GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Forum Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Sayfa: 1 ... 3 4 [5]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Evrim Kutsal Değerlere Müdahale mi?  (Okunma Sayısı 4959 defa)
0 Üye ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #60 : 14 Mayıs 2006 - 00:44:49 »

                            Kısa ve öz cevaplar vereceğim....

Hani Rabbin, Adem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti de) onlar: "Evet (Rabbimizsin), şahid olduk" demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir. Araf/ (172)
Ali Bulaç ( İstersen www.zaman.com.tr adresinden kolayca ulaşabilir irtibat kurabilirsin)

Araf/172. Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Adem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna) şâhit olduk, dediler. (Diyanet Vakfı)

Araf/172-173. Rabbin, insanoğlunun sulbünden soyunu alıp devam ettirmiş, onlara: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim" demiş ve buna kendilerini şahit tutmuştu. Onlar da: "Evet şahidiz" demişlerdi. Bu, kıyamet günü, "Bizim bundan haberimiz yoktu" dersiniz veya "Daha önce babalarımız Allah'a ortak koşmuşlardı, biz de onlardan sonra gelen bir soyuz, bizi, boşa çalışanların yaptıklarından ötürü yok eder misin?" dersiniz diyedir.( Diyanet İşleri)

( Araf/172) Hem rabbın: Beni Âdemden, bellerinden zürriyyetlerini alıb da onları nefislerine karşı şâhid tutarak «rabbınız değilmiyim» diye işhad ettiği vakıt, «evet» dediler: «şâhidiz», Kıyamet günü bizim bundan haberimiz yoktu demeyesiniz( Elmalı Hamdi)

(Araf/172) Rabbin, Âdem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini almış ve: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye onları kendilerine şâhid tutmuştu. "Evet, (buna) şâhidiz!" dediler. kıyâmet günü "Biz bundan habersizdik!" demeyesiniz. ( Süleyman Ateş)

(Araf/172)  Hani Rabbın; ademoğullarının sülbünden soyunu çıkarmış ve kendilerini nefislerine şahid tutmuş. Ben, sizin Rabbınız değil miyim? demişti. Onlar da demişlerdiki: Evet, biz buna şahidiz. Kıyamet günü: Bizim bundan haberimiz yoktu, demeyesiniz. (İbn-i Kesir)

(Araf/173)Ya da: "Bizden önce ancak atalarımız şirk koşmuştu, biz ise onlardan sonra gelme bir kuşağız; işleri batıl olanların yaptıklarından dolayı bizi helak mi edeceksin?" dememeniz için. (Ali Bulaç)

                (Araf) 172. Ve iz ehaze rabbüke mim benı ademe min zuhurihim zürriyyetehüm ve eşhedehüm ala enfüsihim* elestü bi rabbiküm* kalu bela şehidna* en tekulu yevmel kıyameti inna künna an haza ğafilın 173. Ev tekulu innema eşrake abaüna min kablü ve künna zürriyyetem mim ba'dihim* e fetühliküna bima fealel mübtılun

                              Sen bu ayette bel ve çıkartmak kelimeleri yok diyordun ben de sana Yaşar Nuri'nin mealini verdim ve senden eğer samimi isen git Yaşar Nuri'ye itiraz et dedim... Şimdide Süleyman Ateş ve Ali Bulaç'a da itiraz et diyorum. Ki hangi müslümana sorsanız ne zamandan beri müslümansınız diye "kalu bela" dan beri der... Dayanağıda bu ayettir. Ayetin manası gayet açık.... Ve bu ayet bile senin tüm savlarını yerle bir etmeye yeterli.

                                  Fevri yorumlarınızı gördük, yok dediklerinizi de gördük hala neyin mücadelesini veriyorsun.
                           


Alıntı
Sayın Yaşar Nuri her mealinde bir sürü değişiklikler yapar, bu her çevirisinde hataların olduğunu gösterir, takdire değer bir davranış. Ayrıca ben ona ya da bir başkasına bağlı değilim, koyun değilim. Çağın bilimsel bulguları ışığında yaklaşırım ayetlere, ezberlene gelmiş rivayetlere göre değil.
   

                          Bu sözünüze ancak gülünür hemde Hans von Aiberg isimli bir adama taparken.... Sadece O'nun yorumlarını kabul ederken. O kadar hattinizi aşmışsınız ki Namazı da 3 vakte indirmişsiniz! Ne ye dayanarak peki...

                     Hakaretlerine cevap vermeye gerek yok, Ne yeni olan her zaman güzel ve doğrudur, ne geleneksel olan her zaman kötü ve yanlıştır. Her yeni doğru olsaydı Tek bir Peygamber yeterli olurdu....

                       Koyun kelimesine sığdırmışınız tüm kininizi, ben şahsım adına sizin gibi "suyumu bulandırıyorsun" diyen adaletsiz bir Kurt olmaktansa koyun olmayı yeğlerim.... Biz size farklı söyliyemezsiniz demedik, farklı düşünmeniz Onlar'ı küçümseme hakkı vermez size dedik... Zevat kelimesi ne zaman kullanılır bak istersen... ( Eski forumda kullanmıştın)

                        İslam Ülkelerinin durumu mu? Güldürme beni, Osmanlı'yı nereye sığdıracaksın?.. O da geleneksel İslam'a inanıyordu... Endülüs'ü nereye sığdıracaksın?.. O da geleneksel İslam'a iananıyordu... Ve Agust Kompt (pozitivizmin kurucularından) Endülüsü gördükten sonra "Muhammed Allah (tanrı) değil ama İnsan da değil" diyerek hakkını veriyordu İslam'ın... Keşke O'ndaki hakkaniyet duygusu kadar sizde de olsaydı...


                     Evrenler mi? Bizim evrenimizin bir sonu olduğu kesin.... İnsanlar ne yapacak, başka evrenlere mi taşınacak?....


