GenBilim
Türkiye Bilim Sitesi  
Anasayfa | Forum | Bilimler | Arşiv Tarama | GenKalem | Destek | Site Haritası | Linkler | RSS | Reklam | Arkadaşını Davet Et | İletişim
Kontrol Paneli Anasayfa arrow Forum Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Kontrol Paneli Üye OlŞifre Hatırlat Kontrol Paneli
Anket
Soru: Reenkarnasyona inanıyor musunuz?
Evet, inanıyorum. - 3 (10.3%)
Hayır, inanmıyorum - 26 (89.7%)
Toplam oy: 28

Sayfa: [1] 2 3   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: REENKSRNASYON a İNANIR MISINIZ?  (Okunma Sayısı 2680 defa)
0 Üye ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 141
Üyelik Bilgileri
« : 06 Nisan 2006 - 18:31:20 »

arkadaşlar aranızda reenkarnasyona inan veya inanmaya var mı? düşüncelerinizi bekliyorum
Logged

Kişinin bilmediği ya da hiçbir şekilde fikrinin olmadığı düşünceler gece kafasının labirentlerinde dolaşır.-Goethe
Yeni Üye
*
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 2
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : 08 Nisan 2006 - 11:48:03 »

bence tamamen sacma bi inanc sistemi kim gitmiste gelmiş ki a17
Logged
Tecrübeli Üye
****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 88
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : 08 Nisan 2006 - 20:06:33 »

        Şahsen bende inanmıyorum....
Logged

Geçmişi hatırlamayanlar, onu bir kere daha yaşamak zorunda kalırlar...
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 367
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : 08 Nisan 2006 - 20:58:43 »

Merhabalar,

Canlısıyla, cansızıyla tüm evreni en küçük uzay aralığından kaplayan, kuşatan Ruh denen külli/tüm/yekpare/tek olan soyut yapının bir yerlerden ya da birilerinden çıkıp başka bir zamanda başka bir kişiye/canlıya gireceğine ben de inanmıyorum.

Peki, önceki hayatlarını hatırladıklarını söyleyen bunca insan yalan mı söylüyorlar? Bence bu tür paranormal olayları yaşayanların sayısının fazla olması dikkate değer.

Ben bu tür vakalara farklı bir şekilde bakıyorum.

Bilinç, zamandan ve mekandan bağımsız, evreni algılayan bir üst (5) boyuttur. Bundan dolayıdır ki, geçmişe ve geleceğe ait tümel bilgiyi zamansızlık ve mekansızlıkta barındırır. Bu üst boyuttaki tümel bilgiler alt boyutlarda (algıladığımız evrende) izdüşüm olarak veya yansımalar veya bir kısım özelliklerin açığa çıkması, kodlanması olarak gerçekleştiğinden bu 4 boyutlu evrenimizde bu boyutlarla algılanan bireyler diğer zamanlarda/devirlerde veya paralel evrenlerdeki diğer kendileriyle (Bilincinin kendini bir alt boyutta göstermesiyle ) bağları bulunmakta..

Kimi  insanlarda bu bağ çok güçlü bir şekilde hissediliyor ve önceki yaşamlarının olduğundan bahsediyorlar. Bana göre istisnasız her bilinçli varlık bunu yaşıyor; ama kimi bireylerde bu his daha ağır basmakta.

