. Görkemli törenler pagan kültürüne ait eserler vs vs. Adolf Hitler "diktatördü" yanlış politikalar uyguladı ancak geri zekalı değildi. Halkının çoğunun Hristiyan olduğu ülkede hemde halk desteğine şitdetle ihtiyaç duyduğu bir dönemde dine açıktan savaş açamazdı. Kaldıki uygulamaları dine açtığı savaşı doğrular nitelikte.... Articla XXX diye küçümsediğin belgenin devamında Alman Klise Düzenlemesi yazıyor. Çıkartılmış kanunun 30. maddesi. Gizli belgelerde söyledikleri halka hitabından daha önemlidir. Aynı hatayı ingilizce çevirisinde "evolotion" kelimesini arayarakta yaptın. Doktiriner dilde kelimeler günlük kullanım anlamlarıyla kullanılmaz. Ki genelde tanımlar kullanılır.
"Nasyonel sosyalizm, Kiliselerin her zaman devletin kontrolü altında olması gerektiğini söylemiştir." bu cümle dini devlet kontrolu hale getirmeye çalıştığının bir göstergesi. Bizde bunu savunuyorduk.
Alıntı
Sanırım bunca objektif kaynak yeterli olur ve taraflı olup olmadıkları bilinmeyen, belirsiz "Artical XXX", "Çağdaş Liderler Ansiklopedisi", "Murat Çulcu" gibi kaynaklar kullanılmaz.
Neye itiraz ediyorsun. Sayfasınıda belirterek verilmiş kaynağın nesine itiraz ettiğin bile belli değil.
Cümlelerin neden hepsini çevirmedin? Devamında ırkçı fikirler olduğu için mi?? Söyliyeyim buradan bişi çıkmaz. Hitlerin Katolik olması bişi değiştirmez çünkü. Propaganda filmlerinde öjeniyi savunmak için doğal seçilimi kullanıyorlardı. Ki aynı argümanı Darwinde kullanıyor. Boşuna germeyin kendiniz. Güncel bir örnek verirdim ama gereksiz siyasi tartışmalara girmenin anlamı yok. Siyasi lider yaptıkları ve özel yazışmalarıyla değerlendirilir.
Tartışmayı anlamsızlaştırmanın bir manası yok. Dinderslerinin yasaklanmasından, Dini bayramların yasaklanmasına kadar tarihi kayıtlar mevcut. Araştırabilirsiniz. Faşizmin kuralı bu çünkü. Savaşı öven bir ideoloji ve savaşa karşı çıkacak her ahlaki değere düşman.
Alıntı
Providence has caused me to be Catholic, and I know therefore how to
handle
this Church."
handle:
sap, kulp, kol, kabza, vesile, tutacak, yol, olanak, imkân, çıkar yol, ellemek, dokunmak, eline almak, idare etmek, kıvırmak, kullanmak, ele almak, işlemek, başa çıkmak, üstesinden gelmek, geçinmek, eğitmek, meşgul olmak, ele gelmek, yumuşacık olmak, tutamaç, el sürmek, kontrol altında tutmak, yönetmek, (işte) kullanmak, bulundurmak
Tamamını çevirmek ister misin?
"...Hiçbir büyük fikir, ne kadar kutsal ve ne kadar yüksek olursa olsun, halkın kuvvetli desteği olmadan fiile çıkamaz. Gayyey kesin yolu sadece sert gerçek temin eder. Güzel olmayan yollardan kaçmak ister istemez gayeden vazgeçmektir." Yazının devamında bu savına delil olarak aktardığı örneklerden biri:
"Panjermanist hareketin Katolik Kliseye açtığı sert saldırı, Halkın ruhunun gereği gibi anlaşılamamasından ileri geldi. Yeni partinin Roma aleyhindeki şiddetli saldırısına sebep, Habsburg hanedanının Avusturya'yı bir slav devleti yapmaya karar verdiği zaman, bu gayesine hizmet edecek gibi gördüğü çarelerin hepsine birden saldırması idi. Dini müesseseler teretdüt gösterilmeden ve pişmanlık duyulmadan hükümetin hizmetkarı haline getirildiler. Çek "Paroreisse" ler ve "Cure" ler Avusturya'nın Slavlaştırılması işinde vasıtalar oldu. Genellikle Çek papazları Alman olan bölgelere tayin ediyorlardı. Bunlar yavaş yavaş Çeklerin menfaatlerini kliselerin menfaatlerinden üstün tumaya başladılar. Her biri Cermenlikten çıkarma hareketinin hücreleri haline geldiler." Adolf Hitler "Kavgam" Ekol yayıncılık syf 98-99 Daha öncede ifade ettiğim gibi Hitler Halkı karşısına almıyacak kadar zeki idi ve kliseyi nasıl kullanacağını biliyordu. (
"Providence has caused me to be Catholic, and I know therefore how to handle this Church."