                        Ben açıkcası "nefsinle" tartışmaktan yoruldum. Mümkünse bir dahaki sefere "Aklının" söylediklerini değerlendirme fırsatı ver bana...
Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #61 : 14 Mayıs 2006 - 00:59:40 »


Alıntı
Adamın biri Newyork sokaklarında sürekli parmaklarını şıklatarak yürür. Bir gün biri neden böyle yaptığını sorduğunda, "parmak şıklatmanın filleri uzak tutuğunu" söyler. Newyorkta hiç fil olmadığını söyleyen meraklı adama " görüyor musun bak yöntemim ne kadar işe yarıyor"der İşte bu adamın çarpık mantık örgüsü evrimci çevrelerde de sıkça görülür. Örnek:

Halim:
Alıntı
Alıntı
Irklar evrim sonucu olur, var olan mekanizma zaten mutasyonlarla meydana gelmektedir. Senin eş baskın dediğin genler ya da bir genin diğer varyasyonları mutasyonla sonucu oluşmaktadır.

Komik bir hikaye anlatmışsın teşekkür ederim; ama anlattığın bu hikayeyle benim belirttiğim ifade arasında ilişki kurman genetik konusundaki derin bilgini ortaya koyuyor.

Senden Moğolların, Türklerin, Japonların, Korelilerin daha uzakta Zenci ırkların nasıl oluştuğunu, allel genlerin ne olduğunu, nasıl oluştuğunu, bir bireyde bir genin kaç alleli olabileceğini anlatmanı rica ediyorum ki ırkların nasıl evrim sonucu olduğunu anlatabilelim. Yoksa farklı dillerden konuşmaya devam edeceğiz.

Alıntı
Baskın eş baskın ve çekinik genler yaratılmış olabilir illaki mutasyonlar sonucu oluşmaları gerekmez.

Bu özellikleri uzaylıların verdiği de iddia edilebilir; ama bu kurgudur ve bilimsel değildir, çünkü sınanamaz.

Alıntı
A, B ve  0 kan guruplarına bakalım. Eğer Hz Adem A0 Hz Havva B0 genotipine sahip olsun. A0 AB B0 Ve 00 genotiplerinin çocuklarında görülme ihtimalleri bir birine eşittir ve %25 tir. Mutasyonlara ne gerek var şimdi söyler misiniz? Tek taraflı sorgulama yapmaksızın, başkalarını küçümserken kendi doğmalarını göremeden düşündüğünü sananlar acıyorum halinize.... Zıttınıda koyup tartamayanlar hiç öyle küstalık yapıp "kuru gürültüyle" kazanım yapmaya çalışmayın....

Şimdi sataşmalarını bir kenara koyarsak… Genotipi bir tek kan gruplarından ibaret mi zannediyorsun? Ayrıca tek bir örnek vermekle mutasyonların gereksizliğini mi savunuyorsun?

Saydığın kan gruplarının çok küçük farklılıklardan dolayı alt gruplarının (A1, A2, B1, B2… Rh D, d, C, c, E, e gibi) olduğunu biliyor muydun? Bunlar nasıl oluştu dersin? Sakın A ya da B antijenini kodlayan AYNI DNA sekansının FARKLILIĞINDAN (yani dolayısıyla aa diziliminin farklılığından) olmasın? Hadi Adem A10 Rh+ olsun, A2’ler, Rh D’ler, d’ler, aynı genin faklı varyasyonları nasıl oluştu?

Alıntı
Arkelojik bulgulara uyamayan evrim senaryolarını koyu bağlanmışlıkla savunup, başlık açanlar, delil gösterenler, hatta  Hz Adem'in yaşı ile ilgili yorumları, sırf bu senaryoya uyuyor diye sahiplenenler, ayetleri bu bakış açısıyla yorumlayanlar, bugün uymazsa değiştirir kendini yeniler diyor.

Evet haklısınız (!), Evrime uymuyor, “şıp diye yaratılışa” uyuyor. Her nedense dinozorlar devrine ait bir insan fosili yok? Ya da kambriyen öncesine dair bir tavşan fosili, nedense balık fosillerinden önce memeli fosilleri yok? Neden, 500 milyon yaşında bir memeli, ya da 100 milyon yaşında bir insan iskeleti yok. Neden trilobitlerle ayni yaşta dinozorlar, memeliler, kuşlar bulamamaktayız? Neden insan iskeletlerini, amfibiyenlerin fosilleriyle ile yan yana göremiyoruz. Hayret, neden acaba böyle bir düzenli sıra var jeolojik katmanlarda? Evet, kesinlikle evrim değil! Haşa öyle şey mi olur?!

Adem’in yaşı ile ilgili yorumları sahiplenmiyoruz beyefendi, çelişkilerinizi gösteriyoruz. Bakın milyon yıllık insan fosili varı kabul ediyorsunuz; ama klasik eserleriniz Adem’in şu kadar zaman önce yaşadığını söylüyor, bu ne çelişkidir diyoruz.
Logged

AHHA!
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #62 : 14 Mayıs 2006 - 01:06:05 »


Alıntı
Gelelim şu yönlendirilmiş mutasyonlara, Naylon enzimi alalım bakalım buraya. 400 aa lık zincirde sadece bir noktada baz değişimi, farklı bir enzime yol açarken, kendisnden beklenilen tüm görevleri kusursuzca yerine getirebilen, ve her canlıda canlının tamda ihtiyaç duyduğu yapıların varlığını raslantılarla nasıl açıklayacaklar. Fevaran edip yaygara koparttığınız şey sizin aleyhinize.... Tabi görmek için gözlerin açık olması lazım.

Konu hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığın ve eksik bilgilerinle yorumlar yaptığın cümlelerinden belli oluyor. Bakterinin sentezlemeye başladığı bu enzim ZANNETTİĞİN gibi kusursuzca çalışan bir enzim değil (sadece %2 etkinlik gösterebiliyor) birincil olarak açıp makalesini okuyabilirsin.

Şimdi sen gözlerini aç, dinle ve düşün İhsan bey. Fark ettiysen savunduğunuz gibi naylon enzimi “şıp diye yaratılmamış” ve “en başından beri” bakteride bulunmuyor. Sonradan bakteride mutasyon sonucu meydana geliyor! Feveran edip kendi iddialarınıza yamamaya çalıştığınız şey sizin aleyhinize!