Üst üste bindirilmiş, incecik 2 boyutlu yukarı doğru çıktıkça alanı küçülen kare dilimlerden oluşturulmuş heterojen bir piramit (3 boyut) düşünelim. Bu örnekte, piramitimiz yani üst boyutumuz Bilincimizi, 2 boyutlardan oluşan her kare dilim ise bu dünyada algılanan bedenlerimizi temsil ediyor. Bütün dilimler piramitten, piramitin farklı tarafları ve her kare dilim piramiti oluşturmakta...
« Son Düzenleme: 25 Haziran 2008 - 14:34:46 Gönderen: Alp Eren H.A.lî.M Kılıç » Logged

AHHA!
Yeni Üye
*
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 6
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : 17 Nisan 2006 - 00:56:06 »

Çoğul Kişilik (Disosiatif Kimlik Bozukluğu) :

           Süregiden (kronik) bir disosiyatif bozukluktur. Kişide iki veya fazla kimlik ya da kişilik durumu vardır. Her kişilik kendi içinde oldukça süreklilik gösteren bir çevre ve benlik algısı, ilişki kurma ve düşünce biçimine sahiptir. En az ikisi kişinin davranışlarını zaman zaman denetimi altında tutar. Önemli kişisel bilgileri unutma, sıradan unutkanlıkla açıklanamayacak ölçüdedir. Hemen %100’ü çocuklukta travmatik olay yaşamıştır (en sık fiziksel ve cinsel kötüye kullanım, özellikle de ensest). Ayrıca bu bozukluğa eğilim, çevre etkenleri ve destek yokluğu da hesaba katılmalıdır.

Sıklıkla yanlış tanılarla izlenirler. Bir kişilikten diğerine geçiş ani ve dramatiktir. Kişilikler birbirinden haberli olmayabilirler (amnezi), haberdar kişilikler birbirini arkadaş, eş veya rakip/düşman olarak görebilir.

Tedavide en etkili yaklaşımlar hipnoz veya ilaç destekli görüşmelerle kendini tanımaya yönelik psikoterapidir. Antipsikotik ilaçlar kullanılmaz. Düzelme aşamasında çoğunlukla travma sonrası stres bozukluğu belirtileri çıkar ve antidepresan veya sakinleştiriciler gerekebilir.
            Psikiyatri, önceki yasamlarinin oldugunu söyleyen insanlara 'dissosiyatif bozukluk' (çogul kisilik) hastaligi tanisi koyuyor.
Hipnoz anında geçmiş hayatlarını anlatan bu insanlarla ilgili olarak  psikiyatristler, bu tür insanlarla ilgili olarak çok çarpıcı şeyler söylemekteler.   Hipnoz altında geçmişte yaşamış(!) olduğu hayatlarını hatırladığını söyleyen, hatta bu yaşamlarındaki kimliklerini televizyonda çıkıp ifade eden kişilerin benzerleri klinik psikiyatride belirli bir sıklıkla görülür. Bu durum dissosiatif bozukluğu olan kişilerde kendiliğinden gözlemlenebileceği gibi, hipnoz altında da gözlenebilir. Geçmişte yaşadığını beyan eden kimlikler aslında o kişinin farklı bir kimlik durumunu, psikolojideki adı ile Altered ego state  ifade eder. Böyle insanlarda aynı anda birden fazla kimlik ya da kişilik durumu olabilir. Bu kimlikler gün içinde değişik zamanlarda ortaya çıkıp konuşabilirler. Bu durumu hastalar reenkarnasyon yaşantısı, içinde bir cin olduğu, ölen bir insanın ruhunun kendi bedeninde yaşadığı şeklinde hissedebilirler. Bu durum çoğul kişilik ya da dissosyetif kimlik bozukluğu olarak bilinir, ortaya çıkış nedenleri, teşhis ve tedavi süreçleri oldukça iyi bilinmektedir.  bu kişilerin önemli bir kısmında reenkarnasyon yaşadığını iddia eden (inancı olsun ya da olmasın) vaka görülür. Bu kişiler genellikle bu durumu benimsemekten çok bundan rahatsız olmakta ve bunun açıklanmasını istememektedirler. Bu kişiler tedavi sürecinde sözü edilen geçmiş yaşam öyküleri anlatan kimlik durumları ile entegre olup tedavi edilebilmektedir. Tedavinin başarısı aynı zamanda reenkarnasyonun varlığı adına ortaya atılan delillerin aslında iyileştirilebilecek bir bozukluk olduğunun kesin delilidir.