)
Alıntı
Darwin, milliyeti itibariyle faşizmi değil de, çağının diğer ırkçılarına göre daha hafif bir ırkçılık yaptığı doğrudur, bu Darwin'in -hem de ortak atadan gelindiğini savunan bir bilim adamı olarak- kendi çelişkisidir. Belli ki Anglo-Sakson şovenist duyguları Darwin'in bu konuda objektif olmasını engellemiş.
Ama dikkat edilirse bu ideolojik fikri kuramını yayımladığı kitapta belirtmiş değil, oğluyla yapmış olduğu mektuplaşmalardadır.
Her neyse, Darwin'in ya da herhangi başka birisinin ırkçı olup olmaması, Marks'ın ya da bir başkasının evrim kuramını benimsemesi Evrim GERÇEĞİNİ bağlamaz ve değiştirmez.
1- Mektuplaşmalar oğluyla değildir. Söz konusu mektup W Graham'a yazdığı mektuptur. Orjinaline
http://pages.britishlibrary.net/charles.darwin/texts/letters/letters1_08.html
html formatındadır ve syf 284-285-286 dan ulaşabilirsiniz.
2- Fikirlerini daha zayıf ırkçılık olarak değerlendirmek mümkün değildir. Zira kanıtlamaya çalıştığı şey, "doğal seçilimin gelişime katkısı" dır. Temel dayanağı " hayat mücadelesinin" "kayırılmış ırkları" geliştirdiğidir. Bu görüş tüm eserlerine hakimdir. Onun için "kendisiyle çeliştiği" söylenemez ancak bilimle çeliştiği doğrudur. Son cümlesindeki kehaneti ise faşizme davatiyedir. Öjeni politikalarını temelini oluşturur.
"Evrimi"
gerçek
olarak algılamanızın GERÇEĞİ bağlamadığı doğrudur!
erdal ekrem bektaş
Cevaben.
Alıntı yaptığım yerlere bakar msısnız? Biz alıntı yaptığımız kaynağı saklamakdık. Cevap veremediğimi neye dayanarak söylediniz. Gereksiz yere şahsıma hakaret etmenize sebep ne idi?! "Sözleriniz ve söyletebildikleriniz kadarsınız. Hakaret ve sataşmalarınızla ilgili daha fazla cümle kurmak anlamsız.... Hatta bunlar bile fazla.....
«
Son Düzenleme: 11 Mayıs 2006 - 05:28:11 Gönderen: İhsan Esentürk
»
Logged
"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Spike Jr
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 299
Ynt: Sosyal Darwinizm, Evrim ve Faşizm
«
Yanıtla #7 :
11 Mayıs 2006 - 12:47:27 »
“Almanya, kuvvet politikasının temelleri üzerine kurulmuş bir imparatorluğun bütün ülkeler arasında en mükemmel bir örneği değil miydi? İmparatorluğun çekirdeği olan Prusya, para ile yada ticaretle değil, büyük kahramanlıklarla ortaya çıkmış ve sonradan Alman İmparatorluğu’nun kendisinde saldırgan bir önderliğin ve bu önderlik emrindeki askerlerin ölümüne meydan okuyan cesaretlerinin bir armağanı olmuştur…
Alman İmparatorluğu’nun(2. Reich) kuruluşu, bütün ulusu ayağa kaldıran sihirli bir olayla bezenmiştir. Görülmemiş birçok zaferlerden sonra oğullar ve torunlar için yeni bir Alman İmparatorluğu kurulmuştu. Bu ölümsüz kahramanlığın bir armağanıydı. Varlığını demokratik partilerin dalaverelerine borçlu olmayan bu Alman İmparatorluğu, kuruluşundaki üstünlük sayesinde öteki devletlerin üstüne yükselmiştir. Çünkü yapılan iş parlementoda laf, ebeliği değil, Paris’in çevresindeki cepheden yükselen top sesleri ve gürültülerdi. Bu Almanların, prensiplerin ve halkın ileride Alman İmparatorluğunu kurmak ve imparatorluk tacını sembolik yüksekliklere çıkarmak isteyen irademizin bütün dünyaya ilan edilmesiydi. Bismarkcı devletin kurucuları kaçaklar ve tarihçiler değil cephedeki alaylar olmuşlardır.