Ben, her yerde ALLAH’IN İRADESİnin geçerli olduğuna, kadere inanan, hatta cüz’i iradeye inanmayan KADERCİ birisi olarak bu bakteride meydana gelen değişiklik (evrim) de olduğu gibi hiç bir şeyin O’nun İRADESİ dışında olduğuna inanmıyorum zaten. Ama benim bu inancım ya da bir başkasının inançsızlığı bilimi ve bilimsel sonuçları ilgilendirmez, bağlamaz. Bilim bu olayda, bu değişikliği Allah yaptı diyemez, çünkü başkası da bunu uzaylılar yaptı diyebilir ki bilim bununla ilgilenmez. Bilim, değişikliğe neden olan Adenin bazı yerine Guanin bazı da gelebilirdi, Adenin bazının gelmesi rastlantısaldır der. Bu noktayla ilgili bilim yorum yapamaz ki. Bilim bu değişikliğin sonucuyla, etkileriyle ilgili olarak yorum yapar. Lütfen bu yüzden bilimsel bir dil kullanılırken kullanılan “rastlantı” kelimesini küçümseyip ikide bir dindarlığımızın reklamı yapmayın.

Alıntı
Bu bakteriler Naylon enzimi ne zaman salgılıyor? Eğer cevabınız sürekli ise o halde canlının yapısı bozulmuş demektir, gelişmiş değil. Canlının oto kontrol sistemi eğer kırılmaya uğrar ve sonsuz kısır döngüye girerse sürekli aynı maddeyi salgılayacaktır. İnsülin hormonu da bu şekilde  elde edilir. Bakteri ihtiyaç duymadığı bir maddeyi neden sürekli salgılasın ki?

Bu değişiklik bakterilerin bulunduğu ortam icabı işine yaradığı için tabi ki sürekli kullanacaktır. Canlının yapısı nasıl bozulmuş oluyor, bu ne demek şimdi, nasıl oluyor bu? Bu yüzden oto kontrolün kırılması mı? Ensülin hormonunu sürekli salgılamıyor mu bahsettiğin bakteriler, merak ettim açıkçası. Böyle bir şeye rastlamadım, duymadım çünkü.
Logged

AHHA!
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #63 : 14 Mayıs 2006 - 01:08:37 »


Alıntı
Hazır mutasyonlara değinmişken, hamam böceklerinin ömrü kısa buna karşılık, "yaşayan fosiller" katagorisindedir. Yaşayan fosiller fosil kayıtlarında var olan ve bugünde aynı yapılarıyla hayatlarını devam ettiren canlılara verilen isim.  Hamam böcekleri yaşadıkları o uzun dönemde niçin onca bölünmeye, üremeye ve mutasyona rağmen değişmeden kalmışlardır.... İşte buna cevap veremeyince yanlız spekülasyonlarla kurtarmaya çalışırsınız. Mutsayon geçirmediklerini, ya da evrim geçirmediklerini nerden biliyorsunuz diynler, evrim geçirdiklerini nerden biliyorsunuz? Elinizde kayıtlar mı varki karşılaştırma yapıyorsunuz?

Buna cevabı vermiştim. Fosiller konusunda hangi uzmanlığa sahipsiniz de Hamam böceklerinin evrim geçirmediğini söyleyebiliyorsunuz. Evrimi sadece şekil değişikliği olarak mı algılıyorsunuz? Hamam böceklerinin sert kabukları radyasyondan bile etkilenmiyor. Şekil bazında evrimleşme olmamış olabilir. Bu böceklerin iç sistemlerinde değişiklik meydana gelmediğini nereden biliyorsunuz?

Spekülasyon yapılmıyor. Kimse bir canlı (hamam böcekleri ya da bir başkası) evrim geçirmek zorundadır demiyor. Çevre şartları değişiyorsa canlı da o ortama zamanla ayak uyduracaktır, değişiklik çok azsa evrimleşme de yavaş olacaktır. Bu genel bir kuraldır. Bu kuraldan hareketle yorum yapılıyor.

Alıntı
Sakın bana evrimci bakış açısıyla benzer işleve sahip moleküller arasındaki "göreceli mutasyonları" örnek olarak sunma benim için analamı yok çünkü....

Bu konuyla ilgili başlıkta gereken cevap verilmişti. Literatüre yeni kavramlar katma konusunda başarılısınız. “Göreceli mutasyon” da ne ola ki? Konu hakkında yeterince bilgin olmadan atıp tutarsan senin için anlamı olmaz tabi ki.

Alıntı
Mısır hücresiyle insan hücresi akrabadır diyorsanız o zaman iki farklı canlıdan nasıl olupta benzer dizilime sahip olduklarını açıklamak zorundasınız!!

Cevabı kendin veriyorsun, farkında değilsin. Mısır ve insan da her canlının birbiriyle uzak ya da yakından akraba olması sebebiyle benzer (tıpatıp aynı değil!) dizilimlere sahip olacaktır ki beklenen de budur.

Alıntı
Siz muhtemelen ne anlama geldiğini bu seferde anlamak istemiyeceksiniz ancak, "evrimin" geçersizliğinin kanıtlanması, ani yaratılışı bilimsel yapar. Düz mantıkla ispatlanmaz herşey.

Uzaylıların canlıları belirli aralıklarla dünyaya bıraktığını da ispatlayabilir aynı mantıkla, değil mi? Buna inanan çok kişi de var!
Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #64 : 14 Mayıs 2006 - 01:19:45 »

Halim:
Alıntı
Senden Moğolların, Türklerin, Japonların, Korelilerin daha uzakta Zenci ırkların nasıl oluştuğunu, allel genlerin ne olduğunu, nasıl oluştuğunu, bir bireyde bir genin kaç alleli olabileceğini anlatmanı rica ediyorum ki ırkların nasıl evrim sonucu olduğunu anlatabilelim. Yoksa farklı dillerden konuşmaya devam edeceğiz.

