GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Forum Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Yarı balık yarı dörtayaklı omurgalı fosili  (Okunma Sayısı 2063 defa)
0 Üye ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 141
Üyelik Bilgileri
« : 06 Nisan 2006 - 20:49:04 »

Nature dergisinin son sayısındaki makaleye göre, Kanada'nın kuzey kutbu bölgesinde bulunan fosillerin, evrim sürecinde 375 milyon yıl önce karaya çıkan dörtayaklı omurgalıyla balık arasındaki 'eksik halka' olduğu düşünülüyor.

Makaleyi kaleme alan bilimadamlarına göre, bir çeşit balık ve iki metreden uzun vücudu taşıyabilecek eklemli yüzgeçlere sahip bir çeşit timsaha benzeyen 'Tiktaalik rosea' fosili, evrim sürecinde dörtayaklıları ortaya çıkaran değişime işaret ediyor.
 
'Tiktaalik' adının, fosillerin bulunduğu bölgedeki toplulukların bilgeler konseyince verildiği, kelimenin 'sığ suların büyük balığı' anlamına geldiği belirtildi.
 
Araştırmacılar, Tiktaalik parçalarını bir araya getirerek iskelet oluşturmayı başardı. Buna göre, yassı vücuda sahip hayvanın gözleri sırtıyla aynı hizada.
 
Hayvan boynunu oynatabiliyor ve kaburgaları omurgaya bağlı. Hayvanın kürek kemikleri ve vücut ağırlığını çekerken karmaşık hareketleri de yapabilen ön yüzgeçleri bulunuyor.
 
Tiktaalik, o vakitler bitişik olan Avrupa ve Amerika kıtalarının kuzeyinde subtropikal ve tropikal iklime sahip ortamda, fazla derin olmayan ve yavaş akan sularda yaşıyordu.
 
20 cm uzunluğundakafası olan hayvan, uzmanlara göre, ağızla solungaç arası bir sistemle nefes alıyordu.
 
ABD'nin Philadelphia kentindeki Doğa Bilimleri Akademisi'nden Edward Daeschler, 'bu fosiller bulunana kadar dörtayaklıların temel karakteristiklerinin kökenin karanlıkta kaldığını' vurguladı.
 
Bilimadamlarına göre, bugün sürüngenler ve hem karada hem de suda yaşayabilen (amfibik) canlılardan oluşan omurgalı dörtayaklılar, kuşlar ve memeliler, evrim sürecinde yüzgeçlerden gelişen bacakları sayesinde karadaki hayata ayak uydurabildi.
 
Bu süreçte tiktaalik, 'panderihthis' adı verilen, en az 380 milyon yıl önce yaşamış balıktan sonra ve 365 milyon yıl önce yaşamış 'akanthostega' ve 'ihthiostega' adlı ilk dörtayaklılardan önce geliyor.
Logged

Kişinin bilmediği ya da hiçbir şekilde fikrinin olmadığı düşünceler gece kafasının labirentlerinde dolaşır.-Goethe
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : 07 Nisan 2006 - 08:29:04 »

Merhaba Sedat,

Eklediğin haberler için teşekkür ederim. Senden ricam haberleri eklerken haberleri aldığın kaynak linkleri de yazının sonuna eklemen. Şimdiden teşekkür edrim.
Logged

AHHA!
PRoMeTHeEuS
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 07 Nisan 2006 - 16:03:50 »

Aynı haber bugün (7 Nisan) Sabah gazetesinde de verildi arkadaşlar.
Logged
Tecrübeli Üye
****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 90
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : 07 Nisan 2006 - 19:52:17 »

         Neredeyse bütün gazeteler verdi bu haberi....
Logged

Geçmişi hatırlamayanlar, onu bir kere daha yaşamak zorunda kalırlar...
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 145
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : 07 Nisan 2006 - 20:09:20 »

evet. ama bilimle ilgili en orjinal haberleri www.cnntürk.com de bulabilirsiniz.