Bu eşsiz doğum e ateşle vaftiz, Alman İmparatorluğunu, ancak çok eski devletlerin övünebilecekleri tarihi bir zafer tacı ile donattı. O zaman büyük yükseliş başladı.
Dışarıdaki özgürlük içeride ekmek sağladı. Ulus hem sayıca hem de malca zenginleşti. Devletin şerefiyle birlikte halkın tamamıda eski Alman birliğinin ordularından çok farklı olduğu gözle görülen bir ordu tarafından korundu ve esirgendi.”
İşte Hitlerin yeniden kurmaya karar verdiği Almanya bu Almanya’ydı. Kavgamda Bu Almanya’nın çöküş nedeni saydığı şeyleri uzunca anlatır; Yahudilere ve Marksistlere göz yumulmuştu. Orta sınıf kaba bir materyalizm ve bencillik içindeydi. Dalkavuklar ve çanak yalayıcılar Hohenzollern’lerin tacını sarmıştı. Sağlam bir sosyal politika be ırk politikası yoktu. İşte bütün bunlar, Hitler’in ve Nasyonal Sosyalizmin düzeltmeyi vaat ettiği hatalardı…
Peki 3. Reich’ın(yani Hitler’in) düşüncesel kökleri nelerdi? Doğru Hitler, Nietzsche’den ve Hegel’den etkilenmiştir. Onlardan çok şey almıştır. Yalnız Nazizmin üç büyük peygamberi vardır ve bunlar Hegel ve Nietzsche değil, Wagner, Gobineau ve Chamberlaindir(ilginç şekilde biri Alman, biri Fransız biride İngiliz’dir ama bir Almandan daha fazla Alman milliyetçiliği savunucularıdırlar).
Hitler insanın Nazizmi anlaması için Wagner’i bilmesi gerektiğini söylerdi. Zaten Hitler ilk gençlik günlerinden beri Wagner’e tapmış, Rus cephesindeki ordu karargahlarını rutubetli ve kasvetli sığınaklarında az daha hayatı sona erecekken bile Wagner’in eserlerini, onlara verdiği anlamaları ve Wagner’in evine yaptığı ziyaretleri hatırlamıştır.
Wagner ise Nietzsche kadar Hıristiyanlıktan kopmuş biri değildi bunu operalarında açıkça belli edince de Nietzsche ile araları açılmıştı. Wagner biri Fransız diğeri İngiliz iki adamla tanıştı ve daha sonra bu adamlar 3. Reich’in kurucuları oldular hatta biri(Chamberlain) Wagner’in kızıyla evlendi.
Gobineau eserlerinde şunlardan bahseder; “ırk sorunu tarihin bütün sorunlarından önce gelir... Irkların eşitsizliği bütün halkların kaderini açıklamaya yeter. Tarih göstermiştir ki bütün uygarlık beyaz ırktan doğmuştur. Bu ırkın işbirliği olmadan hiçbir uygarlık olamaz. Beyaz ırkın pırlantası da Arilerdir. Bunlar, örnek insan ailesiydiler. Beyaz ırkın en asil olanları işte bunlardı. Kökenleri Orta Asya’ya(burası çok ilginç) gidiyordu. Naziler bu fikirlere hemen sarıldılar ve Almanyanın her yanında Gobineau dernekelri kuruldu.
Chamberlaine gelirsek, Nazizmin gerçek peygamberidir kendileri. Wagner’in kızıyla evlenen uçuk bir İngiliz. Buna karşın bir Almandan daha fazla Alman. Chamberlain’de tıpkı Gobineau gibi tarihin anahtarını ve uygarlığın temelini ırkta görür. Koyu bir Hıristiyan olduğu içindir ki İsa’nın Yahudi olmadığını kanıtlamaya çalışmıştır. İsa’nın Galile’de doğmuş olması, Arami dilinin gırtlaktan gelen kelimelerini iyice söyleyememesi, Chamberlin’e göre İsa’da büyük miktarda Yahudi olmayan kan bulunduğunun açık işaretleriydi. Sonra a şunu söyler;” Her kim İsa’nın Yahudi olduğunu söylerse ya budaladır ya da yalan söylüyordur. İsa Yahudi değildir.” Peki nedir? Chamberlain’in cevabı; Beklide Ariydi. Kan bakımından olmasa bile moral ve dinsel fikirlerinin Yahudi dininin materyalizmine ve soyut formalizmine karşı olması bakımından kesinlikle Ariydi. İsa’nın ari olduğunu göstermek için bu kadar çabalamasının(Ki bu kişi Nazilerin en büyük peygamberi olarak gösterilir) altında yatan neden nedir?