                            Sahi, genom projesi ne diyordu insanlar arasındaki fark için... %1 mi yoksa %01 mi? Evet Binde birlik fark var. 3 milyarın binde 1 i 3 milyon yapar... 3 milyon farkıda sadece var olan genler oluşturabilir. Krosing over, baskın eş baskın çekinik genler bu 3 milyon farkı oluşturabilir. Peki madem mutasyonlar sonucu oluştu o zaman genetik farkın daha büyük olması gerekmiyor mu?...

                        Birde eşeye bakalım... X ve Y kromozomu... XX dişi XY erkek ve çok açıkki eşeyle ilgili tüm genetik bilginin tek kromozom üzerinde toplanması gerekiyor acaba raslantısal olarak bu dizilimler nasıl tek kromozon üzerinde toplanabildi? Açıklar mısınız madem genetik bilginiz yüksek buyurun açıklayın. ( sakın bana zamana yayılmış gelişimsel "işte öylesine hikayeler" anlatmayın ) Mümkünse matematiği kullanın....
 
  Halim:

        
Alıntı
          Şimdi sataşmalarını bir kenara koyarsak… Genotipi bir tek kan gruplarından ibaret mi zannediyorsun? Ayrıca tek bir örnek vermekle mutasyonların gereksizliğini mi savunuyorsun?

            Saydığın kan gruplarının çok küçük farklılıklardan dolayı alt gruplarının (A1, A2, B1, B2… Rh D, d, C, c, E, e gibi) olduğunu biliyor muydun? Bunlar nasıl oluştu dersin? Sakın A ya da B antijenini kodlayan AYNI DNA sekansının FARKLILIĞINDAN (yani dolayısıyla aa diziliminin farklılığından) olmasın? Hadi Adem A10 Rh+ olsun, A2’ler, Rh D’ler, d’ler, aynı genin faklı varyasyonları nasıl oluştu?

                      Buyurun siz açıklayında vbiz bilmediklerimizi öğrenmiş olalım.... Ben size sonra nasıl olacağını açıklarım...  a4

                    Bende size Kalpten bahsedeyim..... Ya da Hormonal bir sistemin sadece bir parçasından ya da sitede yer alan Ali Demirsoy'un Enzimler makalesinden... Buyurun her an nötr mutasyonlara geri dönebiliriz.... Ayrıca Abdurrahman Dilipak üzerinden spekülasyon yapmayı bırakın.... Dinozorlar ve İnsan üzerinden de.... Mesela bunu yerine 3 milyon yıllık bola taşlarını açıklamayı deneyebilirsiniz?


                        Son mesajlarınızdaki gereksiz çıkışlarınıza cevaben önce okuduğunuzu anlayıon sonra cevap verirsiniz. Kusursuzca çalışan naylon enzim değil sistemin tümü örneğin... Okuduğunu anlamak önemlidir. Einstein "Bana bir problemi çözmek için 10 dk verilse 9 dk sını soruyu anlamaya harcarım" der mesela.... Önce anlayın sonra cevap verin....
« Son Düzenleme: 14 Mayıs 2006 - 01:22:10 Gönderen: İhsan Esentürk » Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #65 : 14 Mayıs 2006 - 01:42:38 »


Dediklerimi sanırım anlamıyorsun. Yaşar Nuri, Ali Bulaç, adını verdiğin Sevgili Hans Aiberg ya da bir başkasına bağlı değilim, kimseye takılı kalmıyorum. İki de bir Ali Bulaç’tan ayetler, yazılar verdiğinize göre bu belki sizin bir yerlere bağlı olduğunuzu gösterir. Şimdi bambaşka bir konuya (Kuranda insan’ın evrimine) direkt el attın, başlık altında tartışalım, burası uygun değil.
Bütün savlarımı yıkıyor mu? : )
Bütün Müslümanların “kalu bela” dan beri demesi de beni ilgilendirmiyor?
Alıntı
Bu sözünüze ancak gülünür hemde Hans von Aiberg isimli bir adama taparken.... Sadece O'nun yorumlarını kabul ederken. O kadar hattinizi aşmışsınız ki Namazı da 3 vakte indirmişsiniz! Ne ye dayanarak peki...

Bu cümlene ancak iftira üzeri sonsuz iftira denilir. Hans Aiberg’e tapıyormuşum : ). Benim o sevgi değer insanla olan ilişkilerimi, ne kadar yakın olup olmadığımı, eleştirip eleştirmediğimi (!!!) biliyor musun da İFTİRANIN EN BÜYÜĞÜNÜ yapıyorsun kutsala müdahale etmeyen beyefendi!. Yeri geldi mi ben herkes gibi onun da fikirlerini eleştiriyorum, tapıyormuşum, sen kendi haline gül.

3 vakit namaz konusu burada tartışılacak bir konu değil. Kimsenin 3 vakte indirdiği yok, Kuranda olan anlatılıyor.

Alıntı
Koyun kelimesine sığdırmışınız tüm kininizi, ben şahsım adına sizin gibi "suyumu bulandırıyorsun" diyen adaletsiz bir Kurt olmaktansa koyun olmayı yeğlerim.... Biz size farklı söyliyemezsiniz demedik, farklı düşünmeniz Onlar'ı küçümseme hakkı vermez size dedik... Zevat kelimesi ne zaman kullanılır bak istersen...

Sanırım, aynı düşünceden olmayan insanlara karşı içinde bir kin büyüttüğünden muhatabının da senin gibi olduğunu zannederek alışkanlığın olan İFTİRA atmaya devam ediyorsun.

“Koyun” bir anlayışın simgesidir, üzerine neden alıyorsun? Yanlış bir örnek vermişsin. Öndeki koyun uçurumdan aşağı yuvarlandığı için onu takip ederek –sürü psikolojisi- uçurumdan atlayan diğer onlarca koyun örneği –ki TV’de çıktı- buna güzel ve ilişkin örnek olabilir.