Üç Türk psikiyatrist tarafından gerçekleştirilen bir araştırma sonucunda elde edilen istatistiklere göre dissosyetif bozukluğu olan hastaların önemli bir bölümünde (% 22.9) reenkarnasyon yaşadığına dair şikayetler var.
Reenkarnasyon tibbi olarak ele alındığında bu bilgileri elde ediyoruz, bu konuda benim görüşüm  inanmama doğrultusunda.
« Son Düzenleme: 17 Nisan 2006 - 01:03:19 Gönderen: ayşegül arslan » Logged
Paylaşımcı Üye
***
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 30
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : 02 Mayıs 2006 - 11:28:04 »

ben de inanmıyorum çünkü bir ruh sadace bir canlıya gönderilir....
Logged
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 141
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : 02 Mayıs 2006 - 16:47:00 »

bi' arkadaşımız ankette evet şıkkını işaretlemiş. o arkadaş da fikirlerini yazabilir mi?
Logged

Kişinin bilmediği ya da hiçbir şekilde fikrinin olmadığı düşünceler gece kafasının labirentlerinde dolaşır.-Goethe
Tecrübeli Üye
****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 57
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #7 : 28 Mayıs 2006 - 22:51:02 »

ne inanacak kadar, ne de inanmayacak kadar bir bilimsel verinin insanoğlunun elinde olmadığını düşünüyorum.

Logged

http://groups.yahoo.com/group/dusuntasin İlk splicing olayını siz yapın ve kromozomunuzdaki "tembellik" genini yok edin.
Aktif Üye
**
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 12
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : 30 Mayıs 2006 - 19:11:18 »

aslında dinimizin acısından düşünürsek böyle birşeye inanamk imkansız gelir.ama daha farklı acılardan baktığımızda bu inancın ortaya atılmıs olması bile düşündürücü bir sebep bence.bu konuda biri beni  bilimsel acıklamayla aydınlatırsa cok sevinirim.şimdiden teşekkürler.
Logged
Tecrübeli Üye
****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 58
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #9 : 04 Temmuz 2006 - 22:14:44 »

bence olabilecek bişi. Biz alışmışız kesin yargılarla reddetmeyi. oysa bilimsellilk adına düşünmek lazım. şöyleki insan ençok çocukluğunda yeni şeyler öğrenirken şaşırır çünkü daha yabancıdır onlara ve önce çekişnce ile yaklaşır. sonra alısır ona ve umursamaz olur. Mesela size soruyorum bir taşı hava ya atsam ne olur herkesin cevabı bellidir yere düşer. bravo bildiniz ama nasıl bildiniz ki? ya düşmezse bunu kim garanti eder; kimse edemez. sadece alışık olduğumuz için biz öyle deriz yani taşın düşeceğini bizim önceki tecrümiz belirler şu anki aklımız yada sezimiz değil. bunun gibi reenkarnasyonun varlığı hakkında kesin bişi söyleyemeyiz. bu soruyu araştırmak isteyen donanımlı olmalıdır bir de her türlü inancını ve önyargısını bir kenara bırakarak bilimsel davranmalıdır belki o zaman ispatlanır varlığı ya da yokluğu ama bildiğim kadarıyla avrupalı bir kadın bunu iddia etmiş ve avustralyadan geçmişte yaşamış bir kadının ismini adresini yaşamı hakkında her türlü bilgiyi vermiş yapılan araştırma kadının söylemi ile örtüşüyormuş. benden bu kadar kesin yargılı olmayalım beyler bilimsel bir platformdayız.
Logged
Paylaşımcı Üye
***
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 37
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : 13 Ağustos 2006 - 17:37:03 »

ben inanmıyorum çünkü gereksiz birşey. dini olarak baktığımızda allah istediği kadar yaratma özelliğine sahiptir neden böyle bir tasarrufa veya geri dönüşüme gitsin, bilimsel olarak baktığımızda ise eğer ruh sayısı sabit ve sürekli tekrar ediyorsa insanların nüfusu neden artıyor buna cevap bulmak lazım.