Chamberlain, Almanya’da Hitler’in büyük bir geleceği olduğunu önceden sezen ve arkasından gittikleri takdirde Almanlar için büyük fırsatların çıkacağını söyleyen ilk aydınlardan biridir. Hitlerle tanışmadan önce hasta, yarı inmeli bir adamken onunla tanıştıktan sonra(ki yıl 1923) birden içindeki ateşi yeniden alevlenen biri oluverdi. Ertesi gün Hitlere yazdığı mektupta Almanya’nın geleceğinin elinde olduğunu söylerler ve tanrı seni Almanya’nın başından eksik etmesin ve Tanrı seni korusun der.
Daha da uzatacaktım aslında ama bende sıkıldım, okuyanlarda sıkılır eminim. Zaten arada baya mesaj geldi ben yazana kadar. Kişisel görüşüm Hitler’in materyalist olduğunun bir saçmalık olduğu. Adamın üstüne atılan onca şey varken bunun atılması da normal. Hy’nın ne yaptığını da anlamıyorum. Ne kadar tarih bilgisi var onu da bilmiyorum ya. Hitler kitabının ismini “Kavgam koymak istememiştir ki birine atıf yapmış olsun. Hitler kitabının ismini “Yalanlara, Budalalığa ve Korkaklığa Karşı Dört Buçuk Yıllık Savaş” koymak istemiştir. Yayın evi ismi çok uzun, ağır ve satışı bozacak bulduğundan değiştirmiştir.
İhsan sen aşağıdaki kısımdan ne anlıyorsun bilmiyorum ama ben ilkinden ırkın seviyesinin düşürmenin Allah katında günah olduğunu bunun için ırkın seviyesini yükseltmek için tedbirler alınması gerktiğini söylediğini anlıyorum ki bu konuda haklıdır da. İkincisinde de yine melezleşen ya da melezleşmeye imkan verenlerin Allah katında günah işlediğini söylüyor. Burada Hitler bunları yaparsa günah işleyeceğini düşündüğü için korkuyor olmasın ve bunların tersini yaparak günah işlemekten kurtuluyor mu? Yazdıkların(ki birinci elden Kavgamdan alıntı) Hitlerin Allah korkusuna sahip olduğunu göstermiyor mu?
Alıntı
"Netice olarak şunu söyleyebilirim: Yüksek ırkın seviyesini düşürmek, fizik ve fıtri bir gerilemeyi meydana getirmek, yaratıcımız olan Allah'ın iradesine karşı günah işlemektir."(Adolf Hitler, Kavgam , Kağan Kitapevi, I. Kitap, 3. Baskı, s. 80)
"Melezleşen veyahut melezleşmeye fırsat veren milletler, Allah'ın iradesine karşı günah işlerler. Bir millet, özel vasfına bağlı kalmazsa dünyada varlığının son verilmesinden şikayetçi olmaya hakkı yoktur." ( Adolf Hitler, Kavgam , Kağan Kitapevi, I. Kitap, 3. Baskı, s. 100)
Haziran 1941 yılına ait gizli bir belgede, dinin yok edilmesi hedefi şöyle anlatılıyordu:
Logged
Matematiksel buluşun itici gücü mantık değil, hayalgücüdür
İhsan Esentürk
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 302
Ynt: Sosyal Darwinizm, Evrim ve Faşizm
«
Yanıtla #8 :
11 Mayıs 2006 - 14:33:05 »
" Mutlu bir kader beni, birbirleri ile birleşmeleri hayatımız boyunce her çareye başvurularak devam ettirilecek bir görev gibi görünen iki Alman devletinin tam sınırları üzerindeki bir kasabada, Braunau am İnn'de dünyaya getirdi.