Hala onları küçümsediğimizi söylüyor ve iftiralara devam ediyorsun, zaten başka bir şey beklemiyorum senden.

”Zevat” kelimesiyle ilgili olarak –illa bir kulp takacak, bir yerden eleştireceksin ya- açarsın TDK’nın sitesini, bakarsın “zevat” kelimesinin ne anlamda kullanıldığına. Sen benim “zevat” kelimesiyle hangi anlamı kastettiğimi nereden biliyorsun. “zevat” ne anlama geliyorsa o anlamda kullandım, alay edeceksem o zâtlarla (şimdi zâtlar kelimesine de takarsın) –ki böyle bir şey söz konusu değil- açık bir ifade kullanırım. Sen beni benden daha iyi mi biliyorsun be adam?

Alıntı
İslam Ülkelerinin durumu mu? Güldürme beni, Osmanlı'yı nereye sığdıracaksın?.. O da geleneksel İslam'a inanıyordu... Endülüs'ü nereye sığdıracaksın?.. O da geleneksel İslam'a inanıyordu...

Osmanlı örneğini vermen İslam ülkelerini kurtarmaz. Osmanlının yükselişi geleneksel Sünni anlayıştan olmayan Bektaşi, Ahi geleneğinin etkisiyledir. Ne zamanki Halifelik alındı, Ortodoks ve Katolik Müslümanlık anlayışı hakim olmaya başladı Osmanlı duraklamaya ve çöküşe geçti.

 
Alıntı
Evrenler mi? Bizim evrenimizin bir sonu olduğu kesin.... İnsanlar ne yapacak, başka evrenlere mi taşınacak?....

Tek evren mi? Bizim evrenimizin sonu var; ama evrenlerin sonu yok. Ötelerde gidilecek bir ahireti kabul ediyorsun da, gidilecek başka bir evreni kabul etmek zor mu?

Alıntı
Ben açıkcası "nefsinle" tartışmaktan yoruldum. Mümkünse bir dahaki sefere "Aklının" söylediklerini değerlendirme fırsatı ver bana...

Forumda tartıştığın insanlara sataşarak, küçümseyerek (nefsinden gelerek) değil de, laf kalabalığına girmeden direkt cevaplar ver ki, laf yetiştirmek zorunda kalmayasın!

Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #66 : 14 Mayıs 2006 - 03:16:48 »

           
Halim:

Alıntı
Dediklerimi sanırım anlamıyorsun. Yaşar Nuri, Ali Bulaç, adını verdiğin Sevgili Hans Aiberg ya da bir başkasına bağlı değilim, kimseye takılı kalmıyorum. İki de bir Ali Bulaç’tan ayetler, yazılar verdiğinize göre bu belki sizin bir yerlere bağlı olduğunuzu gösterir. Şimdi bambaşka bir konuya (Kuranda insan’ın evrimine) direkt el attın, başlık altında tartışalım, burası uygun değil.
Bütün savlarımı yıkıyor mu? : )
Bütün Müslümanların “kalu bela” dan beri demesi de beni ilgilendirmiyor?



      1_ Hiç bir cemeate, guruba mensup değilim. Cemeatlerin içinde bulundum çok şey aldım belki ama bağlı kalmadım. Hatta bir zamanlar şu veya bu vesile ile aralarında bulunup şuan hiçbir şekilde tasvip etmediğim cemeatlerde var....
     2_ Meal özel bir durumdur ve güven gerektirir. Ali Bulaç'ı makalelerini takip eteip ilmine ve samimiyetine güvendikten sonra okumaya başladım. Daha önce Otorite kabul edilen aynı zamanda tefsiride bulunan Elmalı Hamdi Yazır'ı okuyordum. Şimdi karşılaştıormalı okuyorum...
   3_ Ne Yaşar Nuri'nin ne de Süleyman Ateşin mealini okurum. Sana sunmamın sebebi bu kişilerin hayatta olmasıydı....
   4_ Hans von Aiberg'e gelince o zaman selam&selam yoktu en azından ben bilmiyordum, kendisiyle bir kitabıyla tanışmıştım ve internetten Hızır Tezkeresinden takip etmeye çalışıyordum. Ve daha sonra "Gelsin sizin Gazalileriniz Gaylenileriniz" sözü üzerine okumayı bıraktım. Bir İlim adamı eğer İslamla uğraşacaksa önce mütevazi olmayı öğrenmeli. Ayrıca hiç bir Alim kendinden öncekileri küçümsemez küçümseyemez....
    5_ Osmanlının duraklaması Kanuni'nin son döneminde Medreselerden müspet ilmin çıkartılmasıyla başlar. Ve sünni İslam'a göre yönetilir. Endülis varken bunu tartışmak bile manasız. Halifeliğe gelince kullanılmaya Abdülhamit döneminde başlanır. Yavuzla birlikte gelmiştir oysa... Halifeliğin siyasi olarak kullanımının geçikmesinin sebebi, Osmanlının Osmanlı olarak İslam dünyasının önderliğini ve koruyuculuğunu üstlenmiş olmasıdır. Güçü zayıfladıktan sonra kulanır. Kaldi ki Yavuz kendi üzerine Halifeliği istiyerek almış değldir...

     6_ Evrenlerle ilgili konuda tek ayet yeterli olur istersen özelden gönderirim. Evet bu alemlerin bir sonu vardır ve Cennet ve Cehennem geleneksel anlamda anlaşıldığı gibidir.
     7_ Kur'an da evrim başlığını açmadım yada konuyu dışarı çıkartmadım. Sadece neyi gördüğümüzü söyledim.....
     8_ Namza gelince Namz 5 vakittir. En az 4vakit olaması gerektiğine dair ayeti sunabilirim.... Şansını zorlama bence....
     9_ "Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum. Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum..."  İstersen şiirin devamınıda sunar İrtica ile bağlarım koyun yakıştırmanı... Gereksiz tartışmaya girmemek için "koyun"u üzerime aldım. Zira söylediğin abesle iştigalden başka bişi değil...