Tiktaalik, Avrupa ve Amerika kıtalarının birleşik olduğu dönemde yaşadı
« Son Düzenleme: 23 Mayıs 2006 - 23:13:08 Gönderen: İhsan Esentürk » Logged
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : 17 Nisan 2006 - 10:00:13 »

                  Yeni bulunan fosilimizle ilgili küçük bir sorunumuz var. Bu fosil geçiş formu değil. Evet taşıdığı özellikler ilginç. Ancak bu tür canlılara mozaik canlı diyorlar. Bir kaç sınıfın özelliğini birlikte taşıyan canlılar anlamında. Burada sorun bu canlının tam olan ve kullanabildiği uzuvlarının nerden evrildiği. Ayrıca bu canlıdan önce uzuvları belirmiş ama tam kullanamayan fosillerin olması gerekiyor evrim mantığı içersinde. Bu canlının bütün uzuvları bir anada gelişmiş olamıyacağına göre yarı tiktaaliklerinde olması gerekiyor. Neyse bekleyelim ve görelim. Bence heyacana kapılmamak gerekiyor her an bir süprizle karşılaşabiliriz.
Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : 27 Nisan 2006 - 02:42:13 »

Merhaba arkadaşlar, son bulunan ara form Tiktaalik roseae ile ilgili detaylı bilgiye canlıyla ilgili olarak hazırlanmış olan bu siteden ulaşabilirsiniz.

Alıntı
Bu fosil geçiş formu değil. Ancak bu tür canlılara mozaik canlı diyorlar. Bir kaç sınıfın özelliğini birlikte taşıyan canlılar anlamında.

HY grubu literatüre yeni bir kavram kazandırmış "mozaik" canlılar :). HY zaten "mozaik" canlı tanımlamasıyla bilmeden "ara form" tanımını yapmış. Ara formlar zaten iki tür/taksa arasında özellikler gösteren canlılara denilir, HY'nin yapmış olduğu yanlış tanımlamadaki hilkat garibesi olan canlılar değil -ki zaten yoklar-.
« Son Düzenleme: 27 Nisan 2006 - 02:53:56 Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç » Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : 27 Nisan 2006 - 05:38:57 »

                             Ara form canlılar henüz işlev kazanmamış uzuvlar yapılar taşırlar. Ara form canlıda en az bir tamişlerlik kazanmamış, yapı yada uzuv bulunur. Mozaik canlılar ise farklı sınıfların özelliklerini taşırlar. Ara form değillerdir. Örneğin, Tiktaalik roseae ara-form değil mozaik canlıdır. Bütün uzunları tam gelişmiş ve hepsini kullanabiliyor. Peki bu yapılar nerden gelişti? Birden bire gelişemiyeceğine göre, uzuvları henüz gelişmemiş canlılarında olması gerekir. Aranıpta bir türlü bulunamayan canlılar bunlar zaten. İz yok. Balıkla tiktaalik roseae arasında bağlantı yok. fosil halkaları eksik, balıktan birden mozaik canlıya nasıl geçildi?  Tiktaalik özgün bir tür. Şimdi her iki yaklaşım açısından bakalım olaya, yaratılış için mozaik canlı sorun değildir, özgün tür olarak yaratılmış olabilir. Evrim açısından bakarsak, evrim basamaklarından biri de olabilir ancak aradaki yapıların bulunması gerekiyor. Eğer aradaki eksik yapılı canlıları bulamazsanız, evrim geçirdiğini iddia edemezsiniz. Tüm fosil kayıtkarındaki durum da tam olarak budur, her tür birden ve ara formları olmaksızın ortaya çıkar.
Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : 27 Nisan 2006 - 15:29:39 »


Tamam da İhsan zaten diyorum ki HY'nin yaptığı ara form tanımı doğru değil, bir yanıltmaca. Böyle bir şey yok. Lütfen bana ciddi Evrim bilimci kaynaklardan ara form tanımını yapar mısın?

HY'deki yanıltmaca tanım şu: "Ara formlar, eksik, yarım, işlevini tam göremeyen organlara sahip olan canlılar olmalıdır." Açık bir şekilde hilkat garibesi mutant canlılardan bahsediyor. Ara form tanımı bu değil.

Tiktaalik roseae ile balık arasında geçiş demişsin. Tiktaalik roseae zaten bir balık; ama tetrapod özellikleri de göstermeye başlamış.

Tiktaalik roseae tetrapodlarla (4 ayaklılarla) balıklar arasında bir ara form. Örneğin yüzgeçleri var; ama normal balıkların yüzgeci gibi değil, bacağa doğru evrimleşmiş. Tetrapodlardaki gibi parmaklı ayaklara henüz sahip olmasa da dört ayaklı canlıların ön ayaklarında görülen üst kol ve alt kol kemiğine, hatta daha sonraları gelişecek olan el kemiklerine bile sahip. Tam bir bacak değil; ama yüzgeçten evrilmiş bacağa yakın bir yapı.

Tiktaalik roseae'nın sahip oldukları yüzgecin ötesinde yarı bacak şeklindeki yapısı HY'nin yaptığı tanıma da kısmen uyuyor zaten.