Alman olan Avusturya, Büyük Alman Vatanı'na tekrar dönülmelidir. Hem bu birleşme iktisadi sebeplerin sonucu olmammalıdır. Bu birleşme iktisadi bakımdan zararlı olsabile mutlaka olmalıdır. Aynı kan, aynı imparatorluğa aittir. Alman kanmi kendi evlatlarını tek bir devlet halinde toplamadıkça sömürgesiyaseti çalışmalarında bulunmayı hak etmeyecektir. Alman sınırları bütün Almanları ihtiva ettiği zaman, bu nüfusu beslemyecek kadar güçsüz olduğunu tahahkkuk ederse bu kavim hissedeceği gerek ve zorunlulukla yabancı topraklar elde etmek için hak sahibi olacaktır. İşteo vakit sapan yerini kılıca bırakacak ve temiz göz yaşları gelecekteki dünyanın ürünlerini hazırlıyacaktır. " Adolf Hitler Kavgam ekol yayıncılık sf 1
Kitabın en başında yer alan bu cümleler, Hristiyanlığın naslarının önemsizleştirildiğinin bir göstergesidir. Sömürge hareketlerine Klise karşı çıkmış, ancak Batı bu serzenişi dinlememiştir. Yaşanan dönem Hristiyanlık sonrası dönemdir. Hristiyanlığın toplum hayatının dışına itildiği ve naslarının artık topluma ve politikalara yön vermediği dönem. Bu dönemin temel özelliği materyalizm başta olmak üzere din dışı felsefelerin hüküm sürmesidir.
Daha öncede belirtiğim gibi God yada Gott Katolik, ya da Protestan ya da Ortodoks bir Gott değildir. Tanrı inancı Hitlerde Alman efsanelerine göre yeniden şekillenmiştir.
Alıntı
Netice olarak şunu söyleyebilirim: Yüksek ırkın seviyesini düşürmek, fizik ve fıtri bir gerilemeyi meydana getirmek, yaratıcımız olan Allah'ın iradesine karşı günah işlemektir."(Adolf Hitler, Kavgam , Kağan Kitapevi, I. Kitap, 3. Baskı, s. 80)
"Melezleşen veyahut melezleşmeye fırsat veren milletler, Allah'ın iradesine karşı günah işlerler. Bir millet, özel vasfına bağlı kalmazsa dünyada varlığının son verilmesinden şikayetçi olmaya hakkı yoktur." ( Adolf Hitler, Kavgam , Kağan Kitapevi, I. Kitap, 3. Baskı, s. 100)
Haziran 1941 yılına ait gizli bir belgede, dinin yok edilmesi hedefi şöyle anlatılıyordu:
Bu cümlelerde gösterilen yaklaşım Hristiyanlığın naslarıyla uyuşmamakta. Tüm ilahi dinler gibi Hristiyanlıkta da Kavmiyetçilik ve ırkçılık yasaktır. Thule derneği ve kurucularına baktığımızda 3 Alman ideolog görülür. İlki Aryan ırkının Atlantisin devamı olduğunu söyliyen ve zamanla karıştıklarını iddia eden Madam Blapatski, Diğeri bu iddiayı sahiplenip bu Irkın gizli örgütlerce korunduğunu söyliyen ve Cermen tarikatını kuran Leintz, ve Cermen tarikatının Üstadı olan Yeni Tapınakçılar tarikatını kuran ve anti- semitist Ostara dergisini yayımlayan Adolf Lanz. Swatikayı Madam Blapatski kitabı "gizli doktirin" d kulllanmıştı. Adolf Lanz Yeni Tapınakçılar ile Tapınakçı ve Koyu Irkçı bir sentez oluşturdu. Ostara dergisinde üstün ırktan olanların farklı oturduklarını ve ayak yapılarının farklı olduğunu iddia etti. Cermen tarikatı üyesi, tecrit edilmiş bir mason olan Rudorf Stefendorf ismini Cermen efsanelerindeki Nortit kırallığından alan Thule derneğini kurdu. Bu derneğin faliyetlerini izlemekle görevli Adolf Hitler daha sonra bu derneğin üyesi olacak ve buradan da 1920 yılında Nasyonal Sosyalist Alman işçi Partisini kuracaktı.... İktidara geldiğinde yanında yer alacak isimlerin çoğuyla Thule derneğinde tanışmıştı... Hitlere hakim olan mistisizmin Kendini Kurtarıcı görmesine sebep olan derinliği vardı.
Daha önceki iletimde yer verdiğim sözlerinde geçen "Yeni partinin
Roma
aleyhindeki şiddetli saldırısına sebep..." Roma Hitlerin eski pagan kültürlere duyduğu hayranlığın yansımasıydı... Kendisini Katolik olarakta görse inançları Katolik öğretiden tamemen farklıydı... Ve her Faşist yönetimde olduğu gibi Pagan kültürün hakimiyeti kendisini Nazi -Almanyası'nda da hissettiriyordu....
Logged
"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Spike Jr
Global Moderator
Uzman Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 299
Ynt: Sosyal Da