    10_ Laf yetiştiren kim? Bunu arkadaşların takdirine bırkıyorum... Eğer amacım sataşmak olsaydı "koyun"u postuyla yuttururdum sana... Bu cümleden ne kadar kızdığımı anlamış olmalısın....
    11_ Tartışırken önyargılarını bırakta tartış. Kendimden pay biçerek başkaları hakkında yorum yapmak adetim değildir... Ancak kullanılan kelimelerden neyi nasıl algıladığını kolayca çıkartabilirim...
               
   

     
« Son Düzenleme: 14 Mayıs 2006 - 03:21:25 Gönderen: İhsan Esentürk » Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #67 : 14 Mayıs 2006 - 15:37:20 »


Ne halin varsa gör, sizin gibilerle zamanımı kaybedemem.

Forumdaşlar kimin tartışmalarda saldırgan tavırlar gösteriyor olduğunu, kimin başlattığını görüyor, takdir onların.

------------------------------------------------

Gereksiz tartışmalardan başka hiç bir şey alamadığım bu forumda artık yazmayacağım.

Her türlü konuda (Bilim, Din, Tasavvuf, Evrim) sohbet etmek, fikir paylaşımında bulunmak isteyen arkadaşlar "ahalimkilic@hotmail.com" msn adresiminden bana ulaşabilirler.

İyi günler dilerim..
Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 205
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #68 : 14 Mayıs 2006 - 17:09:30 »

arkadaşlar bu forumu açtığıma açaçağıma pişman oldum diyebilirim. kendi inançlarıma kasten açtığım başlıkta bilgiden başka bişeyin arayışında değilim. ve bireysel sadece erkeksi psikolojilerinizi konuşturarak benim bilgi alma özgürlüğümü kısıtladığınızı düşünüyorum.  göremediğim yaklaşımları siz bilime yakın arkadaşların büyüteç tutması beklentileri içndeydim. karşınızdakinin inançlarını hesaba katmadan fikirlerin konuşulması taraftarıyım, Alp eren kardeşimden son mesajını düzeltemesini rica ediyorum,
ve bu forumu yönetmeyi teklif ediyorum sizlere soruları ben soracağım (bu kadar hakkım olsun istiyorum, başlık sahibi olarak)gereksiz laf kalabalığı olmadan.

Evrim kutsal değerlere müdahale mi?
« Son Düzenleme: 14 Mayıs 2006 - 17:48:16 Gönderen: Birgül Çelebi » Logged
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #69 : 14 Mayıs 2006 - 19:42:15 »


Halim:
Alıntı
Ne halin varsa gör, sizin gibilerle zamanımı kaybedemem.

Forumdaşlar kimin tartışmalarda saldırgan tavırlar gösteriyor olduğunu, kimin başlattığını görüyor, takdir onların.

                İnceleme

                Konuda neden buraya geldik?

Modern dünyanın paradigmalarına popüler kültürün dayatmalarına neden sığınıldı? İlerici gerici(koyun) ayrımana neden gelindi? Sığınılan şey popüler kültürün birey olmayı öne çıkartan tutumuydu. Bir guruba, cenmeate ya da mezhebe üye olmanın, dahil olmanın kötü birşey gibi sunulup "Koyun" olmakla sürü psikolojisiyle hareket etmekle ve dolayısıyla düşünmemekle kişi olmamakla suçlanmamızın sebebi ne idi? Bir topluluğa ya da bir kültüre bağlı olmak birey olmak önünde engel olmadığı gibi, özgür düşünceninde önünde engel değildir. Taassup düşünülmeden kabul edilen geleneksele aittir. Peki geleneksel olmayı suçlamanın açılımı nedir? Gelenksel olmakla suçlanmanın açılımı geleneksel oanın mutlaka yanlış olduğuduır. "Rivayete değil günümüzün biliminde ayetleri yorumluyoruz" yaklaşımı iki açıdan sakıncalıdır. 1. Rivayete dayalı dediğiniz geleneksel görüş sasıl kaynağına sizden daha yakındır... Asıl kaynapğına yani Resulullah'a sizden daha yakın olması daha az çarpıtılmış olmasıdır. 2. Sakıncasıda bugünün bilimnin değişken olmasıdır. Yarın farklı birşey söylemiyeceğinin garantisi yoktur. Bilim yığılan ilerleyen ilerlerken eteklerini süpüren bir yapıdır. Ayetleri Resulullah'ın yol göstermesi olmaksızın yorumlayamazsınız. Hele hele "evrim" gibi bir muammayı baz alarak asla yorumlıyamazsınız.

                  İlerici-gerici polemiğine girilmiş olmasının sebebi, çıkış yolu aramaktan geçer. Her kimki karşısındaki görüşün gerici olduğunu söylüyorsa kendi savına güven duymuyor demektir. Üst sistem alt sistemlerin bir biriyle karşılaştıkların da davranışları farklıdır. Üst sistem alt sistemle karşılaştığında karşı propaganda yapma gereği duymaz. Çünkü o zaten kendisiyle değerini ortaya koymuştur. Ancak alat sistem üst sistemle karşılaştığında karşı propagandaya girişmek zorundadır. Daha önce var olanı kötülemeksizin kendisine yer açamaz, kabul ettiremez....

                   Osmanlı ya da Endülüs'ün karşı propaganda yapmamalarının sebebi o gün için karşılaştıkları sistemlere göre üst olmalarıydı. Nitekim Endülüs kısa süre içersinde ortaya koyduğu atılım ve açılımla kendini ispatlamıştı. Evrimci çevrelerin "barnazlık" "tabu " gibi değerlerle dinleri küçümseme eğilimleri alt sistem psikolojisinden gelir...