bu konunun insanlık tarihide çıkması ise aynen eski mısır inancına benzer özellikler göstediğini düşünüyoruum. devlet insanları kendisine bağlamak için bir kutsallık, bir neden-sonuç ve itaat-ödül gibi kavramlar ortaya çıkartmıştır.

kendini gidip gelmiş olarak gören insanların ise, geçmişteki ufo olaylarını anlatan insanlardan pek bir farkı olduğunu düşünmüyorum. sadece popülerlik için hazırlanmış kurgulardır. ufo olaylarının ekin çemberleri tarihini araştırmak bu konu için yeterli olur.

canlılar içgüdüleriyle yani belli bir bilgiyle doğarlar. içgüdüsü olayan hiçbir yanlı yaşayamaz çünkü neden yaşasın ki?? ruha inanıpta içgüdüye inanmamak saçmalık olur.
Logged
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 252
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #11 : 13 Ağustos 2006 - 23:29:10 »

kendini gidip gelmiş olarak gören insanların ise, geçmişteki ufo olaylarını anlatan insanlardan pek bir farkı olduğunu düşünmüyorum. sadece popülerlik için hazırlanmış kurgulardır. ufo olaylarının ekin çemberleri tarihini araştırmak bu konu için yeterli olur.

Bu konuyla ilgili araştırma yapmışsın sanırım. Bilgilerini bizimle(ya da benimle) paylaşırsan acayip sevinirim. Bakalım UFO olayları üzerine nasıl yorumlar getiriiyor. The Truth Is Out There diyorum sözü sana bırakıyorum...
Logged

Matematiksel buluşun itici gücü mantık değil, hayalgücüdür
Paylaşımcı Üye
***
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 37
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #12 : 16 Ağustos 2006 - 19:27:58 »

Sitede bi sorun vardı galiba, o yüzden 3 gündür mesaj yazamadım, neyse konuya dönelim.

bu konuyu ekin çemberleriyle bağdaştırdım çünkü discovery de izlediğim bir belgeselde bu işin çok üstün bir zeka gerektirmediğini sadece bir çizim ve bir bahçe silindiri veye tırmık yeterli oluyor. bu olay ilk olarak ingilterede iki genç tarafından yapılıyor. tabiki kendilerini çok sonra açıklıyorlar. onlar açıklayana kadar dünyanın çeşitli yerlerinden avustralyadan brezilyaya  heryerde bu tür desenler ortaya çıkarıldı. nedense bu gençler ortaya çıkıp açıkladıklarında bu olaylar azaldı ve dolayısıyla basından da itibar görmez hale geldi. nanoteknolojiye şaşırmayan insanlar bu tip olaylara şaşıyor. insanları anlamak hakikaten güç.

reenkarnasyonun ise sanal olduğu için bu şekilde bertaraf edecek birşey olmuyor. dünya tarihine baktığımızda, genelde bir öte dünya ve bir ruh vardır, insanlar öte dünyaya iyi bir şekilde gitmek için bu dünyada çalışırlar ilahi dinlerde peygamberler vasıtasıyla allaha, batıl dinlerde ise ya devlet başkanına ruhani lidere yada doğdaki diğer öğelere inanılır. dünyada cevap bekleyen en önemli soru tartışmasız öteki dünyada ne olduğudur. konumuz insanlar olduğu için haliyle suitimal edenler çıkacaktır. çünü mükemmel bir populerlik kaynağıdır.