Başını bağımsız hareket ettirebileceği boynu da var. Kafasında görülen kulak biçimini almaya başlamış olan yapı küçük bir solungaç yarığına benziyor. Uzun burnu karada avlanacak biçimde değişime uğramaya başlamış.

Mozaik dediğiniz canlılar nedense birbirine en yakın sınıflar arasında çıkıyor, daha uzak, daha farklı sınıfların özelliğini taşımıyorlar nedense. Mesela balıklarla memeliler, balıklarla kuşlar arasında özellikler gösteren bir mozaik canlı neden yok?
Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : 27 Nisan 2006 - 17:26:04 »

                              Tamam HY'nin tanımı yanlış olsun. Kademeli evrimden bahsetmiyor muyuz? Uzuvlarda nötr mutasyon olmaz ki, canlının moleküler yapısında, enzimlerinde örneğin, nötr mutasyonlar anlaşılabilir bir yaklaşım ancak , uızuvlarada nötr mutasyon olamaz. En azından belirli bir aşamadan sonra kendini göstermesi lazım. Kaldı ki uzuvlar, çok özel yapılardır. Kemiğin şekli örneğin, yada kasların tutunması, sinir ağının ve kan damarlarının yerleşimi, vs vs.. Mühendislik çalışmalrında, protez veya, yapay organ tasarımında, canlıların kemik yapıları, görüntüleme yöntemleriyle bilgisayar ortamına aktarılıyor ve hesaplamalar yapılmaya çalışıyor. Hatta makina mühendisliğinde sistem tasarımı veya makina projesi derslerinde, buna benzer çalışmalar isteniyor öğrencilerden.
                               Mekanik kol saatlerinde değerli taşlar kulanılıyordu önceden. Saat sabit olmadığı için, milin yataklanması, büyük problem oluşturuyor. Yatay duran bir mil ile dikey duran bir milin, yataklamaları farklı. Sürtünmeyi azaltmak için yağlama yapılmalı. Sadece enerji kayıpları için değil, sürtünmelerden dolayı aşınmaların önlenmesi içinde gerekli. Kol saati kolun durumuna göre yatay veya dikey durabildiği için, uygun bir yağlama yapılamıyor. Şimdi, sertleştirilmiş malzemeler kullanılıyor. Saatin parçaları çok hafif ancak boyutlar çok küçük olduğu için, basınçlar yüksek oluyor. Aynı durum canlılar içinde geçerli. Farklı konumlarda bulunabiliyorlar, evet tam dönme hareketi yapan ve sürekli, hareket eden kemik yapıları yok ancak değişen kuvvetleri karşılaması gerekiyor. Tiktaalik içinde geçerli bu durum. Bir de kemiğin şekli ve konumu çok önemli. Tam olması gereken şekilde ve olması gerken yerde oluşuyor, tüm canlı yapıları. Kemiklerin birbiriyle bağlanması ve kullanılan malzemede önemli. Tendonların yapısı, sarmal şekli, kemiğe tutunduğu yer bunların hepsi öenmli değişkenler. Tiktaalik bu uzuvlarını kullanabiliyorsa, herşey yerli yerinde olmalı. Benim balıkla tiktaalik arası dediğim canlı, uzuvları belirmiş ama kullanamayan canlıydı. Evet hilkat garibesi, ancak canlılığın sürekli olması kademeli evrim için bunu gerektiriyor. Bir de canlının kimyasal gerçekliğiyle fiziksel gerçekliği arasında bağ yok. Kimyasındaki değişim, fiziksel gereksinimlerin sonucu değil. Buna rağmen nasıl oluyorda fiziksel gerçekliğinde bütün taşlar yerli yerinde olabiliyor. İşte ben bunu anlamıyorum. Kemiğin olması gereknen şekli ile mutasyonlar arasında bir ilinti yokken nasıl olması gerktiği gibi olabiliyor?
                         Yukarıda da belirttiğim gibi, hem yaratılış hem de evrim savına uyabilen bir örnek tiktaalik ve bu bir belirsizlik. Evrime inananlar evrilmiştir diyor, yaratılışa inanalar yaratılmıştır. Evrildiğine dair bir kanıt yok oysa. Bu belirsizlik varken nasıl kesin konuşabiliriz evrimleştiği hakkında?  Evrildiğine dair kanıt yok diyorum, yaratıldığına dair kanıt olamaz zaten, eğer evrimleşmediği ispat edilebilirse yaratıldığına dair kanıt olabilir. Aslında yaratılışı savunanların, evrim üzerinden delillendirme mecburiyeti vardır. Yaratıldığını başka bir yol ile ispatlamak mümkün değil. Evrimde süreçler var, yaratılışta süreçler yok, en azından uzun değil. Yaratılışta canlılar birbirinden bağımsız olduğu için, delilendirmenin tek yolu, evrimsel bir sürecin yaşanmadığını kanıtlamaktan geçiyor onun için. Tiktaalikte beklemekten başka çıkaryol görünmüyor. Belirsizliğin aşılması lazım.
Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 379
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : 27 Nisan 2006 - 19:00:55 »