                     Burada gelinen noktada "günümüz batı" toplumlarının "gelişmişlikleri" ile İslam dünyasının "geri kalmışlığı" kıyaslanmasının sebebi budur. Modern dünya paradigmasının yaklaşımlarının üstün olduğunu vurgulamak için yapılmış bu karşılaştırma hem görecelidir, gelişmişliği ne ile ölçtüğünüze bağlıdır hem de tarihi gerçeklerden yoksundur. Aynı İslam ile Endülüs Osmanlı ve Asr-ı saadet, Abbasiler dönemindeki bilimsel gelişmeler yakalanmış hatta bu bilgi birikimi, bugünün batısını hazırlamışsa İslam ya da geleneksel analayış suçlu gösterilemez. O halde buradaki suçlama maksatlı ve sığınmacıdır. Batı toplumları kültürel ve bilimsel gelişmişliklerine rağmen "toplumsal barışı" sağlıyamamıştır. Suç oranlarının hayli yüksek olduğu bir toplum yapısı kendisini sürekli hissettirmiştir. Osmanlının yakaladığı başarı henüz yakalanabilmiş değildir. Eğer ölçmeyi suç oranlarına göre yaparsnız batı hala gelişememiştir.

                      Bireyselliğin ve tanımlanmamış "özgürlüğün" popüler kültürü kuşattığı bir dönemde karşısındakini "koyun" olmakla suçlamak, popüler kültürün oluşturduğu algıdan nemalanma çabasıdır. Ancak tesirli olabilmesi için karşıdakinin bu algılamaya sahip olması gerekir. Kızdığım doğrudur. Ancak kızma sebebim şahsım değildir. Şahsımın dışında kalan evet belki eğitim alma hakkından mahrum olmuş, zamanın şartlarında eğitim alamamış ancak gösterdikleri güzel ahlakla belkide Allah katında hepimizden çok daha değerli olan insanlardır. Ve bu insanlra geleneksel bir anlayışı benimsedikleri için kimse "koyun" deme hakkına sahip değildir. Bu basitliğe düşümüş olmasının sebebi fikri dayanak yoksunluğudur.

                      Her şey için iki çözüm yolu vardır. Bunlardan bir kolay diğeri zordur ve kolay olanın tek avantajı kolay olmasıdır. Giderken hakaret etme bisitliğine düşülme sebebide budur......

                     Bu iletiyi yazma amacım ne tekrar hakaretler savuranlara cevap vermek ne de kendimi savunmaktı. Bu iletinin yazılma amacı Hakkaniyete adalete davetti.... Adil olmak zor diyenlere....


                    Artık bu başlığın sorusuna cevap verdiğimi düşünüyorum...
           Evrim kutsal değerlere müdahale midir? Evet müdahaledir. Gerekçesi Sosyal Darwinizm, Evrim Faşizm başlığında ve bu başlığın açılmasına sebep olan iletiyi okuduğunuz  başlıktaki ilk iletimde cevaplanmıştır.....

                         Selamlar...   Saygılar.....                 

                 
« Son Düzenleme: 14 Mayıs 2006 - 19:48:06 Gönderen: İhsan Esentürk » Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Aktif Üye
**
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 26
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #70 : 14 Mayıs 2006 - 20:54:34 »

Merhaba Arkadaslar,

Genel olarak forumda ki tartismalarda mesajlari editlemek yada silmekten olabildigince uzak durmaya calisiyoruz. Bir uyenin fikri diger bir uye tarafindan kabul gormeyebilir. Bu son derece dogal bir durum. Fakat gerek kisilik haklarina gerekse forum duzeni ve kurallarina aykiri forum postlari hicbir sekilde kabul edilemez bir durum. Bu forum basligi altina bu mesaji yaziyor olmamin nedeni, forum katilimcilarindan biraz daha sag duyulu ve saygili olmalarini rica etmek icin.

Tesekkurler, Selamlar
Logged

Türkiye Bilim Sitesi
Yeni Üye
*
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 5
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #71 : 14 Mayıs 2006 - 22:01:26 »

evrim bakıldığında yücelerek gelişimeyi ifade eder.Teori; bilimsel ispatlara dayanır.
şunda hem fikiriz sanırım evrim bir teori değil hipotezdir.

şimdi, bendeki kaynakta Fransız Lamarck ve Buffon tarafından yumuşak hatlarda ifade edilmiş. 19. yüzyıl sonlarında tıp okulunun 2.sömestrinden ayrılmış, papaz okulu mezunu Darwin, Lamarck ve Buffon'un görüşlerinden habersiz; kendine tetkik edilmek üzere bir biyoloğun (Alfred Russel) gönderdiği makaleyi kendi adına yayınlamış ve Darwin' in bombası böyle patlamıştır.
Ataistler ve maddeciler bu hipoteze teori gibi  sıkı sıkıya sarıldılar.
evrimin kabulü yada ispatı (ikna olduklarını varsayarak) neyi beraberinde getirir?
bunları peşin hükümlerimizi bi kenara bırakarak ana konudan da sapmadan tartışalım arkadaşlar.

Evrim kutsal değerlere müdahale midir?

merhaba arkadaşalar, başlığa yazılan mesajların hepsini okumak için vaktim yok fakat bazı yazılanlara göz attım ve gördüğüm kadarı ile ortada tartışılacak bir konu olmadığı halde ilginç boyutlar kazanmış... 19. yy'dan 21. yy'a bu tartışmanın hala sürmesi üzücü ve bir o kadar da hayret verici...