önce kurgularlar zamanla gelişir bu kurgu sonra buna inanırlar daha sonrada çevresindekileri inandırmaya başlarlar.

necip fazıl ın güzel bi sözü var "başı yok sonu yok da sen niye varsın" herhalde böyleydi.. sürekli gidip geleceksin de senin hayattaki amacın ne olacak. bu böyle olursa yaşa öl, yaşa öl, nereye kadar. buna inananları sadece biraz mantığa davet ediyorum.

ayrıca hipnoz olayınada bir parantez açmak istiyorum. bugün halk arasında, hipnoz sırasında konuşanların kesinlikle doğru olduğu düşünülür zaten yakın zamana kadar psikolojide de böyleydi. fakat artık bunun böyle olmadığı ortaya çıktı ve deneylerlede kanıtlandı. ufo ve reenkarnasyon olaylarının da dayanağı olan duvarda çömüş oldu.

ufo bilgime gelirsak kitap, belgesel bir de site yapmıştım. zaten küçüklükten beri ilgilendiğim konulardan biridir.
Logged
Global Moderator
Uzman Üye
*****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 252
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #13 : 16 Ağustos 2006 - 21:34:54 »

Kitap, belgesel bir de site oldukça etkileyici bir geçmiş. Neyse ekin çemberlerine geri dönersek ben olayın bu kadar baside indirgenemiyeceğini düşünüyorum. Yani eline bıçak alan herkes bunu yapabilir demek çokta doğru değil. O çemberlerde çok hoş geometrik şekillet içiçe geçmiş. Tabiki uzaylılar yaptı demiyorum ki uzayda yaşam olabileceğine de inanıyorum. İnanıyorum da bu adamlar(yada küçük yeşil adamlar artık herneyse :P) manyak mı gelip oraya buraya işaret bıraksınlar(Signs filmi direk geliyor aklıma ki kötü bir filmdi). Ama beni iki tane çiftçinin bunları yaptığına da kimse inandıramaz. Bende bu adamları gündeme gelmekle suçlarım olur biter. Çünkü mükemmel bir populerlik kaynağı dediğin gibi...
Logged

Matematiksel buluşun itici gücü mantık değil, hayalgücüdür
Paylaşımcı Üye
***
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 37
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #14 : 16 Ağustos 2006 - 21:59:20 »

bunu yapanlar çifti değil üniversite öğrencisi bulundukları ortamı tahmin etmek zor değil. bir de avrupa kültür yozlaşması var hayatta yapılabilecek çoğu şeyi yapmış insanlar... neyse belgeselde kısa bir gösteri de yaptılar. kağıda çizdikleri deseni; önce tarlanın belli noktalarını işaretliyorlar daha sonra noktaları iplikler yardımıyla birleştiroyorlar. son olarakta silindirle (veya daha gerçekçi olsun diye yakarak) üzerinden geçiyorlar. için enzor kısmı noktaları tespit etmek bu da çok zor olmasa gerek. zaten bir günlerini almıyor bile. büyük boyutlu bir resimden hiçbir farkı yok. sadece tuali kaçk kullanıyorlar o kadar:)
Logged
Sayfa: [1] 2 3   Yukarı git
Yazdır
GenForum - Bilimsel Forumlar - Türkiye Bilim Sitesi  |  Danışma Kürsüsü  |  Soru-Cevap (Moderatör: İhsan Esentürk)  |  Konu: REENKSRNASYON a İNANIR MISINIZ?
Gitmek istediğiniz yer:  

Bu Sayfa 0.133 Saniyede 34 Sorgu ile Oluşturuldu
Forumda Arama                   Gelişmiş Arama
Sponsor Bağlantılar
Forum Duyuruları
Forumlarda görüntü kirliliğini önlemek için kayıt olduktan sonra profil resminizi güncellemeyi unutmayınız.
Forum Rütbeleri / Mesaj Sayısı
Yeni Üye < 10
Aktif Üye 10-29
Paylaşımcı Üye 30-49
Tecrübeli Üye 50-99
Uzman Üye > 100
Forum RSS