Uzuvlarda mutasyon olmaması... Mutasyon tabi ki uzuvda meydana gelmez, genetik yapıda meydana geliyor; fenotipe (uzva) de yansıyor. Kemik yapımızı, onun gelişimini, derimizi, aklımıza ne gelirse her bir doku, organ ya da uzvumuz genlerin kontrolünde oluşuyor biliyoruz. Genlerde, kromozomlarda herhangi bir değişim, kopyalanma meydana geldiğinde bu küçük etki dışta, fenotipte çok büyük etkiler bırakacak şekilde yansımıyor mu?

Genetik yapıda mesela meydana gelebilecek küçük bir kopyalama işlemi (birbirine bağlı genlerin ikilenmesi) ile bir yılan türünün sahip olduğu omur sayısı artabiliyor. Şimdi bu omurun meydana gelebilmesi için ayrıca sinirlerin, kan damarlarının, kasların da meydana gelmesi lazım ve de geliyor. Yani zaten genetik edevat var sadece bir mutasyon gerekiyor ve sonuçta karmaşık yapılı bir omur daha eklenebiliyor.

Şimdi bunları biliyorsak bu değişimlere neden karşı çıkıyoruz ki?

Tiktaalik rosea'nın bacağımsı yüzgeçleri normal bir yüzgece göre çok derin farklılıklar içeren bir yapı değil ki ve de kademeli bir şekilde evrilmiştir. Zaten Tiktaalik rosea ile normal balıklar arasında ara formlar da var (Panderichthys). Uzuvlarının belirmesine gerek yok, zaten yüzgeçten bacağa evrilme var kademeli olarak.
Logged

AHHA!
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 130
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : 18 Mayıs 2006 - 11:54:29 »

                         Yukarıda da belirttiğim gibi, hem yaratılış hem de evrim savına uyabilen bir örnek tiktaalik ve bu bir belirsizlik. Evrime inananlar evrilmiştir diyor, yaratılışa inanalar yaratılmıştır. Evrildiğine dair bir kanıt yok oysa. Bu belirsizlik varken nasıl kesin konuşabiliriz evrimleştiği hakkında?  Evrildiğine dair kanıt yok diyorum, yaratıldığına dair kanıt olamaz zaten, eğer evrimleşmediği ispat edilebilirse yaratıldığına dair kanıt olabilir. Aslında yaratılışı savunanların, evrim üzerinden delillendirme mecburiyeti vardır. Yaratıldığını başka bir yol ile ispatlamak mümkün değil. Evrimde süreçler var, yaratılışta süreçler yok, en azından uzun değil. Yaratılışta canlılar birbirinden bağımsız olduğu için, delilendirmenin tek yolu, evrimsel bir sürecin yaşanmadığını kanıtlamaktan geçiyor onun için. Tiktaalikte beklemekten başka çıkaryol görünmüyor. Belirsizliğin aşılması lazım.

Evet, h.yahya'nın tüm tanımları gibi, bu tanımı da yanlış.

İkincisi, söylediklerinizde, bir saatin bir canlı ile analojisi sözkonusu, anolojinin kanıtını da verir misiniz? Bence bir canlı asla bir saate benzemez de...

Üçüncüsü, ortaya atılmış bilimsel bir teori var, ve bir yığın kanıt bunu doğruluyor. KAnıtların doğrulamak isteyip istememesi pek önemli değil.. Zira, kuantum teorisinde de herhangi bir mantıksal bağı olmayan şeyleri doğrulayan kanıtlar var (Shrodinger denklemi) ve bunların doğruluğu aşikar.

Bu fosil bir kanıttır, siz görürsünüz görmezsiniz. O sizin evrim sürecindeki yeriniz ile de ilgili bir sorun. Kim kendinde kanıt beğenmeme lüksünü görebiliyor!!!