öncelikle ilk mesajda dikkatimi çeken konu charles darwin'in, alfred russel wallace'in makalesini kendi adına yayınladığının söylenmesi oldu, tabiki bu doğru değildir... wallace'ın da doğal seçilimi bir şekilde bulduğu doğrudur fakat darwin bunu wallace dan çok daha önce keşfetmiştir (darwin, wallace'ın makalesinden yıllar önce, Thomas Malthus'un londra ve nufüs artışı üzerine yazdığı bir romanı okuduğunda doğal seçilimi keşfetmiştir) fakat darwin tezinin, özellikle incildeki bilgilerle (örn:6 günde yaratılış) çeliştiğini bildiğinden gelebilecek tüm itirazlara hazırlıklı olabilmek için tam 20 sene evrim üzerine çalışmıştır ve sonunda, wallace ın mektupla bildirdiği makalesini okuduğunda da aynı görüşlere sahip olduklarını görünce teorinin kimin adına çıkarılması gerektiği hakkında ikileme düşmüş ve "wallaceın veya bir başkasının böyle bayağı bir zihniyetle hareket ettiğimi düşünmesindense kitabımı olduğu gibi yakmayı kat kat tercih ederim" demiştir ve bunun üzerine dostları hooker ve lyell in de fikrini alarak güzel bir karar almış ve londradaki bir doğa tarihi kuruluşu olan linne derneğinin temmuz ayı toplantısında kuramı darwin-wallace adı ile duyurmuştur, tabi burada haklı olarak darwinin doğal seçilimi çok daha önceden bulduğunu da belgeler ile belirtmiş ve evrimin asıl kuramcısı darwin olmuştur... daha sonraki mektup örneklerine de bakıldığında wallace da bu karardan son derece memnun kalmış ve aralarında sıkı bir dostluk gelişmiştir...
----
evrim günümüzdeki sağlam kanıtları ile artık bir gerçektir (bkz:tiktaalik roseae ve moleküler düzeyde evrimin ispatı...vs) ve böyle bir gerçeği bazı fikirler ile çelişiyor diye saklamak da cehalettir ki darwin bunu saklasa bile 21.yya kadar kim bilir kaç bilim adamı daha bu gerçeği bulacaktı. sonuçta darwin de ateist değil, agnostikti fakat burada asıl önemli olan darwinin dini görüşü değil evrim teorisinin dine karşı hiç bir müdehalesinin olmamasıdır, ayrıca bir gerçek daha varki kutsal kitaplardaki bilgilerle çelişen, bugün sadece evrim gerçeği değildir, örneğin jeoloji ve astronomi gibi bir çok bilim dalı da bize dünyamızın (~4milyar yıl) ve evrenimizin (~14milyar yıl) yaşı hakkında bilgiler vermektedir, fakat tekvin de var olan bilgilere bakacak olursak evrenin yaşı en fazla 10000 yıldır...

ayrıca darwinin hayatını tarafsız yazılmış, gerçekleri anlatan kitaplardan okursanız eğer, ırkçı bir zihniyete sahip olmadığını ve ya tarikat kurma çabalarının olmadığını anlayacaksınız... fakat bazı bedava dağıtılan darwinizm karşıtı kitap ve internette yayınlanan darwini karalayıcı animasyonlarda anlatılanları inceleyecek olursak darwinin faşist liderlere ilham kaynağı olduğu ve bu yüzden evrim kuramını çıkardığı için suçlanması gerektiğinden bahsedilmektedir... bilimin önünü kesmenin bu kadar basit karalamalarla mümkün olmaması gerektiniği hepimiz biliyoruz ki böyle bir zihniyetle yola çıkarsak eğer, alfred nobel in de dinamiti bulmaması gerekirdi ve tünellerin yapımına halen kazma kürekle devam edilmeliydi... sonuç olarak kutsal değerlere müdehale ögesi bu tür bilimsel adımları engellemek için çok iyi bir yöntem gibi gelse de kulağa, bunun arkasına sığınacak olursak eğer, günümüze kadar elde ettiğimiz tüm bilimleri (fizik,kimya,biyoloji,hatta felsefe...) sırf çelişiyor diye görmezden gelmemiz gerekirdi ve hala geceleri ay ışığına muhtaç kalmalıydık...

sonuç olarak evrim sayesinde bugün milyonlarca yıl önce yaşamış atalarımızın fosillerindeki kanser izleri araştırılmakta ve tıpta yeni bulgular elde edilmektedir ve bu sadece evrimin gerçeğinin faydalarından birisidir. ben herkesin öncelikle kafasını evrim ve darwinizm hakkında taraflı yazılarla doldurmasındansa öncelikle tarafsız ve gerçekleri olduğu gibi aktaran yayınları okumasını isterim ve bunun için de bir kaç kitap örneği veriyorum:

http://www.kitap.tubitak.gov.tr/htm7/ky199.html

http://www.kitap.tubitak.gov.tr/k040.html

http://www.kitap.tubitak.gov.tr/k125.html

saygılar.
Logged
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 205
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #72 : 15 Mayıs 2006 - 09:15:14 »

arkadaşlar bu başlıkta bir çok taraf olunduğumuz değerler yıprandığına hepimiz şahidiz. Bu yıpranma kullanılan üslup  ve öteki olana tahammülsüzlükten kaynaklandı. Ben bilimle uğraşan insanları fevri davranışlardan uzak ve provakatif yaklaşımları çok da dikkate almazlar zannederdim, anladım ki onları kafamda çok büyütmüşüm.
Musa Altıhan bey, verdiğiniz kaynaklar için teşekkür ederim,
evrim bu hali ile çok konuşulacak bir alan anlaşılıyor ki, fakat çözünmelere pek fırsat verilmiyor. bi önceki mesajımdaki teklifimi bazı arkadaşlar özelden yanıtladılar ve gerekli görüldüğünde yeni bir başlıkda konuşulur.
Anlaşılacağı gibi bu forumun yıpranmışlığı genbilime yakışmadığı gerekçesiyle bu başlığı kilitliyorum.

ufkumuzun hiç kilitlenmemesi dileklerimle
saygılar,
Logged
Sayfa: 1 ... 3 4 [5]   Yukarı git
Yazdır
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi  |  Katagoriler  |  Evrim (Moderatör: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç)  |  Konu: Evrim Kutsal Değerlere Müdahale mi?
Gitmek istediğiniz yer:  

Bu Sayfa 0.114 Saniyede 28 Sorgu ile Oluşturuldu
Forumda Arama                   Gelişmiş Arama
Sponsor Bağlantılar
Forum Duyuruları
Forumlarda görüntü kirliliğini önlemek için kayıt olduktan sonra profil resminizi güncellemeyi unutmayınız.
Forum Rütbeleri / Mesaj Sayısı
Yeni Üye < 10
Aktif Üye 10-29
Paylaşımcı Üye 30-49
Tecrübeli Üye 50-99
Uzman Üye > 100
Forum RSS