H.Yahya gibi ne idüğü belirsiz bir adamın sözlerini okuyacağınıza, keşke bilim dergisi Nature'ın bu konudaki yazısını okusaydınız. Ama o bilim ahlakı ister!

http://www.nature.com/news/2006/060403/full/060403-7.html
Logged

Kanıtlara dayanmayan her şey değersizdir.
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #12 : 18 Mayıs 2006 - 12:08:11 »

                                 Benim atalarım hiç evrim geçirmediler... Sizinkiler geçirdiyse başka... Dolayısıyla benim evrim basamaklarım yok ama şunu çok iyibiliyorum ki insan hayvandan daha aşağı olabiliyor... Hakaretinizi şahsınıza iyade ederim...  Söyliyecek bir şeyiniz yoksa susun varsa hakaret etmeden söyleyin.... Tek bir fosili hazine bulmuş gibi sahiplenmeniz durumunuzu ortaya koyuyor oysa binlerce yüzbinlerce ara form olması gerekiyor.....
Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 130
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #13 : 19 Mayıs 2006 - 10:57:40 »

                                 Benim atalarım hiç evrim geçirmediler... Sizinkiler geçirdiyse başka... Dolayısıyla benim evrim basamaklarım yok ama şunu çok iyibiliyorum ki insan hayvandan daha aşağı olabiliyor... Hakaretinizi şahsınıza iyade ederim...  Söyliyecek bir şeyiniz yoksa susun varsa hakaret etmeden söyleyin.... Tek bir fosili hazine bulmuş gibi sahiplenmeniz durumunuzu ortaya koyuyor oysa binlerce yüzbinlerce ara form olması gerekiyor.....

Anlamanz zor olabilir, onun için madde madde yazıyorum.

1- Bu fosil bilimsel (veya olgusal her ne ise) bir kanıttır. Bunun için de dürüst bir bilimcinin ona dört elle sarılması doğaldır.

2- Sizin atalarınızın evrim geçirmediğini söyleyerek bir itirafta bulunmuş olmuyor musunuz?

3- İade ettiğiniz hakareti de gösterin bir zahmet.

4- Eğer zahmet edip prof.Futuyma'yı dinleseydinhiz, onlarca fosil görebilirdiniz. Fakat gelmediyseniz de, uluslararası atıf indeksine giren "Evolution" dergisinde (ki kendisi hakemli bilimsel bir dergidir) istediğiniz kadarını bulabilirsiniz.

5- Sizin bilimsel olarak kanıtlanmış bir teoriye inanmıyor olmanız teoriye değil, size ait bir sorundur
Logged

Kanıtlara dayanmayan her şey değersizdir.
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 302
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #14 : 19 Mayıs 2006 - 16:41:36 »

Alıntı
Bu fosil bir kanıttır, siz görürsünüz görmezsiniz. O sizin evrim sürecindeki yeriniz ile de ilgili bir sorun. Kim kendinde kanıt beğenmeme lüksünü görebiliyor!!!

H.Yahya gibi ne idüğü belirsiz bir adamın sözlerini okuyacağınıza, keşke bilim dergisi Nature'ın bu konudaki yazısını okusaydınız. Ama o bilim ahlakı ister!
Buyurun hakaretleriniz bilgi mi sunacaksunız yoksa polemik mi yapacaksınız? Saatle canlılar arasındaki analojimi dediniz Bio-Fizik diye canlıların fiziksel yapısını inceleyen bir bilim dalı var, belki duymuşsunuzdur. Cankı olmak fiziksel yasalardan bağımsız olmayı gerektirmiyor mesela uyluk kemiği yada kaval kemiği üzerinde belirli kabuller altında kemiğe tekiyen kuvvetleri bunların oluşturduğu basınçları ve şekil değişiklerini gösterebilirsiniz.... Lütfen bilgi sunup ortaya birşey koymıyacaksanız gereksiz polemik ve hakaretlerinizle kirlilik oluşturmayın....
Logged

"Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında," A.Hamdi TANPINAR "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir..." Cemil MERİÇ
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
Yazdır
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi  |  Katagoriler  |  Evrim (Moderatör: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç)  |  Konu: Yarı balık yarı dörtayaklı omurgalı fosili
Gitmek istediğiniz yer:  

Bu Sayfa 0.179 Saniyede 28 Sorgu ile Oluşturuldu
Forumda Arama                   Gelişmiş Arama
Sponsor Bağlantılar
Forum Duyuruları
Forumda çıkan hatalar, sorunlar, öneri ve eleştirileriniz için "Hata Rapor" başlığını kullanabilirsiniz.
Forum Rütbeleri / Mesaj Sayısı
Yeni Üye < 10
Aktif Üye 10-29
Paylaşımcı Üye 30-49
Tecrübeli Üye 50-99
Uzman Üye > 100
Forum RSS